Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dilbilim Nedir?  (Okunma sayısı 29692 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 01, 2008, 03:51:41 ös
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9553
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Dilbilim veya Belâğat, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.

Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.

Dil bilimi, genelgeçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, genel dil biliminden biraz farklı olarak, seslerin nasıl üretildiğinı ve algılandığını inceler.

Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.

- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Eylül 15, 2008, 02:01:07 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sayın Mason, dilbilim Göstergebilim, Yapısalcılık...vb Felsefe alanlarında da etkisini sürdürmüş, etkili olmuş ve  gelişimini sürdürmektedir. Bir filozofun önermesi beni etkilemiştir, görüşlerini çok fazla benimsemesemde Wittgeinstan:
ÜZERİNDE KONUŞULMAYAN HAKKINDA SUSMALI. Saygılarımla


Aralık 07, 2009, 01:28:56 ös
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Bence en guzel dilcilik bildiyin dillerin mukemmelliyini korumak ve guzelce yaymaktir.


Aralık 07, 2009, 07:01:53 ös
Yanıtla #3

En güzel dil de bana göre; kendini en iyi şekilde ifade eden ve ne olursa olsun içimizdekileri güzel yönleriyle dışa aktarabilme yönüyle güzellikleri paylaşabilme aracı olarak tanımlıyorum. :)
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Şubat 20, 2011, 01:02:15 ös
Yanıtla #4
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 68
  • Cinsiyet: Bay

Dilbilim alanı, aslında kimi zaman farkında olmadığımız anlarda günlük hayatımızda kullandığımız bir çok kavramı içeren bir alandır. Yeri gelir kimi zaman sayfalarca dilbilim kuramları okur, sıkılır bunalırız, yeri gelir o sıkılarak okuduğumuz kuramlar bir kelime ile beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkar...
In lumine tuo, videbimus lumen....


Şubat 20, 2011, 01:42:33 ös
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi


Dilin Doğuşu
Otto Jespersen’e göre ilk insanların birbirlerinin dikkatini çekmek için, kendilerini eğlendirmek için çıkardıkları seslerden dili keşfetmişlerdir. Ama bu fikrin kanıtı yoktur. Konuşma dilinin yazı dilinden önce bulunduğunu biliyoruz. İnsan yaşamında yarım milyon yıl geriye gidersek atalarımızın konuşma yetisiyle ilgili kanıtlar bulamayız. İlk zamanlardan ses ve dil ile ilgili bize bilgi verebilecek kanıtlar yoktur. Bu kanıtların olmamasından dolayı dilin doğuşu sadece fikirlerle açıklanabilir.

Kutsal Kaynak (The divine source) :
Bir fikre göre; Tanrı, Adem’i yarattı ve yaşayan her yaratığı Adem’in seslendirdiği gibi isimlendirdi. Bir Hindu inanışına göre; diller evrenin yaratanı Brahma’nın eşi Sarasvati tarafından yaratıldı. Çoğu dinde, insanlara dilin var oluşunu açıklayan ilahi bir kaynak vardır. Bu konuda deneyler yapılmıştır. İlk akla gelen eğer insanlar tanrı vergisi dili kullanıyorlarsa, yeni doğan çocuklar belli bir yaşa kadar hiç dilsel ses duymazlarsa o dili kullanmaları gerektiğidir.
Psammetichus adında Mısır’lı bir firavun 2 yeni doğmuş yavru üzerinde araştırma yapar. Keçilerin ve sessiz bir çobanın yanında iki yıldan sonra çocuklar mısır dilini değilde Frikya dilinde ekmek anlamındaki “bekos” kelimesini kullanmaya başlarlar. Çocuklar bu kelimeyi keçilerden be-kos halinde aldıkları kabul edilir.
İskoçya’nın 4.James’e böyle bir deneyiminde çocukların İbranice konuşmaya başladıkları iletilir. Diğer hiçbir ilahi güç ile ilgili deney bu fikri kuvvetlendirmez.
Bir rivayete göre Tanrı bütün dilleri Babil şehrinde karıştırıp dünyaya yaymıştır. Ama diller bir ilahi güçten yayıldıysa, onları yenileme gereği duymazdık.

