Ay: Haziran 2011

smyrnali, AQUA, azzurra Roportajı

Category : Kişisel Bloglar

Sayın forum üyeleri ve ziyaretçilerimiz,
Bu hafta çok özel bir roportajla karşınızdayım. Özel, çünkü forumumuzun bayan üyeleri ile yapıldı bu roportaj. Çok keyifliydi. Umarım siz de aynı keyifi alırsınız…Her birine bana zaman ayırdıkları için ayrı ayrı teşekkür ederim. Buyurun karşınızda forumumuzun bayan üyelerinden üçü.

Eğitiminiz nedir?

smynali- Düz lise mezunuyum, ayrıca meslek lisenin, giyim ve el sanatları nın birkac bransından mezun oldum.
AQUA- İstanbul uni.Edebiyat fak.Belge ve bilgi yönetimi
azzurra-Lise (Ama aslına bakarsanız iki üniversiteyi birini ilk ,birini son yılında terk ettim)
Mesleğiniz nedir?
smyrnali- İş kadınıyım diyemem ..Kazanc bekliyerek calısmadım .Kendi is yerimiz var ihtiyac oldugu zamanlarda orada olurum.. Turızımle ılgılıyız …ev kadınıyımda dıyemem o kadar mukemmel olmadım.
AQUA- Turizm -acenta
azzurra- İcra İhalelerinde gayrimenkul uzmanı olarak çalışıyorum.
Masonluğu anlatmaya çalışan bu foruma neden üye oldunuz?
smyrnali- Arkadasımın davetiyle geldim.
AQUA- Bilmek için, bilenlerin safında olmak için.
azzurra- Herhangi bir meslek ,herhangi bir ilgi alanı ile çevrenizde birçok kişiden biri bir bilgi sahibidir. Masonluk birçok kişinin bilgisi olmadan fikir yürüttüğü kavramdır. Siteye üye olmamda ki en büyük etken yazılı veya görsel basın dışında Tükiyede masonluk nasıl anlaşılıyor veya masonlar kendilerini nasıl ifade ediyor .
Forumumuz mottosunun hakkını ne kadar verebiliyor?
smyrnali- “masonluk masonlardan öğrenilmelidir”ise…ne kadarı ögreniliyor? Hem ögreti var hem yasaklar var celiskili degil mi?
AQUA- Bu sorunun cevabını asıl verecek olan yöneticiler olsa gerek.Üyelerin basvuruda verdikleri cevapları, zaman içinde forumun yansımalarını dışarıdan gözlemleyebilecek olan onlar.Ama bana göre evet daha önce duymadığım pek cok konu hakkında fikir sahibi oldum, merak ettiklerimin çapı genişledi, öğrendikçede artıyor.
azzurra- Zaten belli katılımcılar ve paylaşımları var.Ve o katılımcıların paylaşımlarını okumakta açıkcası zevk veriyor.Herşey yerinde ve dozajında .Diğerleri benim gibi merak edenler.
Masonluk hakkında neler biliyorsunuz? Masonluğu nasıl tarif edersiniz?
smyrnali- Masonluk hakkında araştırma yapmadım.medyada denk geldigim okuduklarımın genelde taraflı yargılar icerdigini gordum..bilerek konusanlar ortada yok…bilmeden konusanlar cok.
Bence Masonlar kendi icinde yapılanmıs ve fazla kapalı kalma hatasına dusmus bir cemiyet.
Belirli erdemleri benimsemiş,bunun cercevesinde hem sosyal hem ruhsal ogretileri iceren bir nizamı var.
AQUA-Öncelikle youtube’da dolaşan videolarla alakasının olmadığını biliyorum.Belki bazı dogrular, tamamen saptırılıp saçma sapan bir bakış açısıyla ortaya sunulmuş; hatta ortalamaya sunulmuş.Bu kadar yaygın kabul gören bir yorum olmasıda tamamen hitap ettiği kesime uygun olmasından kaynaklanıyor.Ortalamanın eğitimsiz ve kulaktan dolma fikirlere inanıp araştırmaya girmeyecek olmasını hesaplarsak bu kadar kabul görüşüne şaşmamak lazım.Peki o değilse ne masonluk?Bilim ve akıl kadar sezgilerinde en üst düzeyde kullanılarak; kişinin önce kendi yapılandırmasını oluşturduğu, sonrada toplum adına iyi insan (kamil-insan)olma yolunda ve iyi bir toplum olma hedefiyle , yöntemlerinide ketumiyetle kendi içinde saklı tutan bir kurum.
azzurra- Çocuk yaşımda Tapınak Şovalyelerine olan ilgimden dolayı araştırma yaparken bir bakmışım Masonluk kavramının içindeyim.Burda uzun tarihçe anlatmak yerine özünde iki kelime kardeşlik + yardımlaşma diye çok kısa özet keseceğim… Bana ifade ettiği güç,bilgelik,akıl,sır,yönetim,görsellik…
Bir bayan olarak kadınların mason olamayacağı düşüncesine nasıl bakıyorsunuz?
smyrnali- İnsan olarak insan olanın cinsiyeti benim icin onemli degildir.cinsiyet ayrımının oldugu yerde baska ayrımlarda vardır,bunları sorgulamak masonların işi olsun.
AQUA- Bir kadının mason olamayacağı düşüncesinden yola çıkarak bakarsak belki duygusal oluşu; adaletli ve adil karar vermeye engel arzedebilir.Ama istisnai kişiler vardır.Masonlukda zaten bu istisnai kişilerden oluşuyor fikrinden yola çıkarsak , bence olur neden olmasın.Dünya nufusunun %49 unu gözardı edemezsiniz.Aslında bu soruyla ilgili merak ettiğim baska bir konu var.İsminin içinde (K.M.B.L)mason locası kelimesi geçiyor olmasaydı, sadece ezoterik bir topluluk ve benzer faalyetleri gösteren bir kurum olsaydı.Üyeleri kadınlardan oluşan bu kurum hakkında yorumlar ne şekilde ve nasıl olurdu?
azzurra- Bu cevaba başta bayanlar olmak üzere bir çok kişiden tepki alacağımı biliyorum. Bence bayanlar mason olamaz bununda sebebi benim gözümdeki masonluk olgusu. Masonluk kavramının içinde ki en önemli şeylerden biri gizdir. Maalesef bayanların doğasında olan duygusallığın ,anaçlığın gizlilik politakısıyla örtüşeceğini düşünmüyorum ayrıca bayanlar kıskançtır ve bayanlar erkekler kadar da bir birine tutkun değildir.Gizli olan şeyler sırdır .Siz etrafınızda kaç tane bayanın sır tuttuğunu gördünüz? Ben de dahil olmak üzere hiç görmedim.Bu iki sebep yeterde artar bile ….Erkekler bu konuda daha yumuşak deyimler kullanıyorlar. Eskiden taş ustaları vardı ordan kardeşlik doğdu geleneksel yapıya uyuyoruz bla bla bla gibi…Ama işin özün bence yukarıda olan sebepten dolayı ..
Bir bayan gözüyle ve salt katılımcılarını baz alarak forumumuzu değerlendirir misiniz? Çoğunluğu erkek olan bir ortamda bulunmak size olumlu veya olumsuz bir durum yaşattı mı?
