Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kabala Nedir  (Okunma sayısı 52588 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 13, 2009, 09:59:32 ÖÖ
Yanıtla #60
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1742
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Dino gayet güzel açıklamış.Saygılar...
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Masonlar.org - Harici Forumu

Ynt: Kabala Nedir
« Yanıtla #60 : Mart 13, 2009, 09:59:32 ÖÖ »

Ekim 08, 2010, 09:29:22 ÖÖ
Yanıtla #61
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 300
  • Cinsiyet: Bay

Satanizme gelince farklı bir bakış açısıyla yakaladığım önemli Bilgilerinden yola çıkarak daha önceki Genel Toplumsal Anlayışımı bir anda değişmesine yol açmıştır.

Araştırmadan herhangi bir Edinime sahip olmamanın gerekliliğini çok iyi anladım. Bir şey hakkında karar vermek için onu yeterinde araştırıp, öğrenmek gerekiyor. Belki Satanizm Başlıklı bir Konu açarak edindiğim Bilgileri Sizlerle paylaşmayı isterim.



Sevgiler.  

Sayın İsabella.

Gerçek Satanizm Gizli Öğretiler içerisine dahildir. Onu araştırarak öğrenmeniz imkansızdır.
Ki Bir insan Kabbalayı da araştırarak öğrenemez...

Saygılarla.


Ekim 08, 2010, 01:33:41 ÖS
Yanıtla #62


Sayın İsabella.

Gerçek Satanizm Gizli Öğretiler içerisine dahildir. Onu araştırarak öğrenmeniz imkansızdır.
Ki Bir insan Kabbalayı da araştırarak öğrenemez...

Saygılarla.

Katılıyorum Sayın Neo; ne kadar çok araştırmak isteseniz de tıpkı bilgi okyanusunda yüzer gibi derinliklere daldıkça ya da daha da ilerilere açılacak olursanız ne ucu bucağı vardır ne de sonu .. önemli olan alabildiğimiz kadar alıp, öğrenmenin sonu yoktur sözüyle hareket ederek ve sadece bu boyut için değil daha ileri boyutlar için de geçerli olduğunu kanıksamamız gerekmektedir. Gerçi bunları benden daha iyi biliyorsunuzdur ama konu Satanizm ve Kabbala olunca size hak verdiğimi kendi ifademle de belirtmek istedim.

Saygılar benden..
« Son Düzenleme: Ekim 08, 2010, 01:36:03 ÖS Gönderen: Prenses Isabella »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ekim 24, 2010, 08:08:45 ÖS
Yanıtla #63
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bay

  Kabala konuyu başlatan ziyaretçi  DevTurkSol'un anlattıklarına katılacağım bir tanım olduğunu düşünüyorum. Kabala insanın evreni anlamasına ve bunun anlarken sorduğu sorulara vermeye çalıştığı cevapları bulmaya çalıştığı yoldur. Kabala insanın hayatına yön veren insani davranışları büyük bir haz alarak yaşamına koyup kullanabilmesi, kişiyi yeni arayışlara yönledirmeyi sağlar. Kişinin felsefi yollarla doğruyu ve neyın ne olduğunu bulmasında en büyük yardımcısıdır.
 
  Günümüzde bu sistemi günlük hayatına sokmuş insanlar hep cevaplanması gereken sorularla karşılaşır ve her cevap kendisine bir sonraki soruyu sormasına neden olur. hep arayış içindeki bir insan farkında olmadan belli bir aydınlanma yolunda ilerler ve her cevap arayışında cevabın kendisini ne kadar tatmin edeceğini ölçmeye başlar. Kabala aslında kişiyi felsefe ile yüzleştiren başka bir araçtır.

saygılarımla,
 


Aralık 01, 2010, 08:32:53 ÖS
Yanıtla #64
  • Ziyaretçi

kabala bir tür meditasyon şekli mi yoksa insan yaşamını tümüyle değiştiren bir inanış mı bunu merak ediyorum.bi de aslolan ruhsal gelişim ve evrenin sırlarının keşfedilmesi mi?saygılar...


Mayıs 19, 2011, 11:30:30 ÖÖ
Yanıtla #65
  • Ziyaretçi

Öncelikle farklı ve zıt kutuptan bakan fikirleri düzeyli bir şekilde tartışırken görebilmek harika bir duygu. Gerçek barış kavramını bu sitede yakalamış gibi duruyorsunuz site sakinlerini tebrik ediyorum.

