Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Arcadia Çobanları  (Okunma sayısı 26661 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 20, 2012, 10:47:33 ös
Yanıtla #30

sanılmasınki  takip etmiyoruz :)
aksine  satır  satır   ,  milim  milim  takip  ediyorum
inanılmaz derecede  öğretici  ve keyif  verici  ,  şimdiden  sonsuz teşekkürler...
sevgiler...saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Şubat 21, 2012, 12:44:54 öö
Yanıtla #31
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Sn.sahnesarsan'ın da dediği gibi aslında takip ediyoruz ama okadar bilgili insanlar konuşuyorki  birşeyler demektense öğrenmeyi tercih ediyorum.


Şubat 21, 2012, 01:37:23 öö
Yanıtla #32
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 301
  • Cinsiyet: Bay

Pek sevgili ağabeyim ADAM,

Çalışmayı tatil etmek değil aslında yaptığım.

Rakıyı da arka arkaya 3 kadeh dikip sarhoş olmak mümkün, ama bu bulunduğumuz sofra o kadar keyifli ki aman rakı bitmesin diye çok ufak yudumlarla gitmeye çalışıyorum :)

O kadar keyifli ve dolu okumalarla geçiyor ki başlığın takibi, konu hiç bitmesin istediğimden ufak ufak dokunup kaçıyorum anlayacağınız :)

Aşağıdaki linki de şimdi okudum baştan başa. Konuyu biraz açmakla beraber dağıtmaya da elverişli. O yüzden hiç yorumlamadan başlığın tüm takipçilerinin dikkatine sunuyorum:

http://en.wikipedia.org/wiki/Jesus_bloodline

Sevgi ve saygılarımla.

« Son Düzenleme: Şubat 21, 2012, 02:28:14 öö Gönderen: gnothi »
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."
Ludwig Wittgenstein


Şubat 21, 2012, 09:23:14 öö
Yanıtla #33
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın gnothi’nin bu başlık ile bağlantılı olarak verdiği son kaynak wikipedia’dan…

Wikipedia, biliyorsunuz, internete ansiklopedik nitelikli sözlük bakımından pek kullanışlı ve yararlı bir soluk getirdi. Üstelik geliştirilme, değiştirilme ve düzelme getirme önerileri içeren, farklı dillerdeki çeviri ya da karşılıkların verilmesine açık. Ancak tüm bunların yanı sıra öyle tam anlamıyla güvenilir değil, çünkü her katkıda bulunan oraya yazdıklarını kendi eğilimlerine göre düzenleyebiliyor. Dolayısıyla oradaki bilgi kimi zaman hayli öznel yani sübjektif olabiliyor.

Nitekim Türkçesini “İsa’nın Kan Bağı” olarak verebileceğimiz bu başlığın altındaki yazılara da öyle bakmak gerek. Ne yazık ki Türkçesi yok. Ancak bir dolu kaynakça veriliyor. Yazı kapsamında linkler de var. Dolayısıyla şayet bu konu üzerinde araştırma yapacaksanız, yer yer birbirleriyle çelişkili bilgiler içeren birçok birikim ve derlemeye ulaşma olanağınız var.

Orada listelenmiş olanların dışında yararlanılabilecek kaynaklar da var. Bilenler için başka dillerde olanları da, hiç bilmeyenler için Türkçe olarak ya da dilimize çevrilmişleri de. İsteyen, ilgi duyan, kendini bu işe verebilecek olan okur, araştırır.

Öyle bir şey yapacak olanlara benim önerim hepsini eskilerin “kayd-ı ihtiyat” dediği yanlış da içerebileceği düşünüsüyle incelemek, bilimsellikten ve akıl yolundan ayrılmamak. Tek ya da benzer kaynakçaya bağlı kalmamak, başkalarını da inceleyip karşılaştırmak.

Bir diğer önerim de o çok okunmuş kurgu tarzındaki kitapların ve çok izlenmiş senaryoların kapsamına sırf satış amaçlı olmak üzere yozlaştırmaların ve uydurmacaların yerleştirilmiş olduğunu, çoğu kes konun çarpıtıldığını göz ardı etmemek.

Sakın benim de konu dışına çıktığım söylenmesin. Hayır, aksine! Belki asıl şimdi, yeni yeni, bir seri ısınma hareketinden sonra gireceğiz konunun can damarlarına. Bu konu üzerinde irdeleme yapmak için şu belirttiğim tutuma gereksinme var.

Bir tablo… Nicolas Poussin yapmış. Yaparken, yüzyıllar sonra üzerinde bu kadar çok konuşulacağını düşünebilmiş miydi acaba?

Yaşam öyküsünden de az biraz söz etsek iyi olacak aslında. Şu tablonu iki kez yapılışından ve niçin iki kez yapılmış olduğundan da… Bunlar tarihsel bilgilerdir. Tabloyu kimin yaptırmış olduğu (bir yaptırmış olan varsa) ve ressamın önceki politik kimliğinin ötesinde bir de bu tablo nedeniyle başına gelmiş olanlar dışında pek yorum yapma olanağı yoktur.

İşin kötü yanı da, asıl spekülasyona pek açık, yorum yapılacak şu son iki konunun ötekilerden daha önemli oluşudur.

