Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kötü Enerji ve Varlıkları Defetme Büyüsü  (Okunma sayısı 4902 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 27, 2017, 09:27:30 öö
Yanıtla #10

İSLAM’A GÖRE SİHİR, BÜYÜ ve FALCILIK



FAL

Yaygın olan hurafelerden biri de fala bakmak, “fal açmak” adetidir. Fal hurafesi ile okumuşu da cahili de meşgul olmaktadır.

Bazı insanlar da: “Fala inanmıyoruz ama eğlence olsun diye açtırıyoruz” diyorlar. Bu düşünce doğru değildir. İslam Dinine göre hangi şekilde olursa olsun, fal baktırmak ve falcının söylediklerine inanmak yasaktır.
Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:
“Ey inananlar! şarap, kumar, putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha erişesiniz.”
Konuyla ilgili olarak Allah Elçisi Peygamberimiz (s.a.v)'de şöyle söylemiştir:
“Kuşun ötmesini, uçmasını uğursuzluk kabul etmek, ufak taşlar (nohut, bakla, fasulye, iskanbil kağıdı, kahve telvesi vs.) ile fal açmak, kum üzerine hatlar çizmek, bunlardan geleceğe dair hükümler çıkarmak sihir ve kehanet çeşidindendir.”
Bu ilâhî emirlerden açıkça anlaşılıyor ki, fal yasak bir davranış olup haram kılınmıştır. Haram olan her davranışın şakası helal olmaz. Bu bakımdan eğlence için dahi olsa, falcıların dediklerine ve fala inanmak câiz değildir. Falcılar bir takım şekil ve sembollere dayanarak geleceği gördüklerini ve gaybı bildiklerini iddia ederler. Bu iddialar yalandır. Söylediklerinden binde biri rast gelse dahi bu onların gaybı bildiklerine delil olamaz. Çünkü gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. İnsan ancak Allah'ın yarattıkları üzerinde akıl yürütür ve ilmi öğrenmeye çalışır. En akıllı ve en mükemmel varlık insan olmasına rağmen, insanın bilgisi ve enerjisi sınırlıdır. Beşerî ve tabii kanunlar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurarak birtakım olayları keşfedebilir, bilgiyi öğrenir, yeni yeni kanunlar isbat edebilir. Ama bu bilme ve tanıma gücü bir noktaya kadardır. O noktadan ötesi insan için meçhuldür, gayb âlemidir. Gaybın sırları ve tasarrufu ise Allah'ın ilmine ve iradesine tabidir. Bu nedenlerle Allah'ın bildirmediği bir şeyi ben biliyorum demek, hem ilâhî tâlimata hem de insanlık vasıflarına aykırıdır. Bu itibarla yukarıda söylediğimiz gibi, falcıların söylediklerinden birkaç tanesi rast gelse bile, bu onların gaybı bildiklerini ifade etmez.
Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; “Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur” buyrulmaktadır. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz de; “Kahin ve falcıya (yani gaibten haber verdiğini iddia eden kişiye) inanan kimsenin 40 gün namazı kabul olmaz”, “Ona inanan kişi, bana indirileni (kitab ve vahyi) inkar etmiş olur” buyurmuştur.
Bu itibarla yıldızname ve benzeri fal kitaplarına itibar edilmesi ve bu tür şeylere inanılması câiz değildir. İnsanların maddi ve manevi ilerlemesine engel olan bu tür inançlar, ilk çağ müşrik toplumlarından zamanımıza intikal etmiştir. Ne kadar garip ki modern dünyamızın modern toplumlarında hala bu tür martavallara inananlar, gönül bağlayanlar pek çoktur.
Mesela böyle hayal üzerine yazılmış bir kitapta şöyle denilmektedir: “Dahi 1231kere “Ya Muğnî” deye seccadesi altında akçe (yani para) bula. Kimseye demeye batıl olur.”
Ne saçmalık!.. Hiç oturduğun yerden “Ya Muğnî” çekmekle seccadenin altı parayla dolar mı?.. Öyle olsaydı milyarlarca insan gecesini gündüzüne katarak geçim derdi peşinde koşar mıydı?..
      İşte böyle yanlış ve batıl telkinlerdir ki, asırlardır şark memleketlerini fakr-u zaruret içerisinde kıvrandırmaktadır. Bu kolaydan ve havadan para kazanma isteği tamamen tembellerin, miskinlerin falcı ve kâhinlerin uydurdukları yalanlardır. Ama bu hurafelere de en çok kanan bizim halkımızdır. Oysa mensup olduğumuz İslam Dini, kesinlikle tembellikten, miskinlikten yana değildir. Ama buna rağmen hurafelere de en çok bizim dindaşlarımız inandırılmaktadır.
Bu, bizim halkımızı iyi eğitemediğimizi, gerçek İslam düşüncesini iyi öğretemediğimizi gösterir. Burada suçlu İslam değil, İslam'ı iyi anlamayan ve anlatamayanlardır. Çünkü İslam, daima çalışma, araştırma, okuma ve düşünmeyi teşvik etmektedir. Kur'an-ı Kerim'de okuma, araştırma ve çalışma ile ilgili yüzlerce ayet-i kerime vardır.
İslam Dinine göre meşru yoldan kazanç temini için çalışmak ibadet hükmündedir. Bu nedenle tembellik ve havadan para kazanma yolları İslam'da reddedilmiştir. Hele eli kolu bağlı oturup da: “Kaderimde ne varsa o çıkar” düşüncesi hiç bir şekilde kabul edilemez. Çünkü kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“İnsan ancak çalıştığına erişir. Onun çalışması şüphesiz görülecektir. Sonra ona karşılığı noksansız verilecektir”, “Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah'ın lütfundan rızk isteyin.”
Bu zikretmiş olduğumuz ayetler, kişinin ve toplumun mutluluğu için çalışmanın ve araştırmanın önemine dikkatlerimizi çekmekte ve çalışmanın Allah emri olduğunu ifade etmektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de, her vesile ile çalışmayı önermiş, tembelliği kişinin yüzkarası olarak nitelemiştir.
7 Necm, 53/39-41.
8 Cuma, 62/10.

