Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ÇOK SÖZÜ EDİLMİŞ “Gizli Dosyalar” OLAYI - 3  (Okunma sayısı 2039 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 14, 2010, 05:06:25 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Paris’teki Milli Kütüphane’de bulunan sözüm ona “gizli” dosyaların bir bölümünde, Prieuré de Sion örgütlenmesiyle bağlantılı birtakım bilgiler ve 20. yüzyıl başlarında Bérenger Saunière’in Rennes-la-Château köyünün kilisesinde bulduğu el yazmaları, ayrıca köyün önceki rahibi Antoine Bigou tarafından yapılmış olan mezar taşının üzerinde yazılı olanlar falan yer alıyor.

Bu belgelerin Milli Kütüphane’ye gelinceye kadar elden ele dolaştığından söz etmiştim. Bu konuda şöyle bir yorum yapılıyor:

“Bérenger Saunière bunları Johann Salvator von Habsburg’a, o da işi bittikten sonra Prieuré de Sion’un o tarihteki büyük üstadı Claude Debussy’ye vermişti. Aradan elli yıl kadar bir süre geçti. Claude Debussy’den sonra büyük üstat Jean Cocteau, bu örgüte bambaşka bir çehre edindirmek istedi. Bu belgeleri inceleyip, ortaya derli toplu bir sonuç çıkarması için tarihçi Leo Schidlof’u görevlendirdi.”

Belki! Bu bir olasılık… Fakat belgelerin geçirdiği serüven başka türlü de olabilir.

Bu arada bir rastlantıdan daha söz edeyim.

Claude Debussy’nin büyük üstat olduğu dönem, Bérenger Saunière’in Rennes-la-Château’da geçirdiği yıllar ile (1885-1918) hemen hemen örtüşüyor.

Şimdi birisi çıkıp, bu kronolojik rastlantı üzerine de spekülasyon kurabilir. Kim bilir, belki yapan olmuştur bile.

Böylece, Claude Debussy’den sonra Prieuré de Sion’un büyük üstatlığına gelen kişinin Jean Cocteau olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.

Belki siz adını pek duymamışsınızdır ama sarat çevrelerinin iyi tanıdığı pek ilginç bir kişi bu Jean Cocteau… Ondan daha sonra ayrıca söz etmek isterim doğrusu.

1976 yılında Paris’teki Milli Kütüphane’de bir diğer belge daha bulundu. Bu bir çalışmaydı. “Le Serpent Rouge” (Kızıl Yılan) başlığını taşıyordu. Bu çalışmayı yapanların, Pierre Feugere, Gaston de Koker ve Louis Saint-Maxent adlı üç kişi olduğu belirtiliyordu. 13 kıtadan oluşan bir şiirdi bu. On ikisi Zodyaktaki bildiğimiz burçlardan birinin adını taşıyordu. Sonuncusuna ise, on üçüncü burç olarak benimsenen “Ophiuchus” (yılanın sahibi) adı verilmişti.

Bu şiir, Rennes-la-Château köyündeki kilisenin dekorasyonunda kullanılmış olan simgelerin anlamlarını, simgeler arasındaki bağlantıları açıklıyordu. Böylece, Bérenger Saunière’in o kiliseyi niçin o şekilde dekore etmiş olduğuna ilişkin bir yorum yapılmıştı.

Bu anlatım ve yorumlarda, Alşimistlere yani simyacıları özgü bir tutum görülmekteydi. Nitekim Alşimistler, çalışmalarında “kızıl yılan” terimini de kullanır. Bu işlem, bakırı altına dönüştürmede bir katalizör olarak kullanıldığı söylenen kırmızı kükürt aracılığıyla gerçekleştirilen kimyasal oluşumun karşılığıdır. Bu işin bir zincirleme reaksiyon olduğu söylenir.

Bunun ne denli doğru olduğunu ben bilmem. Alşimi konusunu iyi bilenler söylesin. Ben sadece şunu söyleyebilirim: Burada sözü edilen kızıl yılan, bir simgedir. İsa’dan günümüze dek süregeldiği kabul edilen kutsal kan bağını vurgular yani bir bakıma Kutsal Kâse kavramıyla özdeşleşir.

Elbette araştırmacılar, bunu öğrenir öğrenmez hemen kaynağından daha geniş bilgi edinmek amacıyla şu adı verilen üç kişinin peşine düştü.

