Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Tanrı Var Mıdır?  (Okunma sayısı 12673 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 05, 2020, 12:29:32 öö
Yanıtla #40
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1833
  • Cinsiyet: Bay

      Sayın Oğuz öyle bir şeyden bahsediyor ki, nereden başlayacağıma karar veremedim.
      Şöyle diyor sayın Oğuz " ..O ibarenin nerede geçtiğine bakmaktan ziyade içinde bulunduğumuz evreni açıklıyor mu açıklamıyor mu ona bakmak gerekir."
       Yazımda,.. "Ol" dedi. Artık o, oluverir" ibaresinin İslamın Kutsal Kitabı Kur'an da Bakara suresi 117. Ayette geçtiği açık-seçik belirtildiği halde bu tür bir sorunun sorulmasını anlayamadım.
       Tanrı, dinler, peygamberler ve kutsal kitaplar  bir bütünün parçalarıdır. Tanrıya, onun elçilerine ve indirdiği iddia olunan kitaplarına inanıyorsanız, dini inançlı bir insansınız. Şayet Tanrının varlığına inanıyor ama elçilerine ve indirdiği iddia edilen kitaplarına inanmıyor iseniz deist, yok ne Tanrının varlığına ve dolayısı ile de elçileri ve kitaplarına inanmadığınız takdirde ise ateist bir insan sayılırsınız.
       Dinler (Burada sözünü ettiğim  dinler ibaresinden kastım semavi dinlerdir) binlerce yıl önce ortaya çıkmış/çıkarılmış olgulardır. Hiç bir din, içinde bulunduğumuz evreni, evrenin var oluşunu detayları ile açıklamamış/açıklayamamıştır. Diğer bir deyişle  örneğin Kur'an'ı ele alırsak, 1400 yıl önce yazılan bir kitapta bu gün yeni yeni tespit edilen gök cisimlerinden, denizlerin binlerce metre derinliklerindeki hayatların  hiç birinden bahsetmediğini görürsünüz (Esasen Tevrat ve İncil'de de görmek mümkün değildir.) Burada mesele, dinin bilimle çelişmesidir.
       Sayın Oğuz aynı yazısının bir başka bölümünde ; "Tarihte evrenin işleyişinin açıklanmasına büyük katkıları olan din adamları ve dindar insanlar olmuştur ." diye belirtmiş. Bu ifadesine de katılmadığımı üzülerek belirtmek isterim. Ben böyle din adamlarına rastladığımı hatırlayamıyorum. Varsa ve  sayın Oğuz bildirirse memnun olurum.
       Saygılar-sevgiler.
                 
       
       
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 05, 2020, 03:12:55 öö
Yanıtla #41
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3235
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Tanrı, dinler, peygamberler ve kutsal kitaplar  bir bütünün parçalarıdır. Tanrıya, onun elçilerine ve indirdiği iddia olunan kitaplarına inanıyorsanız, dini inançlı bir insansınız. Şayet Tanrının varlığına inanıyor ama elçilerine ve indirdiği iddia edilen kitaplarına inanmıyor iseniz deist, yok ne Tanrının varlığına ve dolayısı ile de elçileri ve kitaplarına inanmadığınız takdirde ise ateist bir insan sayılırsınız


Alıntı
    Sayın Oğuz öyle bir şeyden bahsediyor ki, nereden başlayacağıma karar veremedim.
      Şöyle diyor sayın Oğuz " ..O ibarenin nerede geçtiğine bakmaktan ziyade içinde bulunduğumuz evreni açıklıyor mu açıklamıyor mu ona bakmak gerekir."


Dini yönden bilgim derin değil . Ol  dedi ve oldu diye cevap veren Din adamları Evrenin hala genişlediği gerçekliğinden bahsede bilirlerdi bu da oluşumun hala devam ettiğinin kanıtı olabilirdi .

Ben Tanrıyı görmek istediğimin de kanıtı; çiçeklere bakarım. O diyazn ve renklerin çeşitliliği beni benden alır .
İnsanın yaratılışındaki mucizeden hiç bahsetmeyeyim . Her şeyde bir mükemmellik ve matematiksel bir oran hakim.
Velhasıl İnanan için kanıt çok .Görmek isteyen görür . Tanrı varsa bana göre haklılığım ortaya çıkar yoksa o da senin doğruluğun teyit edilmiş olur .

