Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BEYNELMİLEL YAHUDİ VE SİON LİDERLERİNİN PROTOKOLLERİ  (Okunma sayısı 13553 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 18, 2009, 01:51:28 ös
Yanıtla #10
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn adam

BEYNELMİLEL YAHUDİ benim okuduğum kitabın adı yazarı Henry FORD ona bu ismi o vermi yazarın verdiği isim gibi yayınlamak istedim bende burdaki olay budur.Protokollerin yahudilerle ilgisi yoktur bu bir düşüncedir mesela bendeolduğuna inanıyorum sizinki gibi bir düşünce tabiki.Protokol olması ilginç adının aslında bir muhatabı yok gibi görülüyor çünkü protokol mantığı karşılıklı olması bir karar varılması için bir konuda yazılı metinlerdir anlamı ama ortada böyle bir durum yok.Bazı konuları tartışmak için  bazı kriterler uygulamak zaruridir bence mesela yayınlanma tarihi olan 1905 yılı ortamını dünya konjüktürünü siyasal gelişmelerini iyi analiz etmek lazım.Her ne kadarda 1905 yayın tarihi olsada rusyada ortaya çıkması manidarda olsa bu metinler bir kere alalade bir beyin tarafından yazılmış metinler değil thodore heltz ile başlayan bir sürecin sorunudur bu hatta kökü dreyfus davasına kadarda dayandıralabilir.Dünyanın heryerinde aşağılanan bir kavmin çığlığı gibi duruyor bu metinler bana öyle anlam veriyor.Rusyada ortaya çıkışı Hazar yahudilerini göçe zorlama projesinin bir yöntemi aslında bu peki nedir bu göçe zorlama sorunu ilk rusyada ortaya çıktı bu göç olayı ve istikamet filistin 1.cihan harbindede bu göç istendi savaş sonrası çağrılar devam etti ve bir takım yahudiler bu göçü yaptılar hemde anlamsız ve metasoru bir biçimde mümkün olan en kısa süreler verilerek adeta kovularak göç ettirildiler aynı yöntemi hitlerde uyguladı hemde daha savaş başlamamışken nazi partisi gençlerine bildiri dağıttırarak yahudiler dışarı.2 Cihan harbi başladığında ise ilk hedef heryerde sırf yahudiler ve yahudi göçü olmuş şimdi ben burda şu soruyu sordum kendime neden 30,40 yıl boyunca avrupa ve rusyada yaşıyan yahudiler filisttine göç etirilmeye çalışılmış hitlerin tüm savaşta yaptığı nerde ise sadece bu.Bu sorunun cevabı basittir savaş sonunda ilk kurulan yeryüzü devleti israil dir.Benim penceremden böyle görüküyor.Bu protokolerin yayınlandığı tarihi  ve sonrası gelişen olaylar çok önemlidir.Henry ford dev bir sanayi imparatoru bu işle uzaktan yakından alakası yok olaya giriş şekli litabının başında anlatıyor.Kitapta protokollerde örnekler verip bunun gerçek dünyadaki uygulanmış hali ile analiz yapıyor.Zaten sonradan da burnundan getirdiler adamın.Önemli olan burada şunu yapabiliyormuyuz bu protokolleri analiz edip ford gibi o sadece 15 yıllık hali ile analiz etirdi biz daha şanslıyız elimizde nerde ise 100 yıllık bir done var protokollerle dünyanın şu geldiği noktalardaki hali arasında bir uyum ve ahenk varmı yokmu önemli olan bu analizleri yapabilmek.Kimi çıkar komplo teorisi bunlar der hakkıda var ama çok sığ ve basit olmazmı o zaman bu yöntemi hayatın her alanına uygularsın her konuya ha omu yok be ingiliz komplosoudur ,yok yok oda rus komplosoudr demezmiyiz peki gerçek olanı nasıl algılayabileceğiz o zaman her fikre temkinli yaklaşıp irdelemeden sanırım anlayamayız.Ben bu protokollerin 100 yıllık serüvende söylenenle yaşanmışlığın arasında birbir paralellik olduğunu düşünüyorum.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ekim 18, 2009, 02:22:31 ös
Yanıtla #11
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sanırım yanlış bir pencereden bakıyorsunuz.

