Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: OPERATİF MASONLUK - 2  (Okunma sayısı 5057 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 02, 2009, 04:07:45 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay



Operatif Masonluğun Başlangıcı

Operatif Masonluğun nerede ve ne zaman başlamış olduğu, mason tarihçilerin uyuşmaya varamamış oldukları konulardan biridir.

Kimine göre Operatif Masonluk, dünya yüzünde ilk kez büyük binaların -özellikle tapınakların- yapımına gereksinme duyulduğunda başlamıştır.

Kimisi bu görüşü “pek romantik” bulur ve Operatif Masonluğun tarihsel kökeninin ünlü Babil Kulesi'nin yapımı olduğunu ileri sürer.

Bir başkası bu iddiayı “belirsizlikler içinde bir varsayım” olarak nitelendirir ve Operatif Masonluğun başlangıcını Eski Mısır'a götürerek Euklidies'e bağlar.

Kimileri, Kudüs’te inşa edilmiş olduğu söylenen ama gerçekten de öyle olup olmadığı kuşkulu  ünlü Süleyman Tapınağı’nın yapımını, Operatif Masonluğun başlangıcı olarak kabul eder. Operatif Masonluk döneminden kalma eski belgelerde Süleyman Tapınağı’ndan hiç söz edilmediği için (bir teki hariç) bu benimseyişi bir “spekülasyon” olarak nitelendirenler ise, bu varsayımsal tapınağın yapımından önce gerek Akdeniz doğusu gerekse Batı Anadolu kıyılarında yerleşik uygarlıklardaki Diyonisos İşçileri’nin Operatif Masonluğu oluşturmuş bulunduğunu savunur.

Mason tarihçilerinden bazıları da, tüm bu eski kaynakları ve bunların benzerlerini, Operatif Masonluğun başlangıcı olarak değil, ancak tarih öncesinin yer yer efsaneleşmiş kökleri olarak kabul eder. Bu görüşte olan tarihçiler, daha belirgin bir başlangıcı gerekli bulduklarından, Operatif Masonluğun Eski Roma uygarlığındaki meslek ve sanat örgütlerinde yani kolejlerde ortaya çıktığını söylerler.

Hepsinin birden geçerli olduğunu düşünerek bir kronolojik sıra izleyebiliriz.


Babil Kulesi

Milattan önce üçüncü binyıl içinde Mezopotamya’da, Dicle ve Fırat ırmaklarının birbirlerine yaklaştığı bölgede inşa edilmiş olan ziggurat (basamaklı piramit), “Babil Kulesi” olarak da anılır.

Bir zamanlar, dünyanın çeşitli yerlerinde inşa edilmiş olan çeşitli zigguratlar arasında Babil Kulesi’nin en eskisi olduğu iddia edilmişse de, arkeolojik araştırmalar bunu doğrulamamıştır. Bazı kaynaklarda Babil Kulesi’nin yapım tarihi M.Ö. 2225 yılı dolayları olarak verilir.

Efsanesel öyküsüne göre Babil Kralı Nimrod, bu kuleyi, bir kez daha Tufan olursa sel sularından korunabilmek için yaptırmıştır. Bundan dolayı Babil Kulesi’nin yapımı, dinsel bakımdan âdeta lânetlenmiştir. Çünkü böyle bir girişim, Tanrı’nın buyrultusuna karşı gelmek sayılmıştır. Denilir ki: «Tanrı bundan ötürü insanların dillerini karıştırdı. Birbirleriyle konuşma yoluyla anlaşmaları olanağını kaldırdı. Bu yüzden insanlar dünyanın dört bir yanına dağıldı.»

Buradan çıkarılan varsayıma göre, Babil Kulesi’nin yapımı sırasında ilk kez örgütlenen ve düzeni kurulan Operatif Masonluk, bundan sonra dünyaya yayılmıştır. Babil Kulesi’nin varsayımsal mimarının adı, İbranice kaynaklarda Peleg olarak verilir; bu adın sözlük anlamı “bölünme” ya da “dağılma’dır.


Diyonisos İşçileri

Diyonisos, Fenike ve Antik Yunan uygarlıklarının şarap tanrısıdır. Roma’da Bakus adıyla da anılır.

Diyonisos İşçileri (Mimarları ya da Sanatçıları), önce Fenike’de görülmüştür ama sonra özellikle Batı Anadolu kıyılarındaki Antik Helen sitelerindeki tiyatroların ve tapınakların birçoğunu inşa eden, trajedileri sahneleyen, âyinleri yürüten inşaatçılar, sanatçılar ve rahiplerden oluşma karma bir topluluktur.