BÜYÜ


     Sihir, bedenlere ve gönüllere tesir eden, insanı hasta yapan, hatta öldüren, karı ile kocanın arasını açan bazı düzenlerdir. Bunun Türkçe karşılığı "büyü" dür.
Büyü vardır, yani tesir edebilir. Ancak haramdır. İslam büyü ve büyücülüğü yasaklamıştır. Büyü öğrenenler hakkında Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur:
"Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı" (Bakara Suresi 102)
Allah Resulü, aralarında şirkin de bulunduğu yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymıştır.
Büyünün islami hükmü şöyle verilmiştir: Eğer yapılan büyüde imanın şartlarından birini inkar etmek varsa o büyü küfrü gerektirir. Yoksa gerektirmez. Mesela birisi, büyücülerin herşeyi yapabileceğine inanırsa, Allah'a şirk koştuğundan kafir olur. Eğer ölüm veya hasta yapma veya karı-koca arasını açma yaparsa fasık olur. Bazı müçtehidlere göre her ikisi de öldürülür.
Kur'an-ı Kerim ve peygamberimizin hadislerinden bazı şeyler okuyarak yapılmış büyüleri bozmak caizdir. Allah Resulüne yapılan büyü Felak ve Nas sureleri okunarak bozulmuştur.
Bazı büyüler göz boyamaktan ibarettir, hokkabazlıktır. Bunların gerçek bir yanı yoktur. Bazı büyüler ise insanı gerçekten etkiler. Bu ikinci tip büyü ile meşgul olan büyücülerin yaptıkları zındıklıktır. Bunun için mutlaka dünyada cezalandırılmaları gerekir.
Kur'an-ı Kerim, bize büyücülerin şerinden Allah'a sığınmamızı öğretmiş ve bu konuda şöyle buyurmuştur:
    "Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden Allah'a sığınırım de" (Felak Suresi 4)
    Büyü ve büyücülükle ilgili Kur'an-ı Kerim'de diğer âyet'i kerimeler şunlardır:
"Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." (Taha suresi :69)
Peygamber Efendimiz Buyuruyor:
"Büyü yapan kişi küfre girmiştir."
"Muhabet için efsun yapma, ipliğe okuma, büyü yapmak şirktir."
"Büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişi Kur'an-ı inkar etmiştir."


