Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Yunus Çimento ve Yunus Kardeş  (Okunma sayısı 19899 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 25, 2006, 10:20:53 öö
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9553
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

İki satır ve “bir masonik hayat hikâyesi”
Yunus Çimento ve Yunus Kardeş
1927’de Belçika’da faaliyet gösteren bir şirket Türkiye’de yatırım yapmak ister.
Ankara’da yaşamakta olan Samsun Milletvekili Nusrat Sadullah Bey, İstanbul’daki Belçika Bankası’nın Müdürü Alfret Pelagrino, Kopenhag’da yaşamakta olan Mühendis Pol Larsen, Brüksel’de bulunan Jorj Hanekâr bu ortaklığa katılmayı kabul ederler. Bunlara, Anvers’te Breskte Ruvayal Sokağı 89 numarada mukim Mason Efendiler de katılır.

 
Yıllardan 1927’dir…

Türkiye’de Masonluğun uykuya yatacağı 1935 yılına daha 8 yıl vardır.

Bu yıllarda Türkiye’de Masonluk altın dönemini yaşamaktadır. Sözgelimi, Türkiye Büyük Maşrıkı’nın da üye olduğu Uluslararası Masonluk Birliği sekizinci genel toplantısını bu altın yıllarda, 1932’de İstanbul’da yapar.

İşte bu yıllarda Kardeşlerimiz, Avrupalı Kardeşleriyle masonik temaslarının yanı sıra ticari birlikteliklere de gitmektedirler.

1927’de Fransa’da faaliyet göstermekte olan bir Fransız çimento şirketi ve Almanya’daki iş ortağı, Türkiye’ye çimento alanında yatırım yapmak ister. Ankara’da yaşamakta olan Samsun Milletvekili Nusrat Sadullah Bey, İstanbul’daki Belçika Bankası’nın Müdürü Alfret Pelagrino, Kopenhag’da yaşamakta olan Mühendis Pol Larsen, Brüksel’de bulunan Jorj Hanekâr bu ortaklığa katılmayı kabul ederler. Bunlara, Anvers’te Breskte Ruvayal Sokağı 89 numarada mukim Mason Efendiler de katılırlar.

Yanlış okumadınız: Anvers’de bulunan Mason Efendiler de bu şirketin ortağı olurlar.

Bu okuduklarınız Anadolu Çimentoları Türk Anonim Şirketi’nin Esas Mukavelesinde iki satır olarak yazıyor. Ve bakınız söz konusu mukaveledeki bu iki satır bizi nasıl “bir masonik hayat hikâyesi”ne götürüyor: Hikâyemizin kahramanı, Meşale Locası 1. Nazır’ı Yunus Özden Kardeşimiz anlatıyor:

“1927 yılında, Belçika’da yaşayan Mason Biraderlerin de ortaklar arasında bulunduğu bir grup, Türkiye’de yaptıkları araştırmalardan sonra, en uygun yer olarak gördükleri Kartal ile Pendik arasında, deniz kenarında bir çimento fabrikası kurmaya karar verirler. O tarihte, bırakın şimdiki sahil yolunu, eski minibüs yolu bile yoktur.”
1929 yılına gelindiğinde fabrika kurulmuştur. O tarihlerde, her dakika yunus balıklarının selamladığı bomboş bir sahile sahip olması nedeniyle Belçikalı Mason Kardeşlerimiz Anadolu Çimentoları T. A. Ş’ne logo olarak “yunus” balığını önerirler. Bu logo o kadar beğenilir ki, zaman içinde, fabrikanın adı “Yunus Çimento” olarak anılmaya başlar.

