Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Oyun Kuramı (Oyun Teorisi)  (Okunma sayısı 14808 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 07, 2008, 11:54:07 ös
  • Ziyaretçi

Oyun Kuramı (İngilizce: Game Theory), belirli bir hedefe yönelik karar verme gücüne sahip birimlerden (oyunculardan) oluşan sistemlerde, oyuncuların azami kazanç elde etme çabası içindeyken karar verme durumlarını inceleyen, uygulamalı matematikte ve ekonomide kullanılan bir yöntemdir.

Karar verenlerin diğer düşüncelerle uyumlu ya da rekabet halinde olduğu sosyal durumları modelleyen bir yaklaşım olması bu kuramın en temel özelliğidir. Oyun kuramı, neoklasik ekonomilerde geliştirilmiş bilinen optimizasyon yaklaşımlarını genişletmiştir.

Bu kuram, geçmişten geleceğe, sosyal bilimlerde çok önemli bir rol oynamaktadır, ayrıca günümüzde bir çok farklı akademik alanda da kullanılmaktadır. 1970li yılların başında oyun kuramı, evrim kuramını içeren hayvan davranışlarına uygulanmıştır. Siyaset bilimi ve etik alanlarındaki düşünceleri betimlemek için özellikle tutsak ikilemi gibi birçok oyundan yararlanılmıştır. Son zamanlarda oyun kuramı, yapay zekada ve sibernetikte kullanılmasıyla bilgisayar biliminin de dikkatini üzerinde toplamayı başarmıştır.

Akademik ilginin yanısıra, popüler kültürde de ilgi çekmiştir. Nobel Ödüllü oyun kuramcısı, John Nash, Sylvia Nasar tarafından kaleme alınan 1998 tarihli biyografinin ve 2001 yılında çekilen "A Beautiful Mind" filminin konusu olmuştur. 1983 yapımı WarGames filmininde ana teması oyun kuramı olmuştur. Friend or Foe, kısmen Survivor gibi televizyonda yayınlanan bazı yarışma programlarında bile oyun kuramının izlerini sürmek mümkündür. Her nekadar bazı oyun kuramsal çözümlemeler karar kuramıyla benzer görülseler de oyun kuramı çalışmaları, oyuncuların etkileşim içinde olduğu bir ortamda verilen kararlar üzerinde çalışmaktadır. Diğer bir deyişle, oyun kuramı, herbir tercihin kar ve maliyetinin diğer bireylerin kararlarına bağlı olduğu durumlarda en uygun davranışın seçilmesini inceler.

Eğer bir karar, diğer oyuncular ne yaparsa yapsın en iyi kararsa ona oyun teorisi lisanında baskın strateji denir. Her baskın strateji çözümü bir Nash çözümüdür ama tersi doğru değildir. Teori basit şekilde şöyle özetlenebilir: oyuncuların hepsi aynı hedefe yönlenirse, bu oyuncuların elde etme olasılıklarını azaltacak; farklı hedeflere yönelim ise arttıracaktır. Özellikle ekonomide ve oligopol piyasalar için geçerlidir.

Şu iki özel durumda uygulanabilecek bir teorik analizdir:

    * Bir oyuncunun elde ettiği kazancın diğerinin (veya diğerlerinin) kaybını oluşturduğu mutlak çelişki durumu.

    * Çelişki ile işbirliğinin karma durumu şöyle ki, bu durumda oyuncular ortak kazançlarını artırmak için işbirliğine girişebilirler, ancak yine de kazancın dağıtımı konusunda bir çelişki sözkonusudur.