Sonuç kişiden kişiye ,İnanç olgusu değişir . Benim karşı çıktığım din adamlarının hala kaçamak cevap vermeleri . Bilmiyorsan bilmiyorum arkadaşım de ve kenara çekil AHKAM kesme .

Saygılar
 
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2020, 03:32:56 öö Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mayıs 05, 2020, 04:52:49 öö
Yanıtla #42
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 78
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah, sorduğum soru, belirli bir din veya o dinin kitabı üzerine sorulmuş bir soru değildi. Kendini din adamı veya dindar olarak tanıtan bazı kişilerin, evrendeki olaylara açıklama getirmeye çalışmak yerine kolaya kaçıp, "Ol dedi oldu" demeleridir. Bunu sizin gönderdiğiniz bir mesajda aşağıda görmekteyiz:


           Sunucu, bilim adamlarına Tanrı ve evrenin var oluşu ile ilgili bir soru yöneltti. 
           Bilim adamları yaklaşık 10-15 dakika bu videoda izlenildiği gibi bilgiler vererek  evrenin var oluşunu ve Tanrı hakkındaki fikirlerini açıklamaya çalıştılar.
           Sunucu, yarı tatmin olmuş yarı tatmin olmamış ve fakat bilgisinin dışında ki bu olay hakkında yorum yapamayacağını belirttikten sonra ilahiyat prof. olan iki kişiye dönerek ; "evet, bilim adamları bu şekilde anlatıyorlar, şimdi sizlerde din açısından evrenin var oluşunu ve Tanrıyı anlatır mısınız? " diye sordu. İki din adamı da hiç te uzun uza diye anlatmaya gerek yok "Tanrı ol dedi ve evren oldu" dediler.
          Şimdi siz, seyrettiğiniz bu video ile benim anlattığım programdaki ifadeleri karşılaştırabiliyor musunuz ?.
           Karşılaştırabiliyorsanız nasıl bir sonuca varıyorsunuz?
           Saygılar-sevgiler.
   


Koyu yazılan kısımlar herşeyi özetler. "Hiç de uzun uzadıya anlatmaya gerek yok" lafı, bu insanların Tanrı'nın yaratma eylemini anlamadıklarını gösterir. Çünkü evren sürekli bir oluş içerisindedir. Şeyler boşlukta aniden son halleri ile meydana gelmez, Neden-sonuç ilişkileri ile oluşur. O halde bu bir süreçtir ve bu süreci "uzun uzadıya anlatmak gerekiir"

Neyse ki tüm din adamları ve dindarlar bu insanlar gibi değil. İnanç sahibi olup, yine de evreni açıklamaya çalışan ve bilimin ilerlemesine katkıda bulunan çok sayıda insan gelip geçmiş. Bilimlerin günümüzdeki kadar dallanıp her dalın özel bir uzmanlık alanına inmesi her bir bireyin sadece tek bir alanda uzmanlaşmasına yol açmış, böylece dinin ve bilimin apayrı ele alınmasına neden olmuş olabilir. Ancak bilimlerin sınıflandırılmasının henüz yapılmadığı dönemlerde hem teolog hem de bilim insanı olan kişiler vardı. Bunun da ötesinde günümüzde de bir kişinin inançlı olması onun bilimle meşgul olmasına engel teşkil etmez



Burada mesele, dinin bilimle çelişmesidir.

Bilimle dinin çelişip çelişmemesi konusu, hangi dinden bahsettiğimize ve o dinin içeriğinin ne olduğuna bağlıdır. Din, kendi içerisinde bir çok unsuru barındıran bir bütündür. Bu unsurlardan bazıları bilimin bulgularıyla uyuşabileceği gibi, bazıları ise çelişebilir. Mevcut dinlerin kutsal kitaplarında yer alan yasaların, bilimle uyuşmadığı sonucuna vararak "din bilim ile çelişir" demek doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü hala, bilimin bulgularıyla örtüşen farklı bir din anlayışı mümkündür.

 

   
       Sayın Oğuz aynı yazısının bir başka bölümünde ; "Tarihte evrenin işleyişinin açıklanmasına büyük katkıları olan din adamları ve dindar insanlar olmuştur ." diye belirtmiş. Bu ifadesine de katılmadığımı üzülerek belirtmek isterim. Ben böyle din adamlarına rastladığımı hatırlayamıyorum. Varsa ve  sayın Oğuz bildirirse memnun olurum.
       