Benim bu başlık altında okuduklarımdan anlayabildiğimi ifade etmek istiyorum: kabala gibi öğretiler beşerde kalmış yani fiziksel duyuları haricinde hiç bir şey görmeyen hissetmeyen insanlara kapalı sırlardır. Tasavvuf çok ilgimi çeken konular barındırdığı için az da olsa bilgim olduğu için karşılaştırınca kabala öğretilerinin ve inanış şeklinin tasavvufa çok benzediğini görüyorum. Belki de bu nedenle tasavvufu kabul etmeyen islamcılar tasavvufun budizmden etkilenmiş bir din olduğunu iddia etmektedir.

Diğer dinleri çok incelemediğim ve islam  haricinde elle tutulur deneyimim olmadığı için islamdan örnek vermek istiyorum. Dikkatimi çeken bir konu var o da ilahiyat fakültesi mezunu olup tasavvufu reddetmeyen ve şirk olarak görmeyen ilahiyatçıya rastlamadım. Hatta ünlü bir ilahiyatçı politikacı var ismini zikretmek istemiyorum kendisi tasavvuf profesörüdür fakat velileri reddeder.

Aslında tasavvufçuları ve velileri biraz yakından irdelediğinizde ehli şeriatın onları reddetmesini pek umursamazlar ve çok görmezler. Çünkü tasavvuf beşerin kabul edemeyeceği ve hazmedemeyeceği bir ilimdir. Bu nedenle tasavvuf masonlukta olduğu gibi belli aşamaya gelmemiş kişilere her sırlarını vermezler. Hallacı Mansur gibi buyuk velilerin istemsiz olarak ifşa ettikleri sırlar ile vahdeti vucut gibi kavramlar beşeriyet tarafından öğrenilmiş ve bunun neticesinde de ehli şeriatın şirk olarak değerlendirmelerine vesile olmuş ve malumunuz Hallacı Mansurun islami bir mahkemece idamına karar verilmiştir.

Son yıllarda dikkatimi çeken bir konu da tasavvufa benzer öğretilere sahip, masör arkadaşlarımın çok rağbet gösterdiği  reiki gibi ilimler.. Onlarda da metafizik bir güçle rabıta (bağlantı) kurarak evrensel sonsuz enerjiyi hastaya aktarıp şifa vermeye çalışıyorlar kısaca.. Bu öğretileri öğrenmek için aynen tasavvuf ehlinin bir mürşidden el alması gerektiği gibi reiki uzmanı birinden el almak icap ediyor.

Sonuçta bu ilimlerin bizi yani beşerde kalmış insanları ürkütmesi gayet doğal. Yani kör bir insanın yürürken endişelenmesi gibi bir durum. Gerek kabala, gerek reiki gerekse tasavvuf gibi metafizik ağırlıklı ilimlere karşı insanların mesafeli ve korkarak yaklaşımı; bu konuda asılsız dedikodular üretilmesi bana çok doğal geliyor. Fakat sonuçta insan merak eden ve araştırmayı seven bir varlıktır.

Benim merak ettiğim nokta ise, bu tarz ilimlere dalmanın riskleri nelerdir. Ki Hz. Muhammed'in "Namaz müminin miracıdır" hadisini anımsarım genelde yani  namazda miraca çıkabilmek yani astral seyahat edebilmek hatta Allahın huzuruna kadar çıkabilmek demek ki mümkündür. Bu noktada islami camianın eksiği namazı fiziksel bir egzersiz gibi uygulaması metafizik alemlerle irtibat kuramamaları nedeniyle tasavvuf öğretilerinin ve bu işi bilen bir velinin rehberliğinin önemi açığa çıkıyor.

Sonuç olarak hangi inanca sahip olursanız olun sadece kitap gibi elle tutulur ilimlerle uğraşan insan tek kanatlı kuş gibi kalıyor ve uçamıyor; metafizik ilimlerle birlikte çift kanatlı kuş gibi uçmak ve beşerde kalmış insanların keşfedemediklerini keşfetmek mümkündür diye düşünüyorum.

Kısacası metafizik bir yanımız var ve bir felçli gibi ne hissedebiliyor ne de oynatabiliyoruz.