Burada, resimdeki birtakım ayrıntıları belki sonra göz önüne almak üzere şimdilik göz ardı edelim. Tablonun arka planı, değneklerin tutuluş tarzının işaret ettiği yön, el hareketlerinin ne demeye geldiği gibi…

Diklemesine duran bir kesme taş var orada; yassı, dikdörtgen biçiminde. Dendiğine göre (ben pek seçemiyorum) üzerinde “Et In Arcadia Ego” diye Latince bir yazı var. Dikkat: Latince. Kilise Latincesi mi halkı dili mi belli değil. (Bu yazı taşın üzerinde mi yazılıymış yoksa resmin altına mı yazmış ressam? Bu sorunun yanıtı da gerekli bize.)

Bunun bir mezar baş taşı olduğu söyleniyor…

Öyle mi sahiden? Neresinden belliymiş bu? Bu resimdeki tablonun dönem olarak tarihi ne idiyse, coğrafya olarak yeri neresi idiyse, bu taş ile bağlantılı din ya da inanç ne idiyse, o kuşular altında mezarların baş taşı böyle mi olurmuş?

Olurmuş yarda olmazmış; birisi bunun bir mezar taşı olduğunu söylemiş ve herkes olun öyle olduğunu kabullenmiş… Yoksa durum bu mu aslında?

Şimdilik biz de kabullenelim mi, görüş değiştirme hakkımızı saklı tutarak?

Kabullendik diyelim; şimdilik…

Kimin mezar taşıymış bu?

Hz. İsa’nın.

Hoppala!... O da nereden çıktı? Hz. İsa Kudüs’te çarmıha gerildi; bedeni orada kaldı, ruhu cennete yükseldi. Bedeni Kudüs’te sonradan üzerine bir kilise yapılan yerdeki mezarına gömüldü.

Öyle değil mi?

Katolik ve Ortodoks Hıristiyan dogmalarında öyle ama aslında çarmıha girildikten sonrasının öyle olmayabileceği söyleniyor.

Kim söylüyor bunu?

Kimin söylediğinin de pek önemi yok. İncil’i iyi okursanız, öyle yazdığını görüyorsunuz. Öteki bir yorum; farklı bir değerlendirme. Bir dogma oluşturması.

Deniyor.

Ne fark eder?

Çok şey… Hıristiyan dünyasını allak bullak eder.

O kadarla kalsa iyi…

Bir tablo ne garip, ucu bucağı belirsiz bir konu açıyor!

Bu konuyla bağlantılı başka tablolar da var. Özellikle Guercino ve Teniers adlı ressamların tabloları. Bunu bitirebilirsek belki onlara da sıra gelir.

Dönelim.

Bu mezar taşının Hz. İsa’nın mezarının taşı olabilmesi için, Kudüs’te değil, bir başka yerde, belki bir başka tarihte gömülmüş olması  hatta belki gerildiği çarmıhta ölmemiş, oradan canlı olarak indirilmiş ve sonra bir süre daha yaşamış olması hatta belki çarmıha aslında Hz. İsa’nın değil başka birinin gerilmiş olması gerekir. Öyle değil mi?

Öyle.

Gerçekten öyleyse, bu bilgi doğrulanırsa, Hıristiyan dünyası allak bullak olmaz mı?

Olur.

Şu halde yapılmak istenen Hıristiyan dünyasını allak bullak etmek mi?

Aslında pek öyle değilse de, o açıdan bakıldığında öyle denilebilir de…

Peki, o taşın Hz. İsa’nın mezar taşı olduğu nereden belli? O söz bunu göstermeye yeter mi?

Hayır, o söz bunu göstermez. Bunu gösterebilecek olan tek şey, tablodaki o dört kişinin kimlikleri.

Tabloya bakarak o dört kişinin kimliği söylenebilir mi ki?

Elbette söylenemez ama işte kimileri, belki de o tabloyu yaptıran kişi, Poussin’e oraya o kişileri yerleştirmesini söylemiş. Çünkü işte o kişilerin öyle bir mezar taşı başına gelişi, orasının kimin mezarı olduğunu gösteriyor.

O dört kişi kim?

Önceki tartışmalarda sanırım kadın görünümünde olanın Maria Magdalena (Mecdelli Meryem) olabileceği üzerinde uyuşuldu. Peki ya erkekler?

Haydi bana söyletmeyin; siz söyleyin.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 21, 2012, 09:51:00 öö
Yanıtla #34
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 502
  • Cinsiyet: Bay

Resimde görülen kişilerin kim olabilecekleri hakkında kendimce biraz araştırma yaptım.

  İsa'nın ilk çocuğunun kız olduğunu biliyoruz. Oysa resimde üç erkek var. Şimdi, İsa'nın yaşadığı dönemde kral soyundan gelenlerin çocukları olduktan sonra, eşlerin  belli bir süre ayrı kalmaları gerekiyordu. İsa ile Magdelena'nın ilk çocuklarının doğumundan sonra ayrı kaldıkları süreye bakıldığında ilk çocuğun kız olduğunu daha iyi anlıyoruz. Çünkü bu bahsettiğim ayrılık erkek çocukta altı yıl olmak zorunda. İsa ile Magdelena ilk çocuklarının doğumundan sonra dört yıla yakın ayrı kalmışlardı. Buradan ilk çocuğun kız olabileceği sonucuna varıyoruz.

