Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dünyadaki Tanınma Durumu  (Okunma sayısı 8035 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 20, 2015, 08:25:52 ÖÖ
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2100
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Merhabalar. Bildiğimiz gibi Türkiye'de başlayan ilk masonik yapılanmalar maalesef ki Dünya masonluğuna aykırı başlamıştır. Evvela ilk üç dereceden kurulan localar, ardından bir büyük loca ve daha sonra Yüksek Şûranın kurulması gerekirdi. Ancak bu durum, dönemin karışıklığı nedeniyle tam tersi başladı ve ilk Yüksek Şûra kuruldu. Bu sebeple Türk Masonları, Dünyadaki diğer masonik yapılanmalar  tarafından 'munzatam' kabul edilmedi. Türk masonluğu kendisini Dünyadaki muntazam localara kabul ettirmek adına çalışmalarını sürdürdü.

Bu durum 25 mayıs 1966 yılına kadar devam etti ve 1966 yılında bölünme gerçekleşti. 25 Mayıs günü Yüksek Şûra, Büyük locayla bütün bağlantılarını kestiğini bildirdi. Ardından gelişen süreç benim biraz aklımı kurcaladı diyebilirim. Tam olarak ne oldu? Yani HKEMBL kuruluşu ve tanınması, o dönemin Eski ve kabul edilmiş skoç riti ve bu ritin tanınmasını anlatabilir misiniz? HKEMBL Yüksek Şûra tarafından mı kuruldu? Yoksa önce kurulup sonra mı kendisini kabul ettirdi zira böyle bir şey pek mümkün olmuyor diye biliyorum. ( ÖMBL obediyansının nasıl kurulduğunu ve farklı arayış içerisini girdiklerini öğrendim. )

Teşekkür ederim.
« Son Düzenleme: Nisan 20, 2015, 08:29:17 ÖÖ Gönderen: Risus »
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Masonlar.org - Harici Forumu

Dünyadaki Tanınma Durumu
« : Nisan 20, 2015, 08:25:52 ÖÖ »

Nisan 20, 2015, 05:00:53 ÖS
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7253
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Risus’un açtığı bu konu üzerine bir şey demek gerekir mi, gerekmez mi, doğrusu kararsızım.

Haydi bir şeyler demeye çalışalım bakalım...

Sayın Risus, burada özetle yazdıklarını sadece Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın kaynaklarına yaslıyor.

Oysa Türkiye’deki büyük locaların, bu gibi konuları kendi benimseyişleri açısından değerlendirdiklerini, dolayısıyla yazdıklarının sübjektif olduğunu, gerçekler bakımından yanıltıcı olabileceğini biliyoruz.  Bu durum sadece Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bakımından değil, Özgür Masonlar Büyük Locası bakımından da böyle. (Diğer büyük locaları bu fasla sokmayalım.)

Örneğin bu yazı, Türkiye’deki Masonluğun, Dünya Masonluğu’na aykırı başladığını ileri sürüyor. Burada, Masonluğun evrenselliğinin göz ardı edilerek, sadece bir kanat olan Anglosakson Masonluğu’nun “Dünya Masonluğu” olarak nitelendirilmiş olduğunu görüyoruz.

Dolayısıyla, yazının başından bir yanlı tutumun benimsendiği açıkça ortada.

Tamam, Anglosaksoın Masonluğu, dünyüdaki Masonluğun sayısal bakımdan büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Ancak sayısal bakımdan büyük çoğıunluk olmak, kendini "Dünya Masonluğu" diye nitelendirip, Masonluğun öz ruhuna aykırı bir tarzda diğerlerini ezmeye çalışmayı haklı mı çıkarır?

“Evvela ilk üç dereceden kurulan localar, ardından bir büyük loca ve daha sonra Yüksek Şûranın kurulması gerekirdi.” deniyor.

Hayır! Yanlış! Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin 1786 ve onu izleyen 1875 tarihli anayasası uyarınca; bir yüksek şûranın kurulması için önce locaların ve sonra bir büyük locanın kurulması gerekli değildir. Sadece ritin 33. ve sonuncu derecesini almış dokuz masonun bulunması gerekir. Bir büyük locanın kurulması için ise, bir yüksek şûranın kurulmuş olması gerekli değildir. Bunlar birbirinden ayrı işlerdir.

Türkiye’de (daha doğrusu Osmanlı Devleti’nde) daha bir büyük locanın sözü bile edilmezken, 1861 yılında bir yüksek şûra kurulmuştur. Ancak bu yüksek şûra çalışmalarını uzun süre yürütememiş, 1909 yılında kendi yenilemiştir. Bunun, o tarihte “Maşrık-ı Azam” adını alan büyük locadan önce oluşması, büyük locanın yüksek şûra tarafından kurulmuş olduğunu göstermediği gibi, önce bağımsız locaların kurulduğu, bunların bir araya gelerek ilk Türk ulusal obediyansını oluşturduğu, birçok masonik kaynakta, özellikle Kemalettin Apak’ın kitabında ayrıntılarıyla uzun uzun anlatılmıştır.