smyrnali- Katılımcıların cogunlugunun erkek oldugunu fark etmemiştim..siz sorunca şaşırdım.. daha oncede belirttigim gibi ,katılımcıların cinsiyetine yada suretine bakmam paylasımına paylasım tarzına bakarım 🙂
AQUA-Cinsiyete hiç dikkat etmiyorum yazılanlarda daha cok içerikle ilgileniyorum o yüzden yazan kişilerin cinsiyeti bir fark yaratmıyor.Bu forumda üye olarak yer almak belki olumlu ya da olumsuz bir durum yaratmış olabilir ama bu durumun benim cinsiyetimle alakası yok.
azzurra- Hayır asla rahatsızlık duymadım. Bilakis mason olan veya olmayıp ta bu konuyla ilgili araştırma yapıp güzel paylaşımlarda bulunan kişilerin paylaşımlarını fırsat buldukça zevkle takip ediyorum.
Çok kullanılan bir deyim vardır ” buraya bir hanım eli deymeli” diye. Forumumuza bir hamım eli deyecek olsa nerelere, nasıl deyerdi?
smyrnali- Mantı acarım …Tozunu atarım :)) Şaka bir yana , forUm genel anlamda iyi duzeyli bu tur seviyeyi koruyabilen bir kac formda daha bulunmustum.Seviyeyi korumak adına fazla resmi olunma durumu var.Devlet dairesine resmi dilekce yazar gibi ileti yollanıyor .
formda paylasmak kadar kaynasmakta onemli.kaynasmakta sevgi ve saygıyla olur.Forumda sevgi kaybolmus yerini baskın bir saygı göruntusu almıs …. oyle olmus ki ,.ısrarla saygı diye tutunanlar var . biraz sert uslupu hakaret sananlar var. hani sevgi? Sanırım once sevgiyi samimiyeti ogretmek gerekli sevginin getirdigi saygı sıcacıktır yurekten gelir baskıya yeryoktur onun icinde .
AQUA- Genelde kadın ağırlıklı sitelerde fix menü ; cilt bakımı , makyaj ürünleri,cocuk bakımı , alışveriş …sanki başka sey düşünmez başka seylerle ilgilenmez gibi :)Forumda böyle başlıklarında açılabileceği ihtimalini düşününce bir değişiklik olmasın, böyle iyi.
azurra- Sitede görünümüyle ilgili yeni güncellemeler olmuş. Ben şahsen eskisini tercih ederdim. Eskisinin havası daha güzeldi bu biraz basite kaçmış. Aklıma ilk gelen profilimizde son incelediğiz konular, arama motoru kısmı olsa, arkadaş ekle kısmı olup arkadaş olanlarda anlık sohbetleşme imkanı olabilse iyi olurdu.
Bu forum masonluğu anlatmayı amaçlıyor. Neden masonluğu öğrenmek istiyorsunuz?
smyrnali- Forumda masonları kendi agzından dinlemek daha iyi degilmi? .anlatabildikleri kadar onları tanımaya calısıyorum.ozellikle masonlugu ogrenmek gibi merakım yok.genel konularda genel fikirlerini dinlemeyi tercih ederim.boylece daha iyi tanırım 🙂
AQUA- Sadece masonluk değil daha çok uzantıları olan konularla ilgileniyorum.Ama ipin ucu aynı yere çıkıyor.Bütün bir insanlık birikiminin ve ögretilerinin ışığında ” ne olduğumuz?” ve ‘nasıl olmamız gerektiği” sorusuna cevap arıyorsak bir noktada çakışıp; masonluğun da ne olduğunu öğrenmeyi istememek kaçınılmaz.
azzurra- Masonluk içine girmeden yazılı yada sözlü basından öğrenibilecek bir şey değil. Öğrenmek değilde biraz daha anlamak için desek daha doğru olur.
Özel hayatınız da hiç mason tanıdığınız var mı? Varsa, en dikkat çekici özellikleri nelerdir?
smyrnali- Hem var hem yok diyelim…mason olduklarını belli eden bir ayrımcılıkları yok..genel olarak egitim ve kultur duzeyleri gayet iyi .kendini surekli gelistiren kişiler ..insan olan insan ….mason olup olmadıklarınıda hıc sormadım bırılerının yalancısıyım :=)
AQUA- ”Öncelikle harici olarak kişinin mason olup olmadığına nasıl karar vereceğiz?”Kişi olmak isteyip; benzer özellikler taşıyıp mason olduğunu iddaa edebilir.Özelliklerini taşır; ama bunu açıklamaz, ya da öyle olur bunuda saklama gereği görmemiş olabilir.Bu durumda bendeki bilgiyle; bu soruya cevap vermem olasılıklar dahilinde olacaktır.Olasılıklar dahilinde bu soruya cevap veriyorum. Olumsuz bir fikir de taşımadan hatta en ufak bir fikir sahibi olmadan once; yakınlarında olan gelecekte kendisininde olması olası arkadaslarım olmus olabilir.Belkide öyledir bilmiyorum bu konuda hiç konuşmadık.Anlamlandıramadığım bir fark var. Taşlar yerine oturmuşsına sezinlediğim içsel bir bütünlük, şaşırtıcı derecede denge hali …
azzurra- Hayır yok ama olmasını çok isterdim konuşulacak çok konu olurdu.
Masonluğa ilginizin sebebi nedir?
smyrnali- Özel bir ilgim yok.
AQUA- Öğrenme merakımı giderip,merak ettiklerimi artırdığı için.
azzurra-Eğer reenkarnosyon varsa ben geçmişte bir Şovalyeydim…Zaten anlayanlar anlamıştır.
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
smyrnali-Ne anlatabilirmki ?…..hmmm……sevgi dolu bir aile ortamında yetistim,kız erkek kardesler, kuzenler filan….cinsiyet farkının yerine sevgiyi sarmas dolas olmayı kızıp kavga etsekte birbimize sarılmayı küsmemeyi birbirmizi korumayı ögredik.
Helde babamın, kabahatleriniznde yalan soyleyip karsıma gelirseniz sucunuzun yerine yalanınız yuzunden dayak yersinız! bu ihtar bayagı etkili olmus ki yalan soylemedim ,dayak yemesemde iyi azar işittigim oldu ..Kuzenlerim erkek oldugu icin onların arasında onlardan gerı kalmadım yaramazlıkta ,itiraf edeyimki galıba en yaramaz bendım.pembe ,beyaz yalanlarıda ögrenemedım bu yuzden susmayı tercıh ederım.konustururlarsada sakınmadan gerceklerı soylerım.. (bu yuzdende pek sevilmem =)))
Bızler sımdıkı cocuklara gore daha şanslıydık sanırım,bayramlarda yılbasında ,ozel gunlerde babanemın evınde toplasılırdı,televızyon yoktu….sohbetler eglenceler oyunlar bırbırımızle kaynasıyorduk.Bize masallar okurdu.
okumayı ögrendigimde kosa kosa babanemin kitaplarından birini aldım okumak icin ,bir baktım ki yine okuyamıyorum.meger bize okudugu kitapların cogu osmanlıcaymıs ..
