MUSTAFA KEMAL ROPORTAJI

  • 7

MUSTAFA KEMAL ROPORTAJI

Category : Kişisel Bloglar

  

Roportaj dizisine bu hafta sayın Mustafa Kemal’le devam ediyorum. Kendisine roportaj teklifimi kabul ettiği için huzurlarınızda birkez daha teşekkür ederim.

 Bu hafta okuyacağınız roportajın da size keyif vermesini ve öğretici olmasını dilerim. Ben kendi adıma çok keyif aldım. Buyurun; karşınızda Mustafa Kemal…

 Eğitiminiz nedir?

Üniversite mezunuyum.

Mesleğiniz nedir?

Bankacıyım, meslekte 18 yılımı doldurdum.

 Mason kelimesini ilk nerede duyduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Tam olarak ilk seferi hatırlamam mümkün değil, ancak küçük yaşlarda olduğunu söyleyebilirim. İlk babamdan duydum. Kendisi Mason değildi. Ama gerek arkadaşları arasında gerekse ailemde Masonlar vardı.

Siz de neler çağrıştırdı?

Yukarıdaki soruda belirttiğim gibi, aile çevremde zaten Masonlar vardı. Bu sebeple hiçbir zaman kötü bir çağrışımı olmadı bende.

Peki Masonluğu ilk ne zaman kavram olarak incelemeye başladınız?

1988-89 yıllarıydı. Kuzenimle birlikte Leo olmaya karar verdik. Kulübümde kurucu sekreterlik, başkanlık yaptım. Sonra Yönetim Çevresi kurulmasında çalıştım. Orada da kurucu sekreterdim. Sıra Yönetim Çevresi Başkanlığına da geldi. Ama arkadaşlarımdan sürekli Mason olup olmadığıma dair sorular gelmeye başladı. Ben Mason değildim, bunu herhalde en iyi bilecek kişi de bendim. Ama nedense herkes “benden iyi bilerek” Leo’ların Lion’ların Mason olduğunu söylüyordu.

Bu sözlerin biraz da eleştiri içermesi üzerine araştırmaya başladım. Benim duyduğum Masonluk kötü bir şey değildi. İçinde olduğum Lions, Leo kesinlikle kötü değildi. Ama bu kadar eleştirisinin yapılması ilginç bir durum oluşturuyordu.

Kim haklı? Bunu bulmak için ben de ulaşabildiğim kaynaklardan araştırma yapmaya başladım. İnternet öncesi devir olduğu için çok da kolay değildi bu. Hem babamın çevresinin hem kendi çevremin çok yardımı oldu. Sonuçta benim haklı olduğum kanaatine vardım…

Bu tarihle mason oluşunuz arasında ne kadar zaman geçti?

7-8 sene gibi bir süre diyebilirim. Ama bu süre “o kadar beklenir mi” diye algılanmasın lütfen. Okumaya başlamam ile üye olmam arasında geçen süreyi söylüyorum. Masonluğu severek Mason olmak istemem ile üye olmam arasındaki süre daha kısa tabi ki…

Mason olmak istediğiniz, amaçladığınız bir şey miydi, yoksa olaylar mı sizi masonluğa götürdü?

Elimden geldiğince araştırdıktan sonra, Mason olmayı gerçekten istedim, çünkü Masonluğun düzgün bir yapı olduğuna karar verdim. Ondan sonra da teklif geldi. Gelmese belki hala bir harici olacaktım.

Ama kendimde gördüğümü herkes için zaten bu Forumda defalarca söylemiştim. Kişi eğer hazırsa, o teklif illa ki gelir, o kapı mutlaka açılır.

Sorunun cevabını şöyle vermek daha anlamlı olacak belki: Masonluğa giden yola rüzgara kapılıp girmedim, bilinçli olarak o yola çıktım. Ancak yolun sonuna ulaşmak biraz da şartların yönlendirmesiyle oluyor. (Aman yanlış anlaşılmasın, yolun sonundan kastım, Masonluğa kabul edilmektir, yoksa yetkin bir Mason olmak değil)

Kaçıncı derece masonsunuz?