Dolayısıyla Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın kaynaklarında anlatılanlar gerçek değil, yorumdur.

Üstelik böyle yorumların ancak 1966 yılından sonra yapılmasına başlanışı da özellikle dikkat çekicidir.

Türk masonlarının, “dünyadaki diğer masonik yapılanmalar tarafından 'munzatam' kabul edilmediği” diye bir şey yoktur. Onu “muntazam” yani düzenli olarak kabul etmeyen, Anglosakson Masonluğu topluluğu çerçevesinde yer alanlardır. Oysa Türk Masonluğu, başından beri liberal nitelikli mason örgütlerinin çerçevesinde saygın bir yer tutmuş hatta 1921 yılında kurulan Uluslararası Masonluk Birliği’ne de bir kurucu üye olarak katılmıştır.

Bu şekildeki bir yorum, Avrupa Masonluğu’nun büyük bölümünü düzensiz olarak nitelemekte olan İngiliz ve Amerikan tarzı Masonluğun tutumudur. Bu da evrensel nitelikli değil, yanlı bir davranıştır. Bunun sık sık dile getirilişi de, özgürlükçü ve gelişimci nitelikteki Masonluktan çekinmenin bir yan sonucudur.

Türk Masonluğu niçin kuruluşunda Anglosakson tarzı bir Masonluktan yana değil de, Avrupa tarzı bir Masonluktan yana bir tutumla oluşmuştur? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, 20. yüzyılın başında Türk ulusal kültürünün eğilimi ve etkilenmelerini çok dikkatli incelemek gerekir. Türkiye’de 1950 yılından sonra niçin bir değişim görüldüğüne de özenle, uluslararası konjünktürdeki dalglanmaları göz önünde tutarak bakmak gerekir. Bu durum hem büyük loca hem yüksek şûra örgütlenmeleri için ayrı ayrı fakat bir dış etken olarak aynı anda geçerlidir.

Benzer oluşumları  Sovyetler Birliği'nin parçalanışı ve Demir Perde'nin ortadan kalkışıyla bilrlikte Rusya'nın yanı sıra gerek Doğu Avrupa gerekse Kuzey Asya ülkelerinde de görüyoruz.

Şunu özellikle belirtmek gerek: Türkiye’de liberal, özgürlükçü ya da gelişimci nitelikli Masonluğun düzensiz ya da geçersiz sayılması, dünya yüzünde başta Fransa olmak üzere yaklaşık 80 ülkedeki Masonluğun aynı nitelikle donanmış olduğunu göz önünde tutarak, onların da düzensiz ya da geçersiz sayılmasını gerektirir.

Kime göre düzensiz ya da geçersiz?... Her mason örgütünün düzeni, ancak kendi benimsediği kural ve yöntemlere uymasıyla geçeklik edinir. Öteki türlüsü, bir mason örgütünün kendinden daha güçlü olan bir diğerine boyun eğmesi anlamına gelir ki, işte asıl bu Masonlukta öyle bir mason örgütünü bağımsızlığı olmadığı için düzensizliğe sürükler.

Bu, öyle uzun ve ayrıntılı bir konu ki, bir kez irdelenmesine başlandı mı, sonuna varılması neredeyse olanaksız. Sadece bu konu üzerine başlı başına bir kitap bile yazılabilir.

Benden şimdilik bu kadar…

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 20, 2015, 06:02:30 ÖS
Yanıtla #2
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2100
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar


Sayın Risus’un açtığı bu konu üzerine bir şey demek gerekir mi, gerekmez mi, doğrusu kararsızım.

Haydi bir şeyler demeye çalışalım bakalım...

Sayın Risus, burada özetle yazdıklarını sadece Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın kaynaklarına yaslıyor.

Oysa Türkiye’deki büyük locaların, bu gibi konuları kendi benimseyişleri açısından değerlendirdiklerini, dolayısıyla yazdıklarının sübjektif olduğunu, gerçekler bakımından yanıltıcı olabileceğini biliyoruz.  Bu durum sadece Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bakımından değil, Özgür Masonlar Büyük Locası bakımından da böyle. (Diğer büyük locaları bu fasla sokmayalım.)

Örneğin bu yazı, Türkiye’deki Masonluğun, Dünya Masonluğu’na aykırı başladığını ileri sürüyor. Burada, Masonluğun evrenselliğinin göz ardı edilerek, sadece bir kanat olan Anglosakson Masonluğu’nun “Dünya Masonluğu” olarak nitelendirilmiş olduğunu görüyoruz.

Dolayısıyla, yazının başından bir yanlı tutumun benimsendiği açıkça ortada.

Tamam, Anglosaksoın Masonluğu, dünyüdaki Masonluğun sayısal bakımdan büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Ancak sayısal bakımdan büyük çoğıunluk olmak, kendini "Dünya Masonluğu" diye nitelendirip, Masonluğun öz ruhuna aykırı bir tarzda diğerlerini ezmeye çalışmayı haklı mı çıkarır?

“Evvela ilk üç dereceden kurulan localar, ardından bir büyük loca ve daha sonra Yüksek Şûranın kurulması gerekirdi.” deniyor.