“Protocoles des Sages de Sion”  adlı anlaşmalar serisi 1870 yılı öncesinde düzenlenmiştir.  Daha önvce de değinmiş olduğum üzere, bu anlaşmayı  Priéure de Sion (Sayın amerbach'ın bu bağlamdaki görüşü saklı) adına Victor Hugo, Suprême Conseil de France adına Adolphe Crémieux imzalamıştır.

Dünya Siyonist Organizasyonu kurulduktan beş yıl kadar sonra Rus asıllı bir gazeteci bunların Yahudilerin hain emellerini gösterdiğini ileri sürerek bu bağlamdaki kampanyanın açılmasına yol vermiştir.

Daha önce de değinmiş olduğum üzere, bu belgelerin Yahudilik ile ilgisi olmadığını belirlemek için özgün metinlerini okumak gerekmektedir. Çok örnek var ama bir tanesini alalım. Protokollerin bir yerinde “Gerçek papa, uluslararası bir kilisenin babası niteliğini taşıyacaktır.” diye bör söz geçer. Şimdi siz bunun neresini Yahudilik ile bağdaştırırsınız?

Bu konuda çeşitli yayınlarda sırf Yahudileri kötülemek, masonları da onların işbirlikçiliğini etmekle suçlayan tarzdaki anlatımları okurken, çok özenli olmak gerekiyor.

Sevgiler.

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 18, 2009, 02:35:13 ös
Yanıtla #12
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay


Ortodoks Yahudilikten Hıristiyanlığa dönen Rahip Nathanel Kapner, ünlü Rus yazarın yaklaşık
1,5 yüzyıl önce Yahudilerle ilgili Rusya ve Ruslara yaptığı uyarıları derledi.
Dostoyevski’nin 1877’deki “Bir Yazarın Günlüğü” adlı kitabında “Yahudi Sorunu” adlı bir bölüm
vardır. Endişe verici ve ürkütücü bir öngörüyle (günümüz olaylarına da ışık tutacak şekilde),
Dostoyevski Yahudilerin yeni kazandıkları haklarıyla sosyal ve politik hakimiyetini önceden
haber vermiştir:
“Yahudiler dünya hakimiyetine can atarlar. Bu nedenle bütünleşmiş varlıklarını korumak
durumundadırlar. Eğer Yahudilere Ruslarla aynı yasal haklar verilip ve kendi “Devlet içinde
Devletlerini” korumalarına izin verilerse, Ruslardan çok daha fazla imtiyazlı hale geleceklerdir.
Bu durumun sonuçları Avrupa’da şimdiden çok açıktır”.
Yahudilerin dünya hakimiyeti ajandasıyla ilgili endişelerini ifade ederken Dostoyevski, Yahudi
bankerlerin 1800’lerin ortalarında Avrupa’yı nasıl ele geçirdiklerini şöyle anlatır:
“Avrupa’nın her yerinde Yahudilerin borsalardaki egemenlikleri, sermayeyi kontrol etmeleri,
kredin efendileri olmaları boşuna değildir. Tekrar ediyorum onlar uluslararası politikanın
efendileridir
1 / 3
Dostoyevski’nin 130 yıllık Yahudi kehaneti
Cumartesi, 28 Şubat 2009 16:29
Yaklaşan Yahudi ideallerin kesin zaferidir. Ondan önce insani hassasiyetlerin, hakikate
susamışlığın, Hıristiyan duyguların ve Avrupa’nın ulusal ve toplumsal onurunun diz
çöktürülmesidir.
Gelecekte olacaklardan Yahudilerin kendileri de haberdardır: Hakimiyetleri yaklaşmaktadır,
kesin egemenlikleri”
Yahudilerin Avrupa’nın sosyal ve finansal kontrolü ışığında, Dostoyevski Rusya ile ilgili
endişelerini şöyle dile getirmiştir:
“Eğer sadece 3 milyon Rus ve 80 milyon Yahudi olsaydı ne olurdu? Ruslara nasıl davranır ve
efendilik ederlerdi? Yahudiler Ruslara hangi hakları verirlerdi?
Onları köleleştirmezler miydi? Daha da kötüsü hepsinin birden derilerini yüzmezler miydi? Son
kişiye kadar hepsini kesmezler miydi, tamamen köklerini kazımazlar mıydı?”
Dostoyevski , “Yahudi ve bankası” ile birlikte Yahudici dini diktelerinin nasıl Gayri-Yahudileri
nasıl boyunduruk altına alacaklarını tam kesinlikle önceden tahmin eder:
“Bir Yahudi’yi dininden ayrı tasavvur etmek imkansızdır. Hepsi Mesihlerini beklemektedir, en
düşük Yahudi’den en yüksek ve aydın filozofu ile Kabalist Haham’ına kadar hepsi. Hepsi
Mesihlerinin onları Kudüs’te birleştireceklerini ve kılıçla tüm ulusları diz çökerteceğine inanırlar.
Yahudi ve bankası şu an her şeyi kontrol etmektedir: Avrupa’yı, eğitimi, medeniyeti, sosyalizmi,
özellikle sosyalizmi kullanarak Hıristiyanlığı sökmek ve medeniyetini yok etmek istemektedir.
Geriye anarşi kaldığında Yahudi her şeyin komuta edecektir.
Yahudiler sosyalizmi vazederken, o kendi türüne yapışacaktır ve Avrupa’nın tüm zenginliği
harcandığından Yahudi’nin bankası hala orada olacaktır”.
2 / 3
Dostoyevski’nin 130 yıllık Yahudi kehaneti
Cumartesi, 28 Şubat 2009 16:29
Ürkütücü ve ne kadar şimdiyi anlatıyor, öyle değil mi?
timeturk