Doğal Ses Kaynağı (The Natural Sound Source) :
Bu fikre göre, ilk kelimeler doğal seslerin taklitleri olabilir. Örneğin; “cawcaw” şeklinde ses çıkardığından ingilizce karga “caw” demektir. Guguk kuşu sesinden dolayı ingilizce “cuckoo” olarak isimlendirilmiştir. Bütün dillerde bu teoriyi destekleyen çeşitli kelimeler bulunur. İngilizcede “splash-su sıçratma”, “bang/boom-gürültülü ses” gibi...Dilin doğuşu hakkındaki bu teoriye “bow-wow (köpek havlaması)” teorisi denir. Bazı dillerdeki kelimelerin “seslerin yansımasıyla (onomatopoeic)” ile açıklamak mümkündür ama bu şekilde sessiz, soyut varlıkların kelimelerini açıklamak mümkün değildir. Ayrıca bir dil sadece varlıkları isimlendirmekle oluşmaz.
Başka bir fikre göre, dilin doğuşu insanların çıkardığı doğal-duygusal seslerden geliyor olabilir. “Ouch, Ah!, Hey!, Wow!, Yuck!...gibi. Bu sesler genelde sıradan konuşmaya zıt olarak ani nefes alıp verme sonucu oluşan seslerdir. Anlamlı kelimeler ise böyle seslendirmeler içermez.
Bir diğer fikir “yo-heave-ho” olarak adlandırılan teoridir. Bir insanın sesi fiziksel çabasıyla birleşerek dili doğurmuş olabilir, özellikle bu düşünce bir çok insan tarafından aynı anda kullanılırsa daha da mantık kazanır. Yani bir grup insan günlük hayatlarında doğal olarak kullanacakları homurtu, inilti, bağrışlar sonucu dile bir başlangıç kazandırmış olabilirler. Bu fikre göre insan dili sosyal bir içerik olarak gelişmiştir. Ama maymunların da sosyal çağrıları ve homurtuları olmasına rağmen konuşma yetenekleri yoktur. Bu fikirde tam anlamıyla seslerin kökenlerini açıklayamamaktadır.

Ağız Hareketleri Kaynağı (The Oral Gesture Source) :
Bu fikre göre fiziksel hareketlerle ağız hareketlerinin çıkardığı seslerin bağlantısı vardır. Tüm vücut hareketleriyle olsa bile bütün duygusal durumlar ve niyetler açıklanamayacağından ağız kullanılarak dil geliştirilmiş olabilir.
Önce iletişim için vücut hareketleri kullanılmış, sonra ağız, dudak, gırtlak hareketleriyle çeşitlendirilme sağlanmış olabilir. Bu düşünceye Sir Richard Paget “a specialized pantomime of the tonque and lips” adını vermiştir.
Mimik ve diğer hareketleri iletişim maksadıyla kullanabiliriz. Ama bu fikir mimik ve diğer hareketlerden seslendirmeye geçişi açıklamaz. Ayrıca bütün bu ağız ve vücut hareketleri bütün dilsel mesajları asla karşılamaz.

Genetik Dilbilim (Glossogenetics) :
Diğerlerinden biraz farklı bir görüştür. Daha çok insan dilinin düzenleme ve gelişmesinin biyolojik temelini baz alır. Diğer hayvanlarda olmayan insan simasındaki fiziksel yoğunlaşma başlangıç olabilir. İnsan kafatası en eskileri bugünün gorillerine benzemesine rağmen zamanla konuma yetisini olanaklı kılan şekle gelmiştir.

Fiziksel Uygunluk (Physiological Adaptation) :
İnsan dişleri, maymunlarda olduğu gibi öne meyilli değil, düzdür. Yüksekliği konuşmayı kolaylaştıracak şekildedir. Bunlar “f, v, th” seslerini kolaylaştırır. Ayrıca insan dudakları diğer hayvanlarda bulunmayan esnek ve karmaşık kaslardan oluşur, “p, b, w” sesleri böylece kolaylaşır. İnsan ağzı ufaktır, hızlıca açılıp kapanabilir ve dil hareketleri seslerin çeşitliliğini karşılamak için uygundur.
İnsan gırtlağı (diğer adı ses tellerini içeren müzik kutusu) pozisyonuyla maymunlarınkinden farklıdır. İnsanın fiziksel gelişimi sırasında insanın duruşu giderek başı öne, gırtlağı aşağıya itmiştir. Gırtlakta oluşan sesleri yankılayan yutağı oluşturmuştur. Bu nedenle insanlar yemek yerken nefesleri kesilir.
İnsan beyini gelişmiştir ve iki yarım küresi farklı görevleri üstlenmiştir. Dil sol yarı küreden kontrol edilir. Alet kullanma kontrolü de buradan sağlanır. Bu ikisi geliştikçe insan beyni de gelişmiştir. Böylelikle el işi geliştikçe dile yatkınlık başlamış olabilir. Bir ses çıkarmak için iki taş (ses) gerektiği gibi... İnsanlar isimlendirme yeteneklerini geliştirdikten sonra biraya “beer” adını koymuşlardır. Aynı şekilde başka bir şekilde “good” ismini geliştirmişlerdir ve insan beyni bu iki kelimeyi birleştirecek olgunluğa birkaç bin yıl da ulaşmıştır.