 

SİHİR

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!"
(Bakara Suresi /102)
Sihir, insanlara yönelik olarak tabiat üstü gizli güçlerin yardımı ve aracılığıyla belli bir maksadı gerçekleştirmek ve belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan ve etkili olduğu kabul edilen eylem; bir şeyin veya olayın gerçek huviyetinden uzak olarak başka bir halinin gösterilmesidir.
Sihir, İslam'ın kesin olarak yasaklayıp redettiği bir inanç ve işlem olup tabiat kuvvetleriyle insanlara bir takım etkilerin yapıldığı söylenen ilkel bir anlayış ve olgudur.
Esas lügat anlamıyla sihir, her ne olursa olsun, sebebi gizli olan ince şey demektir. Bu anlamda, yani sebebi gizli olan ince şeyleri bilmek ve tanımak anlamında sihrin küfür olmayacağı açıktır.Ancak dinî geleneklerdeki anlamıyla sihir sadece bu demek değildir.

Sebebi gizli olmakla beraber, gerçeğin aksine tahayyül olunan yıldızcılık, şarlatanlık, hilekârlık yolunda cereyan eden herhangi bir şey demektir. Halk dilinde de bu anlamda kullanılır; yani sihir denildiği zaman bu anlaşılır ve bu da çirkin bir şeydir. Çünkü bunda esrarengiz bir şekilde hakkı batıl, batılı hak; hakikati hayal, hayali hakikat diye göstermek vardır.
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler."
(Araf suresi /116)
"...Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor."
(Taha Suresi /66)
Esrarengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini belirler. Şu halde sihir, herşeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Sebebi herkes için bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak açıklanabilir bir halde bulunması şart da değildir. Az çok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir.
Yaratılışta sebebi bilimsel olarak açıklanamayan alışılmış veya alışılmamış olağanüstü olaylar ve garip buluşlar ortaya koymak mutlak anlamıyla sihir olmaz. Fakat insanları aldatmak için bunlardan istifade etmeye kalkışıldığı ve bu suretle duygu ve düşüncelere etki edip dolandırıcılık yapılmaya çalışıldığı zaman bunlar da sihir özelliği kazanırlar. İmansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak sihrin köküdür. Sihirbazlar ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve acîp yaratılışlardan sû-i istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmasını bilirler. Bu suretle gerçekleri gizlemek için yazılmış nice felsefeler, nice romanlar, nice tarih kılıklı hezeyanlar vardır. Vaktiyle hikmet ehli kimselerin "Sakın domuzların boynuna inci gerdanlıklar takmayın!" şeklindeki nasihatları, ilmî gerçekleri ve yüksek hakikatleri, bu gibilerin istismarından korumak içindi.

1584'te Anvers'te yayınlanan Gespar Peucer'in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır."Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler."


Arapça'da "sihir" adı da verilir. Bir insanı istenilen şeyi yapmağa sevk eden gizli kuvvet, tabiata aykırı haller vücuda getiren etkiler. Bunları yapanlara "büyücü" denilir. Büyüyü şöyle tarif etmek mümkündür. Herhangi bir çıkar uğruna başkasına zarar vermeye yönelik meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirerek yapılan ve gerçeğe uymayan gözbağcılık, düzenbazlık, oyunculuk şeklindeki işler. Gözbağcılık, düzenbazlık gibi oyunlarla insanları aldatan kişiye büyücü, bu kişilerin yaptığı işe büyü, bu işin meslek haline getirilmesine de büyücülük denir. Büyücülük, İslâm'dan önce Araplar'da, Rumlar'da, Hintliler'de, Mısırlılar'da yaygın idi. Özellikle Hz. Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hz. Süleyman zamanında da yaygındı. Büyünün kendine göre özellikleri ve çeşitleri vardır.

Kara büyü: Asıl sihir bu olup bazı kimseler, perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesiyle, tabiatüstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar.

Mecaz yoluyla büyü: Anlaşılamaz, akıldan hariç şey demektir.

Beyaz yahut (tabii) büyü: Zahiren acaip, fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır. Hokkabaz kuleleri gibi.

İslâm toplumlarında sihir: Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden, Suriyeliler'den, İranlılar'dan, Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü, tılsım, muska, cadılık, fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) "isabet-i ayn"a, yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar.

