Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Spekülatif  (Okunma sayısı 1098 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 02, 2022, 11:36:41 öö

Öncelikle Spekülatif Masonluğu yargılamak ve ya suçlamak gibi bir niyetim yok, benim haddime de değil, biliyorum ki hepiniz iyi ahlâklı güzel insanlarsınız.

Bahsetmek istediğime gelirsek, Spekülatif'in TDK karşılığı Kurgusal demek.

Buradan Spekülatif Masonluğun, Kurgusal olduğu anlamı çıkar. Eğer kurgusal ise buradan her bir büyük loca kendi felsefesine göre kurgusal bir yapı olarak kendi masonluğunu oluşturmuş yorumunu çıkartabiliriz.(Ugle'nin ve benzeri düzenli önder locaların şart koştuğu belli dogmaları kâbul etmek şartıyla)

Peki bu kurgusallıkların doğruluğunu ve ya yanlışlığını denetlemek nasıl mümkün olabilir?

Bu kurgusallık ise bu kurgusallığa yeni semboller, anlamlar, alegoriler eklenemez mi?( Çünkü sürekli tekâmül, dönüşüm ve değişim gelişimin temel faktörleri.) Yoksa doğrusu budur deyip geçmek daha mı doğrudur?

Hepsi man-made(insan yapımı) ise, hatalar, eksikler yok mudur? Yoksa masonluğun hepsi man-made değil midir?

İzninizle ben de biraz felsefe ve biraz da spekülasyon yapayım dedim :).

Bayramınız kutlu olsun.

İyi bayramlar  :).
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mayıs 05, 2022, 02:43:10 ös
Yanıtla #1
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 66
  • Cinsiyet: Bay

Değerli Mandıra Filozofu,

Olgusal olarak baktığımızda süreç Spekülatiflikten ziyade biraz daha Sembolik olarak yorumlanabilir şahsi kanaatimce. Şöyle ki, spekülatif yani kurgusal kısmı operatif içeriğin biraz daha teatral boyutta ve sembolik olarak ele alınmasını temsilen kullanılan bir ifade olabilir. Tabii ki bu konuda farklı düşünen ya da çok daha kapsamlı yorum yapabilecek üyeler vardır elbette, o yüzden ben bir kez daha şahsi düşüncemi belirttiğimin altını çizeyim.

Sevgi ve Saygılarımla,

Lucian
In lumine tuo, videbimus lumen....


Mayıs 06, 2022, 10:29:54 ös
Yanıtla #2
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 715
  • Cinsiyet: Bay

Öncelikle Spekülatif Masonluğu yargılamak ve ya suçlamak gibi bir niyetim yok, benim haddime de değil, biliyorum ki hepiniz iyi ahlâklı güzel insanlarsınız.

Bahsetmek istediğime gelirsek, Spekülatif'in TDK karşılığı Kurgusal demek.

Buradan Spekülatif Masonluğun, Kurgusal olduğu anlamı çıkar. Eğer kurgusal ise buradan her bir büyük loca kendi felsefesine göre kurgusal bir yapı olarak kendi masonluğunu oluşturmuş yorumunu çıkartabiliriz.(Ugle'nin ve benzeri düzenli önder locaların şart koştuğu belli dogmaları kâbul etmek şartıyla)

Peki bu kurgusallıkların doğruluğunu ve ya yanlışlığını denetlemek nasıl mümkün olabilir?

Bu kurgusallık ise bu kurgusallığa yeni semboller, anlamlar, alegoriler eklenemez mi?( Çünkü sürekli tekâmül, dönüşüm ve değişim gelişimin temel faktörleri.) Yoksa doğrusu budur deyip geçmek daha mı doğrudur?

Hepsi man-made(insan yapımı) ise, hatalar, eksikler yok mudur? Yoksa masonluğun hepsi man-made değil midir?

İzninizle ben de biraz felsefe ve biraz da spekülasyon yapayım dedim :).

Bayramınız kutlu olsun.

İyi bayramlar  :).

Spekülatif Masonluk, Rönesans sonrasında başlayan bir akımdır, zamanla Operatif Masonluğun yerini almıştır. Operatif Masonluktan Spekülatif Masonluğa geçiş bir anda gerçekleşmedi, yüz yıllar içerisinde yavaş yavaş geçiş oldu. Dolayısıyla Operatif Masonluğun bir takım motifleri, ritüelleri Spekülatif Masonluğa geçti.