Haziran 23, 2011, 11:18:29 ÖS
Yanıtla #66
  • Ziyaretçi

Yedi Kabalaci Ideal


1- Tanri, Kutsal Olan, Yuce Anlasilmaz Olan, AYN SOF, Grekce Apeiros (Zohar) Dunyayi dogrudan yaratmadi; ama butun seyler Ilk Kaynak'tan ardi ardina fiskiran her biri bir oncekinden daha az mukemmel Tecelliler seklinde meydana geldi. Dolayisiyla evren "Tanrinin Tezahur" eden seklidir. Son ve kaynaktan en uzak urun madde veya mukemmelligin mahrumiyetidir.

2- Algiladigimiz veya bildigimiz her sey Sefirot turlerinde sekillenmisir.

3- Beseri ruhlar simdiki dunyamizdan once var olan yuksek alemde onceden vardilar.

4- Bedenlenmemis insan ruhlari Ust Oda veya Hazine Odasinda ikamet ederler. Burada her bir ruh veya egonun hangi fiziksel bedene girecegine karar verilir.

5- Dunyevi yasam veya yasamlardan sonra her bir ruh sonunda Tanriyla birlesmek uzere arindirilir.

6- Tek bir dunyasal hayat nadiren yeterli olur; neredeyse herkes iki dunya hayatina ihtiyac duyar, eger ikinci yasam basarisizsa, ucuncu bir yasam gunahkari safliga ceken daha guclu bir ruhla iliskilendirilir. Bu, reenkarnasyon, Metempsychosis, ruh gocu veya yeniden dogumun bir seklidir.

7- Onceden var olan butun ruhlar dogup, enkarne olup mukemellige eristikten sonra, Ser Melekler de yuceltilir ve butun varliklar Kutsal Olanin Ask Opucuguyle Tanriyla birlesir ve Tezahur olan Evren Ilahi Plani (FIAT) tarafindan yenileninceye de yok olur.
 
....................

Ilahi Olan birbirini takip eden Tezahur ve Nekahat, Soluk Alma ve Soluk Verme donemlerinden gecerken, ruhlar yukselir ve alcalir, evrim gecirir ve gerilerler.


Insan akli Ilahi nekahat veya Kaos hakkinda bir kavram olusturamaz ve Tezahuratin yuksek ve yuce evrelerini ise ancak ruhsal yonden cok gelismis bir insan kavrayabilir. Dunyevi insan icin bu tur fikirler sadece hayaldir ve onlari kavrayip ifade etmeye yonelik herhangi bir caba onu akli sagligindan supheye goturur. (...)

Ruhsal bilgelik sadece daha yuksek seyyal kurlere erisebilen dunyevi varliklara veya insanlara aciktir. Yukarilarda olan bir Ruhsal Varlik, kendini daha yuksek varlik duzeylerine yonelmek ve yukselmek icin uygun bir bicimde arindirmayanlara yardim edemez.

........................

Kabalada bir zamanlar bir Kaos evresinin varoldugu dusunulurdu. Olumsuz'un mutlak hukum surdugu bir tezahur yoklugu ve nekahat devresi: Hindularin Pralaya'si. Tecelliler ile edilgenlikten hareket dogmus ve Tezahur eden Tanri ortaya cikmistir. AYN'dan yani nekahatten, olumsuzdan, AYN SOF yani Sinirsiz, Sonsuz, Mekandan munezzeh, Bilinemeyen ve nihayet, Tecelliler ile tezahure yogunlasmasina devam ederek AYN SOF OR, "Sinirsiz Isik" ortaya cikmistir. Sinirsiz Isik'in bir noktaya yogunlasmasi Keter'i, Tezahuratin Taci'ni ortaya cikarmistir. Bundan sonra En Yuksek Alemde Kutsal Sesler, Sefirot tecelli eder.

Bunlar ilahi bir kavrama, insanin tamimlayarak, sinirlayarak, sinirlandirip aciklayarak kavramaya calistigi bir ruhsal varolus evresine yogunlasir. Boylece insan Ilahi bir kisiligi, yani Tanri'sini yaratir. Yahudiler ona su ismi verdiler --- YHWH

..................................