Oyun teorisinde ekonomik, sosyal bir çelişki söz konusudur. Oyun teorisinin ekonomik, sosyal ve siyasal alanda uygulanabileceği pekçok durum bulunabilir. Teoriyi ilk kez orataya atanlar John von Neumann ve O. Mongenstein'dir. Oyun teorisi sonradan uluslararası politikada da kullanılmaya başlandı. II. Dünya Savaşı ndan sonra birkaç büyük devletin uluslararası sistemi belirlediği bir ortamda bu teoriye başvurulabilir. Bu alanların başında çatışma analizi ve strateji konuları gelmektedir. Bu temelde kurulan oyun modelleri başlıca iki varsayıma dayanmaktadır:

    * Sıfır toplamı modeli; bu modelde taraflardan birinin kazancı doğrudan bir diğerinin kaybı anlamına gelmektedir. Soğuk savaş döneminde büyük güçler açısından bu tür bir ilişki var. Böyle bir durumda dahi taraflar kendi açılarından en rasyonel stratejiyi bulmaya çalışırlarsa birisi "en iyisini" seçerek bir denge noktasını yakalayabileceklerdir.

    * Sıfır toplamlı olmayan model. Bu model, taraflar yine esas olarak birbirlerine rakip olmakla beraber, her iki tarafın da karlı olabileceği denge durumları sözkonusu olabilmektedir. Oyun teorisinin uluslararası politikaya uyarlanışı konusunda üçüncü çabalar Thomas C. Schelling'in çalışmaları olmuştur.

Tarihsel gelişim

    * 1838, Augustin Cournot, kuramın kökenini ortaya kodu.
    * 1928, John von Neumann, Minmaks Kuramı,
    * 1944, Neumann ve Oskar Morgenstern, Oyunlar Kuramı ve İktisadi Davranış,
    * 1950-1953, John Nash, 1952 ilk ders kitabı,
    * 1961, John McKinsey, Biyolojiye ilk uygulama; R. C. Lewontin, Evrim ve Oyunlar Kuramı Teori iktisat alanında genelde Oligopol Piyasaların açıklanmasında kullanılmaktadır.

Matematiksel gösterim

Oyun kuramında oyunlar iyi tanımlanmış matematiksel nesnelerdir. Oyun, oyuncu kümesini, bu oyuncular tarafından kullanılabilir hamle (veya strateji)kümesini ve herbir stratejinin kombinasyonunda edinilen sonuçları içerir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Oyun_kuram%C4%B1


Nisan 07, 2008, 11:58:43 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Oyun mu, Teori mi?

        Akademik araştırmalarda kullanım alanları yaygınlaştıkça önemi anlaşılan bu araç, 1990’lardan itibaren Amerika’da yaygın olarak uygulanmaya başlandı. Özellikle ekonomi alanında ihale düzenlemelerinden rekabet analizlerine kadar geniş bir uygulama alanı ortaya çıktı.

Türkiye’de oyun teorisi ancak son yıllarda akademik olduğu kadar günlük hayatta da- özellikle de Akıl Oyunları adlı filmin ülkemizde vizyona girmesinden sonra- ilgi odağı oldu. Aslında, modern oyun teorisi bugün karsımıza çıkan şekline uzun bir gelişme sürecinden sonra ulaştı. Bu sürece kısaca göz atmak “Oyun Teorisi” isminin nereden geldiğini anlamamıza yardımcı olabilir.

Satranç, poker, briç gibi oyunlarda oyuncuların davranışlarını modellemek ve akılcı strateji seçimleri üzerine çalışan Macar asıllı Amerikalı John von Neuman, oyunlar üzerine ilk makalesini 1928 yılında yayınladı. Hidrojen bombası ve ilk bilgisayarın mucitlerinden sayılan bu dahi matematikçi, bir ekonomist olan Oskar Morgenstern ile birlikte, oyun teorisini 1944 yılında basılan “Oyun Teorisi ve Ekonomik Davranış” isimli kitaplarında ilk defa ekonomi alanına taşıdılar. Bu kitapta iki oyunculu, sıfır toplamlı oyunları ve işbirlikçi oyunları incelediler. John F. Nash, 1950-53 yılları arasında yayınladığı dört çalışması ile oyun teorisini geliştirdi ve hem rekabetçi hem de işbirlikçi oyunlarda kullanılabilecek bir denge kavramını ortaya çıkardı. Halen oyun teorisinin ağır yükünü onun ortaya attığı Nash dengesi çekmektedir. Martin Shubik 1959 basımlı “Strateji ve Pazar Yapısı: Rekabet, Oligopol ve Oyun Teorisi” kitabında rekabetçi oyun teorisini ilk defa oligopollere uyguladı. 1965te Reinhard Selten, Nash dengesini yaygın biçimdeki oyunlarda (oyuncuların sıra ile stratejilerini seçtikleri oyunlar) kullanılabilecek şekilde geliştirdi. Üç seri makalesi ile John Harsanyi, 1967-68 yıllarında teorinin oyuncuların eksik bilgi sahibi olduğu oyunlara nasıl uygulanabileceğini gösterdi.

