Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Gözlü Ev  (Okunma sayısı 56549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 17, 2011, 11:05:45 öö

Büyükada'da ilgi çekici bir bina bulunmaktadır. Gözlü ev olarak bilinen bu binanın gerçek ismi Sabuncakis Köşkü'dür. Bir zamanlar burada "Mason Toplantıları" yapıldığı söylenmektedir. Ancak, bir Kardeşimin büyük bir emekle hazırladığı "Osmanlı'dan Günümüze İstanbul'daki Mabedler" isimli çalışmada, bu bina bir Mabed, yani toplantı yeri olarak kayıtlı değildir.

Aslında binayı Masonluğa bağlayan figür, üçgen alınlıkta yer alan "Mavi Göz" sembolüdür. Sütunlar ve üçgen alınlık kullanılması dikkat çekse de, bu figürlerin Büyükada'da sık kullanılan "popüler" bir mimari tarzı olduğunu söylemem lazım.

Aşağıda binanın fotoğrafları yer almakta. Bina hakkında bilgisi olanların söyleyecekleri vardır elbet..

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Şubat 17, 2011, 11:06:37 öö
Yanıtla #1

Detaylar...
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Şubat 17, 2011, 11:16:37 öö
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 879
  • Cinsiyet: Bay

Sabuncakis Köşkü

İstanbul ve Ankara'da Dede mesleği çiçekçiliği genişleterek varsıl bir İstanbul Ailesi durumuna gelen Sabuncakislerden Yorgi Sabuncakis Efendi tarafından 1904'te, Büyükada'da, Maden semtinde inşa ettirilen köşk Sabuncakis Köşkü olarak bilinir. II. Abdülhamid dönemi (1876-1909) zenginlerinden olan Yorgi Sabuncakis, köşkün tasarımını Atina Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Fotiadis'e, inşaatını ise Simota Kalfa'ya yaptırmıştır.
Bir bodrum kat ile iki esas kattan meydana gelen kagir köşkün tasarımı eski Yunan kaynaklı neoklasik üslubu yansıtmakta, bazı mimari ayrıntılarında ve bezeme programında, Yorgi Sabuncakis'in mensubu olduğu masonluğun simgeleri yer almaktadır. Bir tür yazlık mason locası şeklinde düşünülen köşkün ana girişi, arsanın eğiminden ötürü birinci (üst) katta yer almakta, cadde kotundaki bir köprü birinci katın önündeki (batısındaki) terasa ulaşmaktadır. Cephenin ortasında ileri doğru taşan ve yapıya bir antik Yunan tapınağı görünümü kazandıran teras, Korint başlıklı dört sütuna oturan üçgen bir alınlık (fronton) ile taçlandınlmıştır. Köşelerdeki sütunlar kare, diğer ikisi daire kesitlidir. Sütunlara oturan lentonun sol köşesine yeni rakamlarla, sağ köşesine de eski rakamlarla köşkün inşa tarihi (1904) yazılmış, damlalık ve yumurta frizlerinin çerçevelediği frontonun üst kesimine, çevresine ışıklar saçan bir göz tasviri yerleştirilmiştir. Ayrıca frontonun köşelerine küçük akroterler, tepe noktasına da, üzerinde bir akroter bulunan ve sembolik kabartmalar içeren, sivri kemerli bir tür stel kondurulmuştur. Stelin alt kısmında yan yana beş adet, akasya ağacı sıralanmakta, bunun üzerinde, antitetik konumda, taçlı bir erkek ile bir kadın figürü, aralarında bir kovan ile bir arı kabartması teşhis edilmektedir.
Köşkün dış kapılarında da dökümden arı kabartmaları vardır. Sabuncakis Köşkü, caddeden algılanabilen cephesindeki bu ilginç unsurlardan dolayı halk arasında "Arı1ı Ev", "Gözlü Ev" ve "Köprülü Ev" adlarıyla anılmıştır.
Köşkün batı cephesindeki teras yanlara doğru balkonlarla uzatılmış, gerek teras gerekse de balkonlar, kare kesitli payelere oturtulmuştur. Sıvalı olan cepheler kat arası silmeleri ile üç kesime ayrılmış, köşeler Korint başlıklı pilastrlar ile belirlenmiş, saçak silmesi birer damlalık frizi ve yumurta frizi ile zenginleştirilmiştir. Dikdörtgen açıklıklı kapı ve pencerelerin üzerinde basık kemerli alınlıklar yer almaktadır. Birinci katta, girişin ekseninde büyük boyutlu, dikdörtgen planlı bir salon vardır. Eskiden salon tavanının ortasında, sekizgen prizma biçiminde bir kasnağın üzerinde ahşap bir kubbe yükselmekteydi. Gökkubbeyi temsil eden bu mimari öğenin iç yüzeyi mavi boyalı olup kubbenin merkezinde dört ana yön ile dört ara yöne işaret eden yazılarla üç tane kırlangıç resmi bulunmaktaydı. Ayrıca kasnağı kuşatan aynalı tonozun yüzeylerinde eski Mısır, Asur-Finike, Yunan-Roma ve Hindu mitolojilerinin kutsal üçlüleri resmedilmiştir. Köşkün, tasarımında ve sembolik nitelikli bezeme programında odak noktasını oluşturan bu tonoz-kasnak-kubbe kuruluşu 1971'de çıkan bir yangında maalesef yok olmuştur.


