Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluk - Milliyetçilik ikilemi  (Okunma sayısı 2823 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 14, 2022, 09:59:27 öö

Yanlış hatırlamıyorsam, hem sayın Remzi Sanver beyin açıklamalarından hem de diğer mason kardeşlerin açıklamalarından Türkiye'de mason localarıyla sınırlar konusunda diğer komşu ülkelerin masonik locaları arasında ihtilaflar olduğu ortaya çıkmıştı. (örneğin Yunanistan locasıyla, Kıbrıs meselesi gibi...)

Eğer durum buysa ve masonluk evrensel kuralları ve insanların din dil ırk farketmeden kardeşliğini kabul ediyorsa, bu durum bir çelişki değil mi?

Masonluğun milliyetçilik kavramından uzaklaşması gerekmez mi? O zaman ülkeler arası uyuşmazlıklarda masonların taraf olması yanlış değil mi?

Açıkçası bu tür kalıplar (Türkçülük, Yunancılık vs..) insanı insan yapmaktan uzaklaştırmaz mı?

Bence bir ezoterik okul öğrencisinin herhangi bir kalıbı benimsemesi yanlış.

Bu masonların iyi insanlar olmaya çalıştığı ve iyi insanlar olduğu gerçeğini değiştirmez ama iyiliği sınırlar gibi geliyor.

Belki de bildiklerim hatalıdır, emin değilim.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Mart 14, 2022, 10:13:13 öö Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mart 14, 2022, 10:31:01 öö
Yanıtla #1

Öncelikle dünyada iki farklı yaklaşım vardır.

Birincisi tüm dünya üzerinde etkin tek bir yönetim anlayışını benimseyenler. Bu yönelimde tek bir Supreme Council (Süprem Konsey) tüm dünyadaki localar ve ritin yönetiminde egemendir.  Le Droit Humain ya da Universal Co-Masonry buna dayanır. Hatta uyguladıkları ritte iki başlılığı kaldırmak için simgesel - mavi locaların ilk üç dereceyi, ritin kalanını ise bir konseyin yönettiği yaklaşımı da reddederler.

Sizin kastettiğiniz ikinci yaklaşım ise yönetim alanını benimser. Terim Jurisdiksiyon'dur. Yani yönetim alanı. Bu II. Frederik ve sonrasında önce Karayiplerde sonra Amerika'da ortaya çıkan Süprem Konsey yapısı ile ilgilidir. Buna göre Konseyler belirli yönetim alanlarında etkindir, birbirlerinin yönetim alanlarını da tanır ve müdahil olmazlar. Bu sebeplerle mesela bir zamanlar Osmanlı içerisinde İtalya, İskoç, İngiliz, Fransız obediyanslarına bağlı localar varken, 1861 de kurulan ama aslen 1909'da aktif olan Türkiye Şura-ı Âlîsi ve kurdurduğu Büyük Loca etkisi ile zamanla topraklarımızda Masonluk millileşmiştir. Millileşmek ile Milliyetçilik farklı şeylerdir yalnız. Bunun bariz olduğunu düşünüyorum. Milliyetçi loca Masonluğa aykırıdır. Öyle bir şey olsaydı, şunu yapardı, Türk dışında örneğin başka milletten üye almazdı. Oysa her ırk ve dinden neredeyse üye mevcuttur. Osmanlı döneminde sadece Ermeni üye alan ve aleyhtar politik çalışmalar yapan localar da olmamış değildir. Bunlar zamanla dışlanmıştır.

Osmanlı topraklarındaki ilk localardan biri 1738 yılında İskoç Dumont tarafından Halep'te kurulmuştur!!!

Bahsedilen yetki alanı anlaşmaları sonradan çıkmıştır. Bu bir gereklilikten ötürüdür. Masonluk ve özellikle Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti Masonluğun çalışma yaptığı ülkenin yasalarına uygun kurulmuş bir dernek çatısı altında çalışmalarını yapmasını ister. Bu sebepten de yerel büyük localar haliyle topraklara göre bölünmek durumundadır. Bu bölünme belirtildiği gibi Jurisdiksiyon olarak anılır. Ancak geçmişte bir toprak birinin alanındayken çıkan siyasi sebeplerle ayrılıklar olduğunda kimin nereyi yöneteceği ortada kalmış, bir jurisdiksiyonun başka topraklarda "geçici bir süre" yönetimde kaldığı veya halen devam eden durumlar tüm dünyada söz konusudur. Avrupa'nın orta yerinde koca Yugoslavya pek çok devlete bölündü, ne olacaktı ya?

Ancak şunu hatırlamak gerekir ki, Masonik Jurisdiksiyonlar siyasi, politik değil, sadece Masonların çalışmalarıyla ilgilidir. Yani bir harita eline alıp Masonlar dünyayı bölüşüyor gibi "Kurtlar Vadisi" senaryoları doğru ve mantıklı değildir. Kim nerede loca kurabilir bununla ilgilidir. Ha tıpkı kim mason kim değil tanıma tanımama durumları olduğu gibi, burada da gri bölgeler mevcut.

Nasıl ki Mısır'da Kurulan Resne locasını kendine temel alarak HKMBL düzen iddia eder, bundan dolayı da orayı kurduğu söylenen İskoç Büyük Locası adeta Masonik anlamda hamisi sayılırsa, nasıl ki ÖMBL nin dayandırdığı kökende Belçika Büyük Locası ve Sakakini büyük öneme sahipse ve adeta hamisi sayılıyorsa, Türkiye Süprem Konseyi ve ÖMBL'de Yunan Masonluğu ve tanınması için büyük işler yapmıştır. Bu bakımdan arada bahsettiğiniz gibi olmayan ve hatta gayet sıcak ilişkilerin olduğunu söyleyebilirim.

Tekrar etmek gerekirse bir ülkenin yasalarına göre kurulmuş milli büyük loca ile, Milliyetçi büyük loca farklı şeylerdir. Birincisi Masonluğun gereği ikincisi Masonlukta asla yeri olmayan bir uygulamadır.

Sayın Anarchosa, söylediklerinizi anlamaya çalışıyorum ama yazınızın sonunda belirttiğiniz; birincisi dediğiniz, olması gerekir dediğiniz 'milli büyük loca' kavramı da bana göre yanlış. Bu tabiki şahsi fikrim ama günümüz dünyasında, özellikle de sosyal medya sayesinde, dünyada insanlar iç içeyken milli loca kavramı bile bence çağdaşlıktan uzak kalıyor.

Tabiki bu yorumum subjektif yorumdur, yanlış olma ihtimali yüksektir. Ama mantıken de, ne bileyim, milli loca yanlış geliyor.

Açıklamanız için çok teşekkür ediyorum sayın Anarchosa.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci


Mart 14, 2022, 10:39:23 öö
Yanıtla #2

Gerçi Türkiye'de maalesef milli olmadan güvende olamazsınız, yerler adamı, orası da ayrı konu.

Bu karar UGLE tarafından güvenlik kaygısıyla alınmış bir kararsa birşey diyemem.

Tabiki bu söylediklerim hep varsayım, farkındayım.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Ayıplı Müzmin öğrenci