Masonluğun en üst derecesi olan 3. derece, yani Üstat Masonum.

Sizin bir iletinizde örnek olarak verdiğiniz bir değimden yola çıkarak şunu sormak isterim: Bu boyuna bir ölçü, enine kaçıncı derecede masonsunuz?

Daha önce yazdıklarımı incelediğinizi görüyorum. Bu titizliğiniz ve dikkatiniz için teşekkür ediyorum.

Aslında bu sorunun gelmesini bekliyordum. Felsefi dereceler olarak nitelediğimiz Skoç Riti dereceleri, yapısı itibariyle Remzi Derecelerden farklıdır. Masonluk nedir konusunda sorulacak soruların muhatabı ilk 3 derecedir. Bu sebeple bir Üstat Mason bu sorulara cevap vermeye mezundur. Yani Forumumuz kapsamında Üstat Mason olmam yeterli diye düşünerek cevabımı bu şekilde verdim.

Ritte derecem 14. Aslında 14,5 diyebilirim, kararım çıktı, ilk törende 15. Dereceye yükseltileceğim. Daha detaylı bilgi vermek gerekirse, Olgunlaşma bitiyor, Şapitr’e geçeceğim.

Bir mason olarak şimdiki düşünce yapınızı temel alırsak, mason olmadan önce masonluğu algılayışınızla şimdiki arasında bir fark var mı? Yoksa masonluğu tam da kafanızda canlandırdığınız gibi mi buldunuz?

Bütün açık yürekliliğimle söylüyorum, hayatımda aldığım en güzel kararlardan birisi olarak görüyorum bunu. Girmeden önce sevmiştim, girdikten sonra sevgim ve saygım kat be kat arttı. Kafamda canlandırdığımın da ötesinde mükemmel bir yapının parçası olduğumu düşünüyorum.

Mason olma teklifinin geldiği günü bize anlatabilir misiniz?

Şimdi ABD’de yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşım teklif etti. Leo ile ilgili bir ev toplantısındaydık. Kurallar, ilkeler, sorunlar üzerinde yorucu tartışmaların ortasında, arkadaşım yanıma geldi, beni biraz uzağa çekti,

“Bu kadar emek veriyorsun, bunu çok faydalı bir yerde devam ettirmek ister misin” dedi. Nedir dedim, Masonluk diye cevap verdi.

Beklediğim bir teklif, beklemediğim bir yerde, zamanda ve beklemediğim bir kişiden gelmişti. Mutlulukla gurur arasında çok güzel bir duyguydu yaşadığım.

Sonraki süreç nasıl gelişti?

Sonraki süreçten önce anlatmak istediğim bir şey var aslında. Sürecin devamı için gereken bir konu, aileden onay almaktır.

Babam Masonlukla ilgili hiç olumsuz konuşmamasına rağmen, zamanında kendisine teklif geldiğini ve kabul etmediğini biliyordum. Bu beni endişelendiren bir konuydu gerçekten. Ya “hayır ne işin var onların arasında, ben kabul etmedim sen de etme” derse… Tam tersi oldu. Çok sevindiğini, mutlaka kabul etmem gerektiğini söyledi. Hatta, giriş ödentimi de babam verdi…

Bundan sonra bekleme süreci, aslında adı gibi sadece beklemekten ibaret bir süreç. İdari mekanizmayı bilmediğim için, bana haber verilmesini bekledim. Bu arada beni öneren Kardeşimin verdiği kitapları okuyordum.

Bu noktada anlatmak istediğim bir husus daha var aslında. Benim bekleme sürem normalden uzun oldu. Sebebi de beni öneren kişiyi beklememdi. Forumu dikkatli takip edenler bilecektir, bir aday önermek için 2 senelik Üstat Mason olmak gerekir. (Şimdi bu süre 1 seneye düştü, o zaman öyleydi.) Ben Kardeşimin 2 seneyi doldurup beni önerebilmesini bekledim. Başka birisi tarafından önerilmek mümkündü, ama bu bekleme de benim o kişiye karşı vefa borcumdu. Hala da aynı fikirdeyim, yine aynı durumda olsam beklemeyi tercih ederim.