II. Dünya Savaşı yılları

Yunus Çimento’ya, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Belçika’lı bir genel müdür atanır. Bakınız, Yunus Özden Kardeşimiz, bu genel müdüre ilişkin olarak neler hatırlıyor:

“1940 ‘lı yıllarda, işgal altındaki Belçika’da, Nazi’lerin başına bela olmuş bir direnişçi...Moustache , yani Bıyık... Adı, değişmiş haliyle Monsieur Maurice Depuis... Patlayıcı uzmanı, pos bıyıklı bir demiryolu kundakçısı... İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, kendisinin ve ailesinin can güvenliği kalmadığı için Biraderleri tarafından yurtdışına gönderilmek isteniyor. Önünde iki seçenek var: Biri Mısır , diğeri Türkiye. Kardeşimiz Maurice Depuis, seçimini Türkiye olarak yapmış ve sonunda da Yunus Çimento’nun, deniz kenarındaki dört lojmanından birine yerleşmiş...”

Moustache’nin Türkiye’ye gelişiyle Yunus Kardeşimizin babası ve Kardeşimiz Hasan Özden’in, 1 numaralı İdeal Muhterem Locası’nda tekris olduğu yıllar aşağı yukarı aynı yıllardır. Oğlu ve Kardeşi Yunus Kardeşimiz gibi Saint Joseph Lisesi mezunu olan Hasan Özden mükemmel Fransızcası nedeniyle Belçika’lı Kardeşlerimizin yönetimindeki “Yunus Çimento” da işe başlar... Bir süre sonra Yunus’un amcası ve Kardeşimiz Tokay Özden’de aynı fabrikaya girer...İki Kardeş, her sabah Feneryolu’ndan trenle yola koyulup, “Yunus”ta iş başı yapmaktadırlar…

1935 yılında Masonluk uykuya girdiğinden, Kardeşlerimiz için Yunus Çimento’ya gitmek, sadece bir işte çalışmak değil, aynı zamanda Kardeşlerinin de bulunduğu bir Mabet’e gitmek gibidir.

Cevizli’deki Tekel Enstitüsü Kütüphanesi’nin çalışanları da aynı treni kullanmaktadır. İki Kardeş bu grupla arkadaşlık tesis eder. Gerisini Yunus Kardeşimiz’den dinliyoruz:

“Bir sabah, Tekel Kütüphanesi grubundan genç bir hanım, babamın kulağına, yakasındaki rozeti işaret ederek ‘Siz Mason musunuz?’diye sorar.”

İleri Sokak’ta “bir bina”

Yunus Özden’in dedesi ve anneannesi 1939 da evlenmişlerdir. Dedesi o yıllarda Kadıköy’de, Halk Evi’nde tahsildarlık yapmaktadır. 1935 yılında Masonluğun “Uyku Dönemi” başladığında, Bahariye Caddesi İleri Sokak’taki “bir bina” CHP ye verilmiştir. Halk Evi’ndekiler, Yunus’un çok da varlıklı olmayan dedesine, “bu bina boş duracağına, al aileni gel, alt kata yerleş, bir süre kiradan kurtul” derler.

Kardeşimiz’in annesi Tuba Hanım, Masonluğun Uyku Dönemi’nde CHP’ye devredilen o binada doğar. İsterseniz devamını Yunus Kardeşimiz’den dinleyelim:

“Evdeki dolaplardan birinde, üzerine ampuller takılı, paslı büyük bir çember varmış. Annem bu çemberin ortasındakinin gönye ve pergel olduğunu ileriki yıllarda anneannemden öğrenmiş… Daha birçok şey varmış o dolapta; kum saati, mala… Annemin o ev ile ilgili hatırladığı bir önemli konu da anneannemin duvarları siyaha boyalı penceresiz küçük bir “oda”yı kiler olarak kullanması. Bahariye İleri Sokak’taki bu bina ile ilgili olarak rahmetli anneannem anneme sonraları ‘O bina Masonlara aitti kızım’ demiş.”

