Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kontesi Sinan mı Öptü?  (Okunma sayısı 2945 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 03, 2012, 05:14:40 ös
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4031
  • Cinsiyet: Bay

Kontesi Sinan mı Öptü?


Mihrimah Sultan (Kaynak: Wikipedia)

Son zamanlarda internette birkaç tane Mimar Sinan efsanesi dolaşıyor ve bunlardan en popüleri Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan aşkını konu alıyor. Bu şehir efsanesi o kadar yaygın ki gazetelerden Türkçe ve İngilizce Vikipedi’ye kadar her yerde değişik metinlerle karşınıza çıkıyor. Eğer bu efsane daha önce sizin bilgisayarınıza uğramadıysa neye benzediğini şu örnekten görebilirsiniz:

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.

İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür. Göreceğiniz manzaraysa şudur; Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!

Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.

Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır…

Okuduysan;başkalarına da vesile olmak için paylaşırmısın?

Bu metni gördüğümde ilk fark ettiğim şey mükemmel best seller roman öğeleri içermesi oldu: Dünya çapında bir dahi, İmparatorun güzel kızı, yasak aşk ve mimari bir yapıda yüzyıllardır gizli ama aynı zamanda da ortada olan bir giz, dahice bir şifre; Dan Brown‘u bile kıskandıracak bir karışım! Hani bir fıkra vardır ya bu hikaye tam da öyle:

Temel birgün bi kitap yazmaya karar verir, yayınevine gider. Yayıncı Temel’e der ki; “günümüzde bi kitabın tutması için içinde 4 öğenin bulunması gerekiyor: kitabın içinde asalet olacak, merak uyandıracak, cinsellik olacak ve din öğeleri barındıracak”. Temel de gider aylarca kapanır ve sonunda kitabını bitirir. Yayıncıya gider ve “kitabımı yazdım adı da ‘Kontesi kim Öptü?‘” der. Yayıncı da “iyi hoş da din öğesi eksik kalmış” der. Temel de “uiiy nası unuttum” dedikten sonra bi süre daha kitap üzerinde çalışır ve en sonunda yayıncıya tamamladığı kitabı götürür: “Allah Allah! Kontesi Kim Öptü?“

Elbette ki hikayenin bu derece ilgi çekici olması onun yanlış olduğunu söylemek için yeterli değil ama bu hikayenin uydurma olabileceğinden şüphelenmek ve didikleme ihtiyacı hissetmek için yeterli. Gelin bu hikayeyi birlikte didikleyelim:

Kayıtlar?


Sol taraftaki figürün Mimar Sinan'a ait olduğu düşünülen bir minyatür. (Kaynak: Wikipedia)

Hikayeyi incelemek için akla gelen ilk şey sanırım tarihi kayıtlara bakmak ve Sinan’ın Mihrimah’a olan aşkı iddasını destekleyecek delillerini bulmaya çalışmak olur; öyle ya bu hikaye neredeyse 500 yıl boyunca yaşadıysa bir yerlerdeki kayıtlardan kaynaklanıyor olmalı. Ancak arşivlere gitmek araştırmak hem çok zahmetli hem araştırma sonuncunda bir kayıt bulamazsak bu bizi net bir cevaba ulaştırmayacak. İnternet araştırmaları da malesef bu konuda pek bir bilgi sağlamıyor çünkü internetin her köşesi bu romantik hikayeye boğulmuş durumda. Olmadı… Başka şekilde didiklemek lazım.

Neyse ki hikaye bazı astronomik ve geometrik iddalarda da bulunuyor. Hah! İşte bunları test etmek çok daha kolay. Zaten eğer siz de benim gibi doğa ve gök cisimleri ile biraz ilgilendiyseniz bu hikaye sizin hislerinizi biraz gıdıklamış olmalı; Ay’ın, Güneşin veya yıldızların konumu biraz olsun ilginizi çektiyse bilirsiniz ki Ay ve Güneş senkronize hareket etmez. Bu fiziksel gerçeklere gelmeden önce takvim sayfalarını geriye sarıp geriye, Sinan’ın zamanına dönelim..