Hayır! Yanlış! Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin 1786 ve onu izleyen 1875 tarihli anayasası uyarınca; bir yüksek şûranın kurulması için önce locaların ve sonra bir büyük locanın kurulması gerekli değildir. Sadece ritin 33. ve sonuncu derecesini almış dokuz masonun bulunması gerekir. Bir büyük locanın kurulması için ise, bir yüksek şûranın kurulmuş olması gerekli değildir. Bunlar birbirinden ayrı işlerdir.

Türkiye’de (daha doğrusu Osmanlı Devleti’nde) daha bir büyük locanın sözü bile edilmezken, 1861 yılında bir yüksek şûra kurulmuştur. Ancak bu yüksek şûra çalışmalarını uzun süre yürütememiş, 1909 yılında kendi yenilemiştir. Bunun, o tarihte “Maşrık-ı Azam” adını alan büyük locadan önce oluşması, büyük locanın yüksek şûra tarafından kurulmuş olduğunu göstermediği gibi, önce bağımsız locaların kurulduğu, bunların bir araya gelerek ilk Türk ulusal obediyansını oluşturduğu, birçok masonik kaynakta, özellikle Kemalettin Apak’ın kitabında ayrıntılarıyla uzun uzun anlatılmıştır.

Dolayısıyla Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın kaynaklarında anlatılanlar gerçek değil, yorumdur.

Üstelik böyle yorumların ancak 1966 yılından sonra yapılmasına başlanışı da özellikle dikkat çekicidir.

Türk masonlarının, “dünyadaki diğer masonik yapılanmalar tarafından 'munzatam' kabul edilmediği” diye bir şey yoktur. Onu “muntazam” yani düzenli olarak kabul etmeyen, Anglosakson Masonluğu topluluğu çerçevesinde yer alanlardır. Oysa Türk Masonluğu, başından beri liberal nitelikli mason örgütlerinin çerçevesinde saygın bir yer tutmuş hatta 1921 yılında kurulan Uluslararası Masonluk Birliği’ne de bir kurucu üye olarak katılmıştır.

Bu şekildeki bir yorum, Avrupa Masonluğu’nun büyük bölümünü düzensiz olarak nitelemekte olan İngiliz ve Amerikan tarzı Masonluğun tutumudur. Bu da evrensel nitelikli değil, yanlı bir davranıştır. Bunun sık sık dile getirilişi de, özgürlükçü ve gelişimci nitelikteki Masonluktan çekinmenin bir yan sonucudur.

Türk Masonluğu niçin kuruluşunda Anglosakson tarzı bir Masonluktan yana değil de, Avrupa tarzı bir Masonluktan yana bir tutumla oluşmuştur? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, 20. yüzyılın başında Türk ulusal kültürünün eğilimi ve etkilenmelerini çok dikkatli incelemek gerekir. Türkiye’de 1950 yılından sonra niçin bir değişim görüldüğüne de özenle, uluslararası konjünktürdeki dalglanmaları göz önünde tutarak bakmak gerekir. Bu durum hem büyük loca hem yüksek şûra örgütlenmeleri için ayrı ayrı fakat bir dış etken olarak aynı anda geçerlidir.

Benzer oluşumları  Sovyetler Birliği'nin parçalanışı ve Demir Perde'nin ortadan kalkışıyla bilrlikte Rusya'nın yanı sıra gerek Doğu Avrupa gerekse Kuzey Asya ülkelerinde de görüyoruz.

Şunu özellikle belirtmek gerek: Türkiye’de liberal, özgürlükçü ya da gelişimci nitelikli Masonluğun düzensiz ya da geçersiz sayılması, dünya yüzünde başta Fransa olmak üzere yaklaşık 80 ülkedeki Masonluğun aynı nitelikle donanmış olduğunu göz önünde tutarak, onların da düzensiz ya da geçersiz sayılmasını gerektirir.

Kime göre düzensiz ya da geçersiz?... Her mason örgütünün düzeni, ancak kendi benimsediği kural ve yöntemlere uymasıyla geçeklik edinir. Öteki türlüsü, bir mason örgütünün kendinden daha güçlü olan bir diğerine boyun eğmesi anlamına gelir ki, işte asıl bu Masonlukta öyle bir mason örgütünü bağımsızlığı olmadığı için düzensizliğe sürükler.

Bu, öyle uzun ve ayrıntılı bir konu ki, bir kez irdelenmesine başlandı mı, sonuna varılması neredeyse olanaksız. Sadece bu konu üzerine başlı başına bir kitap bile yazılabilir.

Benden şimdilik bu kadar…


Evvela bir yanlışı düzeltelim sayın ADAM. Tıpkı sizin dediğiniz gibi ben de yorumumda: 'ardından bir büyük loca ve daha sonra Yüksek Şûranın kurulması gerekirdi. Ancak bu durum, dönemin karışıklığı nedeniyle tam tersi başladı ve ilk Yüksek Şûra kuruldu.' şeklindi belirttim.

