Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Çamur ve Yaradılış  (Okunma sayısı 9651 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 30, 2012, 06:56:39 ös
Yanıtla #20
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Merhaba

Sn Laus Deo çok güzel ve nazik bir yanıt vermiş. Kendisinin nezaketinden etkilendiğimi ifade etmek isterim
Ancak papaz benzetmemdeki amaç tabi aslında bir meslek grubundan ziyade konunun dinsel içeriği ve insanların bunu doğrudan kabul edebilme üzerinedir.
Masonluk hakkında fazla bilgim olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Masonluk hakkında araştırırken bulduğum bu site veiçeriği, okumuş olduğum masonluk üzerine birkaç kitap ve tanıdığım birkaç mason dostumun anlattıklarında ibarete tüm bildiklerim.
Ama Sn ADAM'ında itiraz ettiği gibi masonların bazı noktalarda özellikle inanç konusundaki dogma fikirleri tartışmasız kabul etmeleri önceleri beni çok şaşırtmıştı sonrasında bu kabullenmeleri esneten veya sorgulamayan masonik anlayışlarıda öğrenince bir çıkış yolu bulunduğunu anladım.

Çamur ve yaradılış tabiki bir metaforu ifade eder. Ama peşisıra kutsal kitaplardaki her ayet bu anlamıyla bir metaforu işaret edecektir. Zaten kutsal kitapların temel anlamı yaşam ve ölüm üzerine düşünme ve ahlaki kurallar yatıyor. Kitaplarda yaratıcı kendisini tanınmasını istiyor. Belki bu noktada iman masonların yüce hedefleri ile bağlantılı bir gerekçedir, gerçekliktir.

Sonuç olarak kişisel anlamda hayatın spirutuel gelenekler üzerine inşa edilmesine karşıyım Bu boşuna bir uğraştır. Bilimiin aydınlık yüzü belki masonluk ideali gibi tüm insanları bir gün kuçaklayacaktır belki.

Saygılarımla.

( Yazıdaki ana fikri tam toparlayamadım. Bu açıdan anlam düşmelerini hoşgörünüz.)
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Mayıs 31, 2012, 01:23:16 öö
Yanıtla #21
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Bu başlık altında çok değerli katkılar geldi.

İlk mesajımda basit kuralı sayılara dökmemem benim eksikliğimdi.Bu eksikliğimi bu fırsatla kapamak istiyorum.
İlk mesajımda yazmış olduğum nedenlerden dolayı tarihteki herhangi bir inancın esinlenerek alma olasılığı örneğin %90 olsa
100 adet inancın hepsinin birden esinlenerek alma olasılığı yaklaşık %0,003.

Alıntı
Tabii ki butun bu hikayelerin aslinda metaforlar butunu oldugunu unutmayalim. Butun bu hikayelerin birbirine benzemesi ise dinlerin birbirinin kopyasi oldugunun kaniti degil, yuce Yaraticinin buyuklugunun ve tekliginin kanitidir.

Sayın Laus Deo nun düşüncesine katılıyorum.Bende aynı fikri taşımaktayım ama tabikide karşıt düşüncelerede açığım.

Sayın b12 bireysel görüşlerini beyan etmiş.

Sayın ADAM takdir sözleriyle beni mahçup etti teşekkür ederim.

Sayın popperist:
Alıntı
Bir tesadüftür demiyorum tabi tüm mitlerin ortak bir tarfı olmasına. Ama hammadde pek önemli bir şey değildir bizim zamanımızda.

Tesadüf olma olasılığı daha düşük oluyor 1/2^n 100 inanç için %0,000(toplamda 28 sıfır)008.
Hammadde önemli değil tabikide aslında bazı noktalarda Sayın Laus Deo nunda belirttiği gibi meteforlar mevcut.Ancak insan yapısının da bu evrenin bir parçası olduğunu ve olmak zorunda olduğunu düşünürsek maddi tanımlamaya metafor olgusunun çok belirleyici ayırıcı bir yanı kaldığını düşünmüyorum(maddi olmayan açıklamalara göre).Dolayısıyla aynı olgunun tekrarlanması bazı ipuçları verdiğinin kanaatini taşıyorum.Tabiki bu ipucu insan bedeninin yapısı değil inançların evrimsel süreçleriyle ilgili olarak düşünüyorum.

