Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BİR LOCA NASIL KURULUR? - 1  (Okunma sayısı 3625 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 05, 2010, 08:39:58 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Her şeyden önce şunu belirtmek gerek: Masonlukta “loca” sözcüğünün birbiriyle ilişkili olmak üzere iki ayrı kullanımı vardır. Bunlardan biri çağdaş anlamındaki kullanım, diğeriyse geleneksel fakat artık güncel dilde âdeta bir sözgelimine dönüşmüş olan kullanımdır.

Çağdaş anlamındaki kullanımı bakımından loca, Masonluktaki en küçük birim ve topluluktur. Bu birimi ya da topluluğu, üyesi olan masonlar oluşturur. Ona bir ad (isim) vererek topluluklarına âdeta Masonlukta geçerli bir “tüzel kişilik” kazandırırlar.

Her locanın mutlaka bir adı vardır. Bu adı, locanın kuruluşu sırasında, kurucu üyeler belirler. Ancak, seçilen adın, locanın bağlanacağı bir büyük loca varsa onun yetkili organınca onaylanması da gerekir. Locanın adı sonradan değiştirilebilir de ama buna pek ender rastlanır.

“Loca” sözcüğünün artık bir sözgelimine dönüşmüş olan geleneksel kullanıma göre ise; loca, bir mason topluluğunun bir araya gelerek çalışmalarını yaptığı yerdir. Sözcüğün bu tarz kullanımında loca, bir tanım olarak “masonik çalışmaların yapıldığı yer” ya da Türkiye’deki masonların masonlarıkullandığı terim uyarınca “mabet” sözcüğüyle özdeşleştirilmektedir. Örneğin, iki mason arasındaki bir buluşmanın ya da bir telefon konuşmasının sonunda biri diğerine «Locada görüşürüz.» diyebilir. Aslında «Loca toplantısına gittiğimizde orada görüşürüz.» demek istemektedir. Fakat diğer mason da zaten bu kullanıma alışkın olduğundan, karşısındakinin ne demek istediğini anlamakta herhangi bir güçlük çekmez.

Burada sözünü edeceğim loca ise “Masonluk’taki en küçük ve temel birim” anlamına gelmek üzere kullanılanı olacak. Ötekinin anlatımı forum kurallarının 17. maddesine aykırı düşüyor. Kim bilir, belki de düşmez ama nerede durmak gerektiğini bilemeyebilirim; onun için hiç söz etmesem daha iyi.

Yazılarımı izleyenler biliyor; daha önce Masonluktaki “düzen” kavramını ve bir mason locasının nasıl düzenli olabileceğini incelemiştim.  Bir locanın kurulabilmesi için, “üstat” derecesinde bulunan en az yedi masonun bir araya gelerek böyle bir kuruluşu kararlaştırmalarının gerektiğine değinmiştim.

Şimdi ortaya kritik bir soru çıkıyor:

«Bir loca kurabilmek için hepsi de üstat derecesinde olan en az yedi masonun bir araya gelmesi gerekliyse; Masonluğun ilk örgütlenmesi sırasında “üstat” bir derece olmayıp yalnızca bir locanın yöneticisinin unvanı olduğuna göre, Masonluğun tarihindeki ilk düzenli loca nasıl kurulabildi?»

Bunun yanıtını şöyle versek nasıl olur acaba?... O tarihte “kalfalar”, çağımızın Masonluğundaki “üstatlar”ın yerini tutmaktaydı. Ancak ilk locaların kuruluşu sırasında bu kurala uyuldu mu, uyulmadı mı onu söyleyemeyiz. İşin tarihçe faslı çok eskilerde kaldı. Biz günümüze bakalım. Kaldı ki, yeni bir locanın kurulabilmesi için “üstat” derecesindeki en az yedi masonun bir araya gelmesinin gerekli görülüşü, Masonluğun daha sonraki gelişim evreleri sırasında belirlenerek benimsenmiş olan bir kuraldır.

Bu kuralın sanırım iki temel gerekçesi var:

a)   Yeni bir loca kurulduğu zaman, üyeleri arasında, locayı Masonluğun yasalarına, benimsenmiş ilkelerine ve geleneklerine uygun olarak yönetebilecek, çalışmalarını düzenleyebilecek, yeterince bilgili ve deneyimli masonlar bulunmalıdır.

b)   Henüz bir locanın çalışmalarını düzenleyip yönetebilecek ölçüde yeterli bilgi ve deneyimi bulunmayan “kalfa” ve “çırak” derecesindeki masonların, istediklerince bir araya gelerek yeni bir loca kurmaya kalkışmaları olasılığına olanak tanınmamalıdır.

Şimdi bir soru: «Sadece üstat derecesindeki masonlar mı Masonluğun geleneklerini doğru dürüst gözetebilir? Masonluğun tarihinde zaman zaman ve yer yer Masonluğun töre ve geleneklerine aykırı işler yapıldığı, bunu da özellikle ve öncelikle “üstat” derecesindeki masonların yapmış olduklarıdoğru değil mi?»

