Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: CHARLES BAUDELAİRE VE ŞİİRLERİ  (Okunma sayısı 32096 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 07, 2007, 09:21:45 ös
Yanıtla #20
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

BİR CESEDİN YANINDA

 

O gece bir cesedin yanında yatar gibi,

Gudubet bir Yahudinin yanına uzandım,

Hiçbir haz uyandırmayan hazin güzelliği,

Satılık bedenini seyredip, düşünceye daldım.



Canlandırdım gözümde körpe kızlık hâlini,

Bakışı belki haşin, belki yumuşacıktı

Ve başında kokulu bir şapkaydı saçları,

Bunları hayâl etmek bile mestetti beni.



O âsil bedenini nasıl öper, severdim,

Serin ayaklarından saçlarına dek

Seni okşar, herşeyim yoluna feda, derdim.



Yeter ki, gözlerinden dökülen bir damla yaş

Gudubetler ecesi, karartsın yavaş yavaş

O soğuk gözlerini son ışık sönene dek!

 

 



Aralık 07, 2007, 09:22:24 ös
Yanıtla #21
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

KOKU

 

Kiliselerde günnük tohumunu

Veya miski ufacık torbadan,

Esrikçe ve yutarca, zaman zaman

Ey okurum kokladığın oldu mu?..



Yanlışlardan arınmış bir geçmişte

Şimdi bizi büyüleyen bir yan var!

Âşık, tapılası beden üstünde

Nefis çiçekleri hatıradan toplar.



Canlı torba, odanın buhurdanı

Dalga dalga, esnek, ağır saçları

Vahşi, yaban bir hava yayıyordu,

İçine, saf billur gençliği sinen

İpek veya kadife giysisinden



Bir kürk kokusu yükseliyordu.

 

 



Aralık 07, 2007, 09:25:05 ös
Yanıtla #22
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

ŞİŞE

 

Güçlü kokular vardır, onlar için, her madde

Gözeneklidir. Sanki, geçerler camdan bile.

Doğu işi ve köhne kilidi gıcırtıyla

Homurdanıp açılan eski bir sandıkta,



Veya ıssız bir evin, yıpranmış, hazin, kara,

Küf kokuları sinmiş tozlu bir dolabında

Yaşlı bir şişe vardır, hâtıralar canlandıran,

Bir ruh dipdiri, gelip fışkırıverir ondan.



Usul usul ürperen, gerip kanatlarını

Uçmaya hazırlanan, mavi, pembe, yaldızlı

Krizalitler gibi nice yoğun düşünce

Uyuyordu o ağır karanlıklar içinde.



Esrikleştiren ânı işte geldi... uçuyor



Garipleşen havada... ve gözler yumuluyor,

Başdönmesi yapışıp itiyor yenik ruhu

Tortumuzla kirlenmiş kara çukura doğru;



Vurup yere seriyor çukurun kıyısında

Ki yırtıp; kefenini kokulu Lazare, orda

eski, buruk, sevimli aşkı kımıldatıyor,

Hortlak cesedini uykudan uyarıyor.



Oy! Bir gün kaybolunca, yitip gidince böyle

Hafızalardan silinip bir dolap köşesinde,

Tükenmiş, tozlu, kirli, çatlak, iğrenç, yapışkan

Yaşlı bir şişe gibi, boş, atıldığım zaman,



Ey meleklerin damıttığı kutsal zehir!

Ey, yaşatan, öldüren, beni kemiren iksir!

Dünya tanısın diye gücünü, irinini,

Tabutun olacağım, pis kokulu, sevimli!

 

 

 



Aralık 07, 2007, 09:29:53 ös
Yanıtla #23
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

KEDİ

 

I

Beynimin içinde gezinir durur,

Evinde rahat gezindiği gibi,

Güzel, güçlü, hoş, sevimli bir kedi,

Miyavlar, sesi pek hafif duyulur,



Öyle yumuşak, usuldur sesi,

Bazen homurdanır, bazen sessizdir,

Ama hep derin, her zaman zengindir,

Burdan doğar, çekiciliği, sırrı.