Gittikçe gelişen, dallanıp budaklanan oyunlar teorisi, ekonomi bilimi için olduğu kadar, hukuk, politika, işletme, uluslararası ilişkiler ve hatta biyoloji gibi bilimler için de vazgeçilmez bir matematiksel araç oldu. Ekonomide, özellikle de endüstriyel organizasyon alanında teorik gelişmelere yol açtı ve yön verdi. Oyun teorisi aynı zamanda stratejik karşılaşmaların incelenmesinde standart bir dil haline geldi.
Biraz Terminoloji

*   Oyun teorisi: özellikle sosyal bilimlerde stratejik karşılaşmaları modellemeye yarayan matematiksel bir araçtır.

*   Stratejik karşılaşmalar: oyuncuların getirileri birbirlerinin hareketlerinden karşılıklı olarak etkilendiği çekişme ya da çatışmalar.

*   Statik oyunlar: oyuncuların bir defaya mahsus olmak üzere oynadıkları oyunlar.

*   Akılcılık: her oyuncunun kendi kazancını maksimize etmeye çalışması.

*   Akılcılığın ortak bilgi olması: Tüm oyuncular kendilerinin ve rakiplerinin akılcı olduğunu bilir, rakiplerinin de kendilerinin bu bilgiye sahip olduklarını bildiklerini bilir ve bunun gibi sonsuza giden bir mantık zincirinin var olduğu varsayımı.

*   Kusurlu bilgili oyunlar (games with imperfect information): oyuncuların birbirlerinin strateji seçimlerini göremedikleri ve sanki aynı anda karar veriyorlarmış gibi oynadıkları oyun.

*   Eksik bilgili oyunlar (games with incomplete information): oyunculardan bir ya da daha fazlasının diğer oyuncunun ya da oyuncuların getirilerini bilmeden oynadıkları oyun.

Sıfır toplamlı oyun: bir oyuncunun kazancının, diğer oyuncunun kaybına eşit olduğu oyun (poker, tenis vb.).
Statik Oyunlar

Karmaşık matematiksel hesaplara girmeden oyun teorisinin mantığını anlamak için en basit oyunlar olan statik, yani oyuncuların stratejilerini aynı anda seçtikleri oyunları incelemek yeterli olabilir. Stratejik bir karşılaşmayı oyun teorisi ile incelemek için ise, önce bu çatışmanın bir oyun olarak tanımlanması gerekir.

Bir oyunun tanımı üç temel öğeye dayanır:

   1. Oyuncular kümesi (I): Oyuncuların yer aldığı küme. Bu oyuncular kurgulanan oyuna ve modellenen duruma göre kişiler, şirketler, devletler ve hatta hayvanlar olabilir. Oyuncu sayısı ise ikiden sonsuza kadar olabilir. (Bu makalede iki oyunculu oyunlardan bahsedilecektir.)
   2. Eylem (hareket) kümesi (A): Her bir oyuncuya ait bütün olası eylem seçeneklerinin yer aldığı küme. Örneğin, bir firma için ürün fiyatı seçenekleri ile bir hareket kümesi oluşturulabilir. Eylem kümesi de sonsuz sayıda elemana sahip olabilir. (Bu makalede ağırlıklı olarak her oyuncu için sınırlı sayıda eylem seçeneği olan oyunlardan bahsedilecektir.)
   3. Getiriler: Bütün oyuncuların her türlü olası strateji kombinasyonu için her oyuncunun oyun sonunda elde edeceği kazancı ya da kaybı. Bu getiriler parasal olarak tanımlanabileceği gibi her oyuncu için fayda fonksiyonları ile de belirtilebilir. (Tabii ki biyoloji gibi alanlarda bu tip getirilerden bahsetmek olanaksızdır. İki hayvan türünün çatıştıkları oyunlarda, her türün yavru sayısı o türün getirisi olarak alınabilir.)

