Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: GENELDE BİLİNEN ANLAMDA SİYONİZM (EKEİR – 14)  (Okunma sayısı 3955 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 04, 2010, 08:34:54 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay





Masonluk, yalnızca Türkiye’de değil, diğer birçok yerde de “Siyonizm’in emellerine hizmet etmek” ile suçlanmıştır.

Bu suçlamaların haklılığını gösteren, açık ve çürütülemez kanıtlar vardır. Özellikle 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyıl başlarında, Fransa’daki birtakım loca ve obediyansların toplantılarında, «Masonluğun asıl amacı Siyonizm’in utkusunu gerçekleştirmektir.» gibi sözler söylendiği, bu konuda demeçler verildiği, bunların tutanaklara geçirilerek hatta dergilerde yayınlanarak belgelendiği yadsınamayacak gerçeklerdir.

Gerçi bunun üzerine yapılabilecek savunmalar vardır. Kimi masonların, birtakım locaların hatta obediyansların yaptıklarını genel olarak Masonluğun bütününe mal etmek, Masonluğun her yerde böyle olduğunu söylemek yanlıştır. Fakat gelin görün ki, bilgi yetersizlikleri nedeniyle Masonluğa karşı olumsuz ön yargılar besleyenler bunu anlayamaz.

Anlayabilenlerinin de anlamak işlerine gelmez.

İleriki yıllarda Masonluğa karşıt girişimlerde bulunacak olanlar, burada anlatacaklarımı göz ardı ederek, bir masonik dergide yayımlanan birkaç paragrafa dayanarak kendi savlarının doğrulandığının kanıtı olarak kullanabilir.

Nitekim yıllarca yapılmış olan da budur.

Burada ben “zaten anlamayacak olanlar” ya da “anlamaya yanaşmayanlar” için değil, Masonluğun aslına öğrenmek isteyenler hatta bu konuda hayli bilgi noksanı bulunması olası masonlar için yorumla karışık açıklamalarda bulunacağım. (Bu deyişim şundan ileri geliyor: Bir kişi mason olmakla Masonluğun bütününü her ayrıntısını bilmeyebilir. Bu onu küçük düşürmez çünkü Masonlukta bir okul gibi masonlara bu kurumun ayrıntılı tarihçesi öğretilmez. İsteyenler, merak edenler araştırır ve öğrenir. Bu da hayli zaman ayırmayı gerektirir. Buna karşın mason olmayan bir kişi bu bağlamda masonlardan çok daha fazlasını bilebilir.)

Semitizm

Semitizm, Yahudilerin dünya çapındaki birlik ve beraberliklerinin, bu bağlamda dayanışmalarının sağlanması, kendilerince bunun yüceltilip korunması biçimindeki bir ülküdür. Bu terim, Yahudilerin Sami ırkından - Nuh’un oğlu Sam’dan- gelme oldukları inancına dayanır.

Şu ya da bu nedenle Yahudilerin bu ülküsüne karşıt olanlar “antisemitist” olarak anılır; tutumlarına ya da etkinliklerine de “Antisemitizm” denir. Bu terimin dilimizdeki karşılığını “Yahudi sevmezlik” olarak da verebiliriz.

Semitizmin herhangi bir politik yanı yoktur. Bu, başka ırklardan gelme insanlarla bir arada yaşayan fakat aslında topluca kendi içlerine kapanık olan Yahudilerin sosyal nitelikli bir ülküsüdür.

Fakat salt sosyal nitelikli olarak kalmamıştır. Ekonomik boyutlar da kazanmıştır. Antisemitistlerin Yahudileri kötüleyişleri biraz da bundan ileri gelir.

Antisemitistler, Yahudilerin bu ülküsüne karşı çıkarken elbette kendilerini haklı görür. Yahudilerin her yerde birbirlerini koruduğundan, ekonomik bakımdan birbirlerini desteklemelerinden yakınırlar. Her insanın kendi köylüsünü, kendi kentlisini, kendi memleketlisini, kendi dininden olanı tuttuğunu, hatta “kardeş” saydığını, gerektiğinde ona öncelik tanıyarak destek olduğunu göz önüne almazlar. Japonlar gibi kimilerinin bunu bireysel çıkarlar uğruna değil, “ulusun yüceliğini sağlamak” amacıyla yaptığına bile bakmazlar. Onlara göre, başkaları kendi aralarında böyle bir dayanışma kurabilir ama Yahudilerin buna hakkı yoktur.

Burada Semitizmi savunmakta değilim. Konuyu nesnel (objektif) bir yaklaşımla değerlendirmeye çalışıyorum. Zaten asıl konu da bu değil.

Fakat sırası gelmişken Antisemitistlerin haklı oldukları bir yöne de değineyim.