Yuvarlanır, damla damla süzülür

Bu ses, karalıklarımın dibine,

Doldurur beni, uyumlu bir dize,

İksirdir, gönlüm onunla haz bulur.



Uyutur en feci ağrılarımı,

Bütün çoşkuları taşır içinde;

Ne gerek var o uzun tümcelere,

Sözcüklere yok onun ihtiyacı.



Yüreğimden iyi keman olur mu!

En tiz telinin üstünde gezinsin,

Şarkısını, saltanatla söylesin,

Sürsün yayını, yürek yorulur mu!



Ey esrarla dolu kedi; sesin,

Ey semavi mahluk, garip ve soylu,

Meleğinki kadar yüce, uyumlu

Sesin saltanatla şarkı söylesin!

 

II

 

O sarılı ve siyahlı kürkünden

Öyle tatlı bir koku çıkıyor ki,

Bir akşam bütün tenime sinmişti

Onu bir kez, bir kez okşayınca ben.



Kaldığı yerlerin evliyasıdır;

O yönetir, o esinler, yargılar,

Çünkü kendi imparatorluğu var;

Belki bir Peridir; belki Tanrı?



Gözlerim usulca döndüğü zaman,

Tıpkı bir mıknatıs çekmişcesine,

Bu sevdiğim, sırlar dolu kediye,

Ve, şöyle bir kendime baktığım ân



Hayretle bir ateş görürüm orda,

Aydınlık fenerler, canlı opaller,

Beni izleyip duran gözbebekler,

Solgun gözbebekler görürüm orda.

 

 



Aralık 07, 2007, 09:30:24 ös
Yanıtla #24
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

BAYKUŞLAR

 

Garib Tarnılar gibi baykuşlar

Karaselvilerde dizi dizi,

Sessiz, düşünmeye koyulmuşlar,

Gözleri ok gibi, kırmızı.



Kımıldamadan duracak onlar,

Hüzün taşıyan saatlere dek,

Orda, ışığı sürgün ederek

Açılacak yoğun karanlıklar.



Baykuşlar bu haliyle bize der:

Hayat bazen de durgunluk ister

Kargaşadan, devinimden korkun;



İnsan bir tutkuyla şaşkınlaşır

Yer değiştirmek ister ve bunun

Yıllarca pişmanlığını taşır.

 



Aralık 07, 2007, 09:51:48 ös
Yanıtla #25
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

KENDİNİ CEZALANDIRAN KİŞİ

 

Yaracağım seni bir gün

Nasıl kayaları Musa

Değneğiyle yardı ise

Nasıl, duymadan öfke, kin



Kasap keserse koyunu

Sunmak için Sara’ma ben

Alacağım göllerinden

Büyük acının suyunu.



Gözyaşlarında yüzecek

Ümitle dolu yüreğim,

Uzaklaştırmak için gemim

Palamarını çözecek.



Gözyaşların o zaman, bak

Yüreğimde, esrik, hür,

Davul gibi, gümbür gümbür

Nasıl ses verip çoşacak!



İtip kakan ve ısıran

Alay öğretti: Ben neyim?

Çatlak bir ses değil miyim?

Mukaddes uyumları bozan?



Bu çığırtkan ses benimdir!

Kara ağu kendi kanım,

Ben bir uğursuz aynayım,

Bakan cadı bedenimdir!



Yara ben’im, bıçak ben’im!

Hem tokat, hem tokat yiyen!

Çarmıh da ben, İsa da ben,

Hem cellat’ım, hem kurban’ım.



Ben kanımın vampiriyim,

Gülümsemeyi bilmeyen,

Sonsuz gülüşü bekleyen

-Terkedilmişlerden biriyim!

 

(* Sara-Sarah; Hazret-i İbrahim’in eşidir ki,

zemzem suyunun çıkmasına vesile olandır.)