Statik oyun örneklerine ve çözüm tekniklerine girmeden önce, önemli bir takım varsayımlardan bahsetmekte fayda vardır.

Statik Oyun Varsayımları:

i) Oyuncular eylem seçimlerini aynı anda ya da birbirlerinin haberi olmadan yaparlar.

ii) Tüm oyuncular akılcıdır.

iii) Tüm oyuncuların akılcılığı ortak bilgidir.

iv) Tüm oyuncular kusursuz fakat eksik bilgiye sahiptir.

Devamı için; kaynak: http://www.ba.metu.edu.tr/~adil/BA-web/oyunteorisi.htm


Nisan 08, 2008, 12:01:38 öö
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Nash Dengesi ve Trafik -Ege Cansen

HAZIR ‘‘Oyun Kuramı’’ kamuoyunda ilgi çekmeye devam ederken, bu teorinin trafik meselesinin çözümüne nasıl katkıda bulunacağını anlatmakta yarar var.

İnternette oyun kuramı ve trafik düzeniyle ilgili ne gibi yayınlar var diye tarama yaparken, Tamer Başar adlı bir Türk profesörün oyun kuramıyla ilgili çok sayıda yayınıyla karşılaştım. Doğrusu göğsüm kabardı. Bir süre TÜBİTAK'ta çalışan, Boğaziçi Üniversitesi'nin 1969 mezunu ve eski hocası olan Tamer Başar'ın G.J.Oisder'le birlikte yazdığı ‘‘İşbirliği Yapılmayan Dinamik Oyun Teorisi’’ (Dynamic Noncooperative Game Theory) adlı önemli bir kitabı var. Dünya çapında ve çok sayıda neşriyatı olan Tamer Hoca, halen Illinois Üniversitesi'nde ‘‘Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği’’ öğretiyor.

Oyun kuramının, doğada neye tekabül ettiğini idrak etmek ve hangi sebep-sonuç ilişkisini ispatladığını göstermek için tek bir deney yapılacak olsa, ‘‘şehir trafiği’’nin kendisinden daha mükemmel bir laboratuvar ortamı bulunamaz. Oyun kuramı, ‘‘Bireyler, etkileşimli bir ortamda, kendi çıkarlarını kollamak için sergiledikleri davranışlarla, sonunda kendilerine zarar verecek çevreyi kendi elleriyle inşa eder’’ diyor. Aynen bizim elbirliğiyle (?) trafiğin içine etmemiz, sonra da içine ettiğimiz trafikte boğulup kalmamız gibi. Kısaca, şehir trafiğinde sürücüler, hem zalim hem de mazlumdur. Üstelik sürücülerin, daha çabuk gideyim diye yaptığı haksız manevralar yüzünden kavşaklar tıkanmakta, şerit değiştirmelerle yollarda ortalama seyir hızı düşmekte, yani herkes varacağı yere daha geç gitmektedir.

Sürücülerin kendilerine zarar veren ortamı yaratan davranış biçimini benimsemesine esas olan ‘‘durum muhakemesi’’ ve ‘‘rasyonel karar alma’’ süreci şöyle çalışmaktadır: Her sürücü, sabah direksiyon başına geçtiğinde, nasıl olsa başkaları benim yolumu çalacak, iyisi mi ben önce davranıp başkasının yolunu çalayım da ‘‘enayi’’ durumuna düşmeyeyim diye araba sürmeye başlamaktadır. Aslında her sürücü, başkası için ‘‘diğer sürücü’’dür. Dolayısıyla her sürücü, diğer sürücülerden kötü davranış beklemekte haklıdır. Her sürücü, bu beklentisinde haklı çıktığı için de neticede herkes, hem yol çalmakta ‘‘rasyonel’’, hem de yol çaldığı için ‘‘haksız’’ olmaktadır.

