Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: OPERATİF MASONLUK - 4  (Okunma sayısı 5425 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 05, 2009, 10:42:47 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay


ORTA ÇAĞDA OPERATİF MASONLUK

Orta Çağın başlamasıyla birlikte Avrupa’nın hemen her yöresinde egemenliğini kuran feodalite, tüm kolejler (collegia) ile birlikte Operatif Masonluğun kökleri olarak nitelendirilebilecek Collegium Artificum ve Collegium Caementariorum’u da ortadan kaldırdı. Bu durumda geleneksel dayanışmalarından, kardeşlik birliklerinden ve sosyal ayrıcalıklarından yoksun kalan inşaatçılık-mimarlık mesleğinin mensupları, başlangıçta gene Orta Çağ öncesindekine benzer bir düzen içinde örgütlenebilmek için epeyce uğraştı. Bu uğraşıların çoğu hiç bir sonuca ulaşamadı; yer yer başarı sağlayanları da ne tutarlı ne de uzun ömürlü olabildi.

Komo Ustaları

Orta Çağ başlarında oluşturularak adım Masonluk tarihine geçirebilmiş olan tek düzenli ve tutarlı kuruluş Komo Ustaları (Magistri Comacini) olarak tanınan topluluktur.

[Aslında bu çok ilginç bir konudur. Burada bunu kısa keserek, apayrı bir başlık altında daha ayrıntı incelemek gerekir diye düşünüyorum.]

Bugünkü İtalya-İsviçre sınırında yer alan Komo Gölü’ndeki bir adayı kendine merkez edinen bu topluluk, herhangi bir Roma kolejinin artığı ya da yeniden canlanması değildi. Bir zamanlar ayrı ayrı kolejlerin üyesi olan ustaların yetiştirdiği ve bireysel çalışmalarıyla yetkinleşmiş birkaç inşaat ustası tarafından kurulmuştu.

Başlangıçta Komo Ustaları’nın hiçbir iddiası yoktu. Yalnızca, mesleği ve sanatı öldürmemek için yetenekli gençleri toplayarak uygulamalı bir eğitim ve öğretimden geçirmeyi amaçlıyorlardı. Fakat bu ustalardan birçoğu, meslek ve sanatlarını kendi başlarına sürdürmektense, bu toplulukla bütünleşmeyi yeğledi. Böylelikle Komo Ustaları topluluğu, düşünülmemiş ve beklenmedik bir gelişme gösterdi. Yalnızca bir eğitim ve öğretim yuvası olarak kalmayıp, uygulamaya da yöneldi. Kolejler gibi ayrıcalıklar edinmeye ve kendine özgü yasalar düzenlemeye kalkışmadığından, çalışmalarına göz yumuldu hatta destek de gördü.

Komo Ustaları topluluğu, mesleğin uygulanması alanında da süreklilik ve gelişme gösterince, kendi içlerinde deneyimsiz çıraktan usta mimara kadar uzanan çok sayıda sınıf ve dereceler oluşturdu. Varlıkları 10. yüzyılın ortalarına kadar sürdü. Bu dönemde özellikle klâsik Roma Mimarî Sanatı’na bağlı olarak birçok değerli yapıt gerçekleştirdiler.

Ancak öte yandan Gotik Mimari Stili’nin gelişimi, Komo Ustaları topluluğunun giderek gücünü ve önemini yitirmesine, sonunda da tarihteki döneminin kapanmasına neden oldu.

Manastırlar

Orta Çağ Avrupası’nda, etkinliklerine açıkça izin verilmiş olan tek bağımsız halk örgütü manastırlardır.

Aslında manastırlar, Katolik Kilisesi’nin dolaylı denetimi altında çalışmıştır; örgütlenmelerine izin verilmesi de, asıl kuruluş amaçlarının “halkın dine daha iyi bağlanması ve dinsel yükümlülüklerini daha olumlu bir şekilde yerine getirmelerinin sağlanması” oluşudur.

