Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bireyler Arası Dini Hoşgörü ve Masonluk  (Okunma sayısı 4812 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 12, 2012, 05:04:31 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Merhaba;
   
Öncelikle toplumların masonlukla ilişkili görüşleri hakkında dar pencereden kısa bir giriş yapmak istiyorum.

Toplumların masonluk karşısındaki görüşlerinin belki oluşturulduğu belkide yansıması şeklinde oluşan kavrama ve
fikir beyanı bütünü "anti-masonik" olarak adlandırılan refleksler olarak saptamak daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Özellikle anti-masonik görüş savunucularının fikirdaşlarının sayısal çoğunluğuda bu tezimi desteklemekte...

Anti-masonik görüşlerin mesnet noktalarını inançsal,ve yönetimsel endişeler oluşturmakta.

Kısacası toplumların masonluk hakkında görüşlerini oluşturan inançsal nedenler olarak belirtilebilir.


Daha genel olarak bakmak gerekirse aslında "toplum" kavramı özünde insanların lokasyon farklılığının ortaklıkla
vücut bulduğu ortak değerler ve çıkarlarla beslenen farklılıklarla ayrışan organizasyonel ilişkiler bütünü denilebilir.

Yani temelinde toplum bireyleri arasında bir ortaklık ve çıkar ortaklığı farklı toplumlar arasında ise bir rekabet,değer ve çıkar farklılığı yatmaktadır.

(Anladığım kadarıyla) Bütün toplumların masonluk hakkındaki görüşlerini inançsal değerler belirlediğine göre dünyamızda toplumların
 farklılaşmasında kimliğinin bir elemanı haline gelen inançları denilebilir.

Dolayısıyla inanç ekseninde ağır basan karşı çıkış "toplum" kavramının doğal refleksidir çünkü "toplum" organizasyonu bu düzeni sağlayan ortak değerlerin çıkarılmasına doğal bir refleks gösterecektir.

Burada sorun şu noktada düğümleniyor masonluğun inanca bakışı bireysel boyuttada toplumsal boyutta baktığına benzer bir şekilde olup olmadığıdır.

Evet bir çok kez söylendi.Bu forumda gerek mason üyelerin katkılarıyla gereksede değerli bilgilerle donanmış forum üyelerinin paylaşımlarında localarda din tartışılamayacağı, dinin bireyin özgürlüğünde olduğu vurgulandı(Yanlışım varsa düzltilmesi dileği ile)

Bu düşüncelerimle insanlar arasındaki din değerlerinin sahipliliği farklılığının oluşturduğu karşılıklı yaklaşımlarda hoşgörü konusunda masonluğun görüşü nedir ?

Örneğin aşağıda resmini ve tarihini vermiş olduğum Şehadet Camii nin inşaa amacını bu bakış açısıyla irdelermisiniz.

İkinci sorum masonluğun amaçlarının zamanımızdaki karşılığının büyük çoğunluğunu bireyler arasındaki din eksenindeki hoşgörüsü karşılar mı ?

Resim Linki :
http://www.masonlar.org/masonlar_forum/MGalleryItem.php?id=30492

Öngörü olarak internetten aldığım bilgi :
(Kaynak :http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=26198)

"Şahadet Camii

Sultan 1.Murad Hüdavendigar tarafından 1365 yılında yaptırılmıştır. Orduevinin tam karşısındaıdr. Aslen eski bir kilisedir. Zaten bu durum mimarisinden de kendini belli etmektedir. Bursa'daki gayri müslimlerin Sultan 1. Murad'ın kendilerine gösterdiği büyük anlayıştan ötürü kendi rızaları ile camiye çevrilmesi istemişlerdir. Bursa'daki gayri müslüm ve müslüman toplumun barış ve huzur içinde yaşadığının en önemli kanıtlarından biridir. "


Saygılarımla


Nisan 13, 2012, 12:01:39 ös
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın neumann’ın bu konuyu açmasını önermiştik; bekliyorduk; açtı hem de fazlasıyla; teşekkürler.

Ancak daha başında bir eleştiri yönetmek istiyorum Sayın neumann’a: Burada hoşgörü sözcüğünü tolerans anlamında kullanıyor değil mi? Ben öyle anlıyorum.

Bu forumda da zaman zaman görmüş olduğumuz üzere, çok tartışılmıştır bu tolerans ile hoşgörünün eş anlamlılığı ya da birbirinden farklı olduğu.

Ben farklı olduklarını düşünenlerden yanayım.

Hoşgörüde bir kendini büyük tutma ve ötekini bağışlama eğilimi vardır; toleransta ise karşındakini anlama ve değerlendirip göreli hak verme.

Dolayısıyla, din ya da inanç bir tutum ve davranış olmayıp, bir zihinsel etkinlik olduğuna göre, burada farklı dinlilerden ya da inançlılardan olanların (bu arada hiçbirinden olmayanların) birbirlerine karşı olan anlayışlı tutumunu tolerans olarak nitelersek, yanlış bir şey yapmış olmayız sanırım.