Bu topluluğun, milattan en az bin yıl kadar önce oluşturulduğu sanılmaktadır. Topluluk üyesi olanların arasında sıkı kardeşlik bağları bulunan bu topluluk, Şarap Tanrısı Diyonisos’u, yaptıkları hizmetin önderi olarak benimsemiştir.

Aslında Diyonisos İşçileri’nin örgütlenme sistemi, Operatif Masonluktan çok Spekülatif Masonluğa benzer. Özellikle çağdaş Masonluktaki kardeş sofralarının (agapların) kökeni, Diyonisos İşçileri’ne kadar uzanır. Diyonisos İşçileri’nin pek önem verdikleri bu periyodik şenlikler, sonradan daha birçok meslek kuruluşunca da benimsenmiştir.

Diyonisos İşçileri, mesleki çalışmalarının yanı sıra, üyelerinin bireysel eğitimi ve kişiliklerinin geliştirilmesine de önem vermişlerdir. Bundan dolayı bu topluluk, bir meslek örgütü olduğu kadar bir mistik tarikat niteliği de taşımıştır. Bu amaçla benimseyerek uygulamış oldukları öğretileri, Hermetizm ile benzerlikler gösterir. Nitekim Diyonisos, Eski Mısır dinindeki Osiris’in karşılığıdır.

Diyonisos İşçileri’nin geçirmiş olduğu tarihsel evreler hakkında pek fazla bir şey bilinmemektedir. Ancak, yapıtlarından arta kalmış yıkıntılar, günümüzde bile beğeni ve şaşkınlıkla karşılanmaktadır.

Bir varsayıma göre, Masonlukta Süleyman Tapınağı’nın başmiman olarak benimsenen Hiram Abif de bir Diyonisos işçisiydi. Bundan dolayı tapınağın yapımı sırasındaki örgütlenme ve çalışma sisteminin oluşturulmasında, (Bunu Tevrat’ta da izlemek olanaklıdır.) Diyonisos İşçileri’nin uygulamalarının örnek alınmış olduğu söylenir. Ancak bu gibi varsayımları ne doğrulayabilmek ne de temelden yadsıyabilmek olanağı vardır.


Süleyman Tapınağı

Bu bağlamda benimsenen anlatımı özetleyerek aktaracağım.

Kudüs’te görkemli bir tapınak yapımını önce Hz. Davut tasarlamıştı. Bu amaçla birçok hazırlık yapmış olan Davut’un hemen tüm yaşamı hep savaşmakla geçtiğinden, tapınağın yapımını barış zamanında oğlu Hz. Süleyman’a bırakmıştı.

Yapımına M.Ö. 966 yılında başlanılan tapınak, yedi buçuk yılda bitirilmişti.

Süleyman Tapınağı’nın, Spekülatif Masonlukta, simgesel deyimiyle “İdeal İnsanlık Tapınağı”nı temsil ettiği kabul edilir. Bu nedenle Süleyman Tapınağı, Spekülatif Masonlukta, Operatif Masonlukta olduğundan çok daha fazla önemsenmiştir. Bu tapınağın bir tasarımsal simge oluşunun ötesinde, yapımına ilişkin bazı alegorik nitelikli öyküler de, çağdaş Masonluğun bazı derecelerinin ritüelik öğretilerin temelini oluşturur.

Bazı kaynaklarda, Operatif Masonluktaki Çırak - Kalfa - Usta hiyerarşisinin ilk kez Süleyman Tapınağı’nın yapımı sırasında oluşturulduğu belirtilir. Gerçekten de bu tapınağın yapımı sırasında tapınak yapımcıları arasında bir hiyerarşik düzen kurulmuştur. Ancak bu düzen, üç dereceli bir sistemden biraz daha ayrıntılı ve karmaşıktır. Şöyle özetlenebilir :
Harodim   : Üst düzey yöneticileri
Menaşim   : Ustalar
Giblim   : Taş yontucu kalfalar
İş Hozeb   : Ahşap işleyici kalfalar
Bonaim   : İnşaatçı kalfalar
İş Sabal   : Çıraklar

Eski masonik literatürün bazılarında, Anton Hieronymus adlı kişinin tarihteki ilk operatif mason olduğu belirtilir. Bu görüş de Spekülatif Masonluğa özgüdür. Çünkü Anton Hieronymus bir gerçek isim değil, bir anagramdır yani bir adın başka bir şekilde ve kullanılan dile yatkın olarak yazılışıdır; Anton Hieronymus “Adon Hiram adlı biri” sözünün karşılığıdır.