Her ırk, her ulus, her din, her etnik topluluk gibi Yahudilerin de bağnazları vardır. Bu kişiler, kendi dinsel inanç ilkelerinin bir gereği olarak, Yahudileri “üstün ırk”, “Tanrı’nın seçilmiş kulları” sayar. Tarih boyunca bu bağnaz tutumlarıyla diğer insanları küçük görmüşlerdir.

Yahudilerin bağnazları, bu konuda filozofik boyutta bir tartışma çıktığında, önce “Kutsal Kitap”ta yazılı olanların okunmasını önermiştir. Hıristiyanlıkta Tevrat’ın “Eski Ahit” adıyla İncil’in temeli sayılışını, kendi savları doğrultusunda kullanmışlardır. Böylece yalnızca kendilerinin değil, genelde tüm Yahudilerin çeşitli toplumlarda dosttan çok düşman kazanmalarına neden olmuşlardır.

Antisemitistlerin haklılığı, işte bu Yahudilik bağnazlarının yanlış tutumlarından kaynaklanmaktadır.

Siyonizm

Bu doktrinin sözlük ve ansiklopedilerdeki tanımını “Yahudiler’in Filistin’de bir bağımsız devlet kurma ülküsü” olarak özetleyebiliriz. Buna “Semitizm’in politik yanı” da diyebiliriz.

Daha Roma İmparatorluğu döneminde dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Yahudiler, yüzyıllar boyunca “Kutsal Ülke” sayılan bölgede kendi bağımsız devletlerini yeniden kurabilmek için didinip durmuştur. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında, dünya düzeninin giderek değişip monarşilerin yerini demokrasiye dayanan yönetimler almaya başlayınca, çabalarını daha da yoğunlaştırıp kurumlaştırmaya yönelmişlerdir. Bunun için örgütler kurmuşlardır.

Bunlardan biri de Fransa’da kurulmuş olan “Alliance İsrailité Univérsél” (Evrensel İsrail Birliği) adlı örgüttür.

Bu örgüt, Batı Avrupa’da özellikle 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında yoğun ve oldukça kapsamlı bir etkinlik göstermiştir. Elbette politikaya burnunu sokmuş, ekonomik ilişkileri kullanmış, çeşitli sosyal kurumları elde etmeye girişmiş, birtakım entrikalar çevirmiş, üstelik Masonluktan da yararlanmaya çalışmıştır.

Masonluğa olur olmaz karşıt girişimlerde bulunanların Masonluk ile Siyonizmin bağdaştığını kanıtlamak üzere kullandıkları belgelerin tarihlerine bir bakın...  Bunların büyük çoğunluğu 1890-1930 yılları arasındadır.

Sonunda, 1948 yılında Filistin’de İsrail Devleti’nin kurulması sağlanmıştır.

Böylelikle, sözlüklerde tanımını gördüğümüz türdeki Siyonizm’in amaçlarına ulaşmış bulunduğu, bu yüzden artık böyle bir politik doktrine gerek olmadığı söylenebilir.

Aslında bu demagojik bir yaklaşımdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Türk ulusçuluğuna gerek olmadığını söylemek gibi bir şeydir.

İsrail Devleti’nin kurulmasıyla tüm sorunlar sona ermemiştir. En azından, bu devletin çevresindeki Müslüman Arap ülkelerinin çoğu, bu devleti tanımamakta diretmektedir. İsrail’in Orta Doğu’daki varlığı, hoşgörüyle karşılanamamıştır. Bazı Arap ülkeleriyle, hatta Filistin Kurtuluş Örgütü ile bile barış anlaşmaları yapmış olması, henüz bu bölgede huzuru ve gerçek barışı sağlayamamıştır.

Dolayısıyla “Semitizm’in politik yanı” anlamındaki Siyonizm’in de henüz işlevini yitirmediği kabul edilmektedir.

Günümüzde bu terim artık “İsrail Devleti’nin dış politikası” ile özdeş bir anlama çekilmektedir.

“Yahudiler’in politik ülküsü” biçiminde tanımlanan Siyonizm, 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmıştır. Bundan önce böyle bir politik ülkü görülmemiştir.

Gerçi böyle bir ülkünün bundan önceki tarihlerde Yahudilerce gizliden gizliye beslenmiş olduğu da ileri sürülmüyor değildir. Fakat bu gerçek olsa bile, “Masonluğun Siyonizm’in emellerine hizmet ettiği” savını doğrulamaz.

Bu kadarla kalmayıp, ortaya “Masonluğun Siyonizm’in emellerine hizmet etmek için kurulmuş olduğu” gibi bir sav atanlar da çıkmıştır.

Hiç kuşkusuz burada sözü edilen “Masonluk”, Avrupa’da yüzyıllardan beri süregelmiş İnşaatçılık Mesleği ve Sanatı (Operatif Masonluk) değil, spekülâtif nitelikli çağdaş Masonluktur.

