Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kabala'da Adamlık  (Okunma sayısı 1883 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 15, 2018, 12:54:58 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 312
  • Cinsiyet: Bay

Adamlık, günlük yaşamda ve anlatılan olaylarda hep üstüne değinilen bir konudur. Üyelerimizin çokca anlattığı, yorumladığı, dergi ve kitaplardaki yazılardan kesitlerle güzel görüşler sunduğu bu konu Kabala'dada bir hayli önemlidir. Adam dediğimiz söz Kabala'da nihai hedefe varılmadır. Bu derece ve sınıf Adam Kadmon'dur. Adam Kadmon ise İlk İnsan olarak anılan Adem'i kast eder ve zaten söz anlamı de İlk İnsan'dır. En önemli nokta ise buradaki İlk İnsan'dan kasıt Kabala'da yaradanı ilk hisseden, keşfeden kişidir. Adem'den önce çeşitli insan olduğu düşünülmektedir fakat ilk yaradanı keşfeden içlerinde Adem'dir. Bu sebepten Adam Kadmon seviyesi çok önemli bir yer kaplar. Manevi çalışmaların bize ulaştırdığı sonuçta ise önümüzeki engelleri aşınca Adam Kadmon, İnsan-ı Kamil, Nirvana yada diğer ilimlerdeki kast edilen mertebeye ulaşmış oluruz. Manevi çalışmadan kasıt çoğu kişinin inancında, çalışma metodunda farklıdır. Maddesel günlük yaşam maneviyatın zıttı olduğu düşüncesinden dolayı çoğu Kabalist genelde Kabala'ya başlarken evin köşesinde yada herhangi bir yerde derin düşüncelere dalmış, "Ben neden buradayım? Yaşama amacım ne?" gibi düşüncelerle yaşamı sorgular.

Meditasyon, Kabala'ya uygun bir manevi çalışma mıdır?
Maddesel yaşamdan soyutlanıp maneviyata geçiş için bazı farklı ilimlerdeki çalışma metodu çeşitli tip meditasyon yapılışıdır. Kabala'da manevi çalışmalardan kastı bazı kişiler meditasyonu da kapsadığını düşünür. Bu konuyla ilgili net yanıtı ise Doktor Michael Laitman vermiştir:

M = Moderatör (Andrew)

L  = Dr. Laitman

M: Batı dünyasında birçok insan maneviyatın, kendinle barış içerisinde olmanın ve sükûnet anlamına geldiğini düşünür. Bunu başarmanın Doğu metotlarında olduğu gibi nefes almak, meditasyon ve sükûnet ile olduğu düşünülür. Biz bu metotlarla, bu kalitedeki maneviyata ulaşabilir miyiz? Oturup, gevşeyip ve evreni içeriye alarak bunu kendi içimizde bulabilir miyiz?

L: Hayır, hiç sanmam. Öncelikle şu gerçek ki meditasyonu kullanarak gevşeyebilirsin veya iç sükûnetin vardır. Tabii ki bu iyileştirici bir yoldur ve ben buna saygı duyarım. İnsan kendi içine dalar ve sonuçta kendini daha iyi hisseder. Neden olmasın? Fakat maneviyatla ilişkisi geçersizdir. Çünkü maneviyat doğamızın zıddıdır. Eğer egoist bir doğaya sahipsem, sadece herkesi sömürmek istersem, herkesin bana hizmet etmesini istersem, sonuçta dünyadaki her var olan şeyin benim için çalışmasını isterim. Böylece maneviyat bunun zıddıdır, bir kalitedir eğer elde edersem sonra verici olurum. Aynı şimdi olduğu gibi dünyayı yutar ve bölersem o zaman belki buna maneviyat denebilir ve güç kazanır. Kendimi gevşetmem ve her şeyi isteme arzumu hiç istememeye doğru azaltırım. Bu bildiğiniz meditasyon yapan kimselerin, sonunda temelinde bitki gibi bir hayat yaşamalarına benzer.

M: Tamam burada bazı değişik şeyler duymuş oldum. Bu dünyada; bu Batı dünyasında biz, çevremiz etrafındaki bazı şeyleri kullanarak, alarak, kaymağını alarak ve hayal ederek seyahat ederiz. Yani demek istediğiniz, akıl ve bedenimizi gevşetmemiz halinde, bu durum bizim çevreyi kullanmamız için oluşan bencil arzu ve bencil dürtülerimizin yok olmasını sağlamaz mı?

L: Hayır, hayır, sadece getirir, azaltır ve sonra bir hayvan misali gevşersin ve yaşamın hakkında daha az endişeye düşersin.

M: Tamam, bir saniye. Demek istediğiniz meditasyon sayesinde ben daha çok bir hayvan gibi mi olurum?