Bu elbette sadece din ve inanç alanındaki tolerans olur ama tolerans sadece din ve inanç alanına özgü değildir.

Masonlukta tolerans, en önemli töresel ilkelerden biri sayılıyor. Bu, Masonluğun hangi türünden ya da kolundan söz edersek edelim, aynen geçerli.

Gerçi Masonluğun kökenine ille de dinsel nitelikli bir inanç yerleştirilmesini öngörenler, -üstelik bu çoğunluk- bunu benimsemeyenleri hiç de toleransla karşılamamak eğiliminde ama olsun. Onu Masonluğun kendi örgütsel iç işi olarak düşünüp, bir yana bırakalım.

Acaba kilisenin camiye dönüştürülmesine masonlar ne der?

Buna yanıt veremem. Her masonun bu bağlamdaki görüşü ve tutumu farklı olur. Benim de bireysel bir görüşüm var bu bağlamda;sizinkine uymayabilir. Kendi din ve inançlarını ağırlıklı bir şekilde üstün ve öncelikli tutanlar, bana göre bu konuda öyle pek anlayışlı, toleranslı davranıyor. Davranabilenleri kutlamak gerek.

Ayasofya kilise midir, cami mi?... Hangisi olmalıdır. Müze olsuna peki de bir tapınım alanı olarak da kullanılacaksa… Hani bir grup provakatör gelecekti İstanbul’a orada ayin yapmaya da ne iyi edildi de o iş durduruldu. Dünyanın hiçbir kentinde İstanbul’da olduğu kadar farklı mezheplerin kilisesi yoktur. Ayin yapacaksanız, buyurun kiliseye.

Kilisede mevlit okunur mu?... Mevlidin ille de camide okunması gerekmez ama cami olmayan bir yerde mevlit okunacaksa bunun kiliseden ayrı bir yerde olması daha doğru.

Kimileri, biliyorum, bulundukları Hıristiyan kentinde cami olmadığı için Cuma namazını kilisede kılmak istiyor. Olacak şey değil. Pazar ayininin camide yapılamayacağı gibi.

Her din kendi tapınım yerini bilsin. Fakat bunlar birbirleriyle çelişmesin. Bir zamanlar İstanbul’da Kuledibi denilen semtteki esnaf, Yahudiler ile farklı Müslümanlar (sanırım Sünniler ve Mevleviler), bir de farklı Hıristiyanlar (galiba Katolikler ile Ortodokslar) yan yana, hep bir arada ticaretlerini yapar, dostça ve kardeşçe geçinir, her biri kendi tapınağına gidip dinsel görevini yerine getirir, sorunsuz yaşarlarmış.

Çoktandır hasret kalmışız böyle bir ortama.

Şehadet Camii’nin kilise iken camiye dönüştürülmesini Hıristiyanların da benimsediğini kim söylüyor? Müslümanlar… Acaba gerçekten öyle miydi? Kuşkuluyum.

Zorunlu muydu camiye dönüştürülmesi? Başka cami yok muydu Bursa’da? Yetmiyor idiyse yenisi yapılamaz mıydı?

Endülüs’de bir zamanlar kimi kiliseler camiye dönüştürülmüş. Hazırda cami olmadığı ve birazda halkın Müslümanlaştırılmasına yönelik bir tutum benimsendiği için. Fakat sonra Ferdinand ve Isabella birleşmesiyle Hıristiyanlar İber Yarımadası’nda Müslümanlığı tümüyle silmeye girişince, camileri kiliseleştirmek yerine yıkmayı tercih etmişler.

İşte tolerans değil de hoşgörü konusu burada beliriyor; Müslüman Hıristiyana hoşgörülü davranmış ama Hıristiyan hiç de oralı olmamış sıra kendine geldiğinde.

Zaten Hıristiyanlar en hoşgörüsüz dinlilerdir. Başlangıçta kendileri tolerans beklerken Romalı çoktanrıcılardan, öncelikle o çoktanrıcıları yok etmeye girişmişlerdir politik gücü ellerine geçirip kılıç ile haçı birleştirdiklerinde. Paganların ötesinde Mazdacılara, Mitrcılara Yahudilere, Manicilere, Katharlara yapıp ettikleri anlatmakla bitmez.

Masonluk genel olarak kendi içinde din tartışması yapmamayı, tüm dinlere ve inançlara karşı eşit düzeyde toleranslı/saygılı olmayı öngörür ya da öyle görünür ama ben bunun öyle olsa da öyle görünse de teoride, çoğu kez lâfta kaldığı, pratikte gerçekleşme yoluna girmediği, bu bağlamda masonların da tek tip bir tutumu olmadığı kanısındayım.

Çok mu ağır kaçtı?

