Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Parapsikoloji Nedir?  (Okunma sayısı 17876 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 19, 2008, 12:03:41 ös
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 574
  • Cinsiyet: Bay

Parapsikoloji, duyular-dışı algılama, psikokinezi, “ölümden sonra yaşam” gibi konulara ilişkin olan, görünüş itibariyle paranormal (normal-dışı, normal-ötesi) görünen olayların deneysel yöntem yoluyla çok "disiplin"li (çok yöntemli) etüdüdür. Bir başka deyişle parapsikoloji telepati, durugörü gibi paranormal yetenekleri, psikokinezi fenomenini ve diğer çeşitli psişik fenomenleri konu alan bir bilimsel araştırma alanıdır. Terim Yunanca'da “ötesinde” anlamına gelen “para” (παρά)sözcüğünün, “ruhbilim” anlamında kullanılan “psikoloji” terimine eklenmesiyle elde edilmiş olup, ilk kez 1889'da Alman psikolog Max Dessoir tarafından kullanılmıştır. Günümüzde parapsikologlar bu paranormal fenomenleri ifade etmek üzere, bu tür olayların herhangi bir düzenek kullanılmaksızın meydana geldiğini vurgulamak amacıyla psi terimini kullanmaktadırlar. Yunan alfabesinin 23. harfi olan Psi'nin Parapsikoloji terminolojisinde bu amaçla kullanılmasının ya da seçilmesinin nedeni, Yunanca'da “ruh” ve “yaşam gücü” anlamlarında kullanılan psikhe sözcüğünün baş harfi olmasıdır.

Bilimsellik Derecesi

Parapsikolojiye, halihazırda sekiz üniversitede okutulmasına karşın, ABD’de ve birçok ülkede "sınır-bilim" (fringe science) gözüyle bakılmaktadır; çünkü araştırmaları A.B.D.'ndeki bilim adamlarının büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş "standart varsayım numuneleri" (Scientific modelling) içinde henüz yer almamaktadır.
Parapsikolojik araştırma laboratuvar araştırmasını ve bilimsel alan çalışmasını içeren bir dizi metodoloji gerektirir ki, günümüzde bu metodolojik parapsikoloji araştırmaları bazı özel laboratuarlarda ve dünyanın çeşitli üniversitelerinde sürdürülmektedir. Bununla birlikte, günümüzde parapsikolojik araştırmalara etkin olarak destek veren (sponsorluğunu yapan, finanse eden) üniversiteler, tüm üniversitelerin sayısına oranla çok fazla değildir. Bu tür akademik araştırmalar özel parapsikolojik yayınlarda, bazı parapsikolojik araştırmalar da geleneksel gazetelerde makale olarak yayımlanmaktadır. A.B.D.’li parapsikologlarca sürdürülen deneyler iki alanda ya da iki yöntemde yoğunluk kazanmıştır. Kullanılan temel yöntemlerden biri, psikokinezinin varlığını ortaya koymak üzere RNG (Random number generation ) yöntemidir, diğeri duyular-dışı algılamanın varlığını ortaya koymak üzere de uyaranlardan yalıtılmanın sözkonusu olduğu “Ganzfeld uyarımı”dır. Bunlardan başka, parapsikolojik araştırma deneylerinin bir kısmını da, A.B.D.’de, "gezici (coğrafi) durugörü" olasılıklarını incelemek üzere, devlet sözleşmesi altında sürdürülen araştırma deneyleri oluşturmaktadır.
Ray Hyman, Stanley Krippner, James Alcock ve bazı bilim adamları parapsikolojide kullanılan bu iki yönteme ve bu iki yöntemle elde edilen verilere eleştiri getirmektedirler. Kuşkucu araştırmacılara göre, yöntemsel (metodolojik) kusurlar, birçok parapsikolog tarafından sunulmuş normal-dışına ilişkin açıklamalardan ziyade, görünüşteki deneysel başarılar için en iyi açıklamayı sağlamaktadır.
Parapsikolojiye ABD'de sınır-bilim, hatta Kaliforniya'da sözdebilim olarak bakılmaktaysa da, bu alandaki çalışmalar Avrupa'da özellikle 1977'deki “İzlanda Tezleri” sonrasında bilimsel saygınlığını kazanmaya başlamıştır. 1977’de Reykjavik'de (İzlanda)’da yapılan uluslararası kongrede sunulan, “İzlanda Tezleri” adıyla tanınan rapor ve verilerin bilimsel değerleri “1973 yılı Nobel Fizik Ödülü” sahibi Brian Josephson tarafından onaylanmıştır. Çoğu araştırmacı İzlanda Kongresi’ni parapsikolojinin “tarihi an”ı olarak nitelendirir.
Günümüzde parapsikolojik araştırma kuruluşlarının bir kısmı "psişik araştırma" adı altında etkinlik göstermektedir. Parapsikoloji günümüzde A.B.D.'nden Yunanistan'a dek yaklaşık 40 ülkede üniversitelerde kürsü edinmiş bulunmakta ve okutulmaktadır. Kimilerine göre, parapsikoloji materyalist metapsişiğe verilen yeni isimdir ya da metapsişiğin materyalistleşmiş devamıdır.