Alinti: "Kabala Incelemesine Giris" - W.W. Westcott; Cev: K. Menemencioglu


[Kabalistik ogretinin genelde agır diline kiyasla, ozellikle baslangic icin oldukca anlasilir ve deyim yerindeyse 'carpici' buldugum aciklamalar iceren bu kitaptan cok kisa bir bolumu aktarmak istedim. 'Insanin sinirlayarak aciklamaya calistigi ilahi kavrama' herkesin verecegi isim farklilik gostermekle birlikte, kavramin kendisinin Bir'liginin degismezligi oncelikli oldugundan, ogretinin herhangi bir din ile dogrudan bagintili ya da onun tekelinde oldugunu dusunmuyorum. Sevgi ve saygilarimla.]
« Son Düzenleme: Haziran 23, 2011, 11:36:22 ÖS Gönderen: Sr_Niggena »


Temmuz 31, 2011, 02:47:29 ÖS
Yanıtla #67
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 89
  • Cinsiyet: Bay


Herkesin kendine göre yorumları olabilir fakat bu herkesin negatif yada pozitif yorumlamasını gerektirmez.Ama "Kabala" kısaca : manevi dünyayı anlamak için araçtır diyebiliriz.Fiziksellikten öte gizli alemi araştırmak için bir araçtır.
Omnia in numeris sita sunt/her şey sayılarda gizlidir


Temmuz 31, 2011, 06:28:08 ÖS
Yanıtla #68
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1742
  • Cinsiyet: Bay


Yeniden geldik aynı konu ya...

Kabala ilminin açıkça dayattığı realiteyi yeniden mi sorgulayalım derseniz,ne yazılanları,ne okunması gerekenleri,ne de bilinesi olanları ıskalamışsınız diyebilirim..Çünkü,bildiğim kadarıyla bunun başka bir açıklaması yok....Çok açık ve kısaca sonkez söylenmesi gerekirse;Açıkça kabala ilmi ilmi,beşere kalıcı huzurun tesisini izah eder.

"O"da nedir,diye birkez daha soracak olan dostlara kısaca söylenebilecek tek şey:Huzur,almakta değil vermektedir denebilir....Bunun üstüne söylenebilecek her savı tartışmaya hazırım;ancak bu söylediklerimi okumadan söylenebilecek her savvı sadece tebessümle karşılayabilirim.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ağustos 24, 2011, 11:54:53 ÖS
Yanıtla #69

merhaba arkadaşlar, bütün sayfaları tek tek okumadım ama gözden geçirdim.
Sn. Masor1976'ya Tasavvuf-Kabala benzerliği konusunda katılıyorum. Benim de bazı gözlemlerim olmuştu. Örneğin Tasavvuf'ta "testinin su alması" ile Kabala'daki "Tanrı'nın ışığının kabımızı doldurması" aynı şeyi sembolize ediyor. İki akımda da ilerleyen öğrencilerin amacı aynı, O'nun kendini ifşası.
-
Sn. Ceycet  bu arada kafama bir soru takıldı. "Huzur,almakta değil vermektedir denebilir...." demişsiniz. Kabala'nın temel bilgilerini veren birçok site var. Kabala'daki aşamalara göre, sonunda ulaşılacak seviye yine "almak" seviyesi değil midir? Yani önceki aşamalarda vererek huzur bulmamızın nedeni Tanrı'nın ışığını hissetmemizdi ve onun nasıl haz aldığını öğrendik...  Ancak daha sonra bizim amacımızın sadece "almak" olduğunu anlamayacak mıyız? Bu konu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum.
Saygılarımla
"İsteyen yavaş gitsin, ister hızlı koşsun, arayan bulur. İki elinle isteğe sarıl; çünkü istektir iyi yola kılavuz olan."
Mevlana


Masonlar.org - Harici Forumu

Ynt: Kabala Nedir
« Yanıtla #69 : Ağustos 24, 2011, 11:54:53 ÖS »

 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
63 Yanıt
24661 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 05, 2009, 12:22:05 ÖS
Gönderen: skullG
14 Yanıt
13723 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2009, 05:05:22 ÖS
Gönderen: TETRAX
9 Yanıt
6507 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 10, 2009, 12:47:02 ÖS
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
8424 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 28, 2010, 12:44:03 ÖÖ
Gönderen: Eagle35
1 Yanıt
5478 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2017, 12:47:17 ÖS
Gönderen: Achilles
15 Yanıt
14410 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 17, 2013, 10:44:25 ÖS
Gönderen: hypatia
10 Yanıt
10045 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2015, 03:12:53 ÖS
Gönderen: hypatia
5 Yanıt
4482 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 30, 2012, 03:08:15 ÖS
Gönderen: CAMPANELLA
3 Yanıt
6132 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2016, 09:24:06 ÖÖ
Gönderen: Birisi
0 Yanıt
2296 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 13, 2014, 02:02:07 ÖS
Gönderen: Kajmeran