Manastırlar, amaçlarını kurumsal bir düzeyde bırakmayıp uygulamaya dönüştürebilmek için birçok meslek sahibi ve sanatçıyı da aralarına aldı. Bu, bir bakıma, bir karşılıklı çıkar alışverişiydi. Manastırların onlara, onların da düzenli bir örgütlenme çatısı altında olmaya gereksinmeleri vardı.

Bu meslek sahibi ve sanatçıların başında da inşaatçılar yer almaktaydı. Çünkü manastırların amaçlarının gerçekleşebilmesi için, öncelikle çok sayıda kilise ve diğer tapınakların yapımı gerekiyordu.

İnşaatçılık mesleğinden olanlara öncelikle Benediktin Tarikatı manastırları kucak açtı. Bu tarikat, 529 yılında sonradan St. Benedict adını alan bir keşiş tarafından kurulmuştu. Giyimlerinden ötürü bu tarikatın mensupları “Kara Keşişler” olarak da anılırdı. Kolejler dağılınca başıboş kalan inşaatçıları aralarına alan, böylelikle yaygın bir kilise ve manastır yapımına girişen Benediktinler, diğer manastır kuruluşlarına da örnek oldu.

Avrupa’da yaklaşık 8. yüzyıl başlarından 12. yüzyıl ortalarına kadar, inşaatçılık mesleğinin hemen tüm uygulamaları manastırların yönetimi altında sürdü. Zaman zaman ve yer yer bazı inşaatçı ustalarının, bir kral, prens ya da derebeyinin emri altında olarak inşaatçı kalfaları ve işçilerini toplayarak yapıtlar verdiği de görüldü. Ancak böylesi bir çalışmada, herhangi bir örgütlenme söz konusu olamazdı.

Manastır keşişlerinden pek azı inşaat işlerine karışırdı. Bu arada kimilerinin din işleriyle uğraşmayı bir yana bırakarak, kendilerini bütünüyle inşaatçılığa kaptırdığı da oldu.

Önceleri yalnızca dinsel amaçlı ya da nitelikli binalar inşa eden manastırlar, sonradan saraylar, şatolar, konaklar ve diğer çeşitli binalar yapmaya da girişti. Orta Çağ sonlarına doğru ortaya çıkan Gotik-Mimarî Stili de önce manastırlarda doğdu. Bu stilde uygulanan operatif sanat, 15. ve 16. yüzyıllarda mesleğin en görkemli çağını yaşamasını sağladı.



Tarihsel bakımdan bu aşamadan sonra inşaatçı masonların nasıl özgür masonluğa doğru ilerlediklerini incelemeye sıra gelir. Ancak bunu bir süre erteleyeceğim. Yukarıda değinmiş olduğum gibi; şu Komo Ustalarından biraz daha ayrıntılı olarak söz etmek istiyorum.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 27, 2009, 04:29:17 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 439
  • Cinsiyet: Bay

sn ADAM

Yazı dizinizi okurken bu dizideki COMO USTALARI başlığı fazlasıyla dikkatimi çekmiştir. Como ustalarını operatif masonluğun geçmişiyle ilişkilendirmeniz son derece yanlış bir olgu olacağını düşünmekteyim. Bu yanlışı yazarı üstad mason olan bir kaynaktan hatırımda kaldığınca vereceiğim bilgilerle açıklamak isterim.

 ' Operatif masonluk söylenceleri içerisinde geçen çeşitli efsanelerin varlığından söz edilerek gerçeklik dereceleri bile araştırılmadan masonluk tarihinin içerisine sokulmaya çalışılan efsanelerden biri de bahsetmiş olduğunuz COMO  ustaları(comacine'ler dir.) Gizemli italyan inşaatçıları olarak bilinen como ustaları papanın onlara verdiği franchise belgesi(yani ülkeden ülkeye pasoportsuz dolaşım hakkı) sayesinde Avrupada ki bütün masonları masonik bir düzen içine sokacak şekilde bütün avrupaya dağıldıkları ve mimari, geometri, ezoterizm konusundaki bilgilerini bu kişilere öğrettikleri böylece spekülatif masonluğun ilk tohumlarını ektikleri şekildedir.