Acaba bu ‘‘kısırdöngü’’yü tersine çevirebilecek bir yöntem bulunabilir mi?

Amerika'nın Boston şehrinde yaşayan bir bilim adamı, bu konuya kafayı takmış. Onun deyişiyle ‘‘Araba sürmek, insanın içindeki hayvanı açığa çıkartır.’’ İçimizdeki hayvanı gemlemek için insan olduğumuzu hatırlamamız şart. İnsan olduğunu hatırlamak, ‘‘Ben olayların kötü gidişatını, kendi davranışımla etkileyebilir, hatta değiştirebilirim’’ demekle başlar. Bilim adamının önerisi şu: Her sabah, direksiyonun başına geçince, kendi kendinize bir söz verin. Bu sabah karşılaşacağım ‘‘ilk’’ trafik itişmesinde, objektif durum ne olursa olsun, karşımdaki sürücüyü ‘‘haklı’’ kabul edip ona yol verecek ve tebessüm ederek özür dileyeceğim. Birinci olaydan sonra, yine eskisi gibi davranmakta serbestsiniz. Yani ‘‘men dakka dukka’’ diyerek aracınızı sürebilirsiniz. Bilim adamı, eğer bir insan sabah girdiği bir trafik mücadelesinde, karşı taraftan beklenmedik bir ikram görürse, buna muhtemelen kendisi de bir başka sürücüye güzel bir jestle mukabele edecektir, diyor. Beklemediği bir hoşgörüyle karşılaşan üçüncü sürücü de bu oyuna devam edecek, böylece hakkını korumak için mecburen (!) kural çiğneyenler ortadan kalkacak, geriye sadece bir avuç ‘‘canavar’’ kalacaktır. Az sayıda kural ihtilalcisi hem tüm trafiği bozamaz hem de polis, sayısı azalmış canavarları çok kolay yakalar.

SON SÖZ: Toplumsal düzelme, kişiden başlar.

Kaynak:http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,[email protected]~108197,00.asp

Yararlandığım link: http://juliamandelbrot.bravepages.com/nash_dengesi_ve_trafik.htm


Nisan 08, 2008, 12:05:55 öö
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

« Son Düzenleme: Nisan 08, 2008, 12:11:30 öö Gönderen: blossom »


Nisan 08, 2008, 12:06:47 öö
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

John Nash'in oyun teorisini anlattığı sahne:

    "Eğer hepimiz sarışını tavlamaya çalışırsak, birbirimizi engelleriz ve hiçbirimiz onu tavlayamayız. Ve sonra gidip sarışının arkadaşlarını tavlamaya çalışırız. Fakat yine başaramyız çünkü kimse 2. tercih olmaktan hoşlanmaz.

    Peki hiçbirimiz sarışının peşinden gitmezsek? Birbirimizin yoluna çıkmayız, diğer kızların onurunu kırmamış oluruz. Kazanmamızın tek yolu bu. Hepimizin kız tavlamasının tek yolu bu."

Kaynak: http://www.farketing.com/fikirler/2006/07/oyun_teorisi.html


Nisan 08, 2008, 12:17:38 öö
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

JOHN NASH
   
John Forbes Nash, 1928 doğumlu amerikalı matematikçi. Oyun teorisi ve diferansiyel geometri üzerine çalışan Nash, 1994 Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahibi. Daha geniş kitleler tarafından tanınması, “Akıl Oyunları” adlı filmde Russell Crowe tarafından canlandırılmasıyla gerçekleşti.