Tarihce

Parapsikolojik araştırma alanı için önceleri, özellikle Avrupa'da metapsişik ve parapsişik terimleri kullanılıyordu. Metapsişik terimi Aristo'nun "Metafizik" kitabının isminden esinlenen 1913 Nobel ödüllü fizyoloji profesörü Charles Richet (1850-1935) tarafından 1905'te ortaya atılmış, parapsişik terimi ise, Dijon Akademisi ve Grenoble Akademisi rektörü olan Emden ödüllü bilimci ve filozof Emile Boirac (1851-1917) tarafından ortaya atılmıştır. Prof. W. McDougall bu adı parapsikoloji terimiyle değiştirerek bu terimin uluslararası sahada kabul görmesini ve literatürde yerini almasını sağlamıştır. Fakat parapsikolojinin A.B.D.’li öncüsü biyoloji doktoru ve bitkibilimci olan Prof. J. B. Rhine’dır. Rhine çalışmaları sonucunda bazı kişilerin bedensel duyuları kullanmadan dış dünyadan ya da diğer insanların zihinlerinden bilgi edinebileceklerini gözlemlemişti. Bu olguya duyular-dışı algılama(D.D.A.) ya da duyular-dışı idrak (D.D.İ.) anlamında "extra sensory perception" – (İngilizce kısaltılmışı: ESP) adını verdi.
Parapsikoloji terimi Alman psikolog Max Dessoir tarafından 1889’da ortaya atılmış, Rhine tarafından benimsenmiştir. Bununla birlikte 1930’lu yıllardan itibaren psişik fenomenin laboratuvar koşulları içine çekildiğinin, yani laboratuvar metodolojileri uygulanarak incelendiğinin vurgulanması amacıyla parapsikoloji terimi yerine “psişik araştırma” teriminin kullanımı daha yaygınlık kazanmıştır.
Parapsikologlar parapsikolojinin tarihsel gelişim sürecini dört dönemde ele alırlar: Antik Dönem, Mesmerizm Dönemi, spiritüel bilgilerin yayıldığı, yani ekolleştiği Kurumlaşma Dönemi ve bir bilimsel araştırma alanı olarak üniversitelere yayıldığı Modern ya da Akademik Dönem.

Kullanim Alanlari

Arkeoloji

Belirli bir sayıda da olsa psi deneklerinin yardımıyla gerçekleştirilen arkeolojik keşifler olmuştur ve psi deneklerinin yardımıyla sürdürülen arkeoloji çalışmaları vardır. Bu konuda özellikle, 4445 denek tarafından verilen enformasyonlardaki çakışmalardan yola çıkarak kazı yerlerini belirlemek amacını güden Stephan Schwartz’ın çalışmalarını belirtmek gerekir. Bununla birlikte, psi denekleri tarafından sunulan, keşif yapma olanağı sağlayan enformasyonların kesinlik ölçüsünü saptamanın güçlüğüne de dikkat çekmek gerekir.

İstihbarat

Bu konuda en tanınmış çalışmalar CIA’nin himayesinde gerçekleştirilmiş olanlardır ki bunların son kod adı “Stargate”dir. Yaklaşık 20 yıl boyunca CIA tarafından çok gizli bir program uygulamaya kondu. Bu programda seçilmiş ve hazırlanmış bir grup deneğin istihbarat alanında kullanımı sözkonusuydu. Bu ekipte en yetenekli denek olarak kabul edilen Joe McMoneagle çalışmasından dolayı liyakat nişanı aldı.