İbranicede “adon”, soylu (asil) anlamına gelir. Eski İbranice isimlerin birçoğunun önüne, sözü edilen kişiyi yüceltmek amacıyla, çağımız Türkçesindeki “sayın” sıfatı gibi “adon” eklenirdi. Bundan dolayı Süleyman Tapınağı’nın başmimarı Hiram Abif, yer yer Adon Hıram olarak anılmıştır.

Euklidies (Öklit) ve Pythagoras (Pisagor)

M.Ö. 4. - 3. yüzyıl dolaylarında İskenderiye’de bir ezoterik ekol kurmuş olan Euklidies, bilindiği kadarıyla, Hermetik öğreti çerçevesinde yetişmiş ve geliştirdiği bilimsel yöntemlerle zamanında Yedi Bilimin Üstadı unvanını kazanmıştır.

Euklidies yalnızca bir bilim adamı olarak kalmamış, bir de töresel öğreti oluşturmuştur. Bu öğretinin birçok öğeleri daha sonra Operatif Masonlukta, ondan sonra da Spekülatif Masonlukta değerlendirilmiştir.

Operatif Masonluğun günümüze kadar gelebilmiş en eski belgelerinden biri olan Regius’ta, Euklidies’ten bu mesleğin kurucusu olarak söz edilir. Ancak bu eski belgede, Euklidies’in yaşam dönemi Hz. İbrahim zamanına uzandırılır; bu konuda çözümlenmemiş bir çelişki vardır.

Regius’ta Euklidies’in yanı sıra geometri üzerinde özenle durulur. Çünkü geometri, Operatif Masonlukta, Spekülatif Masonluktaki simgesel değerinden çok daha önemlidir. Geometri olmazsa Operatif Masonluktan söz edilemez. Bu nedenle yalnızca Euklidies değil, Antik Çağın diğer ünlü matematikçilerinden birçoğu Operatif Masonlukta pek önemsenmiştir.

Operatif Masonluk döneminden kalmış diğer bazı eski belgelerde, bu sanatın Doğu’dan Batı’ya Naymus Grecus tarafından getirilmiş olduğu yazılıdır. Naymus Grecus, “Yunan adı taşıyan bir kişi” anlamına gelir yani bir isim ya da anagram değil, belirli bir kişinin belirsiz bîr isimle anlatımıdır. Kimi masonik yazarlar Naymus Grecus’u diğer bazı tarihsel kişilerle özdeşleştirmiştir. Kimine göre Naymus Grecus, 15. yüzyılda Euklidies’in yapıtlarını derlemiş bir matematikçi olan Simon Grynaeus’un kendine taktığı isimdir. Kimilerine göre bu kişinin asıl adı Marcus Graecus olup, Şarlman’ın mimarlarından biridir. Kimilerine göre ise Naymus Grecus, Pythagoras’ı niteler.

Bir başka eski belgede ise, Masonluk sanatını Doğu’dan Batı’ya getirmiş olan kişinin adı Peter Gower olarak verilmektedir; bu isim açıkça Pythagoras’ın anagramıdır.

Spekülatif Masonlukta, Pythagoras’ın Crotonne’da kurmuş olduğu ünlü ekolü, özellikle ezoterik yöntemi ve öğretisinin içerdiği bazı öğeler bakımından oldukça önem taşır. Pythagoras’ın Operatif Masonluktaki önemi ise, kuramlaştırılmış geometrinin öncüsü olmasından ileri gelir.

Böylelikle, örgütlenme sistemi ve sanat bakımından Diyonisos İşçileri’nin, töre ve teknik bakımından da Antik Çağ geometri bilginlerinin Operatif Masonluğun kökenini oluşturdukları söylenebilir.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
19054 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 17, 2016, 06:51:04 ös
Gönderen: Tesla
1 Yanıt
9914 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2008, 02:54:49 ös
Gönderen: Isis
29 Yanıt
28695 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2011, 04:18:47 öö
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
3130 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 24, 2009, 02:41:31 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3107 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 01, 2009, 10:21:47 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
6964 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 03, 2009, 06:50:46 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5425 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2009, 05:31:29 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3116 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2009, 12:07:49 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2638 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 10, 2009, 10:26:39 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4396 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 13, 2009, 05:15:05 ös
Gönderen: ADAM