Bunun dışında söyledikleriniz, bilgi bakımından güzel ancak araştırılması gerekmektedir. Örneğin söyledikleriniz hangi kaynaklarda geçmektedir? Benim söylediklerim, HKEMBL tarafından verilen, Mustafa Besimzade'nin Sorularla Masonluk kitabında neredeyse birebir geçmektedir. Tamam, buna HKEMBL tarafıyla yazılmış diyelim. Peki o halde tarafsız yazılan kaynaklar hangileridir? Veya taraflı / tarafsız yazıldığını nasıl anlarız? Teşekkürler.
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Nisan 20, 2015, 06:18:26 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3803
  • Cinsiyet: Bay

Çok ilginç ve enteresan bir konu,konu ilginç ama ne kadar ilerler,forumumuzdaki sn.Masonlar ne kadar ilgi ve alak gösterirde birtartışma gerçekleşir bilemem.Tecrübeme dayanarak olacak olan için bir kaç lakırdı etmem gerekse şöyle başlarım;

Forumda durum belli tıpkı Mason'lukta olduğu gibi bir bölünme mevcut.Sn Adam fransız mason'luğunu(Mason mahfili)Liberal masonluk savunucusu,HKEBML ise Anglo sakson Mason'luk savunucusu.Teşbihte hata olmaz bir benzetme yapmam lazım,Yaşanan bu durum Hristiyanlığın tek büyük gücü olan Vatikan Katolik kiliseye karşı Martin lutherin Başkaldırmasına benziyor.
Şu an konu ile alakalı elimde Sn.Murat Özgen Ayfer'in Tapınakçılar,Siyonistler ve Mason'lar isimli çslışması var.Konu kitapta 503.ncü sayfada Tanıma koşulları isimli başlıkta ele alınmış.İlginç Görüşler var ,lakin kitabın bütününe baktığınızda buradaki görüşlerde savunulan fikirlerde Fransız Mason'luğu gözünden,tarafından anlatılıyor izlenimi edindim.

Şimdi burada kitaptan alıntılar yaparak katkı sağlamak olası,lakin tartışmaya ne katar bilemiyorum.

Birileri racon kesme gibi düşünsede bildiğimi değil ama okuduğumdan anladığımı yorumlayacağım.

Kitaptan alıntı ile başlayalım aktarmaya.

1.D ünya savaşı sonrası İsviçrede bulunan Alpina Büyük Locası 1921 yılında cenevrede bir kongre düzenler ve erişebildiği büyük locaları davet eder,lakin katılım az olur.

Bu toplantıda Uluslararası Mason Birliği kurulur,Amaç ise Dünyadaki tüm büyük locaların bir araya gelip aralarında dayanışma oluşturması bekleniyordu.4 Maddelikte Büyük localarında kabul ettiği kuralları benimsiyordu.Kuralları okumak için bakınız syf.503.

Şimdi konuyu ilerletirken aklıma takılan birkaç soru İsviçre Alpina locası bu işe neden soyundu?
Katılımın az olduğunu düşünürsek diğer büyük locaların zaten alınacak kararları tanımayacağı daha baştan belli imiş denebilirmi?
Birde komplo tahmini yapalım,İsviçrenin tarih sahnesine çıkışı Tapınak şövalyelerinin Avrupada yaşadığı büyük kıyımdan yaklaşık 50 yıl sonrasına denk gelir.Tapınak şövalyelerinin vatikan ile o günkü durumu ile bugün devam eden vatikanı koruyan isviçre muhafızlarını kast ederek söylüyorum hala devam ediyor bir bağ varmıdır.

Kimileri Mason'luğun Tapınakçılarla başladığınıda iddia ederler ,bu konudaki işi ele alış biçimleri bundan kaynaklanıyor olabilirmi?

Şimdi devam edelim.

Bu benimsenen 4 başlangıç kuralı İngiltere için kabul edilecek bir durum olamazdı.

1927 yılına gelindiğinder bu locada uyuşmazlıklar başladı,Paris'te toplanan son kongredeki sorunun adı EUM sorunu olarak ortaya çıktı.
Kimileri localarının çalışmalarında kutsal kitapların bulundurulmasının zorunlu olduğunu,diğerleri ise her büyük loca kendi ritüellerini oluşturmakta serbest olduğuna göre,bu konudada özgür olmalı idi.
sonuç olarak uyuşamadıkları içinde çözülme başladı.

İngiltere büyük locası ise oluşan bu durumu değerlendirerek 1929 yılında bir bildirge yayınlar,kendi tanıma koşullarını ilan etti.
İngiltere büyük locası uluslararası boyutta bir örgütlenme çabasından bahsetmesede,ortaya çıkan durumdan faydalanma yolunu tutarak,Mason'luğun yeryüzündeki tek otoritesi olduğunu vurguluyor.