Kayıp kişilerin aranması

Yine psi deneklerinin verdikleri enformasyonlar sayesinde bulunan kayıp kişiler olmuştur. Bu bakımdan A.B.D. gibi kimi ülkelerde polisin kayıp kişileri bulmada çaresiz kaldığında zaman zaman medyumlara başvurduğu ileri sürülür.


Devami ve daha detayli bilgisi icin: http://tr.wikipedia.org/wiki/Parapsikoloji


Ağustos 19, 2008, 12:33:07 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Parapsikoloji, PSİ ve MODERN DÜNYA GÖRÜŞÜ; Genelde modern bilimin, son yüzyıllardaki felsefi düşünüş üstünde büyük etkisi olmuştur ve bu durum 20. yy için de geçerlidir. Bu yüzyılın ilk başlarında bazı felsefe gruplarının, fenomenoloji, varoluşçuluk ve analitik felsefe gibi kendilerini bilimden ayırmak isteyen hareketlerin egemenliğine girmesine karşın, bütününde felsefi düşünce; bilimsel keşiflerin ve teorilerin etkileriyle büyük ölçüde değişime uğramıştır. Bu sadece sözde doğal bilimler -termodinamiğin ikinci yasasının etkisi, kuantum fiziği, evrimsel teori moleküler biyoloji ve ekoloji hemen akla gelenler- için değil, aynı zamanda sözde sosyal bilimler için de geçerlidir -insan burada hemen Marksizm, Freudculuk ve bilimin sosyo-tarihi incelemesinde ortaya çıkan paradigma teorilerinin etkilerini düşünüyor. Ancak, parapsikoloji bilimi, en azından psişik araştırmalar bir yüzyılı aşkın bir zamandan beri var olmasına karşın, felsefi düşünüş üstünde daha pek etkili olamamıştır. Gerçekten de, Parapsikoloji Kurumu 1969’dan bu yana Amerikan Bilimini Geliştirme Kurumunun bir üyesi olmasına karşın, birçok bilimci ve filozof; açık bir red veya sırf üstünde hiç düşünmeme yoluyla, bunu hala bir bilim olarak görmemektedirler. Parapsikolojinin bu durumu için çoğu kez aleyhinde olanlar tarafından ileri sürülen sebepler şunlardır: (1) Parapsikolojinin öne sürülen etkileşimlerinin; felsefi ve bilimsel topluluklar tarafından önceden farz edilen dünya görüşünün -parapsikolojinin iddia ettiği veriler hariç, neredeyse her şey için mükemmel işleyen bir görüş- (çoğunlukla, C.D. Broad’ın analizini izleyerek temel sınırlayıcı ilkeler diye adlandırılan) belirli temel varsayımlarını ihlal eder; (2) Parapsikoloji şüphelidir çünkü okült ile ilişkilidir; (3) Parapsikoloji sağlam biçimde tekrarlanabilir deneyler üretmeye muktedir değildir. Belli bir tekrarlama elde edilse bile bu, öne sürülen sonuçların bilimsel topluluğun geri kalanı tarafından kabul edilmiş olan birçok temel ilkeyle tutarlı olmadığı ele alındığında yeterli değildir; sıra dışı iddialar sıra dışı kanıtlar gerektirir; (4) Parapsikoloji topluluğu; bu etkiler arada bir ortaya çıktıklarında, eğer çıkıyorlarsa, nasıl ve niçin çıkıyorlar sorusuna dair yaygın biçimde kabul görmüş, denenebilir bir teori üretmemiştir. Devrimci Bir Bilim Olarak Parapsikoloji; Parapsikolojinin bu durumu, parapsikoloji topluluğundan birbirine zıt önerilerin çıkmasına yol açmıştır. Geniş bir tavır yelpazesi olmasına karşın, ben iki ana eğilimden söz edeceğim: tutucu ve devrimci. Tutucu tavır, ilk başta, genelde bilimsel topluluk ve parapsikoloji topluluğunun dünya görüşü arasındaki çelişkinin ortaya çıkışını en aza indirgemeyi içermektedir. parapsikologlar, bilimlerinden devrimci bir biçimde söz etmemeleri için zorlanırlar. Parapsikologlar tarafından incelenen nedensel etkileşimin görünürde normal ötesi olan tiplerine anormallikler denir; bu, bunların bir gün geleneksel nedensellik teorileriyle açıklanabileceğini ima etmektedir (bazıları; en favori geleneksel