Babanem kanun,tambur calardı bazende bıze orta oyunu bıle oynardı,cok renklı bır kısılıgı vardı, bızleri toplardı, kızma bırader oynardık.mızıkcılık yapmadan ,edebiyle,keyif alarak oyun oynamayı onunla ogrendik..(babanemin kardesi)hele Mehlıka teyzemız tam bır osmanlı hanımefendısiydı,bızlere efendımsız hıtap etmezdı,duzgun temız turkcesıyle sevgı ve saygısıyla, bızler de ona ıtına ıle hormet ederdık.saygının,terbiyenin, zorlama ıle degıl sevgıyle kazanıldıgını ögretti.
Baskının yerine yetıskın muamelesı ıcınde cocuklugumuza göz yumuldu,utanmayı ,saygıyı ,terbiyeyi bu şekilde aldık.bu yuzden aileme minnetarım ,dogru yerde dunyaya gelmeyi beceren ruhlardanım sanırım:)
Evlendıgımdede ıs hayatım olmadıgı ıcın ev gezmelerı ve gunlere uyum saglama sorunum yuzunden,kurslara katıldım, derneklerde gorev aldım bır süre kızılayda gonullu hemsırelık yaptım. Bir donem kendi is yerimizde yogun olarak calıstım..Çocuklarım yetıskın oldugu ıcın artık kendımı emeklı ettım.Arkadasların atolyerınde seramık yaparak, bazen resım yaparak, arada kopegımle yuruyuslere cıkarak, kendımle kalmayı sevıyorum ..
Okumaya ilgim bir ara ruhun yolculuguna yoneltti beni .yada ruhum uyanmıya başlamıstı bilmem .Bu tur konularda bir seyler okurken farkketimki benim uyumsuzluk olarak kendimde adlandırdıklarım aslında icsel sesimin dısa vurusuymus…ic sesimi,sezgilerimi kapatmak yerine dinlemeyi tercih ettim…dinledikce madde dunyanın nasıl bir oyun oldugunu gordum,bu oyunun icinde birilerinin verdigi rolleri mi oynak gerekli yoksa kendi rolumuzu kendimiz mi secmeli? gordum ki en iyisi dogaclama yuregince oyna ister deli desinler ,ister veli, gerci ikisi arasında bir ince cizgi var cizgiyi bil ama bilmez gibi yap yerine gore veli, yerine gore deli en keyiflisi :)))
AQUA- Özür dileyerek bu soruya cevap vermek istemiyorum.
azzurra- En zor soru bu olmuş insan kendini nasıl anlatır ki….Bir kere bireysel özgürlüğüne çok düşkün olan biriyim,kuralcı ve de saygı kavramına çok dikkat ettiğimi de söyleyebilirim. Ortaokula giderken yaşının üzerinde eline geçen bir kitabı okuyup. O kitapta iki cümleye takılıp yaşantısının her zorluklarında ve güzelliklerinde iki cümleye göre rota çizen biriyim. Şimdi bunları yayınlayıpta okuyanlar olursa merak edecekler o iki cümleyi “Evetiniz Evet ,Hayırınız Hayır Olsun” diğeri ise “Her şeyin zamanı var.Gülmenin de ağlamanın da ;eğlenmeninde yas tutmanın HER ŞEYİN ZAMANI VAR”…
Masonluk bireyin gelişmesini ve daha iyi bir insan olabilmesini istiyor. Ülkemizin yapısı göz önünde bulundurulduğunda , bir bayan olarak kişisel gelişiminizin önünde engeller varmı? Varsa neler?
smyrnali- Masonluk bireyin gelişmesini ve daha iyi bir insan olabilmesini istiyor. da istekler icraatlerle gerceklesir .. masonlar kendi felsefeleri dogrultusunda bu konuda en iyi konumdalar bunu rahatlıkla soylebiliriz .
bırde devletinde bu konuda ne kadar yapıcı oldugu tabana inebildigi önemli.
benim cinsiyetimden yana sorunum yada engelim olmadı…..sen bayansın yapamazsın edemezsin diyenlere gulumserim….benim adıma karar verilmesini sevmem.
Toplumun icinde bu tur sorunlar varmı dersek degisen Turkiyenin icindeyiz ,sanırım gittikcede eskiyi aratır bir durum gorunuyor.
Halam liseyi bitirdiginde elini kolunu salayarak guzel sanatlar akademesine kaydını yaptırmıs…ve 4 branştan mezun olmus….
simdi gencler tek bir bolum icin savasıyor….
Genclerin egitim sisteminde ne sosyal ne kulturel egitim var ezbere bir zihniyetin ögretimi dayatılmıs.yarıs atı gibi yetistiriliyor.
amacından sapmıs bir sınav sistemi ,ve maddi sorunlar yüzünden bir suru engeller.
Egitimi tabandan saglıyan koy enistutuleri kapatıldı.,teknik ögretmen okulları kapatıldı.
Ögretmenlere diploması verilmis ,meslegi verilmis gelip yeterlilik sınavı acılıyor..sistemde hata varsa sisitemi duzeltmek gerekli . Kitap okumayı unutmus bir nesil yetistirildi.Tv vacizp hale getirildi oradan egitici prg yayınlarına bir bakalım.Yeterlimi ? kaliteli prgramlar herkes uyudukdan sonra yayında bu nedemektir?
AQUA- Kişisel gelişim olarak engel yok ama kişisel olarak gelişmesini arzu ettiklerim engelin kendisi olabilir.
azurra- Benim için konuşacak olursak zaman ve maddiyat (ama bir şeyin niyetine girmek onu çok çok istemek ayrı bir durum),genel için konuşacak olursak eğitim,maddiyat,kültürel yapı diyebilirim.
Evrensel ülküsü göz önünde bulundurulduğunda kadınların masonluğa ne gibi katkılarının olabileceğini düşünürsünüz?
smyrnali- Bu camianın icinde bu bilgilere daha vakıf bayanlara sormak lazım ..bayanların girdigi yere sevgi girer, neşe girer bir seyler guzellesir tamamlanır .Tek kanatla uculmaz eril dişil birlikte kanat cırpmalı ki ucabilsinler .
AQUA- Ayrımcılıktan yana değilim. Eşit katkıda bulunabileceğini düşünebilirim.Belki biraz daha duyarlı olabilir.
azzurra-Yukarda neden kadınlar mason olamaz sorusuna verdiğim cevapta anaçlık ve duygusallık artı olarak kullanılabilir. Kardeşlik ve yardımlaşma ayağının yardımlaşma kısmında…
Ben sormamış olsamda anlatmak istediğiniz bir konu , iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
smyrnali- Fazla geveze oldugum icin diger soruların arasında dagılmıs durumda zeten mesajlarım 🙂 onun icin yok diyelim …
AQUA- Teşekkür ederim , iletmek istediğim bir mesaj yok.
azzurra- Ben masonluğu neye benzetiyorum söyleyeyim: Hayat bir sinema filmi ise yapımcı ise TANRI, yöneten ve set arkası MASONLAR, oyuncular ve figuranlar BİZ…Filmin ismi TANRI,MASONLAR VE DİĞERLERİ..
Bu hafta üç hanımefendi konuğumdu. Bir sonraki roportajıma kadar mutlu kalın. Sevgilerimle.

