Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dînî Mûsikînin Önemi  (Okunma sayısı 3733 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 19, 2008, 06:03:27 ös
  • Ziyaretçi

 Dînî Mûsikînin Önemi

Mûsikî bir ses ilmidir. Derûnî coşkuların güzel nağmeler vâsıtasıyla aksettirilmesidir. İlâhî zevklerin, mânevî coşkuların hâkim olduğu Kur’ân-ı Kerîm’in, Ezân’ın, mevlidin, ilâhî ve kasîdelerin güzel nağmelerle ve belli kâidelere dayanarak okunması gerekir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Kur’ân-ı Kerîm’in güzel sesle okunmasını emir buyurmuşlardır. Zîrâ Kur’ân-ı Kerîm gelişigüzel bir söz değildi. Sözlerin en güzeli, “Allah Kelâmı” idi. Allâh’ın bu yüce kelâmı düz bir şekilde okunmamalıydı. Güzel nağmelerle süslenmiş şiirlerden bile daha güzel okunmalıydı. Bu yüzden Rasûlullah (S.A.V) Kur’ân-ı Kerîm’in güzel nağmelerle okunmasını emir ve tavsiye etmişlerdir. Bu konudaki Hadîs-i Şerîfler’den bazıları şöyledir:

“Kur’ân okunduğu zaman sesini işittiğinizde Allah’dan korktuğuna kanâat getireceğiniz kimse, şüphesiz ki Kur’ân’ı en güzel sesle okuyanlardır.”

“Şüphesiz bu Kur’ân hüzünle nâzil oldu. O’nu okuduğunuz zaman ağlayınız. Eğer ağlayamazsanız ağlar görününüz. Onunla teğannî ediniz. Kur’ân’ı teğannî ile okumayan bizden değildir.” buyurmuştur. Teğannî, nağme, hoş sadâ,  güzel sesle terennüm mânâlarına gelir.

Hz. Peygamber (S.A.V.)’in güzel sesli kimselerin okuduğu Kur’ân-ı Kerîm’den apayrı bir rûhânî zevk aldığı şüphesizdir. Onun güzel sesten aldığı mânevî zevki gösteren rivâyetler pek çoktur. Sesinin güzelliği ile bilinen Ebû Mûsa’l Eş’arî bir gün güzel sesiyle Kur’ân okumakta idi. Hz. Peygamber (S.A.V.) görünmeden onu dinlemiş , okuması bitince ona: “Ey Mûsâ, sana Dâvud (A.S.)’a verilen mizmarlardan bir mizmar verilmiştir.” buyurarak onu taltif etmişti. Bunun üzerine Ebû Mûsâ: “Ya Rasûlâllâh, kırâatimi dinlediğini bilseydim, tilâvetimi güzel nağmelerle süslemek için bütün gayretimi sarf ederdim” demişti. (Buhârî, Müslim, İbn Ma’ce, Nesâî)

Hz. Dâvud ses güzelliği ile ün yapmış bir peygamberdir. “Mizmâr”, kaval ve düdük gibi nefesli müzik âletlerine dendiği gibi, nağme, terennüm ve hoş sadâ mânâlarına da gelir. Hz. Dâvud’un “mizmâr” denilen bu âleti çaldığı rivâyetleri de günümüze kadar gelmiştir. Hadiste geçen Ebû Mûsâ’nın sesinin güzelliği ve nağmesinin tatlılığı, terennümün letâfeti Hz. Dâvud’un mizmârının sesine benzetilmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin de sesi çok güzeldi. Onun tilâvetini dinleyenler kendilerinden geçerdi. Hz. Berâe (R.A.) diyor ki :

“Bir akşam Rasûlûllâh (S.A.V.) Tîn Sûresi’ni okurken dinlemiştim. Sesi ondan daha güzel birini görmedim.” (Buhârî)

“Cenâb-ı Hak hiçbir peygamber göndermemiştir ki, güzel sesli olmasın. Peygamberimizin sesi de güzeldir, yüzü de güzeldir.” (İhyâ, c.2, s.268)

“Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz.”

Zaten aslında çok güzel olan Kur’ân; heybetli, haşmetli, şâ’şaalı, câzibeli ve büyüleyici bir mûsikiyle, hayret ve dehşet hislerini uyandıran nağmelerle insanlığa sunulduğu zaman artık onun yüceliği ve güzelliği herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmakta ve hatta bu yoldan Kur’ân güzelliğini ve büyüklüğünü âdetâ insanın irâdesini elinden alarak zorla kabul ettirmektedir.