Arkasından ikinci çocukları erkek oluyor. Ayrı geçen altı yıldan sonra Magdelena yine gebe kalıyor. Fakat bu süre içinde, Magdelena ağabeyi Lazarus'u desteklemek için  politik bir eyleme katıldığı gerekçesiyle yurdunu terk etmek zorunda kalıyor. Ağabeyi Lazarus ve İsa'nın havarilerinden Filip ve birkaç kişiyle birlikte Fenike'ye gidip oradan da Akdeniz'e açılan bir gemiye biniyorlar. Bu yolculuk onları Languedoc'a kadar getiriyor. Magdelena üçüncü çocuğunu da burada doğuruyor.

 Şimdi. Kendi kişisel tahminimi bildirmeden önce bu bilgileri paylaşmak zorundaydım. Uzattıysam özür dilerim.

 Resimde iki genç erkek ve sakalından onlardan daha yaşlı olduğunu anladığımız bir erkek daha var.

Acaba bu iki genç erkek İsa'nın çocukları yaşlı olanda Magdelena'nın kardeşi Lazarus olabilir mi?

Bunu destekleyecek bir bilgi de şöyledir: Lazarus Languedoc'a vardıklarında orada durmamış Marsilya'ya giderek orada bir kilise kurmuştur. Daha sonra Magdelena ölünce onu gömmek için tekrar geri dönmüştür.

Resimdeki kişilerin kim olabileceği hakkında benim yorumun bu şekilde. Konu ilerledikçe kuşkusuz daha başka alanlara da girmemiz gerekecek... Katılımcıların hepsinin hemfikir olduğu üzere bu konu bir kaç ileti ile son bulamayacak kadar uzun ve bir çok yönü olan bir konudur.

 
enelsır


Şubat 21, 2012, 12:44:42 ös
Yanıtla #35
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 301
  • Cinsiyet: Bay


Bu verdiğim link resmin bulabildiğim en yüksek çözünürlükteki hali.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/f/fd/Nicolas_Poussin_052.jpg

Büyütüp bakınca ET IN ARCADIA EGO yazdığı görülebiliyor.

Daha önceki iletilerimde eklediğim çeşitli linklerdeki çeşitli varsayımlardan anladığımıza göre araştırmacıların en çok üzerinde durduğu iki ihtimal var.

Biri, İsa'nın Maria'yla (birkaç akrabalarıyla) beraber Languedoc bölgesine gelip hayatını burada devam ettirdiği savı. Yani çocukları ve devamını içeren Kutsal Kan metaforu.

Diğeriyse İsa'nın çarmıhta hayatını kaybetmesinden sonra Maria'nın gece İsa'nın cesedini kaçırıp bilinmeyen bir yerde toprağa vermesi ve bin yıl sonra Tampliyelerin Kudüs'te yaptıkları kazı ve araştırmalarda bu gömüye ulaşıp İsa'nın cenazesini bazı parşömenlerle birlikte Fransa'ya getirmeleri ve büyük baskın sırasında Paris'ten kaçırıp Rennes-Le-Chateau civarında sakladıkları savı. Bu da İsa'nın cenazesini içeren Kutsal Kâse metaforu.

O meşhur 13 Cuma efsanesinin korku ve talihsizlik taşıyan anlamı da Kilisenin Tampliye kıyımına başladığı baskın gününden dünyaya hediyedir.

Yine nerelere geldik, bakalım nereden çıkacağız :)
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."
Ludwig Wittgenstein


Şubat 21, 2012, 02:03:12 ös
Yanıtla #36
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Her şey çok iyi gidiyordu.

Birdenbire bozuldu. Düş kırıklığına uğradım.

Neden?

Sayın gnothi’nin gönderdiği şu yüksek çözünülürlüklü resim yüzünden.

Bundan Sayın gnothi’nin hiçbir kusuru yok.

Kusur bende, bu resmi daha önce bu ayrıntıda incelememiş oluşumdan ötürü.

Oysa ne güzel bir kurgum vardı, şu mezar taşının başında toplanmış kişilerle bağlantılı olarak. Buna Sayın enelsır değinmişti zaten benden önce. Ancak ben o sakallıyı Lazarus olarak değil de Arimatealı Yusuf( Joseph d’Arimathea) olarak düşünürdüm. Nedeni de Sayın gnothi’nin vermiş olduğu o iki seçenekli kurgudan birinde, anlatımın Arimatealı Yusuf’un İsa’nın oğullarını alarak Britanya’ya götürüşüyle sürmesi.

Neden düş kırıklığına uğramış olduğumu belirtmeye gelmeden önce, ister öyle ister öteki türlü olsun, İsa’nın çarmıh üzerinde ölmediği, Arimatealı Yusuf’un onu oradan indirdiği (bu konuyu İncil destekliyor ve buna ilişin 1. ve 2. yüzyıllarda yapılmış olup günümüze kadar gelebilmiş ikonalar da var), sonra yıllarca yaşadığına ilişkin benimseyişin niçin önemli olduğu üzerinde durmalıyım.

Tamam, böyle bir benimseyişin gerçekliği Hıristiyan dünyasını allak bullak eder; ona daha önce değinmiştim. Fakat bu benimseyiş gerçek olsa da olmasa da, tarihte birçok insan bunun gerçekliğinin peşinde koşmuştur. O insanların bunun gerçekliğinin peşinde koşmaları, bunu kanıtlamaya çalışmaları, bunu kanıtlarken de kendi çıkarlarına bundan pay edinmek için ortaya sermiş oldukları uğraşı, tarihin değişmesine, farklı bir doğrultuya yönlenmesine neden olmuştur.