John Forbes Nash, 13-haziran 1928’de Batı Virginia, Amerika’da dünyaya geldi. Oğluyla aynı adı taşıyan baba John Nash, Teksas A&M Üniversitesi mezunu bir elektrik mühendisi, annesi Margaret Virginia Martin ise bir latince ve İngilizce öğretmeniydi, Batı Virginia Üniversitesi mezunuydu. 16-kasim 1930’da kız kardeşi Martha doğdu. İlkokuldan önce anaokuluna kaydolan Nash, henüz çocukken Compton’s Picture Encyclopedia adlı resimli ansiklopediyi okuyor ve birçok şey öğreniyordu. Time Dergisi de ilgisini çekiyordu. Mutlu bir çocukluk geçirdi.

12 yaşındayken evde kendi kendine deneyler yapmaya başladı. O zamanlarda da insanlarla çalışmayı değil, kendi kendine olmayı sevdiği belliydi. Kız kardeşi normal bir çocuktu ancak Nash diğer çocuklardan çok farklıydı, onların oyunları, şakaları Nash’e garip geliyordu, kısa sürede kendini herkesden soyutlamıştı. Annesi ve babası, Nash’in kitap merakını gördükleri için ona bir yetişkin gibi davranmaya, eğitimini teşvik etmeye başladılar.

Nash’in matematik sevdasını ortaya çıkaran eser, lise yıllarında okuduğu, E.T. Bell’in “Men of Mathematics” adlı kitabı oldu. Lisede okuduğu sırada Bluefield College adlı üniversiteden dersler almaya başladı. Liseyi bitirdikten sonra Westinghouse bursuyla Carnegie Institute of Technology adlı üniversiteye kaydoldu, bölümü ise kimya mühendisliğiydi. Ancak Nash bu bölümden ayrılarak kimya bölümüne, daha sonra da matematiğe geçti. 1948 yılında hem lisans, hem de master derecesini aldı. Mezun olduktan sonra bir donanma projesi üzerinde çalışmaya başladı.

Nash bir süre sonra “Denkleştirme Kuramı” üzerine çalışmak amacıyla Princeton Üniversitesi’ne gitti. Hem Princeton’dan hem de Harvard Üniversitesi’nden teklif gelmişti ancak ailesinin yaşadığı yer olan Bluefield’a yakınlığı ve akademisyenlerinin Nash’e gösterdiği ilgi sayesinde, Princeton’a gitmeyi tercih etti. 1950 yılında doktorasını buradan aldı. Doktora tezi, daha sonra “Nash Dengesi” adını taşıyacak olan, “Oyun Teorisi”nin en önemli parçalarından olan bir çalışmaydı. Bu çalışması 3 makaleyi beraberinde getirdi; “Equilibrium Points in N-person Games” (1950), “The Bargaining Problem” (1950) ve “Two-person Cooperative Games” (1953). Ayrıca cebirsel geometri alanında önemli çalışmalar yaptı. 1951’de Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) öğretmenlik yapmaya başladı. 1959’da bu görevinden istifa etti.

1998 tarihli John Nash biyografisi “A Beautiful Mind”, Nash’in homoseksüel ilişkilerinden bahsediyordu. Üniversite yıllarından itibaren bunu saklamamıştı ve çevresi tarafından hor görülmemişti. Kitabın yazarı, Nash’in üniversitedeki erkek arkadaşlarıyla toplantı odasında öpüştüklerini ve bu tip davranışlardan çekinmediğini anlatıyordu. Ancak üniversite sonrası devlet işlerinde çalışırken bu durumu kabul görmemişti, hatta “uygunsuz davranış” nedeniyle tutuklanmış ve işinden kovulmuştu. Eşi Alicia’yla yapılan bir röportajda Alicia, Nash’in homoseksüel ya da biseksüel olmadığını söylemişti ancak Nash bunu hiçbir zaman açık bir şekilde reddetmedi.

Nash, 1958 yılında şizorfeni belirtileri göstermeye başladı. Ancak Princeton’da geçirdiği 4 yıl boyunca (1945 – 1949) kayıtlarda yalnız yaşadığı görünse de, bir oda arkadaşının olduğunu düşünüyordu. 1959 yılında yatırıldığı hastanede kendine güvensizlik, depresyon ve paranoyak şizofreni tanıları kondu. paris ve cenevre’de bir süre yaşadıktan sonra 1960’ta Princeton’a geri döndü, 1970’e kadar birçok kez hastaneye yattı. Bu yıllarda ilaç tedavisini kesmeye karar verdi. Biyografisinin yazarı Sylvia Nasar’a göre yavaş yavaş iyileşmeye başladı, bu süreçte eşi de ona büyük destek verdi.