sn adam

Protokolleri ve beynelmilel yahudi adlı eseri daha yeni okudum.Ama derinlemesine hatta tarihinin hugoya kadar gittiğini bilmiyorum rusyada ortaya çıkış şekli hep şaibeli olan bir konu ama sizi bu konuda bir nebzede doğrulaması açısından yukarıdaki yazıyı yayınladım daha önce okumuştum bir yazar gözünden böyle dehşet bir boyuttan bakıldığına ilk kez tanuk oldum.Sanırım o yıllardaki o ortamı anlamamız açısından bir perspektiftir diye düşünüyorum
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ekim 18, 2009, 04:34:17 ös
Yanıtla #13
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Kuşkusuz Antisemitistler Yahudilerin nasıl bir ekonomik egemenlik kurduklarını anlatır durur ama bu arada her nedense Avrupa'daki Yahudi soykırımlarından, hele Endülüs İslâm uygarlığı sonrası İspanya'da olup bitenlerden, Yahudileri kendi ülkelerinden kovarken nasıl tüm varlıklarına el koyduklarından hiç söz etmezler.  Bir insanın bu gerçekleri görmesi ve anlaması için Yahudi yandaşı olması gerekmez. Çoğunlukla dünya yüzündeki Yahudi sorununa hep tek yönlü olarak bakılmıştır. Bunun için de diyorum ki, çoğu kaynaklarda yazılı olanları sıkı bir süzgeçten geçirerek incelemek gerekir. Bunun sonucunda Yahudiler haklı çıkmaz, hele kendilerini Tanrı'nın tek seçilmiş halkı olarak görmeleri kesinlikle hoşgörülemez ama dünyadakie Yahudi sorununa çok geniş bir perspektiften bakıldığına onların da kendilerine göre bir haklılığının bulunduğunu teslim etmek gerekir.