 Ama buradaki önemli noktayı kaçırmayalım; motiflerden veya ritüellerden bir kısmının Spekülatif Masonluğa geçmesi, Spekülatif Masonluk ile Operatif Masonluğu benzer oluşumlar yapmaz.

Her ne kadar ikisi de yöntem olarak ezoterizmi kullansa da; Operatif ve Spekülatif Masonluk birbirelerinden çok farklıdır. Kurgusal demek doğru olur mu peki? Tam doğru olmasa da yanlış da olmaz.

Zamanla bir şeyler eklenmiştir zaten Masonluğa ve sadece UGLE de eklememiştir, diğer Büyük Localar da eklemiştir. Her Büyük Locanın ritüelleri o kadar farklıdır ki, bunu gayet doğal karşılarız.

En son şunu eklemek istiyorum; defalarca yazdım foruma ama yine de yazmakta fayda görüyorum.

Muntazam Masonluğun geleneklerini dogma olarak adlandırmayı kabul etmiyorum.

Dogma farklıdır, gelenek farklıdır.

Bu geleneklerin nereden geldiğini ve neden halen var olduğunu, bu forumda farklı başlıklar altında açıklamaya çalıştım daha önce.



 
« Son Düzenleme: Mayıs 07, 2022, 07:27:16 öö Gönderen: ANARCHOSA »
* MASON OLMAK İÇİN KİŞİSEL YARDIM, DANIŞMANLIK VE REHBERLİK TALEBİNDE BULUNMAYINIZ.
* MASONLUKLA İLGİLİ SORULARINIZI ÖZEL MESAJ İLE  SORMAYINIZ, FORUMA BAŞLIK AÇARAK SORUNUZU FORUMDA PAYLAŞINIZ.


Mayıs 07, 2022, 07:59:43 öö
Yanıtla #3

Sayn Caliper'in Dogma ile ilgli söylediğine naçizane bir katkı yapmak isterim.

Gelenek başka bir şeydir. Geleneksel Masonluğu Liberal Masonluk karşısında kullanırız. Ben de bu söylemi tercih ederim.

Bu meşhur ayırımda çok konuşuldu:
Liberal-Geleneksel
Avrupa-Anglosakson
Dogmatik-Adogmatik Masonluk terimleri kullanılır.

Bunlar terimdir, alınganlığa gerek olduğunu düşünmüyorum. Nasıl ki İngiltere'de olup Avrupa Masonluğu camiasına sahip Büyük Localar var ise ve ben Avrupalı değilim İngilizim, Anglosaksonum demesi gereksiz ise üçüncü içinde kişilerin ben dogmatik değilim, dogmalarım yok demesine kanımca gerek yoktur.

Çünkü burada bahsedilen dogma, sabit fikir bağnazlık vb. terimlerle karıştığı için irrite etmektedir. Oysaki bununla ilgisi yoktur.
Dogma: "doğruluğu deneyden geçirilmeden, sınanmadan kabul edilen, olduğu gibi benimsenen ve bir öğretinin ya da ülkünün dayanağı yapılan sav." Şeklinde tanımlanmıştır.

Dogmatik:"deneye dayanan kanıtları, deneyden edinilen bilgileri kabul etmeyerek, onları yok sayarak, kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (kimse ya da düşünme biçimi)."

Şeklinde tanımlanır. Yani bir şeyin temeline bir sabit, sorgulanamaz inanç koyup o şeyi onun üzerine inşa etmek şeklinde açıklayabiliriz. O şey de o inşa edilenin dogması olur.

İsad töreninde Üstadı Muhteremi koltuğuna oturturken sağ el ile omzuna bastırılır. Bu elin Tanrının eli olduğu iddia edilirmiş. İşte bu Kalvinizm'den kalma/geçme bir uygulamadır. Katolik teslis inancı bir dönem Masonluğun "dogması" olmuştur. Sonraki başlıkları görüşüp ilerletmek için öncelikli temel taşı bu sayılmıştır. Hatta 1720lerde ilk Yahudi kökenliler ve teslise inanmayanlar tekris edildiğinde itiraz ve hatta "ancients" lar olarak ayrılan grubun temel dayanağı da bu olmuştur. Çünkü dogma çiğnenirse onlara göre gerisi Masonluk olmaz!!!

Avrupa o dönem Katolik - Protestan inançların çatışmasına sahip olduğundan teslis inancını genişletip zamanla Noaşitlik yani Nuh kökeninde inancı yeterli bulmuş, 1875lerden sonra ise bir üstün varlığa inanmak şartını yani dogmasını tamamen kaldırmıştır (kimi Liberal Obediyanslar halen uygulasa da). Bu sebeple bunu kaldıranlar diğerleri şart olarak tuttuğu için onlara "Dogmatik" kendilerine de "Adogmatik" der. Zaten Adogmatikleri "Mason" olarak tanımadığı için ne dediklerinin de çok bir önemi olmamalı işin aslı...

