Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Uzak mesafeleri uçarak aşan peygamber.  (Okunma sayısı 12873 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 23, 2008, 12:23:40 öö
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Bir yas evi ziyaretimde dinlediğim, dini motiflerle süslü bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Dediğim gibi yas evinde bir islam  din adamının anlattığı hikaye bu.Bilindiği üzere islam din adamları islam öncesindeki tek tanrılı din ve peygamberlerini kabul eder bu nedenledirki hikayeyi anlatan din adamı o dönemleri de islam dönemi olarak kabul ederek anlatıyordu.

Konu müslümanların yaşadığı coğrafyanın geri kalmasının nedeninin islam dini gösterilmesi ve aslında bunun islamla ilgili  değil insanların tembelliğinden kaynaklandığı ve çeşitli örneklerle islamın her dönemde bilimin önünü açtığına dair örneklerdi.

Söz konusu dönemlerden biri Hz.Süleyman dönemiydi. Hz. Süleyman döneminde kendisine allahın melekleri aracılığı ile bir tür uçak yapılmasının öğretildiği ve o döneme göre ancak bir ayda alınacak mesafenin bu uçan araç yardımı ile yarım günde gidilebildiğiydi.Internette bulduğum bir kaynakta bunu doğrular nitelikte :
"Süleyman Aleyhisselam'a rüzgarın musahhar edildiğini bildiren Kur'an-ı Kerim'in ayetleri insanlığa çok önemli mesajlar vermektedir. Kendisine mucize olarak verilen bu durum ile, iki aylık mesafeyi bir günde kat etmiştir."

Bir diğer hikayede aşağıda internetten alıntı yaptığım konu din adamına göre tv veya ışınlamaya işaretti bu ;

Süleyman Aleyhisselam'ın zamanında geçen ve günümüzde de dikkatleri çeken hadiselerden birisi Sebe'lilerin melikesi Belkıs ile aralarında geçen olaydır. Belkıs'ın tahtının getirilmesi olayı her zaman dikkat çekmiştir. Kur'an-ı Kerim'de geçen olay özet olarak şöyle cereyan etmiştir:

Sebe'lilerin hükümdarı ve Melikesi Belkıs'tır. Kendisine hükümdar olması hasebiyle de büyük ihsanlarda bulunulmuştur. Ancak, şeytanın desiseleriyle yoldan saparak güneşe tapmaya başlamışlar. Bu durumdan haberdar olan Süleyman Aleyhisselam, Belkıs'e, doğru yola dönmeleri ve Allah'a ibadet etmeleri yönünde telkinleri ihtiva eden bir mektup yolladı. Belkıs, mektubu aldıktan sonra devletin ileri gelenleri ile istişare etti. Allah'ın elçisinin taleplerini bildirdi. Fikirlerini sordu. Kendilerine danışmadan hiçbir şeyi yapmadığını sözlerine ekledi.

Devletin ileri gelenleri, güçlü kimseler ve savaş erbabı olduklarını, buyruğun da kendisine ait olduğunu, ne emrederlerse onu yapacaklarını söylediler. Bu görüşmeden sonra Süleyman Aleyhisselam'a hediyelerle birlikte elçi gönderildi. Süleyman (as), getirilen hediyeler için; bunlara ihtiyacı olmadığını, hediyelere ancak kendilerinin sevindiklerini, Cenabı Hakkın kendisine ihsan ettiklerinin bütün hediyelerden üstün olduğunu söyledi. Elçiye seslenerek; "... onlara dön; iyi bilsinler ki, kendileri asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız" dedi. (Neml Suresi, 23-38)

Elçi, getirdiği hediyeleriyle birlikte ve ayrıca Süleyman Aleyhisselam'ın idaresinin ve ordusunun ihtişamını da görerek geri döndü. Durumu hemen idarecilere bildirdi. Karşı durulamayacak bir orduya sahip olduklarını bildirdi. Savaşla karşı koyamayacaklarını anladılar. Belkıs, haber göndererek, ülkesine gelmek istediğini, davet ve dinini yerinde görme arzusunda olduğunu bildirdi. Diğer taraftan yol hazırlıklarına başladı. Belkıs'ın gelmek istediğini öğrenen Süleyman Aleyhisselam, adamlarına dönerek; " ... Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?" (Neml Suresi, 38) diye sordu. O zaman hizmetinde bulunan Cinlerden bir ifrit; "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi." (Neml Suresi, 39)

