Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Barış Harekatı Kürt Manifestosu  (Okunma sayısı 2826 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 12, 2013, 12:03:01 ös
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4031
  • Cinsiyet: Bay

"Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır." -- Kuran 49:13 (MESAJ, Edip Yüksel çevirisi)

"Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O'nun ayetlerindendir. Bilenler için bunda işaretler vardır." – Kuran, 30:22 (MESAJ, Edip Yüksel çevirisi)

Uludere'de 28 Aralık 2011 akşamı işlenen katliam basit bir kaza mı yoksa Kürtlere karşı sistematik olarak yürütülen devlet politikasının sonucu mu? Birisi barda sarhoş olacak kadar alkollü içki içtikten sonra araba kullanıp kaza ile 35 kişiyi öldürürse buna ne denir? O kişi şöyle özür dilese: "Bu elim kazadan dolayı ölenlerin akrabalarından özür dilerim. Beni haksız yere suçlayanlar da bölücülerdir, insafsızlardır. Ama şunun da bilinmesini isterim ki, içki içmeye, sarhoş olmaya ve sarhoş olarak da araba sürmeye devam edeceğim. Ben araba kullanırken kimse önüme çıkmasın!" Evet ne dersin o sarhoşa? Maalesef, Türkiye'deki devletin direksiyonundaki kişiler tektipçi ve inkarcı politikasıyla sarhoş, Yüz yıldır sarhoş! Bazen bilerek öldürüyor, bazen da kazayla...

T.C. devletinin Kürtlere yönelik imha politikası PKK'dan çok daha önce olması, PKK'yı ortaya çıkaran en önemli sebeptir. Tüm otoriter veya askeri rejimler nasıl ki zulmettikleri azınlıklar hak talebinde bulununca yabancı güçleri suçlayarak propaganda yapıyorlarsa, bölünme paranoyası ile yaşayan yönetici elit T.C de uygun adım yürüyen, tek dil konuşan ve üstün ırk olduğuna inanan -TÜRK proto-tipinde- tek tip vatandaş yetiştirmeyi devlet politikası haline getirmiştir.



Suçun Tarihi, Ekolojisi ve Sebepleri

Türkiye’deki Türk-Kürt sorunu PKK ile başlamadı. Bugün yaşayan birçok Kürt ve onların çocukları resmi faşist politikanın ürettiği inkâr, asimilasyon, tehcir, katliam ve terör zulmüne maruz bırakılmışlardır. PKK, Türk çoğunluğun hissetmediği korkunç bir faşist politikanın sonucu ortaya çıkmış bir reaksiyon; bir yan üründür. PKK çıbansa, Türkiye’deki faşist politika onu oluşturan ve yaşatan mikroptur.

Terörün tarifini adil ve gerçekçi bir biçimde yapmalıyız.

Terör nedir?

İnsanları korkutmaksa, devletlerin askerleri ve polisleri de insanları korkutuyor.

Sivilleri, çocukları öldürmekse, devletlerin askerleri ve polisleri daha çok öldürüyor.

Yok, terör politik bir hedefe ulaşmak için ÖZELLİKLE sivilleri hedef almaksa bu anlamda geçmişte PKK ve TC ordu ve polisi içindeki bazı gruplar terörist kapsamı içine girer. Ancak, PKK’nin genelde asker ve polisi hedef aldığını ve politik hedeflere sahip olduğu, politikacılar yoluyla pazarlık yaptığı ve Kürtler arasında hatırı sayılır bir desteğe sahip olduğu gibi faktörler dikkate alındığında PKK’yi daha çok bir isyan örgütü, bir gerilla hareketi olarak kabul etmemiz gerçeği ortaya çıkar. Bazı Filistinlilerin gözünde Hamas ne ise, bazı Kürtlerin gözünde PKK’da odur.

Irkçı kafa virüslüdür, hastalıklıdır. Dünyadaki tüm ırkçılar ve faşistler gibi, Türkiye’deki faşistler politikalarını ve davranışlarını haklı çıkarmak için kavramları ve gerçekleri çarpıtmaktadırlar. Örneğin Naziler gibi Siyonistler de ırkçı politikalarını haklı gösterirler ve kendilerini ırkçı, zalim görmezler. Dahası, en büyük zulümleri işleyen çoğunluk; bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) yaşayarak, paranoyakça senaryolar üreterek ve zulmettiği azınlığı ihanetle suçlayarak işlediği suça kendisini körleştirir.

