Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dogmalar uzerine deneme  (Okunma sayısı 4825 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 26, 2020, 10:57:03 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay

Masonlar tarafindan Utopyaya dogru seyahatte olmak, bence, dogmatik ve dogmatik olmayan masonluktan bahsettigimizde geleneksel olarak bildigimiz dogmalardan esasen farkli olan bir dogmaya dayandigina inaniyorum. Bunu gostermek icin, “dogma” kavramini daha ayrintili olarak tanimlama girisiminden sonra, sirasi ile dogmatik ve a-dogmatik masonlugun, kendimce, belirli kokenleri uzerinde duracagim.

Vikipedia’ ya gore dogma, bir din, ideoloji veya baska bir organizasyon tarafindan tartisilmaz kabul edilen bir ogretidir. Bir dogma, bir ideolojiyi veya dusunceyi olusturmak icin destekleyen temel bir kavramdir. Bu nedenle, bu ideolojiye bagli bir kisinin ondan sapmamasi, hatta onu asla tartismaya acmamasi veya suphe etmemesi beklenir.

Dogma terimi, Hristiyanlik gibi ehli-kitap dinlerinden gelir. Ornegin; Roma Katolik Kilisesinde, 1870’de vuku bulan birinci Vatikan Konseyine gore bir dogma, kilise tarafindan dile getirilen ve kesin bir sekilde inanilan, Tanri’nin vahyidir. Roma Katolik Kilisesi’ nin bu gibi dogmalari hicbir sekilde Protestan kiliseleri tarafindan taninmamaktadir. 16. Yuzyilda Luther ve Calvin tarafindan baslatilan Protestan Reformu, bes sola gibi onemli dogmalara sahiptir.

“Sola Fide”: kisi sadece Isa’ ya hurmet ile kurtarilabilir, iyi isler veya hosgoruler ile degil;
“Sola Gratia”: rahipler veya ayinler araciligi ile arabuluculuk gerektirmeyen Tanri’ nin bir armaganidir;
“Sola Scriptura”: papa veya piskoposlar degil sadece Kutsal Yazilar yetkilidir;
“Solus Christus”: Meryem’ e veya diger azizlere degil sadece Isa’ ya hurmet edilebilir, ve
“Soli Deo Gloria”: tum ihtisam Tanri’ ya aittir.

Bu dogmalar veya bunlarin alt kumeleri, cesitli modern Protestan Kiliselerinin temelini olusturur. Roma Katolik ve Protestan mezheplerinden alinan bu ornekler, bir dogmanin ne anlama geldigini, yani dogru olarak kabul edilen ve, aforoz (dislama) cezasi altinda, sorgulanmamasi gereken tartisilmaz yasalari gostermektedir.

“A-dogmatik Masonluk” hakkinda konustugumuzda, bu tur dogmalardan arinmis bir dusunce yapisi bekliyoruz. Bununla birlikte, a-dogmatik masonluk terimi, a-dogmatik bir masonluktan gorunuste farkli olan bir dogmatik masonluk terimi oldugunu ileri surer. Bunu acikliga kavusturmak icin, masonik otoritelerin 18. yuzyilda orataya cikisina geri donmeliyiz.

1717 yilinin 24 haziraninda Londra’ daki The Goose ve Gridiron tavernasinda toplanan dort loca, daha sonra 1813’ te UGLE olacak Londra ve Westminster Buyuk Locasi’ ni kurmak icin bir araya geldi. Bu Buyuk Loca, rahip J. Anderson’ i bir anayasa yazmasi icin gorevlendirdi. Bu anayasa ilk olarak 1723 yilinda “The Constitutions of the Free-Masons Containing History, Charges, Regulations, &c. of the Most Ancient and Right Worshipful Fraternity” adi altinda yayinlandi.

