Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Sanata Vurulan Sonsuzluk Mühürü-/- Altın Oran  (Okunma sayısı 6785 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 21, 2008, 01:23:26 öö
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 788
  • Cinsiyet: Bay

Minyatür, tezhip, çini, hüsnühat ve ebru gibi sanatların Türk-İslâm medeniyetinde mühim bir yeri vardır. Anadolu camilerindeki çini ve taşlara işlenmiş nakışlar, birçok insan tarafından sadece süs veya geometrik birer şekil olarak değerlendirilir. Bu nakışların, matematikle ilgili büyük sırlar taşıdığı Science dergisinde yayımlanan bir makaleyle ortaya konuldu. Bu makaleyle ayrıca Müslümanların 500 yıl önce ileri derecede matematik bilgisine sahip oldukları ve bu bilgiyi çini sanatına ustalıkla yansıttıkları da anlaşılmış oldu.

İslâm medeniyetini sembolize eden eserlerdeki nakışlar; göz ve akla birlikte hitap ediyor. Dikdörtgen, eşkenar dörtgen ve girift yıldızın ortasından, sonsuza doğru çekilmiş intibaı veren köşeli çizgiler geçiyor. Peki bu nasıl oluyor? Bilmece, motiflerin görünüşte basit şablonlarla çizilmiş optik simetriler şeklinde sonsuza doğru gidecek tarzda tekrarlanmasıyla çözülüyor.

Müslüman mimarların akıl-kalb sentezinin bir meyvesi olan bu eserlerin, yalnız cetvel ve pergelle değil, daha birçok değişik metot kullanılarak hazırlandığı tespit edildi. Aşağıdaki resimlerde, sadece zikzak metodunun temel motifi olarak tezahür eden bir yıldızın nasıl çizildiği görülüyor. Bu metotta, çok düzgün yardımcı çizgi ve dairelerle (aralıklı çizgiler) tek tek yeni çizgiler çiziliyor (mavi) ve sonra bu çizgiler siliniyor (kırmızı). Bundan da, daha 10. yy’da Müslüman matematikçilerin bu metot üzerine geniş çaplı çalışmalar yaptıkları ortaya çıkıyor. Ancak, yorucu olan bu metottan zamanla uzaklaşılarak daha iyi teknikler geliştirildiği de biliniyor.

O devir açısından yenilik arz eden bu fikirler, 15. yy’da kaleme alınan kitaplarda da işlenmiştir. Burada mimarlar sadece kırmızı ve mavi mürekkep kullanarak yaptıkları zikzaklı çizgilerden öte, yazısı çok belirgin olmayan kalemlerle arka plânda değişik köşeli şekiller çizmeye başlıyorlar. Bunların ne mânâya geldiği konusunda açıklayıcı bilgilere rastlanmamakla birlikte, şekiller tek tek parçalara ayrıldığında oldukça zengin bir geometri sanatına işaret eden şablonların sözkonusu olduğu görülüyor.

Science dergisinden fizikçi Peter Lu, bu şablonlardan beşini bulmuş. Bunlar şu şekillerden oluşuyor: daire şeklindeki on köşegen, iki farklı formdaki altıgen, bir dört köşeli köşegen ve bir beş köşegen. Bu nakışların Ortadoğu’daki İslâm sanat eserlerinde çok sayıda misâli bulunuyor.

Belli bir levha üzerine şablonların yan yana konulmasıyla aynı şekli ortaya çıkaran çizgiler çiziliyor. Bunun için bütün köşelerin aynı uzunlukta olması ve çizgilerin sürekli aynı açıyla köşeleri kesmesi gerekir ki, bu da 72 derecedir. Bu şekilde tek parçadan çok daha karmaşık simetrik motifler bir araya gelerek, parçaları tamamlanmayı bekleyen bir bilmece oluşturuyor.