teori olan kuantum fiziği ile bunların çoktan izah edilebilir olduğunu önermektedirler). Hatta nedensellik teorilerinden, en azından geçici olarak, vazgeçilebileceği de ileri sürülür. Bazı parapsikologlar incelenen çeşitli fenomenlerde işe dahil olan nedensellik tipleri hakkında hiçbir hipotezi akla getirmeyen terimler kullanılmasını savunmaktadırlar; daha ziyade, bu terimlerin negatif biçimde veya fenomenistik biçimde tanımlanması gerektiğini söylemektedirler. Psişik terimi, bütün fenomenlerle ilgili olan böyle bir terimdir (Bu terimi kullanacağım ama fenomenalist anlamda değil). İkinci bir tutucu eğilim ise, parapsikolojiyi saygınlaştırmak, kendiliğinden vakaları da inceleyen psişik araştırmadan dolayı bir laboratuvar bilimi olarak anlaşılmasını sağlamak ve parapsikolojiyi, ölümden sonra hayatın kanıtlarını ve materyalizasyonlar gibi daha da garip görünen psişik fenomenleri incelemekten çıkartmak, dolayısıyla parapsikoloji ve okült arasındaki ilişkiyi koparmaktır. İkinciye çok yakın olan üçüncü bir tutucu eğilim ise, incelenen fenomenlerin gerçekliğine öteki bilimcileri ikna etmek için yeterince tekrarlanabilir bir deney bulmaktır. Üçüncüye çok yakın olan dördüncü tutucu bir eğilim de, psi etkilerinin üretilmesinin ardındaki dinamiği anlamayı denemek için süreç-yönelimli incelemeler yapmaktır. Parapsikoloji Ruh varlığının bedende tezahüründen dolayı ortaya çıkan duyular dışı olaylar ya da duyular dışı algılamalarımız (DDA) "parapsikoloji" adı altında incelenmektedir. Bu kelime 1920'li yıllarda Dr. J. B. Rhine tarafından, Fransız psikolog Emil Boirac'ın "psikoloji ötesi" anlamında kullandığı "parapsychique" kelimesinden uyarlanmış ve 1953'te Hollanda, Utrecht'a toplanan Uluslararası Psişik Araştırma Konferansınca parapsişik araştırma yapanlarca onaylanmıştır. Parapsikolojinin araştırma alanına giren ruhsal yeteneklerimiz, ya zihinsel deneyimler ya da fiziksel etkiler olarak ortaya çıkar. Duyular dışı algılamalar (DDA) dendiğinde, bir kimsenin beş duyusunu kullanmadan kendi çevresindeki bir şeye karşı duyarlılık göstermesini kastedilmektedir. Parapsikolojik fenomenlerin fiziksel etkilere neden olan tipi psikokinezi (PK) adı altında incelenir. Parapsikoloji içerisinde yer alan konular; telepati (başka bir kimsenin zihinsel durumunun veya düşüncesinin algılanması), durugörü (bir eşyanın ya da olayın DDA olarak uzaktan algılanması), duruişiti (hiçbir maddesel araç olmadan seslerin duyulması), prekognisyon (bir olay meydana gelmeden önce bilgisinin alınması), telekinezi (herhangi bir araç olmadan maddenin hareket ettirilmesi), tekinsizlik olayları, kendiliğinden yanma (apor) olayları, ölümden sonra hayat, bedensiz varlıklarla iletişim (ruhsal celseler), tekrardoğuş, beden dışı deneyimler (astral seyahat), ölüme yakın deneyimler, ruhsal şifa ve kansız ameliyatlar, değiştirilmiş şuur halleri, kirlian fotoğrafçılığı olarak sıralanabilir. Parapsikolojinin kökenine baktığımızda yaygın olarak "ruhsal deneyimler" olarak adlandırılan, kendiliğinden ortaya çıkan olaylara rastlıyoruz. Bu tür deneyimler hemen hemen tüm kültürlerde yer almıştır ve birbirlerine çok benzerlik gösterir. Şikago Üniversitesinin Ulusal Düşünceyi Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, Amerikalıların büyük bir çoğunluğunun hayatlarının bir döneminde bir veya birden fazla ruhsal bir deneyimi yaşadığını göstermiştir. Avrupa'da yapılan araştırmalar da aynı şekildedir. Anadolu insanında ise telepati, haberci rüyalar, geleceği önceden sezinlemek, şifa toplumumuzun doğal bir ögesidir. Parapsikoloji tarihini incelerken dört önemli devreye rastlarız: Klasik (Antik) dönem, Mesmerizm dönemi, spiritüel bilgilerin ilk yayıldığı ve ekolleştiği dönem, deneysel parapsikolojinin bir bilim dalı olarak üniversitelere yayıldığı günümüz dönemi. 