Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Doğruluk  (Okunma sayısı 3437 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 15, 2018, 10:55:00 ös
Yanıtla #10
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 76
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Ex Oriente Lux yine görecelik kavramı üzerinden aklımızı zorlamamızı istemiş. :)
Keyifle kabul ediyor ve cevaplıyorum: bir cismin şeklini anlamaktan tutun da sebep sonuç ilişkisi içeren olaylara kadar doğru ve yanlış çoğu zaman gözlemcinin perspektifine göre değişebilmektedir. Daha kısa ifadeyle; Hayır, doğru her zaman bir tane değildir.
Doğruluğun ölçüsünün de nedensellik (causality) olabileceğine inanıyorum.
İzni olursa ben de kendisine ve okumaya vakit ayıran tüm üyelere bir soru sorayım:
Toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar etik veya doğruyla çelişirse etiği ve "doğruyu" korumak mümkün müdür? Yoksa çoğunluğun isteği "doğru" olandan daha mı evladır?
Saygılarımla.


Ekim 15, 2018, 11:01:38 ös
Yanıtla #11
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 686

Dogrunun var olabilmesi icin yanlış bir seyin olması gerekir. Neyin dogru neyin yanlış oldugu ise kisinin yaradana ve dostlarına (kimisi kardes der) yaptığı eylemlerle ilgilidir.
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


Ekim 16, 2018, 12:16:44 öö
Yanıtla #12
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 94
  • Cinsiyet: Bay

Doğru bir tane midir?
Genel-geçer herkesçe kabul gören mi doğrudur?

Ezcümle,doğruluğun ölçüsü/şirazesi nedir?
Dinleyenin/Dinleyenlerin idraki ve bilgisi derecesindedir diye düşünüyorum. Saygılarımla
Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde. Mimar Sinan


Ekim 16, 2018, 01:32:57 öö
Yanıtla #13

Toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar etik veya doğruyla çelişirse etiği ve "doğruyu" korumak mümkün müdür? Yoksa çoğunluğun isteği "doğru" olandan daha mı evladır?
Saygılarımla.

Bir miktar ilgi alanım olduğu için müsade olursa "nacizane" cevaplamak isterim. Kanunlar aslına bakarsanız çoğu toplumun sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik yapısını yansıtmaz. Sebebi ise sarihtir; Kanunların büyük çoğunluğunun  İktibas,resepsiyon, kodifikasyon gibi metodlar kullanarak yapılmasıdır. Yani tümüyle ya da bir kısmıyla başka bir ülkenin kanunlarını, hukuk düzenini benimsersiniz. Küçük değişiklikler içermekle birlikte -Ki çoğu yersiz ve kanun yapma metodu bakımından yetersiz olmakla- Türk Ceza Kanunu İtalya'dan iktibas edilmiştir. İtalya ile birlikte bir avrupa ülkesi olarak görülmemize rağmen; aradaki farkları sizlere izah etmeye lüzum görmüyorum.

Konunun özüne  gelecek olursak kanunlar toplumsal yapıyı düzenlemekten ziyade devletin güç gösterisidir. Devletin yasama,cezalandırma tekelini ve kuvvetini sağlama aldığı metinlerdir kanunlar. Toplum, yasalarda  kendine  yüzeysel olarak  yer edinebilir ancak ve ancak devletin belirlediği ölçüde.  Bu yüzden kanunlar etik(felsefik) ve doğrularla hatta ahlakla(Sosyolojik) bile çoğu zaman çelişir, çarpışır. Çünkü biz çoğunluğun seçtiği azınlığın yönettiği ve adına devlet denilen olgunun belirlediği sistematiğin bir sonucudur yasalar. Yani demokratik toplumlarda bile yasaların önceliği insan, yani birey yahut toplum değil; devlettir. Bu kısmı de lege lata; yürürlükte olduğu halde bu halinden hoşlanılmayan, değiştirilmesi istenen kanun bağlamında bir eleştiridir.

De lege feranda(Olması gereken Hukuk) bağlamında bir cevap verecek olursak; Etik ve doğruluk korunması gereken değerlerdir. Bireyler, toplumu oluşturur ve onun bütününün en küçük yapı taşıdır. Eğer siz etik ve doğruya, mutlağa bağlı kalırsanız; çoğunluğun ve toplumun da doğrudan yana olmasını sağlayabilirsiniz.

Hülasa, çoğunluğun seçtiği azınlığın yani devletin etik,doğruluk kuralları bizi bağlamakta. Ancak bir birey olarak etik ve doğruluktan ayrılmamak için çırpınmaktayım.

Sevgi ve Saygılarımla
« Son Düzenleme: Ekim 16, 2018, 01:40:29 öö Gönderen: Ex Oriente Lux »


Ekim 16, 2018, 11:33:02 ös
Yanıtla #14
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 76
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Ex Oriente Lux'a "toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar" kabulümü düzelttiği için teşekkür ederim. "Devlet, bireylerin kendine hükmetmesi için oluşturduğu yapıdır" tezinden yola çıkarak yaptığım çıkarımın hukuki zemindeki varlığıyla ilgili düşüncelerim biraz naif veya romantik olmuş sanıyorum. Alanım hukuk olmamasına rağmen "Toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar" diyerek haddimi aştıysam özür dilemeyi borç bilirim.
Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Ekim 16, 2018, 11:43:48 ös Gönderen: ebedicirak »


Ekim 17, 2018, 01:28:43 öö
Yanıtla #15

Sn. Ex Oriente Lux'a "toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar" kabulümü düzelttiği için teşekkür ederim. "Devlet, bireylerin kendine hükmetmesi için oluşturduğu yapıdır" tezinden yola çıkarak yaptığım çıkarımın hukuki zemindeki varlığıyla ilgili düşüncelerim biraz naif veya romantik olmuş sanıyorum. Alanım hukuk olmamasına rağmen "Toplumun genel kabulleri ve bunlardan oluşturulmuş kanunlar" diyerek haddimi aştıysam özür dilemeyi borç bilirim.
Saygılarımla.

"Ekseriyetle kibir ve yolsuzlukla yönetilen bir dünyada insanın edebi ve felsefi kanunlara bağlı kalması zordur."
Bu vesileyle bu konu üzerinde haddimin de bilgimin de son raddesinde tek sözüm budur.

Saygı ve sevgilerimle.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
2000 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2015, 07:50:03 öö
Gönderen: 38