MUSTAFA KEMAL ROPORTAJI

Category : Kişisel Bloglar

  

Roportaj dizisine bu hafta sayın Mustafa Kemal’le devam ediyorum. Kendisine roportaj teklifimi kabul ettiği için huzurlarınızda birkez daha teşekkür ederim.

 Bu hafta okuyacağınız roportajın da size keyif vermesini ve öğretici olmasını dilerim. Ben kendi adıma çok keyif aldım. Buyurun; karşınızda Mustafa Kemal…

 Eğitiminiz nedir?

Üniversite mezunuyum.

Mesleğiniz nedir?

Bankacıyım, meslekte 18 yılımı doldurdum.

 Mason kelimesini ilk nerede duyduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Tam olarak ilk seferi hatırlamam mümkün değil, ancak küçük yaşlarda olduğunu söyleyebilirim. İlk babamdan duydum. Kendisi Mason değildi. Ama gerek arkadaşları arasında gerekse ailemde Masonlar vardı.

Siz de neler çağrıştırdı?

Yukarıdaki soruda belirttiğim gibi, aile çevremde zaten Masonlar vardı. Bu sebeple hiçbir zaman kötü bir çağrışımı olmadı bende.

Peki Masonluğu ilk ne zaman kavram olarak incelemeye başladınız?

1988-89 yıllarıydı. Kuzenimle birlikte Leo olmaya karar verdik. Kulübümde kurucu sekreterlik, başkanlık yaptım. Sonra Yönetim Çevresi kurulmasında çalıştım. Orada da kurucu sekreterdim. Sıra Yönetim Çevresi Başkanlığına da geldi. Ama arkadaşlarımdan sürekli Mason olup olmadığıma dair sorular gelmeye başladı. Ben Mason değildim, bunu herhalde en iyi bilecek kişi de bendim. Ama nedense herkes “benden iyi bilerek” Leo’ların Lion’ların Mason olduğunu söylüyordu.

Bu sözlerin biraz da eleştiri içermesi üzerine araştırmaya başladım. Benim duyduğum Masonluk kötü bir şey değildi. İçinde olduğum Lions, Leo kesinlikle kötü değildi. Ama bu kadar eleştirisinin yapılması ilginç bir durum oluşturuyordu.

Kim haklı? Bunu bulmak için ben de ulaşabildiğim kaynaklardan araştırma yapmaya başladım. İnternet öncesi devir olduğu için çok da kolay değildi bu. Hem babamın çevresinin hem kendi çevremin çok yardımı oldu. Sonuçta benim haklı olduğum kanaatine vardım…

Bu tarihle mason oluşunuz arasında ne kadar zaman geçti?

7-8 sene gibi bir süre diyebilirim. Ama bu süre “o kadar beklenir mi” diye algılanmasın lütfen. Okumaya başlamam ile üye olmam arasında geçen süreyi söylüyorum. Masonluğu severek Mason olmak istemem ile üye olmam arasındaki süre daha kısa tabi ki…

Mason olmak istediğiniz, amaçladığınız bir şey miydi, yoksa olaylar mı sizi masonluğa götürdü?

Elimden geldiğince araştırdıktan sonra, Mason olmayı gerçekten istedim, çünkü Masonluğun düzgün bir yapı olduğuna karar verdim. Ondan sonra da teklif geldi. Gelmese belki hala bir harici olacaktım.

Ama kendimde gördüğümü herkes için zaten bu Forumda defalarca söylemiştim. Kişi eğer hazırsa, o teklif illa ki gelir, o kapı mutlaka açılır.

Sorunun cevabını şöyle vermek daha anlamlı olacak belki: Masonluğa giden yola rüzgara kapılıp girmedim, bilinçli olarak o yola çıktım. Ancak yolun sonuna ulaşmak biraz da şartların yönlendirmesiyle oluyor. (Aman yanlış anlaşılmasın, yolun sonundan kastım, Masonluğa kabul edilmektir, yoksa yetkin bir Mason olmak değil)

Kaçıncı derece masonsunuz?

Masonluğun en üst derecesi olan 3. derece, yani Üstat Masonum.

Sizin bir iletinizde örnek olarak verdiğiniz bir değimden yola çıkarak şunu sormak isterim: Bu boyuna bir ölçü, enine kaçıncı derecede masonsunuz?

Daha önce yazdıklarımı incelediğinizi görüyorum. Bu titizliğiniz ve dikkatiniz için teşekkür ediyorum.

Aslında bu sorunun gelmesini bekliyordum. Felsefi dereceler olarak nitelediğimiz Skoç Riti dereceleri, yapısı itibariyle Remzi Derecelerden farklıdır. Masonluk nedir konusunda sorulacak soruların muhatabı ilk 3 derecedir. Bu sebeple bir Üstat Mason bu sorulara cevap vermeye mezundur. Yani Forumumuz kapsamında Üstat Mason olmam yeterli diye düşünerek cevabımı bu şekilde verdim.

Ritte derecem 14. Aslında 14,5 diyebilirim, kararım çıktı, ilk törende 15. Dereceye yükseltileceğim. Daha detaylı bilgi vermek gerekirse, Olgunlaşma bitiyor, Şapitr’e geçeceğim.

Bir mason olarak şimdiki düşünce yapınızı temel alırsak, mason olmadan önce masonluğu algılayışınızla şimdiki arasında bir fark var mı? Yoksa masonluğu tam da kafanızda canlandırdığınız gibi mi buldunuz?

Bütün açık yürekliliğimle söylüyorum, hayatımda aldığım en güzel kararlardan birisi olarak görüyorum bunu. Girmeden önce sevmiştim, girdikten sonra sevgim ve saygım kat be kat arttı. Kafamda canlandırdığımın da ötesinde mükemmel bir yapının parçası olduğumu düşünüyorum.

Mason olma teklifinin geldiği günü bize anlatabilir misiniz?

Şimdi ABD’de yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşım teklif etti. Leo ile ilgili bir ev toplantısındaydık. Kurallar, ilkeler, sorunlar üzerinde yorucu tartışmaların ortasında, arkadaşım yanıma geldi, beni biraz uzağa çekti,

“Bu kadar emek veriyorsun, bunu çok faydalı bir yerde devam ettirmek ister misin” dedi. Nedir dedim, Masonluk diye cevap verdi.

Beklediğim bir teklif, beklemediğim bir yerde, zamanda ve beklemediğim bir kişiden gelmişti. Mutlulukla gurur arasında çok güzel bir duyguydu yaşadığım.

Sonraki süreç nasıl gelişti?

Sonraki süreçten önce anlatmak istediğim bir şey var aslında. Sürecin devamı için gereken bir konu, aileden onay almaktır.

Babam Masonlukla ilgili hiç olumsuz konuşmamasına rağmen, zamanında kendisine teklif geldiğini ve kabul etmediğini biliyordum. Bu beni endişelendiren bir konuydu gerçekten. Ya “hayır ne işin var onların arasında, ben kabul etmedim sen de etme” derse… Tam tersi oldu. Çok sevindiğini, mutlaka kabul etmem gerektiğini söyledi. Hatta, giriş ödentimi de babam verdi…

Bundan sonra bekleme süreci, aslında adı gibi sadece beklemekten ibaret bir süreç. İdari mekanizmayı bilmediğim için, bana haber verilmesini bekledim. Bu arada beni öneren Kardeşimin verdiği kitapları okuyordum.

Bu noktada anlatmak istediğim bir husus daha var aslında. Benim bekleme sürem normalden uzun oldu. Sebebi de beni öneren kişiyi beklememdi. Forumu dikkatli takip edenler bilecektir, bir aday önermek için 2 senelik Üstat Mason olmak gerekir. (Şimdi bu süre 1 seneye düştü, o zaman öyleydi.) Ben Kardeşimin 2 seneyi doldurup beni önerebilmesini bekledim. Başka birisi tarafından önerilmek mümkündü, ama bu bekleme de benim o kişiye karşı vefa borcumdu. Hala da aynı fikirdeyim, yine aynı durumda olsam beklemeyi tercih ederim.

Babanız neden kabul etmemiş. Bunu ona hiç sordunuz mu? Nedenini biliyor musunuz?

Sebebini tabi ki sordum. Kabul etmeme gerekçesini onun sözleriyle yazayım : “Oğlum, ben inancım gereği kendimi muhatabımı İslam’a davetle mükellef görüyorum. Biliyorum ki Masonlukta bu olmaz. Onun için orası bana uygun değil” Peki bana neden izin, hatta destek verdi bu konuda? Bunu da sordum. “Bu benim inanma şeklim, sen de aynı şekilde düşünsen girmek istemezdin. Kendi bu davetle mükellef görmüyorsan git, sana her konuda faydası olacaktır” demişti.