1700'lü yılların ikinici yarısında, ilk olarak Viyana'lı doktor Anton Mesmer, kendisine sinirsel problemlerle gelen bazı hastalarının tedavisi sırasında mıknatıslı çubuklar kullanılarak sonuç alabildiğini gördü. Bir süre sonra ellerini de kullanarak aynı işi yapabildiğini keşfetti. O dönemde bunu bedensel mıknatıslık olarak açıkladı. Mesmer'le başlayan bu deneysel çalışmalar daha sonra, insana ait bu özellikleri para ve ün kazanma yolunda kullanıldı ve bu çalışmaların devamı için araya yüz sene gibi bir zaman girdi. 1800'lü yıllarda Amerika'da psişik olayların başka bir yönü harekete geçti ve Fox ailesinde, beş duyu ve geliştirdiğimiz aletlerle algılayamadığımız bir başka boyuttan, ilk bilgi alışverşi yapıldığı iddiaları gündeme geldi. 1848 yılında John Fox ve ailesi yeni taşındıkları evlerinde, darbeler ve benzeri şeyler duydular. Özellikle geceleri yoğunlaşan sesler aileyi tedirgin etti. Fakat seslerin düzenli bir hali olduğunu fark ettiler. Bir süre sonra bu vuruşların alfabetik olarak anlamlarını kurarak bedensiz bir varlıkla bağlantıya geçtiklerini gördüler. Daha önce aynı evde yaşayan ama bir cinayet sonucu ölen bu kişi ile olan görüşmeleri kısa sürede çevreye yayıldı. Bu olayla beraber Charles B. Rosna adlı bir zat tarafından ilk kez "ruh" fikri ortaya atıldı. Fakat dinsel çevreler bu fikri pek hoş karşılamadılar, Fox ailesi de bulundukları çevreden kovuldular. Parapsikoloji hakkındaki bilimsel araştırmalar 19. yy.ın sonlarında başlamıştır. O dönemde pozitif bilimin ruhsal fenomenlere karşı katılığından dolayı çok az sayıda öncü bilim adamı konuya ilgilerini canlı tutabildiler. 1882'de İngiltere'de bilimin metotlarını ruhsal olaylara uygulamak üzere ilk parapsikoloji derneği kuruldu. Yapılan çalışmalar iki ana yolda gelişme gösterdi. Bu yollardan birisinde daha çok telepatinin gerçekliğini kanıtlama çalışmaları yapılıyordu. Diğer yolda ise spiritizm celseleri (ruhsal celseler) yapılarak, medyomların ölmüş kişilerle bağlantıya geçmesi incelenerek ölümden sonra yaşam araştırılıyordu. 1841 yılında Dr. James Braid, ipnoz konusunda gelişmeler sağladı. J. J. Thomson ve Sir Oliver Lodge, 1870'lerde, telapati çalışmalarının öncüsü oldular. 1900'lü yılların başlarında Amerikalı medyom Edgar Cayce ile beraber şifa ve geçmiş yaşam okumaları gündeme geldi. Dr. Edith Fiore ve Dr. Helen Wembach ekminezi (ipnozla geriye götürme) çalışmaları yaptılar. Sovyet mühendis Semyon Kirlian tarafından 1939'da bulunan fotoğraf tekniği ile cisimlerin etrafında bulunan enerji alanları tespit edildi. 1950'li yıllarda Amerika'da askeri denizcilikte telepatinin kullanılması konusunda çalışmalar ileri boyutlara ulaştı. Türkiye'de ruhsal konularla ilgili çalışmalar ise 1900'lu yılların başlarında Dr. Bedri Ruhselman tarafından yapılmıştır. 1945'de ilk eseri olan Ruh ve Kainat adlı çalışmasını daha sonra 1950 yılında Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği'nin açılması izlemiştir. Halen faaliyetini sürdüren MTİA Derneğinin yanı sıra bir kaç başka dernek ve kişi de bu konuda çalışmalar yapmış ve bazı bilim adamlarımız konu ile ilgili tezler vermiştir