Etki-Tesir ve İnsanlar arası İlişkiler (Interactions and Transactions) :
İnsanların doğal sesleri gelişimleri sırasında birleştirdikleri açıktır. Aynı şekilde acı, zorluk, korkma gibi duygular ve örnek olan vücut hareketleri ile dili geliştirmeleri kolaylaşmıştır. Dilin bu birinci ana fonksiyonuna Etki-tesir (Interactions) adı verilir. İnsanlar birbirleriyle sosyal ve duygusal bağlar kurarken dile böylece ihtiyaç duymuşlardır.
Dilin diğer fonksiyonu bireyler arası ilişkilerdeki vazifesidir (Transaction). Bundan kasıt insanların yeteneklerini, bilgilerini paylaşmasıdır. Bu ilişkiler nesilden nesile gelişmiştir.
Interaction ve Transaction dilin iki ana fonksiyonudur.




Dilin Sesleri
İngilizce’de okunuş ile yazılış arasında sesler arasında farklar vardır. Yazıya göre telaffuzda hatalar olacağından ‘phonetic alphabet’ geliştirilmiştir.

Phonetics (fonotik) :
Fonotik, telaffuzdaki sembol ve çalışmalarının genel adıdır.
Articulatory Phonetics : Bize bir kelimenin telaffuzunun nasıl yapılacağını gösteren çalışmadır.
Acoustic Phonetics : Konuşmanın fiziksel özellikleridir, havadaki ses dalgaları gibi.
Auditory Phonetics : Algı, işitme ile ilgilidir.
Forensic Phonetics : Kanunsal olaylarda konuşanın hüviyeti ve telaffuz kayıtları üzerinde inceleme çalışmalarıdır.

Articulation : Voiced and Voiceless (sesli ve sessiz telaffuz) :
Konuşmak için ciğerlerden gelen hava nefes borusuyla dışarı itilir. Gırtlakta sesler ikiye ayrılır :
1) Ses telleri titremeye başladığında, ciğerlerden gelen hava aralarından engellenmeden geçer (unimpeded). Buna “sessiz telaffuz denir”.
2) Ciğerden gelen hava ses tellerini aralıklarla tekrarlayan bir şekilde titretir. Buna “sesli telaffuz denir”.
Voiced : “Z, V” gibi harfler telaffuz edilirken titreme olur ve bunlar seslidir.
Voiceless : “S, F” gibi harfler telaffuz edilirken titreme olmadığından bunlar sessizdir.
Bunu anlamak için iki kulağımızı kapatıp deneyebiliriz.

CONSONANT (sessiz harfler) :
Place of Articulation (telaffuzun yeri) :
Ciğerlerimizden gelen hava yukarı çıkar ve ağız veya burun yoluyla dışarı çıkar. Çoğu sessiz harf (consonant), dil (tongue) ve ağzın diğer bölümleri kullanılarak oluşturulur. Sesler birbirinden bu kısımda ayrılır.
Bilabials : alt ve üst dudağın birbirine dokunmasıyla çıkan seslerdir : “p, b, m, w”.
Labiodentals : Üst dişlerin alt dudağa dokunmasıyla çıkan seslerdir : “f, v”.
Dentals : Dilin önden üst dişlere dokunmasıyla çıkan seslerdir. : “theta ( ) e.g. three, teeth; eth ( ) e.g. the, there, thus”.
Alveolars : Dilin, üst dişlerin arkasına dokunmasıyla oluşan seslerdir. : “t, d, s, z, n, l, r,”.
Alveo-palatals : Dilin damağa dokunmasıyla oluşan seslerdir. : “( ) e.g. shoe-brush; ( ) e.g. church; ( ) e.g. pleasure; ( ) e.g. gem, joke; y e.g you”. > harflerin üzerindeki virgüle “wedge” denir.
Velars : Dilin damağın biraz arkasına dokunmasıyla oluşan seslerdir. “k e.g kill, car; g e.g go, gun; angma ( ) e.g. sing, tongue”.
Glottals : Dil kullanılmadan çıkarılan tek sestir. : “h e.g. house, whose”.