Sanırım babamın dini anlama biçiminden de bahsetmezsem bu açıklama yetersiz kalacak. Babam İslam konusunda çok bilgili ve dinine çok bağlı bir insandı. Hatta tek başına yazdığı bir İslam Ansiklopedisi de var. Bastıramadı, ama hayatının sonuna kadar üzerinde çalıştı, eklemeler çıkartmalar yaptı. Onun babası İstanbul Üniversitesi, sonrasında Ezher’de okumuş bir müftüydü. Bilerek inanan insanlardı anlayacağınız.

Babamın Mason arkadaşları, hazırlayacakları konferanslar için babamdan yardım isterdi, bunu da hatırlıyorum. Özellikle din, dinler ile ilgili yazacakları zaman. Tez, konferans gibi tabirleri hep duyardım ama ne ifade ettiklerini şimdi anlıyorum. Ve şimdi biliyorum ki babamın yazdıkları ben Mason olmadan çok önce Localarımızda okunmuş… Ne büyük kıvanç benim için…

Soruşturma sürecinde neler hissettiniz? Bir soruşturma yapılacağını biliyor, bekliyor muydunuz? Yani bir tetikte olma hali söz konusu muydu?

Soruşturma yapılacağını tabi ki biliyordum. Ama bunu tetikte olmayı gerektirecek bir şey olarak düşünmedim. Cevap veremeyeceğim bir soru olacak olsa, zaten önerilmezdim diye düşündüm.

Oldukça zor olacağını düşündüğüm bir sınamaya hazırdım, ama tahkikat beklediğimden kolay geçti. Bunu da daha sonra Locamda defalarca eleştiri olarak dile getirdim. Adayları daha zorlayacak bir tahkikat yapılmalı diye düşünüyorum. Sanırım bu sebepten, bana kolay kolay tahkikat yaptırmıyorlar 

Kabul edilmeme korkusu yaşadınız mı?

Hem evet hem hayır diye cevap vermek lazım bu soruya aslında. Hayır, çünkü okuduğum, öğrendiğim kadarıyla kendimi uygun bir aday olarak görüyordum.

Ancak, her şeyin olduğu gibi bunun da bir “ama”sı var. Sonuçta bir tahkikatten, birden çok oylamadan geçiyorsunuz. Oylamalarda evet oyu olduğu gibi hayır oyu da var doğal olarak. Yani hayır denilme ihtimali her zaman mevcut.

Üstelik bu korku giriş töreninde bile yaşanır. Yemin edip nura kavuşana kadar da geçmez. Zaten en güzeli geçmemesi, tören çok daha keyifli bir hale geliyor bu sayede.

Peki şu an da bir mason ve masonluğu yaşayan birisi olarak, masonluktan çıkarılmanızı gerektiren bir durum oluşsa ve çıkarılsanız kendinizi nasıl hissedersiniz?

Öncelikle, böyle bir durum olmaması en büyük dileğim. Kardeşlerimden uzak kalmak benim için çok büyük bir üzüntü ve ceza olurdu.

Masonluktan çıkartılmak üzerinde uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Bir kişi “Dernekten” çıkartılabilir (Biliyorsunuz HKEMBL aynı zamanda Dernekler Kanunu’na tabi bir dernektir), toplantılara girmekten men edilerek Masonluktan uzaklaştırılabilir. Ama ben Masonluktan çıkartma diye bir şey olamayacağına inananlardanım. Nura kavuşan kişi Mason olur. Zamanı geriye sarıp o nuru geri alamayacağımıza göre, kişi her daim Mason kalır.

Masonluğa kabul edildikten sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Öncelikle bu işe hatırı sayılır bir şekilde zaman ayırmak gerektiği kesin. Ayda 2 akşam toplantı var. Skoç Ritine de devam ettiğim için, 2 toplantı da orada var. Diğer Localarda görevli olarak gidilen toplantılar var. Tanıdığım bir kardeşimin konferansı, töreni gibi sebeplerle gittiğim toplantılar var. Yani ayda en aşağı 5-6 akşamımı bu işe ayırmış durumdayım.

Zorunlu değildir, ama tavsiye edilir, bir de okuma, çalışma kısmı var. Hatırı sayılır süreleri de okumak araştırmak için ayırmak lazım.

Yani hayatımdaki asıl değişiklik zaman konusunda oldu diyebilirim.

Değişiklik denilir mi tam olarak karar veremedim ama, burada tanıştığım insanlar da çok önemli benim için. Masonluğun tarihini araştıranlar asırlardır dünyaya yön veren o mükemmel insanların çoğunun Mason olduğunu okumuştur. Buraya girdikten sonra kendi toplumumuzdaki birçok değerli insanla tanışma imkanını buldum. Benim hayat kalitemi, dünyaya bakışımı değiştiren çok kıymetli insanlarla sohbet etme, bilgi ve tecrübe paylaşma, fikir teatisinde bulunma şansına sahip oldum. Bunu, hayatımda olumlu yönde yaşanan en güzel değişiklik olarak ifade edebilirim.

Bir mason olarak mason olmayı uman haricilere ”benim gibi olsalar yeter ” diyebilir misiniz?

Bunu diyemem  Benim gibi olsalar yeter demek, kendimi ideale yakın bir yerlere yerleştirmem demektir ki gerçekten çok haddimi aşan bir ifade olur.

Ama şunu diyebilirim: “Kendileri gibi olsunlar” Masonluğa uygunlarsa zaten buraya geleceklerdir. Bir başkası gibi yapan insan ne işimize yarar ki? Benzemeye çalışılan insanı alırız taklidi yerine, değil mi? 

İşin esprisi bir tarafa açık fikirli, aydın, hoşgörülü, iyi bir insan olmak bu yola girebilmek için gereken özellikler. Gerisi zaten kişinin kendi zenginliğidir.

Siz nasıl birisiniz?

Kişinin kendisini tanımlayabilmesi gerçekten çok zor. Öğünmekten kaçınacak kadar ölçülü olmaya çalışırken, aşırı tevazu da göstermemek lazım ki objektif bir tanımlama olsun. Elimden geldiği kadarıyla anlatayım.

Tanımadığım birisi ile ilk karşılaşmamda sert, ciddi hatta soğuk bir intiba bıraktığımı zannediyorum. İfademin bir meslek hastalığı olduğunu düşünmüyor da değilim aslında. Uzun yıllar müfettişlik yaptım. Bilirsiniz müfettişler “suratsız” insanlardır işleri gereği. Sanırım bu yapıştı kaldı bana…

Arkadaşım olmuş birisine karşı soğuk değilim, bunu biliyorum. Dostlarımla Kardeşlerimle beraber gülmek güldürmek en güzel duygu benim için. İnsanlara kin gütmem, içten pazarlıklı değilimdir. Kesinlikle yalan söylemem (Bunu ne kadar dürüst olduğumu anlatmak için değil, ne kadar tembel olduğumu anlatmak için yazdım aslında. Yalan söyleyince bunu takip etmek, bundan sonra her sözünde bu yalana uygun konuşmak zorunda kalır insan. Bence çok yorucu. Doğru neyse söyler kurtulurum  Üstelik bir de karşıma benim kadar şüpheci, kılı kırk yaran birisi çıkar, yalanımı yakalar rezil olurum korkusu var. Ne kadar gereksiz. Mantıklı düşünen dürüst olur ).

