Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Evren ve Rahip ( Sayin Alsah´a )  (Okunma sayısı 14705 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 05, 2020, 08:45:02 ös
Yanıtla #10
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 351
  • Cinsiyet: Bay

Vikipedi;
Giordano Bruno (d. 1548, İtalya, Nola, Napoli Krallığı[1] - ö. 17 Şubat 1600 İtalya, Roma). İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve okültist. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biridir ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranıdır. Ona doğacı coşkunluğun düşünürü de denilebilir. Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan İtalyan filozof, Kopernik'in tezini savundu. Evrenin sonsuz ve eşdağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Aykırı görüşler beslediği için 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edildi ve Roma'da diri diri yakılarak idam edildi.

Giordano Bruno, İtalyan filozof, gökbilimci, rahip, okültist.
Doğum
1548
Campania, Nola, Napoli Krallığı
Ölüm
17 Şubat 1600 (52 yaşında)
Roma, İtalya
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


Mayıs 05, 2020, 08:50:31 ös
Yanıtla #11
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 78
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah, şahsi olarak burada herhangi bir dini veya bütün olarak din olgusunu savunmam gibi bir durum söz konusu bile değildir. Zaten bir mesajımda konuyla ilgili görüşümü şöyle bildirmiştim:

Bilimle dinin çelişip çelişmemesi konusu, hangi dinden bahsettiğimize ve o dinin içeriğinin ne olduğuna bağlıdır. Din, kendi içerisinde bir çok unsuru barındıran bir bütündür. Bu unsurlardan bazıları bilimin bulgularıyla uyuşabileceği gibi, bazıları ise çelişebilir.

Yani burada kastettiğim şey, bu çelişme durumunun kısmi oluşu idi ki, bunun kutsal kitap ve yasa gönderen dinlerin ortaya koyduklarının bilimin bulgularıyla bir tezatlık yaratabileceğine ve bu nedenle bir uyuşmazlığın söz konusu olabileceğine zaten kimsenin itirazı yok. Burada size itiraz edilen nokta din kavramını sadece "semavi" dinler üzerinden yorumlamanız. Böyle olunca da dinin yasalarıyla bilim tamamen çelişir diye diretiyorsunuz. Şahsi olarak şunu belirtmek isterim ki, din olgusu çok daha kapsamlı bir olgudur ve semavi dinlerin dışında, başka türlü bir din anlayışı mümkündür. Bu yüzden de bu başka türlü bir din anlayışının bilimle uyuşabilmesi mümkündür. Yani şunu kastediyorum, siz dininizin yasalarını bilime uygun bir şekilde ortaya koyarsanız, o din, bilim ile çelişmek zorunda kalmaz.

Bu konuda değinmek istediğim bir başka nokta ise,  din ile bilim sanki hep ayrı imiş gibi davranılması. Yani sanırsınız ki tarihin en başından itibaren bilim sekülermiş! Yok öyle bir şey, eskiden bilim adamları aynı zamanda teologdu. Bilim sekülerleşene kadar kim bilir kaç bilim insanı öldürüldü. Elbette bunu eleştireceğiz. Her türlü bağnazlığa karşı duracağız.

Ama sırf bu olumsuzluklar söz konusu oldu diye bütün dinleri, saf kötü ya da gereksiz olarak mı göreceğiz? Hiç mi olumlu yanı yok bunların?

Tüm söylemek istediğim şu, bu kadar polarize olmuş düşüncelerle hareket etmek yerine biraz daha orta yollu yaklaşabilmeyi öğrenmemiz gerek.

Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


Mayıs 05, 2020, 09:11:20 ös
Yanıtla #12

Sayın Oğuz, sanki içinizde, HKEMBL ‘ye girmek için ciddi bir tutku var :) . Umarım istediğiniz olur. Ki ilginç bir görüş yeteneğiniz var gerçekten. Ama görüş gücünüze göre çıkarımlarınız sanki daha zayıf bunu da belirteyim. :)

Bir de insanlardan alıntı yapıp, birilerinin hata yapmasını pusuda bekliyor gibisiniz :) . Counter Strike ‘da en sevdiğiniz silah tahminin sniper silahlarıydı :) .