1958 yılında Yunus Özden’in babası ve Kardeşi Hasan Özden, Tuba Hanım’la evlenir. Gönye ve Pergel bir aşkın başlangıcı olmuştur. Evli çift Çimento Fabrikası’nın yöneticileri tarafından sevilmekte ve desteklenmektedir. Yunus Çimento’da boşalan bir lojman genç çifte tahsis olunur. Yunus Kardeşimizin amcası ve Kardeşi Tokay Özden de aynı lojmanda yaşamaya başlar. Yunus Kardeşimiz anlatıyor:

“Hatırlayacaksınız, birinci lojmanda Moustache ve ailesi kalıyor. İkincisine bizimkiler yerleşirler. Ardından üçüncü lojmana, ileride İdeal Locası’nda Ustad-ı Muhterem’lik yapacak olan Ömer Sadık Akalan taşınır. Zaman içinde, fabrikaya yine İdeal Locası’nda tekris olan Ümran Levent, onu takiben fabrikanın avukatlığını üslenen Sedat Toydemir ve ardından Cemil Parman Kardeşlerimiz gelirler. Yine sektörle alakalı olarak Tarık Ziyal ise fabrikanın müdavimleri arasındadır. Dolayısıyla ben, metrekareye bol Mason düşen ve Masonların adını verdiği Yunus ‘ta , ‘Hänsel & Gretel ‘in evine benziyor’ denilen, tek katlı, tamamen ahşap, kırmızı kepenkli, dört lojmandan birinde doğarım ve adım Yunus konur.”Yunus Kardeşimiz çocukluğuna dair neler hatırlıyor:

• Ofislerin kapılarına rüzgârda çarpmasın diye, taş ocağından getirttikleri ve küp şeklinde hazırlattıkları “Hamtaş”ları koymuşlardı... Bu taşlardan lojmanların kapılarında da vardı. Bu taşlar için “Hamtaş” ifadesini kullanıyorlardı. O zamanlar ben çimento üretiminde kullanılacak “pişmemiş taş” dediklerini zannediyordum. Bizim eve her gelen erkek, “ Şu taşları halâ yontmamışsın Yunus” esprisini yapıyordu.

• Parmak koparma numarasını altı yaşımdayken Tarık Ziyal Kardeşimden öğrendim. “Taş yontarken koptu” demişti. Süper numaraydı. Bir de telefon numarasını şöyle söylerdi Ziyal Kardeş: “ Kadıköy’den 14.30 vapuru.” Yani 36 14 30. O zamanlar altı rakamdı numaralar. 36 ile başlıyorsa Kadıköylü’ydün. “Öğreteceğin şeyleri benzetmelerle, sembollerle öğret, akılda kalır” derdi.

• Satranç oynamayı babamdan ve Sedat Toydemir’den öğrendim. Bir gün “ Gel sana da hayatın siyahını beyazını öğretelim” dediler.

• Çok küçük yaşlarda annemi ve komşu hanımları gerçekten hemşire zannediyordum. Ama hepsi evde oturan, hastaneye gitmeyen, iğne yapmaktan aciz, garip Hemşirelerdi bizimkiler. Hafta sonları da bir o kadar Hemşire daha geliyordu lojmanlara.

• Babamın, Maurice Depuis Kardeşimizin ve Cemil Parman’ın Browning marka, 22 kalibre, yivli, bir tüfekleri vardı. Bazı hafta sonları lojmanların arkasında hazırladıkları hedef tahtasına atış yaparlardı. Hedef tahtasında üç adet yuvarlak vardı ve bu yuvarlaklar eşkenar üçgen oluşturuyordu.

• İkinci Dünya Savaşı sırasında, büroda çalışanlar ve yanındaki lojmanlarda oturanlar için bir sığınak inşa edilmiş. Bu sığınak lojmanların arkasında yer alıyordu, yeraltında yüz metrelik bir tünel. Küçükken, hiç kullanılmayan, ışıksız, karanlık bu tünelden korkardım. Bu karanlık tünelden korktuğumu fark eden Sedat Toydemir “Her şeyi affederim, karanlıktan korkmanı affetmem” demişti.

• Amcam Tokay Özden’le, ben on yedi yaşıma gelene kadar aynı lojmanda kaldık, babamla yüksek sesle tartıştıklarını hatırlamıyorum. Muhteşem bir ilişkileri vardı. Ondan hep çok şeyler öğrendim.