Elbette Kutsal Kâse’nin aranmasına ilişkin bir dünya öykü, bunu izleyen Orta Çağ Orta Avrupa folklörünün bir bölümü, İsa’nın Golgota’da üzerine gerilmiş olduğu söylenen özgün çarmıh ya da haçın parçalarının ele geçirilmeye çalışılması, ardından bir de Torino’daki kutsal kefen öyküsü, daha birçok ayrıntı, belki genel tarihin özet yazılımından anlatılmayan birçok olayın oluşmasına neden olmuş, tarihin olağan akışını değiştirmiştir.

Bu çerçevede en çok Tapınak Şövalyeleri’nden söz edilir kuşkusuz. Fakat bu bağlamda çok dikkatli olmalı. Tapınak Şövalyeleri’nin 1118 yılında başlayıp kimine göre 1127 kimine göre 1145 yılında sona eren ilk dönemiyle bağlantılı bir olaydır bu. Bu tarikat ya da örgütün o tarihten sonrası farklı bir yönde gelişmiştir. Hele 1188 yılından sonra Tapınak Şövalyeleri tümüyle bir genel kimlik değişimine girmiştir.

Öte yandan Tapınak Şövalyeleri ile dolaylı bağlantısı olan ama birçok kişinin o bağlantıyı kurmaktan kaçındığı bir gerçekten söz edelim: Birinci Haçlı Seferi. Bu seferin asıl amacının ne olduğunu hiç incelediniz mi? Kudüs fatihi olarak nitelenmiş olan Godfrey de Bouillon ve onun arkasındaki Pierre l’Ermite kimdi? Bu kişiler ne yapmak istiyordu? Aslan Yürekli olarak da anılan (niçin öyle anıldığı anlaşılamaz) İngiltere Kralı Richard’ın 3. Haçlı Seferi’ne çıkış nedeni neydi? 4. Haçlı Seferi niçin 1204 yılında Bizans’ta son buldu?

Daha birçok soru sıralayabilirim. Milletler tarihinde belki nedenlerini tam olarak bulamayacağımız ama anlatımına kolayca rastlayabileceğimiz bu tarihsel oluşumların ötesinde, gerek daha önce gerek daha sonra Avrupa’da olup bitmiş bir süre ayrıntıyı sıralayabilir, kimin aynı uğurda ne entrikalar çevirmiş olduğuna değinebilirim.

İşte Nicolas Poussin’in sonradan pek ünlenmiş olan bu tablosu da bunların arasında yer alır çünkü bu tablonun yapılış amacı bir şeyin gösterilmesi, zihinlerin önceden belirlenmiş bir yöne odaklanmasının sağlanmasıdır.

Ancak işte Sayın gnothi resmin yüksek çözünülürlüklüsünü gönderip, büyütülünce yazının okunabildiğini belirtince ben düş kırıklığına uğrayıverdim.

Ortaya böyle bilmeceler atıp kenara çekilmekten hoşlanıyorum ya!...

Şimdi bakamlım niçin düş kırıklığına uğramış olduğumu çıkarabilen olacak mı? Benim o resimde görmüş olduğum bir ayrıntı, benden başkasının da dikkatini çekecek mi?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 21, 2012, 05:26:29 ös
Yanıtla #37
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Bu konuya şöyle bir göz attım, şu meşhur kase...
Resme baktığımda ilk önce dikkatimi çeken yere çömelen adamın gölgesi oldu. Nedense ressam sadece onun gölgesini belirtmiş diğerlerin yok. Sanki gölgede bir ayrıntı vurgulamak istercesine. Ayrıca  birşey işaret edilirken kadına bakılıyor, bumu der gibi?...Belki ressam olduğum için bu dikkatimi çekmiş olmalı..Buda benim öylesine acizane fikrim. Fakat böyle iyi bir ressamın hele ki amaçlıysa yaptığı eser;  kesinlikle gereksiz yere  gölge kusurunu göz ardı etmez..
« Son Düzenleme: Şubat 21, 2012, 05:44:34 ös Gönderen: hypatia »
Sevgi ile kalın


Şubat 21, 2012, 06:39:40 ös
Yanıtla #38
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 502
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM bir ayrıntıdan bahsedince resmi daha da bir dikkatli incelemeye çalıştım. Daha önceden resimden hiç anlamadığımı itiraf etmiş olmanın rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki; daha önce hiçbir resim üzerinde bu kadar kafa yormamıştım... Neyse incelememden çıkarımım şudur:

Bu mezarın başında bekleyenlerin Magdelena ve İsa'nın çocukları olabileceğini düşünüyoruz ya. Bunun da ötesinde mezarın İsa'nın mezarı olabileceğini düşünüyoruz ya ( bunlar tabii ki yorum). Fakat burada bir detay var. O detay da mezar taşlarının durumu. Taşlara bir bakın. Yıpranmışlar. Bu da bize o mezarın o anda yapılmadığını daha önceki bir zamanda yapıldığını anlatıyor.

 Benim bu yorumumu destekleyecek bir unsur daha var. O da mezarın başında bulunanların tutumu. Sanki onlar da bu mezarın kime ait olduğunu çözmeye çalışıyor gibiler.