Böylece eşkenar dörtgenin iki kat simetrisi oluyor. Bu, bir defa veya 180 derece döndürüldüğünde, yine aynı şekille karşılaşılıyor. Birçok parçadan oluşan şekiller, genellikle beş kat, hattâ on kat simetriye sahip olabiliyor. Yani bunlar beş veya on çeşit döndürüldüğünde yine ilk şekil ortaya çıkıyor.

Peter Lu, bir düzine nakışın yapısını belli levhalar üzerinde ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Müslüman mimarların kâğıt şablonlarla mı çalıştıklarını, yoksa tahta levhalar mı kullandıklarını tespit edemediler; fakat beş çini kullanılarak yapılan nakışların tam ölçüsünü buldular. Bunlarda derece hatası yok, şekillerin büyüklüğü ve yönü kendi içinde tutarlı. Bu şablon metoduyla çok yönlü şekiller yapmak mümkünken, mimarların buna ihtiyaç duymaması dikkat çekiyor. Bursa’daki Yeşil Camii 15. yy’da inşa edilmesine rağmen, kapısının üst kısmındaki bölümün sadece basit yıldız motifiyle işlenmesi buna misâl verilebilir.



Müslümanların bu motifleri kullanmaları çok daha eski dönemlerde başlıyor. 13. yy’da bile daha önce hiç kullanılmayan, cetvel ve pergel dışında başka malzemelerle zor çizilebilen motiflere rastlanmaktadır. Burada ana yıldız motifi kaybolmakta ve cetvel kullanımı daha da karmaşık hâle gelmektedir. Buradan, çini sanatının çok daha eski yıllara dayandığı anlaşılmaktadır. Bu konuda İran’ın Maraga şehrindeki 1197’den kalma Gunbad-i Kabud Mezarlığı eşsiz bir örnektir. Bu mezarlığın duvarlarını, sekiz büyük taş levha üzerine kazınmış mükemmel nakışlar süslemektedir. İki levha üzerindeki motif beşgenden oluşmaktadır. Birkaç metre uzunluktaki bu simetrik motif, aynı zamanda beş farklı şekle çevrilebilme özelliğine sahiptir.

Zamanla bu beş kat simetrik yapı kaybolur, yerine daha köşeli nakışlar çizilmeye başlanır. Müslüman mimarlar belki farkında olmadan büyük bir hâdiseye de imza atarlar: Bu şekilde, sonsuza götüren modeli keşfederler ki, bu model, on kat daha simetrik olabilmektedir.

Böyle bir model, yukarıdaki mezarlıkta 1453 yılına ait çalışmalarda görülmektedir. Peter Lu’yu hayretler içinde bırakan bu modelin, sonsuzluğa giden kristale benzer bir şekli vardır.



Batılı matematikçiler böyle bir şeyin imkân dâhilinde olabileceğini ancak 70’li yılların başında anladılar. O zamana kadar sadece -periyodik olarak dönüşen, düzenli metal atomlarının kafes yapısındaki gibi- kristal örnekler biliniyordu. Orada atomlar sürekli aynı tek hücrede -ufak bir küp şeklinde- düzenli şekilde bulunmaktadır. Bunun tamamı ters çevrildiğinde yine önceki hâli ortaya çıkar. Fakat kristale benzer motifte bu mümkün değildir. Burada hayret verici husus şudur: Her parça, eğer yeterince büyükse, başka motifin başka bir yerinde tekrar görülür. Yani resmin bütünü tamamen simetriktir ve beş veya on defa simetrik olabilir. Gerçek kristallerde ise, bu mümkün değildir. Demek ki, Müslüman mimarlar bunu bilerek simetrik yapmışlardır.

Kristale benzer modelin, sınırlı sayıda levha bir araya getirilmek suretiyle boşluksuz olabileceği ancak 1966’da matematik diliyle (20.426 değişik parçanın bir araya getirilmesiyle) ispatlanabildi. Oysa benzer model 500 yıl önce sadece üç parçayla meydana getirilmişti. Bu da Müslüman matematikçilerin dehasını ortaya koyuyor.

