Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TRT, FETHULLAH GÜLEN'in mi?  (Okunma sayısı 26517 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 12, 2010, 12:33:52 öö
Yanıtla #50
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1648
  • Cinsiyet: Bay

Hürriyet yazarı Mehmet Y. YILMAZ'ın yazısı;

SONUNDA bu da oldu ve Abdi İpekçi’nin katili devlet televizyonunun haber kanalına çıkıp konuştu.

Yakın bir gelecekte Hrant Dink’in katillerini de devlet televizyonunda izlersek şaşırmayın sakın. Çünkü programın sunucusuna göre “Bunu yapmayan, gazeteciliği bırakıp limon satmalı”ymış!
Zaten programı izleyen ve geçmişteki olayları bilmeyen bir insan Ağca’nın Abdi İpekçi’yi öldürdüğü için mahkûm edildiğini de öğrenemeyecekti, çünkü bu konuda herhangi bir soru da sorulmadı, bununla ilgili bir bilgi de verilmedi.
Programın sunucusuna göre zaten Ağca artık “suçsuz” bir insanmış. “Bugün konuşacağımız Ağca, İtalyan ceza yasasına göre de Türk ceza yasasına göre de sabit olan suçlarından dolayı hükümlerini yatmış, bugün yasalar karşısında suçsuz bir insan” diyor.
Nezaketi de elden bırakmıyor, sorularını sorarken “Şu soruyu sormama izin verin” diyor.
Programın sunucusunun röportajda söylediği bir söz var ki unutulmasın diye burada aktarıyorum: “O mesafeden öldürmek istediğiniz birini ıskalamanız pek mümkün değil”.
Bunu Ağca’nın, Papa’yı “ıskalaması” ile ilgili olarak söylüyor. Nereden biliyor dersiniz?
İşte TRT’nin bugünkü zihniyetinin vardığı nokta burası.
Gazetecilerin bu röportaj ile ilgili olarak sordukları “Ağca’nın devlet televizyonuna çıkmasına ne diyorsunuz” sorusuna Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği yanıt da şu:
“Bunu özel kanal, devlet kanalı diye niye ayırıyorsunuz?”
Başbakan, “Artık devletçilik geride kaldı, özgürlükler öne çıktı” demeyi de ihmal etmiyor ve Ağca’nın devlet televizyonuna çıkmasını bir “özgürlük meselesi” olarak ele alıyor.
Madem artık “devletçilik yok”, o zaman TRT’yi neden vergilerimizle finanse etmeye devam ediyoruz?
Başbakan’a vatandaşların ödediği vergiler ile finanse edilen ve hükümetin borazanı olarak görevini sürdüren bir kuruma “devlet televizyonu” demek zorunda olduğumuzu nasıl anlatsak acaba?

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16268664.asp?yazarid=148&gid=61


Kasım 12, 2010, 11:07:07 öö
Yanıtla #51
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 308
  • Cinsiyet: Bay

BİZİ AFFET ABDİ İPEKÇİ

“Bebekleri katil, katilleri çocuk yaptık. Sıra katilleri kahraman ilan etmekte!

Üç gündür anlamaya çalışıyorum… Anlayamıyorum!

Bebeklerden katil, katillerden çocuk ürettiğimiz bir düzende yaşarken katillerin “star” ilan edildiğini, alkışlandığını, hatta örnek gösterildiğini zaman zaman yaşadık. Dört duvar arasında cezasını çekmesi gerekenlerin hapishane çıkışında alkışlandığı, ellerine Türk bayrağı tutuşturulup poz poz fotoğraf çektirildiği, “Türkiye seninle gurur duyuyor” nidalarının atıldığını gördük…

Ancak bunca pervasızca, bunca meydan okuyarak, geçmişi ve gerçekleri bunca yok sayarak, basın ahlak ve ilkelerine bunca ihanet ederek ama en, en önemlisi vicdanların sesini bunca yok sayarak yapılanını bugüne dek görmemiştim…

Abdi İpekçi’nin katiliyle devlet televizyonunda, TRT’de yapılan röportajdan söz ediyorum.

O programda katil, “suçsuz” ilan edildi. Sanki Abdi İpekçi cinayeti yaşanmamış, bu ülkede öyle bir olay olmamış gibi yapıldı. Ülkemin en namuslu, dürüst, ilkeli gazetecisi otomobilinde bir akşam vakti kurşunlanmadı... 1 Şubat 1979 yaşanmadı. O günden sonra çok şey değişmedi gibi… Yakalanan katil askeri cezaevinden kaçırılmadı… Katile sahte pasaport tedarik edilmedi, yurtdışına çıkması sağlanmadı gibi yapıldı… O programda o iki sözcük Abdi İpekçi sözü geçmedi!