Irkçı çoğunluk adaleti keşfetmez; azınlıklar adaleti dayatır. Tarih boyunca, güç ile sarhoş olan çoğunluklar birden bire insafa geldikleri için veya azınlıklar nazikçe hak istedikleri için zulümlerine son vermemişlerdir. Aksine, azınlıklar isyan ederek sarhoş çoğunluğa anladıkları dilden ders vermedikçe Allah-vergisi haklarını almamışlardır. Hindistan’da Gandi, Amerika’da King bu kuralın istisnası değildir. Hindistan’da İngiliz işgalci gücüne karşı şiddet kullanan milliyetçi Hindular işgalci güçlere karşı terör eylemleri yapmasaydı, İngiltere ekonomik ve lojistik problemler yaşamasaydı, binlerce Gandi oruç tutsaydı bile İngiltere Hindistan’ı terk etmezdi.

Aynı şekilde, Amerika’daki milliyetçi çoğunluğa karşı şiddet yöntemini kullanan ve şehirlerde tahrip edici isyanlar çıkaran Black Panthers gibi zencilere, Malcolm X gibi liderlere karşı, Luther King’i seçmek zorunda bırakılmıştır. Binlerce King ölünceye kadar şarkı söyleseydi bile, çoğunluk şiddet ve isyan yoluyla suçları için bedel ödemeye zorlanmasaydı zenciler hala ikinci vatandaş muamelesi görecekti

Irkçılar güce ve devlete tapar. Tarih boyunca en büyük katliamları, zulüm ve terörü devletler ve orduları gerçekleştirmişlerdir. Türkiye Devletinin işlediği katliamlar ve cinayetler PKK’nın işlediği katliam ve cinayetlerden çok fazladır. Ne var ki, Türkiye’deki faşist politikanın ürettiği bir terör örgütünün başı olan adama Bebek Katili diyenler daha fazla Kürt çocuklarını öldürenleri, komutanlarını ve başbakanlarını kahraman ilan edebilmektedir. Devlet terörü ile örgüt terörü arasında tercih yapmamalı ve devlet terörünün tarih boyunca dünyanın hemen her yerinde insanlık için en büyük tehlike olduğunu unutmamalı.

Irkçılar dini duyguları istismar eder. Irkçılık insanların ilkel duygularını ve zaaflarını kullanan şeytani bir ideolojidir. Irk hormonları doğrudan gıdıklanan veya “milliyetçilik” veya “ulusçuluk” veya“vatanseverlik” gibi olumlu kavramlar yoluyla dolaylı olarak gıdıklanan kitleler, politikacılar tarafından rahatlıkla manipüle edilebilirler. Eğitim kurumları ve medya gibi propaganda makineleri yoluyla beyinleri kirletilen kitleler bazı kelimelere, ifadelere ve sembollere alabildiğine hassas hale getirilirler. Bir hipnozcu haline dönüşen politikacılar, birkaç hassas kelimeyle veya bayrak sallamayla yüzbinlerce insanı sokağa dökebilirler ve onlara en alçakça cinayetleri işletebilirler. İnsanları böylesine robotlaştıran ikinci bir duygu da taklidi dinciliktir, mezhepçiliktir… Irk ve mezhep kokteyli atom bombası gibidir. Dünyadaki sahtekâr, manipülatör ve kışkırtıcı güçler için bu sentezi oluşturmak nihai hedeftir. Nitekim ırk-din sentezi ile beyinleri zehirlemeyi başaran politikacılar ve din adamları, elbirliğiyle milliyetçi ve dinci hormonları gıdıklayıp durur. Amerika’daki en azgın ırkçıların aynı zamanda dindar olması bir rastlantı değildir.