Konuya dönersek; Tekrar edeyim, multidisipliner yaklaşım uzun zamandır yok, ama sadece din adamlarında değil akademisyenlikte de yok...

Bilim dallarının bu kadar ayrılıp, budaklaşması aslında şu an için daha mantıklı olabilir tabiki ama bence belli bir akademik kariyere ulaşan insanların devlet desteğiyle başka bilimlerle de uğraşmasına olanak sağlanmalı. Bir mimar, anatomi de çalışabilmeli, felsefede, gökbilim de..  Nitekim diğer akademisyenlikler de böyle olmalı.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mayıs 05, 2020, 09:43:49 ös
Yanıtla #13
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 78
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Oğuz, sanki içinizde, HKEMBL ‘ye girmek için ciddi bir tutku var :) . Umarım istediğiniz olur.

Bence siz kendi tutkularınızı başkalarına yoruyorsunuz sayın Mandıra Filozofu.


Ki ilginç bir görüş yeteneğiniz var gerçekten. Ama görüş gücünüze göre çıkarımlarınız sanki daha zayıf bunu da belirteyim. :)

İnsanların çıkarımlarını "zayıf" olarak yargılayabilecek kadar kendinizi yüksekte görüyorsanız bu konuda size söyleyebileceğim başka bir şey yok...



Bir de insanlardan alıntı yapıp, birilerinin hata yapmasını pusuda bekliyor gibisiniz :) . Counter Strike ‘da en sevdiğiniz silah tahminin sniper silahlarıydı :) .


Alıntılarla yorum yapmam, karşıdaki kişinin düşüncelerini daha detaylı analiz edecek kadar o düşüncelere saygı gösterdiğimi gösterir.

Ayrıca Tanrı konusu özellikle tartışmaktan keyif aldığım bir konu olduğu için , forumda daha çok bu konu üzerine eğildiğimi görebilirsiniz. Dediğiniz gibi snipercılık oynasaydım, gerekli gereksiz her konuya yazardım ki yazmıyorum.



Konuya dönersek; Tekrar edeyim, multidisipliner yaklaşım uzun zamandır yok, ama sadece din adamlarında değil akademisyenlikte de yok...

Bilim dallarının bu kadar ayrılıp, budaklaşması aslında şu an için daha mantıklı olabilir tabiki ama bence belli bir akademik kariyere ulaşan insanların devlet desteğiyle başka bilimlerle de uğraşmasına olanak sağlanmalı. Bir mimar, anatomi de çalışabilmeli, felsefede, gökbilim de..  Nitekim diğer akademisyenlikler de böyle olmalı.

Sevgiler.

Bu konuda aynı fikirdeyiz sayın Mandıra Filozofu.
Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


Mayıs 05, 2020, 09:54:04 ös
Yanıtla #14

Pozitif eleştirilere bile dayanamıyorsunuz hemen sinirleniyorsunuz sayın Oğuz. Bu tutkulu bir karakter olduğunuzu da gösteriyor gerçekten. Tutkulu olmak kötü birşey değildir. Burada, kaliteli olduğunu düşündüğüm bir ortamda sosyalleşiyorum, öğrenmeye çalışıyorum, mason olma gibi bi amacım yok, bunu defaatle de dile getirdim. 

Belki bana da ezoterik bir gruba üye olmam için önerilerde bulunan masonlar olmuştur, ben kabul etmemişimdir!?

Ben sizi anlıyorum, ama sizin beni anlamanız kolay değil. Çünkü kolay anlaşılabilen bir karakter değilim.

Bir benim yazım tarzım ve eleştiri tarzıma bakın, bir de sizin. Farkı bu başlığa attığımız mesajları tekrar okuyarak daha net anlayabilirsiniz.

Üzücüydü yazdığınız. Ama olabilir bu tür eleştirilerde. Benim de bazen ayarım bozulabiliyor vesselam...