Eylül 02, 2008, 06:47:35 ös
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Parapsikolojinin Temelleri
 
  Mesmerizm dönemi

Parapsikolojinin temelleri bu dönemde ortaya atılmıştır diyebiliriz. Çünkü bu dönemde ilk defa bir bilim adamı, bir tıp adamı, hastalarını ruhsal şifa yöntemleriyle tedavi ettiğini tüm dünyaya duyurmaktaydı. 1700’lü yıllarda Viyanalı Doktor Anton Mesmer kendisine sinir rahatsızlığı ile gelen bazı hastaların tedavisi sırasında normal tıbbi müdahalenin yanı sıra mıknatıslı çubuklar kullanarak da sonuç alabileceğini farketti. Araştırmalarına devam eden Mesmer bir müddet sonra mıknatıs çubuk yerine ellerini kullanarak da aynı işi yapabileceğini keşfetti. Mesmer bunu, canlıların bedenlerinden yayılan Canlısal Manyetizma denilen bir güçle açıklıyordu. Mesmer bu dönemlerde oldukça ciddi çabalar içerisinde bulunmuştu. Aleyhinde birçok meslektaşı vardı, fakat daha önemlisi sayısız hastası da onun yöntemleriyle şifa bulmuştu. Mesmer’in çalışmalarını Fransız Aristokrat Marki de Puysegur devam ettirmiştir. Puysegur bu bedensel manyetizma enerjisinin sadece şifacılarda bulunmadığını, her insanda mevcut olduğunu iddia ederek, hastadaki inanç ve iradenin fizik beden üzerinde değişiklikler meydana getirdiğini söylüyordu. Puysegur kendi yöntemleriyle insandaki suni uyurgezerlik olayını ortaya çıkardı ve buna “somnambulizm” adını verdi. Bu farklı şuur seviyesinin keşfi gelecekte birçok parapsikolog ve metapsişikçinin çalışmalarında büyük olanaklar sağlamıştır. Çünkü birçok duyular dışı algılama, halk arasındaki ismiyle altıncı duyumuz, bu şuur seviyesinde daha rahat ortaya çıkmaktadır. Bu ilk araştırmalarla ileride gelişecek olan parapsikoloji biliminin temeli atılmış oluyordu. Artık bilim adamlarının eline birtakım doneler geçmişti. Dernekleşme dönemi
Parapsikoloji araştırmalarının yakın tarihini oluşturan dernekleşme döneminde başlıca iki kuruluşun faaliyetlerini görüyoruz: Klasik deneyleri ile ilk adımları atan, 1882’de kurulan İngiliz Psişik Araştırmalar Derneği ve Prof. J. B. Rhine’ın 1932’de Kuzey Carolina Duke Üniversitesi Psikoloji Fakültesinde kurduğu Parapsikoloji Laboratuarıdır.


19. yüzyılın sonlarına doğru bazı aydınlar, bilimin getirmiş olduğu katı maddeci anlayışın doğurduğu kısır dünya felsefesine karşı açık tepkilerini ortaya koymuşlardır. Bu tepkiyi ortaya koyanlar daha sonra da göreceğimiz gibi, yine o dönemin önde gelen ünlü bilim adamları olmuştur. 18. ve 19. yy. bilim anlayışına göre insan tesadüflerle oluşmuş gayet mekanik ve otomatik yapıya sahip bir varlıktı. Bu açıklamalarla yetinmeyen ve insan varlığının daha üstün, daha aşkın bir öze sahip olduğunu anlayan bu aydınlardan bir kısmı 1882 yılında Londra’da Psişik Araştırmalar Derneği’ni kurdular (İngilizce kısaltılmışı SPR: Society for Psychical Research). Derneğin ilk kurucuları arasında bulunan bilim adamlarının ve aydınların ortak düşüncesi, aynı zamanda, evrene şu soruyu sormaktı: "İnsanın öz varlığı bedenin ölümünden sonra varlığını sürdürür mü?" Dernek bazı bilim çevrelerince o kadar ilgi görüyordu ki gerek başkanları gerekse üyeleri tanınmış bilim adamlarıydılar. Başkanlar arasında Nobel Ödülü almış üç bilim adamı, bir başbakan ile çoğu fizikçi ve filozoflardan oluşan çok sayıda profesör bulunmaktaydı. Yani, ruhsal araştırmalar alanında kurulmuş bu ilk dernek aslında önemsiz, küçük, kendi alanında araştırmalar yapan bir dernek değildi. Aksine gerek kurucuları, gerek başkanları, gerekse üyeleri o dönemin bilim ve düşünce tarihine isimlerini yazdırmış kimselerdi. Bu aydın bilim adamları o dönemde tek bir noktada uzlaşıyorlardı: 19. yy. biliminin kendilerini içine sürüklediği mekanik kör düğümden çıkacak bir yol bulmak. İngiliz Psişik Araştırmalar Derneği üyeleri bu amaçla insan varlığının duyular-dışı yönlerini ve özellikle psişik yeteneklerini inceleme yoluna gittiler. Konuyla ilgili yüzlerce vaka topladılar ve bunları hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan objektif bir biçimde incelediler. Bunun yanısıra bu araştırmaları destekleyici birçok psikolojik araştırmalar da yaptılar. Çoğunun yüksek dereceli çabalarından dolayı o günlerde açıklanamaz olarak görülen olaylar, bugün birçok ılımlı bilim adamı tarafından kabul edilmektedir. Ayrıca aralarında Freud, Pierre Janet ve C.G. Jung’un da bulunduğu ilk psikoterapistlerin çoğu bu derneğin üyesiydi. Bu ünlü psikologlar da dernek çevresinde çok önemli ve yararlı çalışmalar yapmışlardır.

