Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluğun Türkiye’deki Tarihçesi – 4 (Son)  (Okunma sayısı 5053 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 14, 2011, 11:50:21 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 5300
  • Cinsiyet: Bay



[Bundan önceki bölümde bir soru sormuştum. Yanıt veren yok. İlgi gösteren de yok o soruya. O halde geçelim.]

1960’lı yıllara gelindiğinde, Türk Masonluğu artık gerek dış etkilerden gerekse iç sorunlarından kaynaklanan güçlükleri gidermişti. Büyük Loca ile Süprem konsey arasında bir sözleşme de yapılmıştı. Ancak 1960 darbesinden sonra Büyük Üstat Ahmet Salih Korur tutuklanınca, onun görevde bulunduğu sırada ısrarla istemiş ve yaptırmış olduğu değişiklikler de önceki biçime getirilmişti.

Bu arada Türkiye Süprem Konseyi, İstanbul’da Meşrutiyet Caddesi No. 111 adresinde bulunan bir binayı “Türkiye Mason Derneği” adına satın almıştı. İstanbul’da, simgesel derecelerde çalışan localar da bu binada çalışıyordu. Ancak yetmiyordu. Bunun üzerine, büyük locanın merkezi, İstanbul’da Nuru Ziya Sokak No. 25 adresindeki kendi binasına taşındı.

[Kendi binası vardı da niçin Süprem Konsey’in binasında çalışıyordu ki?]

Her şey gayet güzel ve yolunda giderken, durup dururken 1964 yılında patlayan ve aslında Masonluk ile bağlantısı da olmayan bir olayın ardından, büyük locanın içerisinde birtakım karışıklıklar başgösterdi. Yaklaşık 1,5 yıl boyunca büyük loca bu kendi içindeki olaylarla boğuşup durdu. Bu arada Süprem Konsey ile de arası bozuldu hatta Süprem Konsey, büyük loca ile aralarındaki “konkordato” diye anılan sözleşmeyi tek yanlı olarak feshetti. Gene tüm bu olaylar sırasında, daha önceden yapılmış uluslar arası girişimler ve iletişim sonucunda, büyük locanın genel kurul toplantılarından birinde bir “konsekrasyon” töreni uygulandı.

Olayların olmayacak tarzda gelişim göstermesi ve aslında masonlara yakışmayacak birtakım işlemlerin yapılması sonucunda, kimi masonlar ile biri henüz kuruluşu onaylanmamış iki loca Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’ndan ayrılıp Süprem Konsey’e sığındı. Orada Türkiye Büyük Mason Mahfili adını verdikleri bir diğer büyük loca kurdular. Bu büyük loca, başta Fransız obediyansları olmak üzere bazı Avrupalı obediyanslarca düzenli olarak tanındı. Süprem Konsey de bu yeni kuruluş ile sözleşme bağıtladı.

Bunun üzerine Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar büyük Locası, kendi üyelerinin Süprem Konsey yönetimindeki yüksek derecelere katılmalarını yasakladı. Ardında Süprem Konsey bünyesinden de kopmalar oldu ve ayrılan üyeler 1968 yılında bundan böyle “Yüksek Şûra” olarak anılacak bir diğer yüksek dereceler otoritesi kurdu. Ancak kimilerinin beklediğini aksine, Yüksek Şûra ile Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası arasında bir konkordato bağıtlanmadı; sadece iyi ilişkiler yürütüldü.

Türkiye Yüksek Şûrası, TC Dernekler Kanunu uyarınca Türkiye Fikir ve Kültür Derneği adı altında bir diğer dernek kurdu. İstanbul’da Taksim Sıraselviler Caddesi yakınlarında bir bina satın aldı ve çalışmalarını orada yürütmeye başladı.

Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, uzun süren yazışmaların sonucunda 1970 yılında İngiltere Birleşik Büyük locası tarafından tanındı ve böylece dünyadaki Anglosakson Masonluğu topluluğu içindeki yerini aldı.

Bundan sonra iki büyük loca arasında zaman zaman üye transferleri oldu. Ancak bunlar her iki obediyansın çalışmalarını önemli ölçüde etkilemedi. Bu bağlamda 1970’li yılların ortasından itibaren her iki büyük locanın da kendi yollarında çalışmalarını sürdürdüğü söylenebilir.

Türkiye’deki Masonluğun tarihçesinde bundan sonraki en önemli ve kayda değer olay, 1991 yılında daha sonra Özgür masonlar Büyük Locası adını almış obediyansın kimi üyelerinin bireysel desteğiyle Kadın Mason Büyük Locası’nın kurulması olmuştur.

