Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Hürmasonluğun Geleceği  (Okunma sayısı 2410 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 13, 2016, 03:40:00 öö
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2105
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar






Masonluğun geçmişine bakıldığında, geleceğinden şüphe etmek mümkün değildir. Onun bugün eriştiği seviye, başlangıcı bilinmeyen zamanlardanberi, zahmetli mücadelelerle elde e-dilmiştir, tarihin derinliklerinden intikal eden hakikatler onun temelini oluşturur. Masonluğun tefekkür ve felsefesini yaratan toplumlar, krallıklar, imparatorluklar çoktan yer yüzünden silindiler. Geçmişine ait bilgiler, tarihin karanlıklarında kaybolmasına rağmen, geride kalanlarla yinede onur duymalıyız. Şanlı tarihimize ait bilinmeyen bilgileri bugün tuğla, taş, veya ceylan derisi yazıtlarda aramak boşuna vakit geçirmektir. Ne yazık ki, geçmişte tarih yazarları ları, içinde yaşadıkları kendi devirlerine, masonların yapmış oldukları katkıları kayda geçirmeyi ihmal etmişler. Bel k id e biz öyle zannediyoruz ve haşmetli tarihimize ait bilgiler, şu anda Melik Süleyman Mabedinin yıkılan taşları ile beraber toprak altında yatmaktalar. Kadim kardeşlerimizin yarattıkları harikalar, kazandığı zaferler tarih sahifalarına geçmemiş ama, bugün biz onları, eski kuşakların bize aktardıkları hakikatler üzerine kalplerimizde inşa ettiğimiz manevî mabetlerde yaşatıyoruz.



Hürmasonluğun halen dimdik, canlı ve ayakta kalmasının kerametini, tarih yazarlarının ona kitaplarında yer verip vermemesine değil, sadece, hürmason-luğun beşer âlemine daha güzel ve yaşanılabilir bir dünyanın yaratılmasında yaptığı katkıda a-ramak lâzımdır. Gerçek zenginliğin ahlâkî değerler olduğuna inanan, Tanrı aşkına doyamamış insanlar bulunduğu sürece, hürmasonluk yeryüzünden asla silinmeyecektir. Zulme nefret eden, hürriyete aşık kimselerin bulunduğu ortamda, hürmasonluk her zaman varolacaktır. Kardeşlik sevgisini kanına sindirmiş, muhtacın derdine deva aramayı vazife bilen, cahili aydınlatmayı amaç edinen, ıztırabı teskin etmek ve daha iyi bir dünya inşa etmek isteyen insanlar varolduğu sürece kardeşliğimiz sonsuza kadar yaşayacaktır. Hürmasonluğun geleceğine inanıyoruz...



Çünkü, mensupları o-na yaraşan ne varsa onu yapmaktalar ve yapmaya devamda kararlıdırlar. Hürmasonluğun geleceğine inanıyoruz... Çünkü, biz ona inanıyoruz ve onun yarını için, bu günkü problemlerini dile getirmekten çekinmiyoruz. Hürmasonluğun geleceğine inanıyoruz... Çünkü, onun felsefesi ve öğretileri sonsuz değerdedir. Tefekkür olarak hürmasonluğun geleceğinden emin olmakla beraber, onun bir kurum olarak geleceğinden endişe duyuyoruz. Kurumumuzun yarını, büyük bir ölçüde, bizim ona bugün ne yaptığımıza ve verdiğimiz öneme bağlıdır. Yirmi birinci yüzyıla girerken artık yarınımızı içeren bir karar alma günü gelmiştir. Vakit kaybetmeden nerede olduğumuzu, yönümüzü ve hedeflerimizi tesbit etmek durumundayız. «Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür» insanı yaratmak gayesini güden kurumumuz, yüzyıllar-danberi memleket içinde ve dışında, harici âlemden kaynaklanan haksız saldırılara hedef olmuştur. İnsanı basit bir maşa gibi mutalea eden dinî, siyasî ve ideolojik sistemlerin saldırılarına uğramıştır. Gelecekte, a-şırı sağ ve aşırı sol ideolojilerin, dinsizlerle softaların, ırkçılarla aşırı sosyalistlerin kendilerini ayıran derin görüş ayrılıklarını unutarak ortaklaşa hareket etme ihtimaline karşı her zaman tedbirli olmalıyız,






Hürmasonluk, bu güne kadar, saldırılara göğüs germiştir ve gelecekte de göğüs germemesi için bir neden olmadığı inancı içindeyiz. Kardeşlik zincirimizi oluşturan iç bünyemizdeki bütün halkaları güçlendirmeliyiz. Bu zincirin mukavemetinin onu vücuda getiren en zayıf halkasına bağlı bulunduğunu unutmayalım. Kurum olarak masonluğun geleceğini mniyete alabilmek için bir çok öneriler mevcuttur. Bunlardan, akla gelen başlıcalannı aşağıda sıralıyoruz. Evvela, birey olarak hürmason-luğa içtenlikle inandığımıza kanaat getirmeliyiz. Kalplerimizde onun umdelerine derin bir saygı ve itaat hissetmeli ve bir mason olmak sıfatile yüklendiğimiz ö-dev ve sorumluluklara ciddiyetle bağlanmalıyız. Bizim, masonluğa birey ve toplu olarak bağlanmamız, hasımlarımızın saldırılarına karşı canlı duyarlılığımızın ilk ve en büyük adımını teşkil edecektir. Ayrıca bu tutumumuz, meseleğimize «bağı zayıflayan» kardeşlerimizin kalple-rindeki ateşi yeniden alevlendirmeye bir kıvılcım teşkil edecektir. Gücümüzün ölçüsünü kardeşlerimizin hürmasonluğa olan sevgileri ile orantılı olacağını aklımızdan asla çıkarmıyalım.



