Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Zamanda yolculuk olasılığı  (Okunma sayısı 5403 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 28, 2007, 01:11:48 öö
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

Japonya Uzay Havacılık Dairesi (JAXA) ve Tokyo Üniversitesi’nde görev yapan Doç.Dr. Serkan Anılır, zamanda yolculuk konusunu yazdı.

Zamanda yolculuk dendiğinde aklımıza hep ünlü bilim adamı Stephen Hawking’in yaklaşımı gelir.
 
‘Eğer zamanda yolculuk mümkün olsaydı, neden bugün gelecekten gelmiş zaman yolcularıyla karşılaşmıyoruz?’

Peki ya ileride zamanda yolculuk gerçekten mümkün olursa ve gelecekten gelmiş kişiler aramızda yaşayıp bizi izliyorlar ve içlerinden gülüyorlarsa? Gelin, hep beraber bu olasılığı düşünelim.

Zannederim, uzmanlık alanı olmasa da herkes, zamanda yolculuğun ancak ışık hızına ulaşabilmemiz durumunda mümkün olduğunu biliyordur.
 
Gelecekte, zaman yolculuğu ile ilgili bütün engelleri ortadan kaldırıp ışık hızından daha hızlı hareket etmeye yönelik teknolojiyi geliştirdiğimizi varsayarsak, nasıl bir zaman yolculuğu yaşanacağını da hayal edebiliriz.
 
Wells’in romanı ve ‘warp’ fikri

Zamanda yolculuk üzerine en tanınmış yazılı roman, ünlü yazar H.G.Wells tarafından kaleme alınmıştır. Romanda zaman makinası geçmişe ve geleceğe tek bir çizgi üzerinde hareket ederken, bugün zamanda yolculuğun gerçekleşeceğine inanan birçok bilim adamı, bazı zorlukları yok etmek için ‘warp’ fikrini ortaya atmaktadır.
 
‘Warp’ı basit bir örnekle açıklayacak olursak, bir kağıdın sol alt köşesine (X), sol üst köşesine (Y) yazalım. X’den (şimdiki zaman) Y’ye (geçmiş zaman) bir çizgi çekelim.
 
Wells’in modelinde, zaman makinasını bu çizgi üzerinde hareket etmektedir. Ama, harflerin yazılı olduğu iki köşeyi kağıdı kaldırıp ortası sarkacak şekilde biraraya getirirsek, bu iki farklı nokta arasında hareket etmek için varolan çizgiyi takip etmek yerine direkt atlama yapabileceğimizi görürüz. ‘Warp’ budur.

Her ne kadar bu imkansız gibi düşünülse de, bugün doğadaki formlara baktığımızda, mükemmel bir kare veya dikdörtgen benzeri bir form göremeyiz. Doğa, bizim ‘3.5 boyut’ ismini verdiğimiz mevcut form cetvelleriyle tanımlanamayan ‘fraktal’lerden oluşur.
 
Kar tanesi ve yansımalar

Buna en güzel örnek ise bir ‘kar tanesinin’ şekli. Kyoto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Koji Miyazaki ile beraber yaptığımız bir araştırma sırasında, kar taneleri ve benzer milyonlarca fraktal şekillerin aslında dördüncü boyuttan üçüncü boyuta yansımalar olduğunu bilgisayar modelleriyle kanıtlayıp başarılı olduk.
 
Einstein’in ‘zaman’ olarak tanımladığı dördüncü boyutun, belki de farklı bir kurgusu olan bir üst ‘mekan’ olabileceğine dair bir tez de geliştirdik.
 
Uzayın şekli ve boyut konusunu daha derinden kavramak, ileride belki de zaman makinasının önünü açabilir.

Zaman makinasına geri dönecek olursak, bugüne kadar büyük bütçeler ve derin araştırmalarla hazırlanmış bütün filmlerde kahramanımız zaman makinasıyla geçmişe veya geleceğe giderken, farklı zaman diliminde başladığı nokta ile çıktığı nokta aynıdır.
 
Örneği tekrar düşünürsek, bir kağıt üzerindeki iki nokta arasındaki çizgiyi takip etmeden o noktalar arasında gidip gelmek bir gün mümkün olsa da, herhalde o gün zaman makinası üzerine çalışanlar, çok önemli bir gerçeği fark edecekler. O da kağıdın hareket halinde olması… Yani uzayın hareket ediyor olması.

Nasıl mı?

Dünya saatte yaklaşık bin 600 km hızla dönmektedir. Eğer bir zaman yolcusu ‘warp’ ile, zamanda bir saat geriye gidecek olursa, çıkacağı nokta ilk başlangıç noktasından bin 600 km ötede olacaktır.
 
Tabii ki bu durumda, uzaya dışarıdan bakacak olursak, dünyanın aynı bir saat içinde güneşin etrafında da 107 bin km yol katettiğini, güneşin de Samanyolu galaksisinde 810 bin km, Samanyolu’nun da Andromeda galaksisine doğru 240 bin km, ‘Local Group’ adı verilen bizim sistemimizin de Virgo kümesine doğru 2 milyon 770 bin km ve komple olarak Virgo sisteminin de ‘Great Attractor’ adı verilen görünmeyen bir kümeye doğru 2 milyon 150 bin km ile hareket ettiğini düşünmemiz gerekir.
 