Manner of Articulation (Telaffuzun Amacı) :
Stops : Duraklı, devamsız sesler : “p, b, t, d, k, g e.g. bed, ten”.
Fricatives : duraksız, sürekli sesler : “f, v, s, z, e.g. fish, those”.
Affricates : Nefesin kısa aralıklarla gelmesiyle sürtünmeyle oluşan seslerdir :
“ e.g. jeep, cheap”
Nasals : Genizden gelen havanın çıkardığı seslerdir. “m, n, ( ), e.g. morning, name.
Approximants : Sesin telaffuzu bir sonra gelen sesli harf tarafından etkilenir. : w, y, l, r, h”.

Bilabial Labiodental Dental Alveolar Alveopalatal Velar Glottal
Stops p, b t, d k, g
Fricatives f, v ( ), ( ) s, z ( ), ( )
Affricatives ( ), ( )
Nasals m n ( )
Approximants w l, r y h

Voiceless p f ( ) t, s ( ), ( ) k h
Voiced b, m, w v ( ) d,z,n,l,r ( ), ( ) g, ( )


Telaffuzlar : ( ) : th , ( ) : de, ( ) : ş, ( ) : ç, ( ) : j, ( ) : c, ( ) : ng

The Glottal and The Flap :
Glottal Stop (gırtlakta ses duraksaması ) : sembolü ( ), ses telleri arasındaki boşluk tamamen kapanıp kısa bir süre sonra serbest bırakıldığında oluşan duraksamadır. Oh! Oh! dediğimizde ilk oh! ile ikinci arasında böyle bir durak vardır. “botter” ve bottle” kelimelerinin ortalarında da durak vardır. Daha çok Cockney (Londra), New York ve İskoçlar tarafından kullanılır.
Amerikalılar “butter” kelimesini “budder” şeklinde okurlar. Bu telaffuzda olan ise “flap”tır. Sembolleri (D) ve ( ). Bir derste “plato”nun önemini anlatan öğrenci telaffuzu “play-dough” şeklinde yaptığında da flap’a örnek olmuştur.

VOWELS (sesli harfler) :
Havanın dudak veya dil gibi organlarla kesilmeden dışarı verilmesiyle oluşan seslerdir. “heat ve hit” derken dilin ön kısmını kullandığımızdan buna “high, front sesler” denir. “hot ve hat” derken ise dil daha alçak ve geri mesafededir bu nedenle buna “low, back sesler” denir.

Front Central Back
High i l u
Middle e . . . . .
Low . . a




Dilin Ses Örnekleri :
Phonoly : Dildeki ses sistem ve modellerinin tanımlanmalarıdır. “Bir dilin konuşmacısı farkında olmadan o dilin ses modellerini bilmektedir “ teorisine dayanır. Seslerin gerçek fiziksel telaffuzundan çok onların soyut ve zihinsel görünüşü ile ilgilidir.
“Tar, star, writer, eight” kelimelerindeki “t” sesleri phonology’de aynı yolla ifade edilir ama gerçek konuşmada bütün bu “t” sesleri farklıdır. Bu sesler farklı olmalı ki “tar, car, far, bar” kelimelerini ayrı telaffuz edelim.

Phonemes :
Anlamda değişiklik oluşturan ve diğerlerinden farklı her bir sese “phoneme” denir. /t/ phoneme işareti bir sesi tanımladığı için yanlarında bölmelerle işaretlendirilmiştir. Bir phoneme’nin temel özelliği zıtça işlemesidir, mesela İngilizce’de /f/ ve /v/ fonemleri “fat, vat, fine, vine” kelimelerindeki farklılıkları yaratmaları açısından önemlidir. Bir dildeki fonemleri bu farklılık belirler. Bir karakter iki anlama gelecekse o kelimede farklı fonemlere sahip olmalıdır.
Bir önceki konunun listesindeki bir sesin her bir özelliğine “features” denir. Mesela /v/ sesi : [+voice, +labiodental, +fricative olduğundan /p/ ve /k/ sesleriyle aynı grupta olamazlar. Bütün bu “features”leri araştırdığımızda belki şu sorunun cevabını bulabiliriz : Neden İngilizce’de /pl-/ ve /kl-/ sesleri çoktur ama /vl-/ sesiyle başlayan kelime yoktur.