Anderson’ un anayasasi, Buyuk Loca’ ya gore Masonluk’ un Yukumlulukleri, gorevleri ve Ogretilerini icerir. Bu yukumlulukler kismen, en eskisi 1390 tarihli olan “Regius Poem veya Manuskript/ elyazmasi olan bir dizi on-spekulatif Masonik yazilarda aciklanan eski-Yukumluluklerden esinlenmistir.
Bu eski yukumlulukler, operatif masonlarin uymak zorunda oldugu ahlaki gorevleri ve davranis kurallarini tarif ediyordu. Ornegin, regius elyazmasi, bir masonun het zaman Tanri’ yi ve kutsal kiliseyi sevmesi gerektigini belirtir.

Anderson, 1723 tarihli anayasasinin ilk bolumunde, “Tanri ve dinle ilgili” sunlari belirtir:
 
“Bir Mason, sahip oldugu mevki dolayisi ile ahlak yasasina itaat etmek ile yukumludur; eger sanati dogru anlamis ise, hic bir zaman sersem ( aptal) bir ateist veya dinsiz bir sefih (liberten) olamaz ( olmayacaktir). Eski zamanlarda masonlar bulunduklari ulke veya milletin dinine, bu hangisi olursa olsun, tabî olmak ile yukumlu idiler; fakat simdi kisisel kanilari kendilerine birakilarak, onlari, butun insanlarin uzerinde uyustuklari dine bagli kalmak ile yukumlu tutmak daha uygun bulunmustur; yani hangi mezhep ve inanca baglilikla ayriliyor olurlarsa olsunlar, iyi ve dogru insanlar, serefli ve durust kisiler olmakla yukumludurler; boylece masonluk, birbirlerinden ebediyen uzak kalacak insanlar arasinda bir birlik merkezi ve gercek dostlugun yayilmasina aracilik edecek bir vasita olacaktir."

Dolayisi ile bu kisim, bir masonun asla aptal ( veya sersem) bir ateist (bunun uzerinde de farkli yaklasimlar vardir, ama bu simdi konu disidir) veya dinsiz bir liberten olamayacagini, ancak Tanri’ ya inanmasi gerektigini belirtir. Tanri’ ya inanc olmadan kimse Mason olarak taninamazdi.

Tanri’ ya olan inanc, bu nedenle, Anderson’ un anayasasi ile karakterize edilen bir Masonluk dogmasi olarak gorulebilir.

Anderson’un anayasasi 1738 yilinda gene Anderson tarafindan:  Hakiki bir Noachide gibi (craft) sanati anliyorsa, hicbir zaman, ahmak ( aptal, sersem vs) ne de dinsiz bir sefih olacak, ne de vicdanina karsi hareket edecektir, gibi ilaveler yapilmis ve Nuh’ un uc buyuk akidesi bu kisma eklenmistir.

Bununla birlikte, tek tanrili bir dine inanma gerekliligi, UGLE’ nin mevcut anayasalari Kitabinda halen korunmaktadir ( Bkz: http://www.ugle.org.uk/about-us/ book-of-constitutions). Sayfa 144.

UGLE websitesinde acikca “Tum masonlarin dini bir inanca sahip olmasi beklenir.” Bu dogmayi rededen hic kimse mason olarak taninamaz.

Devami asagida.
« Son Düzenleme: Aralık 26, 2020, 11:01:05 ös Gönderen: midyad »


Aralık 26, 2020, 11:00:32 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay

Devam:

Bir mason adayin bir yetiskin olmasi ve erkek olmasi sarti o kadar da bir dogma degil, bu bir on-kosul veya landmarktir.

Masonluk landmarklari genellikle masonlugun olmazsa olmazlari olarak kabul edilir ve bunlarsiz masonlugun masonluk olmaktan cikmasi anlamina gelir. Amerikali Albert Mackey, 1759 yilinda “Textbook of Masonic Jurisprudence” kitabinda masonlugun landmarklarini tanimlamaya calisti. O’ na gore bu landmarklar arasinda anayasa, yazili olmayan yasalar, kurallar ve masonlugun evrensel gelenekleri vardir. Bunlardan birkacindan bahsedecegim.

Anderson’ un anayasasina uygun olarak belirgin bir dogmatik karaktere sahip landmark 19 soyle diyor:

“Evrenin Buyuk/Ulu Mimari olarak Tanri’ nin varligina olan inanc, masonlugun en onemli landmarklarindan birisidir.”