Tüm bu tarihçenin 2011 yılı başındaki sonucunu verecek olursak; yurdumuzda halen üç büyük loca ile Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin iki yüksek derece otoritesi vardır. Hepsi de ayrı ve bağımsız mason kuruluşları olarak çalışmalarını sürdürmektedir.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Masonlar.org - Harici Forumu

Masonluğun Türkiye’deki Tarihçesi – 4 (Son)
« : Ocak 14, 2011, 11:50:21 öö »

Ocak 14, 2011, 12:16:43 ös
Yanıtla #1

Bana verilen "ödev" gereği, neredeyse her yazışmasını (tabi ki HKMBL tarafında olan yazışmalar) satır satır okuduğum bir dönem. Acı veren olaylar yaşanmış. Konu konuyu açtıkça detaylara yer verilir elbette.

Aslında düzeltme değil, çünkü Sn. Adam bahsedeceğim olayları kronolojik olarak sıralamamış. Sadece başlık oalarak vermiş. Ancak, konu devam ederse karışıklık yaratabilir diye düşünerek, iki olayın tarihlerini açık olarak vermek istiyorum:

İlki "Konsekrasyon". Bu deyim,özetle, "Düzenli bir Büyük Locanın" başka bir Büyük Locayı tanıması töreni anlamına gelir. 29 Nisan 1965'te İskoçya Büyük Locası, Türkiye Büyük Locasını ziyaret eder.

İkinci tarih, Yüksek Şura (Süprem Konsey)'nın Büyük Loca ile 1957 senesinde tesis ettiği Konkordato'yu feshetmesi. Tarihi 25 Mayıs 1966.

HKMBL'nın dünyadaki Anglosakson Masonluğu topluluğu içindeki yerini alma tarihi olarak 1970 verilmiş. Şahsi fikrim bunun 1965 olmasında bir sakınca yok.

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Ocak 17, 2011, 12:19:34 öö
Yanıtla #2
  • Mason
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3751
  • Cinsiyet: Bay

İntizama Doğru 1957’den 1965’e

16 Aralık 1956’da Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locasının bir anlamda resmen kurulduğu konvandan sonra ilk iş Süprem Konsey ile konkordato imzalamak için çalışmak oldu denebilir. 30 Nisan 1957’de Türkiye Süprem Konseyi ile Hür ve Kabul Edilmiş Türk Masonlarının Türkiye Büyük Locası arasında konkordato akdedilmiştir. Bu konkordato ile ilk 30 için Türkiye sınırları içinde en yüksek otorite ve mutlak hakimin THKEMBL olduğu kayıt altına alınmıştır. Yine tüzüklerin ve ritüellerin hazırlanması da konkordato kadar önemli idi. Bir de var olan farklı derneklerin bir bütün galine getirilmesi…

1958 yılında Şubat ayında yapılan Konvan’da daha önce Ankara’da kurulan Türkiye Masonları Büyük Locası derneğinin kendini feshi ile Türk Yükseltme Derneğinin tüzük ve merkezini değiştirerek çalışmaya başlaması kabul edilmiştir. Bölge Büyük Mahfelleri Nizamnamesi 1958 yılında hazırlanmıştır. Tanışma için yazışılan İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın intizamla ilgili sorularına Büyük Üstad A. Salih Korur imzasıyla verilen cevapta, Büyük Locanın temel ilkeleri Tanrıya inanç, çalışmalar esnasında üç kutsal kitabın açık bulundurulması ve politika ve din tartışmalarına izin verilmemesi şeklinde açıklayan bir cevabi yazı gönderilmiştir. 1958’de Localar Genel Tüzüğü kabul edilmiştir.

1959 Ocağında Bölge Büyük Mahfelleri Tüzüğü de kabul edildi. Tanınma ile ilgili olarak 1959 yılı önemli bir dönemeç yılıdır. İngiltere ile yazışmalar devam ederken İskoçya Büyük Locasından bir heyet bu yılın Mart ayında Türkiye’yi ziyarete gelmiştir.  Bu arada İngiltere ve İrlanda Büyük Localarına gönderilen yazılarda gayrimuntazam Fransa ve İtalya Locaları ile ilişkinin kesileceğine dair cevaplar verilmiştir. UGLE ısrarla Büyük Locayı kuran 29 Locanın menşei hakkında sorular sormaktadır. Bu arada İskoçya Büyük Locası, muntazamlık önündeki engel olan menşei meselesine bir çözüm olarak Büyük Locanın İskoçya Büyük Locası tarafından restorasyon ve takdisi yolunu önermiştir.