Şubat 17, 2011, 01:18:12 ös
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay

Büyükada'da üzerine "masonik" diyebileceğimiz simgelerin işlenmiş olduğu başka binalar da var. Nitekim buna benzer binaları İGstanbul'un çeşitli yerlerinde ne yazık ki araya sıkıştırılıp kalmış, gerektiğince iyi korunamamış olarak görürüz. Sadece İstanbul'da mı?... İzmir'de de, özellikle Alsancak'ta benzer yapılar görmek olanaklı. Adadolu kentlerinin bu bakımdan biraz daha şanssız olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bunların arasında yanmış gitmiş ya da özellikle ortadan kaldırılmış, yerine modern (!) binalar yapılmış olanlar da vardı kuşkusuz.

Konuyu bir de bu "masonik" diyebileceğimiz simgelere getirelim. Herhangi bir yerde Masonluk'ta da kullanılmakta olan bir simge ile karşılaştığımızda bunu hemen "masonik" olarak nitelemek yanlış olur.  Belki niyet öyledir gerçekten ama bunun öyle olduğunu kesinlikle bilmiyorsak, yaptığımız iş sadece bir yakıştırmadır. Örneğin Batı ülkelerinde birçok yerde gönye ve pergel figürünü görebilirsiniz. Masonlukta değerlendirilmiş simgelerden daha birçoğunu görebilirsiniz ama gönye ve pergel bunların arasında öncelikli. Ne var ki Masonluktaki bi bileşik simgeyi kullanmış ve kullanmakta olan başka kurumlar da var. Bu nedenle yanılmak da olası. Yanılmamak için, kökenine inmek, derinlemesine araştırmak gerek onu oraya kim, ne zaman ve hangi niyetlme yerleştirmiş diye. Ancak o gönye ile pergelin ortasında bir de G harfi görürseniz, işte o zaman kuşku kalmaz. Çünkü Masonluktan başka hiçbir kurum gönye-pergel-G harfinden oluşan bir bileşik simge ya da düzenleme kullanmamıştır. Bu bağlamda G harfi öyle önemlidir ki, onu bir başka simge ile birlikte (örneğin güneş ya da yıldız) gördüğünüzde de bunun bir "masonik simge" orduğunu söylerseniz, bu deyişinizde yanılgı olasılığı pek azdır.

Dolayısıyla Büyükada'daki "Gözlü Ev"e geldiğimizde, oradaki gözün bir masonik anımsatma yaptığını düşünmek bir varsayımdan öteye geçemez. Kardı ki o göz bir eşkenar üçgen içine yerleştirilmiş olsa bile öyledir. Gerçi Masonluk'ta böyle bir bileşik bsimge vardır ama bu simge salt Masonluğa özgü değildir. Dolayısıyla orada çok güzel işlenmiş bir göz figürü var diye Büyükada'daki Gözlü Ev ile Masonluk arasında bağlantı kuruvermek yanlış olur. Bunu destekleyen başka verilerin de olması gerekir.

Sayın mustafa Kemal de zakten başka türlü dememiş ama ben söylemi biraz genişlettim. Bu vesileyle Sayın Mustafa Kemal'e bu güzel aktarımından ve bizi bilgilendirdiğinden ötürü teşekkür edelim.

    
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 17, 2011, 01:25:24 ös
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Çocukluğumdan hatta bebekliğimden beri her yaz büyükadaya gideriz. Yazlık var diyelim.
Hergeçişimdede bu göze hayran olarak bakardım. Hatta zamanında arkadaşlarda çeşitli yönlerden bakar her yöndende bize baktığını ısrarla söylerdik.
Halen durur o göz.
Nezaman geçsem eskiler aklıma gelir. Muhteşemdir.