 Sayın ADAM''ın yönlendirmesinden sonra benim bu resimden çıkarımlarım bunlar.
enelsır


Şubat 21, 2012, 09:32:30 ös
Yanıtla #39
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 89
  • Cinsiyet: Bay

Konuya birazda şu yönden inceleyelim



Çoban Anıtı ismini Hollandalı sanatçı Peter Scheemakers'in yapmış olduğu rölyeften alır. Rölyefin teması , Fransız ressam Nicolas Poussin'in yapmış olduğu ve "ET IN ARCADIA EGO" olarak bilinen tablodan (tablonun bir diğer ismi ise "Arkadyalı Çobanlar" dır) alınmıştır. Rölyef , orjinal tablonun aynada görüntüsü olarak hazırlanmıştır.

 

 

Anıt Thomas Wright tarafından tasarlanmış ve sütunlar ile süslemeler büyük bir olasılıkla 1755 yılında James (Athenian) Stuart tarafından anıta eklenmiştir.

Anıtın rölyefinde yer alan mezar üzerinde Latince olduğu kabul edilen "ET IN ARCADIA EGO" (ve ben de Arkadya'da ...) cümlesi okunmaktadır.
 
                                                                                                                 

Rölyef üzerinde orjinal tabloda olmayan bazı farlılıklar bulunmaktadır ;

1.   Bunların en dikkati çekeni rölyefin yatay olarak ters yapılmasıdır.

2.   Diğer bir fark ise bir çobanın parmağı ile tabloda ARCADIA kelimesinde bulanan R harfini , rölyefte ise IN kelimesinde yer alan N harfini işaret etmesidir.

3.   İlave bir lahit mezar üzerine yerleştirilmiştir.

Rölyef'in altında yer alan mermer plaka aşağıda yer alan gizemli ve şifreli kitabeyi içermektedir :



        O•U•O•S•V•A•V•V
D•                                      M•






şimdi  Resim ile heykel arasındaki farkı sizde farkedebildiniz mi?


Shugborough Şifresi'ni çözebilmek için öncelikle "ET IN ARCADIA EGO" cümlesi üzerine düşünmeye başladım. Bu cümlenin Latince olduğuna inanılmaktaydı. Ancak fiili eksikti. Bu nedenle de özel bir mesaj yada (anagram olarak hazırlanmış) bir şifreyi içerdiği yönünde tahminler yapılmaktaydı.

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesi Nicolas Poussin'in iki tablosunun ismidir. Çoban Anıtı'nın rölyefi Poussin'in ikinci versiyonundan esinlenerek yapılmıştır. Ancak rölyef , tablonun aynada görüntüsü olarak hazırlanmıştır.

Poussin'in mektuplarını Latince "Tenet Confidentiam" yani "Sırların Koruyucusu" cümlesini içeren bir mühür ile mühürlediği söylenmektedir. Öyleyse Poussin'in koruduğu sır nedir ?

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesini gizemi çözmek için başlangıç noktası olarak kabul ettim ve çalışmalarıma başladım.

Nicolas Poussin'in tablosu 4 insan figürü içermektedir. Tabloda 3 adet asa vardır ve dikkat edildiğinde bunların "IV" şeklinde resmedildiği görülebilir. Roma rakamları ile "IV" , 4 sayısına eşittir. 4 sayısının işaret edilmesinin nedeni nedir?

4 sayısı üzerine yoğunlaşarak "ET IN ARCADIA EGO" cümlesini incelemeye başladım.

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesinin 4 adet Roma rakamı içerdiğini gördüm.

4 Sayısının Sembolizmi

1. Tanrının ismi (Yahweh) 4 harf ile yazılır (Tetragrammaton) :
    İbrani'ce YHWV , İngilizce YHWH , YHVH , JHWH veya JHVH , Almanca JHWH

2. İncil'in Apocalypse'inde (Book of Revelation) Mahşerin 4 atlısı vardır:
    Savaş, Kıtlık, Salgın Hastalık (Veba), Ölüm

3. Ana kan grubu adedi 4 dür :
    A, B, O, AB

4. Eski Yunan medeniyetine göre 4 ana element bulunmaktadır :
    Ateş, hava, su, toprak

5. 4 mevsim :
    ilkbahar, yaz, sonbahar, kış

6. Günün 4 bölümü vardır :
    gece, sabah, öğleden sonra, akşam

7. Ana yönlerin sayısı 4 dür :
    kuzey, güney, doğu, batı

8. 4 Havarinin yazdığı 4 adet İncil bulunmaktadır :
    Matta İncili, Mark İncili, Luka İncili, John İncili

9. Maddenin 4 temel hali vardır :
    katı, sıvı, gaz, ve plazma

Bu liste daha uzayıp gitmektedir. Ancak görülmektedir ki 4 sayısının özel bir anlamı vardır.

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesi de 4 adet Roma rakamı içerir. Cümle içinde yer alan Roma rakamları "I” , “C" , "D" ve “I"  dır.

"I” , “C” , “D” ve “I" Roma rakamlarının sayısal değerleri :

I - C - D - I = 1 - 100 - 500 - 1

bulunan sayıların ilk haneleri :

1 - 100 - 500 – 1 = 1151

Elde edilen 1151 sayısını Roman rakamları ile "MCLI" olarak yazabiliriz.

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesinde yer alan "ICDI" karakterlerinin yerine "MCLI" karakterlerini yerleştirdiğimizde ;

"ET MN ARCALIA EGO"

cümlesini elde ederiz.