Buna karşılık kendi içlerinde de hiçbir şekilde onaylanamayacak tutum ve davranışlara giriştikleri de ayan beyan ortadadır. Örneğin Siyon Protokolleri konusu daha gündeme bile gelmemişken, o protokolleri imzalayan Adolphe Crémieux, Alliance Israélite Universelle (Evrensel İsrail Birliği) adlı bir örgütün başına getirilmişti. Bu örgütü ünlü Yahudi banker ailesi Rotshild finanse ediyordu. Fakat kendi dediklerinin, kendi istediklerinin yapılmasını istiyorlardı. Nitekim buna dayanamayan Crémieux sonunda o örgütü terk edip gitmek zorunda kalmıştı. Rotshild ailesi daha sonra Theodor Herzl ile de çelişkiye düştü ve Dünya Siyonist Organizasyonu'nu baltkalamaya bile girişti.  

Ancak tüm bunlar benim üzerinde durduğum konular değil. İsteyen varsa ayrıntılarına girer, anlatır; başka türlü bilgileari olanlar bunların üzerinde tartışır. Benim sözünü ettiğim, Siyon Protokolleri'nin bunlarla bağdaştırmamak, ayrı bir rafta tutmak gerektiğidir. Evet, Adolphe Crémieux daha önce Evreansel İsrail birliği'nin başkanlığını bile yürütmüş olan bir Yahididir ama Siyon Prokolleri bununla doğrudan bağlantılı değildir.

Sayın Karahan'ın aktardıkları da tipik bir Antisemitist anlatımdır. Bunlara bilgisiz ve kafalarını çalıştırmaya bilemeyenler kolayca kapılır. Hele ülkemizde bu bağlamda  daha da ileri gidilmiştir. Bir yazar kitabında Masonluğu yerden yere vururken şunu yazmıştır:

"Masonlar Yahudidir, Komünisttir, Emperyalisttir."

Buna benzer saçmasapan bir söylemi Batı yazınında göremezsiniz, Çünkü Batılmı bir okur, bunu yutmaz ve yazarın tüm yazdıklarını uydurma olarakt niteleyiverir. Ancak daha ılımlı bir yaklaşımla, belli ve tek bir noktadan saldırıya girişilince, yeterince bilgili olmayan sıradan bir okuyucu kendini kanmaktan alıkoyamaz. Siyon Protokolleri bakımından olan da budur.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Ekim 18, 2009, 07:35:34 ös Gönderen: skullG »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 18, 2009, 06:26:03 ös
Yanıtla #14
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn Adam

Bu antisemitist yakıştırmalarını dünya genelinde doğru bulmuyorum.Böyle bir terimin bir topluluk içinde doğru yada yanlış anlamdada kullanılmasını kabul etmiyorum.Farklı düşünmek karşıt olmak anti semitist bakış açısını getirmez.Bir gün okuduğum bir kitaptan etkilenerek bir soru sordum kendi kendime neden neden herşey yahudilerin üzerine kilitli neden  her olayın bakış açısında yada merkezinde yahudi kavmi var bütün dünya onlara kötülük yapmak için birleşmişmidir nedenini hep aradığım bir soru.Özgürlükçü bir insana kalkıp antisemitist dediğinizde onu kitlersiniz.Rodshields den bahsediyorsunuz ve muhakkaki biliyorsunuzdurki  tüm dünyadaki gücü tek başına elinde tutan adam heltz bile bir müddet sonra kopmuş ondan abdülhamide geldiğinde arkasında onun parası ve gücü vardır.Tüm dünyada ülkeler ve halkları neden nefret ederler peki o toplumdan neden hep yahudi düşmanlığı yapmışlar bir suçta bile en basit kavramda karşılığında ne yapmış diye sorarlar adama.Çoğunlukla dünya yüzündeki Yahudi sorununa hep tek yönlü olarak bakılmıştır diyorsunuz bende tam bu noktada bu konuyu anlamak istiyorum bu devletler psikopatlar ve beceriksiz yönetimler tarafındanmı yönetiliyordu sebebi nedir  o önemli bu noktada yahudi sorununa hep tek taraflı bakmak terimi klişe olmaktan öte bir anlam taşımaz burada.Eğer bir devletin kaldıramayacağı bir sorun varda kendi tarafından bakıyorsa bu da doğal hakkıdır sanırım.Bazı gerçekler gerçekleri görmezden gelinerek konuşulamaz .Nedenlerine verebileceğiniz cevap yoksa sadece antisemit yada bir başka terimlerle savuşturulmamalı bu gerçeğe dünyanın gözü kapalıda olablir .Protokoller tamamen provakatifte olabilir belli bir amaç içinde kullanılmış olabilir ama amaca giden yolda küçükte olsa bir hizmette bulunmuş olmasıda ihtimal dahilinde sanırım.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ekim 18, 2009, 07:05:30 ös
Yanıtla #15
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Forum alanında bireysel seslenişleri kendi hesabıma uygun bulmadığım için bu bağlamdaki son yazıya genel yanıt vermek durumundayım.