Lafı hiç dolandırmayacağım: "Georges Lemaître".  Sadece bu isim bile açıklamak istediğim durumu özetler. Kendisi dindar bir katolik rahiptir. Yakındaki galaksilerin geri çekilmesinin genişleyen bir evren teorisiyle açıklanabileceğini ilk öne süren kişidir. Ayrıca Hubble-Lemaitre yasasını ortaya koyan kişidir. En önemlisi ise big bang teorisinin kökeninde yatan fikri ortaya koyan kişi olmasıdır. Genişleyen bir evrenin zamanda geçmişe doğru izinin sürülerek kökeninde tek bir "nokta" ya varılacağını öne sürmüştür. Buna ilksel atom (primeval atom) demiştir.
Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


Mayıs 05, 2020, 01:57:54 ös
Yanıtla #43

Öncelikle Tanrı kavramını incelemek lazım;

Tanrı ne demek;

1) Her şeyi yaratan, sonsuz güçte bir varlık?
2) Tüm evrenin toplam düşünce ve suptil enerjisini barındırabilen bir bilinç?
3) Aklı ve Kalbi olan, bilinçli her varlık? Ve ya İnsan-ı Kâmil?
4) Hristiyanlıkta geçen Hz İsa’nın babası?
5) Bir de bunlara ek birden çok tanrı olduğunu iddaa eden akımların tanrıları, mitolojik ve paganik tanrılar?

Yukarıdaki maddeleri açalım(subjektif değerlendirme, kesin doğru diye bir iddaam yok);

1) Böyle bişey yok.
2) Mümkün
3) Bu tür insan ve varlıklar var olabilir, eğer Tanrısal Bilince ulaşmışlarsa bu da mümkün.
4) Mümkün, 3. maddedeki gibi Hz. İsa’nın babası İnsan-ı Kâmil biriyse. Yani hristiyanlıkta bahsedilen Tanrı değilse..
5) Bu tanrılar sembolik, doğanın güçlerini ve insanın güçlerini anlatan tanrılar, gerçekte yoklar ama sembol olarak varlar.

Diyeceğim o ki Tanrı var, Tanrı var?
Sizin aklınızdaki hangi Tanrı ve ya Tanrılar...

İşin özü şu, her şeyi yoktan var eden, sonsuz güçteki bir varlık ‘bence’ yoktur. Ama bir nevi Tanrı bilincine ulaşmış varlıklar vardır. Kemâle ermiş insanlar ve ya düşünebilen insan benzeri başka gezegenlerin varlıkları.

Peki bu söylemlerimi kanıtlayabilir miyim? Hayır! Karşı fikirde olanlar kanıtlayabilir mi? Onlar da kanıtlayamaz! Yani bu konuda sert tartışmalar boşuna kürek çekmekten öteye gitmez.

Onun için her şeyi yaratan bir Tanrı’nın olduğu ve ya olmadığı ispatlanana dek, en doğru ve mantıklı yaklaşım ‘agnostiklik’ tir.

Sevgiler



« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2020, 02:11:34 ös Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mayıs 05, 2020, 04:23:26 ös
Yanıtla #44
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1833
  • Cinsiyet: Bay