Türkiye’de Tarihin Tarihi

O da ne!!! yaprakları çevirirken 31.12.1925′de takvim saçmalıdı, birden Miladi takvim Rumi takvim oldu ve artık 31 Kanunievvel 1341′i gösteriyor. Neyse geri sarma işlemine Rumi takvimden devam edeceğiz anlaşılan… Biraz daha geri gidince Gregoryan daha da geri gidince de Jülyen esaslı takvimlere geçiyoruz ve en sonunda da takvim Güneş temelli olmaktan çıkıp Ay temmelli Hicri takvime dönüşüyor, yolun bundan sonrasını Hicri takvimle gidecegiz belli ki. Birsürü engebe ile karşılaşarak sonunda Sinan zamanına güç de olsa ulaşıyoruz.

Vardığımız noktada artık Mart ayı yoktur, takvim artık Ay temellidir ve haliyle aylarla mevsimler artık senkronize değildir. Eğer Mihrimah Sultan yazıda idda edildiği gibi bugünün takvimi ile ilkbaharda 21 Mart 1522‘de doğmuşsa, kendisi yaş gününü 22 Rabiülhahir 928 olarak bilmektedir.

Bu Hikayeye Mihri ve Mah Ne Diyor?


Bir 17.yy Osmanlı Minyatürü

Bilirsiniz farklı mevsimlerde Güneş farklı noktalardan doğar ve batar (mevsimlerin oluşum nedeni budur zaten). Günümüzde kullandığımız takvim Güneş esaslıdır; haliyle her sene sizin yaş gününüz aynı mevsime denk gelir ve Güneş aynı yerden doğar ve batar. Ancak Mimar Sinan zamanında durum böyle değildir; çünkü onlar Ay temelli hicri takvim kullanmaktadır. Mihrimah Sultan’ın evlendiği sene yani 17 yaşına geldiğinde yaş günü 22 Rabiülhahir 945‘dir ve bu bir sonbahar günüdür, günümüz takvimine göre tarih 17 Eylül 1538‘e denk gelir. Haliyle Güneş’in doğduğu yer 17 sene önceki 22 Rabiülahir’dekinden çok farklıdır. Ne dersiniz hikaye sallanmaya mı başladı ne?

Bu noktada inatçı birisi diyebilir ki “iyi de belki Sinan Mihrimah’ın adına ithafen gün ve gecenin eşit olduğu zamanı seçmiştir, gün ve gece eşit olduğunda Güneş hep aynı yerden batar“. Evet bu durumda Güneş problemini çözüyoruz ama Ay’ın pozisyonu hala mızıkçılık yapmaya devam ediyor: malesef her gün-gece eşitliğinde Ay hep aynı yerden doğmaz. Hatta size daha da kötü bir haberim var; bazı yıllarda Ay’ın doğuşu ertesi sabah gün doğumundan önce olmaz; yani bu hikayeye inanıp idda edilen olayı gözlemek için gece çatıda baklemeye karar verirseniz yanınıza büyük bir matara kahve ve birkaç batteniye almayı ihmal etmeyin derim ben.

Eğer ikna olmadıysanız buyrun 2012-2022 yılları arasındaki 21 Mart günlerinde İstanbul için Ay’ın doğuş zaman ve yönlerini veren şu tabloya göz atın:

Tarih   Doğuş Saati   Doğuş Yönü
21.Mart.2012   05:08   092° Doğu
21.Mart.2013   00:27   067° Doğu-Kuzeydoğu
21.Mart.2014   23:20   114° Doğu-Güneydoğu
21.Mart.2015   06:38   084° Doğu
21.Mart.2016   16:30   081° Doğu
21.Mart.2017   01:36   115° Doğu-Güneydoğu
21.Mart.2018   08:31   074° Doğu-Kuzeydoğu
21.Mart.2019   18:50   089° Doğu
21.Mart.2020   05:05   113° Doğu-Güneydoğu
21.Mart.2021   10:26   056° Doğu-Kuzeydoğu
21.Mart.2022   22:03   112° Doğu-Güneydoğu
Sonuç