L: Tabii ki. Meditasyon yapan kişinin çok fazla yemek ihtiyacı olmaz. Birçok çeşit şeyi başarabilmek için sadece bir şeyi düşünür, vaziyet takınmasını ister, takındığı tavır ise sahip olduğu şeyler için sevmemektir. Bilirsin ki bu arzu gittikçe azalır ve bir hayvan misali ve belki bir bitki misali intikal edersin.

M: Tamam, fakat global krizin beklenilenden daha fazla başarılı olmanın vermiş olduğu ağırlık sonucu oluştuğu hususu ile yüzleşelim. Bir kenarda ağacın altında oturmuş ve gevşemiş bir kişi yanlış mı yapıyor, bu bana veya dış dünyaya sükûnet getirmez mi?

L: Bunların hepsi güzel ama bizim doğal sistemimize aykırı ve evrimimize aykırıdır. Biz bunu yapamayız, kendimizi durduramayız. Nesilden nesile bunu kendi hayatımızda da görebiliyoruz. Biz devamlı gelişiyoruz. Hayvan değiliz, hayvanlar haftada bir kez veya iki haftada bir ne yapmak istediğini bilir ve bu kadar. Fakat insanların sadece gelişmek için 20-30 seneye ihtiyacı vardır, hayatlarının diğer kalan bölümlerinde egoları yoğunlaşır ve bu onları insan yapar, onları hayvan olarak kısıtlamak mı istersin?

M: Kısıtlamak istemem, içimde bulunan bir nokta var, bir şey var kendi kusurumu göstermek, dünyaya yansıtmak gibi. Hayvandan çok daha farklı. Çok daha farklı bir becerim var, böylece?

L: Böylece? Fakat siz hayatınızı nasıl yöneteceğinizi, nasıl düzene sokacağınızı bilmiyorsunuz. Büyüyen egonuz ile ne yapacağınızı bilirsiniz, egonuz sizin zıddınız olur, size baskı yapar ve sizi yanlış yola sürükler. Eğer bunu idare etmeyi bilirsen belki daha iyi bir yere gelirsin ve seni durduramaz.

M: Fakat nasıl idare edebilirsin. Belki meditasyon sayesinde bunu yapabiliriz, içimdekini araştırıp, kendim için en iyi olanı bulmak ve ortaya çıkarmak mı?

L: Hayır, hayır. Meditasyon gevşeme dışında bir şey değildir. Geçici bir şeydir ve bazen hayat telaşından bizi uzaklaştırıp gevşetir.

M: Binlerce senedir Doğu insanları bu deneyimleri kullanmaktadırlar, her yerde ve edebiyatlarında da kullanmışlardır. Muhteşem erişim durumlarına ulaşmışlardır. Birlik, evrensellik hallerine erişmişlerdir. Sıradan bir insanın algılayamayacağı şeyleri algılamışlardır.

L: Kendilerini gevşemiş hissederler ve bu kadar. Onlar dünyamızda içlerindeki psikolojik durumu hissederler ve o kadar. Onlar maneviyatı, dünyanın diğer tarafını hissetmezler. Bu bizim dünyamızın zıddıdır. Bu bizden saklıdır. Saklı olmasının nedeni ise şimdiki egoist doğamız ile hissedemememiz. Eğer egomuzu azaltırsak hâlâ aynı, büyük ego yerine küçük egomuz vardır işte o kadar.

M: Böylece içimize dönerek aradığımıza ulaşamayız. Maneviyat içimizin derin, daha derin, daha da derininde değildir.

L: Maneviyatın ne olduğuna dair insan kendi içine doğru yürür. Orada neye erişebilir? İçinde bir şey yoktur ve eriştiği şey spiritüalite değildir.

M: Yani yolumuz kesilmiş gibi, bir temel veya kaynağımız yok. Sanki evrenselliğe de bağlanmamış gibiyiz bir dayanağımız da yok.

L: Hayır yok, haklısın.

M: Peki, nereden başlayabiliriz?

L: Şimdi gerçek noktaya gelmiş oldun. İşte hakkında konuşmamız gereken de bu.[1]

Sonuç olarak Adam Kadmon seviyesi yani yaradanı ilk keşfeden Adem gibi yaratılanın yaradanı keşfetmesi için kat edilmesi gereken bu yolda insan doğasını aşmamız gerekir. Adem'den önce varolan insanların karnını doyurma, üreme, maddesel yaşamdaki zevk duygularının peşinden koşma gibi işlerle uğraşması ve sonrasında Adem'in hepsinden farklı bir yol izleyerek yaradanı keşfetmesi de bize gerçek yüksek mertebeyi özetlemektedir.


1- www.kabala.info.tr/kabala-video-klipler/kabala-ve-soylentiler/meditasyon-manevi-bir-metot-mudur/