Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: DÜRZİLİK  (Okunma sayısı 3235 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 22, 2007, 09:40:35 ös
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

Dürzîlik veya Dürzî (Arapça: درزي, İbranice: דרוזי) İslam dini kökenli bir dini inanç ve topluluğu. Orta Doğu tabanlıdır. Bu dine inananlara Dürzi denir (çoğulu Drüz). Bir İslam mezhebi olduklarının söylerler. Kendilerine Muvahhidun derler (birleştiriciler, tek tanrıcılar). Yunan felsefesi ve diğer dinlerden de etkilenmiştir. Sünni mezhepler tarafından din dışı ilan edilmişlerdir. Dürzi nüfusu konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte değişik kaynaklara göre sayıları 350.000 ile 1.000.000 arasındadır.

ORTAYA ÇIKIŞI

İslam dininin siyasi bir mezhebi olan Şiiliğin, İsmailiye grubundan köken almıştır. Dürzilik 10. yüzyılda Fatımi halifelerinden El Hakim bi Emrullah el Mansur bin el Aziz billah ve onun veziri Hamza bin Ali bin Ahmed tarafından kurulmuştur. İlk olarak Hamza, halife El Hakim'in Allah'ın adına yönetici olduğunu ortaya atmıştır. El Hakim'in uluhiyet iddiası ve bu iddiasını farklı yerlere gönderdiği dailer ile yaymaya çalışması kısa sürede halkın tepkisine neden olur. Bu sıralarda El Hakim veziri Hamza'yı imam tayin etmiştir. Aynı zamanlarda El Hakim'in dailerinden Nuştekin ed-Dürzi kendisinin imam tayin edilmesi için çalışır ama bu halkı kızdırır ve isyan eden halk tarafından 1020 yılında öldürülür.

Halkın olumsuz tepkisi üzerine bir süre dini yayma faaliyetlerine ara verilir, fakat daha sonra Hamza yeniden faaliyete başlar. Birçok yeni inanan elde edilir. El Hakim 1021 yılında bir dağda kaybolur, büyük ihtimalle öldüğü sanılmaktadır. El Hakim'in ölümünden sonra Hamza da inzivaya çekilir. Sonraki halife Ali bin el Hakim Dürzilere karşı davranır ve bu Dürzi cemaatin inançlarını saklamaya başlamasına neden olur. Dürziler İslam dininde takiyye terimi ile tanımlanan, gerçek inancı saklama ve genelin inancına bağlı gözükmeye başlarlar.

Dürziler dağda kaybolan El Hakim'in kıyamet günü döneceğine inanırlar. Doğu Akdeniz bölgesinin önemli gruplarından olan Dürziler özellikle Lübnan ve Suriye'ye yayılmışlardır. Bugün Dürziler Lübnan ve Suriye başta olmak üzere İsrail ve Ürdün'de yaşamaktadırlar. Ayrıca ABD, Kanada, Latin Amerika, Avustralya ve Avrupa'da da küçük gruplar halinde Dürzi toplulukları yaşamaktadır
Dürzi İnancı  [değiştir]Dürzi inancının ana esaslarının çok az bir kısmı kamuya açıktır, inanç esaslarının çoğu herkesten saklanır. Bu biraz da uzun süre inançlarını saklamaları yüzünden gelişmiştir.

Dürziler Tanrı'nın birliğine inanırlar, bu nedenle kendilerini Ehl el Tevhid (Tevhid ehli --birleştiriciler) olarak anmışlardır. Dürzi inancı, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam inançlarına benzer bir şekilde monoteistiktir. Dürzi teolojisi Yeni-Platoncu düşünceden ve bazı gnostik ve ezoterik gruplardan etkilenmiştir. Ayrıca, genel kanının aksine Dürzi düşüncesi Sufizm'den etkilenmemiştir.