       Şimdi  yine nereden başlayacağımı bilmiyorum ama ben yine de ariflerin anlayacağı şekilde yazmaya gayret edeceğim.
        Bir yandan sayın Oğuz, diğer yandan sayın Tij aynı ismi vererek, din adamlarının evrenle ilgili çalışmalarının olduğunu ve her ikisi de fikir birliği içinde Georges Lemaitre'yi referans  göstererek evren hakkında din adamlarının da  çalışmaları olduğunu ispata çalışmışlar.
        Bakalım kimmiş bu Lemaitre. Tam adı Georges Henri Lemaitre. Belçikalı Gökfizikçi ve Matematikçi. Luvain Üniversitesinde profesör (1894-1966). Papalık Fen Akademisinin Başkanı (1960) . Bağıllık teorisinin astronomideki sonuçları konusunda  ve FİZİK  ile MATEMATİK  BİLİMLER TARİHİNDE UZMANLAŞTI. En ünlü incelemeleri Genel Bağıllık Teorisiyle  ve özellikle bu teorinin temel uygulamalarından biri olan evrenin genişlemesiyle ilgilidir. Lemaitre'nin geliştirdiği varsayım, tek bir ilk dev atomun patlayarak parçalandığını kabul eder. Başlıca eserleri : Evrenin Genişlemesi Üzerine Tartışma (1933), İlkel Atom Varsayımı (1946)-  BAKINIZ . LAROUSSE , C. 7 , S. 880.
         Sayın Oğuz, Sayın Tij, buraya kadar TAMAM MI ?.
          Sözünü ettiğiniz kişi öncelikle GÖKFİZİKÇİ ve  MATEMATİKÇİ.  Yani ruhban, yani DİN ADAMI DEĞİL.
          Papalık Fen Akademisinin Başkanlığını yapması onun din adamı olduğunu GÖZTERMEZ. imam Hatip Liselerinde hayatında bir gün NAMAZ KILMAMIŞ, bir gün ORUÇ TUTMAMIŞ  bir çok beden eğitimi öğretmenleri de var.
          Netice itibariyle, sözünü ettiğiniz kişi TAM DA BENİM İFADE ETTİĞİM ŞEKİLDE BİR BİLİM İNSANIDIR. Ruhban/din adamı DEĞİLDİR.
          Şayet bu kişi ruhbanlık/din adamlığı titrini ileri sürüp,  kutsal kabul edilen kitapları yani Tevrat'ı, İncil'i veya Kur'an'ı referans göstererek geliştirdiği teorileri ileri sürse idi, o zaman siz haklı olabilirdiniz. Ne yazık ki, gökbilimciliği ve matematiği referans göstererek teorilerini ileri sürmüş ve bu teorileri  dini mabetler tarafından değil BİLİM OTORİTELERİ TARAFINDAN kabul görmüştür.
          Esasen din adamları, evrenin varoluşu konusunda  mensup oldukları dinlerin kitaplarında yazdığından başka bir şey söyleyemez, araştırma da yapamazlar.
          Bu yüzdendir ki, din ile bilim asla uyuşmaz , yani ÇELİŞİRLER.
          Bilmem anlatabildim mi ?.
          Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 05, 2020, 04:45:03 ös
Yanıtla #45
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 26
  • Cinsiyet: Bay

Sn Üyeler; Tanrı hakkında herkesin kendince bir inanışı var.  Hangi dine ya da inanışa mensup olursa olsun, inanan herkes Tanrı'nın kendisi için özel olduğunu, Tanrı için de kendisinin özel olduğunu düşünür. Günahkar da olsa bu düşünce stabildir. Mesela ben de dinler ve diğer inanışları benimsemeyip ''sen benim böyle kötü bir dünyayı yaratıp kendi haline bırakabileceğimi, bu kadar kötülüğü görmeme rağmen benim dünyaya müdahale etmeyeceğimi nasıl düşünürsün? Sen bunca kötülüğün varolduğu bir dünyanın Tanrısına neden ve nasıl şükür ederek cennet beklersin, ben size yaratırken akıl verdim, kalp verdim, o aklı ve kalbini neden kullanmadın? Neden bu işte bir yanlışlık var demedin, neden beni iyilikte aramadın diyecek bir Tanrı var derim ki bir yaratıcıya inanacaksam, inancım bu şekilde olur sanırım. Kafamdaki Tanrı-Kötülük ikilemini ancak bu şekilde aşabilirim. Saygılarımla.


Mayıs 05, 2020, 07:48:55 ös
Yanıtla #46
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 78
  • Cinsiyet: Bay