 



Aralık 07, 2007, 09:53:39 ös
Yanıtla #26
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

LÂNETLENMİŞ KADINLAR

 

Çevirip gözlerini denizlerin ufkuna,

Dalgın bir sürü gibi sahilde uzanmışlar,

Ellerde, birbirini arayan ayaklarda

Tatlı halsizlikleri, ıstırablı gözyaşları var



Bir kısmı, uzun uzun günah çıkartmak için,

Gidiyor, derelerin şakıdığı koruda,

O çocuk yıllardaki korkulu aşkların

Kabuğunu ve yeşil fidanları oya oya;



Kimileri, Aziz Antonie’nin, düşlerinde

Çıplak, kızıl göğüslerin lavlar misâli

Fışkırdığını gördüğü kayalar içinde,

Yürüyor, rahibeler gibi, ağır ve ciddi;



Putperest mağaralarının oyuğunda, bir kısmı

Reçineleri akmış çıralar ışığında,

Azabları uyutan, ey Bachus!, yardımını

Bekliyorlar, uluyup ateşli arzularla!



Karıştırıp karanlık ormanda, gecelerde,

Acının gözyaşına arzunun köpüğünü

Bir kırbaç saklayarak uzun giysilerinde,

Keşiş yeleklerini seviyor bir bölüğü.



Yalnız gerçeğin dışında herşeyi küçümseyen

Erdenler! Canavarlar! Kurbanlar! Büyük canlar!

Şehvet çığlığı atan, pişmanlıkla inleyen

Sofular, yarı insan, yarı hayvan kadınlar!



Hazîn kızkardeşlerim, cehenneminize dek

İzledim hepinizi, perişan hâldesiniz,

Susuzluğunuz gibi acınız da dinmiyor,

Ölü aşk külleriyle dolu kalpleriniz!

 

 

 



Aralık 07, 2007, 09:56:06 ös
Yanıtla #27
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

LÉTHÉ

(yasaklanmış şiir)

 

Vahşi ve sağır ruh, gel kalbime, gel diyorum,

Tembel, miskin canavar, sen tapılası kaplan;

Şu titreyen parmaklarımı uzun zaman

Ağır, yoğun yelene daldırmak istiyorum;



Acılı, üzgün başımı usulca sokayım

Teninin kokusuyla dolu eteklerine,

Solgun bir çiçek gibi derinden derine

Pis kokan ölü aşkımı içime çekeyim.



Hayatdan çok uyumak istiyorum uyumak!

Kuşkulu bir uykuda, tatlı ölüm misali,

Vicdan azâbı duymadan öpücüklerimi

Bakır gibi cilalı güzel vücûduna yaymak.



Ancak senin yatağının uçurumu yutar

Şimdi artık dinmiş olan hıçkırıklarımı;

Senin ağzında unutuşun o güçlü tadı,

Léthé ırmağı öpüşlerin içinden akar.



Zevkin buyruklarına uymak, boynumun borcu,

Çünkü, kaderim alnıma peşin yazılmış böyle;

Ben, günahı körükleyip aşkın ateşiyle

Alevlendiren uysal kurban, ben masûm suçlu,



Dinsin diye bu acı, uyuşsun diye kinim

Yıllardır altında hiç kalb barındırmayan

Sivri göğüslerinin güzelim uçlarından

Kana kana baldıran zehrini içeceğim!

 

 

 



Aralık 07, 2007, 09:59:09 ös
Yanıtla #28
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

TAKILAR

(yasaklanmış şiir)

 

Soyunmuştu bir tanem, tek kalan şey teninde

Gözalıcı takılar, çünkü beni tanırdı,

Üstünde kölelerin hürriyet günlerinde

Taşıdığı alnı dik fatih havası vardı.



Alaycı ve canlıbir çığlıkla dansederken,

Madenler ve taşlarla ışıklanan şu dünya

Çoşturur kalbimi, dehşetli düşkünüm ben

Sesin ışıkla hemhâl olduğu eşyalara.



Bırakmıştı kendini koynuna sevgilerin,

Süzüyordu divândan o gülen bakışları

Bir deniz kadar tatlı, bir deniz kadar derin

Sahile çarpar gibi ona vuran aşkımı.