Bunlar sevdiğim özelliklerim. Ama bence Masonluğu bu kadar sevmeme sebep olan özellikler bunlar değil. Masonluk bir kurallar bütünüdür. Ben kuralları seven bir insanım.

Bana göre kurallar uygulanmak içindir. Bu sebeple de, ne olursa olsun, kurallara uymak gerekir. Her zaman kural doğrudur demek değil bu. Yanlış olduğunu düşünüyorsam, düzeltmek için elimden geleni yapmam gerekir demek. Sezgilerime değil mantığıma güvenirim her zaman. Mantık sürecinde yerine oturmuş bir kavram benim için idealdir.

Bir de burada edindiğim bir özellik, empati duygumun gelişmesi. Hatta o kadar gelişti ki, olaylara karşı iyi niyetim, anlayışım ve hoşgörüm zaman zaman beni bile rahatsız eder oldu. 

Velhasılı kelam, aslında sıradan birisiyim. Her insan gibi sevdiğim yanlarım var, bunun yanında zaaflarım var. Tabi bu bildiğim kısmı. Bilmediğim negatif yönlerim, hatalarım da vardır elbette. Ama Masonluk bana bir yanlışı gördüğüm zaman düzeltmek için gayret etmeyi öğretti. Keşke tam anlamıyla başarabilsem. 

 Bir zamanlar siz de bir hariciydiniz. O gözle değerlendirirseniz masonluğu öğrenmeye çalışan biri olarak , üyesi olduğumuz bu siteyi nasıl buluyorsunuz?

Masonluğu internet öncesi dönemde araştırmaya başladığımı söylemiştim. O günleri düşününce zaten bu Forum bulunmaz bir nimet.

Müsadenizle ben soruyu bir harici gözüyle değil, önce bir Mason gözüyle cevaplayım. Faydalı bulmasam burada neden zaman harcayayım ki… Yani bırakın haricileri, Masonlar için bile bir hazine içeriyor bu site. Birçok Kardeşime de önerdiğim bir kaynak.

Ben bu siteyi bir araştırma yaparken tesadüfen “keşfettim”. Normal şartlarda ne forumları okurum, ne de yazılanları bilgi olarak kabul ederim. Ama 1-2 aramada daha karşıma çıkan bu sitede yazılanlar ilginç gelmeye başladı. Verilen bilgiler, forumda kullanılan üslup diğerlerinden çok farklıydı. Takip etmeye başladım zaman zaman. Verilen bilgilerin doğru, yapılan yorumlar seviyeli ve doyurucu olduğuna kanaat getirince üyelik için başvurdum, ne mutlu ki kabul edildim.

Özetle şunu söyleyebilirim: Masonluk hakkında araştırma yapan birisi, aradığı her cevabı burada bulabilir. Kaynak olarak tam ve yeterli görüyorum. Kitaplardan da araştırma yapılabilir tabi ki. Ama doğru kitabı bulmanın zorluğu, kitap doğruysa içinden aranan bilginin bulunması için harcanacak zaman… Bütün bunlar göze alınsa bile, burada olan bir özellik var ki, bence burayı gerçek hazine yapan odur: interaktif olma şansı… Okudunuz, aklınıza yatmadı, inanmadınız, anlamadınız, ek açıklamaya ihtiyaç duydunuz… Soru sorma şansınız var. Ve cevap verecek birisi de mutlaka oluyor. Kitaplar kişiye yazarın anlattıklarını verir sadece, burada ise sorulara “cevap” veriliyor.

Bir mason olarak bize masonluğu anlatır mısınız?

En zor soru bu işte… Masonluk anlatılmaz, yaşanır desem çok klişe olacak. Ama korkarım en doğru anlatım bu cümle ile ifade buluyor …

Çok sevdiğim diğer bir klişe ile devam edeyim izninizle:

Masonluk iyi bir insanı daha iyi bir insan yapmaktır.

Karşımdakinin mokasenleri içerisinde olduğumu hissedebilmektir.

Karşımdaki konuşurken lafı bitsin de sıra bana gelsin diye beklemek değil, onun ne söylediğini anlayabilmek için canı gönülden dinlemektir.

Yanlış düşünüyorsun demek yerine, benim düşüncelerim sizden farklı diyerek kendi görüşlerimi ortaya koymaktır.

Karşımdaki için herhangi bir şey yaparken, karşılığında alabileceğim yegane şeyin gülümseyen bir ifadeyle söylenen “teşekkür ederim Kardeşim” sözleri olmasından mutluluk duymaktır.

Yazdıklarımı okudum da, çok mu “reklam” yapar gibi konuşmuşum endişesine kapıldım. Ama bunları bütün samimiyetimle söylüyorum inanın. Cevap daha da uzamasın diye sadece aklıma ilk gelenleri yazdım hatta… Gerçekten de Masonluk düzgün insan olmaktır…

 Bir mason’un hayatı nasıl geçer? Bunu, mason olduğunuzu gizlemediğiniz (iletilerinizden öyle anlaşılıyor) ve sizinle ikili ilişkiler yaşayan (ticari, sosyal, vb.) insanların size ve masonluğa bakışları ve bunun sizin hayatınızdaki etkileri açısından soruyorum.

Mason olduğumu ilan etmiyorum tabi ki, ama saklamak için özel bir gayretim olmadığı da doğru. Bunun nasıl olduğunu ve etkilerini özel hayat için ayrı, iş hayatı için ayrı cevaplamak gerekir.

Önce iş hayatımdan başlamak istiyorum, çünkü burada kritik bir etken var. Bir kuruma bağlı çalışmam, ve kendimi olduğu kadar o kurumu (yani bankamı) da temsil ediyor olmam. İlişkilerimin sadece iş ortamıyla sınırlı kaldığı insanların yanında Masonlukla ilgili konuşmamayı tercih ediyorum bu sebeple. Masonluğa karşı olası ön yargılarının bankamı hedef alması riskini üstlenmemek adına…

Özel hayatımda çok daha rahatım  Evime gelecek kadar yakınım olan herkes Mason olduğumu bilir. Zaten duvarda diplomalarım, her tarafta kitaplarım, dergilerim var. Masonik semboller içeren yüzüğüm, kol düğmelerim, kravatım, rozetlerim her zaman gururla ve keyifle kullandığım şeylerdir. Mason musun diye soran hiçbir arkadaşıma “hayır” demedim, yani saklamadım. Ama kimseye de durduk yerde “Biliyor musun ben Masonum” demedim  Bu ikisi arasında bir çizgideyim işte.

Yaşadığım çevrenin Masonluğa karşı önyargılı bir düşmanlığı olmaması da benim şansım sanırım. Şimdiye kadar olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Son olarak eklemek istediğiniz ve ben sormamış olsam da anlatmak istediğiniz bir konu var mı?

Burada özellikle belirtmek istediğim bir konu var. “Ben Masonum” , “Mason olunca”, “Mason olmak” gibi ifadeler kullandım yazı boyunca. Ancak bunlar aslında bir Masonun kullanmayacağı ifadelerdir. Çünkü “Mason olmak” ideal durumu ifade eder, yani yolun sonunu. Benim/Bizim yapmaya çalıştığımız bu yolda ilerlemekten ibaret sadece. Yani ben Mason değilim daha, Mason olmaya çalışıyorum. Gücüm yettiği sürece de çalışmaya devam edeceğim.