27 Mayıs 1960 devriminden sonra Büyük Loca merkezi Ankara’dan İstanbul’a taşınmıştır. Devrim aynı zamanda tanınma işlerini de sekteye uğrattı. Yeni adımların atılabilmesi için Türkiye’deki politik hayatın yeniden dinginleşmesini beklemek gerekti.

1963 yılında İskoçya büyük Locası tarafından tanınma gerçekleşti ve karşılıklı dostluk kefillerinin tayinine karar verildi. 4 yıllık bir süreç nihayetinde mutlu bir sona ulaşmaya başlamıştı. Bu tanıma sonrası pek çok düzenli Büyük Loca ile yazışmalar başladı ve tanınmalar birbirini takip etti. Sadece İngiltere ve İrlanda Büyük Locaları hariç… İngiltere Birleşik Büyük Locası ısrarla kaynak sorunu üzerinde durmakta idi. Bu arada ritüel ve tüzüklerin çeviri işleri başlatıldı.

Ve 29 Nisan 1965… 1960 konvanında kabul edilen İskoçya Büyük Locasının Türkiye Büyük Locasını muntazam Masonluğa tanıtma uygulaması nihayet gerçekleştirildi. Ve gerçek anlamıyla 29 Nisan 1965 tarihinde düzene kavuşuldu. Tanzim Töreninde İskoçya Fahri Büyük Hatibi görevini En Muhterem Enver N. Egeran Üstad yerine getirmiştir. Törende açılışta Egeran Üstad, Kuran’ın açılış suresi olan Fatiha suresinin Türkçesini okumuştur: “Hamd Alemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. Ulu Tanrım, ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola eriştir, nimete erdirdiğin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir ya Rab”…

[Bu törenle aslında 1951 yılının Ekiminde başlayan çabalar en güzel meyvesini vermiştir. Burada bu bölümü bitirmeden evvel, bir parantez açmayı borç ve yükümlülük biliyorum. Masonluk’a ilgi duyan veya Masonluk hakkında birkaç yazı okuyan herkes bir Locanın ismini bilir. O isim BİLGİ’dir. Bilgi Locası, 1951 yılında kurulurken düzen ve tanınma konuları temel konular olarak kabul edilmiştir. Gerek Türkiye Büyük Locasının kurulmasında gerekse tanınma çalışmalarında Bilgi Locası hep en önde bir anlamda yol açıcı olarak çaba göstermiştir. Bağımsız Büyük Locanın kurulması ve Türkiye Büyük Locasının dünya düzenli Masonluğu içerisindeki onurlu yerini alması sürecinde Bilgi Locası ve onun üyelerinin büyük emekleri geçmiş, tüm bu hareketlerin içerisinde ve önünde Bilgi Locası Kardeşleri yer almıştır. Bu gayret ve çabalar nedeniyle –tamamen öznel olarak- intizam çalışmalarının 58’den de önce 1951 yılının ekim ayında Bilgi Locasının kurulmasıyla başladığını düşünüyor ve 7-21 Ekim 1951 tarihini de tıpkı 29 Nisan 1965 ve 16 Aralık 1956 gibi bir kilometre taşı olduğuna inanıyorum.]


Ocak 29, 2011, 12:03:19 öö
Yanıtla #3
  • Mason
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3751
  • Cinsiyet: Bay

1965'ten 1970'e

Türk Masonluğu açısından 1965 yılının başlangıcı Kasım 1964 olduğu söylenebilir.

64 yılının sonbaharında bir siyasi partinin kongresinde genel başkanlığa adaylığını koyan bir kişinin mason olduğunu belirten karşı propaganda yapılmış ve Mason olduğuna dair kimi belge fotokopileri dağıtılmıştır.

Bu kişi daha önce bir Locada Masonluğa girmiş ancak daha sonra devam etmemiş ve Loca listesinden adı çıkartılmıştır.

Türk Yükseltme Cemiyetine üye olup olmadığı hakkında bilgi verilmesi talebiyle başvuruda bulunması üzerine kayıtlar incelenmiş ve dönemin Büyük Üstat Kaymakamı olan En muhterem Enver N. Egeran tarafından imzalanan 11.11.1964 tarihli, kişinin dernek kayıtlarında ismine rastlanılmadığına dair bir belge verilmiştir.

Görünürde Türk Masonluğunun bölünmesine sebep olan Belge olayı budur. Masonluğun politikaya karıştırıldığı şeklinde algılanan bu olay tepkiyle karşılanmış ve Büyük Loca olayı rasvip etmediğini 28.12.1964 tarihli bir yazıyla ilan etmiştir. Konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulmş ve komisyon raporunda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığını belirtmesi üzerine konu resmi olarak kapanmıştır.