DÜRZİ İNANCI

Dürzi inancının ilkeleri: diline sahip olma (dürüstlük), kardeşini koruma (kardeşlik), yaşlıya saygı, diğerlerine yardım, vatanı koruma ve bir Tanrı'ya inanmaktır. Dürzi inancın bir diğer büyük esası da sadece insanlar arasında olan bir tür reenkarnasyondur. Dürziler çok eşli evliliği, tütün ve alkol kullanımını, domuz eti tüketimini yasak sayarlar. Ayrıca Dürzilik Müslümanlar, Yahudiler veya diğer dinlere mensup olanlarla evlenmeyi yasaklar. Fakat bu modern topluluklarda çoğunlukla göz ardı edilmektedir.

Dürzi inancı beş kozmik ilke içerir ve bu ilkeler Dürzi yıldızı ile sembolize edilir: zeka (yeşil), ruh (kırmızı), kelime (sarı), gelenek (mavi) ve içkinlik (beyaz). Bu erdemlerin beş farklı ruh olarak sürekli Dünya üzerinde, peygamber ve filozoflar olarak reenkarnasyona uğradığına inanılır. Bu peygamber ve filozoflara, Âdem, Pisagor, Akhenaton da dahildir. İslam dininin inandığı İsa ve Muhammed gibi peygamberlere Dürzilerin inanıp inanmadığı kesin değildir. Oruç, namaz veya hac gibi İslami ibadetleri yapmak zorunda değildirler.

 DÜRZİLİĞİN KÖKENİ

Dürziler’in ırk olarak kökenleri konusu tartışmalıdır ve oldukça farklı köken kuramları ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Dürziler’in kökeni Hititler’e ya da Galatlar’a kadar geri götürülür. Bazı araştırmacılar, eski İran kavimlerinden Persler’in ve Medler’in inançları olan Mazdeizm ile Dürzilik arasındaki benzerlikleri kanıt sayarak, Dürziler’in bu kavimlerin soyundan geldiklerini ileri sürerler. Kimi etnograflar ise Dürziler’in Asurlular tarafından sürgün edilmiş barbar bir kavmin devamı olduklarını savunurlar.

Dürziler’in kökeni hakkında bir başka görüş, bunları Fenikeliler ile ve özellikle Eski Ahit’te I. Krallar 5:6’da sözü edilen ve Süleyman Tapınağı’nın yapımı sırasında Lübnan dağlarından kereste sağlayan Sayda'lı işçilere bağlamaktadır. Uzun yıllar boyunca Lübnan’da yaşamış olan Haskett-Smith, “The Druses of Syria” (Suriye Dürzileri) adlı yapıtında: “Dürziler, kendilerinin Süleyman Tapınağı’nı yapanların torunları olduklarını ileri sürüyorlar; oysa Eski Ahit ve Yahudi tarihi hakkında bilgileri pek sınırlı” diye belirtmektedir.

Dürziler, kendilerini Arap ırkından sayarlar. Dürzilerin kökeni konusunda en çok yandaş toplamış olan görüş, Dürziler’in Yemen’deki Süryani kökenli Araplar oldukları biçimindedir. Bu görüşe göre Dürziler, büyük bir sel felaketinden sonra Yemen’den ayrılarak kuzeye göç ettiler. İslam’ın yayılması sırasında bu yeni dini benimseyerek, Lübnan’ın dağlık yörelerini yurt edindiler.

Dürziler’in kökeni hakkında Batı’da geliştirilmiş olan bir söylenceye göre Dürziler, Haçlı Seferleri sırasında Lübnan dağlarına yerleşmiş olan Dreux Kontu ve adamlarının soyundan gelmektedirler. Bu topluluğun torunları kendi dil ve dinlerini tümüyle yitirmişlerdir. Dürzi sözcüğünün kökeni de Dreux’den türemiştir. Söylenceye göre, XII. yüzyılda yörede kalıp, memleketlerine dönemeyen bu Haçlılar, Müslümanların baskısı karşısında Comte de Dreux’nün komutası altında dağlara çekilmişler ve yerliler ile evlenerek ayrı bir topluluk oluşturmayı başarmışlardır. XVII. Yüzyılda bu söylence daha da geliştirilmiş ve Dürziler’in başında bulunan Emir II. Fahreddin’in Lorraine hanedanı ile kan bağı bulunduğu ve bu yolla ilk Kudüs Haçlı Kralına bağlandığı ortaya atılmıştır. Fahreddin’in 1613-1618 yılları arasında Floransa ve Paris’te kaldığı, hem Medici hanedanı hem de Fransa Kralı XIII. Louis ile Osmalılar’a karşı ittifak kurduğu bilinmektedir.