İlk ezanı Hz. Bilâl okumuştu. Sesinin çok güzel olmasından dolayı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ezânı dâima Hz. Bilâl’e okuturdu. Hz. Bilâl ezân okuduğunda Hz. Peygamber (S.A.V.) bu güzel sesi mânevî bir huzur içinde dinlerdi. Hz. Peygamber rûhen sıkıldığı zamanlarda “erihnâ yâ Bilâl” (ey Bilâl, bizi ferahlandır) buyururlardı ve rûhî lezzet alırlar, huzur ve sükûna kavuşurlardı. Güzel bir  sese sâhip bulunan Hz. Peygamber’in güzel sesli sahâbelere duyduğu ilgi ve onlar tarafından okunan şiir ve Kur’ân’a gösterdiği alâka da dînî bir mûsikînin temeli olma özelliğini göstermektedir. Güzel sesli sahâbelerin okuduğu Kur’ân’ı Hz. Peygamber dînî bir vecd ve şevk içinde dinlemişlerdir. Dînî mûsikî dediğimiz şey bundan başka bir şey değildir. Kur’ân-ı Kerîm’in tecvid ve kırâati bu teşvik ve rağbetin bir sonucu olarak doğmuştur. Kur’ân’ı bir takım kâidelerle okumayı sağlayan bu ilimler mûsikî ile yakından ilgilidir. Bu sebepten İslâmiyet’in ilk ve daha sonraki yıllarında ses mûsikîsine büyük önem verilmiştir.

            Herhalde Kur’ân’ın mânâ, üslûp ve nazım güzelliğine bir de hoş sadâsı ile meşhur olan Hz. Dâvud’un ve Hz. Bilâl’in güzel nağmeleri eklenince dînî his ve heyecanları coşturmuştu. Böylece dînî zevklerle san’at zevki birleşmişti. İşte dînî mûsikînin menşeini burada aramak lâzım gerekir.

Dînî Mûsikî

            Türk Dînî Mûsikîsi en gelişmiş ve sistemli şeklini Osmanlılar Devri’nde almıştır. Hâkim olan İslâmî Hayata bağlı olarak kendine has bir dînî mûsikî oluşmuştur. Türk Dînî Mûsikîsi’nin her bölümü incelendiğinde görülecektir ki, hepsinde bir incelik vardır. Hiçbir form sadece bir san’at olsun diye yapılmamıştır. Gerçek san’atkâra ulaşmak gâye edinilmiş ve İlâhî Aşk’ın rehberliğinde dînî mûsikî zirveye ulaşmıştır.

            Dînî mûsikîmiz de ihtivâ ettiği konular bakımından “Câmi Mûsikîsi” ve “Tekke (Tasavvuf) Mûsikîsi” olmak üzere ikiye ayrılır.

http://www.dinleneyden.com/


Ekim 19, 2008, 06:15:04 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

NEY MANZÛMESİ

İçi boş,benzi sararmış, ona āşıktır māye,
            Derd-i hicrān ile inler eder âh leylâye.
            Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Bu cihānın ötesinden geliyor nağmeleri,
            Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.
            Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,
            Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
            Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Arşa çıktıkça bu ses, sanki felekler tutuşur,
            Melekûtun tabakâtında melekler tutuşur.
            Yayılır nefhası āfāka yürekler tutuşur,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Alalı sırrı ezelden tutuşur bağrı yanar,
            Ayrılıklarda yananlar acaba neyle kanar?
            “Erinî” derken o cānâna hep eczāsı kanar,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Bu kesik nevhā nedir, āh meâlin mi senin?
            Nefesin mi,ya sesin mi, ya cemâlin mi senin?
            İnleten nāyi firâkın mı, visālin mi senin?
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Onu almaz ne semâlar, ne bu dünyā ve o nūr,
            Neyin esrārına sinmiş bu ne hikmet konuşur.
            Yine hicrān ile inler, bu ne mâtem ,bu ne sûr?
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Alevin gözyaşıdır bu, susuyor şimdi sesi,     
            Ağlıyor aşk ile ālem, budur aşkın hevesi.
            Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Sönüyor takatı bitmiş, dayanılmaz bu deme,
            “Len terānî” ile mecrūh ve doymaz eleme.
            Her ne söylerse o haktır onu artık dileme,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
11317 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2007, 01:53:21 öö
Gönderen: shemuel
18 Yanıt
17237 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 18, 2011, 12:43:32 öö
Gönderen: Prometheus
0 Yanıt
5083 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2010, 11:40:33 ös
Gönderen: Halsond
2 Yanıt
4159 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2011, 09:01:06 öö
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
2309 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 05, 2011, 11:45:39 ös
Gönderen: AQUA
2 Yanıt
6963 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 29, 2011, 07:48:06 öö
Gönderen: TUTMOS
29 Yanıt
15881 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2012, 04:17:27 ös
Gönderen: karahan
E-Ticaret Ve Seo Önemi

Başlatan Bireyci Internet

4 Yanıt
3083 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2013, 04:50:26 ös
Gönderen: kerberos
0 Yanıt
10401 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2014, 06:36:13 ös
Gönderen: ABCDEF
11 Yanıt
4347 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 02, 2015, 10:14:04 ös
Gönderen: Etimolog