Büyü ve büyücülük İslâm'da yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de büyücülerin iflah olmayacağı (Tâhâ, 20/69) belirtilmiştir. Kâfirler, kendilerini haklı çıkarabilmek, Allah'ın elçilerini yalanlamak için onları büyücülükle, büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle suçlananlar arasında Hz. İsa (es-Sâf, 61/6); Hz. Musa (ez-Zuhruf, 43/49); (ez-Zâriyat, 51/39), Hz. Süleyman (el-Bakara, 2/102), Hz. Muhammed (el-Hicr, 15/6) zikredilmektedir. Başka bir ayette, inanmayan kişilerin bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmektedir (ez-Zâriyat, 51/52). Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde yedi şeyden sakınınız" buyururken ikinci sırada "sihir yapmayı" zikretmiştir. (Buhârî, Iiasâya 23; Müslim, İman,144). Başka bir hadiste büyü yapan kişinin küfre girdiğini belirtmiştir. Muhabbet için efsun yapmanın, ipliğe okumanın, büyü yapmanın şirk olduğunu da belirtmiştir (Nesâî, Tahrim 19). Büyüye inanan kişinin Cennet'e giremeyeceği de (Ahmed İbn Hanbel, II, 83; IV, 399) belirtilmiştir.

Başka bir hadiste de büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişinin Kur'an'ı inkâr etmiş olduğu belirtilmektedir. (Ebû Davûd, Tıp, 21).......Kaynak:Balıkçı.
Üyeliğimin iptalini talep ediyorum!Aksi taktirde dava edecem! Formda zorla kayıtlı tutuluyorum.Defalarca üyelik iptali talep ettim..Formda kayitli üye olarak bulunmak istemiyorum.Bu form zaman kaybı!


Mart 27, 2017, 09:31:10 öö
Yanıtla #11

Sayın Gokcehan Öztekin;Bu tarz şeylerle uğraşaciginiza enerjinizi yogo yada bilimsel bilgileri araştırmaya verseniz daha iyi olmaz mı?Tabi tercih sizin . Saygılarla.
Üyeliğimin iptalini talep ediyorum!Aksi taktirde dava edecem! Formda zorla kayıtlı tutuluyorum.Defalarca üyelik iptali talep ettim..Formda kayitli üye olarak bulunmak istemiyorum.Bu form zaman kaybı!


Mart 27, 2017, 09:52:55 öö
Yanıtla #12

Büyü gibi bir konu ile uğraşan kişiye bile kuran da bu yasak sen yanlış yapıyorsun demek? Lucifer'e spell adayan kişiye bunlar boş işler , 'YOGO(!)'  yap demek! Başkalarının hayatlarında ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini dikte edip, sonra özgürlük vs gibi kelimeleri kullanmak!

Bırakınız yapsınlar...

Biraz daha bilimsel konular getirelim ortaya:

Ruhbilim ve sinirbilim'in konusu dahiline giren 'kendini gerçekleştiren kehanet' isminde bir olgu vardır. Pygmalion etkisi olarakta bilinir. Kıbrıs krallarından heykeltraş pygmalion'un kusursuz yaptığı kadın heykeli Galatea (Galata)  gerçek olsun diye venüs'e dualarıyla, bir taşın canlanmasına ve hayatının aşkına kavuşmasına sebep olan inanmışlığı... Mitolojik yunan kralı oidipus'un kehanette olduğu gibi babasını öldürmekten korkusu ve eninde sonunda babasını öldürmesiyle sonuçlanması.

Bana çok nazar değer diyen birinin nazarı üstüne çekmesi!

Bir konuya takıntı düzeyinde inanmışlık ve adanmışlık kişi farkında olmadan o sonuçların oluşmasına yol açacak şekilde eylemlere girişmesine sebep olur. Bunu denek gruplarda da uyguladıklarında kişilerin toplumun kendilerinden beklentilerini gerçekleştirmek üzere eninde sonunda kendini değişikliğe uğratması...

Netice; isterse kuru ağaç kökü, isterse asa, isterse el, onlar araçlardır. Kişi yaptığı eylemlerin bir sonuç oluşturmasına o kadar inanır ki, doğal olarak gelişen sonuçların da kendi eylemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkışına ikna olur.

Uzatılabilir.