Phones and Allophones :
Phoneme hafızadaki farklı ses türü iken gerçek konuşmada o ses türünün birçok çeşidi oluşur. Bunlara “phone” adı verilir. Tek bir fonemin bütün bu çeşit seslerini topladığımızda ise o fonemin “allophones” ine ulaşırız.
Mesela;
“tar” kelimesindeki [t] sesi, “star” kelimesinde olandan daha sert söylenir. Tar kelimesinde “aspiration” (üfleme) daha fazladır. Bu şeklinde “t” sesinin fonu “th” dir.
“Writer” kelimesindeki “t” sesinde simgesi [D] olan “flap” vardır. Bu başka bir fondur.
“eighth” kelimesindeki ( ) sesi “t” kelimesinin telaffuzunu değiştirir. Buradaki fonun simgesi ise ( )dir.
Ayrıca /i/ foneminin iki fonu ve [ĩ] dir. Örneğin : “seen” “seed”.

Minimal Pairs and Sets :
Bir dildeki fonetik ayrılıklar bu türlerle test edilir.
Tek bir fonemin değişmesiyle anlamları farklılaşan iki kelime “minimal-pair” olarak adlandırılır. Örneğin: “pat-bat”, “fan-van”, “site-side”. Bu İngiliz fonolojisine göre sınıflandırılmıştır. (Arapça’da böyle bir özellik yoktur). İngilizce’yi ikinci dil olarak öğrenen konuşmacılar ses farklılıklarının anlam farklılıkları üzerindeki etkisini bu yolla öğrenebilir.
Bir çok kelime aralarında tek bir fonemin değişmesiyle anlam değiştirdiğinde bu duruma “minimal-set” denir. Örneğin : “feat, fit, fat, fate, fought, foot”.

Phonotactics :
Bir dildeki bazı ses birleşmelerinde belirli örnekler vardır. “lig-vig” minimal set’lerden sayılmaz. Bunlar İngilizce değildir. İngilizce’deki kelimelere göre olan fonolojik bilginiz bu kelimeleri eğitmenizi sağlayabilir. İngilizce’de böyle kelimelere “accidental gaps” denir. [fsIg] yada [rnIg] gibi accidental olmayan kelimeler ise fonemlere göre oluşturulmaz. Bunlara “phonotactics” denir.


Syllables and Clusters :
“syllable” sesli harf içerir. En yaygın türü sesli harften önce sessiz harf gelen CV’dir. Bir “syllable” nin parçaları onset (bir veya daha fazla sessiz harf), rime/rhyme (sesli harfi içermesi. Rime, “nucleus” ve hemen ardından sessiz harf geliyorsa “coda” diye adlandırılır.
“me, to, no” gibi kelimeler bir “onset” ve bir “nucleus” tan oluşmaktadır. Bunlar “open syllables” diye adlandırılır. “up, cup, at, hat” gibi kelimeler “soda” içerdiğinden “closed syllables” olarak adlandırılırlar.


“Onset” ve “coda” birden fazla sessiz harf bulundurabilir. Buna “consonant cluster” denir. “stop” ve “post” kelimelerindeki “st” harfleri bundandır. İngilizce’de 3 sessiz (CCC)de bir araya gelebilir. “stress, splat”... Böyle kelimelerde ilk sessiz daima /s/ olmalıdır. Bir sonraki “voiceless stops - /p/,/t/,/k/” ver son harfte herhangi bir sessiz... e.g. “spring, strong, scream”. Birçok dilde CV vardır.


Co-articulation Effects :
Konuşma denilen olgu hızlı ve kendiliğinden oluşur. Kelimelerin sesleri arasında geçişi duraksamadan yaparız. Buna “co-articulation” etkileri denir. Bu etkiler “assimilation” ve “elision” olmak üzere iki tanedir.

