Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ahmed Arif  (Okunma sayısı 9044 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 27, 2007, 10:05:25 ös
Yanıtla #10
  • Ziyaretçi

Ahmet Arif... şiire hasreti bambaşka katan,anadolunun en iyi yetiştirdiği ozanlardan biridir,


Aralık 27, 2007, 10:07:32 ös
Yanıtla #11
  • Ziyaretçi

Açıkçası hasreti bu kadar güzel işleyen bir şair görmedim...


Aralık 27, 2007, 10:08:46 ös
Yanıtla #12
  • Ziyaretçi

Bu da isimsiz şiirlerinden biri:

bir mavi gül bahçesi yorganım
uyku saçlarımın meçhul şarkısı
sonra yastığımda ilk gölgen kızlık
ve ilk unutuluş hürriyet raksı

yumuşaklığında köpükten öpüşlerin
mukaddes günehlar cenneti oda
dikişsiz beyazlığında tüllerin
bir ay süzülecek buluta

ve bir mavi şarap gözlerindeki
musiki gölgelerinde yorgun
sen hep öylesine güzel sevdalım
ben sana Alahsızcasına vurgun


Ocak 02, 2008, 05:58:17 ös
Yanıtla #13
  • Ziyaretçi

AY KARANLIK 

    Maviye
    Maviye çalar  gözlerin,
    Yangın mavisine
    Rüzgarda asi,
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksam,       
    Bozuksam,
    Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...

    İtten aç,
    Yılandan çıplak,
    Vurgun ve bela
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle  de ille
    Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?
    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...

    Dört yanım * zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar.
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı.
    Dört yanım * zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim  gecede ölesim tutmuş,
    Etme gel,
    Ay karanlık...


Ocak 03, 2008, 12:32:14 öö
Yanıtla #14
  • Ziyaretçi

Okadar güzel anlatmışki hasret dolu sevdasını, içimden ağlamak geliyor bu dizeleri okuduğumda...

MERHABA

   Gün açar,
   Karın verir yağmurlu toprak.
   İncesu Deresi, merhaba.
   Saçakta serçeler daha çılgındır,
   Bulutlarda kartal,
   Daha çalımlı.
   Koparır göğsünden bir düğme daha,       
   Tezkere bekliyen biri.
   İncesu Deresi, merhaba.

   Genç bayraklar vardır,
   Barış düşünür,
   Kuyularda işçi, mavilikleri.
   Ben hepsini düşünürüm,
   Yirmidört saat
   Ve seni düşünürüm,
   Karanlık,hırslı...
   Seni, cihanların aziz meyvası.
   İlan-ı aşk makamından bir mısra,
   Yeşerip, kımıldar içimde,
   Düşer aklıma gözlerin...

   Oysa murad alamam.
   Oysa akdan - karadan
   Bilirim, payım bu kadar...
   Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
   Unutmuş dudaklarım öpmeyi.
   İncesu Deresi, merhaba...


Ocak 03, 2008, 12:45:37 öö
Yanıtla #15
  • Ziyaretçi

UNUTAMADIĞIM

   Açardın,
   Yalnızlığımda
   Mavi ve yeşil,
   Açardın.
   Tavşan kanı, kınalı - berrak.
   Yenerdim acıları, kahp*likleri...       

   Gitmek,
   Gözlerinde gitmek sürgüne.
   Yatmak,
   Gözlerinde yatmak zindanı
   Gözlerin hani?

   "To be or not to be" değil.
   "Cogito ergo sum" hiç değil...
   Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
   Durdurulmaz çığı
   Sonsuz akımı.

   İçmek,
   Gözlerinde içmek ayışığını.
   Varmak,
   Gözlerinde varmak can tılsımına.
   Gözlerin hani?

   Canımın gizlisinde bir can idin ki
   Kan değil sevdamız akardı geceye,
   Sıktıkça cellad,
   Kemendi...

   Duymak,
   Gözlerinde duymak üç - ağaçları
   Susmak,
   Gözlerinde susmak,
   Ustura gibi...
   Gözlerin hani?


Ocak 03, 2008, 12:42:02 ös
Yanıtla #16
  • Ziyaretçi

Ahmet Arif'i yaklaşık 4 yıl önce tanıdım.Bir tiyatro hocam vardı,o çok severdi.Şimdi hocamı ve o günleri yad ile anıyorum.

Bu güzel ve duygusal paylaşımlar için hepinize teşekkür ederim arkadaşlar...