Netice: Tuttuğu takım maçı kazansın diye hep aynı formayla maç izleyen, totem yapan kişiyle, tütsü yakan, kazanlarda kurbağa bacağı kaynatan ya da keçi kurban eden kişi basit temel psikolojik bakış açısıyla aynı durumdadır.
Alterius non sit qui suus esse potest


Mart 27, 2017, 11:47:58 öö
Yanıtla #13

Anarchosa, dediğinde haklısın mantıklı.İnanis biçimime ters dussede döneme bakarsak yaşananlar yanında bir uğraş gibi görünüyor ama Masonlukta böyle şeyler hiç okuyup görmedim:). Sanırım görsem bu kanalda olmazdim.Saygilar.
Üyeliğimin iptalini talep ediyorum!Aksi taktirde dava edecem! Formda zorla kayıtlı tutuluyorum.Defalarca üyelik iptali talep ettim..Formda kayitli üye olarak bulunmak istemiyorum.Bu form zaman kaybı!


Mart 27, 2017, 01:22:32 ös
Yanıtla #14

Büyülerde çeşitli evren yasaları kullanılır. İki tanesi üzerinden çalışma mantığını açıklayacağım. Öncelikle büyünün gerçekleşmesini sağlayan yegane şey inançtır. Tek başına kabaca inanmak bir şeyleri oluşturmak için yetersizdir. Sayın Aleister Crowley, büyünün (majinin - ki tam olarak aynı şey değiller ama maji büyüyü kapsar-) olacak olan oları değiştirmek ve olay yaratmak bilimi ve sanatı olduğunu söylemesinden çıkarımla bu işin bilimsel yönüne ulaşabiliriz. Thelema ekolü kurucusu olan Crowley, evren yasalarından en çok yukarıda olan aşağıda da vardır ve aşağıdaki ile yukarıdaki etkileşim halindedir yasasını kullanır. Bunu biraz açmak gerekirse, bir farenin beynini incelerken büyütebildiğimiz kadar büyüttüğümüzde ve evreni olabilecek en geniş açıdan çektiğimizde aynı görüntüye ulaşmamız iç içe evrenler teorisi ve bunların etkileşiminden faydalanır. Eski büyülerde - bunun bağlandığı gibi bağlansın, bunun yandığı gibi yansın, erisin - sözleri gibi sözlerle aşağıda yani ellerimizle yapıp yaktığımız şeylerle üst evrende çeşitli dalgalanmalar oluşturarak aradaki bağlantı ile bir şeylere ulaşmayı hedefleriz. Lucifer deme sebebimiz neo-satanik bir ritüel olması. Büyülerde kullanılan sözlere spell denir. Şimdiki zaman veya geniş zamanla yazılır çünkü evrenin dili gelecek zamanı ne kadar erteleyeceğini bilmez, bu sebeple olur oluyor benzeri kalıplar kullanılır. Kafiyeler ve tekrarlar enerjiyi uyandırmak için. Bir şiirin yarattığı duygular bazı enerjileri uyandırır ve yönlendirilirse etki olur ve etki de büyüdür. Büyülendim (etkilendim) şeklinde bakarsak basitçe büyü etkidir. Maji biraz daha derin bir konudur ki bu konuyla ilgili yine kendi yazılarımı yer yer paylaşmayı düşünüyorum. Büyülerde genelde yukarıda olan aşağıda da vardır, benzer benzeri çeker değiştirir gibi evren yasaları kullanılır. Bunları hayatta da görmek mümkündür. Diğer örnek üzerinden gidersek, ortak noktaları olan insanlar tanışır ve etkileşim haline geçerler. Birbirlerini etkiledikçe az veya çok birbirlerini değiştirirler. Evren yasaları her yerdeler. Görmek için farkındalık yeterlidir. Sadece neo-satanik büyüler paylaşmayacağım. Bir sonraki paylaşımımı Goetia ve Demon Şefler üzerine yazmayı düşünüyorum. Olaya farklı şekilde yaklaşmaya çalışacağım. Sözlerin önemli olduğu gibi malzemelerin de önemli olduğunu söyleyebilirim. Malzemeler için herbalizm ve ezoterizm bilgisi az miktarda da olsa varolmalı. Yoksa deneme yanılma yoluna gitmek gerekir. Mitolojilerin görünenin dışında görünmeyen anlamları vardır. Tavlanında öyle. Bir zarın alt yüzü ve üst yüzü toplamı 7, bir taraftaki çizgi toplamı 12, pulların toplamı 30, taşın bulunabileceği 4 bölge var. 4 mevsim, 12 ay, 30 gün, 7 - bir haftayı temsil ediyor - . Toplam bir oyun, bir yıl. Oyun bir yılda oluşturuldu. Ezoterizm her yerde.. Şimdilik bu kadar yazabiliyorum fakat fırsat buldukça yazılarımı paylaşmayı düşünüyorum. Her türlü eleştiriye açığım, farklı bakış açılarına her anlamda saygı duyuyorum. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.
İyi forumlar..  :)