Alıntı
Antik Yunan'da da felsefenin başlangıcında bu ham madde (arkhe) arayışı muazzammış. Nedir bu hikmet bilmiyorum. O zamanın bilginleri her şyin özünü bilmek istiyorlarmış herhalde. Kategorik, kuru bir bilgiyi arıyorlar. "İnsanın özü nedir" veya daha seküler olanları "maddenin özü nedir" diye sormuşlar. Thales "su" demiş. Empedokles, ateş, su, hava, toprak ve sevgi ve nefrettir demiş. Ne işe yarıyor bu bilgiler? Bu kadr önemli yapan bir şey olmalı ki o zamanda arkhe araştırması bir anlam ifade etsin.

Evrenden ve ötesinden insanlığın bir numaralı ispatsız gerçekliğini anlayabilmek için olmalı...

Sayın ADAM bir ricada bulunmuş
Alıntı
Bu "çamur" sözcüğü Tevrat'ta mı geçer yoksa Kuranıkerim'de mi?
Benim iyi yada kötü olarak nitelendirebileceğim bile bir bilgim yok ancak cevap veren olmadığı için araştırıp burada paylaşayım.

Kuranı Kerim:
Al imran 59 :" إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِنْدَ اللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ "
"Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi."
Google translate yardımıyla "toprak" kelimesi "تُرَابٍ " okunuşu "tura'bin"
Tevratta:
Yaradılış 2: 7 RAB
"וַיִּיצֶר יְ־הֹוָ־ה אֱ־לֹהִים אֶת הָאָדָם עָפָר מִן הָאֲדָמָה וַיִּפַּח בְּאַפָּיו נִשְׁמַת חַיִּים וַיְהִי הָאָדָם לְנֶפֶשׁ חַיָּה:"
"Tanrı Adem'i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. "
"And the Lord God formed man of dust from the ground, and He breathed into his nostrils the soul of life, and man became a living soul."
Google translate yardımıyla " עָפָר מִן " olarak erişebildim yanlışlarımla.

Sayın asimov
Alıntı
Bu yaradılıştaki çamur saplantısı acaba su ve kilden oluşan çamura,  ona şekil verebilmek, ondan heykelcikler yapabilmek dolayısıyla ona ruh üfürüp can vermek olarak alabilirmiyiz. İnsan nasıl çamurdan yaratılacakki canlılığın temelinde karbon var. Yanan şey karbondur. Ayrıca azot, forsfor vs. Yani bu eski çağ bigisini, ilkel bilgiyi alıp modern dünyada bir gerçekmiş gibi sunmaktır.

İnsan şeklinin biçimlendirme yollarından esinlenilmiş olamaz mı diyorsunuz. %90 ihtimali olsa yukarıda belirttiğim gibi bununda 100 inançta bulunma ihtimali %0,003 olurdu.Ki tek yöntem heykel yapımı değil bu düşünceye göre; mağara duvarına (yada papirüs e )çizilen resimler,
metale yapılan kabartmalar, taştan oymacılıkla yapılan heykeller....
Bu nedenle savınız bana mantıklı gelmiyor.

Sayın Arais sorularını sormuş.

Sayın Adonis:
Alıntı
Birincisi; etrafındaki bütün bitkilerin toprağın su ile birleşmesi sonucunda geliştiğini gören insanoğlunun bu gizemli olayın etkisinde kalarak kendisinin de toprak ve suyun birleşimi olan çamurdan yaratıldığı hissine kapılmasıdır. İnsanların baharın gelmesi ile etrafında bitkilerin fışkırmasından halen etkilenmeleri, bu günleri çeşitli adlar ile bayram olarak kutlamaları günümüzde de geçerlidir. 
100 inancın aynı fikirde olduğunu savunabilirmisiniz ?