Zamanda yolculuk hayalleri ile yola çıkan pilotumuz, sadece ve sadece bir saat geriye dönmeye kalkışırsa, yola çıktığı noktadan yaklaşık 5 milyon kilometre uzaklıktaki farklı bir noktada ortaya çıkacaktır.

Burada önemli olan, yolculuğa başladığı noktada gene ortaya çıkmış olsa bile, bu sırada uzay bir saat içinde hareket etmeye devam etmiştir.

Bu kadar kötümser olmamak için, olaya bir de iyi tarafından bakalım. 5 milyon kilometre uzakta çıkma olasılığından bahsettiğim halde, bütün yıldız ve kümelerin aynı yöne hareket etmediği gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak, buradan birbirlerini sıfırlama şansları olduğunu söyleyebiliriz.
 
Bugün bilim adamlarının ‘uzayın duvar kağıdı’ olarak da tanımladıkları arka plandaki ‘kozmik kısa dalga fon radyasyonu’ (Büyük patlama, yani Big Bang adını verdiğimiz evrenin doğuşunda meydana gelen patlamadan geriye kalan radyasyon) ölçümleri ışığında, dünyanın saatte yaklaşık 1 milyon 400 bin km hareket ettiğini biliyoruz.

Bu uzaklıkları şu ana kadar sadece bir saatlik bir zaman yolculuğu macerası olarak düşündük. Bunu günlere, aylara, yıllara vurursak ortaya çıkan mesafe farklılıklarını zannediyorum herkes hesaplayabilir.
 
Basit bir örnek verecek olursak, 2105 yılından zamanımıza dönmeye çalışan bir kişi, dünyadaki başladığı noktadan yaklaşık 1 trilyar kilometre uzakta çıkacaktır, bize o noktada mesaj gönderse, dünyaya ulaşması yaklaşık 47 gün alacaktır.

Uzay keşifleri

Eğer bu şekilde bir yolculuk imkanı olursa, yani uzayın sürekli hareket halinde olmasını kendi avantajımıza çevirmek istersek, bunlardan birisi uzay keşifleri olabilir.
 
Mesela aynı hesaplama sistemi ile gidersek, şu an ki bulunduğumuz noktada 17.4 gün sonra Jüpiter gezegeninin olacağını tahmin ederek (dünyaya en yakın olduğu zamanda 587 milyon kilometre) buna ayarlayarak bir keşif gemisini gönderebiliriz.
 
Tabii ki x-y düzleminde başarılı olunacağı tahmin edilse bile, uzay ortamındaki x-y-z sisteminde düşünürsek, belki uzaklık olarak doğru noktada çıkabiliriz ama Jüpiter’in o andaki konumuna göre tam olarak yanında çıkma şansımızın çok zayıf olduğu da bir gerçektir.
 
Ancak bu teknoloji eğer başarılı olursa, mesela dünya yörüngesine uydu veya benzeri yük taşıması için son derece pratik bir çözüm olabilir.

Hayal gücümüzü zorlamaya devam edecek olursak, ben bir gün zaman makinasıyla yolculuk yapma şansını yakalasam iki seçeneğim vardır.
 
Birincisi ne kadar dünyadan uzakta ortaya çıksam bile, en kısa zamanda dünya ile bağlantı kurup yönümü bulmak ve geriye dönmeye çalışmak.
 
İkincisi ise, zaten geri dönemeyeceğim gerçeğini kabul ederek, gitmişken sonuna kadar gideyim fikrine de sarılarak, uzayın başladığı zamana dönmek.
 
Acaba Big Bang patlamasının olduğu ana kadar gidebilir miydim? Uzayın henüz bin yaşında olduğu ve sadece taneciklerden meydana geldiği bir döneme dönebilecek olsam, acaba benim zaman makinem de o anda tanelerine ayrılır mıydı?
 
‘Warp’ fikrinde zamanın etrafında dönerek, yani o çizgi üzerindeki olaylardan etkilenmeyerek hareket edebileceğimizi varsayarak, ‘Big Bang’den öncesine dönmeye kalkışsaydık? Bu durumda uzayın varolmayacağı ve uzayın varolmasından dolayı ortaya çıkan ve insanlar tarafından yorumlanarak ‘fizik kanunları’ olarak kabul edilmiş, ve benim zaman makinamla o noktaya kadar gitmeme imkan sağlamış bütün kuralların da varolmayacağını düşünersek?

‘Terminator’ filminde zamanda geriye giderek, ileride lider olacak insanların ailelerini yok etme düşüncesi nereye kadar mümkün bilemiyorum.
 
Buna başka bir yaklaşım getirsem, mesela ileride olacak çok büyük bir felaketi dünyaya mesaj olarak yollayarak tedbir almaları için uyarabilirdim.
 
Bu belki ileride mümkün olabilir ancak böylesine bir felakette ölmesi gereken bir kişi, benim yollayacağım mesaj sayesinde kurtulur ve ileride dedemi bir kavga sırasında öldürürse?
 