 Sayın Gökçehan Özteke;

Yazınızdan anladığım kadarı ile,geçmiş ve gelecek zaten yaşanmıştır; bizler sadece gelecekten yansıyan kırıntıları sezgi yolu ile takip ediyoruz.

Anlattığınız bu sanatlar, zaten yaşanmış ve yaşanıyor olan geleceğin bize yansıyan kırıntı kapılarını daha cok genişletmenin bir yolu mu?Bu durumda belli yöntemler ile bu katı kanunların yasaları esnetile bildiği sonucuna varılıyor; öyle mi?

Zeka, bilinen evren'nin micro başlangıcına sadece geçmişten bağlı iken...Sezgi ise, gelecekten yansıyan ve zaten yaşanan macro bilgileri kırıntı şeklinde alabiliyor.

Kısaca:5 duyumuzun ötesinde sezgi ile kavrana bilen "Küçük ve büyük; zaman ve mekan" gibi kavramları aşan bir bağ mevcut.

Bu durumda:

Küçük ve büyük; zaman ve mekan gibi kavramları 5.duyumuz ve  bu duyularımızın icat ettiği aletlerlerin gücü yettiği kadar ölçe biliyoruz.Bu durumda, belli yöntemler ile bu katı kanunları aşa bilenler; kişilerin-mekanların vs. geçmişlerine etki edebiliyor; doğru mudur?

Matematk bu şartlarda gereklilik oluyor.Bu durumda matematik bu konuların nerelerinde rol oynar ?

Not: Alınmazsanız bir ricam olucak.Yazılarınızı paragraflara böler iseniz okunması/anlaşılması daha net ve acık olucaktır; zira gözleri biraz yoruyor.
---  ---  ---

 Sayın @Fatma;

Kur-an bir ahlak kitabıdır; bırakınız öyle kalsın.Ahlak haricinde bağdaştırıldığı her mevzu sadece kur-an'ı zedeler.

 Sevgiler-Saygılar







« Son Düzenleme: Mart 27, 2017, 01:44:13 ös Gönderen: Tik-Tak »
Sen Özelsin


Mart 27, 2017, 05:43:30 ös
Yanıtla #15
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 144
  • Cinsiyet: Bayan

Sayin Gökçehan Özteke nin paylaşimlari dikkat çekici.
Herkes paylasımlarınızı farkli yorumlayabilir.Yalniz çalismalarini bilim işiğinda da paylasırsanız açıklamalariz değerıni biraz daha belli eder diye dünüyorum.
Cünkü paylasimlariniz incelemeye deger faka soyut olduğu için ayni zamanda incelenmeye değmeyecek bir büyü masaliymis gibi algılaniyor.

Paylasimarinizi bilim işiğinda açiklamalariyla birlikte beklemekteyim

Saygılarımla
Ad majorem Dei gloriam
Ab uno disce omnes


Mart 27, 2017, 08:32:30 ös
Yanıtla #16
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 121
  • Cinsiyet: Bay

Nil Nisi Clavis Dest ( Aranan Yalnızca Anahtardır )

Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem


Mart 28, 2017, 01:50:08 öö
Yanıtla #17

Büyü gibi bir konu ile uğraşan kişiye bile kuran da bu yasak sen yanlış yapıyorsun demek? Lucifer'e spell adayan kişiye bunlar boş işler , 'YOGO(!)'  yap demek! Başkalarının hayatlarında ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini dikte edip, sonra özgürlük vs gibi kelimeleri kullanmak!

Bırakınız yapsınlar...