Psikanaliz ekolünün kurucusu Freud “eğer yaşamımı tekrarlayabilseydim, kendimi psikanaliz yerine parapsişik araştırmaya adardım” demiştir. Kendisinin telepatiyle ilgili görüşlerini bildirdiği “Psikanaliz ve Telepati” başlıklı raporu bazı bilim çevrelerinin baskısı nedeniyle ancak ölümünden sonra yayınlanmış ve beklenildiği gibi, pek yankı da uyandırmamıştır.

Parapsikoloji araştırmalarının yakın tarihini oluşturan kurumlaşma döneminde başlıca üç kuruluşun faaliyetleri görülmektedir: Klasik deneyleri ile ilk adımları atan, 1882’de kurulan İngiliz Psişik Araştırmalar Derneği (SPR)[18], 1919'da kurulan Uluslararası Metapsişik Enstitüsü (Institut Métapsychique International) [19] ve Prof. J. B. Rhine’ın 1932’de Kuzey Carolina'da Duke Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nde kurduğu Parapsikoloji Laboratuvarı'dır. Her üç kuruluşun da başkanları genellikle bilim adamları olmuştur
 
 


Ocak 03, 2011, 11:31:42 ös
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 225
  • Cinsiyet: Bay

Muhteşem bir paylaşım ;anlatılan bilgiler gerçeklere ışık tutan kaynak gibi görüyorum.Paylaşımdan dolayı teşekkürler.




Peaceful- "System Cool" (Progressive Breaks, Funky Breakbeat DJ Mix)
ben hallettim onu..geri kalanınıda akşam halletcem...


Ocak 31, 2011, 10:58:22 öö
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Sayın bugfree paylaşımınız için teşekkürler..
Saygılarımla


Ağustos 03, 2011, 11:54:04 ös
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Bilgiler için teşekkürler


Ağustos 04, 2011, 12:17:57 ös
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Bir ara ilgimi cekmisti.Bu bilgilerin karsima cikmasi iyi oldu.:D


Saygilarimla


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
157 Yanıt
346466 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2021, 07:03:53 öö
Gönderen: Özgürefe
6 Yanıt
7990 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2007, 02:15:17 öö
Gönderen: shemuel
1 Yanıt
4996 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 25, 2016, 11:03:09 ös
Gönderen: Ve-nice
Lsd nedir?

Başlatan Einsof Kimya

2 Yanıt
58420 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2007, 03:22:36 ös
Gönderen: Einsof
2 Yanıt
5016 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2014, 01:16:58 öö
Gönderen: ABCDEF
2 Yanıt
14718 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 31, 2008, 04:09:01 ös
Gönderen: semsin
5 Yanıt
5903 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2009, 10:49:13 öö
Gönderen: hewal73
6 Yanıt
6164 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 08, 2008, 10:22:48 öö
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
3639 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 19, 2011, 08:20:49 öö
Gönderen: Maledictum
0 Yanıt
2576 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 06, 2013, 06:56:05 ös
Gönderen: GOASISG