Nitekim, göz açıp kapayıncaya kadar kısacık bir sürede Belkıs'ın tahtı Süleyman Aleyhisselam'ın huzurdaydı. Cenabı Hakkın bu büyük ihsanına şükretti. Süleyman Aleyhisselam, Belkıs gelmeden önce bir köşk inşa ettirmişti. Köşkün avlusunu billurdan yaptırarak, altından akıttığı suya balıkları koydu. Belkıs, zeminin şeffaf bir madde olduğunu fark edemediği ve sudan geçeceğini zannettiği için eteğini çekti. Kendisine, havuzun üstünün camla örtülü olduğu belirtilince; gerek mülk ve saltanat ve gerekse şahsi deha ve zeka açısından Süleyman Aleyhisselam'ın kendisinden çok üstün olduğunu anladı. Şimdiye kadar hayatını boşa geçirmiş olduğunu, kendisine yazık ettiğini, bundan sonra Süleyman (as)'a tabi olduğunu bildirerek, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim olduğunu bildirdi.

Söz konusu Belkıs'ın tahtının naklinden haber veren Kur'an-ı Kerim'in; "... Süleyman Belkıs'ın tahtını yanı başında görünce..." (Neml Suresi, 40) ayeti, uzak mesafelerden eşyanın aynen veya sureten naklinin mümkün olduğuna işaret etmektedir. Cenab-ı Hak bir mucize olarak Süleyman Aleyhisselam'a ihsan etmiştir. Simimi bir şekilde arzulanan bir hadiseyi peygamberine ihsan eden Allah, kabiliyeti nisbetinde çalışıp, kainata yerleştirmiş bulunduğu kanunlarına ve emirlerine uygun hareket eden kullarına da dünyayı bir şehir hükmüne geçirip ihsan edebilir. Belkıs Yemen'de iken, Şam'da aynıyla veya sureten hazır olmuştur ve görülmüştür. Yanındaki adamları da sesleriyle beraber müşahede edilmişlerdir.

Cenab-ı Hak bu ayeti kerimesi ile; bir kuluna geniş bir mülk ve bu mülkünde tam adaleti sağlaması için zeminin her halinden haberdar ettiği gibi, her bir insana da, yaratılışı itibariyle yeryüzüne halife olacak şekilde bir kabiliyet verdiğini bildirmektedir. Bu kabiliyetinin ve istidadının gereği olarak, zemin yüzünü görecek, bakacak, anlayacak kabiliyeti vermesi de hikmetinin gereği olduğunu bildirmektedir. Şahsen bu seviyeye her kes ulaşmasa bile içlerinden ulaşanlar olacak, maddeten erişilmezse bile manen erişilebilinecek. Öyle ise bu büyük nimetten istifade edebilirsiniz. Kulluk vazifenizi unutmamak şartıyla, öyle bir çalışınız ki, yer yüzünün her tarafını görünebilen ve sesleri işitilebilen bir bahçeye çeviriniz, demektedir. (Sözler, s. 233, 234)



Bu konuda bilgi ve düşüncelerinizi paylaşmanızı dilerim.

Saygılarımla,


Mayıs 23, 2008, 12:42:15 öö
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Uzak mesafeleri uçarak aşan peygamber başlığını görünce aklıma "Zülkarneyn" geldi, zira bu konuyla ilgili yazılmış bir kitap okumuştum. Fakat Hz. Süleyman'ın uçtuğuna yahut uçan bir araç icat edildiğine dair bir veriye hiç bir yerde rastlamadım. Bu veriyi Kur'an'ın hangi ayetini yorumlayarak elde ettiğinizi söylerseniz belki daha sağlıklı bir yorum yapabiliriz. Genel olarak bildiğim kısım, Hz. Süleyman'ın cinlere hükmedebildiği ve "cinleri kullanarak" pek çok şey yapabildiğidir. Yine Hz. Süleyman'ın rüzgarlara da hükmedebildiğine inanıldığından Magen David adı verilen fakat bize "Mühr-ü Süleyman" adıyla geçen şu an ki İsrail'in bayrak motifi 6 köşeli yıldızı Barbaros Hayrettin Paşa'nın sancağında görebilirsiniz.