Biraz daha bilimsel konular getirelim ortaya:

Ruhbilim ve sinirbilim'in konusu dahiline giren 'kendini gerçekleştiren kehanet' isminde bir olgu vardır. Pygmalion etkisi olarakta bilinir. Kıbrıs krallarından heykeltraş pygmalion'un kusursuz yaptığı kadın heykeli Galatea (Galata)  gerçek olsun diye venüs'e dualarıyla, bir taşın canlanmasına ve hayatının aşkına kavuşmasına sebep olan inanmışlığı... Mitolojik yunan kralı oidipus'un kehanette olduğu gibi babasını öldürmekten korkusu ve eninde sonunda babasını öldürmesiyle sonuçlanması.

Bana çok nazar değer diyen birinin nazarı üstüne çekmesi!

Bir konuya takıntı düzeyinde inanmışlık ve adanmışlık kişi farkında olmadan o sonuçların oluşmasına yol açacak şekilde eylemlere girişmesine sebep olur. Bunu denek gruplarda da uyguladıklarında kişilerin toplumun kendilerinden beklentilerini gerçekleştirmek üzere eninde sonunda kendini değişikliğe uğratması...

Netice; isterse kuru ağaç kökü, isterse asa, isterse el, onlar araçlardır. Kişi yaptığı eylemlerin bir sonuç oluşturmasına o kadar inanır ki, doğal olarak gelişen sonuçların da kendi eylemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkışına ikna olur.

Uzatılabilir.

Netice: Tuttuğu takım maçı kazansın diye hep aynı formayla maç izleyen, totem yapan kişiyle, tütsü yakan, kazanlarda kurbağa bacağı kaynatan ya da keçi kurban eden kişi basit temel psikolojik bakış açısıyla aynı durumdadır.

 Cok güzel yorumlamışsınız.

Piramitlerin mistik sırları olduğuna inan bir topluluk ile yapılan bir deneyde, Mısır piramitlerinin oranlarından anlam çıkarma olan nümerolojik piramitolojiden faydalanılmıştır.

Keops Piramidi için çok sayıda, farklı uzunluk ölçümleri yaparak ve bu ölçümler çok farklı şekillerde birleştirilerek, çeşitli oranlar çıkartılmıştır. Dolayısıyla bu çıkan sonuçlara taraflı olarak bakan kişilerin, yüzeysel olarak  Dünya'nın boyutları ile çarpıcı benzerlikler bulmaları sağlanmıştır.

Bir kavram incelenir iken, taraflı ve odaklanmış bir bakış, duygusal inanmışlık ile birleşince,bireyin tepkisi, secici-taraflı kanıt elemesi/bulması ile sonuçlanıyor.

Yanılgıya düşmenin büyük bir nedeni ise, incelenen konuya duyulan duygusal bağ olduğu gözüküyor.

Odaklanılmış bir konu elbette bir sonuç verecektir; bu tip olguların rağbet görerek kuşaklara aktarılabildiğine göre bir izahı olmalı...


Saygılar.
Sen Özelsin


Mart 28, 2017, 02:00:44 öö
Yanıtla #18

Sayın Tık tak ,Bende son zamanlarda araştırdığım konulardan bir tanesi Mısır piramitleri? Matematiksel ve geometrik yapılış şekli günümüze kadar çözümlenememis.Anarchosanin takip ettiği bazı linklerden bakıyorum da çok güzel bilgiler linkler sunuyor. Saygılar.
Üyeliğimin iptalini talep ediyorum!Aksi taktirde dava edecem! Formda zorla kayıtlı tutuluyorum.Defalarca üyelik iptali talep ettim..Formda kayitli üye olarak bulunmak istemiyorum.Bu form zaman kaybı!


Haziran 06, 2017, 03:27:44 ös
Yanıtla #19

  Son zamanlarda gördüğüm en yararlı , ilginç paylaşımlardan ve üslubunuzu çok sevdim.Maji/büyü ayrımı üst evren/alt evren ayrımına göre mi yapılıyor? Ayrıca üst ile alt arasında söz ve inanç ile enerji (itici güç) yaratıp etkileşim kurmaya büyü denebilecekse , Çekim Yasası diye bildiğimiz fikirler , maji/büyü içinde kendine yer bulabilir mi?