Son olarak da Sn. enelsır, size  teşekkür etmek istiyorum. Hem beni röportaj yapmaya değer gördüğünüz için, ama daha önemlisi bu seri röportajlar fikrini geliştirip Foruma gerçekten renk kattığınız için.

Ben de size bu güzel roportaj için teşekkür ederim. Başarılarla dolu bir ömür dilerim.

 Sayın forum üyeleri haftaya başka bir roportaj da buluşmak üzere mutlu kalın.

 Sevgi ve saygılarımla.



Romeo ve Juliet

Category : Kişisel Bloglar

Romeo ve Juliet

Elimdekilerden fazlasini vermeye calisarak mutluluk umdum… Hataymis…

Romeo ve Askin Tarifi

 

Birkac kere gormus, ama pek dikkatini cekmemisti. Birgun bir arkadasinin dogumgununde tanisti Juliet ile. Kisa bir muhabbetten sonra Julieti ve arkadasini ozenle, cok para harcayarak duzenledigi evine davet etti. Gosterisli bir evdi. Muhabbet ettiler. Ayrildilar. Tanismislardi. Juliet o gunden sonra sklikla Romeo yu arayarak birlikte gezmek dolasmak istedi.Romeo`da Juliet`in arkadasligindan hoslanmisti. Arkadaslik guzel gidiyordu.

Birgun Romeo arkadasi ile evde otururken aralarinda konusuyorlardi.

Romeo: Simdi Juliet ariyormus ve bana ilani ask ediyormus 🙂 ne olay olurdu ama… 🙂

O anda telefon caldi… Konusan Juliet`ti. Kisa bir muhabbetten sonra konuya girdi.

Juliet: Sana birsey soyleyecem ama once sen bana birsey soyle.

Romeo: Haha. Esas sen bana birsey soyle ben sana butun gece konusayim.

Juliet: Ben sana aşığım.

Romeo onu karsisina aldi ve konustu.

“Bak, ben bu zamana kadar hicbir ciddi iliskiye girmedim. Birlikteliklerim her zaman kisa sureli oldu. Ama bu sefer ilk defa ciddi bir birliktelik deneyecegim. O nedenle ailenlede tanismak isterim.” dedi. Juliet buna karsi cikarak, zamani geldiginde zaten gorecekler taniyacaklarini soyledi.

Iliskileri bu sekilde basladi. Birbirlerini sevdiler, hemde cok. Muthis bir ask yasiyorlardi. Hemen her yerde sevisiyorlar,  sevgilerini gostermekten korkmuyorlardi. Sert kavgalarida oluyordu. Romeo bu kavgalarda bazen sinirden duvarlari yumrukluyordu. Bir defasinda aglamisti bile. Bir defasinda ise Juliet`e tokat atmisti. Birlikte yasamaya basladilar.

Bir sure sonra Juliet`in annesi ve ablasi Miami`ye geleceklerini soylediler. Romeo ve Juliet ise aile hazir Miami`ye kadar geliyorlarken onlarla gidip tanismanin ve birlikteliklerinden aileye haber vermenin dogru olacagini dusunduler. Romeo genc, delikali, asi ve isyankar bir yapiya sahip. Tipik ailesel ve kulturel geleneklere karsi. Duzene genellikle bas kaldiran eylemleri var. “Ailesi beni begenmesede ben zaten kizi aldim. Hicbirsey yapamazlar. Kabul etmek zorundalar.” mantigi ile hareket ederek Miami`ye gidip anne ve ablayi gormelerinden bir gun once Romeo sacini jiletle sifir kaziyarak pala biyik birakiyor. Diger gun ust acik Mustang arabayla gunesin altinda 17 saat surunce kabak gibi kipkirmizi olan kafa ve cemil ipekci biyiklarla ailenin karsisina cikiyor.

Bir Hotel odasinda acilan kapi nefret dolu bir el skismasi ile basliyor. Iceri girilip kisa bir muhabbet edildikten sonra tabiki tartisma basliyor ve Anne ile abla Juliete yukleniyorlar. Nasil Romeo gibi bir adami sectigini ve onlarin ailesine nasil buyuk bir utanc oldugundan bahsediyorlar. Romeo`ya donerek asla kizlarini ona vermeyeceklerini ve abilerinin Romeo`yu kesecegini soyluyorlar. Laz sivesi ile soylenen o cumleyi Romeo hic unutamiyor; “Benem ogullarim teni keteller keteller (keserler)!!!” Romeo bir sure dinledikten sonra konusmaya basliyor;

Teyze! Ben buraya senden kizini istemek icin gelmedim ki. Biz birlikteyiz ve evlenecez haberin olsun demek icin geldim.

Tabi bu cumle Anneyi iyice kuplere bindiriyor ve hirsini kizdan almaya basliyor. Romeo`nunda artik sabri tasinca kapiyi vurup Hotelden cikiyor. Juliet ailesine “O adam benim kocam olacak. Onunla gitmek zorundayim.” diyor ve ailesini birakarak Romeo`yu takip ediyor.

Juliet`in ailesi Turkiye`nin en buyuk mafya ailelerinden biri. Baba yillar once supheli bir sekilde ölmüş. Anne okuma yazmasi olmayan tipik bir karadeniz kadini. Abla avukat. 6 tane abi var ve her biri ayni bir yasadisi yolda para kazaniyorlar. Birisi yurtdisina uyusturucu ticareti yapiyor. Digeri Reina isimli gece klubunun park mafyaligini yapiyor. Digerleride benzer islerde. Abilerden en genci yillar once bir gazinodan dovulerek disari atilmis. Eve gidip ici silah dolu kasayi acarak gazinoya geri gitmis ve iceri bir şarjör bosaltmis. Hukum giyerek ceza evine gonderilmesine ragmen avukat abla 3 gun icerisinde onu iceriden yasal olarak cikarmayi basarmis. Avukat abla, aile ne yaparsa yapsin onu temizleyebilecek tecrubeye, guce ve cevreye sahip. Butun aile tek bir apartmanda kaliyorlar. Apartmana kisaca kale de denebilir. Giriste kopekli guvenlik gorevlileri ile donanmis 7 katli bir apartman. Her dairesinde ailenin bir baska elemani kaliyor. En ustte ise 4 daireyi birlestirmis anneye ozel bir daire yapmislar. Baba olmadigi icin 6 tane abinin her biri kendisini baba olarak dusunmekte.

Romeo ve Juliet Miami`deki sert tartismadan sonra arabaya binerek Alabama`ya geri donerler. Bu sure icerisinde abla hep Juliet`i arayarak aileye geri donmesini Romeo` yu birakmasini ogutler. Juliet dinlemez. Bir sure sonra abla ve anne New York`taki bir tanidiklarinin evlerine giderler ve oradan telefon ederek Romeo ve Juliet`in iliskilerini kabul ettiklerini soylerler. Yanlarina gelmelerini ve herseyin guzel olacagini iletirler. Romeo inanmaz. Soz ister. Sozler verilir ve Romeo ile Juliet`in New York`a abla ile annenin yanina gitmesi durumunda nikah, evlilik ne gerekiyorsa yapilacaginin garantisini alirlar. Bu sefer Romeo`nun saclari biraz cikmistir.Cemil Ipekci goruntusu kaybolmus, sokak cocugu yada asker tiplemesi ile 26 saat Alabamadan New York a surer.New York`ta durum suphelidir. Evlilige ve birliktelige onay veriyormus gibi gorunen abla Juliet`in onlarla kalmasini ve Romeo`nun Turkiye`ye tek basina donmesini istemektedir. Romeo bunu kabul etmez. Juliet`in nereye giderse onunla birlikte gelecegini soyler. Abla diretir ve israrci olur. Romeo`ya tek basina Turkiye`ye gitmesini Juliet ve onlarin daha sonra Turkiye`ye geleceklerini, dugun vb. konularinda daha sonra yapilacagini soyler. Romeo kabul etmis gibi yapar ve Juliet`e cep telefonunu verir. Cep telefonunu alan Juliet mesaji gorur. “Gece saat tam 3`de evin onunde ol. Seni kaciracagim.”