Gözleri gözlerimde sanki evcil bir kaplan

Düşle dolu, şekilden şekile giriyordu

Şehvete ve arzuya kucak açmış saflığı

Her tavrına yeni bir albeni veriyordu;



Kuğu gibi kıvrımlı, yağ gibi kaygan

Kolları, bacakları, kalçaları, her yeri

Geçiyordu duru ve keskin bakışlarımdan;

Ve karnı; ve bağımın salkımı memeleri



Kötülük meleğinden daha tatlı, daha hoş

Üstüme geliyordu bana el atmak için,

Kimsesiz, yapayalnız oturan şu ruhumu

Kristal kayalarla huzursuz etmek için.



Yepyeni bir desende birleştirmişti bir el

Antiope’nin teniyle tenini bir tüysüzün,

Dolgun kalçalarını yansıtan ince bir bel,

Vahşi, esmer yüzünde beyaz, yüce bir düzgün!



- Can çekişip dururken lambamızın fitili,

Tek ışık, ocaktaki ateş de ölüyordu

Alevin, soluyup iç çeken dumanlı dili

O amber renkli teni kanlara buluyordu.

 

 



Aralık 07, 2007, 10:08:27 ös
Yanıtla #29
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

LANELENMİŞ KADINLAR

(yasaklanmış şiir)

 

Deélphine ile Hippolyte

 

Hippolyte, lambaların solgun ışığı vuran

Kokulu minderlere uzanmış duruyordu,

Ve toy genç kızlığının perdesini kaldıran

Güçlü okşayışları, dalgın, düşünüyordu.



Sabah uyandığında nasıl başını yolcu

Çevirip mavi ufka bakarsa, tıpkı öyle,

Henüz uzaklardaki gökleri arıyordu

Fırtınalı bir ânın ürküttüğü gözlerle.



Ölgün halkalardakio tembel gözyaşları

Bitkin, perişan hali, şehvetli, üzgün teni,

Hurda silahlar gibi terkedilmş kolları

Ve herşey süslüyordu narin güzelliğini.



Dişlediği avını öldürmeyip gözleyen

Güçlü bir hayvan gibi, Délpine, eteklerinde,

Huzurlu ve gururlu, baktıkça alevlenen

Gözlerini örtmüştü Hippolyte’in üstüne.



Güçlü güzellik, ince güzellik önünde diz

Çökmüş ve şarabını içerken zaferinin,

Dermek istercesine ağzından bir tatlı söz,

Uzanıyordu ona doğru, sevdalı, tutkun.



Kurbanın gözünde arıyordu durmadan

Arzunun şakıdığı sessiz ilâhileri

Ve uzun ahlar gibi gözkapağından çıkan

Şükran hislerini, o tatlı kelimeleri.

 

Dedi: "- Nedir düşüncen, ne dersin olanlara?

Hoyratça soldururlar, Hippolyte tatlı yürek,

İlk güllerinin kutsal adağını o kaba,

O yaban soluklara asla sunmaman gerek.



Benim öpüşüm, akşam, büyük şeffaf gölleri

Okşayan su sineği gibi yumuşacıktır,

Erkeklerin dudağı saban demiri gibi,

Tekerler gibi oyar, acı izler bırakır;



Atlar, öküzler gibi geçerler üzerinden,

Çiğnenirsin altında insafsız ayakların,

Hippolyte, kızkardeşim, yüzünü bana dön sen,

Ruhumsun, herşeyimsin ve öteki yarımsın,



Kutsal merhem, çevir o yıldızlı gözlerini,

Bir tek bakışın bana yeter, ey tatlı bacım,

Daha loş arzuların kaldırıp perdesini

Sonsuz rüyalar içinde seni uyutacağım!”



Hippolyte, genç başını kaldırdı usul usul:

"- Pişmanlık duymuyorum, hiç de nankör değilim

Ama, ağır bir akşam yemeğı yemiş gibi

Öyle acılı, öyle endişe içindeyim.