   Bu görüş adı geçen como ustaları efsanelerinin hiç bir temel dökümanı olmadan ileri sürülmüş ve bir çok yazarın kaynak belirtmeden aynı efsaneyi kopya etmeleri, sonucunda anlatım bir gerçek olmadığı halde operatif masonlukla ilişkilendirilip gerçeklik boyutu kazanmıştır.

saygılarımla.


Aralık 27, 2009, 05:31:29 ös
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay


Masonluğun literatüründe Operatif Masonluk denilince bunun karşılığı Avrupa'daki mimarlık-inşaatçılık mesleği ve zanaatı olmaktadır. (Yol ve köprü yapımı hariç) Bunu Spekülatif Masonluk olarak da anılan günümüzün Masonluğu ile badaştırmak hiç de gerekmemektedir. Böyle olunca Operatif Masonluk denilen olgunun tarihçesi aslında günümüzün masonları ya da felsefecileri için değil, kısmen inşaat mühendisleri daha çok da mimarların akademik bakımdan ilgi alanıdır. Mimarlık fakültelerinde bu mesleğin tarihi de okutulur. Bu bağlamda yayınlanmış ders kitapları ve akademik çalışmalar vardır. Bunlardan Orta Çağın ilk dönemlerdindeki tarihçeyi konu edenler, Komo Ustaları ya da Sanatçıları'na değinmeden geçemez hatta bu kurum üzerinde hayli uzun boylu dururlar çünkü  orada birtakım mimari stilleri ve teknikleri geliştirilmiştir.

Bu ustaların bir de günümüzde "spekülatif" denilebilecek ezoterik nitelikli bir öğretim verdiklerine ilişkin herhangi bir bilgi doğrusu bugüne dek benim gözüme değmedi. Pek de olası bulmuyorum çünkü örgütsel yapılanmalarında herhangi bir inisyatik uygulamaları yokmuş ve her isteyen gidip katılabilirmiş; yeter ki disiplin kurallarına uysun. Ta erken Orta Çağ dönemindeki böyle bir meslek kuruluşunun yüzyıollar sonra ortaya çıkacak olan Spekülatif  Masonluğun temelini atmış olduğunu söylemek ise hiç akla yatkın değil. O tarihlerde ve sonrasında daha birçok akım, ekol, kurum var bu bağlamda göz önüne alınabilecek. Kaldı ki, benim bu konu üzerindeki tezime göre zaten Spekülatif Masonluk Operatif masonluk'tan doğma değildir; kendi başına bambaşka amaçlarla ve bambaşka bir biçimde kurulmuş, 18. yüzyıl başlarında İngiltere'deki oparütif mason localarının örgütlenme tarzını kısmen kendisine bir kılıf olarak almıştır.  Bu konu üzerinde uzun bir yazı dizisi yerleştirmiştim foruma "Masonluğun Tarihinde Anlatılmayanlar" başlığı altında.

Üstat masonlar patta kitapları olan mason araştırıcılar bile ne yazık ki birçok şeyi yanlış biliyor. Çünkü onlara öyle anlatılmış, ellerinin altındaki literatürde öyle yazılı. İşin ardındaki niyet gizlenmek için zamanında öyle denilmiş, öyle kabul edilmiş ama yakın zamanda ortaya çıkarılan belgeler bunun yanlışlığını ortaya koyuyor. Her tarihsel yanlışlık gibi bunun da düzeltilmesi korkarım çok zaman alacak.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
19047 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 17, 2016, 06:51:04 ös
Gönderen: Tesla
1 Yanıt
9911 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2008, 02:54:49 ös
Gönderen: Isis
29 Yanıt
28680 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2011, 04:18:47 öö
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
3130 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 24, 2009, 02:41:31 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3107 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 01, 2009, 10:21:47 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5055 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 02, 2009, 04:07:45 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
6963 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 03, 2009, 06:50:46 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3116 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2009, 12:07:49 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2638 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 10, 2009, 10:26:39 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4396 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 13, 2009, 05:15:05 ös
Gönderen: ADAM