Sorarak devam edelim;

Bu okumayı yaparken beni etkileyen kısmıda burası oldu,Güneş batmayan imparatorluk mason'luk konusundada aynı ingiliz kompleksi ile kendisini tek güç ilan etmiş.
Neye ve kime göre?Bu kompleks halinin dayanağı nedir?türk Mason'luğu ortaya çıkmış olan bu emrivaki olarak değerlendirilebilecek tutumu kabul etmekte zorlanmışmıdır?
Kitaptan devam edelimmi bilemedim yahut gerekliliği varmı?
Belliki EUM tanımlaması tüm dünyada bölünmeye yol açmış ülkemizde olduğu gibi.
EUM tanımlaması Mason'luğun gelişmesinde/yahut gelişememesindeki en derin sorun.
Sorun çözüme kavuşurmu?görünen oki cevap hayır böyle gider.Bu konudada görünen odurki İngiltere ile Fransa'nın arasındaki çelişme ve çekişmedir asıl olan konu.
Belkide özde dünya masonluğu bazı tanımları değiştiğrmeli,şu tanıma işini kitaptaki hali ile Devletlerin arasında ilişki kurmak için birbirlerini tanımanın ön koşulu görmek gibi değerlendirmiş yazar,bana göre işi böyle üst düzey tutarlar ise en basit sorundada devletler gibi çuvallarlar.
Soru şu;

Tanıma terimi uygulanmasa ne olur?

Karahan
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Nisan 20, 2015, 06:29:37 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3803
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Risus

Sorduğunuz sorunu cevabını biliyorsunuz,ama bende kendimce yorumla vereyim arzu ederseniz.
Tarafsız kaynakmı?
Benim alıntıladığım kitap ÖMBL Üstadının yazdığı bir kitap,sizinki HKEMBL üyelerinden birsi tarafından yazılmış,olayda bu tarafsız değiller ve o gözle bakamazlar.Doğru zaten,lakin tarafsızlık neden aranır?mesela tarafsız yazan/yazdığını iğddia edenlerin en eskilerinden biri İlhami soysal'dır oda bu forumda tartışıldı ve kabul görmedi.Aralarından yerli ve yabancı olan taraflı yada tarafsız yazmış tüm masonluk ile ilintili yazılar zaten kabul görmüyorki.
Doğrusuda budur bence çünkü yazanlar harici nereden bilecekler mason'luğu?
Bu forumun kuruluş mottosu o yüzden hoşuma gider Mason'luk Masonlardan öğrenilmeli.

Peki ama nasıl öğreneceğiz?
EUM tanımı tartışılmış/tartışılıyor,her iki taraftada değişik yorum ve kabul var.Ben kendi yorumuma göre inanan bir olarak HKEMBL nın bu konudaki yorumunu benimsediğimi beyan ettim.
ÖMBL nin baktığı özgürlükler bağlamındaki tanımınada saygı duyuyorum.
Bir taraf inanç gerekli diyor,herhangi bir inanca sahip olmayan birine mason'luğu anlatmak kolay olmasa gerek.

Anlayacağınız tarafsız bir kitap ,kabul edilmiş bir kitap bulamazsınız.Önerim iyisimiz siz siz olun önceliğinizi mason yazarlara verin lakin haricilerinde bu konuda yazdıklarınıda gözardı etmeyin.Her iki yayınıda okuyun değerlendirmenizi siz yapın.

Karahan
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Nisan 20, 2015, 06:49:34 ÖS
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3803
  • Cinsiyet: Bay

Aslında bu tanıma sorunu biz harici alemdeki insanlarada şu soruyu sordurmalı,Daha kendi içlerindeki sorunu halledememiş,onlarca yıl hep sorun olarak sürümcede kalmış,2 büyük ezeli rakip devletin elinde gelenek ve özgürlük sözcük ve anlayışı ile hapsolmuş ve bu 2 devletin sömürgesi altındaki Mason'luk henüz daha kendi yolunu bulamamış arıyor denemezmi?
Kendi yolunu dahi bulamaz iken dünya insanlarına vaat ettiklerini nasıl verecekler?
Gibi bir çok soru sorulabilr,şimdilik burada bırakalım,belki iddialı bir cevap vermek isteyen mason arkadaşlar çıkabilir.
karahan
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Nisan 20, 2015, 06:53:32 ÖS
Yanıtla #6
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2100
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Sn.Risus

Sorduğunuz sorunu cevabını biliyorsunuz,ama bende kendimce yorumla vereyim arzu ederseniz.
Tarafsız kaynakmı?
Benim alıntıladığım kitap ÖMBL Üstadının yazdığı bir kitap,sizinki HKEMBL üyelerinden birsi tarafından yazılmış,olayda bu tarafsız değiller ve o gözle bakamazlar.Doğru zaten,lakin tarafsızlık neden aranır?mesela tarafsız yazan/yazdığını iğddia edenlerin en eskilerinden biri İlhami soysal'dır oda bu forumda tartışıldı ve kabul görmedi.Aralarından yerli ve yabancı olan taraflı yada tarafsız yazmış tüm masonluk ile ilintili yazılar zaten kabul görmüyorki.
Doğrusuda budur bence çünkü yazanlar harici nereden bilecekler mason'luğu?
Bu forumun kuruluş mottosu o yüzden hoşuma gider Mason'luk Masonlardan öğrenilmeli.