Sembolik dereceler üzerinde egemenliğini kaybetmekten rahatsız olan Süprem Konsey bu olayı fırsat bilerek Büyük Loca seçimlerine müdahale etmek istemiştir. Süprem Konseyin istediği adayın seçilmemesi üzerine de iki örgüt arasındaki ilişkiler gerilmiş ve Süprem Konsey, Büyük Loca seçimlerini tanımadığını ilan etmiştir. Bazı Masonların arabuluculuk çabaları ve 3.10.1965'te yapılan Genel Kurul bu gerginliğin giderilmesinde sonuçsuz kalmıştır.

Süprem Konsey, Önceki Büyük Üstat En Muhterem Ekrem Tok ile devrin Büyük Üstadı En Muhterem Enver N. Egeran'ı yargılayarak Tok'a 1 yıl hak mahrumiyeti, Egeran'a ise 1. dereceden 33. derece kadar ihraç kararı vermiştir.

Egeran, bu olaylar üzerine Masonluktan ve Büyük üstatlıktan istifa etmiş, Masonluktan istifası üyesi olduğu Bilgi Locası tarafından reddedilmiş ve istifasını geri almıştır. 5.12.1965'te o yılki 3. genel kurul yapılmış ve Büyük Üstat olarak En Muhterem Hayrullah Örs seçilmiştir.

Yeni Büyük Üstat, Süprem Konseye 1966'da bir yazı göndererek Egeran hakkındaki kararının geçersiz olduğunu bildirmiştir. Süprem Konsey bunun üzerine konkordatoyu feshetmiştir. İki örgüt arasında görüşmeler sürerken ve hatta bir uzlaşının oluşacağına dair büyük bir inanış oluşmuşken, Süprem Konsey kendi himayesi altında yeni sembolik derecelerde çalışan Localar kurmaya başlamıştır.

25.4.1965te Suprem Konsey, Büyük Loca ile ilişki kesme kararı almış, 4.6.1966'da Tepebaşı 111 numarada çalışan Türkiye Büyük Mason Mahfili (TBMM) kurulmuştur. 9.9.1966'da TBMM isimli füzensiz derneğin kurucuları Türkiye Büyük Locası tarafından harici aleme iade olunmuşlardır.

TBMM, HKEMBL'den ayrılanlar tarafından İstanbulda 5 ve İzmirde 2 Locanın kurulmasıyla oluşturulmuştur. Bu kuruluşun ilk büyük üstadı Orhan Hançerlioğludur

[Bu isimle ilgili bir başka önemli olay daha vardır, ancak bu başlık altında bu olayı ayrıntılandırmaya gerek yoktur. Meraklılar ve imkanı olanlar araştırabilir]

Suprem Konseyin TBMM ile ilişki kurması üzerine HKEMBL 6.61967 tarihinde Suprem Konseyin düzeniz bir örgütle ilişkiye girdiği için düzenin yitidiğini Suprem Konsey yeniden düzene girene, TBMM ile ilişkisini kesene dek büyük Loca üyelerinin Suprem Konsey toplantılarına devamını yasaklamıştır.

9.12.1967'de reorganize edilmiş Yüksek Şura kurulmuştur. Yeni Yüksek Şura, Büyük Loca ile konkordato imzalamış ve HKEMBL'e dayandığını ifade etmiş, ayrıca Charleston'daki Ana Yüksek Şura, reorganize edilen Yüksek Şura'nın 1861'de kurulmuş olan ilk Türk Yüksek Şurasının devamı olduğunu kabul etmiştir.

1965-1970 yılları arası ritueller yeniden deüzenlenesi çaışmaları ve İngiltere Büyük Locası ile dostluk ilişkilerinin kurulması için yogun çalışmalar yürütülmüştür. Nihayet, 9.9.1970 günü İngiltere Birleşik Büyük Locası ile Türkiye Büyük Locası'nı tanımış ve iki Büyük Loca arasında dostluk ilişkileri kurulmuştur. Hemen ardından İrlanda Büyük Locası da HKEMBL'i tanımış ve dostluk ilişkisi kurmuştur.



Ocak 29, 2011, 01:17:40 öö
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 320

Tam türk işi olmuş anladığım kadarıyl bu ayrılık. 70ten sonrasını niye kısa kesiyorsunuz, hiçbir sey olmamış mı?

Hoş soruyorum da kimse cevap vermiyor. Ben sorduğumuz kaliyoorum (simdi isim vermek istemem ama sutunlu bir üye var mesela, Masonlukla ilgili her yere cevap yazıyor fakat benim sorulara cevap yerine siir gönderiyor.)