Babanız neden kabul etmemiş. Bunu ona hiç sordunuz mu? Nedenini biliyor musunuz?

Sebebini tabi ki sordum. Kabul etmeme gerekçesini onun sözleriyle yazayım : “Oğlum, ben inancım gereği kendimi muhatabımı İslam’a davetle mükellef görüyorum. Biliyorum ki Masonlukta bu olmaz. Onun için orası bana uygun değil” Peki bana neden izin, hatta destek verdi bu konuda? Bunu da sordum. “Bu benim inanma şeklim, sen de aynı şekilde düşünsen girmek istemezdin. Kendi bu davetle mükellef görmüyorsan git, sana her konuda faydası olacaktır” demişti.

Sanırım babamın dini anlama biçiminden de bahsetmezsem bu açıklama yetersiz kalacak. Babam İslam konusunda çok bilgili ve dinine çok bağlı bir insandı. Hatta tek başına yazdığı bir İslam Ansiklopedisi de var. Bastıramadı, ama hayatının sonuna kadar üzerinde çalıştı, eklemeler çıkartmalar yaptı. Onun babası İstanbul Üniversitesi, sonrasında Ezher’de okumuş bir müftüydü. Bilerek inanan insanlardı anlayacağınız.

Babamın Mason arkadaşları, hazırlayacakları konferanslar için babamdan yardım isterdi, bunu da hatırlıyorum. Özellikle din, dinler ile ilgili yazacakları zaman. Tez, konferans gibi tabirleri hep duyardım ama ne ifade ettiklerini şimdi anlıyorum. Ve şimdi biliyorum ki babamın yazdıkları ben Mason olmadan çok önce Localarımızda okunmuş… Ne büyük kıvanç benim için…

Soruşturma sürecinde neler hissettiniz? Bir soruşturma yapılacağını biliyor, bekliyor muydunuz? Yani bir tetikte olma hali söz konusu muydu?

Soruşturma yapılacağını tabi ki biliyordum. Ama bunu tetikte olmayı gerektirecek bir şey olarak düşünmedim. Cevap veremeyeceğim bir soru olacak olsa, zaten önerilmezdim diye düşündüm.

Oldukça zor olacağını düşündüğüm bir sınamaya hazırdım, ama tahkikat beklediğimden kolay geçti. Bunu da daha sonra Locamda defalarca eleştiri olarak dile getirdim. Adayları daha zorlayacak bir tahkikat yapılmalı diye düşünüyorum. Sanırım bu sebepten, bana kolay kolay tahkikat yaptırmıyorlar 

Kabul edilmeme korkusu yaşadınız mı?

Hem evet hem hayır diye cevap vermek lazım bu soruya aslında. Hayır, çünkü okuduğum, öğrendiğim kadarıyla kendimi uygun bir aday olarak görüyordum.

Ancak, her şeyin olduğu gibi bunun da bir “ama”sı var. Sonuçta bir tahkikatten, birden çok oylamadan geçiyorsunuz. Oylamalarda evet oyu olduğu gibi hayır oyu da var doğal olarak. Yani hayır denilme ihtimali her zaman mevcut.

Üstelik bu korku giriş töreninde bile yaşanır. Yemin edip nura kavuşana kadar da geçmez. Zaten en güzeli geçmemesi, tören çok daha keyifli bir hale geliyor bu sayede.

Peki şu an da bir mason ve masonluğu yaşayan birisi olarak, masonluktan çıkarılmanızı gerektiren bir durum oluşsa ve çıkarılsanız kendinizi nasıl hissedersiniz?

Öncelikle, böyle bir durum olmaması en büyük dileğim. Kardeşlerimden uzak kalmak benim için çok büyük bir üzüntü ve ceza olurdu.