Alıntı
İkincisi; sonuç sperm'in çamur olarak nitelendirilmiş olabileceğidir. Yapısı itibarı ile çamur kıvamındadır.
Sperm ile ilgili olan metinlerde var.

Sayın asimov
Alıntı
Doğa ve evren kutsal kitaplarla açıklanamaz.
Tabiki bilimsel manada açıklanamaz.Bunun aksini belirtenin olacağını sanmıyorum.

Sayın ADAM
Alıntı
Ancak ne yazık ki öyle olmaktadır. Çünkü din arddamı oldukları iddiasındaki o kişiler, günümüzde bile gidip bu işin doğrusunu öğrenerek gelecekleri yerde, kendi çevrelerinde kendi dogmalarını insanlara zorla yutturmaya uğraşmaktadır. Bunun nedeni de elbette öteki dünyada değil, bu dünyadaki bireysel çıkarlarını gözetme kaygısında oluşlarıdır.

Haklısınız Sayın ADAM dinlerin dogmatik olmasını "sorgulanamaz kabuller" olarak görüp kişisel yorumlamaları içerisinde harmanlayacak biçimde kullanılabiliyor.

Sayın nonserviam katkıda bulunmuşlar.

Katkılarınızdan teşekkür ederim.

Saygılarımla


« Son Düzenleme: Mayıs 31, 2012, 01:31:04 öö Gönderen: neumann »


Mayıs 31, 2012, 01:11:38 ös
Yanıtla #22
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bilmediklerimi bilenlere sormaya devam etmeliyim.

Tamam, Tanrı (Allah) insanı çamurdan yaratmış.

Çamuru nereden bulmuş?

Onu daha önce, taş ile suyu kullanarak yaratmış derseniz, peki!. Hava, ateş ve esir ne işe yarıyormuş, onu ayrıca sorarız gerekirse.

Asıl soru şu: Öteki canlıları ne kullanarak yaratmış? O kitap bunu da yazıyor mu?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 31, 2012, 04:37:28 ös
Yanıtla #23
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 229

Din kitaplarinin birer metaforlar butunu oldugunu tekrar hatirlatmak geregi hissettim sayin Adam'in mesaji sonrasinda...

Tekrar soyluyorum, Tanri insani camurdan yaratmamistir, camurdan yaratilma metaforu insanin dunyadan ve daha da onemlisi materyal bir yapidan oldugunu vurgulayan ve spirituel eksikligini gosteren bir metafordur.

Ornegin Adem ile Havva, kitaplara gore yaratilan ilk insanlardir. Oysa ki bu da bir metafordur. Adem ile Havva metaforu, evrim sonrasi olusan ilk insanlara isaret eder. Adem ile Havva gercekte var olmuslardir, o ayri, fakat onlarin yaratilisi bahsettigim yonde bir basitlestirme ve ayni zamanda gizlilestirme yontemiyle metafor halinde anlatilmistir.

Ayni metafor Gilgamis destani icin de gecerlidir bu arada...

Elbette bunlar benim gorusurum, dini kitaplar bunlarin hepsi metafordur demez cunku onu da gizliden soyler. Ben size bunu kanitini saglayamam elbette.

Son sorunuza aciklik getirmis olmak icin soyleyeyim: Diger canlilar evrim sonucu ortaya cikmislardir. Evrimin tohumunu ise elbette ve elbette Tanri atmistir. Yaratis, baslatma ve yonlendirme onun eseri...

Bu gidisle basligin yonu yine farkli yerlere varacak. Ayrica sayin Adam yanlis anlamasin fakat ben onun bu sorularini tamamen bilgi edinme amacli degil de, koseye sikistirma amacli goruyorum. Eger yanlis algiliyorsam, kusuruma bakmayin, ozur dilerim.