"ET MN ARCALIA EGO" cümlesinin İbrani Numeroloji sistemindeki değeri 866 dır.


Keşif 1 : Nicolas Poussin'in tablosu ile 866 sayısı arasında bir ilişki vardır.


866 sayısının işaret ettiği nedir ?

Çoban Anıtı bu sorunun cevabını vermektedir.

Anıtta yer alan kitabe'nin ikinci satırı "D.M." karakterlerini içerir.

Nostradamus'un 866 numaralı kehanetinin ilk satırında "D.M." karakterlerini kullanılmaktadır.

Not : Nostradamus'un kehanetleri 4 satırdan oluşmaktadır !

866 numaralı kehanet 1 kadın ve 3 erkekten bahseder (Kral , Kraliçe , Prens Ulpian ve Dük). Nicolas Poussin'in tablosunda da 1 kadın ve 3 erkek figürü vardır.

 

866 numaralı kehanet bir kitabenin bulunmasına değinir. Çoban Anıtının da gizemli ve çözülememiş şifreli bir kitabesi vardır.

Keşif 2 : 866 sayısı Nostradamus'un 866 numaralı kehanetini işaret etmektedir.

Nostradamus bağlantısı ve keşif 2 yi doğrulayan diğer kanıtlar:

Kanıt 1 :

"ET IN ARCADIA EGO" cümlesinde yer alan "I" , "C" , "D" ve "I" Roma rakamlarını , Roma sayı sistemine göre düzenleyelim :

DCII

DCII Roma rakamı 602 sayısına eşittir.

602 ve 206 (602 nin tersi) nin toplamı :

602 + 206 = 808

Nostradamus'un kitabında 7. yüzlükte sadece 42 adet kehanet vardır ve 58 adet kehanet eksiktir.  866 numaralı kehanet 8. yüzlükte yer alır.

866 numaralı kehanet eksik olan 58 kehaneti dikkate alırsak sıralama olarak 808. kehanettir :

866 – 58 = 808

Not : Nostradamus'un kitabının kapağında (Benoist Rigaud 1568 Lyon Basımı)  5 yıldız ve küre üzerinde 8 rakamı yer alır. 5 yıldız ve 8 sayısı 58 sayısına işaret eder.

Tapınak Şövalyeleri dağıtıldığında Paris karargahlarında üzerinde CAPUT LVIIIM (58m) yazısı olan gümüş bir kafatası bulunmuştur.

Gizemli 58 sayısı Tapınak Şövalyeleri için önemli bir sayıdır. Bu sayı ile ilgili incelemelerimi ileriki bölümlerde bulabilirsiniz.
 


Kanıt 2 :

Çoban Anıtı'nda yer alan "DOUOSVAVVM" kitabesinin İbrani Numeroloji sistemindeki değeri 503 dür.

503 ve 305 (503 ün tersi) sayılarının toplamı yine 808 sayısını verir :

503 + 305 = 808
 


Kanıt 3 :

Çoban Anıtında yer alan rölyef panelin ebatları (National Recording Project of Public Monument and Sculpture Association kayıtlarına göre) :

Genişlik : 1.45 m.
Yükseklik : 1.8 m.
Derinlik : 6cm (0.06 m.)

Rölyef panelin hacmi :

1.45 x 1.8 x 0.06 = 0.1566

Nostradamus 1566 yılında ölmüştür.
 


Bir sayıyı tersiyle toplamak ana yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

866 ve 668 (866 ın tersi) sayılarının toplamı :

866 + 668 = 1534

Nostradamus 1534 yılında Rönesans döneminin meşhur filozoflarından biri olan Jules Cesar Scalinger tarafından Agen'e davet edilmiştir. Jules Cesar Scalinger , Nostradamus'un tıp , bilim ve metafizik alanlarında gelişimine büyük katkılarda bulunmuştur. Hatta daha sonraları Nostradamus kendi oğluna Jules ismini bile verecektir. 1534 yılı Nostradamus için gerçekten de bir dönüm noktasıdır.

Ayna'dan okunacak şekilde yazma stili Sion Tarikatının kullandığı yöntemlerden biridir. Leonardo da Vinci de not defterlerini bu yöntemle kaleme almıştır.

Kanıt 3 : 808 sayısı da Nostradamus'un 866 numaralı kehanetini işaret etmektedir. Nicolas Poussin'in tablosu , Çoban Anıtının kitabesi ve Nostradamus'un 866 numaralı kehaneti arasında bir ilişki vardır.

Daha önceki bölümde "ICDI" harf dizgesinden yola çıkarak "MCLI"
harf dizgesinin bulunduğunu belirtmiştim.

"MCLI" harf dizgesinin İbrani Numeroloji sistemindeki değeri 140 dır.

140 sayısı Roma rakamları ile "CXL" olarak yazılır.

"CXL" harf dizgesinde yer alan harflerin yerlerini değiştirsek "CLX" harf dizgesini elde ederiz.

"CALIX" kelimesi Latince'de kase , kadeh anlamlarına gelmektedir. "CLX" ise bu kelimenin sessiz harflerini içermektedir.

866 ve 668 sayısının farkını alalım :

866 - 668 = 140 ("MCLI" harf dizgesinin İbrani Numeroloji sistemindeki değeri)

Çoban Anıtı'nın rölyefinin resmini baş aşağı çevirip , diz çöker durumda resmedilmiş yaşlı çobanın sandaletlerine bakıldığında iki gizli yazının gizlendiği görülür :

"LI" ve "CAX"


"LICAX" kelimesi "CALIX" kelimesinin anagramıdır.