Sonuç aynı: O üç kişinin, hep birden asılmak suretiyle ölü bulunduğu haberi alındı. Polis, bu kişilerin Satanist olduğunu, kendilerini astıklarını söyledi.

Ölen kişilerin ailelerine başvurdular. Her birinin ailesi, oğullarının adı belirtilen diğer iki kişiyle hiçbir ilgisi olmadığını ileri sürdü.

Hiçbirinin diğer ikisiyle ilgisi yok idiyse, nasıl olmuştu da bunların üçü birden aşağı yukarı aynı anda kendini asmıştı? Nasıl olmuştu da üçünün adı birden aynı belgenin üzerinde buluşmuştu? Bu belgeye sahte bir yazar adı konması gerekmişse, bir teki yetmez miydi?

Bu olaya ilişkin resmi soruşturma dosyası alelacele kapatıldı. Polisten de başka bir bilgi elde edilemedi.

Kimilerine göre; sözünü ettiğim bu şiirdeki üslup, Jean Cocteau’nun tarzı ile tıpatıp örtüşmekteydi. O üç kişi belki gerçekten Satanist idi. Bu belgeyi Milli Kütüphane’ye her kim yerleştirmişse, belki de bu işi onların ölümünden hemen sonra yapmıştı.

Araştırmacılar ayrıntılı bilgi edinmek istediğinde, “Gizli Dosyalar” olarak nitelenen belgelerin hemen hepsinde aynı durum ile karşılaşılmaktaydı. Herhangi bir belgeyi yazmış ya da düzenlemiş olduğu belirtilen kişinin adı ya uydurulmuş ya da ödünç alınmış gibiydi. İlgili belge ortaya çıkar çıkmaz, ya aslında öyle bir kişinin hiç olmadığı ya da kısa bir süre önce ölmüş olduğu görülüyordu. Sanki şöyle deniyordu araştırmacılara:

«Bu belgeyi al, kullan, değerlendir... Yazarını ya da düzenlemiş olanı arama, bulamayacaksın.»

Bu olay sadece dosyalarda adı geçen kişilerle de sınırlı değil. Neden sonra, bu dosyaları Paris’teki Milli Kütüphane’ye Fakhur el Islam adında bir kuryenin topluca getirip, kütüphane ilgililerine teslim etmiş olduğu öğrenildi. Hemen bu adamın nerede bulunabileceğini araştırmaya girişenler, onun da 1967 yılında Paris’in güneydoğusundaki Melun adlı bir kasabanın hemen dışında, demiryolu üzerinde ölü bulunmuş olduğunu öğrendi.

Bu konuda da polisin yaptığı araştırmadan da hiçbir sonuç çıkmadı. Nedeni anlaşılamayan, faili meçhul cinayetlere biri daha eklendi. Polisiye macera romanı yazacak olanlar için pek çekici bir tema.

Konu, yalnızca kişi adlarıyla da kalmıyordu. Bu dosyalardaki belgelerden bazılarının kapsamında, konuyla ilgili olmak üzere birtakım adresler verilmişti. Bunlar araştırıldığında, ya böyle bir adresin hiçbir yerde olmadığı, bütünüyle uydurulduğu ya da konuyla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı görüldü.

Ondan sonra gelin de bu belgelerde yazılı olanlara güvenin!






Sayın Amerbach, daha önce benim bu konuyla bağlantılı olarak yazdıklarımı, bu yönden bakarak eleştirmişti. Haklı! Başka ne diyebilirim ki?

Ancak benim bu gizli dosyalara ilişkin yazacaklarım daha bitmedi.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
28 Yanıt
57776 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2017, 08:24:27 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
12669 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 05, 2008, 02:15:26 öö
Gönderen: bugfree
13 Yanıt
6773 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 12:31:49 öö
Gönderen: aashooter
31 Yanıt
34040 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 17, 2015, 05:15:38 öö
Gönderen: Risus
1 Yanıt
3034 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 29, 2010, 09:45:34 ös
Gönderen: aashooter
0 Yanıt
1888 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2010, 08:18:51 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2436 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 13, 2010, 09:21:03 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2484 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 18, 2010, 10:34:35 öö
Gönderen: amerbach
0 Yanıt
2333 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 17, 2010, 08:12:22 öö
Gönderen: ADAM
13 Yanıt
14716 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2011, 10:59:20 ös
Gönderen: moonlight