New York`ta kiz kacirmaya calisan Romeo gece 3 de evin onune gelir. Evin onunde ondan baska Polis, itfaye ve ambulanslarda bulunmaktadir. Durumun ne oldugunu arastirirken Juliet disari cikar ve konuyu anlatir. “Elimde bavullarla kapida yakalandim.”

Romeo gulumser. Yapilacak birsey yoktur. Abla sinir krizine girmis ambulans tarafindan goturulurken polisler Romeo ve Juliete yaslarini sorarlar. Ikisininde 18`den buyuk oldugu anlasildiktan sonra istedikleri yere birlikte gidebileceklerini iletirler ve Romeo ile Juliet polis esliginde kacarlar. Daha sonra ablanin Juliet`in passportunu caldigi anlasilir. Bu nedenle once New York`taki Turk konsolosluguna gidilir. Turkiye`ye ilk bileti alan Romeo pasaportsuz ucacak olan Juliet ile birlikte Istanbul aktarmali Ankara biletini alirlar. Romeo`nun babasi Ankara`da onlari beklemektedir. Istanbula inerler fakat abiler tarafindan Ankaraya ucacak ucagin butun bos biletleri alindigindan yeni bilet almak icin transit bolumunden cikmak zorunda kalirlar. Bu durumu daha sonra Romeo, bir abiden duyacagi su cumle ile anlayacaktir. “Sizi transitten cikartmam bana 5000$ a mal oldu”

Otomatik kapilar acilir ve transit bolumunden cikarlar. 6 abiden 4`u oradadir. Romeo hepsini gorur ama gormezden gelir ve yonlerini degistirirler. Fakat abiler Romeo`nun yanina gelerek “gel biraz konusalim” derler. Taksiye binerler. Kagit uzerinde boya firmasi olarak gosterilen fakat uyusturucu geliri ile kimyasal maddeleri aklamak icin kullanilan firmanin ofisine giderler. Ofiste abi sayisi tam 6`yi bulmustur. Odaya girerler. Sekreter gonderilir. Juliet diger odaya alinir. Panjurlar kapatilir. Kapilar kilitlenir. Bir abi Romeo`ya sarilarak eliyle belini yoklar, kontrol eder. Ceketini alir. Uzerinde bir alet olmadigi anlasildiktan sonra 3`lu kanepenin ortasinda oturan Romeo`nun etrafina abiler sandalyeler ile yarim cember yapmis sekilde dizilirler. Abilerin hepsi uyusturucuyu cekmis olduklarindan gozler kan canagi sekilde, ellerinde ickiler ile en buyuk abinin hareketini beklemektedirler.

Ayni anda Romeo oldurulecegine %75 ihtimal verdigi icin pencerelere ve kacabilecegi yerlere bakmaktadir. Abilerden birisi silahina davransa Romeo hemen pencereden atlayacaktir. En buyuk abi Romeo`nun iyice yakinina gelir kafasini Romeo`nun kafasina iyice yaklastirarak konuya girer.

“Eee Anlat bakalim. Ne var kiz kardesimle aranizda?”

Romeo oldurulecegine %75 ihtimal vermektedir. Bu kadar yuksek bir ihtimalin oldugu yerde madem olecek o zaman cesur sekilde olmelidir. Herkes arkasindan “Delikanliydi. Yurekli cocuktu. Hic boynunuz egmedi” demelidir. Romeo Abinin gozlerinin icine bakti. Kafasina iyice ona yaklastirdi ve soyledi,

“Juliet`i seviyorum. Sonuna kadar!”

Abi elindeki viski dolu vardagi sıktı, sıktı, ve daha çok sıktı. Hicbir sey soylemedi. O anda telefon caldi. Arayan, hala New York`ta olan abla ve anneydi. Butun abiler odadan cikti. Koridorda telefon gorusuyorlardi. Romeo odada tek basina kalmis onlarin gorusmelerini duyabiliyordu.

“Anne neden öldüreyim çocuğu? Delikanlı çocuk. Konuşuyoruz şimdilik birşey yok. Anne dur biraz konuşalım. Hemen öldürmeye gerek yok diyorum.”

Romeo iceriden bu konusmalari dinlerken kafasinda oldurulecegine dair yuzde ihtimali gittikce artiyordu. Gorusme bitti. Bu sefer en buyuk abi odaya tek basina girdi. Viskisini fulledi. Romeo`nun yanina oturdu. Romeo ne sorulacagini cok iyi biliyordu. Ama cevabi hazir degildi. Abi Romeo`nun yuzune yaklasarak en tehlikeli soruyu sordu.

“Kardesimle aranizda ne gecti?”

Romeo`nun isi hic kolay degil. Asagi tukurse sakal, yukari tukurse biyik. Birsey soylemek zorunda ama gururuda elden birakamaz. Mademki öleceksin be Romeo yurekliydi desinler. Cesur sekilde öl. Romeo tekrar abinin yuzune yaklasti ve son cumlesi olarak dusundugu cumleyi soyledi.

“Juliet karimdir. Benim olmustur.”

Abi kipkirmizi oldu. Kan beynine scramis sekilde sinirden elindeki bardagi oyle bir skiyorduki her kalp atisinda bardak calkalaniyordu.

Hicbir sey soylemedi. Sadece basini salladi. Belki birsey soylemek uzereydi. Telefon caldi. Bu sefer arayanlar Romeo`nun tanidigi baska mafya kollarindan kisilerdi. Onlar gelene kadar Romeo`ya hicbir sey olmamasi gerektigini ilettiler.Telefondaki kisi Romeo`nun durumunu sordu. Abi yanitladi; “Birsey yok. Sadece konusuyoruz simdilik. O bizim misafirimiz burada.” 15 dakika sonra Romeo`nun tanidiklari geldi. Durum sakinlesti ve Romeo, onlar aralarinda konusularken odadan cikti.

Abiler Romeo`yu sevmislerdi. “Hakikaten delikanli cocuk” dediler. Juliet ile arada gorusmelerine izin veriyorlar. Bazense hep birlikte disari cikiyorlardi. Anne ve abla halen New York`taydi ve yakinda geleceklerdi. Fakat Abi Romeo`ya dugunun ve nikahin olacagini soyledi. Bunun sozunu verdi. Birlikte icmeye dahi gittiler. Bir gece o kadar cok icmislerdiki Romeo abisine meyhanenin ortasinda yaklasarak sunu soyledi.

“Bak size soyluyorum. Sunu iyi anlayin. Beni Juliet`ten bir Allah, bir Juliet ayirir. Baskada hickimse ayiramaz. Haberiniz olsun”

Abiler cok sevdiler Romeo`yu. Kiz kardeslerine layik bir adam olarak gorduler ve kardeslerini vereceklerini soylediler.

Derken anne ve abla New York`tan dondu…

Online casino games are just Zanzibet start. We’re changing the online casino game for good with a modern, transparent and secure platform that caters to your needs.

Haberdar ol

Yeni yazilardan haberdar olmak icin email adresinizi girin

YAZI ARŞİVİ

Son Yorumlar