Ama Ben Sanıyordum ki… 9

  • 0

Ama Ben Sanıyordum ki… 9

Category : Kişisel Bloglar

Bakışları beni şaşırtıyor. Sanki ” seninle işimiz var” der gibi bakıyor bana.

– Bak. Dilersen bu sohbete bu akşam için bir son verelim. Çünkü görünen o ki bu konuda kafan biraz karışık. Öyle birdenbire her soruna cevap  bulamayabilirsin. Bu sadece bu an için değil yaşamının geri kalan kısmı için de böyle olacak. Önce bir düşünceyi içinde olgunlaştırmalı, özümsemeli, sonrasında kendi hükmünü vermelisin.

Bunları söyleyişi beni daha da şaşırtıyor. Ben tam da dediği gibi olduğu için, yani bu konuda kendi çıkarımım bunlar olduğu için öyle demiştim. Fakat yüzündeki ifadeden daha çok zorlamanın gereksiz olduğunu anlıyorum. Bir an için bir karamsarlık hissediyorum. Hani çok istediğiniz bir şey gerçekleşmek üzereyken, bir aksilik çıkar da  o çok istediğiniz şey bir anda yatar ya. İşte öyle bir ruh haline giriyorum. Huzursuzum.

Ben bu karmaşık duygular içerisindeyken konuşmasına devam ediyor.

– Biz seninle karşı taraflarda değil yan yana yürümeliyiz genç dostum. İzin ver aklını kurcalayan soruların yanıtlarını bulmana yardımcı olayım… İnan bunu bütün kalbimle istiyorum. Ben senin rakibin değil, yol arkadaşın olmak isterim.

Beni kibarca başından mı savmak istiyor? Bu yüzden mi böylesine içten sözler ediyor? Kararsızım. Sanki böyle tatlı tatlı sözlerle anı kurtarıp, arkasından bir daha beni hiç görmek istemeyecek gibi bir kurt düşüyor içime. Tam yüzüm düşmek üzereyken. Konuşmasına devam ediyor.

– Sen de kabul edersen seni bir kardeşimizle tanıştırmak isterim. Kendisi aramıza yeni katıldı. Bu yüzden senin kafanı karıştıran  bir çok konu onun da yakın zamana kadar cevap aradığı sorulardı. Kendisini locamıza benim özel hayatımda da çok yakın olduğum bir kardeşim önermişti. Bu yüzden bütün süreç hakkında bilgim var. Kendisini yakından tanıma fırsatım da oldu. Onunla sohbet etmekten çok zevk alacağını düşünüyorum. Ne dersin?

Bu teklifi  bir armağan almış gibi sevindiriyor beni. Söyleyecek söz bulamıyorum. Sanki freni boşalmış bir aracın içinde uçurumdan uçmak üzereyken, bir mucize olmuş ve araç kendiliğinden durmuş gibi. İçimde tarifsiz bir rahatlama duyumsuyorum.

– Çok memnun olurum efendim.

Bunu söylerken sesimdeki şaşkınlığı kendim bile fark ediyorum. O da fark etmiş olacak ki gülümsüyor.

– Tamam genç dostum. Benden haber bekle öyleyse. Ben sana buluşmanızın yeri ve zamanı hakkında gereken bilgiyi ulaştıracağım.

O akşamın üzerinden geçen iki hafta boyunca bu konuyu kendimce daha derinlemesine araştırmaya karar veriyorum. İnternet üzerinden yapmış olduğum araştırmalar beni kitap satışı yapan bir siteya kadar götürüyor. Tanıtım yazılarından Masonlukla ilgili temel bilgileri bulabileceğime inandığım iki kitabı sipariş ediyorum.

Bunu yapmadan önce yazarlarını da biraz araştırıyorum. Yazarlarının mason oluşu kitaplara daha da olumlu bakmamı sağlıyor.

Bütün bunları yaparken, içimde hep bir kendimi sorgulama hali hissediyorum. Sahi ben neyi merak ediyorum? Masonluğun ne olup olmadığını mı? E işte karşımda etiyle kemiğiyle bir mason var. Neden hala söylediklerini sorguluyor, bir açık, bir yanlışlık varmış gibi hissediyorum… Bunların hepsini kendi kendime soruyorum ama, aslında cevaplarını da biliyorum.

Ben belki de Masonluğu kafamda yanlış canlandırmışımdır. Olamaz mı?  Şimdiye kadar okuduklarımı yanlış yorumlamış olabilir miyim? Bir diğer sözle, benim zihnimde canlanan Masonlukla gerçek hayattaki Masonluk birbirini tutmuyor olabilir mi?…

Yok yok. Öyle olamaz. Bir kere ben kendimce bir Masonluk tanımı yapmadım ki. Onlar kendilerini nasıl anlattılarsa onu anladım. Tamam  anladım da yanlış yorumlamış olabilir miyim?…

Yok! Bu da olmaz. Şimdişu cümlenin neresi yanlış yorumlanabilir:  Masonluk, toplumsal değil, bireysel bir öğretidir. Üyelerini topluca ya da bireysel, bir düşünce veya fikri kabul etmeye ve açıklamaya asla zorlamaz. Her mason, bu temel ilke ışığında izleyeceği yolu, kendi aklı ve vicdanıyla saptar, böylece kendi hakikatini araştırır.

Yani bir mason bu yolda yalnızdır… Kendi hakikatini aradığı yolda…

Birden içimde bir gülme hissi uyanıyor, kendimi tutamıyorum. “Siz” diyorum gülerek, “siz bırakın masonun yalnızlığını da, Masonluğu anlayamaya çalışan birinin yalnızlığına bakın asıl”.

Bütün bu gel git arasında yine de beynimin içinde kopan kasırganın yarattığı hortumun içinden… Taa diplerden bir yerlerden kopup gelen düşünceleri yakalıyorum. ” Kendi hakikatini aramak”… İşte tam bu noktada sanki fırtına diniyor, üstüme üstüme gelen dev dalgalar ruhumun ördüğü aşılmaz dalgakırana çarpıp tuz buz oluyor. Gemilerim huzurla sakin limanlara demirliyorlar. Bir sükunet, bir huzur demetinin ışıktan yapılmış bir küre gibi beni içine alıp sardığını duyumsuyorum.

Evet belki de kilit soru bu: Ben neden mason olmak istiyorum? Masonluğa girmek isteyişimin amacı ne? Masonluğun ne olduğunu sanıyorum?

Masonluğun ne olup olmadığından önce, kendimin ne olup olmadığına bakmalıyım.

Bu sorulara vereceğim cevapların. Masonluğu da anlamama yardımcı olacağı hissine kapılıyorum. Neden böyle bilmiyorum ama, böyle hissediyorum.

İçimde bir çoşku var.

İki hafta sonra…

Böyle düşünceler ve uzun okumalarla geçen iki haftanın sonunda nihayet beklediğim telefon geliyor. Karşımdaki kendisini tanıtıyor. Heyecan içerisinde buluşma yeri için önerdiği yeri ve zamanı not alıyorum. Üç gün sonrası için, genellikle gençlerin gittiği bir kafede buluşmak üzere sözleşiyoruz.

Bu sefer içimde heyecanla karışık güçlü bir merak da hissediyorum. Bakalım nasıl biri bu yeni tanışacağım kişi…


Leave a Reply

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Haberdar ol

Yeni yazilardan haberdar olmak icin email adresinizi girin

YAZI ARŞİVİ

Son Yorumlar