Masonluktan çıkartılmak üzerinde uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Bir kişi “Dernekten” çıkartılabilir (Biliyorsunuz HKEMBL aynı zamanda Dernekler Kanunu’na tabi bir dernektir), toplantılara girmekten men edilerek Masonluktan uzaklaştırılabilir. Ama ben Masonluktan çıkartma diye bir şey olamayacağına inananlardanım. Nura kavuşan kişi Mason olur. Zamanı geriye sarıp o nuru geri alamayacağımıza göre, kişi her daim Mason kalır.

Masonluğa kabul edildikten sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Öncelikle bu işe hatırı sayılır bir şekilde zaman ayırmak gerektiği kesin. Ayda 2 akşam toplantı var. Skoç Ritine de devam ettiğim için, 2 toplantı da orada var. Diğer Localarda görevli olarak gidilen toplantılar var. Tanıdığım bir kardeşimin konferansı, töreni gibi sebeplerle gittiğim toplantılar var. Yani ayda en aşağı 5-6 akşamımı bu işe ayırmış durumdayım.

Zorunlu değildir, ama tavsiye edilir, bir de okuma, çalışma kısmı var. Hatırı sayılır süreleri de okumak araştırmak için ayırmak lazım.

Yani hayatımdaki asıl değişiklik zaman konusunda oldu diyebilirim.

Değişiklik denilir mi tam olarak karar veremedim ama, burada tanıştığım insanlar da çok önemli benim için. Masonluğun tarihini araştıranlar asırlardır dünyaya yön veren o mükemmel insanların çoğunun Mason olduğunu okumuştur. Buraya girdikten sonra kendi toplumumuzdaki birçok değerli insanla tanışma imkanını buldum. Benim hayat kalitemi, dünyaya bakışımı değiştiren çok kıymetli insanlarla sohbet etme, bilgi ve tecrübe paylaşma, fikir teatisinde bulunma şansına sahip oldum. Bunu, hayatımda olumlu yönde yaşanan en güzel değişiklik olarak ifade edebilirim.

Bir mason olarak mason olmayı uman haricilere ”benim gibi olsalar yeter ” diyebilir misiniz?

Bunu diyemem  Benim gibi olsalar yeter demek, kendimi ideale yakın bir yerlere yerleştirmem demektir ki gerçekten çok haddimi aşan bir ifade olur.

Ama şunu diyebilirim: “Kendileri gibi olsunlar” Masonluğa uygunlarsa zaten buraya geleceklerdir. Bir başkası gibi yapan insan ne işimize yarar ki? Benzemeye çalışılan insanı alırız taklidi yerine, değil mi? 

İşin esprisi bir tarafa açık fikirli, aydın, hoşgörülü, iyi bir insan olmak bu yola girebilmek için gereken özellikler. Gerisi zaten kişinin kendi zenginliğidir.

Siz nasıl birisiniz?

Kişinin kendisini tanımlayabilmesi gerçekten çok zor. Öğünmekten kaçınacak kadar ölçülü olmaya çalışırken, aşırı tevazu da göstermemek lazım ki objektif bir tanımlama olsun. Elimden geldiği kadarıyla anlatayım.

Tanımadığım birisi ile ilk karşılaşmamda sert, ciddi hatta soğuk bir intiba bıraktığımı zannediyorum. İfademin bir meslek hastalığı olduğunu düşünmüyor da değilim aslında. Uzun yıllar müfettişlik yaptım. Bilirsiniz müfettişler “suratsız” insanlardır işleri gereği. Sanırım bu yapıştı kaldı bana…

Arkadaşım olmuş birisine karşı soğuk değilim, bunu biliyorum. Dostlarımla Kardeşlerimle beraber gülmek güldürmek en güzel duygu benim için. İnsanlara kin gütmem, içten pazarlıklı değilimdir. Kesinlikle yalan söylemem (Bunu ne kadar dürüst olduğumu anlatmak için değil, ne kadar tembel olduğumu anlatmak için yazdım aslında. Yalan söyleyince bunu takip etmek, bundan sonra her sözünde bu yalana uygun konuşmak zorunda kalır insan. Bence çok yorucu. Doğru neyse söyler kurtulurum  Üstelik bir de karşıma benim kadar şüpheci, kılı kırk yaran birisi çıkar, yalanımı yakalar rezil olurum korkusu var. Ne kadar gereksiz. Mantıklı düşünen dürüst olur ).