Cahile degil cehalete susman olunuz beyler! Cehaletimizi gideriniz ki cahil kalmayalım,

Bekleyislerimle.
Girdik susanlar arasına yattık uyuduk
Çığlığımız sınırları aştıydı nasıl olsa.


Ocak 29, 2011, 09:55:23 öö
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 5300
  • Cinsiyet: Bay


Masonluğun Türkiye'deki tarihçesinin bu dördüncü bölümünü (Son) olarak nitelemiş olmam yanlış anlaşılmamalı.

Bu aşama Türkiye'deki Masonluğun tarihçesinin sonu değildi; sadece benim bu konuda başlattığım yazı dizisinin sonuncusuydu.

Bundan sonra belki "Türkiye'deki Masonluğun Yakın Tarihçesi" diye bir başka anlatıma girişmek gerek. Sanılmasın ki 1970 yılından sonra Türk Masonluğu'nda kayda değer hiçbir şey olmamıştır. Aksine, anlatılabilecek o kadar çok şey var ki...

Ancak Türk Masonluğu'nda kısaca "1965 olayları" diye değinilen, aslına bakacak olursa yaklaşık on yıllık bir süreye yayılmış tarihçe bölümü gerçekten çok önemlidir ve görünüşe göre o günleri yaşamış masonların günümüzde çok az sayıda kalmış olmasına karşın kolay kolay unutulacak gibi de değildir. Türkiye'deki Masonluğun tarihçesi üzerinde bundan sonra yazılacak kitap ve benzeri yayınlarda önemli bir yer tutmayı sürdürecektir. Nitekim sadece bunları anlatmış olan iki kitap bile var. Biri Enver Necdet Egeran'in "Gerçek Yüzüyle Masonluk" adlı kitabı, diğeri de Nafiz Zeki Ekemen'in "Arşivlerimiz İçinde 1965 Olayları" başlığı altındaki hayli kalın derlemesi. (Salt bu konu üzerinde başka kitapçıklar da var ama bence pek önemli sayılmayabilir onlar.)

Dolayısıyla Sayın SkullG'nin aktarmış oldukları pek kısa bir özettir. Sanırım o da bunu onaylar.

Ancak bence Sayın SkullG'nin bu anlatımında yer yer yanılgılar var. Bunlar belki de o olaylara tek yönlü bakış ile yazılmış başka anlatımlardan ileri geliyor. Şöyle düzeltmeler yapmayı dilerim:

1- Kişinin dernek kayıtlarında adı vardı ama Ankara şubesinde yoktu. Bu bağlamda sadece bu bakımdan değil, daha birçok bakımdan İstanbul'daki merkez ile Ankara ve İzmir şubeleri arasında çelişkiler vardı. (İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? Böyle çelişkiler, iletişimin çok kolaylaştığı ve artık elektronik ortama taşınmış olduğu günümüzde bile var.) Bir rastlantı sonucu bu çelişki büyük bir olay yaratır biçime dönüştü.

2- Süprem Konsey, daha doğrusu o günkü adıyla Yüksek Şûra, Büyük Loca'daki seçimlere müdahele etmemiştir. Ancak buna benzer konularda hep yanlışlıklar yapılır. Süprem Konsey ya da Yüksek Şûra üyesi olan masonlar bir etkinlik gösterdi mi, bu hemen kuruma mal edilir.  Unutmayalım ki, aynı şey bir büyük locada üst düzey görevlilerinin tutumu için de söz konusudur.

3- Bu olayların akışı sırasında belki genellikle tarihçe yazımlarında adlarına değinilmesi gereken başka kişiler de vardır. Ancak her nedense bu kişilerin adları, ne yaptıkları örtülü bırakılmıştır. Bu nedenle ben de o kişilerin adlarına değinmekten kaçınırım. Bu arada başroldeki iki önemli kişinin tüm bu olaylar başlamadan önceki bireysel ilişkilerinin de göz önünde tutulması gerekir. Dolayısıyla, tüm bu olaylarda işin içine Masonluğun yanı sıra bireysel ilişkilerdeki uyuşmazlıklar da katılmış ve masonlara hiç yakışmayacak bir şekilde kişiler birbirlerinden hıırslarını çıkarmaya kalkışmıştır. 