Kısaca ne günümüzün miladi takvimi, ne o zamanların hicri takvimi ne de gün-gece eşitliği bu hikayeyi kurtarmayı beceremiyor. Mimar Sinan’ın aşkını camilerin, Güneş’in ve Ay’ın konumu ile şifrelemiş olduğu kısmı tamamen uydurma: neresinden bakarsak bakalım anlatılan şifre bizim güneş sistemimizde mümkün görünmüyor. Mimar Sinan Mihrimah’a aşık olmuş mudur, olmamış mıdır ona cevap vermek daha zor elbette, belki tarih sayfalarında gizlidir ama bir referans, bir kaynak görmeden ben bu efsaneye inanmakta da zorluk çekiyorum açıkcası. Malesef internet bu hikaye ile öylesine kirlenmiş bir halde ki arama motorları ile Mihrimah Sultan hakkında bu hikaye haricinde başka bir bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız. Belki mimari tarih kaynaklarına erişimi olanlar İskele Camii’nin idda edildiği gibi Sinan’ın kendi isteğiyle mi yapıldığını da inceleyebilir. Ancak şu anda hikayeyi destekleyecek hiç bir referans olmadığı gibi hikayenin önemli bir bölümü içinde yaşadığımız doğa ile çelişkide. Bu tip uydurma ve çelişki dolu hikayeler doğayı, geometriyi, matematiği ve estetiği çok iyi anlamış olan Mimar Sinan’a bir hakaret neteliğinde adeta.

Son söz olarak derim ki kaynak belirtmeden yazılanlara inanmayın, gelen hikayeleri kendi sosyal çevrenizle paylaşmadan önce biraz akıl süzgecinden geçirin. Uydurma hikayelerin sonu yok; “Sinan Mihrimah’a aşıkmış” diye başlar birisi “Kontesi Sinan mi öptü?” diye biter öteki.

Bitmedi…

Bu yazıyı okuyanlar sanırım şu üç gruptan birisi içinde olacaktır

“Ben zaten inanmamıştım” diyen doğuştan skeptikler.
“Yalansavar sayesinde hikayenin saçma olduğunu anladım” diyen mantıklılar.
“Ben kuru gerçeklerle ilgilenmiyorum, ne olursa olsun bence çok güzel bir hikaye, yalan da olsa ben inanmaya ve paylaşmaya devam edeceğim” diyen iflah olmaz romantikler.
İlk iki gruba bu konuda verecek pek birşeyimiz kalmadı, ancak Yalansavar olarak üçüncü gruba da hizmet sunmak isteriz. Eğer siz de bu gruba dahilseniz ve “Ben bir caminin arkasından Güneş batarken diğerinin arkasından Ay doğmasını mutlaka görmek istiyorum” diyorsanız bu yazının ikinci bölümünü bekleyin.

Kaynaklar

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/namazvakti/vakithes_rumi.asp
http://www.oriold.uzh.ch/static/hegira.html
http://www.timeanddate.com/worldclock/moonrise.html
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Haziran 03, 2012, 09:56:31 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Çok beğendim sayın karahan. Başlığı takipte olacağım.  ;)


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
7347 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2007, 08:34:01 öö
Gönderen: Fraternis
2 Yanıt
12320 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2007, 08:47:28 öö
Gönderen: MASON
8 Yanıt
11329 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 19, 2009, 08:58:49 ös
Gönderen: cardiffmonster
0 Yanıt
2266 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 27, 2010, 10:16:10 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5382 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2011, 02:01:17 öö
Gönderen: dogudan
0 Yanıt
3422 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 16, 2011, 12:12:20 öö
Gönderen: shakespeare
2 Yanıt
6239 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 23, 2011, 11:30:11 ös
Gönderen: darkshadow
3 Yanıt
7881 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 03, 2011, 02:46:29 öö
Gönderen: Mozart
2 Yanıt
4503 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2013, 10:13:22 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2043 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 16, 2015, 09:52:05 öö
Gönderen: MEDUSA