Tanri inanci, aciklamalarla ve rasyonel dusunceyle maalesef kazanilabilecek bir sey degil. Bu bir inanc meselesi ve umarim benim oldugum gibi zamani geldiginde tum Ateistler Tanri inancina kavusurlar. Gerci Tanri kesin vardir demekle kesin yoktur demek arasinda pek bir fark da gormuyorum, o ayri tabii... Ama iste mesele inanc meselesi oldugu icin Tanri'nin varligina inaniyorum demekle Tanri kesinlikle palavradir demek arasinda hem boyut farki hem de saygi farki vardir.

Esenlikler,

Laus Deo!
YY & Y


Haziran 01, 2012, 01:47:55 öö
Yanıtla #24
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 889
  • Cinsiyet: Bay


Benim aklıma Sayın ADAM bu konuda konuşunca söle bir soru geliyor.


Madem sayın ADAM bu masallara(yaradılış efsanesine) inanmıyor. Takma isim olarak neden ADAM'ı seçmiş ?!?



Sevgilerimle


« Son Düzenleme: Haziran 01, 2012, 01:50:31 öö Gönderen: Arais »
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Haziran 01, 2012, 11:02:17 öö
Yanıtla #25

Öncelikle uzun ve yorucu finallerimin arkasına forumdaki herkese merhabalar demek isterim.

Yazılanları okudum. Oldukça eğlenceli, felsefî ve dinî yüklü bir başlık olmuş. Aslında başlık çamur ve yaratılış olsa da benim bunun dışında ekleyeceklerim var. Bunlardan biri de NUH TUFANI'dır. İslam dininde de geçen, ve tüm hayvanları bir gemiye bindirerek, Allah'ın dünyaya reset atması sırasında kendini ve diğer hayvanları kurtaran bir insanın öyküsüdür nuh tufanı. Lakin bir benzerine Yunan Mitolojisinde de rastlarız. Tabi sayın Laus Deo, görünenin arkasında bir görünmeyen arayarak; kendi bakış açısıyla yorumlar getirmekte. Ama bu yorumları ne derece, kim için, ne için; doğru kabul edebiliriz? Orada şunu değil de şunu demek istemişmiş demek; biraz zorlama bir faalyet olmaz mı? O halde çok rahat bir şekilde dinden dinsizliği bile doğurabiliriz. Dünya üzerinde gerçekten öyleleri çıkmamış mıdır?

Sonra yazılar arasında bir de yedi gök geçmiş. Güya gök yedi katmanmış. GökTanrı dinine mensup atalarımızın göğün katmanlardan oluştuğuna inanmasını anlarım da, bu forumdakilerin inanmasını anlayamam. Bizler bilimsel olarak göğü daha rahat inceleyebilmek için katmanlara ayırırız. Bu göğün yoğunluğuna, sıcaklığına yahut diğer bir etkene bağlı olarak yapılır. Kesin ve çizgileri belirlenmiş bir ayırım söz konusu değildir. Her bilimsel kuruluş, farklı gök katmanları modellerini kullanırlar. NASA 5 katmanlı bir model kullanır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü de 5 katmanlı bir model kullanır. Göğü 7 kattan yarattık ifadesini bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmaya çalışmak, epey komik oluyor. Bilimle alakası olmadığı gibi, saçma gibi de durmaktadır. Ama sayın Laus Deo, burada "ASIL" anlatılmak istenen neymiş, bize de anlatırsa seviniriz.

Gelelim Nuh Tufanı'na. Yunan mitolojisinde de şöyle geçer:

"Kadını yaratarak insanları felâkete ve ıstıraba sürüklemesi Zeus'un kinini yatıştırmadı. Bu şımarık mahlûkları tamamıyla yok etmemek, onları müthiş bir tufanın dalgaları arasında boğmak istedi. Fakat kurnaz titan Prometheus bu defa da insanların yardımına koştu. Zeus'un müthiş tasavvurundan oğlu Deukalion'u haberdar etti. Deukalion, karısı Pyrrha ve Pandora ile beraber Thessalia'da bulunuyordu ve oranın kralı idi. Babasının tavsiyesi ile üstü kapalı bir kayık yaptı ve karısı ile onun içine girdi. Yağmurlar yağdı, sular kabardı, ortalık baştan başa deniz kesildi. Onlar dokuz gün dokuz gece dalgalar üzerinde çalkalandı durdular. Onuncu günü sular alçalmaya başladı. Fakat ikisinden başka bütün insanlar boğulmuştu. Bu tufanın felâketinden kurtulan karı koca, Parnassos yahut Othrys dağına yanaştılar ve karaya ayak bastılar.