Uludere'de işlenen katliamının sebeplerini anlamak ve bu tür katliamların tekrarlanmasını önlemek için şu noktalar üzerinde düşünmeliyiz:

Osmanlı’nın yaşlanıp çözülmesi sonunda Anadolu’da kurulan Türkiye Cumhuriyetinin resmi ideolojisi militarist ve tek-tip ulusçuluk ideolojisi ekseninde inşa edildi. Ülkeler fetheden, halklarını vergilere bağlayan, çocuklarını devşirip yeni ülkelerin fethi için asker yapan koca bir imparatorluğun yerine geriye küçük ve yaralı bir devleti miras almanın yarattığı psikolojik travmanın oluşturduğu bölünme paranoyasına ek olarak Batı’da dinin yerine ikame edilen ulus kimliği, çoğunluk ırka nispeten Türkiye olarak adlandırılan ülkedeki etnik azınlıkların varlığının inkârını bir devlet politikası haline getirdi.

Kurtuluş savaşında işgalci güçlere karşı Türkler ve diğer azınlıklarla birlikte omuz omuza mücadele veren ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarında varlığı kabul edilen ve saygıyla karşılanan Kürt azınlık, kısa bir zamanda varlığı inkar edilen “odadaki fil” haline dönüştürülmüştür. Türk kelimesi resmi ideolojinin hamisi militarist oligarşi tarafından üzerinde politik cambazlık yapılmak için kullanılan iki anlamlı bir kavram olarak kullanıldı. Örneğin, Türk kelimesi Türkiye sınırları dışındaki ırkdaşları desteklemek için ırk anlamında kullanılırken Kürtlerin varlığını inkar ve kültürel haklarından mahrum etmek için vatandaş anlamında kullanıldı. Kısacası, ırkçılığın daniskası Türk kelimesi etrafında atılan taklalar ile kılıfına uyduruldu. Türkiye’de Kürt yoktu. Türkiye’de yaşayan herkes Türk idi. Nitekim okullarda kullanılan resmi tarih kitaplarında bir tek Kürt kelimesine rastlanmazdı. 1950-1970 yılları arasında yayımlanan dergi ve gazetelerde Kürt kelimesini mikroskopla arasınız zor bulurdunuz. Doğu ve Güney Doğu Anadolu'nun yerlileri her nasılsa bir anda yok edilmişlerdi. Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tü.

Kürtlere Karşı Yürütülen Yüzyıllık Sistematik Faşist Politika

Anadolu'nun yerlileri olan Kürtler, TC devleti tarafından neredeyse bir yüzyıldır aşağıdaki faşist politikaya muhatap edilmişlerdir:

· Varlıklarını inkâr

· Asimilasyon

· Tehcir

· Dilleriyle konuşma, yazma ve yayın yapmalarını yasaklamak

· Çocuklarına Kürtçe isim verme haklarının yasaklamak

· Katliamlar

· Faili meçhul cinayetler

· İstihbarat örgütleri ve jandarma yoluyla provokasyonlar, kışkırtmalar

· Dezenformasyon. (Örneğin, T.C. ve medya Pınarcık katliamından dolayı PKK'yi suçlamıştı. Ancak bu katliamın Derin Devletin işi olduğu anlaşıldı.)

· Gizlice oluşturulan ve devletçe desteklenen faşist çeteler yoluyla terör estirme

· Kürt aydınlarını hapishanelere mahkûm etme ve insanlık dışı işkencelere maruz bırakma

· Kürtleri birbirine düşürmek için bazı kabileleri silahlandırma

· Köyleri bombalama ve yakmak

· Kürtlerin insanlık haklarını savunan partileri kapatma, politikacıları yasaklama

· Okullarda İngilizceden Fransızcaya, Arapçadan Almancaya kadar birçok yabancı dil öğretilirken Anadolu'nun yerli halkı olan Kürtlerin anadillerinde eğitimin yasaklama

· Kürt çocuklarına okullarda zorla "Ne mutlu Türk'üm diyene" ve "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" dedirtme.

· Kürtlerin sürekli Türklere itaat etmeye mecbur olduklarını sürekli dolaylı olarak ifade etme.

· Kürtler eşit haklar istedikleri her zaman Türk kelimesini vatandaşlık anlamında kullanmak, ama Kıbrıs'taki, Almanya'daki, Bulgaristan'daki, Azerbaycan'daki, Irak'taki Türk vatandaşı olmayan azınlıkları da Türk diye çağırarak onları mali, siyasi ve hatta askeri yönden desteklemek. Kürtlerin vergisiyle bu kavram kargaşalığında sürdürdükleri ırkçı cambazlığı devlet politikası olarak yürütmek.