4- Yüksek Şura'nın büyük locanın seçimlerini tanıyıp tanımaması aslında hiçbir şey değiştirmez.  Yüksek Şûra on yıl öncesinden bu yana Büyük Loca'nın bağımsızlığını içine sindirememiş, hep onu kendi kanatları ve kendi buyrukları altında varsaymıştır. Büyük Üstat Ekrem Tok'un tüm bu olayları dindirebilmek, ortaya çıkan sorunu "masonca" çözümleyebilmek için gösterdiği çabalara kulak asan olmamış, çırpınışlarına ve "Yapmayın, etmeyin." deyişlerine aldırış edilmemiştir.

5- Yüktsek Şûra bir ceza kararı vermiştir. Tamam. Ancak Büyük Loca'dan bu karara uymasını istemiştir. İşte kızılca kıyametin koptuğu nokta oradadır. Yüksek Şûra'nın böyle bir istemde bulunma hakkı yoktur. Şimdi kimileri bunun konkordato gereği odlduğunu söyleyebilir. Hangi konkordato? 1966 yılında Yüksek Şûra'nın TBMM ile bağıtladığı konkordato, yani tüm bu olaylardan sonra. Öncekinde öyle bir şey yok ama Yüksek Şûra bilinen nedenle olmasını istiyor. (Sözü edilen o konkordato sonraki bir tarihte değiştirildi ve bu otokratik hegemonya maddesi de kaldırıldı.)

6- Egeran'ın istifası, üyesi olduğu locaya verilmemiştir. Bir mason Masonluktan istifa ederse bu dilekçesini üyesi olduğu locaya verir; bu doğru. Ancak bir büyük üstat bu bakımdan üyesi olduğu locadan bağımsızdır. Kaldı ki o locaya da dilekçe verilmiş değildir.   Dolayısıyla tüm bunlar sonradan düzenlenmiş ve Egeran istifasını geri almış gibi gösterilmiştir. Ancak öyle bile olsa, istifa etmiş olan bir büyük üstat, bir büyük loca toplantısını yönetmeye gireşemez. Bu bakımdan öyle işler yapılmış ki, bunları Masonluğun hiçbir yerine sığdıramazsınız.

7- TBMM'ni oluşturan locaları Yüksek Şûra kurmamıştır. Yok öyle bir şey... İzmir'deki bir loca doğrudan ayırlımış, ayrılan diğer İzmirli masonlar birleşerek bir diğer loca kurmuştur. İstanbul'da büyük locanın daha önce sinesine kabul etmeyi özellikle erteleyip geciktirdiği bir loca ayrılmış, diğer ayrılanlar dört loca daha kurmuştur.  Yüksek Şûra'nın bu gelişimi olanca gücüyle  desteklediği doğru ama locaları kendisinin kurduğunu söylemek yanlış.

(Orhan Hançerlioğlu ile bağlantılı şu diğer önemli olayı Sayın SkullG bir başka başlık altında açsa da, ben de o konu üzerinde bir şeyler söylesem...)

8- Tüm bu olayların ardından Büyük Üstat Hayrullah Örs'ün yaptıklarından söz edilmeden geçilemez. Özellikle masonların söz özgürlüklerini nasıl engellediği, her locanın toplantısına katılıp nasıl toplantıları kapattığı da belirtilmeli. Büyük Loca'daki kaynaşmalar bir türlü durulmuyor. Nedeni de masonların Masonluğun etiketiyle hiç bağdaşmayan tutum ve davranışları...

9- Büyük Loca üyelerinin yüksek derece toplantılmarını katılmalarını nasıl yasaklayabilir?... Buna ne denileceğini ben söylemeyeyim; siz bilirsiniz zaten. Ancak bu olayın öyle pek önemi de yok. O aşamada ikinci Yüksek Şûra'nın kurulmasına ortam hazırlanıyor, hepsi o...

10- ABD Güney Jüristiksiyonu'nun merkezi Charleston'da değil Washington D.C.'de bildiğimce... Kuruluşu oradaydı. Ancak bu ilk onama konusu onun işi mi, yoksa Kuzey Jütrisdiksiyonu'nun mu? Bu konuda tam bir açıklama yapılmasında yarar olabilir. Şayet Süprem Konsey kendini baeğenmişliği ile kendi kafasının dikine giderken öte yandan uluslararası ilişkileri bakımından ipe un sermeseydi, durum böyle olmazdı. (Nitekim Süprem Konsey çok sonraki yıllarda bu bağlamda pek dar bir çerçeve içinde kalmış olduğunu gördüğünde çok geç olmuştu. Bu bağlamda büyük bir ihmal, bir umursamazlık var.)