Fakat dediğim gibi uçan bir araçla ilgili ilk kez şu an sizden bir şeyler duyuyorum. Merak ettim ben de... Belki "Burak" gibi bir şeyden bahsediliyordur...
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Mayıs 23, 2008, 01:01:14 öö
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Veritas

Yazımın  bahsettiğim gibi  bir tür uçak yaptığını söyleyen oldukça yaşlı ve medrese eğitimi almış islam din adamından duydum.
uçak yaptığı kanısına vardığı anlatım aşağıda nette bulduğum anlatım ile aynı.
Burda önemli olan aynen kendi söylemi ile "Yüce Allah insanlara bilimi öğrettiği ve islam dininin aslında bilimi desteklediği ve müslümanların kendi hatalarından dolayı geri kaldığıdır.Halbuki islamın bügun ölecek gibi ahiret için çalışmayı hiç ölmeyecek gibi dünya için çalışmayı öğütleddiğidir.İslam (islam öncesinide islam olarak kabul ediliyor) tüm peygamberlere bilimsel bilgiler verildiği.Mesela Hz.Nuh'a yüzen gemi yapımının öğretildiği, Hz. İsa'ya tıbbi bilimlerin verildiği bu ve benzeri bilgiler sayesinde bilim ilerlemiştir."

Hz. Süleyman'ada tv veya ışınlama gibi bir tekniğin öğretildiği ayrıca rüzgarın gücünü kullanarak uçabildiğini söylemiştir.
Aşağıda bu anlatımı destekleyen açıklamayı internetten buldum.


Süleyman Aleyhisselam; "Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi." (Sad Suresi, 35) Samimi bir şekilde yapılan bu dua kabul edilerek istediğinden fazlası verildi. Kendisine verilen büyük mucizelerden biri olarak rüzgar, emrine musahhar edildi. Daha önce karışıklığa sebep olan, -aynı zamanda bina yapmada ve dalgıçlıkta usta olan- şeytanlar da zararsız hale getirilerek emrine verildi. (Sad Suresi, 36, 37, 38)

Süleyman Aleyhisselam'a rüzgarın musahhar edildiğini bildiren Kur'an-ı Kerim'in ayetleri insanlığa çok önemli mesajlar vermektedir. Kendisine mucize olarak verilen bu durum ile, iki aylık mesafeyi bir günde kat etmiştir. Bu mucize insanlığın önünün açık olduğunu göstermiştir. Cenab-ı Hak, bu ayetinin lisanıyla manen diyor; "Ey insan! Bir abdim hevâ-i nefsini terk ettiği için, havaya bindirdim. Siz de nefsin tenbelliğini bırakıp bazı kavânîn-i âdetimden güzelce istifade etseniz, siz de binebilirsiniz." (Sözler, s. 231)


Mayıs 23, 2008, 01:50:47 öö
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Açıklamanız için teşekkürler, vakit biraz geç oldu yarın ofiste tekrar bakar biraz da ben araştırırım konuyu.
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Mayıs 23, 2008, 02:13:58 öö
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1648
  • Cinsiyet: Bay

Yine Hz. Süleyman'ın rüzgarlara da hükmedebildiğine inanıldığından Magen David adı verilen fakat bize "Mühr-ü Süleyman" adıyla geçen şu an ki İsrail'in bayrak motifi 6 köşeli yıldızı Barbaros Hayrettin Paşa'nın sancağında görebilirsiniz.

Barboaros Hayrettin Paşanın sancağı

http://img221.imageshack.us/my.php?image=barbarossancakasilws1.jpg
« Son Düzenleme: Mayıs 23, 2008, 02:24:14 öö Gönderen: M.Akyol »


Mayıs 23, 2008, 02:28:29 öö
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Bravo sayın M.Akyol =) İşte orada ki Davut Yıldızı, rüzgar hep o motifi taşıyan gemiden yana olsun diyedir. Fakat dediğim gibi adı Davut Yıldızı olarak değil, Hz. Süleyman'a atıfta bulunarak "Mühr-ü Süleyman" olarak anılıyor o devirde Osmanlı'da.
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Mayıs 23, 2008, 09:25:00 öö
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Teşekkür Sn. M.Akyol

Sn.Veritas araştırmanızın sonucunu büyük bir merakla bekliyorum.