Ocak 03, 2008, 02:33:35 ös
Yanıtla #17
  • Ziyaretçi

Hoşunuza gitmesinden dolayı asıl ben teşekkürü bir borç bilirim...
Saygılarımla,


Ocak 04, 2008, 02:10:10 öö
Yanıtla #18
  • Ziyaretçi

HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN   

   Yiğit harmanları, yığınaklar,
   Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
   Dize getirilmiş haydutlar,
   Hayınlar, amana gelmiş,
   Yetim hakkı sorulmuş,
   Hesap görülmüş.
   Demdir bu...
 
   Demdir,
   Derya dibinde yangınlar,
   Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
   Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
   Çelik kadavrası korugan'ların.
   Ölünmüş, canım,ölünmüş
   Murad alınmış...

   Gelgelelim,
   Beter, bize kısmetmiş.
   Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
   Susmak ve beklemek, müthiş
   Genciz, namlu gibi,
   Ve çatal yürek,
   Barışa, bayrama hasret
   Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
   Otuziki dişimizle gülmeğe,
   Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
   Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
   Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
   Ve asıl biz biliriz kederi.
 
   İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
   O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
   Ve genç bir mısradır
   Filinta endam...
   Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
   Bakışlarındaki öldüren buğu?
   Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
   Nasıl da almış aklımı,
   Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
   Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
   Kınanmak, yiğit başına.
   Bu, ne ayıp, ne de yasak,
   Öylece bir gerçek, kendi halinde,
   Belki, yaşamama sebep...

   Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
   Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
   Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...       
   Ve zehir - zıkkım cıgaram.
   Gene bir cehennem var yastığımda,
   Gel artık...


Mayıs 27, 2009, 12:44:51 öö
Yanıtla #19
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

YALNIZ DEĞİLİZ   

   Bir ufka vardık ki artık
   Yalnız değiliz sevgilim.
   Gerçi gece uzun,
   Gece karanlık
   Ama bütün korkulardan uzak.
   Bir sevdadır böylesine yaşamak,
   Tek başına
   Ölüme bir soluk kala,
   Tek başına
   Zindanda yatarken bile,
   Asla yalnız kalmamak.

   Şafakları ben balığa çıkarım
   Akan akmayan sularda
   Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden       
   Bir bahar akşamı dünyada.
   Ben dört duvar arasında değilim
   Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
   Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

   Zehirli kör yılanları
   Ve sıtmasıyla
   Gün yirmidört saat insan avında
   Karacadağda çeltikler.
   Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
   -  Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
   Sol omzunda nazarlık,
   Dağ başında unutulmuş üşümüş,
   Minicik bir aşiret kızının  -
   Damla-damla, berrak olur pirinci.
   Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
   Beyler sofrasına gider...

   Çukurovam,
   Kundağımız, kefen bezimiz
   Kanı esmer, yüzü ak.
   Sıcağında sabır taşları çatlar,
   Çatlamaz ırgadın yüreği.
   Dilerse buluttan ak,
   Köpükten yumuşak verir pamuğu.
   Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
   Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
   En çok Çukurovalılar mahpustur,
   Dostuna yarasını gösterir gibi,
   Bir salkım söğüde su verir gibi,
   Öyle içten
   Öyle derin,
   Türkü söylemek, küfretmek,
   Çukurova yiğidine mahsustur...

   Tütünü bilir misin?
   "Kız saçı" demiş zeybekler,
   Su içmez her damardan,
   Yerini kolay beğenmez,
   Üşür
   Naz eder,
   Darılır
   İki parmak arasında kıyılmış,
   Bir parçası var kalbimin
   İncecik, ak kağıtlara sarılır,
   Dar vakit yanar da verir kendini.
   Dostun susan dudağına...

   Sokaklardan,
   Kıyılardan,
   Gök mavisinden,
   Ekmeğinden,
   Canevinden ayrı düşmeye
   Yani bütün hasretlerin kahrına
   Ve zehrine çaresiz kalmaların,
   İlk nefesi Hızır gibi yetişir
   Cibalide sarılan cıgaranın...

   Tütün isçileri yoksul,
   Tütün işçileri yorgun,
   Ama yiğit
   Pırıl - pırıl namuslu.
   Namı gitmiş deryaların ardına
   Vatanımın bir umudu...

                     Ahmed ARİF


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
4419 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 14, 2008, 11:55:17 öö
Gönderen: Isis
1 Yanıt
3209 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 02, 2012, 08:39:07 ös
Gönderen: NOSAM33
5 Yanıt
3249 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 07, 2014, 06:16:22 ös
Gönderen: MEDUSA