Eğer Siyonizmi “Yahudiler’in politik ülküsü” biçiminde değil, bir başka tarzda tanımlayacak olursak, böyle bir savın doğruluğu tartışılabilir. Fakat Siyonizm doğrudan Yahudilik ile bağdaştırılırsa, Masonluğa karşıt girişimlerde bulunanların bu savı kendiliğinden çürüyerek çöker.

19. yüzyıl ortalarına kadar, Avrupa’nın çoğu yerindeki mason locaları, Yahudileri üyeliğe bile kabul etmemiştir. Bunun gerekçesi, Yahudilik bağnazlarının kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleridir.

Fanatik Yahudilerin dinsel inançlarından kaynaklanan bu geleneksel yaklaşımlarına karşın, mason localarının o tarihlerdeki tutumu da haklı görülemez ve onaylanamaz. İnsanlar arasında hiçbir ayırım gütmemesi gereken, hiçbir ayırım güdülmemesi gerektiğini savunan, bu yüzden temel ilkelerinden birini EŞİTLİK olarak alan Masonluk için bu tutum, bir tarihsel yüz karası sayılır. Fakat Masonluğun “Yahudiler’in politik ülküsü” anlamındaki Siyonizm ile hiçbir ilgisi olmadığını da kanıtlar.

Ancak şu gerçek de açıkça ortada: Masonluk gene de Siyonizm’e âlet olmuş, âlet edilmiştir.

Hatta şu da eklenebilir: 17. yüzyıl ortalarında önce İngiltere’de tohumları atılmış çağdaş Masonluğun yeşerip gelişerek 18. yüzyıl başlarında Kıta Avrupası’ndaki örgütlenişinde Siyonizmin etkisi olmuştur.

Bu savı bir adım daha ileri götürerek çalışmamızın konusuyla da bağlantısını kurayım:

18. yüzyılın ortalarına doğru Masonlukta İskoç Riti’nin oluşturulmasında da Siyonizmin payı vardır.

Daha da fazlasını belirteyim:

19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin egemen otoritesinin üyelerinden kimileri, Siyonizmin amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda birtakım etkinliklerde, kendi adlarıyla değil, 33. derecedeki masonlar olarak yer almışlardır.

Peki ama bu çelişki nasıl açıklanır?

Bunu açıklayabilmek için bir de şunu eklemeliyim:

Yahudiler de, 19. yüzyıl sonlarına doğru kurulmuş olan Alliance İsrailité Univérsél adlı örgütleri de Siyonizm’e âlet olmuş, âlet edilmişlerdir.

Fakat bu olgu, bilseler de farkında olmasalar da, o tarihlerde Yahudilerin işine gelmiştir. Burada bir “çıkar birliği” söz konusudur.

Bunlara, 20. yüzyıl başlarında Rusya’da Yahudi gençlerin kurmuş olduğu gizli “Siyon Örgütleri”ni katabilirim. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde elden ele dolaştırılmış olan “Siyon Protokolleri”nden söz edebilirim.

Burada şunu demek istiyorum:

“Siyonizm” ile “Semitizmin politik yanı” ya da “Yahudilerin ülküsü" aynı şey değildir. Aslında Siyonizm başka bir şeydir.



Peki Siyonizm aslında nedir?


Bu çok uzun bir bölüm oldu. Üzerinde görüşler belirtilebilir; tartışmalar yapılabilir. Onun için şimdilik burada durayım. Sonra devam ederim.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 04, 2010, 09:50:33 öö
Yanıtla #1
  • Mason
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1235
  • Cinsiyet: Bay

Sn. ADAM teknik olarak ilk etapta soracağım bir şey var. Semitizm tüm sami ırklarını kapsamaz mı?
Tempus fugit...


Ocak 04, 2010, 10:21:07 öö
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Teorik olarak evet... Ancak sonradan, Yahudilerin tarihi çerçevesinde bu bağlamda birtakım seçmeler yapılmıştır. Örneğin Benjaminler dışlanmıştır.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 04, 2010, 01:18:53 ös
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

siyonizm teriminin aciklamasinin tam olarak semitizmin politik yansimasi olarak aciklanamayacagi tezine katilmak ile beraber siyonizmi esas olarak nasil tanimlayacaginizi merak etmekteyim..


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
4621 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2018, 12:50:21 ös
Gönderen: Mandıra Filozofu
0 Yanıt
7000 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2009, 11:00:38 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
5621 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2009, 11:55:12 ös
Gönderen: ozak1977
2 Yanıt
5664 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2010, 06:48:57 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
7039 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 29, 2009, 01:25:40 öö
Gönderen: amerbach
2 Yanıt
3834 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 30, 2009, 01:12:50 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2783 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 01, 2010, 11:23:26 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2565 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2010, 10:28:30 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5328 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2010, 02:23:19 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5862 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 10, 2010, 03:49:38 ös
Gönderen: ADAM