Yukarıda listelenen resmi suçların doğurup beslediği Kürt sorunun çözümü için hükümetler inisiyatifini ciddi biçimde kullanmadı ve PKK tarafından tepkisel danslarla büyük vakit kaybetti.

Yaklaşık yetmiş yıldır yalanlar ve doğmalarla ta ilkokuldan başlayarak vatandaşlarının beyinlerini kirleten bir propaganda faaliyetini yürüten devlet ve devletin medyadaki borazanları, sonunda ektiklerini biçmeye başladılar: Halkı iki düşman kampa böldüler. Irkçı resmi ideolojiyi halka mal edebildiler.

Şu anda ise devlet, kendi propagandasının, halkın hamaset damarını aşırı gıdıklamanın bedelini ödüyor. Yani onlarca yıl uydurduğu yalanın esiri şimdi. Sorunu çözmek için şiddetin yol olmadığını artık biliyor ama şiddet kafesinden çıkmasına milliyetçilik damarı abartılmış halk izin vermiyor.

Terör ve Katliamları Bitirme İnisiyatifi Devletin Elinde

1. Kürtler olarak bizim Türkiye’yi bölmek gibi bir amacımız yoktur. Sadece Kürt dili ve kültürünün yasaklanmadığı, yadırganmadığı bir ortamda Türk kardeşlerimizle eşit haklara sahip olarak barış içinde yaşamak istiyoruz.

2. Geçmişin kin ve intikamıyla da yaşamayacağız, ama tekrarlamamak için geçmişi unutmayacağız. Geçmişte Kürtlerin varlığının inkâr edildiğini, başka hiçbir dil yasaklanmazken Türkiye’nin yüzde 15’inden fazlasını oluşturan Kürt yerlilerinin dillerinin yasaklandığını, birçok Kürdün ana diliyle konuştuğu veya yazdığı için hapislere atıldığını, Kürtlerin çoğunlukta olduğu birçok köyün adlarının değiştirildiği, Kürtlerin çocuklarına Kürtçe isim takmalarının veya Nevruz’u kutlamalarının yasaklandığını, binlerce Kürt köyünün boşaltılıp sakinlerinin büyük şehirlerin banliyölerindeki gecekondulara sürüldüğünü, benzeri ve hatta daha acımasız haksızlık ve saldırıların Irak veya İran’daki Kürt kardeşlerimize karşı sistematik bir politika olarak gerçekleştirildiğini ve daha nice faşist politikanın “ulusun bütünlüğünü korumak” paranoyası veya propagandasıyla gerçekleştirildiğini yaşadık ve biliyoruz. Bunları unutmamız mümkün değil. Kuşkusuz Türk kardeşlerimizin de unutamayacakları haksızlıklar ve kötülükler vardır. Ancak bunları bahane yaparak adil bir ortamın yaratılmasına ve halkların barış içinde Anadolu denen coğrafyada birlikte yaşamasına engel olmamız rasyonel bir tavır olamaz.

3. Kürt Açılımı adı altında, Türkiye’deki faşist zihniyet tarihe gömülürse beraberinde PKK şiddeti de tarihe gömülecektir. Amerika zorda kalıp zencilere hak tanıyınca beyaz ırkçılar şikâyetlerde bulunuyorlardı. Zencilerin Amerika’yı bölmesinden ve yıkmasından korkuyorlardı. Ama, ırkçı politikadan ve uygulamalardan vazgeçilince, ne KKK, ne Black Panther kaldı ortada. Benzeri olay IRA ile İngiltere arasında gerçekleşti. Tabi ki ırkçılık ölmedi, ama eski zehirleyici ve yıkıcı gücünü kaybetti o ülkelerde. Bunu inşallah Türkiye de yaşayacaktır. Kürtçülere ve Türkçülere rağmen…

4. TSK nasıl ki Türkleri politikada temsil edemezse, PKK de Kürtleri politikada temsil edemez, etmemeli. Kürt halkı barış ve adalet istiyor. Bunun gerçekleşmesi için yasal, psikolojik, ekonomik, sosyal, ve uluslararası bazı reformlar gerçekleşmeli.