O programı izleyenler, sanki bir bilirkişi, bir “otorite”yi dinlermiş gibi, bugüne dek her ağzını açtığında bambaşka zırvalar anlatan katili dinlediler.

Başbakan’ın tepkisine gelince, o da ibretlikti. Kendisine sorulduğunda, devlet televizyonundan bir katilin propagandasının yapılmasını çok doğal karşılıyor; devletçilik değil özgürlük olduğundan dem vuruyordu…

Affedersiniz ama bu Başbakan değil miydi, referandum öncesinde 12 Eylül’ün hesabını soracağını söyleyen?

Bugüne dek yurtdışında yabancılarla konuştuğumda, eğer konu “Papayı vuran Türk”e gelirse onun nasıl bir katil, bir kukla, bir tetikçi olduğunu anlatır, çalıştığım gazetenin yöneticisi, birçoğumuzun hocası, eşsiz bir gazeteciyi öldürdüğünü söylerdim. Dinleyenler şaşar, bu gerçeği bilmemenin utancını, öfkesini yaşardı. Anlaşılan artık Türkiye’de de unutturulmak isteniyor bu gerçekler.

Bakmayın başlıkta sadece Abdi İpekçi’nin adını verdiğime… Söylemek istediğim bizi affet Abdi İpekçi, bizi affet Uğur Mumcu, bizi affet Ahmet Taner Kışlalı, bizi affet Hrant Dink…

Hepinizden af diliyorum. Tüm çocuklarınızdan, yakınlarınızdan da… Bilin ki unutturmayacağız. Gerçekleri unutturmayacağız.”( ZEYNEP ORAL )


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......




 

Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Kasım 12, 2010, 12:05:11 ös
Yanıtla #52
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Sn Üyeler,

Bu konu farklı bir başlıkta değerlendirilirse daha iyi olur.

Geniş açıdan irdelenmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum, aksi durumda yine sığ sularda boğulur gereksiz sataşmalarla dolu bir sohbet etmiş oluruz.

Önce iki tespitimi aktarmak isterim,

1. Ağca ile ilgili  buna benzer  geçmişte defalarca haberler yapıldı. Bildiğim kadarıyla en ilginci  Milliyet gazetesi tarafından yapılmış ve bunun için Ağcaya yüklü bir bedel ödenmişti. Nedense o zaman herkes suskundu! Üstelik Abdi İpekçinin görev aldığı gazeteydi! O halde bu konunun haber değerimi  sorun yoksa bu tartışmanın altında siyasi sebeblermi var? Önemli olan tetikçiyi yönlendirenler değilmidir? öncelikle bu konun aydınlatılması gerekir.

2. Benim önemsediğim konu, kimin röpörtaj yapıp yapmadığından ziyade aynı TRT tıllarca tek taraflı yayın yaptı ama bu yayınlara kaç kişi karşı çıkmış kaç kişi vicdanın da yargılamıştır doğrusu merak ediyorum. Yoksa taraf olunan siyasi düşüncenin iktidarda olmasına   göre tarafsızlık ilkesi değişirmi? Hadi diyelim TRT devlet televizyonu o taraftır, ya diğer medya kuruluşlarında çıkan haberlerin hangisini çıkarlarımızı bir kenara bırakıp olması gereken hukuki normlara göre yorumladık.

Bana göre kimse masum değil bu ülkede. Herkes bir diğerini yok etme derdinde. Ortak paydaları önemseyen, çağdaş bir devlet ve   hukuk sistemine geçmeyi isteyen kaç kişi var.

Son olarak bir kaç soru sormak isterim,

1. Boş tartışmalar yerine tetikçinin arkasındaki asıl güç neden sorgulanmıyor?
2. Devlete bağlı yayın organları özellikle bu çağda gereklimi? Gerekli ise yayın ilkeleri nasıl olmalı?
3. Haber nedir? Bahsi geçen konu haber değeri taşıyormu?
4. Evrensel değerler mensubu olduğumuz siyasi düşüncenin  iktidar olmasına göre değişirmi?
Şayet değişir diyorsanız o halde başkası iktidarda iken neden tepki gösteriyorsunuz?

Saygılarımla,

« Son Düzenleme: Kasım 12, 2010, 12:10:18 ös Gönderen: dogudan »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
16496 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 29, 2011, 11:48:57 ös
Gönderen: Masor1976
Fethullah Gülen

Başlatan oya « 1 2 » Islam

14 Yanıt
19157 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 30, 2011, 10:37:25 öö
Gönderen: Eser
0 Yanıt
4315 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 09, 2012, 10:20:00 ös
Gönderen: Tij
2 Yanıt
3981 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 16, 2013, 10:32:59 ös
Gönderen: Tij
8 Yanıt
5357 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 25, 2013, 12:21:23 öö
Gönderen: yazbenide
27 Yanıt
20874 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 03, 2015, 10:18:48 ös
Gönderen: ABCDEF