Keşif 4 : "ET IN ARCADIA EGO" cümlesi , 866 numaralı kehanet and 668 numaralı kehanet Kutsal Kase'yi işaret etmektedir.


TEORİM  :

Asıl şifre 3 parçadan oluşmaktadır :

1.  "ET MN ARCALIA EGO" cümlesi
2.  866 numaralı kehanet
3.  668 numaralı kehanet

"ET MN ARCALIA EGO" cümlesini tamamlayan harfler 866 ve 668 numaralı kehanetler içinde gizlidir. "O.U.O.S.V.A.V.V" yazıtı ise gizlenmiş harfleri bularak , şifreyi çözmemizi sağlayacak olan anahtar dizgedir.

4 sayısının gizemi burada da karşımıza çıkar. Nicolas Poussin , tablosunda , 4 sayısını 3 adet asa kullanarak , Roma rakamları ile "IV" olacak şekilde resmetmiştir. 3 asa asıl şifrenin 3 parçadan oluştuğunun ve 4. parçanın ise anahtar olduğunun göstergesidir.


Kehanet 8,66 (Benoist Rigaud 1568 Lyon Basımı)
QUAND L’ESCRITURE D.M. TROUVEE,
ET CAVE ANTIQUE A LAMPE DESCOUVERTE,
LOI, ROI, & PRINCE VLPIAN ESPROUVEE
PAVILLON ROGNE & DUC SOUS LA COUVERTE.

Türkçe'si :
D.M. kitabesi bulunduğu zaman
bir lamba ile aydınlatılan kadim mağarada
Kanun , Kral ve Prens Ulpian yargılandı.
Kraliçe ve Dük galeride koruma altında


Kehanet 6,68 (Benoist Rigaud 1568 Lyon Basımı)
LORS QUE SOULDARTS FUREUR SEDITIEUSE.
CONTRE LEUR CHEF FERONT DE NUICT FER LUIRE:
ENNEMY D’ALBE SOIR PAR MAIN FURIEUSE,
LORS VEXER, ROME, & PRINCIPAULX SEDUIRE.

Türkçe'si :
Askerler öfkeyle ayaklandıkları zaman
Kendi liderlerine karşı çelik geceyi aydınlatacak.
Düşman Alba öfkeli taraf ile antlaşma yapacak,
Roma'nın canını sıkmak ve önemli birilerini kışkırtmak için





Nicolas Poussin'in tablosunda (Arkadyalı Çobanlar II) yer alan insan figürlerini soldan sağa doğru “A” , “B” , “C” ve “D” harflerini vererek kodlayalım.

C figürü sağdan ikincidir ve bir kolu ile sol yönü göstermektedir.

B figürü parmağı ile mezar üzerindeki yazıtı işaret eder. Nicolas Poussin bu figürün sağ kolunu "V" biçiminde resmetmiştir. "V" şeklinin Kutsal Kase'nin sembollerinden biri olduğuna inanılmaktadır. Soldan ikinci olarak görünen bu figür , aynı zamanda
sandaletlerinde "CALIX" (kase,kadeh) yazısı gizli olan yaşlı çoban figürüdür.

"V" harfi , 866 numaralı Kehanetin üçüncü satırında yer alan "VLPIAN" kelimesinin (sağdan ikinci kelime) ilk harfidir ve bu kehanette "V" harfi ile başlayan başka bir kelime bulunmamaktadır.

B figürü , Çoban Anıtı'nın rölyefinde sağdan ikinci olarak yer alır ve burada sol yönü işaret eder. Çoban Anıtı'nın rölyefi 866 numaralı kehaneti işaret etmektedir.

866 numaralı kehanet içinde yer alan kişiler , "V" harfinden başlayarak ve kehanet metnini sağdan sola ve aşağıdan yukarıya okuduğumuz zaman aşağıdaki şekilde sıralanır :


PRINCE VLPIAN (Prens Ulpian),
ROI (Kral)
DUC (Dük)
ROGNE (Kraliçe)

Bu sıralama rölyefte yer alan figürlerin sıralaması ile uyumludur. Kraliçe figürü soldan sağa doğru bakıldığında ilk figürdür.


"V" harfi , 668 numaralı kehanetin dördüncü satırında yer alan "VEXER" kelimesinin (soldan ikinci kelime) ilk harfidir ve bu kehanette "V" harfi ile başlayan başka bir kelime bulunmamaktadır.

B figürü , "Arkadyalı Çobanlar II" tablosunda soldan ikinci olarak yer alır ve burada sağ yönü işaret eder. "Arkadyalı Çobanlar II" tablosu 668 numaralı kehaneti işaret etmektedir.

"V" harfi , 866 ve 668 numaralı kehanetler içinde gizlenmiş olan harfleri bulabilmemizi sağlayacak olan başlangıç noktasıdır.


866 numaralı kehanetin üçüncü satırı 5 (Roma rakamları ile "V") kelime (“&” işaretini dikkate alırsak 6 kelime) içermektedir.