5. Psikolojik avantaj amacıyla da olsa bazı değişimler yapılabilmeli. Örneğin, farklı etnik köklere sahip mozaik gibi birçok halkın birlikte yaşadığı Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan devletin isminin çoğunluğu teşkil eden etnik grubun ismi olarak seçilmesi faşist politikalarla birlikte değerlendirildiğinde bir talihsizlik olmuştur. Ancak bu ismin değiştirilmesini beklemenin pek realist olmayacağını biliyoruz. Ne var ki, Türkiye vatandaşlarının Türk yerine Türkiyeli olarak adlandırılması ırkçı ve bölücü duyguları ve sürtüşmeleri azaltacaktır.

6. Eyalet sistemi kabul edilmeli. Eyalet sistemi bir çok ülkede başarıyla uygulanıyor. Eyalet sistemi sadece etnik çelişki ve çatışmaları azaltmakla kalmıyor aynı zamanda dinî konuda hassas bölgeler içinde Anayasa’ya uygun olması koşuluyla esnek yasalar çıkarma imkânı vermektedir. Bu konu ciddi bir biçimde tartışmaya açılmalı.

7. Kürtçe dili orta, lise ve üniversitelere “dost dil” veya“ ikinci yerli dil” diye ders olarak sunulmalı. Bu dersler, Kürt oranının yüksek olduğu Güney ve Doğu Anadolu’da İngilizce ve Arapça gibi ikinci dil olarak öğretilmeli.

8. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumundan sonra isimleri değiştirilen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki tüm il, ilçe ve köylerin isimleri asıllarına dönüştürülmeli. Devlet zoruyla yukardan aşağı dikte edilen bu isimlerin bir kısmı tüm çabalara rağmen halk tarafından benimsenmemiştir. Örneğin, ismi haritada ve resmî evraklarda Güroymak olarak değiştirilen ilçe yöre halkı tarafından hâlâ Norşin olarak anılmaktadır.

9. Okullarda ders kitabı olarak okutulan tarih kitapları yeniden yazılmalı ve Kürtlere uygulanan sansür ve ambargo kaldırılmalıdır. Kürt, Çerkez, Boşnak, Laz gibi azınlıkların tarihi ve kültürü de eklenmelidir. Bu bir zenginliktir.

10. Türk alfabesine, Kürt alfabesini de içine alabilmesi için X harfi eklenmelidir. Hatta, Türkçe konuşan Türkmen, Kazak, Tacik, Azeri gibi boyların çoğunluğu oluşturduğu ülkelerle uluslararası bir konferans düzenlemeli ve ortak bir alfabe kullanılması konusu araştırılmalıdır.

11. Kuzey Irak’taki Türkmenler ve Kürtlerle daha sıkı ilişkiler kurulmalı ve sınır bölgesinde, Amerika ile Kanada ve Meksika arasında maquiladora benzeri özel vergi ve çalışma yasaları ile desteklenen sanayi bölgeleri oluşturulmalı.

12. Asker sayısının bir ordunun gücünü pek yansıtmadığı bir çağda yaşıyoruz. Askerlik yaşına gelen gençlere ikinci bir tercih hakkı verilmeli. Bu tercih öğrenim düzeyi, iş deneyimi ve beceri gibi bazı koşullara bağlanabilir. İkinci şık doğduğu bölgenin dışında başka bir bölgede bir yıl boyunca kamu için çalışma olabilir. Belli bölgelerde çalışma süresi o bölgelere hizmeti teşvik için kısaltılabilir. Dahası, doğum veya ikamet bölgesinden uzaklıkla orantılı olarak da kısaltma imkânları sağlanabilir. Böylece, Tekirdağ’da yaşayan bir genç Hakkâri’de kamuya hizmet etmeyi seçebilir, Diyarbakır’da doğan/yaşayan bir genç İzmir’i seçebilir. Kamu hizmeti seçen gençler askerler gibi barındırılmalı ve zaruri ihtiyaçları giderilmelidir. Böylece hem halka hizmet götürülmüş, hem gençlere çalışma tecrübesi kazandırılmış olur, hem de Türk ve Kürt halklarının birbirlerini yakından tanıması ve aralarında yapıcı ve iyi ilişkilerin kurulması teşvik edilmiş olur.

13. Devlet Kürt ve Türk liderlerini bir barış konferansı için toplamalı, tehdit ve dayatmanın olmadığı bir ortamda barış içinde yaşamanın yolları aranmalı.