Öyle ters bir açıdan bakılırsa elbette doğru!... Masonluktaki çıraklık dönemi bir çocuğun her bakımdan suçsuz olduğu dönem gibidir; çırak mason kusurlu olabilir, kabahat işleyebilir, ama suçsuzdur. Çünkü henüz masonluğu yeterince öğrenmemiş, deneyim edinmemiş, içine sindirmemiştir.. Kalfalık dönemi de ateşli gençlik, delikanlılık dönemine benzetilebilir. Toplum içinde insanların çoğunun yozlaşma eğiliminin gençliklerinden sonra başladığı görülür. Gerçi ileri yaşlılar hep gençlerin yozlaştığından yakınıp durur ama bu onların ister istemez tutuculuğundan, biraz da kendi gençlik dönemlerini unutmuş olmalarından ya da göz ad-rdı etmelerinden ileri gelir. Masonlukta da böyledir. Yozlaşma, üstat derecesindeki masonlarca başlatılır. Ancak burada çırak ve kalfa masonların bir locanın gerek tutumunu belirlemek, gerekse yönetimini sağlamak, diğer masonlara yol ve yöntem göstermek, önder olmak bakımından yeterli olamayacakları gerçeği de göz önünde tutulmaktadır. Üstat derecesindeki masonların ise, Masonluğun ilkelerini içtenlikle benimsemiş birer “gerçek mason” oldukları varsayılmaktadır. Kuramsal olarak öyledir. Öyle olmalıdır. Olmuyorsa, bu onların bireysel noksanıdır.

Kuşkusuz, üstat derecesindeki en az yedi masonun bir araya gelmesi bir locanın kurulabilmesi için zorunludur ama bu dereceyi almış olan yedi masonun bir araya gelmiş olması, düzenli bir locanın kurulması için yeterli sayılmayabilir. Nitekim mason kuruluşları, daha doğrusu büyük localar, bu nedenle bir locanın düzenli bir şekilde kurulup çalışmalarını da düzenin gereklerine uygun olarak yürütebilmesi bakımından, tüzüklerine birtakım ek koşullar koymuştur.

Günümüzde dünya yüzünde hemen hiçbir büyük loca her biri üstat derecesinde olan yalnızca yedi masonun kurduğu bir locayı hemen “düzenli bir loca” olarak kabul etmez. Bunun için öngördüğü ek koşullar, kurulacak olan yeni locanın, o büyük locaya bağlanmasının söz konusu olacağı varsayımına göre konulmuştur. Bu ek koşullar ancak bir çevrede henüz hiçbir mason locası yoksa yumuşatılabilir çünkü yeni bir locanın kurulması Masonluğun kendi içindeki diğer birçok amaca oranla önceliklidir. Ancak bu özel durumu bir yana bırakacak olursak, Masonluğun yazılı olmayan gelenekleri uyarınca yeni bir loca kurmak üzere girişimde bulunacak masonların, eğer bu locanın bir büyük locaya bağlanıp çalışmasını öngörüyorlarsa, ilgili büyük locanın tüzüklerinde yazılı olan koşulları da göz önünde tutmaları, onlara uymaları gerekir. Hatta bu bağlamda önce büyük locanın yönetim aşamasındaki ileri gelenleriyle bir ön söyleşide bulunarak, onların görüş ve önerilerini de almaları çok doğru ve Mason Töresi’ne uygun bir davranış olur. Kimi masonlar bir araya gelip, «Biz bir yeni loca kurduk.» dediklerinde, o loca gerçekten de kurulmuş olabilir ama büyük loca bu locanın kuruluşuna sıcak bakmayabileceği gibi, onu “düzenli” olarak benimseyip onaylamak ve onu sinesine kabul etmek zorunda değildir.

Böylece, şu başta belirtmiş olduğumuz asgari kural ile yetinecek olursak, yeni bir locanın kurulmasının pek kolay olduğunu düşünebiliriz. Fakat yeni bir locanın kuruluşu için neler yapılmasının uygun olacağını da göz önüne aldığımızda, bu işin pek öyle dışarıdan bakılarak sanıldığı kadar kolay olmadığı anlaşılıyor.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
3181 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 27, 2010, 09:02:17 öö
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3916 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2010, 08:41:15 öö
Gönderen: Genius Loci
0 Yanıt
2071 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2010, 08:53:49 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2130 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 02, 2010, 08:46:01 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3083 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 06, 2010, 09:11:18 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2466 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2010, 03:42:26 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2694 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2010, 09:44:09 ös
Gönderen: AKTUĞ
0 Yanıt
3135 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2010, 10:45:42 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2683 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 11, 2010, 08:13:11 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2259 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2010, 01:57:44 ös
Gönderen: ADAM