Peki ama nasıl öğreneceğiz?
EUM tanımı tartışılmış/tartışılıyor,her iki taraftada değişik yorum ve kabul var.Ben kendi yorumuma göre inanan bir olarak HKEMBL nın bu konudaki yorumunu benimsediğimi beyan ettim.
ÖMBL nin baktığı özgürlükler bağlamındaki tanımınada saygı duyuyorum.
Bir taraf inanç gerekli diyor,herhangi bir inanca sahip olmayan birine mason'luğu anlatmak kolay olmasa gerek.

Anlayacağınız tarafsız bir kitap ,kabul edilmiş bir kitap bulamazsınız.Önerim iyisimiz siz siz olun önceliğinizi mason yazarlara verin lakin haricilerinde bu konuda yazdıklarınıda gözardı etmeyin.Her iki yayınıda okuyun değerlendirmenizi siz yapın.

Karahan

Elbette haklısınız zaten mason olmayan birisinin masonlukla ilgili yazdığı şeyler 'mason yazarlardan alıntı olmayan kısımları' pekte tatmin edici değildir. Aslında tarafsız istememin hususu farklıdır. Örneğin EUM birçok kez masonların bile kendilerine bırakılmış, tasviri masonların dilediği tanrı inancına göre yapılmış bir tabirdir. Ancak bu konuda tarafsız istememin sebebi tarih olduğu içindir. Yani yaşanmışlık. Ne yaşandı? HKEMBL veya ÖMBL bunu nasıl yorumladı değil de ne yaşandı? Sayın ADAM'ın açıkladığı gibi hangi masonluk anlayışınca kabul gördü hangisi kabul görmedi? Belkide merakım, o dönemin yorumlanması ve olayların iyi/kötü perspektifiyle incelenmesi değil de, birebir ''tarih'' olarak ne olduğudur?
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Nisan 20, 2015, 07:08:24 ÖS
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7253
  • Cinsiyet: Bay

Türkiye’de haricilerin Masonlukla bağlantılı olarak yazdıkları, ne yazık ki çoğunlukla antimasonik bir nitelik taşıyor.

Ancak konu Masonluk üzerine yorum içermeyecekse, özellikle tarihsel anlatımlar söz konusu olacaksa, o durumda belki haricilerin kitapları bile geçerli olabilir. Dolayısıyla Masonluğun Türkiye’deki Tarihi bakımından İlhami Soysal’ın ya da Haydar Rıfat gibi bir diğer yazarın yorumsuz satırlarının da geçerliği olabilir.

Sayın Risus'un belirtmiş olduğu üzere, konu tarih olunca, gerçek tektir. Fakat tarihsel bir anlatımın içine yorum ve değerlendirme karışınca işin rengi değişir. Örneğin 1909 yılında Maşrık-ı Azam-ı Osmanî'nin nasıl kurulmuş olduğu yorumsuz anlatılabilir. Öyle olması gerekir. Fakat bunun ucuna bir de yanlış yapılmış olduğu eklenecek olursa, o zaman tarihsel bilgi verilirken yorumla yönlendirme ya da etkileme yapılıyor demektir. 

Bunların objektif olup olmadığı da çok kolay anlaşılır. Hele konu Abdülhamit ya da Atatürk’ün Masonluğa karşı tutumu olunca, anlatımlar kendini ele verir.

Tarihsel anlatımlarda, Türkiye'deki Masonluğun bölünmesinden önceki kitaplar belki daha güvenilir olarak benimsenebilir. Bunlardan biri de daha önce değinmiş olduğum üzere Kemalettin Apak'ın "Ana Çizgileriyle Türkiye'deki Masonluk Tarihi" adlı kitabıdır. Nitekim sonraki yazarlar, hangi büyük locanın üyesi olursa olsun, bu kitabı referans olarak kabul eder. Bir de Mim Kemal Öke'nin "Türkiyedeki Masonluk Tarihi" adlı bir kitabı var. Mason olmayan yazarlara güveneceksek, Orhan Koloğlu'nun üç kitabı var. Daha başka kaynaklar da var; hepsini bir anda hatırlayamıyorum.

Burada benim tutumum ise hiç de sanıldığı gibi Özgür Masonlar Büyük Locası'ndan yana değil. Nitekim o büyük locanın tutumunu da eleştirmişimdir birçok yazımda, yine de eleştiririm. Ancak o büyük locanın düzensiz olduğunu ileri sürenlere hele gayri muntazam terimini dillerine pelesenk edenlere de karşı çıkarım. Çünkü bu hem düzen kavramının tanımını gündeme getirir hem de bir diğer masonik tutumu yok saymak demek olur; oysa dünya yüzünde öyle bir masonik tutum var. Güneş balçıkla sıvanamaz; bir gerçek göz ardı edilemez; öyle bir şey yapılsa bile gerçekliği ortadan kalkmaz.

Nitekim Türkiye'de en geniş çaplı uluslararası bağlantıları Özgür Masonlar Büyük Locası'nın kurup sürdürdüğünü biliyoruz. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası ise, bu gibi ilişkileri ancak İngiltere Birleşik Büyük Locası'nın izin verdiği oranda yapabiliyor; onu da biliyoruz. Ancak bu, her uluslararası ilişki için izin almak anlamına gelmiyor; İngilizlerin bir genel politikası var, ona uyum göstermek gerekiyor. Yoksa İngiliz Mason Örgütü, politik ve ekonomik gücünü kullanıp, Türkiye'deki Hür ve Kabil Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nı aforoz ediverir alimallah!