Not: Bir grup arkadaşla birlikte hazırladığımız Barışseverler Anayasası (Peacemakers Constitution) hem Türkiye'deki Kürt sorununa hem de sosyal ve ekonomik adaletsizliğe son verebilecek maddelere sahiptir. Türkiye maalesef mal varlığının dağıtımı açısından dünyanın en kötü, en ahlaksız beş ülkesinden biri. Gini indexine göre, emeğin en çok sömürüldüğü ve kaynakların bir azınlık tarafından en çok yağmalandığı ülkeler sıralamasında ilk beş ülke şunlardır: Şili, Meksika, Türkiye, Amerika ve İsrail.

Bu 49:13 Barış Hareketi Manifesto'sunu lütfen inceleyiniz ve çevrenizde tartışmaya açınız. Bu hareketi desteklemek için birlikte çalışmamız gerekiyor. Türkiye'ye Kürt ve Türk BAHAR'ının gelmesini engelleyenler vatan hainleridir, asıl bölücüler onlardır.




Karahanca çıkarımlar yada karahanın kıt kafası ile anladıkları!


Artık riyakarlığa varan söz dizimi adıda  BARIŞ,BARIŞ,BARIŞ,BARIŞ,BARIŞ

Gelinen noktada artık kullanılması çok kolay ama içi boş bir kelime öncelikle barışı haketmek için içini doldurmak gerek peki neden barış?barışın olması için savaşan 2 devlet olması lazım değilmi?
Bir noktada osmanlının çöküş süreci ile açığa çıkan tarihsel sorunları çözmek yeni kurulmuş bu genç cumhuriyete ve onun kurucu önderine yüklenmiş büyük bir yük.

Her kürt alttaki şiiri muhakkak okumalı

Ana Sayfam
Hakkımda
Bloglarım
Mesajlarım
Galerilerim
Blog Yorumlarım
Önerilerim
Enfal Törün
http://blog.milliyet.com.tr/enfal
01 Haziran '11
Geri
ileri
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
6498
Nietzsche'nin hayatı sorgulayan şiiri

Aforizmaları ile ünlü Alman filozof, Nietzsche..
 

Varoluşçu ünlü Alman filozof Nietzsche'nin Hayat isimli bu anlamlı şiirini sizinle paylaşıyorum. Aforizmaları ile tanınan Nietzcheye göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Bu şiirde, geçmiş, şimdi ve gelecek birbirini kuşatan ve iç içe geçmiş zaman kavramlarıdır. Benim algılamama göre de, iç içe geçen bu zaman dilimleri, bakmasını, görmesini ve düşünmesini bilen insana büyük bir yaşam öğretisi getirmektedeir. Umarım ve eminim çok beğeneceksiniz.

 

HAYAT...

 

Gidene kal demeyeceksin. ..

Gidene kal demek zavallılara,

Kalana git demek terbiyesizlere,

Dönmeyene dön demek acizlere,

Hak edene git demek asillere yaraşır.

Hiç kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, yoksa...

değersiz hep sen olursun...

Düşün Kim üzebilir seni, senden başka?

Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen?

Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?

Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen?

Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?

Her şey sende başlar, sende biter...

Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşam sevgisini...

[Ya çare sizsiniz, ya da çaresizsiniz. ]

Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm, cehennemi de.

Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum

Oynadım. Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazan evimde, hem kızdım hem güldüm halime

Sonra dedim ki söz ver kendine;

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin,

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin.

Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.

Öyle değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundan.

Anladım.

 

F. NIETSZCHE (1844-1900)


Kim mutlu edebilir seni sen hazır değilsen 

Sen en büyük zararı tüm tarihinde kendin kendine vermişsin sen izin vermişsin herşeye sen gönüllü olmuşsun ilk önce kendi toprağında köle olarak yaşamaya,köle olmuşsun ses çıkarmamışsın seni köleleştireninde türkler ve devlet olduğuınu sanıp rüya görüyorsun,sen istememişsin tarihinde ilerlemeyi hiçbirzaman ve hiçbirzaman kalıbının dışına çıkmayı düşünmemişsin takiiiiiiiiiiii Atatürk bu cumhuriyeti kurana kadar.