Sanki, kanlı bir ufkun her yandan kapağı

İşlek, uzun yollara beni sokmak isteyen

O yoğun ve o kara hayalet taburları

Çökmüşcesine ağır bir yük altındayım ben,



Diyebiliyorsan de bana, dehşetim, ruhum,

Yakışıksız, garib bir fiilde bulunduk mu,

Sen "Meleğim” dedikçe korkudan titriyorum,

Yine de dudaklarım gidiyor sana doğru.

 

Kalbimin sonsuza dek sahibi, kızkardeşim,

Artık tek düşümcensin, öyle bakma yüzüme,

Beni yakacakları ateş ve cehennemim,

Günahımın ilki, ilk sebebi olsan bile!”

 

Öfkeyle silkeleyip perişan yelesini,

Délphine, demir sehpada tepinir gibi, birden,

Gözleri çakmak çakmak, haykırarak, dedi:

"- Kim sözedebilirmiş aşk varken cehennemden?

 

Binlerce lânet olsun o ilk hayalci kimse

Lânet o budalaya, o dürüstlük satana,

Çözümsüz ve abes bir meseleye inanıp

Aşka dürüstlük denen saçmalığı katana!



Soğuk ile sıcağı, gündüz ile geceyi

Esrarlı bir uyumda görmek isteyen bir kız

Bir işe yaramayan inmeli bedenini

Sevda denen o kızıl güneşle ısıtamaz!



Git, istersen aptal bir nişanlı bul kendine;

Bu güçlü ve saf kalbini hoyrat öpüşlere sun;

Koşa koşa, dağlanmış göğsünü, bil ki, yine

Bana getireceksin, azabla dolu, solgun...



Bu dünyada herkesin bir tek sahibi vardır!”

Çocuk birden acıyla haykırdı: “- Duyuyorum,

Şu ân tüm varlığımda, benliğimde derin bir

Uçurum açılıyor; kalbimdir bu uçurum!



Volkan gibi yakıcı, sonsuzluk gibi derin!

Eumédi’in elinde meş’ale, kanına dek

Yaktığı bu ejderin,bu inleyen kalbin

Kanmayan susuzluğu dinmiyor, dinmeyecek.

 

Kopalım bu dünyadan, perdeleri çekelim,

Dinlendirsin öpüşler yorgun kalbimizi!

Derin göğüslerinde yok olmak, tüm isteğim

Ve bulmak mezarların serinliğini!”



- İnin, durmadan inin, ey acıklı kurbanlar,

İnin, sonsuz, ölümsüz cehennemin yoluna,

Uçurumun dibine dalın, orda tüm suçlar

Kamçılanıp göklerden gelmeyen bir rüzgârla



Kaynar, fırtınaların, kasırgaların korkunç

Uğultusunda, koşun en son noktasına dek

Arzuların, ki onlar dinmek bilmeyecek hiç

Cezanız, tutkunuzun karşılığı olacak,



Tek serin ışık bile ulaşmayacak size.

Ve işte yarıklardan, sokak feneri gibi

Yanan kızgın mikroblar sızıyor içeriye,

Korkunç kokularıyla kaplıyor vücûdunuzu.



Kıvancınızın buruk, tatminsiz kısırlığı

Susuzluğu giderip, derinizi geriyor,

Şehvetli teninizin öfkeli rüzgârları

Etinizi bir bayrak misâli titretiyor.



İnsanlardan uzakta, seyyahlar, mahkûmlar,

Koşun aç kurtlar gibi çöllerde akın akın;

Kaderinizi kendiniz yazın, düzensiz ruhlar,

İçinizde kökleşen sonsuzluktan sakının!

 

 



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
5030 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 07, 2008, 10:50:18 ös
Gönderen: bilmeliyimgalilei
1 Yanıt
4281 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2010, 12:20:58 öö
Gönderen: Isis
0 Yanıt
3366 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 30, 2011, 12:03:14 ös
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
3728 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 31, 2011, 08:28:37 ös
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
2738 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2011, 10:13:55 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
3129 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2011, 08:50:29 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
2143 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 19, 2015, 12:11:30 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
1931 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2015, 05:00:27 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
1878 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2015, 05:06:57 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
2184 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 26, 2015, 01:08:21 öö
Gönderen: MEDUSA