Müslüman matematikçiler, o zamanlar bir gelişmeye daha imza attılar: Estetigin matematikteki ölçü sayısı olan altın oranı bularak bu motiflerde kullandılar.

Altın oran kendini sonsuzlukta gösterir. Sözkonusu motifler sonsuza doğru büyütüldüğünde ancak görülebilmektedir. On köşeli çinilerin sayısı sekiz köşeli köşegenlerin sayısına bölündüğünde altın oran ortaya çıkmaktadır. İrrasyonel olan bu sayının değeri 1,61803398874989…’dur. İnsanlar, estetik buldukları için sanat ve mimaride asırlarca bu altın oranı kullanageldiler. Bu oran tabiatta ilâhî sanatın bir tecellisi olarak bulunmaktadır.

Evet bundan beşyüzyıl önce matematik dehalarıyla sonsuzluk bilmecesini çözen Müslümanlar, altın oranı da kullanarak estetik ve sanatın zirvesini tuttular. Ümidimiz o ki, çözülmeyi bekleyen daha birçok sırra, ilimle sanatı buluşturup sonsuzluğa yelken açan günümüzün ilhama açık, sonsuzun gerçek Sahibi’ne saygılı Müslüman genç dimağları ulaşsın.
Vostede é vostede. . Nunca perder o caducidade. .


Kasım 07, 2014, 09:04:39 ös
Yanıtla #1

Öğrencilik yıllarımda ve dahi şimdi çok ilginç bulduğum bir konudur altın oran. Bu forumda bu kadar ilgisiz kalmasına şaşırdım açıkçası.

Evrenin yaratılışından bu güne ve dahi yaşadığımız her anda karşımıza çıkan bu olağanüstü durumu, Evrenin Yüce Mimarı'nın  yaratma algoritması olarak düşünüyorum. Evrenin Yüce Mimarı bu muhteşem yapıyı matematik esasları üzerine inşaa etmiş desem, çok iddialı bir yorumda bulunmuş olur muyum?

Zaman zaman bu konu hakkında günceli takip etmeye çalışıyorum. Ama çok farklı şeylerden bahsedildiğini duymadım.

Bildiğim kadarıyla bu teorem ile ilgili ilk bilgileri bize veren Eukleídēs'ti. Yani bildiğimiz Öklid. Yanılmıyorsam kendisi milattan önce 300'lü yıllarda yaşamıştı. O yıllarda bu konu üzerinde çalışırken nasıl heyecanlandığını, nasıl şaşırdığını gerçekten görmeyi çok isterdim.

Umarım forumda bu başlık altında çok güzel mesajlar okurum.

Saygılarımla.
Vazife karşılığı olmayan hak mevcut değildir!
Mustafa Kemal ATATÜRK


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
19990 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 24, 2016, 01:07:09 öö
Gönderen: Ve-nice
4 Yanıt
5328 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 16, 2014, 09:58:03 ös
Gönderen: Eagle35
36 Yanıt
27340 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 07, 2014, 09:12:07 ös
Gönderen: animi et spiritus
7 Yanıt
7696 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2010, 03:57:18 öö
Gönderen: popperist
0 Yanıt
3394 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 09, 2010, 01:12:58 ös
Gönderen: ZAMAN
1 Yanıt
5546 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2011, 03:47:30 öö
Gönderen: Prometheus
11 Yanıt
12984 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2012, 03:13:02 ös
Gönderen: Caius Keyes
2 Yanıt
2268 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2013, 12:58:23 öö
Gönderen: NOSAM33
4 Yanıt
5040 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2013, 09:31:05 öö
Gönderen: Spock
15 Yanıt
6571 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 13, 2013, 12:46:35 öö
Gönderen: NOSAM33