11- Yüksek Şûra reorganize edilmiş falan değildir. Bu da bir kandırmaca sözüdür. Yüksek Şûra'nın varlığını düzenli olarak sürdürmesi, tabanında muntazam denilen bir büyük locanın varlığına bağlı da değildir. Dolayısıyla, yapılmış olan iş sadece ikinci bir süprem konsey/yüksek şûra kurmak olmuştur. Yaptıkları girişimlerle özgün Süprem Konsey'i bastırmışlardır; o doğru. Ancak işte onun gerekçesi de ötekilerin umursamazlığı, dalga geçişleri.

12- Son nokta: Yüksek Şûra ile HKEMBL arasında bir konkordato yok. Özellikle bunun olmamasına özen gösterildi. Olup olmaması pek bir şey değiştirmez üstelik. Bu konuyu yanlış biliyorsam lütfen düzeltilsin.

Peki, 1970'li yıllara geldik. Şimdi ne yapılsın? Ondan sonrası da anlatılsın mı?


   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 30, 2011, 09:32:44 öö
Yanıtla #6
  • Mason
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3751
  • Cinsiyet: Bay

Sn. ADAMin da söylediği gibi yazım bir ozetti. Ben cok ayrıntıya girmeyi düşünmemiştim. Zaten bu dönemle ilgili daha önce ADAMla uzun bir diyalogumuz forumda bulunuyor. Ama madem özet aktarima bazı yönlerden ekler ve karsı görüş aktarıldı bunlara bir bakalım.

1- Doğrudur. Bilgi Locasının kayıtlarından kisi düşürülmüş ancak İstanbulda dernek kayıtlarından düşmemiş. Ancak önemli olan burada kopan kıyametin gereksizligi. Nihayet komisyon suc yok demiş, dosya kapanmış. Ama zaman sonra yeniden ısıtılmış.

2- elbetteki Y. Ş üyesi olan Masonlar, Üstat Mason olarak Konvan delegesi ise B. L. secimlerine katılabilir, oy kullanabilir, aday olabilir. Bu Y. Ş.nin müdahalesi anlamına gelmez. Ama o tarihteki belgelere, olaylara bakımımda Y. Şnin üstünlük savaşımı verdigi de gözden kaçmaz.

3- evet bu olaylarda hem Masonlukla ilgili düşünceler hem de bireyse iliskiler birbiri icine karışmış, olmaması gerekenler olmuştur.

4-  öyle olmus. Y. Ş. Eski alışkanlıklarını kolayca terkedememis, kendi imzaladığı 30.04.1957 tarihli konkordatoyu da hiçe saymistir.


5- Y. Ş. Kendisini Türk Masonlugundaki en büyük yer olarak gördüğü icin 1den 33e kadar ihraç gibi kararlar vermeyi ve buna uyulmasını beklemeyi doğal görmüştür. Halbuki 1957 bağıtı 1. Maddesi sembolik derecelerin tek ve en yüksek otoritesinin TBL olduğunu açıkça söylerken. (1966 SK-TBMM bağıtlanmasi hakkında bir sey demeyeyim)

6- En Muhteren Enver N. Egeran 14 Kasim 1965te istifa ettigini ilan etmiş ancak onun istifası, amil üyesi ve kurucusu olduğu Bilgi Locasinca reddedilmiştir. 20 Kasımda Büyük Üstat bu karar üzerine Bilgi Locasına istifasını ger aldığını bildirir bir mektup gondermistir.

7- orhan Hacerlioglu ile ilgili ben konu acmak istemiyorum. Ama konu açılırsa da iştirak etmeye çalışırım. İzmir'de Kemal locası üyeleri (3uye hariç) ayrılmıştır, doğrudur. İstanbulda da ayrılıklar vaki olmuştur.

8- Büyük Locanın Y. Şye yazıları dikkate alınırsa amac düzeni ve özgürlüğü korumak olduğu görülecektir. Umumi Heyet toplantı tersimatlarina bakılırsa soz özgürlüğünün nasıl guvencelebdigi görülebilir. Hatta Localar kendi celselerinde ayrılıp ayrılmamayı bile gorusebilmistir. Ornegin İdeal Locası aile celsesinde ayrılma oylanmış 30 oy ayrılma lehine çıkmıştır.

9- 10-11 Yasaklayabilir. Y. Ş.siz bir Büyük Loca olur ama Büyük locaya dayanmadan bir Y. Ş. Olmaz. Y.Ş mensubu harici aleme iade olunanların lokallere girerek Y. Ş. Atelyelerine devamına giz yumulmustur. An ADAM buna itiraz edebilir ama Mimar Sinan Dergisi 1. Sayısında da yayımlanan Guney Jurudiksiyonu Hakim Büyük amirinin 29 Temmuz 1966 tarihli yazısında açıkça belirtildiği üzere Y. Şler intizamlarını korumak icin düzenli bir büyük locaya dayanmaları gereklidir.