Assimilation (benzeşme):
Birbirini izleyen iki ses arasında geçiş yapılırken birinci sesin bir kızmı ikinci sesle kaynaşır. Buna “assimilation” denir.
E.g. : you and me : [ ]
I can go : [ ]

Elision (çıkarma) :
“and” kelimesindeki [d] sesi genelde okunmaz. Veya “friendship” kelimesinde yine [d] sesi yoktur. Buna “elision” denir. “coda” halindeki /t/ sesi genelde böyle düşer. “aspects – he must be”... bazende sesli harfler düşebilir : “suppose, cabinet, interest, every”...

Sorular:
Bir dilde fonemleri belirlemenin yolu nedir?
Bir kelimede bir sesin yerine başka bir ses koyarak kelimenin anlamını değiştirebiliyorsak o iki ses fonemdir.

Allophone ile phoneme arasındaki fark nedir?
Bir kelimede fonemlerin değişmesi ile anlam ve seste değişir ama allophone değişince sadece ses değişir.



( ) see, eat, key. ( ) putt, blood, tough. ( ) my, buy, eye.
( ) hit, myth. ( ) move, two, glue. ( ) cow, loud.
( ) tail, great, weight. ( ) put, could, foot. ( ) boy, void.
( ) pet, said, dead. ( ) no, know, though.
( ) sat, ban. ( ) raw, fall, caught.
( ) above, sofa. ( ) cot, father, body.

Bu liste “high, front” seslerden “low, back” seslere göre sıralanmıştır. Son üç tane ise “diphthong”tur (iki seslinin bir hecede kaynaşması).

Diphthong : İki sesin kaynaşmasından oluşur. İngilizler Amerikanlara oranla daha çok kullanırlar. Çoğu Amerikan “say” kelimesini iki ses ile değil, “sey” şeklinde kullanırlar. “They, you, we” kelimeleri de iki ses içerir.

-ALINTIDIR-


Şubat 20, 2011, 02:00:23 ös
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Değerli arkadaşlar, en ufak not alırken, kimle konuşursak konuşalm imla ve dil bilgisi kurallarına uymaya çalışalım derim ben.


Şubat 20, 2011, 02:06:17 ös
Yanıtla #7

Değerli arkadaşlar, en ufak not alırken, kimle konuşursak konuşalm imla ve dil bilgisi kurallarına uymaya çalışalım derim ben.

:) Guzel bi uygulama ..
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Şubat 20, 2011, 02:24:15 ös
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

İşte o uygulama olduğunda her şey çok güzel olacak.


Şubat 20, 2011, 02:28:33 ös
Yanıtla #9

İşte o uygulama olduğunda her şey çok güzel olacak.

Bunun mumkun olmasi sizce de garip olmaz mi:) zitliklarla icice yasadigimiz dunyada bunun gerceklesmesi biraz zor gibi .. bana gore ;)

Simdi konuya iliskin dusuncemi belirtecek olursam ; lise caglarinda olmadigimize gore donem odevi hazirlamiyoruz ki sonucta ogretmenimizden kirik not alma gibi bir endisemiz de yok.. bu yuzden neden gelisiguzel yazmak varken kendimi kasma geregini hissedeyim ?

Saygilarla,
« Son Düzenleme: Şubat 20, 2011, 02:31:13 ös Gönderen: Prenses Isabella »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
4179 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 29, 2007, 03:23:09 ös
Gönderen: just_McCann
3 Yanıt
5308 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 08, 2013, 03:34:33 öö
Gönderen: GOASISG
6 Yanıt
7153 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2007, 02:15:17 öö
Gönderen: shemuel
1 Yanıt
4484 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 25, 2016, 11:03:09 ös
Gönderen: Ve-nice
Lsd nedir?

Başlatan Einsof Kimya

2 Yanıt
57717 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2007, 03:22:36 ös
Gönderen: Einsof
2 Yanıt
4400 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2014, 01:16:58 öö
Gönderen: ABCDEF
Dininiz nedir?

Başlatan Piyon « 1 2 3 4 5 » Anketler ve Istatistikler

47 Yanıt
31141 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 28, 2017, 05:39:10 öö
Gönderen: night manager
14 Yanıt
11307 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 26, 2012, 12:37:48 ös
Gönderen: Dor
15 Yanıt
10283 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 21, 2007, 09:13:49 ös
Gönderen: Itzhak
2 Yanıt
13700 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 31, 2008, 04:09:01 ös
Gönderen: semsin