Tanri’ ya olan inancin yani sira, landmark 20 “ sonraki bir hayata dirilis inanci” sarti getirmektedir.

Dirilise olan bu inanc daha sonra ruhun olumsuzlugu olarakta ifade edildi. Mackey, “Masonluga inanmak ve bir dirilise inanmamak sacma bir olagandislik olur” diyor. Tanri’ ya ve dirilise inanc, Mackey’ e gore masonluk icin gerekli olan dogmalardir. Mackey, bunlar sorgulandiginda mason olunamaz diyor.

UGLE’ nin Anderson anayasasini yorumlamasi ve ABD’ deki Mackey’ nin landmarklari tarafindan tanimlanan sekli ile masonlugun en az bir dogmaya dayandigini gosterdigimi umuyorum. Dolayisi ile bu masonluk bicimine hakli olarak dogmatik denilebilir.

A-dogmatik masonluk Kita-Avrupa’ sinda dogdu. Kita – Avrupa’ sindaki ilk Buyuk Loca, 1733 yilinda kurulan Première Grande Loge de France’ di. Baslangicta, Tanri’ ya ve ruhun olumsuzlugune inanma gerekliligi, Bu Buyuk Loca’ nin anayasasina dahil edildi.

1738 yilinda, Papa Clement XII’nin “In Eminenti” adli emirnamesi’ de masonlugun siddetle kinandigi ortaya cikti. Bu emirnameye gore, Katolik olarak mason olamaya soyle dursun, Roma Katolik Kilisesi’ nin bir uyesi olarak aforoz edilmek icin bir masonla gorusmek yeterlidir. Bu emirname, Fransa’ daki dindar masonlarin sayisinda keskin bir dususe ve Fransiz masonlugunun giderek daha sekulerlesmesine ve hatta atesli bir sekilde katoliklik karsiti hale gelmesine neden oldu. Kita- Avrupa’ Roma Katolik Kilisesi’nin yani sira masonluk pek cok devlet- otoritesi tarafindan da yasaklandi.

1877 yilinda Grand Orient de France, Tanri’ ya inanma gerekliligini ortadan kaldirdi. Ek olarak, Evrenin Buyuk/Ulu Mimari’ na yapilan tum atiflar anayasadan silindi ve artik Kutsal Kitap ile calismak gerekli degildi. Sonuc olarak, UGLE, GOdF ile tum iliskilerini derhal sona erdirdi ve GOdF’ i gayri- muntazam olarak ilan etti.

A-dogmatik masonluk adogmatik midir?

A-dogmatik masonluk, Roma Katolik Kilisesi’ nin egemenligine karsi savasmanin gerekli oldugu bir donemde ortaya cikti. Bu, cogu zaman bu Roma Katolik Kilisesi’ ne bazen cok atesli bir sekilde muhalafet ile sonuclandi. Bazi localar hep birlikte yuksek ses ile antiklerikal olan “À bas la calotte, à bas la calotte, à bas les calottins" sarkisini soyleyerek calismalarini sonlandiriyorlardi.

Masonluk avadanliklarin, sembolerin ve rituellerin onemli rol oynadigi zengin bir gelenege sahiptir. Bu, sembollerin ve uygulamalarin bazilarinin dini bir perspectiften sembolik olarak yorumlanabilecegi anlamina gelir. Bu nedenle, cogu kez bu semboller ve uygulamalar dogmatik olmayan bazi obediyanslar tarafindan sistematik olarak rededilir. Bu karsitlik bazen gercekten dogmatik bir karakter kazaniyor.

Oyle ise a-dogmatik masonluk herhandi bir dogmadan gercekten muafmidir? Het masonun gorevi kendi kendisini gelistirmek ve sayin NOSAM33 ‘ un dedigi gibi kendi ham tasini yontmaktir.

Bu yontmanin hareket noktasi sudur: her mason, insanlik Ulku Mabedi’ nin yapimina uyan kup tasi yapmak icin kendi ham tasini keserse, dunyayi daha iyi bir yer haline getirecektir. Boylelikle masonlar Utupya yolundadir. Ancak yolculuk en az varis noktasi kadar onemlidir.