Bunlar sevdiğim özelliklerim. Ama bence Masonluğu bu kadar sevmeme sebep olan özellikler bunlar değil. Masonluk bir kurallar bütünüdür. Ben kuralları seven bir insanım.

Bana göre kurallar uygulanmak içindir. Bu sebeple de, ne olursa olsun, kurallara uymak gerekir. Her zaman kural doğrudur demek değil bu. Yanlış olduğunu düşünüyorsam, düzeltmek için elimden geleni yapmam gerekir demek. Sezgilerime değil mantığıma güvenirim her zaman. Mantık sürecinde yerine oturmuş bir kavram benim için idealdir.

Bir de burada edindiğim bir özellik, empati duygumun gelişmesi. Hatta o kadar gelişti ki, olaylara karşı iyi niyetim, anlayışım ve hoşgörüm zaman zaman beni bile rahatsız eder oldu. 

Velhasılı kelam, aslında sıradan birisiyim. Her insan gibi sevdiğim yanlarım var, bunun yanında zaaflarım var. Tabi bu bildiğim kısmı. Bilmediğim negatif yönlerim, hatalarım da vardır elbette. Ama Masonluk bana bir yanlışı gördüğüm zaman düzeltmek için gayret etmeyi öğretti. Keşke tam anlamıyla başarabilsem. 

 Bir zamanlar siz de bir hariciydiniz. O gözle değerlendirirseniz masonluğu öğrenmeye çalışan biri olarak , üyesi olduğumuz bu siteyi nasıl buluyorsunuz?

Masonluğu internet öncesi dönemde araştırmaya başladığımı söylemiştim. O günleri düşününce zaten bu Forum bulunmaz bir nimet.

Müsadenizle ben soruyu bir harici gözüyle değil, önce bir Mason gözüyle cevaplayım. Faydalı bulmasam burada neden zaman harcayayım ki… Yani bırakın haricileri, Masonlar için bile bir hazine içeriyor bu site. Birçok Kardeşime de önerdiğim bir kaynak.

Ben bu siteyi bir araştırma yaparken tesadüfen “keşfettim”. Normal şartlarda ne forumları okurum, ne de yazılanları bilgi olarak kabul ederim. Ama 1-2 aramada daha karşıma çıkan bu sitede yazılanlar ilginç gelmeye başladı. Verilen bilgiler, forumda kullanılan üslup diğerlerinden çok farklıydı. Takip etmeye başladım zaman zaman. Verilen bilgilerin doğru, yapılan yorumlar seviyeli ve doyurucu olduğuna kanaat getirince üyelik için başvurdum, ne mutlu ki kabul edildim.

Özetle şunu söyleyebilirim: Masonluk hakkında araştırma yapan birisi, aradığı her cevabı burada bulabilir. Kaynak olarak tam ve yeterli görüyorum. Kitaplardan da araştırma yapılabilir tabi ki. Ama doğru kitabı bulmanın zorluğu, kitap doğruysa içinden aranan bilginin bulunması için harcanacak zaman… Bütün bunlar göze alınsa bile, burada olan bir özellik var ki, bence burayı gerçek hazine yapan odur: interaktif olma şansı… Okudunuz, aklınıza yatmadı, inanmadınız, anlamadınız, ek açıklamaya ihtiyaç duydunuz… Soru sorma şansınız var. Ve cevap verecek birisi de mutlaka oluyor. Kitaplar kişiye yazarın anlattıklarını verir sadece, burada ise sorulara “cevap” veriliyor.

Bir mason olarak bize masonluğu anlatır mısınız?

En zor soru bu işte… Masonluk anlatılmaz, yaşanır desem çok klişe olacak. Ama korkarım en doğru anlatım bu cümle ile ifade buluyor …

Çok sevdiğim diğer bir klişe ile devam edeyim izninizle:

Masonluk iyi bir insanı daha iyi bir insan yapmaktır.