Saygılarımla,


Mayıs 23, 2008, 10:54:22 öö
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Neml Suresi'nden yola çıkarsak, ilk yazıda önemli bir husus atlanmış bence. Şimdi 39 ve 40 numaralı ayetlere baştan bakalım.

39. Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.

40. Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.

Burada görüldüğü gibi 39. ayette cinlerden birisi Hz. Süleyman'a "sen tahtından kalkana kadar geçen süre içinde o tahtı getiririm" derken Allah tarafından verilmiş bir ilme (İlm-i Ledün) sahip bir insan ise "göz açayıp kapayıncaya kadar geçen bir süre zarfında" getirmeyi başaracağını söylüyor ve bunu yapıyor. Yani ilim sahibi insanın, cinlerden çok daha hızlı hareket ettiğini görüyoruz. İşte en çok sorgulanması gereken kısım bence bu.

Düzenleme: Ben Hz. Süleyman'ın bizzat böyle bir araç icat ettiğine ya da böyle bir yolculuğa çıktığına ilişkin bir şey bulamadım. Fakat onun rüzgarlara, cinlere ve hayvanlara hükmedebildiği İslam kaynaklarında var olan bir durumdur. Artık yorum kişiye kalmıştır; ister rüzgarlara hükmetmeye bilimsel bir buluş anlamı yüklersiniz, ister gerçekten rüzgarlara hükmedebildiği anlamını.
« Son Düzenleme: Mayıs 23, 2008, 10:56:46 öö Gönderen: Veritas »
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Mayıs 23, 2008, 07:49:05 ös
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Rüzgara hükmetmesi evet islamda geçiyor.Ancak  yukarıdada belirttiğim alıntıda ;

Süleyman Aleyhisselam'a rüzgarın musahhar edildiğini bildiren Kur'an-ı Kerim'in ayetleri insanlığa çok önemli mesajlar vermektedir. Kendisine mucize olarak verilen bu durum ile, iki aylık mesafeyi bir günde kat etmiştir. Bu mucize insanlığın önünün açık olduğunu göstermiştir. Cenab-ı Hak, bu ayetinin lisanıyla manen diyor; "Ey insan! Bir abdim hevâ-i nefsini terk ettiği için, havaya bindirdim. Siz de nefsin tenbelliğini bırakıp bazı kavânîn-i âdetimden güzelce istifade etseniz, siz de binebilirsiniz." (Sözler, s. 231)

"havaya bindirdim" bölümü  bir kaldırma kuvvetini anımsattı bana.Devamında ise inananlarında bunu başarabileceği belirtiliyor. O halde bu durum bir tür uçağı  işaret etmiyormu?


Mayıs 24, 2008, 12:44:43 öö
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 269
  • Cinsiyet: Bay

Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır.
  Moliere


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
4377 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 22, 2007, 08:48:04 ös
Gönderen: Ittihatci
3 Yanıt
3976 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2007, 12:20:13 öö
Gönderen: Mozart
uzak tuzak

Başlatan arteizm Benim Siirlerim

0 Yanıt
2586 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 23, 2007, 01:55:01 öö
Gönderen: arteizm
19 Yanıt
14719 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2008, 07:53:54 ös
Gönderen: Lux_e_Tenebris
1 Yanıt
2924 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 27, 2008, 10:48:15 ös
Gönderen: Kaan
17 Yanıt
11893 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 23, 2009, 01:06:15 ös
Gönderen: Waldow
5 Yanıt
6731 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 15, 2011, 07:56:15 öö
Gönderen: Zagzagel
4 Yanıt
14208 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 09, 2011, 01:05:43 öö
Gönderen: Eagle35
4 Yanıt
11257 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 09, 2014, 06:18:36 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4548 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2015, 04:05:42 öö
Gönderen: Robert Langdon