Canınız saolsun.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mayıs 05, 2020, 10:55:05 ös
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1838

Bakin arkadaslar bence olayi yanlis bir noktadan ele aliyoruz veya olaya yanlis noktadan yaklasiyoruz.

Neden her din adamini bilim düsmani görüyoruz?

Veya neden bilim insanini din düsmani saniyoruz?

Almanyada cok sevdigim bir Astrofizikci var Harald  Lesch.

Sayin Lesch diyorki " Bilim (  insanlari )  Tanrisiz olmak zorunda degil, ama bilim Tanridan bagimsiz olamk zorundadir yoksa bilim olmaz "

Yani bilim insanlari bir Tanriya inana bilirler ama Laboratuvara girdiginde ve bir deyen yaptiginda  veya bir matamatik problemi cözdügünde " surayada söyle bir Tanri sayisi veya Tanri katsayisi koyayim" diyemez.

Sevgiler


Mayıs 05, 2020, 11:28:36 ös
Yanıtla #16
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1833
  • Cinsiyet: Bay

        Sayın Tij, işte ben de öteden beri bunu söylüyorum. Bilim insanı inanır veya inanmaz, bu o kadar önemli değil. Önemli olan; ortaya atılan tezin veya keşfin, bilim insanı kimliği ile mi yoksa din adamı kimliği ile ortaya atıldığı veya keşfedildiğidir. Bilim insanları deneyler yapar, tespitlerde, keşiflerde, icatlarda bulunur, bütün bunları yaparken defalarca yanılabilir ve en sonunda doğruyu yakalamaya çalışır. Pekiyi, dine inanan bir bilim insanı, din adamı kimliği ile inandığı dinin kalıpları içinde  bilimsel çalışmalar yapabilir mi?  Asla yapamaz. Zira din olgusu, klişelerinden çıkmayı yasaklar.  Siz de belirtmişsiniz, "Bruno bir din adamı olmasına rağmen neden diri diri yakılmıştır" sorunuzun cevabı da buradadır. Ruhbanlar dindeki klişelerin dışına çıktığı için Bruno'yu "sapkın" ilan etmişler ve caza olarak ta yakmışlardır.
        Diğer  taraftan, tarih boyunca, hiç bir bilim insanının bir din adamını yaktığına veya katlettiğine tanık olunmaz iken, onlarca bilim insanının din adamı ruhbanlar tarafından hunharca katledildikleri, diri diri yakıldıkları, yerlerde sürüklenip taşlanıp parçalanarak  veya giyotinle kafaları kesilerek öldürüldükleri (Ki, bunları burada yazmayı uygun görmüyorum) bilinen gerçektir.
        Bütün bunlardan sonra hala daha din ile bilimin çelişmediği söylenebiliyorsa, benim söyleyecek başka bir sözüm olamaz.
        Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 06, 2020, 12:10:28 öö
Yanıtla #17

Evrenin zamansal sonsuzluğu içinde insanın varlığı bir andır.Boyutsal sonsuzluğu içinde ise bir zerre.
   Bu muazzam sınırsız evren içinde, çaresiz bir "zerre" olduğumuzu bildiğimiz kadar, kendi zerreliğimiz içinde de "sonsuzluğu" algılayabilecek
       kadar yüce olduğumuzu biliyoruz.Sonsuzluğu algılıyor olmamız inancımızı,zerre olmayı yenme arzumuz bilimlerimizi yaratıyor.

Sen Özelsin


Mayıs 06, 2020, 12:22:35 öö
Yanıtla #18
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1833
  • Cinsiyet: Bay