668 numaralı kehanetin dördüncü satırı da 5 (Roma rakamları ile "V") kelime (“&” işaretini dikkate alırsak 6 kelime) içermektedir

1. 866 Numaralı Kehanet

Arama Yöntemi : sağdan sola ve aşağıdan yukarıya
Başlangıç Noktası : Üçüncü satırda yer alan ve “VLPIAN” kelimesinin ilk harfi olan "V" harfi

“O” , “U” , “O” , “S” ve “A” harflerinden sonra gelen nokta işareti için bir sonraki harfi alalım. "V" harfi için ise sonraki 5 harfi ve "V" harfinden sonra gelen nokta işareti içinde bulunan en son harfi takip eden 1 harfi alalım.

Not : Anahtar harflerde son "V" harfinden sonra nokta işareti yoktur. Bu harfi takip nokta işareti olmamasından dolayı sadece sonraki 5 harf alınacaktır.

 

 

QUAND L’ESCRITURE D.M. TROUVEE,
.---- V  S               O

Not : "V" harfi için "LDNAU" ve bu harfin nokta işaraeti için "Q"

ET CAVE ANTIQUE A LAMPE DESCOUVERTE,
                             U

LOI, ROI, & PRINCE VLPIAN ESPROUVEE
      O

PAVILLON ROGNE & DUC SOUS LA COUVERTE.
          ----   V.- ---V  A

Not : "V" için "SUOSC" ve bu harfin nokta işareti için ise "U" harfi ,

      son "V" harfi için "DENGO"

 

Sonuç olarak , bu kehanette gizlenmiş harfler aşağıdaki şekilde karşımıza çıkar :


RORELDNAUQLSUOSCUDENGO

Burada toplam 22 harf vardır ve 22 sayısı Kabala'nın kutsal sayısıdır.

866 numaralı kehanet de yer alan boşlukları silelim :


QUANDLESCRITURED.M.TROUUEE
ETCAUEANTIQUEALAMPEDESCOUUERTE
LOYROY&PRINCEVLPIANESPROUUEE
PAUILLONROYNE&DUCSOUSLACOUUERTE

“S” ve “P” harfleri dikey olarak görünür.
“S” harfi ikinci satırda soldan 22. harftir.
“P” harfi üçüncü satırda soldan 22. harftir.

“PS” harfleri Sion Tarikatını (Prieure de Sion) temsil etmektedir.


2. 668 Numaralı Kehanet

Arama Yöntemi : soldan sağa ve yukarıdan aşağıya
Başlangıç Noktası : dördüncü satırda yer alan ve “VEXER” kelimesinin ilk harfi olan "V" harfi

“O” , “U” , “O” , “S” ve “A” harflerinden sonra gelen nokta işareti için bir sonraki harfi alalım. "V" harfi için ise sonraki 5 harfi ve "V" harfinden sonra gelen nokta işareti içinde bulunan en son harfi takip eden 1 harfi alalım.

Not : Anahtar harflerde son "V" harfinden sonra nokta işareti yoktur. Bu harfi takip nokta işareti olmamasından dolayı sadece sonraki 5 harf alınacaktır.



LORS QUE SOULDARTS FUREUR SEDITIEUSE.
              A V- ---.V- ---

Note : "V" için "TSFUR" ve bu harfin nokta işareti için "E"

       Son "V" harfi için "URSED"

CONTRE LEUR CHEF FERONT DE NUICT FER LUIRE:
V----.

Not : "V" harfi için "CONTR" ve bu harfin nokta işareti için "E"

ENNEMY D’ALBE SOIR PAR MAIN FURIEUSE,
               O                  S

LORS VEXER, ROME, & PRINCIPAULX SEDUIRE.
                                    O                                      U


Sonuç olarak , bu kehanette gizlenmiş harfler aşağıdaki şekilde karşımıza çıkar :

MLIECONTRERTSFUREURSED

Burada toplam 22 harf vardır ve 22 sayısı Kabala'nın kutsal sayısıdır.

Gizlenmiş harfler “M” ile başlar ve “D” ile biter.

Bu kehanette ilk üç satırın ilk harflerini yan yana yazalım : "LCE"

“LCE” kelimesi , “CLE” kelimesinin anagramıdır.

Fransızca “CLE” kelimesi "anahtar" anlamına gelir.

Asıl şifre üç parçadan oluşmaktadır :

(866 numaralı kehanet içine gizlenmiş harfler) +

(668 numaralı kehanet içine gizlenmiş harfler) +

("ET MN ARCALIA EGO" cümlesi)
 


 

 

"MLIECONTRERTSFUREURSED RORELDNAUQLSUOSCUDENGO ETNARAAEGO MCLI"

Asıl şifre 58 adet harften oluşur. Gizemli 58 sayısı burada da karşımıza çıkmaktadır.


ASIL ŞİFRENİN ÇÖZÜMÜ

Asıl şifreyi oluşturan harflerin anagramı Fransızca olarak aşağıda yer almaktadır :

"ENRICO DANDOLO A ÉCRIT CLEF MONTRÉ SUR MUR SOUS LUNE QUE GARDÉ ST GRAEL"

Türkçe'si :

“ENRICO DANDOLO GÖSTERİLEN ANAHTARI KUTSAL KASE'Yİ KORUYAN AY'IN ALTINDAKİ DUVARA YAZDI”

"KUTSAL KASE AYASOFYA'DA SAKLANMIŞTIR"

Alıntıdır.


« Son Düzenleme: Şubat 21, 2012, 09:35:17 ös Gönderen: hailstorm »
Omnia in numeris sita sunt/her şey sayılarda gizlidir