Kendi basina calismak, hamtasini yontmak, ancak ve ancak kendini gelistirebilecegine inaniyorsa anlamlidir. Insan mukemmeligine olan inanc olmadan, masonik calismalarin hicbir anlam ifade etmedigini dusunuyorum. Iste bu yuzden, degerli forum uyeleri ve forumu takip edenler, insanin mukemmelligine olan inancini MASONLUK’ un gercek dogmasi, ayni zamanda a-dogmatik masonlugunda gercek dogmasi olarak goruyorum.     





Aralık 27, 2020, 10:57:44 ös
Yanıtla #2
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 685
  • Cinsiyet: Bay

Sayın midyad kendi perspektifinde konuyu araştırmış ve bizlerle paylaşmış, en önemlisi bu bilgiler ışığında son paragrafa kendi yorumunu eklemiş.

Her ne kadar emek verilip hazırlanmış bir paylaşım olsa da eleştirilerimi paylaşmak istiyorum.

Bu yazı aslıda pek çok farklı noktaya çekilebilir. Yanlış anlaşılmalara mahal verebilir.

Öncelikle şunu tekrar belirtiyorum; dogmatik / adogmatik şeklinde bir Masonik sınıflama yoktur.

Vatikan ile arası kötü olan sadece Liberal Masonluk mudur? Geleneksel Masonluğun Katolik Kilisesi ile arası iyi midir? Katolik Kilisesi, Masonluğu defalarca aforoz ederken sadece Liberal Masonluğu mu aforoz etmiştir?

19. yüzyılda, Fransa Büyük Doğusu, "Tanrı inancı şartını" kaldırırken, o sırada Fransa'da olağanüstü gelişmeler oluyor muydu? Mesela Fransız Katolik Kilisesini kim yönetiyordu? Fransız Büyük Doğusu neden böyle karar almak zorunda kaldı? Siyasi sebepleri var mıydı bunun, yoksa sadece "Tanrı inancı şartını" dogmatik bulduğu için mi bu kararı aldı?

Sayın midyad demiş ki "A-dogmatik masonluk, Roma Katolik Kilisesi’ nin egemenligine karsi savasmanin gerekli oldugu bir donemde ortaya cikti"

Böyle bir karar neden ilk önce Fransa'da alındı, Almanya'da değil, İngiltere'de değil, İskoçya'da değil? O günün konjonktüründe Fransa'da doğru veya yanlış olan neydi?


Geleneksel Masonluğun "Tanrı inancı şartı", Anderson'ın Protestan bir rahip olması, Geleneksel Masonluğun yıllarca gereksiz istismarına ve spekülasyona neden olmuştur . Halbuki bu eleştiride bulunanların hepsi, benden bile çok daha iyi bilirler ki, Geleneksel Masonluk bilimin ışığından ayrılmaz.

Andeerson'ın Protestan bir rahip olması nedeniyle, Geleneksel Masonluğu, Katolik Kilisesi harici diğer Hristiyan mezheplere yakın görenlere de sık rastlanır (Protestan, Presbiteryan, Anglikan vs). Bu önyargı da doğru değildir.

1808 New York Babtist Kilisesi üyelerinin Mason olmasını yasaklar
1823 Amerika’da Presbiteryen ve Methodist Kiliseler Masonluğu yasaklar
1927 İskoçya Presbiteryen Kilisesi üyelerinin Mason olmasını yasaklar
1927 İngiltere Methodist Kilisesi üyelerinin Mason olmasını yasaklar


Sizce yasaklanan sadece Liberal Masonluk mudur?

Üye olmak için Tanrı inancı şartı aramayan ama çalışmalarında İncil'i açık bulunduran Liberal Büyük Localar da dogmatik midir?