Karşımdakinin mokasenleri içerisinde olduğumu hissedebilmektir.

Karşımdaki konuşurken lafı bitsin de sıra bana gelsin diye beklemek değil, onun ne söylediğini anlayabilmek için canı gönülden dinlemektir.

Yanlış düşünüyorsun demek yerine, benim düşüncelerim sizden farklı diyerek kendi görüşlerimi ortaya koymaktır.

Karşımdaki için herhangi bir şey yaparken, karşılığında alabileceğim yegane şeyin gülümseyen bir ifadeyle söylenen “teşekkür ederim Kardeşim” sözleri olmasından mutluluk duymaktır.

Yazdıklarımı okudum da, çok mu “reklam” yapar gibi konuşmuşum endişesine kapıldım. Ama bunları bütün samimiyetimle söylüyorum inanın. Cevap daha da uzamasın diye sadece aklıma ilk gelenleri yazdım hatta… Gerçekten de Masonluk düzgün insan olmaktır…

 Bir mason’un hayatı nasıl geçer? Bunu, mason olduğunuzu gizlemediğiniz (iletilerinizden öyle anlaşılıyor) ve sizinle ikili ilişkiler yaşayan (ticari, sosyal, vb.) insanların size ve masonluğa bakışları ve bunun sizin hayatınızdaki etkileri açısından soruyorum.

Mason olduğumu ilan etmiyorum tabi ki, ama saklamak için özel bir gayretim olmadığı da doğru. Bunun nasıl olduğunu ve etkilerini özel hayat için ayrı, iş hayatı için ayrı cevaplamak gerekir.

Önce iş hayatımdan başlamak istiyorum, çünkü burada kritik bir etken var. Bir kuruma bağlı çalışmam, ve kendimi olduğu kadar o kurumu (yani bankamı) da temsil ediyor olmam. İlişkilerimin sadece iş ortamıyla sınırlı kaldığı insanların yanında Masonlukla ilgili konuşmamayı tercih ediyorum bu sebeple. Masonluğa karşı olası ön yargılarının bankamı hedef alması riskini üstlenmemek adına…

Özel hayatımda çok daha rahatım  Evime gelecek kadar yakınım olan herkes Mason olduğumu bilir. Zaten duvarda diplomalarım, her tarafta kitaplarım, dergilerim var. Masonik semboller içeren yüzüğüm, kol düğmelerim, kravatım, rozetlerim her zaman gururla ve keyifle kullandığım şeylerdir. Mason musun diye soran hiçbir arkadaşıma “hayır” demedim, yani saklamadım. Ama kimseye de durduk yerde “Biliyor musun ben Masonum” demedim  Bu ikisi arasında bir çizgideyim işte.

Yaşadığım çevrenin Masonluğa karşı önyargılı bir düşmanlığı olmaması da benim şansım sanırım. Şimdiye kadar olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Son olarak eklemek istediğiniz ve ben sormamış olsam da anlatmak istediğiniz bir konu var mı?

Burada özellikle belirtmek istediğim bir konu var. “Ben Masonum” , “Mason olunca”, “Mason olmak” gibi ifadeler kullandım yazı boyunca. Ancak bunlar aslında bir Masonun kullanmayacağı ifadelerdir. Çünkü “Mason olmak” ideal durumu ifade eder, yani yolun sonunu. Benim/Bizim yapmaya çalıştığımız bu yolda ilerlemekten ibaret sadece. Yani ben Mason değilim daha, Mason olmaya çalışıyorum. Gücüm yettiği sürece de çalışmaya devam edeceğim.

Son olarak da Sn. enelsır, size  teşekkür etmek istiyorum. Hem beni röportaj yapmaya değer gördüğünüz için, ama daha önemlisi bu seri röportajlar fikrini geliştirip Foruma gerçekten renk kattığınız için.

Ben de size bu güzel roportaj için teşekkür ederim. Başarılarla dolu bir ömür dilerim.

 Sayın forum üyeleri haftaya başka bir roportaj da buluşmak üzere mutlu kalın.