• Lojmanların altı dönümlük arazisindeki çimler, çiçekler, sebze ve meyveler sonbaharda sığırcıkların gelmesiyle, kuş pisliğinden ötürü sararıp yanıyordu. Akşam saatlerinde çam ağaçlarına yuvalanan bu kuşların kaçırılması işini büyük bir zevkle Maurice Depuis üstlenirdi. Taş ocağından getirdiği dinamit lokumlarını, herhalde eski günlerini anarak, minik ve zararsız ses bombaları haline getirerek patlatıyordu.

Sahi, ne oldu Moustache’a?

“1974 yılında, bir yaz günü Maurice Depuis Ebedi Maşrıka intikal etti. Vasiyeti üzerine bir Müslüman mezarlığına, minibüs yolu üzerindeki Kartal Devlet Mezarlığı’na gömüldü. Mezarlık yöneticileri önce itiraz etmişler. ‘Hıristiyan birisini gömemeyiz buraya’ demişler. Sonra bir çözüm bulmuşlar. Mezarlık arazisinden Cevizli’ye doğru, sadece O’nun için bir kişilik bir ‘çıkma’ yapmışlar. On bir yaşımdaydım toprağa verildiğinde. Beş altı yıl sonra, mezarlığın arazisi büyütülünce Sevgili Kardeşimizin mezarı isteğine uygun Müslüman mezarlığının içine girmiş oldu. Enteresandır, toprağa verilirken, Maurice Depuis ismini gören ve rastlantı olarak oradan geçmekte olan bir papaz da arabasını sağa çekip mezar başında dua etmişti.”

Peki geriye bakıp düşündüğünde, şanslı hissediyor mu kendini Yunus Kardeş:

“Gerçekten şanslı bir çocukluk dönemi geçirdim.”

Ya tekrisi? Nasıl tekris oldu acaba Kardeşimiz ?

“1983 yılında, ben yirmi yaşımdayken, babam Ebedi Maşrıka intikal etti. Bana Mason olduğunu söylememişti. Vefatından sonra öğrendim. Kanser teşhisiyle hastaneye yatmadan hemen önce bazı yayınları Sedat Toydemir’e, Cemil Parman’a ve amcama vermiş.1994 yılında Sedat Toydemir beni teklif etti ve kabul edildim. Bir süre sonra, Toydemir Üstat babamın kendisine emanet etmiş olduğu bazı kitapları ve Yunus Çimento ile ilgili bazı dokümanları bana geri verdi. Bunların içindeki en önemli doküman, kuşkusuz, şirket ortağı olarak “ Mason Biraderler” diye bir kaydın yer aldığı Yunus Çimento’nun Kuruluş Sözleşmesi’dir.”
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Eylül 19, 2011, 12:20:05 öö
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1648
  • Cinsiyet: Bay

Harika, yeri gördüm sitede.


Eylül 19, 2011, 01:21:21 öö
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Bende yeni gördüm, çok güzel bir anı.


Eylül 28, 2011, 11:02:13 ös
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 205
  • Cinsiyet: Bay

bana tek taraflı adaletinizden sakın bahsetmeyin.. adalet kirli atlet..!!


Kasım 29, 2011, 07:17:30 ös
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3234
  • Cinsiyet: Bay

Nerde o eski ülkemin güzel insanları    :'( :'( :'(
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
11130 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 18, 2020, 09:57:32 ös
Gönderen: Mandıra Filozofu
1 Yanıt
5987 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2009, 06:03:37 öö
Gönderen: Isis
1 Yanıt
2990 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 29, 2012, 11:47:36 ös
Gönderen: SEHERC
0 Yanıt
3175 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2012, 07:11:11 ös
Gönderen: ADAM
12 Yanıt
8977 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2013, 07:14:04 ös
Gönderen: mergen
1 Yanıt
3142 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2013, 08:28:36 öö
Gönderen: ceycet
4 Yanıt
5891 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 02, 2014, 11:17:40 ös
Gönderen: Dor
2 Yanıt
3400 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2015, 07:28:49 ös
Gönderen: Risus
0 Yanıt
2258 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2015, 06:20:32 ös
Gönderen: Risus
11 Yanıt
6668 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2015, 05:22:34 ös
Gönderen: karahan