Şubat 17, 2011, 01:27:53 ös
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Sn. Adam
Dediğiniz çok doğru, özellikle Büyükada'da çeşitli evler bulunmaktadır üzerlerinde masonik sembollerin olduğu. Ancak günümüzde yavaş yavaş yok olmaktadırlar. Modernize edilmiş villa ve yapılar çoğalmakta. Veya dev bahçeleri olan bu görkemli yapıların bahçelerine site görünümlü yazlıklar yapılarak tüm güzelliği örtülmekte ne yazıkki.


Şubat 17, 2011, 01:37:56 ös
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Sayın ADAM'a katılıyorum. İstanbul'da 19.y.y. başında yapılmış, Galatasaray, Beyoğlu, İstiklal bölgesinde yoğunlaşan birçok bina var. Çoğunluğu İstalyan ve Frnasız mimarlar tarafından yapılmış bu binalarda birçok ezterik simge var. Ne yazık ki bu binalar ya Fast Food çulara ya da bankalara kiralanıyor ve restore edilirken ne yazık ki figürler ve resimler yok ediliyor. Özellikle Galatasaray da bir bina var ki, duvarlarında ki figürler gerçekten çok güzel ve tamamı ezoterik.

İlla ki binalarda ki simgelerden Mason toplantılarının yapıldığını düşünmek bence yanlış. Binanın mimarı bir Mason olabilir ve ruhuna işlemiş simgeyi dekoratif amaçlı da kullanmış olabilir.

Not: Kıbrıs'a giderseniz mutlaka ziyaret etmeniz gereken binalarda var. Figürler gerçekten şahane ve çok iyi korunmuş.

Saygılarımla


Şubat 17, 2011, 01:42:47 ös
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Mimari tamamen bir yaratıcılık meselesi. Ozamanki akımlarında etkilediği gibi asıl ,mimarın serbest olarak çalışmasına izin verildiği takdirde, ruhunu yansıtabilmesinden sonra böyle eserler ortaya çıkar. bir mimarın bir ressamdan hiçbir farkı yoktur. Günümüzde mimarları bir kalıba soktukları için (ekonomik,satış-pazarlama gibi undurlar) bu tür içinden gelenin yansıtılması gibi bir durum oluşamıyor. Bunun bir sebebide üniversitelerde okutulan teorik dersleride verebiliriz. Genelde büyük mimarlar işin en alt kısmından olan kalfalıktan başlamışlardır.


Şubat 17, 2011, 03:27:02 ös
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Ah o estetik harikası evler.

Bende Ayvalık doğumluyum. Baba mesleğinden ötürü Sn.WaleC'in söylediği gibi yazdan yaza gidilip, görülüp, gelinirdi. Doğduktan sonra, soluk aldığım ilk yer babannemin oturduğu çift katlı Rum evidir. Büyüdükçe her köşesinde bir estetik güzellik yakalardım kendimce. Sonrasında bu düşüncem sokaklarında dolaşırken de devam etti. Gezip görmek şansınız olursa Ayvalık'ta Rum mimarisinin en güzel örneklerini görebileceğiniz çok bina vardır.  Heyecanım sanki reklama dönüştü ama, ev görmeye çıktığınız bu kentin daracık arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşırken karşınıza çıkan kiliseler ile de bambaşka bir dünyaya kapı aralamanız da olası. Cunda'yı da es geçmemenizi tavsiye ederim.


Şubat 18, 2011, 10:21:09 öö
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Sayın Sundance "Özellikle Galatasaray da bir bina var ki, duvarlarında ki figürler gerçekten çok güzel ve tamamı ezoterik. " şeklinde belirttiğiniz binayı inanın çok merak ettim, ve eğer gidip görme fırsatı olacaksa ve halka açık bir bina ise gidip görmeyi çok isterim :) bu sebeple ayrıntı isteyecektim.

Gözlü Ev benim de lise yıllarındaki bir ada gezimde önünde hayran hayran dakikalarca durduğum, ve yukarıdaki fotoğrafları görünce inanılmaz heyecanlandığım bir yapı...

Sayın Waldow'a bu kıymetli bilgiyi paylaştığı için teşekkürlerimi sunuyorum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
7356 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2007, 04:13:28 öö
Gönderen: Supeluta