Masonluk, bin yıllardır yöntem olarak ezoterizmi kullanır. Ezoterizm kavramı ise Masonluktan daha eskidir. Ben daha önce Ezoterizm ile ilgili paylaşımlar yapmıştım. Lütfen siz de araştırın Ezoterizmi. "Tanrı inancı şartı" aramayan kaç tane ezoterik örgüt varmış mesela tarih sahnesinde? Bulduklarınızın hemen hepsi son 2 asırdaki birkaç örgütten ibaret olacaktır.

Sonra Operatif Masonluğu okuyunuz. Tapınak ne için yapılmış, kime adanmış?

En son Spekülatif Masonluğa geliniz, onu okuyunuz.

"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" derler ya; Yeni Çağ'da ve Yakın Çağ'da büyük buluşlara imza atan Royal Society üyelerinin neredeyse hepsi Geleneksel Masondu. Şimdi siz Katolik Kilisesiyle Geleneksel Masonluğu aynı cümlede kullanınca veya dogmayı aynı cümlede kullanınca ne kadar tezat oluşuyor anladınız mı bilmiyorum?


Yazılacak o kadar çok şey var ki, benzer şeyleri yıllardır yazmaktan yoruldum sanıdırım.

Son cümlem yine şu olsun : Masonlukta dogmatik / adogmatik şeklinde bir sınıflama yoktur.

« Son Düzenleme: Aralık 27, 2020, 11:01:07 ös Gönderen: Caliper »
* MASON OLMAK İÇİN KİŞİSEL YARDIM, DANIŞMANLIK VE REHBERLİK TALEBİNDE BULUNMAYINIZ.
* MASONLUKLA İLGİLİ SORULARINIZI ÖZEL MESAJ İLE  SORMAYINIZ, FORUMA BAŞLIK AÇARAK SORUNUZU FORUMDA PAYLAŞINIZ.


Aralık 28, 2020, 12:20:53 öö
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay

Sayin Caliper, elestiriniz ve veya konuya kendi yaklasiminizi paylasmak benim icin cok degerlidir. Bunun icin size cok tesekkur ediyorum. Honny soit qui mal y pense.


Aralık 28, 2020, 10:09:43 öö
Yanıtla #4
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 685
  • Cinsiyet: Bay

Gözümden kaçan birkaç noktaya da cevap vereyim:


Tanri’ ya olan inancin yani sira, landmark 20 “ sonraki bir hayata dirilis inanci” sarti getirmektedir.

Dirilise olan bu inanc daha sonra ruhun olumsuzlugu olarakta ifade edildi. Mackey, “Masonluga inanmak ve bir dirilise inanmamak sacma bir olagandislik olur” diyor. Tanri’ ya ve dirilise inanc, Mackey’ e gore masonluk icin gerekli olan dogmalardir. Mackey, bunlar sorgulandiginda mason olunamaz diyor.



Burada söz edilen "ruhun ölümsüzlüğüdür". Re-enkarnasyon falan değildir yanlış anlaşılmasın.
 
"You don't have a soul. You are a soul. You have body".


Dirilise olan bu inanc daha sonra ruhun olumsuzlugu olarakta ifade edildi. Mackey, “Masonluga inanmak ve bir dirilise inanmamak sacma bir olagandislik olur” diyor. Tanri’ ya ve dirilise inanc, Mackey’ e gore masonluk icin gerekli olan dogmalardir. Mackey, bunlar sorgulandiginda mason olunamaz diyor.


Masonlukta "sorgulanamaz" diye bir şey yoktur. Sorgulamazsan zaten Mason olamazsın. "Değişmez" diye de bir şey yoktur. O zamanın konjonktürüne bağlı olarak, landmark lar yeniden yorumlanabilir (temel anlamını yitirmeyecek şekilde ve neye hizmet ettiğini değiştirmeyecek şekilde).



* MASON OLMAK İÇİN KİŞİSEL YARDIM, DANIŞMANLIK VE REHBERLİK TALEBİNDE BULUNMAYINIZ.
* MASONLUKLA İLGİLİ SORULARINIZI ÖZEL MESAJ İLE  SORMAYINIZ, FORUMA BAŞLIK AÇARAK SORUNUZU FORUMDA PAYLAŞINIZ.