Deukalion, Baş Tanrı Zeus'da KURBAN KESTİ. Tanrı, kendisine kurban kesen bu dindar insana acıdı. Onun ilk adağını yerine getireceğini vadetti. Deukalion, Zeus'dan insanların yeniden yaratılmalarını diledi."

Şefik Can, Klasik Yunan Mitolojisi, syf. 16-17.

Bizde anlatılanlara ne kadar çok benziyor değil mi? Peki neden? Çünkü inanışlar birbirinden etkilenir ve yeni bir inanış mutlaka kendinde eskiyi barındırır. Zira eski inançlar yeninin içerisinde olursa, insanların o dini kabul etmeleri ve o dine alışmaları daha rahat olur. Bugün sık sık İslam'ın pek çok putperest inancı içinde barındırdığı söylenmez mi? Namazın benzerini putperestlerin kıldığı, Allah kelimesinin Ellah'dan geldiği... Tabi sayın Laus Deo, bize kuranda nasıl kılınacağı anlatılmayan namaza nasıl bir simge yüklediğini açıklayacaktır.

Sonra İslam nasıl bir coğrafyada doğmuştur? Kuran'da kutuplara özgü yahut Avustralya kıtasına özgü hayvan-bitki adları var mıdır? Cehennem neden ateştendir? İslam kutuplarda doğmuş olsaydı, cehennem yine ateşten mi olacaktı?...

Uzatmayalım. Özeti şu tekrarla bitirelim: "Bizde anlatılanlara ne kadar çok benziyor değil mi? Peki neden? Çünkü inanışlar birbirinden etkilenir ve yeni bir inanış mutlaka kendinde eskiyi barındırır. Zira eski inançlar yeninin içerisinde olursa, insanların o dini kabul etmeleri ve o dine alışmaları daha rahat olur."

Saygılarımla.

« Son Düzenleme: Haziran 01, 2012, 11:04:45 öö Gönderen: peacewings »
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Haziran 01, 2012, 12:17:20 ös
Yanıtla #26
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Sayın peacewings in Sayın Laus Deo ya yöneltmiş olduğu bir kaç soruda fikrimi beyan etmek istiyorum.

Alıntı
Sonra yazılar arasında bir de yedi gök geçmiş. Güya gök yedi katmanmış. GökTanrı dinine mensup atalarımızın göğün katmanlardan oluştuğuna inanmasını anlarım da, bu forumdakilerin inanmasını anlayamam. Bizler bilimsel olarak göğü daha rahat inceleyebilmek için katmanlara ayırırız. Bu göğün yoğunluğuna, sıcaklığına yahut diğer bir etkene bağlı olarak yapılır. Kesin ve çizgileri belirlenmiş bir ayırım söz konusu değildir. Her bilimsel kuruluş, farklı gök katmanları modellerini kullanırlar. NASA 5 katmanlı bir model kullanır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü de 5 katmanlı bir model kullanır. Göğü 7 kattan yarattık ifadesini bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmaya çalışmak, epey komik oluyor. Bilimle alakası olmadığı gibi, saçma gibi de durmaktadır. Ama sayın Laus Deo, burada "ASIL" anlatılmak istenen neymiş, bize de anlatırsa seviniriz.

Siz bilimsel konuları dinsel öğelerle anlama yanlışına düşünüyorsunuz Sayın peacewings

Siz evrenin 4 boyutlu olduğunu düşünerek hava katmanlarını yorumlamışsınız.

Sizin fikrinize karşı olan bir kişi hemen diyebilir ki evrenimiz 4 boyutlu(zaman dahil) değil 11 boyutlu;buna hangi cavabı üreteceksiniz Sayın peacewings ?