 Sevgi ve saygılarımla.



7 Comments

papoose

24/06/2011 at 5:45 pm

bence yeni röportajın aksine sayın mustafa kemal gibi masonlarla yapılan röportajlar daha güzel ve ilgi çekici…

ALTAN GÜVEN

20/09/2011 at 6:15 pm

Benim gibi Masonlu’ ğa ilgi duyanlariçin yararlı bir röroptajdı teşekkürler. Öncelikle bu röportajdan sonra gözüm korktu desem yalan olmaz.Üstattın samimi açıklamaları öncelikle samimi idi yalan konusunda hepimizin aynı düşüncelerde olması gerekir bence.Beni en çok heyecanlandıran PERGEL ve GÖNYE imgesindeki bende oluşturduğu HEYACAN neden , niçin bilmiyorum sanki bir tılsımı var PRAMİD şeklinde olduğu gibi. Belki bu bende bir saplantı bilemiyorum bunu paylaşmak istedim syg.

Slavi YULIANOV

30/09/2011 at 6:34 am

Mustafa Kemal..İşine değil..Sosyal hayatına değil..Maddiyatına değil..Kendinizi ifade ediş tarzına şapka çıkartmak istiyorum..Bu sözümde yanlış anlaşılmasın diğer seçenekler için yorum yapmama sebebim bilgim olmamasındandır.Ben forumda ifade edemediklerimi burada ifade etmek istiyorum yerimidir zamanımıdır bilmiyorum fakat çabalarıma karşılık bulamadığım için kendimi burada ifade etmeyi bile göze aldım alalen halbuki hiçte düşüncelerimin olgunlaşma aşamasındayken başkaları tarafından görülmesinden hoşlanmadığım halde..Masonluk masonlardan öğrenilir(!)Fakat forumda ADAM ‘a Mustafa KEMAL ‘ e yani belli mertebede masonlara soru sorma şansımız yok..Sizlerin mason akraba arkadaş veyada çevreniz vardı.Üstelik reelde.Bense sanalda bile ulaşamazken reelde nasıl ulaşabilirim hiçbir fikrim yok.Şahıslara karşı bir merak hissim yok sadece uygulamak istediğim forumda belirtilen felsefedir.Masonluk masonlardan öğrenilmelidir(!)

rais

04/11/2011 at 1:17 pm

mustafa kemalin ve eurekann reportajlarını okudum ve çok beyendim aslında böyle reortajların olması mason olmak isteyenler için bi derslik gibidir bana göre bizde azerbaycanda yok ama bende ne zamansa bir mason olmayı düşünüyorum

    Serkan EGESOY

    05/02/2013 at 7:54 am

    Sayın rais, Azerbaycan’dan mason olmak isteyen çok kişinin olduğunu internetten görüyoruz. Acaba Osmanlı zamanında italyanların ülkemizde localarının olması gibi dış ülkelerden gelip burada loca kurulamaz mı? Mesela Türkiye Masonları’nın buna ön ayak olması hiç düşünülmüyor mu? Sizin bu konuda araştırmanız var mı?

Serkan EGESOY

12/01/2013 at 8:05 am

Röpörtajın, gerçekte masonluktan çıkarılmanın olmaması ile ilgili bölümü bana çok enteresan geldi. İnsan vatandaşlıktan, dininden hatta cinsiyetinden bile çıkabiliyor ama masonluğa bir girdinmi kazandığın özellikleri hep koruyabiliyorsun. Bilmin ışığıyla aydınladın mı birdaha karanlık sana gerçek gelmiyor gerçekten de çok hoş.

ali korkmaz

12/02/2013 at 3:23 pm

MUSTAFA KEMAL BEY DEN MASONLUK ÖĞRETİSİ GERCEKDEN ÇOK GÜZEL SÖYLEŞİ OLMUŞ EMEĞİ GECEN HERKESE TESSEKUR EDERİZ

Leave a Reply

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Haberdar ol

Yeni yazilardan haberdar olmak icin email adresinizi girin

YAZI ARŞİVİ