Konuyu Masonluktaki Evrenin Ulu Mimarı kavramına ya da Masonluğa kabul edilecek adayların nitelikleri bakımından ele alacak olursak, bu başlığın çok dışına taşarız. Çünkü bu bağlamda 1970’li yılların ortalarına kadar Türkiye’de benimsenen tek bur kural, tek bir yöntem vardır. Bugün ÖMBL ile HKEMBL arasında bu bağlamda bir fark aranıyorsa, o farkın tarihsel geçmişinin çok eskileri uzanmadığını bilmek gerekir.

İşin bir diğer ilginç yanı da, aslında Türkiye’deki büyük locaların ve yüksek konseylerin aralarında bu gibi konuları pek sorun etmeyişi, buna karşılık Kraldan çok kral taraftarı olanların durmadan bu gibi ve olmayan sorunları sanki varmış gibi gündeme getirdiğidir. (Bu dediğimin de kanıtları yani belgeleri var ama Forum kuralları bu ayrıntıların burada yayınlanmasına elvermiyor.)

         
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 20, 2015, 07:44:12 ÖS
Yanıtla #8
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2100
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Türkiye’de haricilerin Masonlukla bağlantılı olarak yazdıkları, ne yazık ki çoğunlukla antimasonik bir nitelik taşıyor.

Ancak konu Masonluk üzerine yorum içermeyecekse, özellikle tarihsel anlatımlar söz konusu olacaksa, o durumda belki haricilerin kitapları bile geçerli olabilir. Dolayısıyla Masonluğun Türkiye’deki Tarihi bakımından İlhami Soysal’ın ya da Haydar Rıfat gibi bir diğer yazarın yorumsuz satırlarının da geçerliği olabilir.

Sayın Risus'un belirtmiş olduğu üzere, konu tarih olunca, gerçek tektir. Fakat tarihsel bir anlatımın içine yorum ve değerlendirme karışınca işin rengi değişir. Örneğin 1909 yılında Maşrık-ı Azam-ı Osmanî'nin nasıl kurulmuş olduğu yorumsuz anlatılabilir. Öyle olması gerekir. Fakat bunun ucuna bir de yanlış yapılmış olduğu eklenecek olursa, o zaman tarihsel bilgi verilirken yorumla yönlendirme ya da etkileme yapılıyor demektir. 

Bunların objektif olup olmadığı da çok kolay anlaşılır. Hele konu Abdülhamit ya da Atatürk’ün Masonluğa karşı tutumu olunca, anlatımlar kendini ele verir.

Tarihsel anlatımlarda, Türkiye'deki Masonluğun bölünmesinden önceki kitaplar belki daha güvenilir olarak benimsenebilir. Bunlardan biri de daha önce değinmiş olduğum üzere Kemalettin Apak'ın "Ana Çizgileriyle Türkiye'deki Masonluk Tarihi" adlı kitabıdır. Nitekim sonraki yazarlar, hangi büyük locanın üyesi olursa olsun, bu kitabı referans olarak kabul eder. Bir de Mim Kemal Öke'nin "Türkiyedeki Masonluk Tarihi" adlı bir kitabı var. Mason olmayan yazarlara güveneceksek, Orhan Koloğlu'nun üç kitabı var. Daha başka kaynaklar da var; hepsini bir anda hatırlayamıyorum.

Burada benim tutumum ise hiç de sanıldığı gibi Özgür Masonlar Büyük Locası'ndan yana değil. Nitekim o büyük locanın tutumunu da eleştirmişimdir birçok yazımda, yine de eleştiririm. Ancak o büyük locanın düzensiz olduğunu ileri sürenlere hele gayri muntazam terimini dillerine pelesenk edenlere de karşı çıkarım. Çünkü bu hem düzen kavramının tanımını gündeme getirir hem de bir diğer masonik tutumu yok saymak demek olur; oysa dünya yüzünde öyle bir masonik tutum var. Güneş balçıkla sıvanamaz; bir gerçek göz ardı edilemez; öyle bir şey yapılsa bile gerçekliği ortadan kalkmaz.

Nitekim Türkiye'de en geniş çaplı uluslararası bağlantıları Özgür Masonlar Büyük Locası'nın kurup sürdürdüğünü biliyoruz. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası ise, bu gibi ilişkileri ancak İngiltere Birleşik Büyük Locası'nın izin verdiği oranda yapabiliyor; onu da biliyoruz. Ancak bu, her uluslararası ilişki için izin almak anlamına gelmiyor; İngilizlerin bir genel politikası var, ona uyum göstermek gerekiyor. Yoksa İngiliz Mason Örgütü, politik ve ekonomik gücünü kullanıp, Türkiye'deki Hür ve Kabil Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nı aforoz ediverir alimallah!