       Şimdi  yine nereden başlayacağımı bilmiyorum ama ben yine de ariflerin anlayacağı şekilde yazmaya gayret edeceğim.
        Bir yandan sayın Oğuz, diğer yandan sayın Tij aynı ismi vererek, din adamlarının evrenle ilgili çalışmalarının olduğunu ve her ikisi de fikir birliği içinde Georges Lemaitre'yi referans  göstererek evren hakkında din adamlarının da  çalışmaları olduğunu ispata çalışmışlar.
        Bakalım kimmiş bu Lemaitre. Tam adı Georges Henri Lemaitre. Belçikalı Gökfizikçi ve Matematikçi. Luvain Üniversitesinde profesör (1894-1966). Papalık Fen Akademisinin Başkanı (1960) . Bağıllık teorisinin astronomideki sonuçları konusunda  ve FİZİK  ile MATEMATİK  BİLİMLER TARİHİNDE UZMANLAŞTI. En ünlü incelemeleri Genel Bağıllık Teorisiyle  ve özellikle bu teorinin temel uygulamalarından biri olan evrenin genişlemesiyle ilgilidir. Lemaitre'nin geliştirdiği varsayım, tek bir ilk dev atomun patlayarak parçalandığını kabul eder. Başlıca eserleri : Evrenin Genişlemesi Üzerine Tartışma (1933), İlkel Atom Varsayımı (1946)-  BAKINIZ . LAROUSSE , C. 7 , S. 880.
         Sayın Oğuz, Sayın Tij, buraya kadar TAMAM MI ?.
          Sözünü ettiğiniz kişi öncelikle GÖKFİZİKÇİ ve  MATEMATİKÇİ.  Yani ruhban, yani DİN ADAMI DEĞİL.
          Papalık Fen Akademisinin Başkanlığını yapması onun din adamı olduğunu GÖZTERMEZ. imam Hatip Liselerinde hayatında bir gün NAMAZ KILMAMIŞ, bir gün ORUÇ TUTMAMIŞ  bir çok beden eğitimi öğretmenleri de var.
          Netice itibariyle, sözünü ettiğiniz kişi TAM DA BENİM İFADE ETTİĞİM ŞEKİLDE BİR BİLİM İNSANIDIR. Ruhban/din adamı DEĞİLDİR.
          Şayet bu kişi ruhbanlık/din adamlığı titrini ileri sürüp,  kutsal kabul edilen kitapları yani Tevrat'ı, İncil'i veya Kur'an'ı referans göstererek geliştirdiği teorileri ileri sürse idi, o zaman siz haklı olabilirdiniz. Ne yazık ki, gökbilimciliği ve matematiği referans göstererek teorilerini ileri sürmüş ve bu teorileri  dini mabetler tarafından değil BİLİM OTORİTELERİ TARAFINDAN kabul görmüştür.
          Esasen din adamları, evrenin varoluşu konusunda  mensup oldukları dinlerin kitaplarında yazdığından başka bir şey söyleyemez, araştırma da yapamazlar.
          Bu yüzdendir ki, din ile bilim asla uyuşmaz , yani ÇELİŞİRLER.
          Bilmem anlatabildim mi ?.
          Saygılar-sevgiler.

Louvain Üniversitesi -----> Yanlış
Louvain KATOLİK Üniversitesi-----> Doğru.


Kendisinin bir din adamı olduğunu söyledim ve hala söylemeye devam edeceğim. Kardinal Mercier tarafından 22 Eylül 1923'te rahip olarak görevlendirilmiştir. Bunun aksi yönünde bir kanıtınız varsa sunarsınız, yoksa art niyetli bir şekilde konuyu istediğiniz yöne çekmeye çalıştığınızı düşüneceğim.


Lemaitre'nin bilime yaklaşırken hala hristiyan bir anlayış içerisinde olduğunu gösteren şu sözlerini kendi ağzından duyarsanız belki ikna olursunuz:

"We cannot end this rapid review which we have made together of the most magnificent subject that the human mind may be tempted to explore without being proud of these splendid endeavors of Science in the conquest of the Earth, and also without expressing our gratitude to One Who has said: "I am the Truth," One Who gave us the mind to understand him and to recognize a glimpse of his glory in our universe which he has so wonderfully adjusted to the mental power with which he has endowed us."

Georges Lemaître, The Primeval Atom (New York: D. Van Nostrand Company, 1950), 55


Dikkatinizi çekerim bu açıklamayı big bang teorisinin kökeni olan, primeval atom üzerine yazdığı eserinde yapıyor, ki o cümlelerde kimden bahsettiği de ortada... Demek ki neymiş, bilimle ilgili bir eserinde bile dini bir takım görüşlerinden dem vurabiliyormuş Lemaitre.

Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
9 Yanıt
8838 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2017, 03:40:12 ös
Gönderen: Tık-Tik-Tak
9 Yanıt
8989 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2013, 11:57:44 ös
Gönderen: shakespeare
3 Yanıt
11124 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2010, 10:52:50 öö
Gönderen: oasis
0 Yanıt
3926 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2012, 09:17:18 ös
Gönderen: karahan
25 Yanıt
8678 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2016, 11:13:43 ös
Gönderen: NOSAM33
26 Yanıt
10264 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2013, 11:27:51 öö
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2722 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 19, 2014, 03:04:15 ös
Gönderen: ABCDEF
53 Yanıt
33228 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 17, 2015, 06:07:02 ös
Gönderen: karahan
2 Yanıt
2271 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2015, 07:10:40 ös
Gönderen: ARARAT
10 Yanıt
3747 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 23, 2015, 09:44:50 ös
Gönderen: Spock