Nash, çalışmalarının karşılığını almaya 1978 yılında başladı. Bu yıl “John Von Neumann Teori Ödülü”nü, 1994’te ekonomi dalında nobel-odulu’nü, 1999’da “Leroy P. Steele Ödülü”nü aldı.

2001 yapımı “A Beautiful Mind” (Akıl Oyunları) adlı film, John Nash’in hayatından esinlenilerek yapıldı ve film 4 Akademi Ödülü kazandı. Senaryo, aynı adlı biyografi üzerine yazılmıştı. Ancak bu biyografi ve Nash’in gerçek hayatı arasında örtüşmezlikler vardı.

Massachusetts Institute of Technology’de, El Salvador’lu bir fizik öğrencisi olan Alicia Lopez-Harrison de Lardé ile tanıştı. İkili Şubat 1957’de evlendi. 1959 yılında eşi Nash’i şizofreni tedavisi için akıl hastanesine yatırdı. Bu olaydan hemen sonra oğulları John Charles Martin dünyaya geldi ancak 1 yıl kadar ismi konulmadı çünkü Alicia, eşinin de bu konuda bir fikir vermesini istemişti. John Martin de babası gibi bir matematikçi oldu ve sonraları ona da şizofreni teşhisi kondu. Nash, Eleanor Stier’den 19-haziran 1953 doğumlu bir çocuğa daha sahipti ancak ne annesiyle ne de çocuğuyla yakın ilgisi oldu.

Alicia Lopez- John Nash çifti 1963’te boşandı ve 1970’te tekrar biraraya geldi. Bu tarihten itibaren darılıp barışan çift, kendileri hakkında “aynı çatı altındaki iki yabancı” benzetmesini yapmıştı. Nash 1994’te Nobel Ödülü’nü kazandıktan sonra aralarını düzelttiler ve 1-haziran 2001’de tekrar evlendiler.

Nash, 1945 ve 1996 yılları arasında 23 bilimsel çalışma yayınladı, ayrıca “Essays on Game Theory” (1996) ve “The Essential John Nash” isimli kitapları yazdı. Aynı zamanda “Hex” ve “So Long Sucker” adlı 2 popüler oyunun yaratıcıları arasında. Şu anda Princeton’da matematik üzerine çalışmalar yapmakta.

Kaynak: http://www.biyografi.info/kisi/john-nash#


Eylül 06, 2012, 11:32:49 ös
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 84
  • Cinsiyet: Bay

Sn bacca paylaşım çok ilgimi çekti.Oyun teorisi üzerine olan eğilimimi bilgi toplama safhasına geçirme kararı aldım.Ayrıca özel bir şevk aldığımı söyleyebilirim.
Non nobis, Domine, non nobis, sed Nomini Tuo da gloriam


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
5067 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 01, 2014, 12:46:01 öö
Gönderen: propulsion
0 Yanıt
3200 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2007, 02:50:21 öö
Gönderen: shemuel
4 Yanıt
4544 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 21, 2011, 12:53:12 öö
Gönderen: martı
10 Yanıt
5910 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2009, 05:27:01 ös
Gönderen: enes34
Oyun İçinde Oyun

Başlatan arte Edebiyat

0 Yanıt
2152 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 05, 2009, 12:19:45 öö
Gönderen: arte
0 Yanıt
2681 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 05, 2010, 08:07:48 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
3571 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2010, 03:05:35 ös
Gönderen: karahan
1 Yanıt
6327 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2010, 11:50:53 ös
Gönderen: ZAKABUNYA
1 Yanıt
2893 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2014, 01:12:07 öö
Gönderen: ThomasReid
0 Yanıt
2061 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2015, 04:24:38 ös
Gönderen: propulsion