Konuyu Masonluktaki Evrenin Ulu Mimarı kavramına ya da Masonluğa kabul edilecek adayların nitelikleri bakımından ele alacak olursak, bu başlığın çok dışına taşarız. Çünkü bu bağlamda 1970’li yılların ortalarına kadar Türkiye’de benimsenen tek bur kural, tek bir yöntem vardır. Bugün ÖMBL ile HKEMBL arasında bu bağlamda bir fark aranıyorsa, o farkın tarihsel geçmişinin çok eskileri uzanmadığını bilmek gerekir.

İşin bir diğer ilginç yanı da, aslında Türkiye’deki büyük locaların ve yüksek konseylerin aralarında bu gibi konuları pek sorun etmeyişi, buna karşılık Kraldan çok kral taraftarı olanların durmadan bu gibi ve olmayan sorunları sanki varmış gibi gündeme getirdiğidir. (Bu dediğimin de kanıtları yani belgeleri var ama Forum kuralları bu ayrıntıların burada yayınlanmasına elvermiyor.)

       

O halde şunu düşünebilir miyiz? ; Günümüzde ülkemizde var olan obediyanslar ( HKEMBL ve ÖMBL için ), Dünya genelinde kabul gördükleri veyahut düzenli sayıldıkları masonik kurumlarca tarihlerini yorumlamıştır. Örneğin HKEMBL, Anglosakson Masonluğunca tarihi süreç ve günümüzde kabul  görmüş/görmemiş olarak olayı değerlendirmiş ve tarihini buna göre yorumlamıştır. Fakat ÖMBL ise kendi locasını tanıyan masonik kuruluşlarca tarihini belirlemiştir. Yani bugün, ilk kurulan locanın, Dünya geneli ''kabul'' yorumu, günümüzde HKEMBL için HKEMBL'ın kabul gördüğü anlayış içinde, ÖMBL içinse ÖMBL'ın kabul gördüğü anlayış içinde ele alınmış ve kitaplara aktarılmıştır.

O halde işler biraz karışık gibi geldi bana. Belkide soruyu sorarken sadece HKEMBL olarak sormalı ve bölünme öncesi masonluğu için içerisine katmamalıydım.
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Nisan 20, 2015, 07:59:02 ÖS
Yanıtla #9
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3803
  • Cinsiyet: Bay

Burada bu kadar çok yazı yazdıktan,düşündükten,beyin fırtınası yapıp anlamaya çalıştıktan sonra! ortaya koyduğumuz düşünceler,birileri tarafından;

İşin bir diğer ilginç yanı da, aslında Türkiye’deki büyük locaların ve yüksek konseylerin aralarında bu gibi konuları pek sorun etmeyişi, buna karşılık Kraldan çok kral taraftarı olanların durmadan bu gibi ve olmayan sorunları sanki varmış gibi gündeme getirdiğidir.

Gibi değerlendiriliyor ise,bu sığ düşünce karşısında adama sorarlar derlerki,biz hariciler böyle bir konu ve sorunu ne bilelim.Böyle bir sorundan bahseden Masonlar,suçlamaları getiren,ayrılıkları getiren yine Masonlar.Bu kadar sorun karşısında Masonların arasında sorun yokmuşta,olmayan sorunları biz hariciler getiriyormuşuz gibi yazılması abesle iştigaldir hatta tuhaftır.

Sn.Murat Özgen Ayfere ilk işim bir mail atıp soracağım kardeşim bizi neden yanıltıyorsun Masonluk ile kocaman kitap yazmışsın sağolasın okuduk,obediyansların arasındaki görüş ayrılıklarını yazmışsınız,Lakin bu sorun olarak kabul ediliyormu?edilmiyormu?.

Obediyanslar arasında eğer sorun değil ise burada biz neyi tartışıyoruz?neyi merak ediyoruz?kaldıki hal böyle iken bize ne verebilirsiniz?

Bu yorumu kabul etmiyorum,sorunu olan sizsiniz,buraya sorun olarak getirende sizsiniz,biz sadece anladığımıza yorum yapıp soru sorarak anlamaya çalışıyoruz.Kraldan çok Kral olma taraftarı olmak isteyen meraklısı vardır belki bilemem.
Yakışıksız b,r betimleme olmuş.

Karahan
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Masonlar.org - Harici Forumu

Ynt: Dünyadaki Tanınma Durumu
« Yanıtla #9 : Nisan 20, 2015, 07:59:02 ÖS »

 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1420 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2009, 10:31:35 ÖS
Gönderen: Mozart
4 Yanıt
2511 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 19, 2012, 02:57:50 ÖS
Gönderen: Tij
0 Yanıt
2061 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2009, 11:30:56 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
1533 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 17, 2010, 03:08:58 ÖÖ
Gönderen: R.e.S
8 Yanıt
7227 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 18, 2011, 10:22:28 ÖS
Gönderen: Escalation
3 Yanıt
3812 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2011, 02:27:57 ÖS
Gönderen: triocharger
3 Yanıt
1763 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 02, 2015, 01:57:44 ÖS
Gönderen: mbulut
4 Yanıt
820 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2015, 06:55:42 ÖS
Gönderen: Risus