Ek bilgi olarak Ancients'ların Yeni'lerden ayrılmasının başlıca sebeplerini vereyim (3.maddeye dikkat!):

Ayrışmanın başlıca sebeplerinden ilki 1721'de Nathan Blanch ve
John Hart isimli iki Yahudinin Antiquity isimli locada tekrisi ile
başlayarak Hıristiyan inancından olmayanların da mesleğe kabulüdür.
Diğer sebepler ise:
• St. John günü Masonik Festival olarak kutlanır, Büyük
Üstatların İs'ad törenleri bugün yapılırken, bu âdet terk
edilmiştir (1730-1753).
• Çırak ve Kalfaların tanışma usulleri 1730'lardan başlayarak
yer değiştirmiş, mesleğin evrensellik ilkesi çiğnenmiştir.
• Loca Saygıdeğer Üstadının İs'ad töreninde ezoterizmden
sapılmaya başlanmıştır.
* Her derecede, derecenin kateşizmi ihmal edilmeye
başlanmıştır.
• Nazır ve Üç Büyük Nur'un yerlerinde değişiklikler
yapılmıştır.
• İlk Büyük Loca Royal Arch derecesini tanımamıştır.



Bununla birlikte Lozan Konvanı tartışmaları da incelenebilir.

Velhasılı kelam, bu bir "sen bağnaz ve tutucusun" suçlaması değil, kökeni açıkladıklarım olan bir terminolojidir.
Alterius non sit qui suus esse potest


Mayıs 07, 2022, 10:18:32 ös
Yanıtla #4
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 715
  • Cinsiyet: Bay

Sayn Caliper'in Dogma ile ilgli söylediğine naçizane bir katkı yapmak isterim.

Gelenek başka bir şeydir. Geleneksel Masonluğu Liberal Masonluk karşısında kullanırız. Ben de bu söylemi tercih ederim.

Bu meşhur ayırımda çok konuşuldu:
Liberal-Geleneksel
Avrupa-Anglosakson
Dogmatik-Adogmatik Masonluk terimleri kullanılır.

Bunlar terimdir, alınganlığa gerek olduğunu düşünmüyorum. Nasıl ki İngiltere'de olup Avrupa Masonluğu camiasına sahip Büyük Localar var ise ve ben Avrupalı değilim İngilizim, Anglosaksonum demesi gereksiz ise üçüncü içinde kişilerin ben dogmatik değilim, dogmalarım yok demesine kanımca gerek yoktur.

Çünkü burada bahsedilen dogma, sabit fikir bağnazlık vb. terimlerle karıştığı için irrite etmektedir. Oysaki bununla ilgisi yoktur.
Dogma: "doğruluğu deneyden geçirilmeden, sınanmadan kabul edilen, olduğu gibi benimsenen ve bir öğretinin ya da ülkünün dayanağı yapılan sav." Şeklinde tanımlanmıştır.

Dogmatik:"deneye dayanan kanıtları, deneyden edinilen bilgileri kabul etmeyerek, onları yok sayarak, kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (kimse ya da düşünme biçimi)."

Şeklinde tanımlanır. Yani bir şeyin temeline bir sabit, sorgulanamaz inanç koyup o şeyi onun üzerine inşa etmek şeklinde açıklayabiliriz. O şey de o inşa edilenin dogması olur.

İsad töreninde Üstadı Muhteremi koltuğuna oturturken sağ el ile omzuna bastırılır. Bu elin Tanrının eli olduğu iddia edilirmiş. İşte bu Kalvinizm'den kalma/geçme bir uygulamadır. Katolik teslis inancı bir dönem Masonluğun "dogması" olmuştur. Sonraki başlıkları görüşüp ilerletmek için öncelikli temel taşı bu sayılmıştır. Hatta 1720lerde ilk Yahudi kökenliler ve teslise inanmayanlar tekris edildiğinde itiraz ve hatta "ancients" lar olarak ayrılan grubun temel dayanağı da bu olmuştur. Çünkü dogma çiğnenirse onlara göre gerisi Masonluk olmaz!!!