Aralık 29, 2020, 02:00:07 öö
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 224
  • Cinsiyet: Bay

[...] Masonlar tarafindan Utopyaya dogru seyahatte olmak [/olmanın/], bence, dogmatik ve dogmatik olmayan masonluktan bahsettigimizde geleneksel olarak bildigimiz dogmalardan esasen farkli olan bir dogmaya dayandigina inaniyorum [...]

Sayın @midyad  yazısına bu cümlelerle başlamış. Benim anlayabildiğim kadarıyla Masonluğu bir idealin, bir ütopyanın dogmalaştırılması olarak açıklamış. Sanırım bu ifadesindeki dogmadan kastı bu günlerde popüler olan "vizyon" ve "misyon" kavramları, özellikle vizyon kavramı... Malumunuz bir şirket yada ortaklık kurulurken kuruluş sözleşmesine faaliyet alanını, amacını belirtir. Söz konusu faaliyet örneğin belirli bir işin görülmesi ise bu iş tamamlandığında sözleşme gereği ortaklık, şirket de son bulur...

Masonluğun anayasalarında, geleneklerinde, kural ve uygulamalarında ve kuşkusuz tarihinde Masonluğun Amacı üzerine pek çok ip ucu bulunur. Bu ip uçları biz haricileri cezbeder. Bildiklerimizle Masonluğu tartmaya, sınıflandırmaya, kategorize etmeye çalışırız... Oysa incir çekirdeğinin içini merak eden incir çekirdeğinin içine girmelidir.

Yarın sabah güneş doğacak hepimiz bildik kimliklerimize bürünüp birlikte dünkü hayatımıza kaldığı yerden devam edeceğiz. Ortadaki tek muamma da bunu hiç ilginç bulmamamızdır.

Saygılarımla.


no one


Aralık 29, 2020, 09:45:37 öö
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay

Sayin Zennn, sanirim masonlugun misyon ve vizyonu hakkinda birsey soylememe gerek yok cunku baska bir baslik altinda tanim farkliliklarini dile getirmistik.

Ama bu, bu kavramlarin masonluk icinde olmadigi anlamina gelmiyor. Ornek gostermek icin Avrupa’da geleneksel bir Buyuk Dogu’ nun, acik olan (aksi olmayan), strateji planina alinan bu kavramlari (derleme olarak) paylasabilirim. Bati ulkelerinde bu planlar herkes tarafindan erisilirdir.

Misyon

Masonluk, tanidik bir cevrede arayan insanlara, rituellerin ve sembollerin yardimi ile kendini gelistirmeye, Kardeslige ve dolayisi ile daha iyi bir toplumun olusmasina yol acan bir yontem sunar.

Vizyon

Varolussal sorulara cevap arayisinin zaman boyutu yoktur yani daimidir ve genellikle “farkli bir gerceklige” isaret eder. Masonluk, insanlari bu varolussal sorulara bagimsiz olarak yanit aramaya tesvik eden bir harekettir. Insan, bu “diger gercekligin” bir rol oynayip oynamadigina karar vermekte tamamen ozgurdur.

Masonluk ucyuzyildir masonlugun ve 1717 yilina kadar ortaya cikmasina neden olan ve bugun hicbir ilgisini kaybetmeyen konulara ve ikilemlere bir bakis acisi sunuyor.


Ayrica yazimda iki duzeltmede bulunmak istiyorum.

Mackey “Textbook of Masonic Jurisprudence” kitabini 1759 yilinda degil 1858 yilinda yazmistir.

Bir de UGLE 1877 ‘ de GOdF’i gayri-muntazam ilan etmedi, cunku bu tarihte boyle bir kavram yoktu, bu kavramlar 1929 ve daha sonrasinda olusturulmustur. Sadece iliskisini kesmistir.
 