Saygilarimla
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2011, 09:47:32 öö Gönderen: skullG »


Ocak 30, 2011, 05:14:43 ös
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 320

Güzel bilgilendirici özet bir yazı olmus. Sag olun. tarihin anlatımında pek fark yok ama yorumlamada farklılıklar olmus. Bunun sebebi anlatanlardan birisinin mason olması digerinin olmaması mıdır? Ya da baska bir sey midir? Simdi madem masonlukmasonlardan ogrenilmelidir deniyor simdi skullGnin dediğine göre mı amel edelim yoksa Adamın dediğine göre mı? Hangisi aklınıza yattıysa demeyin. Burada yatacak kalkacak bir sey yok. Mason olan diyor ki yüksek şuranın büyük locaya ihtiyacı vardır. Mason olmayan ama Adam olan diyor ki hayır yüksek şuranın büyük locaya ihtiyacı yoktur. Benim de kafam karışıyor. Netleyemezi misiniz Allaseen?

Bir de ne diye bir siyasi partinin genel baskanı diyor da yedi cihanın bildigi ismi söylemiyorsunuz? Yasak mı?

İhtilafli bekleyislerimle.
Girdik susanlar arasına yattık uyuduk
Çığlığımız sınırları aştıydı nasıl olsa.


Ocak 30, 2011, 06:05:14 ös
Yanıtla #8
  • Skoç Riti Masonu
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Zagzagel,

Sn. SkullG Kardesim kadar bu konuda donanimli olmadigimi onceden belirtmek isterim, lakin Yuksek Suranin hicbir surette Buyuk Loca ustunde bir otoritesi olamaz. 1 - 3 dereceler farkli, 4 - 33 dereceler farklidir. Ayrica eger ki bir Mason mavi locadaki uyeligini kaybederse Yuksek Suradaki uyeligi de otomatik olarak dusecektir. Eger bu aciklamadan yola cikacak olursak, Yuksek Suranin Buyuk Locaya uye bazinda ihtiyaci vardir ve de SkullG Kardesimin de izah ettigi gibi mutlaka duzenli bir Buyuk Locaya dayanmalari gerekmektedir. Hatta biraz daha acikca, belirli bir cografyada Buyuk Loca haricinde hicbir Masonik otorite mevcut degildir. Aslinda keske Turkiyede bir baska Rit daha olsa da hiyerarsik duzen forum uyelerince daha iyi anlasilabilse.

Saygilarimla,

Noah
Behold! How good and how pleasant it is for brethren to dwell together in unity.


Ocak 30, 2011, 08:53:27 ös
Yanıtla #9

Yüksek Şura ile Büyük Loca ilişkileri konusuna burada çözüm bulunabileceğini zannetmiyorum açıkçası. Tartşma 1965'te ortaya çıkmış. (Ülkemizdeki durumdan ve tartışmaya esas konudan bahsediyorum tabi ki). O devirde az bilen, çok bilen bütün Masonlar tartışmış. Çözüm bulabilmişler mi? Ne gezer, ülkemizde Masonluk bölünmüş tartışma bitmemiş. Bugün tartışmak ne kadar gerekli, ne kadar faydalı, bir fikir verir bence yaşanmış durum.

Şahsi kanaatim, o günkü tartışmaların içerisinde bir de yetki tartışması olduğunu söylemek yeterli. Farklı düşünenler zaten farklı BL'larda çalışmaya devam ediyor. Bunun ötesi, sonu olmayan polemiklere gidebilir endişesindeyim.

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Masonlar.org - Harici Forumu

Ynt: Masonluğun Türkiye’deki Tarihçesi – 4 (Son)
« Yanıtla #9 : Ocak 30, 2011, 08:53:27 ös »

 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
14 Yanıt
5390 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 15, 2010, 04:50:52 ös
Gönderen: Mustafa Kamil
30 Yanıt
4794 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2013, 11:02:18 öö
Gönderen: Felix Steiner
5 Yanıt
2796 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 29, 2010, 07:45:02 ös
Gönderen: ozkann
1 Yanıt
4305 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2010, 08:57:09 ös
Gönderen: skullG
10 Yanıt
6255 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 19, 2011, 10:58:42 ös
Gönderen: 418
0 Yanıt
1623 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2010, 11:21:03 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1383 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 21, 2010, 05:19:39 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3007 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2010, 02:48:12 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
1692 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2011, 12:25:49 ös
Gönderen: skullG
2 Yanıt
4467 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 02, 2011, 06:29:55 ös
Gönderen: Eser