Evrenin dört boyutlu yada 11 boyutlu olduğunu yada farklı bir yapıda olduğunu ispatlayarak dinsel öğeleri ne ispatlayabilirsiniz nede çürütebilirsiniz. Çünkü biri nedensel bilgidir diğeri dogmatik bilgidir.Ayrıca bu dogmatik bilginin anlatış türü doğası gereği benzetimlere uymak zorundadır.Sayın Laus Deo nunda belirttiği gibi metaforlar bütünüdür aslında.Bu hukuki metinlerde kanunlarda yer alan kelimelerin açıklanmasının olmadığı durumu benzeri bir durumdur.

Saygılarımla
« Son Düzenleme: Haziran 01, 2012, 12:23:30 ös Gönderen: neumann »


Haziran 01, 2012, 12:40:22 ös
Yanıtla #27

Sayın neumann,

Yedi gök üzerine söylediklerim, bu bilgileri bilimsel bir gerçekmiş gibi sunanlara yöneliktir. Bunun dışında farkettim ki bu konuda sayın Laus Deo'dan bir açıklama beklemem doğru olmamış. Bu konuda sizin de sayın Laus Deo'nun da haklılık yapı olduğu kanısındayım. Fakat ilki neyse (bilimsel gerçek olarak sunmak), ikincisi de (tamamiyle yoruma dayandırmak) bence odur. Bu durum işine geleni yorumla, işine geleni bilimsel bir kanıt gibi sun şeklinde istismar ediliyor. Haksız mıyım?

Saygılarımla.
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Haziran 01, 2012, 01:04:27 ös
Yanıtla #28
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Konu bütünlüğünü bozmamak adına daha önce yazdığım şu ayetle başlamak istiyorum.

"Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi."

Hz. Meryem in Hz. İsa nın annesi olduğunu göz önünde bulundurursak."Topraktan yaratılma" durumunun nasıl bir anlamda vücut bulduğu

görünecektir.İnsan yapısının elementlerden canlı organizmalara dönüşme sürecinin bilimi ve bilgisi kitaplara sığmaz.Her dönümü ayrı bir

bilimken nasıl olurda iki kelimeden gerçek anlamını çıkartabiliriz.Yukarıda yazdığım ayette de görüldüğü gibi "insan düşüncesinde yer bulunan" bir anlam verilmek

istenmemiştir.

Alıntı
Fakat ilki neyse (bilimsel gerçek olarak sunmak), ikincisi de (tamamiyle yoruma dayandırmak) bence odur.

Değildir.Çünkü ilkinde "kesin olarak bu böyle" denmekte iken diğerinde "olabilir" denmektedir.Ama eğer yorumda kesinlik belirtirse tabiki haklısınız Sayın peacewings.

Alıntı
Bu durum işine geleni yorumla, işine geleni bilimsel bir kanıt gibi sun şeklinde istismar ediliyor. Haksız mıyım?

Kişileri yagılamamam gerektiğini düşünüyorum. Bunu böyle neden yaptıkları ise insan psikolojisi ile alakası olmalı...

   
« Son Düzenleme: Haziran 01, 2012, 01:06:40 ös Gönderen: neumann »


Haziran 01, 2012, 03:51:04 ös
Yanıtla #29
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 889
  • Cinsiyet: Bay



Burda yaptığım bir yanlışı düzeltmek istiyorum.

Sayın ADAM'ın takma adını, ingilizce ADAM yani ''Adem'' olarak algılamıştım hep taki yine sayın ADAM'ın paylaşımda bulunduğu ADAM olmak adlı yazı dizisine rastlayana kadar.

Oysaki Sayın ADAM ismini Bildigimiz türçkedeki ADAM imiş  Yaradılış efsanesindeki Adem ile hiç bir alakası yokmuş.

Vermiş olduğum bilgi kirliliğinden dolayı özürlerimi sunarım


Saygılarımla
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2074 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2008, 04:03:27 ös
Gönderen: akasya
0 Yanıt
1619 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 08, 2011, 09:55:54 ös
Gönderen: Hacamat