İkincisi, her mason loca içinde ve haricî âlemde yaşantısını, masonluğun asîl prensiplerine uygun ve ona yaraşır bir tarzda, doğruluk, iffet, itidal ve kardeş sevgisi yansıtan bir tarzda düzenlemelidir. Masonluğun haricî âleme arz edebileceği en büyük ürünü, saygınlık kazanmış haysiyetli şerefli üyesidir. Her masonun çevresine karşı tutumu ve davranışı, bütün güzelliğiyle masonik ahlâk ve felsefeyi yansıtmalıdır.






Üçüncüsü, geleneklere bağlılık. Tarih boyunca masonluk camiasına katılmak zor olmuştur. Her devirde, tatmin edici araştırmalar yapmakla, masonluğu benimseme ve temsil etme yetenekleri, dürüstlük ve namuskâr-lıkları denenen kimseleri seçmek imkânı aranmıştır. Masonluk her zaman, ülkelerin kültürel, moral ve hümanist gelişmesinde belirli ağırlıkları olan seçkin kişilerden yani «İntelligen-tia» sınıfından olan bir grup olmuştur. Bu ağırlıktır ki, her toplumda masoluğun üstün bir rol oynamasına imkân sağlamıştır. Hürmasonluğa cephe alanların en başlıcalannı, talepleri geri çevrilmiş adayların teşkil ettiği hususu göz önünde bulundurulursa, geleneklerimizin aday kabulünde bunca titizlik ve dikkat göstermelerinin nedeni kolayca anlaşılabilir. Hür masonluk, geleneklerden oluşan bir temel'e oturtulmuştur. Bu temeli teşkil eden sembollerimiz, alegorilerimiz, avadanla-rımız, mabet düzenimiz, kıyafetimiz, rengimiz, önlüğümüz, kılıcımız, derece tablomuz, lisanımız, felsefemiz, sır saklamamız, aleniyetten kaçınmamız, vakarımız velhasılı herşeyimiz bir bütündür. Bu taşlardan herhangi birisinin yerinden oynatılması çatımızı çatırdatır ve yerinden sarsar. Kardeşlerimizin böyle davranışlardan her zaman kaçınmaları gerekir. Gücümüz ve bir manada cazibe kudretimiz gele-neklerimizdedir.



Dördüncüsü, geleneklerimize bağlı kalmak suretile, geleceğe yönelik gerekli uygulama değişiklikleri yapmak. Ritüellerimiz saf ve temizdir, böyle kalması icab eder. O'nun bu saflığına hale! getirmeden, eylem yöntemlerimiz, çağın gereklerine göre ayarlanabilmelidir. Hiç kuşkusuz bir mason olarak hepimiz bütün kardeşlerimizin ayrı ayrı yaşam ve refahlarına ilgi duyuyoruz. Hızlı artan bir nüfus ortamında, üstlendiğimiz masonik girişimlerin giderlerini karşılama fedakârlığını, ilelebet aynı kardeşten beklemek mümkün değildir. Hür masonluğun bir kurum olarak yaşayabilmesi için, değerleri her yönü ile toplumca kanıtlanmış bulunan haricilere, kendi «Hür irade ve arzuları»™ kullanarak bizden biri olma kararını almalarında, yönlendirici bilgileri onlara teslim etmeliyiz. Bu bilgi eksikliğidir ki nice asil karakterde haricilerin kapımızı çalmamalarına sebep olmuştur. Suçun bizde olduğunu kabul edelim. Evet, gücümüzü masonluğun bize öğrettiklerinden alıyoruz, lâkin unutmayalım ki ki, masonik girişimlerimizi paylaşanların sayısını artırmak bir yerde gücümüzü de artıracaktır. Beşincisi, loca toplantılarına devam intizamı.








Sürekli olarak localarımıza ve kendi yaşantımıza iyilik ve güzellik getirme çabası içinde olmalıyız. Bütün kardeşlerimizin aynı şekilde davranışları, localarımızda bir sükûn, ahenk ve sevgi ortamı yaratır. Büyük işler böyle ortamlarda başarılabilir. Bu canlılığın devamı, ancak sürekli katkılarımızla muhafaza edilebilir. Ödev ve sorumluluklarımızın ciddî bilinci içinde çalışmalarımız, masonik yaşanîamızı zenginleştirir. Hürmasonluğu hep beraber bir ideal edindik, onu, bir yaşam tarzı olarak seçtik, bir ödevi üstlendik, bir hakikati paylaştık ve parlak yarınların beklentisine girdik. Ben şahsen masonluğun yarınına İnanıyorum... Çünkü ben «i-yi»ye inanıyorum... Bu «iyi»ye ben bağlandım... Sizin de bu «i-yi»yi benimle paylaşacağınızdan eminim. Geleceğimiz bugün bizim elimizde. Beraber olalım ve hiç bir zaman «Yarının bugünden utanmasına» meydan vermiyelim. Dileyelim böyle olsun.



Kaynak: Mimar Sinan Dergisi / Sayı 69 / Nezih RONA
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
5755 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 16, 2008, 11:15:04 ös
Gönderen: engin_kenan_yücel
5 Yanıt
7670 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2010, 04:49:26 ös
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
4123 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2011, 09:51:51 öö
Gönderen: alcyone
28 Yanıt
11479 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 26, 2018, 11:22:35 ös
Gönderen: Tık-Tik-Tak