Dürziliğin inançsal kökeni Mısır’daki Fatımi devletine dayanmaktadır. Araştırmacılar Dürziliğin tarih sahnesine çıkışını, Fatımi halifesi Hakim Biemrillah’ın kendisinin tanrı olduğunu ileri sürdüğü 1017 yılı olarak kabul ederler. Bu yıl Dürzilerce takvim başlangıcı biçimde değerlendirilir. Hakim’in veziri olan Hamza bin Ali, Hakim’in tanrılığına dayanan bu yeni inancı yaymak görevini üstlenir ve Hakim’in imamlığını ve tanrılığını savunan iki risale kaleme alır. Bu risalelerde Allah’ın yedi imama hulul ederek insan biçimine büründüğünü, Hakim’in özünde Allah’ı bulunduran son imam olduğunu iddia eder. Hamza, Hakim’in tanrılığının yanısıra, kendisinin de peygamber olduğunu ortaya atar. Hamza bu yeni inançları yayması amacıyla Anuştegin ed-Derezi’yi Suriye’ye gönderir. Anuştegin, Suriye ve civarında yaptığı propagandalarda oldukça başarılı olur. Diğer taraftan 1020 yılında Hamza, Kahire’de bir camide inançlarını açıkça duyurur ve bunun üzerine Hamza karşıtı büyük bir ayaklanma başlar. Hamza, bir süre Hakim tarafından korunur ve sonra ortadan yok olur. Halife Hakim ise, giderek genişleyen ayaklanma karşısında özellikle Fustat kentine karşı müthiş bir intikam hareketine girişir. Ne var ki tam bu sırada halife Hakim de 23 Şubat 1021 gecesi esrarengiz biçimde ortadan kaybolur. Hakim ve Hamza’nın yandaşları Mısır’ı terketmek ve Suriye’de Anuştegin ed-Derezi tarafından oluşturulan topluluklara katılmak zorunda kalırlar.

Zamanla güçlenen Dürziler, Haçlı Seferleri sırasında İsmaililer ile birleşerek İslam ordularına karşı Hıristiyanlarınyanında yeralırlar. Ancak bu dönemde o yörede yaşayan İsmaililer ile Dürziler arasındaki ilişkiler hakkında açık bir fikir edinmek olanaklı değildir. Bir çok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır. Kesin olarak bilinen her iki mezhebin de Haçlı Seferlerinin sonuna kadar Hıristiyanların müttefiki olarak kaldıklarıdır.

Haçlı Seferlerinden sonra yörede varlıklarını sürdüren Dürziler, Kaysiler ve Yemaniler diye iki kola ayrıldılar. Yemaniler Mercidabık savaşında (1516) Osmanlılar’ın yanında yeraldı. Daha sonraki yıllarda sık sık çıkardıkları ayaklanmalar ve kargaşalıklarla Osmanlı İmparatorluğundaki sorunlu topluluklardan biri olma özelliklerini sürdürdüler. Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer Arap kabileleri gibi Osmanlılar’a karşı harekete geçtiler ve Fransız işgali sonucu (1918) Osmanlı yönetiminden ayrıldılar. Fransızlar Dürziler’in yaşadıkları yörede özerk “Cebel-i Dürz Emirliği”ni kurdular (1921). Dürzi Emirliği 1936 yılında kaldırıldı ve Dürziler’in bir kısmı Suriye’ye bir kısmı Lübnan’a bağlandı.