Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: SAHNENİN ARKASINDAKİ KULİS (EKEİR – 16)  (Okunma sayısı 2037 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 05, 2010, 08:26:23 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Önceki bölümün sonunda "Siyonizm" teriminin asıl anlamını anlatmanın biraz uzun süreceğini belirtmiştim. Bu çalışkayı tüme varım yöntemiyle yapmakta olduğum için, sadece o konuyla ilgilenenlerin sanırım biraz sabırlı olması gerekecek. Ancak şunu anımsatmakta yarar var: Benim bu seri başlık altında anlattıklarım aslında Masonluktaki Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti'ne ilişkindir.  



Daha önce Paris’teki Milli Kütüphane’de “Gizli Dosyalar” adı altında arşivlenmiş olan ve 1956 yılında keşfedilmiş birtakım belgelerden söz etmiştim.

Bu belgelerin birinden anlaşıldığına göre; 1118 yılında Kudüs’te kurulmuş, 1127 yılındaki Troyes Konseyi’nde resmen bir askeri ve dinsel tarikat niteliği kazanmış olan Tapınak Şövalyeleri, aslında kendi başlarına buyruk değildi. Görünüşte yalnızca papaya bağlıydılar ama kuruluşlarından sonraki 70 yıl boyunca, bu şövalyelik tarikatının ardında bir başka kurum ya da birtakım başka kişiler vardı.

Bu kurum ya da kişiler, Tapınak Şövalyelerini perde arkasından yönetiyordu. Tarikatın oldukça karmaşık bir yönetsel yapısının bulunuşu, biraz da bu perde arkasındaki kurum ya da kişileri gizlemek gereğinden ileri geliyordu.

Şayet bunun bir kurum olarak benimsersek, işte bu “Prieuré de Sion” idi.

Prieuré de Sion’un 1090 yılında Godfroi de Bouillon tarafından kurulmuş olduğu söylenirse de, bu aslında biraz kuşkulu… Godfroi, bu olayda kullanılan kişiydi; geldi geçti.

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın politikası Prieuré de Sion tarafından saptanıyordu. Her işi, her eylemi bu kurumun yönergeleri doğrultusunda gerçekleştiriliyordu.

Tarikatın büyük üstadı ölünce, yerine yenisi seçimle görev başına gelirdi. Fakat seçildikten sonra tarikatı “sonsuz” denilesi bir yetkiyle, tartışılmaz bir egemenlikle, bir imparator gibi yönetirdi.

Prieuré de Sion’un büyük üstadı ile Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın büyük üstadı aynı kişiydi. Çünkü tarikatın stratejisi tek olmalıydı. Tarikatın kuruluşundan sonraki 70 yıl boyunca bu böyle sürdü.

Rastlantısal Bir olay mı?

Dünyanın çeşitli yerlerinde, hemen hemen aynı tarihlerde birtakım önemli olaylarla karşılaşılır. Genellikle bunların aynı tarihlerde oluşu bir rastlantı olarak nitelenir. Ancak sonradan, bunlardan çoğunun aralarında birtakım bağlantılar bulunduğu keşfedilir. Kimi zaman bu ilişkiler yeterince açıklanamaz ama bağlantıların bulunduğu da kuşkusuzdur.

Tarihsel olayların tüm ayrıntıları sıradan tarih kitaplarında bulunamaz. İlgilenenlerin, bunun için tarih araştırmaları yapan kurumların yayınlarını alarak incelemeleri gerekir. (Örneğin Türkiye’de Türk Tarih Kurumu’nun yayınları gibi.) Bu yüzden, burada anlatacak olduklarımızı da sıradan tarih kitaplarında bulmak olanaklı değildir.

Daha önce Tapınak Şövalyeleri hakkında sıra dışı birtakım bilgiler verirken şu konuya da değinmiştim: 1185 yılında, Tapınak Şövalyelerinin o sıradaki Büyük Üstadı Gérard de Ridefort, yeni Kudüs kralının seçiminden kaynaklanan bir uzlaşmazlık nedeniyle bir iç savaş çıkaracak boyutta büyük bir sorun yaratmıştı. Bundan yararlanan Müslümanlar, 1187 yılında düzenledikleri bir kuşatma sonucunda Kudüs’ü ele geçirmişti. Bu olay, 1189 yılında İngiltere tahtının varisi Richard (Aslan Yürekli Rişar) ile Fransa Kralı 2. Philippe önderliğinde “Üçüncü Haçlı Seferi”nin yapılmasına yol açtı.

Bu tarihlerin arasında, yani 1188 yılında neler olduğuna bir bakalım.




Bakalım bakmasına da, bana çok ilginç gelen, sanırım sizin de ilginç bulacağınız bu olayı başlı başına bir konu olarak sonraki bölüme bırakmak istiyorum.

Bu arada bir de not: Günümüzdeki Masonluğun temeli Ortaçağın inşaatçılık mesleği ve sanatına yaslanıyor, mason tarihçiler hep onu anlatıyor ya… Masonluğun temelinde asıl benim burada anlattıklarıma neden hiç değinmemişler, bunu anlayamıyorum. Aslında anlıyorum da, yanlış yaptıklarını tüm mason topluluğunu bu kurumun tarihçesi bakımından yüzyıllardır özellikle yanlış yönlendirmiş olduklarına inanıyorum.  Dolayısıyla burada anlatmakta olduklarım öyle sıradan tarihsel olaylar ya da öyküler değil. Genelde Masonluk ile bağlantılı ve özelde Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti ile nasıl bir bağlantısı olduğunu da göreceğiz.



« Son Düzenleme: Ocak 06, 2010, 10:56:53 öö Gönderen: skullG »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
4618 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2018, 12:50:21 ös
Gönderen: Mandıra Filozofu
0 Yanıt
6997 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2009, 11:00:38 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
5618 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2009, 11:55:12 ös
Gönderen: ozak1977
2 Yanıt
5664 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2010, 06:48:57 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
3829 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 30, 2009, 01:12:50 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5327 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2010, 02:23:19 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3393 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 09, 2010, 08:55:29 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5857 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 10, 2010, 03:49:38 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2971 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2010, 09:19:45 ös
Gönderen: ozak1977
0 Yanıt
3783 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2010, 09:07:40 öö
Gönderen: ADAM