Konuya Masonluğun amaçları açısından baktığımızda, kimilerinin “evrensel amaç” olarak nitelediği o tüm insanların ve tüm toplumların ortak barış ve mutluluğu ereğine hiçbirinin karşı çıkacağını sanmıyorum. Elbette bunun için de karşıtlıkların giderilmesi, farklılıkların ortadan kaldırılmadan bunlara dayanılması, hepsine saygı gösterilmesi, özgürlüklerin ve hakların tanınması gerekir. Bu bağlamda birçok etken, birçok engel çıkar ortaya. Ancak Sayın neumann’ın vurguladığı gibi din ve inanç ekseni bu bağlamda hayli önceliklidir. O bir çözümlenecek olsa, sanki ötekiler çok daha kolay ve çabuk çözülüverecek gibidir.

Fakat bunu çözümlemek Masonluğun elinde değildir. Masonluk bunu henüz kendi kurumu içinde bile çözümleyememiştir.

Belki bir gün çözümler. Umarım çözümler. Çağın gereği budur çünkü. Masonluk bunu çözümleyemeyecek olursa, bu kez amacını gerçekleştirme umudunu yitirerek varlığının sona ermesi kaçınılmaz olacaktır.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 15, 2012, 08:58:13 ös
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM,

Yazınız gayet açıklayıcı ve doyurucu.

Sadece "tapınma" sözcüğünü tek tanrılı inançları içine alarak kullanımınız konusunda size katılmıyorum.

TDK veritabanına göre "tapmak" fiilinin anlamı "İlah olarak tanınan varlığa karşı inancını ve bağlılığını belirli kurallar çerçevesinde göstermek" olarak belirtilmiş.

Sonsuz özellikli bir varlığa inanılması ve tapınma eyleminin gerçekleştirilmesi kendi içinde bir çelişki oluşturur.
Çünkü inanılan yaratıcının kişinin inancının ne olup olmadığı hakkında kişinin belli hareketleri sergilemesi ile edimi yaratıcının sonsuz güç sahibi olması ile çelişir.

Bilmiyorum sayın ADAM ; ben çelişkili gördüğüm inançlara da saygıyla bakıyorum, yukarıdaki çelişkiye sahip bir inanç mutlaka vardır, "çelişkili olduğunu bilerek saygı duymak" "toleranslılık" mıdır ?

Tabiki burada eğer dinlerin orjinlerini tek görürseniz (ki öyle olduğunu düşünüyorum) zamanla
değişen inancın parçalanması başka inanç ve yorumlarla yeni inançların doğması kaçınılmazdır.
Dolayısıyla orjindeki teklik nedeniyle tüm inançlara toleranslı olunması gayet normal bir durum.

Kendi sorduğum soruya cevap vermiş gibi oldum.Burada batıl olup olmadığı yani tümden çelişkili olup
olmadığı durumuda göz önüne alınması gerekir.Tabi burada benim batıl olarak düşündüğüm bir başkası için
batıl olmayabilir.

Değerli görüş ve bilgileriniz için teşekkür ederim.
Saygılarımla

(Ayrıca tolerans sözcüğü ile hoşgörü arasındaki farkı bildiğimi düşünerek
sayın ADAM ın tolerans yazı dizisini ayrıntılı incelemem benim bir hatam.Bu hatamı burada
belirterek tolerans yazı dizisini bu konu başlığını okuyan her kişinin dikkatine sunuyorum.)
« Son Düzenleme: Nisan 15, 2012, 09:33:23 ös Gönderen: neumann »


Nisan 15, 2012, 10:32:03 ös
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

DÜZELTME
(Ayrıca tolerans sözcüğü ile hoşgörü arasındaki farkı bildiğimi düşünerek
sayın ADAM ın tolerans yazı dizisini ayrıntılı incelememem benim bir hatam.Bu hatamı burada
belirterek tolerans yazı dizisini bu konu başlığını okuyan her kişinin dikkatine sunuyorum.)


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
4432 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 10, 2015, 08:04:51 ös
Gönderen: GOASISG
1 Yanıt
2998 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2009, 11:49:03 öö
Gönderen: Texan
0 Yanıt
1907 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 19, 2008, 01:24:27 öö
Gönderen: blossom
39 Yanıt
18023 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 27, 2015, 12:32:33 ös
Gönderen: ARARAT
2 Yanıt
3683 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2009, 08:32:08 ös
Gönderen: degas
13 Yanıt
19221 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 01, 2013, 02:46:20 ös
Gönderen: Spock
0 Yanıt
2360 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2009, 09:23:28 ös
Gönderen: oasis
0 Yanıt
2841 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2010, 11:50:14 ös
Gönderen: Adagio
9 Yanıt
5041 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2012, 11:29:45 ös
Gönderen: vitriol
1 Yanıt
2602 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 29, 2012, 08:29:18 ös
Gönderen: khael