KimileriYahidi yandaşı (Semitist) yazar, kimileri Yahide karşıtı (Antisemitist). Bence terim kullanımı bakımından bunun yadırganacak yanı olmamalı; yeter ki ne dediğimizi, neden söz ettiğimizi karşılıklı olarak anlayabilelim. Öte yandan kimilerinin tutumu objektiftir; doğrusuyla yanlışıyla, iyisiyle kötüsüyle, yan tutmadan inceler konuyu.

Ben herhangi bir kitap ya da yazı için Antisemitist dersem, bunun nedeni anlatımın tek yanlı oluşu ve Yahudilerin hep suçlanışıdır.  Kuşkusuz Yahudilerin kötü görüylüşünün, aşağılanışlarının, kovulmalarının gerekçeleri vardır. Bu gerekçelerin haklı olanları da vardır, haksız olanları da.   Eğer gerekçenin temelinde  Yahudilerin kendilerini üstün ırk olarak görmesi yer alıoyorsa haklıdır. Nitekim bu yüzden 19. yüzyılda Orta Avrupa'da Yahudiler Masonluğa kabul edilmemiştir; öte yanda kimileri hâlâ Masonluğu Yahudilikle bağdaştırmaya süredursun. Buna karşılık gerekçe Yahudilerin senginleşmesi üzerine onlara karşı duyulan kıskançlıkla karışık hınç ise, bu tutumun hiç de haklı görülebilir bir yanı yoktur.

Aslına bakarsanız bu konu benim bilgi birikimimin biraz dışında kalır.  İyi bilmediğim bir konu üzerinde de tartışmaya girmek istemem.  Tarihsel bakımdan gerek Seferad gerek Aşkenazi Yahudilerinin başlarından geçenleri ve bunların niçin öyle olduğunu bilirim.  Ancak korkarım bu açılmış olan bu başlığın benim ilgilendiğim bölümünün dışında kalır.

Sevgiler.

   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
43 Yanıt
25420 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2007, 11:06:15 ös
Gönderen: shemuel
8 Yanıt
3696 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 05, 2007, 03:09:14 ös
Gönderen: Hamlet
YAHUDİ HAZARLAR

Başlatan shemuel « 1 2 3 4 » Yahudiler

36 Yanıt
18622 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 10, 2008, 12:14:50 öö
Gönderen: blossom
2 Yanıt
7639 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2007, 09:59:57 ös
Gönderen: shemuel
3 Yanıt
4937 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 24, 2009, 10:20:10 ös
Gönderen: degas
30 Yanıt
12474 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 01, 2008, 07:47:25 ös
Gönderen: Isis
0 Yanıt
3105 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 15, 2009, 11:01:49 öö
Gönderen: karahan
26 Yanıt
17952 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2013, 11:47:04 öö
Gönderen: Spock
0 Yanıt
5362 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2010, 02:23:19 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
3153 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2014, 01:07:46 ös
Gönderen: ADAM