Sen ilk önce kendine ve kürt halkına verdiğin büyük zararı gör kulak ardı etme kendi iç hesaplaşmanı önce kendinle yap sonra hesaplaşalım.

Kübada devrimden sonra fidel ve che'nin ilk yaptığı şeylere iyi bakın ilk kanunlarına bakın toprak reformunu nasıl yapmışlar bir bakın fidel atatürkten kopyamı çekti yoksa,Atatürkün ütopyasını fidelmi gerçekleştirdi?

Ey kürt kardeşim sen kendini mutlu edemezssen ben seni mutlu edemem sen önce kendin için istemelisin ama gerçeği istemelisin ütopyayı yada yalan olanı değil.

ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ocak 12, 2013, 02:35:32 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1731
  • Cinsiyet: Bay


Makalede verilen örnekler le,Kürtlerin bir kurtuluş mücadelesi verdiği,Türkiye Cumhuriyeti devletinin ise işgalci konumunda olduğu sonucu ortaya çıkıyorki,ben şahsen bunu kabul edemem.


Saygılarımla
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ocak 12, 2013, 02:50:34 ös
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4031
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Ceycet

Aklım erdiği dilim döndüğü ve klavyemin gücü kadar aktarmaya çalıştım size katılıyorum ama bu yeni değil bizim için adadada yani kıbrıstada işgalci diyorlar.

Bu makaleyi yayınlayan arkadaş bu makale ile ve bu hali ile ne umuyor pek açık değil bu resmen bir manifestodur.Kendi topraklarını işgal eden bir devlet olurmu zaten olaya burdan baksa çözecekte napalım oda sürece bu şekil bir katkı veriyor süreç dedim dikkat edin neyin süreci bilemiyorumartık.

Barışmı ?
Yok öyle bir şey bu topraklarda heleki bu saatten sonra heleki 2 halk bu kadar kin ve nefret içinde iken bırak barışı tek bir şey lazım gibi duruyor oda  'ôrdo novus seclerum' ondan sonra herşeyi yenilemek mümkün.Geçmişin kötülüğü üzerine yeni,iyi ve güzel bir fikir bina edemezssiniz.

Düşmanlıkmı?

2 toplumun vatandaşlarının bir çoğu belki hala bu duygudan yoksun dahi olsa kendini bilenleri diyorum yenilerin bir çoğu düşmanlığı benimsediler buda ayrışmayı kaçınılmaz hale getirecektir,türkün olduğu yerde kürt ,kürdün olduğu yerde türk huzur bulmayacaktır hedeflenen aslında budur yol ayrımı dedikleri budur.

Üstteki makalede bir çok çıkarım var aslında Bu makale ermeni diasporasının ermeni katliamı tezlerinden ne farkı var bence hiç farklı değil.Uludereyi katliam diyeceksin ve diyebileceksin ama 33 eri silahsız insanı katletmenin adına katliam diyemeyeceksin başbağlardaki masum insanları kursuna dizeceksin katliam olmayacak ama başkaldırıpta ülkede aheng diye bir şey bırakmayan insanlara karşı yapılana katliam diyeceksin.

Roboski moboski diye bir şey  ile kendi halkını kandırabilirsin bana bir şey anlam ifade etmiyor.
Benimde gelir düzeyim düşük bende gideyim bir kaçakçılık yapayım deme şansım varmı sen kanunen yasak olan bir şey yapacaksın her türlü tehlikesine rağmen sonrada buranın şartlarıdır mecburuz kılıfına sokacaksın işi bırakın bu 5 pasra etmez şarlatan ağızlarını bu halk salak değil.Bir türk olarak uluderelilere ve başlarına gelene üzüldüm ama bu olayın sömürülüpte siyasi propaganda malzemesi yapılması salaklığınıda içime yediremiyorum yemezler.

saygılar
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ocak 12, 2013, 02:54:59 ös
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1731
  • Cinsiyet: Bay


Mutabıkız sayın karahan.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ocak 12, 2013, 10:51:32 ös
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3161
  • Cinsiyet: Bay

Sayın  Karahan dostum yine güzel güzel aktarımını yapmış ve bizleri aydınlatmış . Anlattıklarının tamamına katılıyorum burda PKK denen TERÖR ÖRGÜTÜ  sanki bir   halk hareketinin lideri konumunda lanse edilmiş .