Avrupa o dönem Katolik - Protestan inançların çatışmasına sahip olduğundan teslis inancını genişletip zamanla Noaşitlik yani Nuh kökeninde inancı yeterli bulmuş, 1875lerden sonra ise bir üstün varlığa inanmak şartını yani dogmasını tamamen kaldırmıştır (kimi Liberal Obediyanslar halen uygulasa da). Bu sebeple bunu kaldıranlar diğerleri şart olarak tuttuğu için onlara "Dogmatik" kendilerine de "Adogmatik" der. Zaten Adogmatikleri "Mason" olarak tanımadığı için ne dediklerinin de çok bir önemi olmamalı işin aslı...

Ek bilgi olarak Ancients'ların Yeni'lerden ayrılmasının başlıca sebeplerini vereyim (3.maddeye dikkat!):

Ayrışmanın başlıca sebeplerinden ilki 1721'de Nathan Blanch ve
John Hart isimli iki Yahudinin Antiquity isimli locada tekrisi ile
başlayarak Hıristiyan inancından olmayanların da mesleğe kabulüdür.
Diğer sebepler ise:
• St. John günü Masonik Festival olarak kutlanır, Büyük
Üstatların İs'ad törenleri bugün yapılırken, bu âdet terk
edilmiştir (1730-1753).
• Çırak ve Kalfaların tanışma usulleri 1730'lardan başlayarak
yer değiştirmiş, mesleğin evrensellik ilkesi çiğnenmiştir.
• Loca Saygıdeğer Üstadının İs'ad töreninde ezoterizmden
sapılmaya başlanmıştır.
* Her derecede, derecenin kateşizmi ihmal edilmeye
başlanmıştır.
• Nazır ve Üç Büyük Nur'un yerlerinde değişiklikler
yapılmıştır.
• İlk Büyük Loca Royal Arch derecesini tanımamıştır.



Bununla birlikte Lozan Konvanı tartışmaları da incelenebilir.

Velhasılı kelam, bu bir "sen bağnaz ve tutucusun" suçlaması değil, kökeni açıkladıklarım olan bir terminolojidir.

Katkısı için Sayın ANARCHOSA'ya teşekkür ediyorum.

Kendi tezini, kendi yazdıklarıyla çürüttüğü için ayrıca teşekkür ediyorum.

Paylaşımınızda verdiğiniz bütün örnekler zaman içerisinde değişmiş, sizin de anlattığınız gibi. Zira Masonlukta değişim ve gelişim olmazsa olmazdır.

Bu kadar kısa sürede değiştiğine göre bunlar nasıl dogma olabilir?

Paylaşımında değişmeyen tek madde "Üstün Varlığa İnanma" şartıdır. Yüzyıllardır Muntazam Masonluğa ateistler kabul edilmezler.

Bu tabu mudur, dogma mıdır daha önce görüşlerimi paylaştım. "Tanrı İnancı Şartı" ne bir tabudur ne de bir dogma. Bir gelenektir.

Binlerce yıllık tarihi olan ezoterizme ve ezoterik örgütlere bakın, son 200 yıl haricinde "Tanrı İnancı Şartı" aramayan ezoterik örgüt bulamazsınız. Son 200 yıl içerisinde, yöntem olarak ezoterizmi kullandığını ifade edip, "Tanrı İnancı Şartı" aramayan en yaygın örgüt ise Gayrimuntazam (Liberal) Masonluktur. dolayısıyla dogmatik Masonluk gibi bir sınıflama kullanması tabiidir.

Masonluğun çıkış noktasına bakmak gerekir, Masonik derece sistemini kuran, işçilerini Çırak, Kalfa ve Üstat olarak sınıflayan, onlara sırlar veren kişi Hiram Abif'tir. Ama Süleyman Tapınağını yaptırma aklına ve iradesine haiz olan kişi ise Hz. Süleyman'dı. Hz. Süleyman Tanrı için bu mabedi yaptırma gereksinimi görmeseydi, ne mabet olacaktı, ne Hiram Usta ne de Operatif Masonluk. Kısacası Masonluğun çıkış noktası aslında Tanrının varlığıdır.

Dolayısıyla Muntazam Masonluk için "Tanrı İnancı" şartı dogma değildir, gelenektir. Yüzyıllar içerisinde bu şartın şekli değişmiştir ama özü değişmemiştir.



* MASON OLMAK İÇİN KİŞİSEL YARDIM, DANIŞMANLIK VE REHBERLİK TALEBİNDE BULUNMAYINIZ.
* MASONLUKLA İLGİLİ SORULARINIZI ÖZEL MESAJ İLE  SORMAYINIZ, FORUMA BAŞLIK AÇARAK SORUNUZU FORUMDA PAYLAŞINIZ.