Aralık 29, 2020, 10:25:03 öö
Yanıtla #7

Biri diğerinde "Gayrımuntazam"sın diyor . "Klandestan"sın diyor, "Sen mason değilsin ki" diyor. Öteki berikine "dogmatik" deyince heyheyleniyor.  Herkes kendi yolunda... Şu "vardır, yoktur"ları gördükçe yıllar öncesinde Leman'da gördüğüm bir karikatür geliyor aklıma, iki kalabalık bir taraf "kahrolsun" diye pankart tutuyor, diğer taraf " yaşasın" diye... Altı boş.

Bunları aşmalı artık, aşan aşıyor zaten de... Geriye gereksiz bir tortu kalıyor.

İleri bakmalı, insanın ve insanlığın tekâmülü nasıl sağlanır buna kafa yormalı.

Yıllar önce Murat Özgen Ayfer mabette olduğu için konuşmasında sürekli onun sözlerinden, eserlerinden alıntı yapan bir kardeşe MÖA'nın çıkışmasını görmüştüm. "Yahu kardeşim ben o zaman öyle düşünüyormuşum öyle yazmışım, şimdi değiştim, düşüncelerim başka başka belki... Sen bırak beni, sen ne diyorsun, düşünüyorsun onu söyle!.."
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 29, 2020, 03:44:24 ös
Yanıtla #8
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 685
  • Cinsiyet: Bay

Kişisel görüşler oldukça önemlidir. Bu yüzden Sayın midyad'a özellikle teşekkür ettim. Kopyala- yapıştır bir paylaşım yapmadığı için.

Kişisel görüşler; bilgi birikimi olduktan sonra paylaşılınca önemlidir, araştırıp okuyunca, konuyu iyice özümseyince değerlidir.

Özellikle son aylarda forumda harici sıfatı ile paylaşım yapan sadece birkaç üyemiz kaldı. Bu duruma, her ne kadar sitem etsem de bu birkaç üyenin hepsi de araştırmaya meraklı üyelerimiz.

Diğer konuya gelecek olursam; başkasının fikrini değiştirmek için uğraşmamak gerekir. Bence herkesin bilgi, tecrübelerini paylaşıp, kişisel bakış açısını açıklaması yeterlidir. Suçlayıcı ve itham edici olmamak gerekir. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına lazım.

Geçmiş yıllarda hepimizin gördüğü üzere, bu tür tartışmaları forum üyeleri pek sever. Arkası yarın kuşağı gibi en çok takip edilen konulardır bunlar.
* MASON OLMAK İÇİN KİŞİSEL YARDIM, DANIŞMANLIK VE REHBERLİK TALEBİNDE BULUNMAYINIZ.
* MASONLUKLA İLGİLİ SORULARINIZI ÖZEL MESAJ İLE  SORMAYINIZ, FORUMA BAŞLIK AÇARAK SORUNUZU FORUMDA PAYLAŞINIZ.


Aralık 29, 2020, 11:30:53 ös
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 328
  • Cinsiyet: Bay

TDK, dogmatik kelimesini bu şekilde tanımlamış.

"Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal"

Murat Özgen Ayfer burada olmadığına göre rahatlıkla bu işleyişi ondan öğrendiğimi söyleyebilirim :))

Adam Olmak kitabında tüm tartışmalar ve değerlendirmeler de önce kelimeyi tanımlayarak tartışmayı sağlam bir zemine oturtuyor.

Bir kelime sizin aklınız da farklı karşınızdakinin aklında farklı şeyler şekillendirebilir. Bu nedenle tanımlamanın en baştan yapılarak ilerlenmesi güzel bir yöntem.

Dogmatik kelimesine belki eklemeler de yapılabilirdi.

Bir önceki konumuzda Masonluğun dört köşe bir tanımı olmadığından bahsetmiştik. Masonluk için değil ama masonlar arasında dogmatik insanlar var mıdır diye düşünürsek bunu şöyle cevaplamak isterim; insanı masonluk yoluna sokan ve bu kapının önüne kadar getiren şeylerin kişinin sorgulamalarıdır diye düşünüyorum. Arayış son bulursa, sorgulamadan kabulleniş başlarsa kişi kapıdan kendi isteğiyle geri döner diye düşünüyorum.

sevgiler
İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil prensipleri ve inançlarıdır.   A. Einstein