Buna yavuz Hırsız ev sahibini bastırır vb. benzeri bir söylemi bana hatırlattı .

Alıntı
Kürtlerin sürekli Türklere itaat etmeye mecbur olduklarını sürekli dolaylı olarak ifade etme.

Yok öyle bir şey . Eğer sen yaşadığın toprağa karşı DÜŞMANCA tutum içerisinde isen katlin VACİPTİR ...

Alıntı
Osmanlı’nın yaşlanıp çözülmesi sonunda Anadolu’da kurulan Türkiye Cumhuriyetinin resmi ideolojisi militarist ve tek-tip ulusçuluk ideolojisi ekseninde inşa edildi. Ülkeler fetheden, halklarını vergilere bağlayan, çocuklarını devşirip yeni ülkelerin fethi için asker yapan koca bir imparatorluğun yerine geriye küçük ve yaralı bir devleti miras almanın yarattığı psikolojik travmanın oluşturduğu bölünme paranoyasına ek olarak Batı’da dinin yerine ikame edilen ulus kimliği, çoğunluk ırka nispeten Türkiye olarak adlandırılan ülkedeki etnik azınlıkların varlığının inkârını bir devlet politikası haline getirdi.


IQ Bu eleştiriyi anlamadı ...  ???


Alıntı
Asker sayısının bir ordunun gücünü pek yansıtmadığı bir çağda yaşıyoruz. Askerlik yaşına gelen gençlere ikinci bir tercih hakkı verilmeli. Bu tercih öğrenim düzeyi, iş deneyimi ve beceri gibi bazı koşullara bağlanabilir. İkinci şık doğduğu bölgenin dışında başka bir bölgede bir yıl boyunca kamu için çalışma olabilir. Belli bölgelerde çalışma süresi o bölgelere hizmeti teşvik için kısaltılabilir. Dahası, doğum veya ikamet bölgesinden uzaklıkla orantılı olarak da kısaltma imkânları sağlanabilir. Böylece, Tekirdağ’da yaşayan bir genç Hakkâri’de kamuya hizmet etmeyi seçebilir, Diyarbakır’da doğan/yaşayan bir genç İzmir’i seçebilir. Kamu hizmeti seçen gençler askerler gibi barındırılmalı ve zaruri ihtiyaçları giderilmelidir. Böylece hem halka hizmet götürülmüş, hem gençlere çalışma tecrübesi kazandırılmış olur, hem de Türk ve Kürt halklarının birbirlerini yakından tanıması ve aralarında yapıcı ve iyi ilişkilerin kurulması teşvik edilmiş olur.

Güzel öneride biz o askeri güce ulaştık mı acaba ?



Alıntı
Kübada devrimden sonra fidel ve che'nin ilk yaptığı şeylere iyi bakın ilk kanunlarına bakın toprak reformunu nasıl yapmışlar bir bakın fidel atatürkten kopyamı çekti yoksa,Atatürkün ütopyasını fidelmi gerçekleştirdi?


Sayın Karahan olayın tek çözümünü ve reçetesini vermiş ... ANLAMAK İSTEYENE ...

Alıntı
Ey kürt kardeşim sen kendini mutlu edemezssen ben seni mutlu edemem sen önce kendin için istemelisin ama gerçeği istemelisin ütopyayı yada yalan olanı değil.

Birde AKLIMIZI kullanmayı bir öğrensek , AH AHHHH

Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2333 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2007, 12:49:07 öö
Gönderen: shemuel
0 Yanıt
2021 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2007, 12:56:57 öö
Gönderen: shemuel
0 Yanıt
3236 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 14, 2007, 01:04:43 ös
Gönderen: naval
17 Yanıt
7905 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2007, 01:56:29 öö
Gönderen: shemuel
5 Yanıt
3474 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 12, 2011, 08:20:00 ös
Gönderen: Yücel
17 Yanıt
8135 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2009, 11:51:47 öö
Gönderen: Mozart
1 Yanıt
4383 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2016, 12:49:51 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak
0 Yanıt
2773 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 26, 2013, 11:10:55 ös
Gönderen: Tij
2 Yanıt
1768 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 16, 2014, 07:44:27 ös
Gönderen: Alialumbra
2 Yanıt
1774 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2015, 10:38:55 ös
Gönderen: mbulut