       Bakın sayın Oğuz, şöyle diyorsunuz, "..Yani şunu kastediyorum, siz dininizin yasalarını bilime uygun bir şekilde ortaya koyarsınız, o din, bilim ile çelişmek zorunda kalmaz".
       Yani bu ifadenizden yeni bir dinin ortaya çıkması ve bu dinde büyük reformlar yapılarak dinin bilimle çelişmemesinin sağlanması anlaşılmaktadır.  Ama ne yazık ki böyle bir din maalesef yok. Ama siz yeni bir din yaratmış ve de yarattığınız bu din yasalarında  bilimle çelişmeyen akideler koymuş iseniz, buna bir diyeceğim olamaz. Günümüzde mevcut dinlerin hiç birinde sözünü ettiğiniz şekilde reformist atılımlar ne yazık ki yapılamamaktadır.
       Bu nedenle de bence bu konu kapanmıştır.
       Diğer taraftan, "Ayrıca Tanrı konusu özellikle tartışmaktan keyif aldığım bir konu..." diyorsunuz.  Bu ifadeniz için de sadece şunu söyleyebilirim.  Hiç bir din kendisini var eden Tanrı'yı tartışmaya açmaz.
       (Bu arada madem ilgi alanınız, konu ile ilgili benle özelden de yazışabilirsiniz).
        Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 06, 2020, 12:29:09 öö
Yanıtla #19
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 112
  • Cinsiyet: Bay

Bu konuya sayın ADAM' ın toplumbilim bölümünden bir cevabını paylaşarak nokta koyabileceğimi düşünüyorum.  Sayın Alşah' ın fikirlerine de sonuna kadar katılıyorum.
Alıntı






Alıntı yapılan: ADAM - Şubat 08, 2010, 06:35:57 ÖS<blockquote>Soru kişiye yöneltilince yanıtlanması zorunlu oluyor.

Eğer sosyoloji benim kültürün oluşumuna ilişkin öncelik sıralamamı aşağı yukarı doğruluyorsa, o zaman dinler de dinden bağımsız inançlar da bu bağlamda çok sonraki bir aşama ve değerde kalıyor. Bir toplum kendi coğrafyasında din ve inançları daha düşük bir önemde fakat kültürü oluşturan öteki öğeleri daha önemli tutuyorsa, toplumlar arasında işte bu farklar ister istemez oluşuyor.

Ben de kendi yeğlememi söyleyeyim: Dindar ve inançlı ama bilgisiz ve erdemsiz bir kimse ile bir arada olmaktansa, bilgili ve erdemli ama inançsız bir kimse ile bir arada olmayı yeğlerim. Bu bir tercihtir; başkası benim eğilimime uymayabilir; onu toleranszlar karşılarım. O da beni toleransla karşılıyor mu?

İnanç, ne yazık ki insanı erdemli kılmak için yeterli değil. Hatta nice erdemsizlikler sergiliyor inançlı olduklarını ileri sürenler. Dolayısıyla inanç ile erdemi ayrı kefelere koyalım.

Ölümden sonraki adaleti bir yana bırakalım da şu dünyadaki adalete bakalım önce. Ölümden sonra ne olacağı belli değil. "Çok seneler geçti, dönen yok esferinden."

Buna karşı çıkanlar da olur elbette. Ben bilimden yanayım; metafizik düşünceye de saygı gösteririm. Ancak metafizik düşyünenlerin de bana saygı göstermesini beklerim. Haksız mıyım bu bekleyişimde?

İnaçlıların yaygı olduğu toplumlarda elbette insan ilişkileri öyle pek beğenilesi olmuyor. Çünkü dünyevi yaşam ile dinsel yaşamı birbirinden ayırmak gerek. Herkesin dini ve inancı kendine. Faat toplum içinde yaşamak söz konusu olunca, bu dinden de inançtan da bağımsız bir olgu. 

Bu bağlamda Doğu blir zamanlar Batı'dan çok daha güçlüydü. Çünkü Batı dogmaelara ve bağnazlığın karanlığına gömülmüştü. Sonra...

Sonrası EX ORIENTE LUX.

Batı, Doğu'nun ışığıyla aydınlandı.

Daha sonra...

Daha sonrası LEX OCCIDENTE EST.

Yasa Batı'da kuruldu. Doğu bundan payını alamadı. Almadı. İstemedi. Aydınlığını yitirip karanlığa gömüldü.

İşte işin özeti bu.

Sevgiler.



 













 







 
     

</blockquote>

Biz farklılıklara tahammül etmesini bilmeyen insanlarız. Sevdiğimizi severiz, başkalarının ise bizi sevmeme hakkının olmasına katlanamayız.