Zaman yolculuğu tartışması yıllarca sürer…

Doç.Dr. Serkan Anılır



Temmuz 28, 2007, 01:15:46 öö
Yanıtla #1

Başlığı görür görmez geleceğe dönüş filmi aklıma geldi olsa da izlesek :)

"Dünya saatte yaklaşık bin 600 km hızla dönmektedir. Eğer bir zaman yolcusu ‘warp’ ile, zamanda bir saat geriye gidecek olursa, çıkacağı nokta ilk başlangıç noktasından bin 600 km ötede olacaktır."

Ulaşımda son nokta budur işte. Ankara-İstanbul arası 1 saat.. :)
ars longa, vita brevis...


Temmuz 28, 2007, 01:18:58 öö
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3120
  • Cinsiyet: Bay

Başlığı görür görmez geleceğe dönüş filmi aklıma geldi olsa da izlesek :)

güzel bir film ;)


Temmuz 28, 2007, 01:25:54 öö
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 581
  • Cinsiyet: Bay

stephen hawking in tezi bildiğim kadarıyla modern fizikte paralel evrenler ve kırılgan zamn kuramı ile büyük orandda yıpratıldı.. yağni eger geçmişe dönen biri olsaydı bile bu bizim yasadıgımız suan degil baska bir geçmiş olurdu  anlayacagınız...ama genede hani dönsek fena olmazdı  kendi geçmişimize
Vi VERİ VENİVERSUM VENUS VİCİ..


Ağustos 17, 2007, 01:47:26 ös
Yanıtla #4

zaman yolculugu sadece sınemada ızlenılen fılımlerde olabılmektedır gercekten bunun olma olasılıgı yoqtur arkadaslar


Aralık 10, 2007, 12:36:48 öö
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

sayın paragon güzel söylemiş.
düşünün ki dün geceye geri dönebileceksiniz.aileniz bulunduğunuz zamanda kalacak ama aynı şekilde de  gittiğiniz dün gecedede var olacaklardır.

eğer ki bu mantıkla düşünürsek her saniyede bizlerden olaylardan olgulardan birtane daha meydana gelmesi demek olmazmı??
aynı anlama gelmediğini düşünrsek de bu bizim yok oluşumuz anlamına gelir sanırım.her insandan geçmişte ve gelecekte toplam birtane olduğunu varsayalım birgün ortadan kaybolup 1 saat öncesine dönüyorsunuz.geçmişte bir saat geçirince yola ilk çıktığınız zamana geldiğinizde zorunlu olarak bir saat öncesine dönmek durumundasınız......
aynı zamanda düşünelim ki geçmişe yolculuk yapabildim.ve kendi geçmişimi gördüm.geçmişteki ben şu anki zamana geldiğinde oda aynı yolculuğu yapmak zorunda.bu da sürekli devam eden çok komplike bir döngü meydana getirmezmi?


Temmuz 25, 2008, 04:46:20 öö
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

belki çoğunuz şaşıracak ya da bilen vardır zamanda yolculuğu ortaya atan kişi einstein'dır.Şu an sabah olmak üzere bunu daha sağlıklı bi anda kafamı toparlayarak yazmak istiyorum ama einstein bunu epeyce açıklamalı olarak ortaya atmıştı


Ekim 23, 2009, 08:37:16 ös
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Zaman yolculugu ile ilgili bir suru yazicak izafi konu olsa da , hazirladigim bir calisma icin arastirirken gecenlerde gozume carpan bir makaleden bahsetmek istiyorum, su an bilimadaminin adi tam aklima elmedi ancak isteyen olursa orjinal makaleyi bulmaya calisirim

1970"lerde bir bilim adami insan sinirleri ile ilgili arastirma yaparken bir denegin beynine belirli cihazlar yerlestirerek sinir akisini ve yapay sinir akisini inceler, ilginc cikan sonuc, denek eline yapilan uyarilma ile beyne direk ilgili bolgeye yapilan mudahale arasindaki sureleri kiyasliyor. Klasik manada ve bildigimiz fizik kurallarina gore beyne yapilan dogrudan uyarilmanin, denegin eline yapilan mudahalen cok daha cabuk algilanmasi gereklidir. Ancak sonuc tam tersi cikiyor. Yani denegin eline yapilan uyari sanki beyne cok daha yakinmis gibi, beyindeki ilgili bolgeye yapilan mudahaleden cok daha cabuk bir uyarilma sagliyor. Arastirmacinin ve sonradan irdeleyen bilimadamlarinin gorusu, biyolojik mekanizmada zaman disi bir mudahale ile beynin ele yapilan mudahaleyi o anda gormesini saglamaktadir.... Bu sonuca bakilirsa bilim, fizikten kimyaya kadar nasil dogadan esinlendi ise "zaman" basliginda da dogadan esinlenebilir.............


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
6803 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2010, 03:13:27 ös
Gönderen: shaGrot
0 Yanıt
2426 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2011, 01:45:28 öö
Gönderen: arte
1 Yanıt
3788 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 28, 2012, 12:18:34 ös
Gönderen: NOSAM33
10 Yanıt
9861 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 09, 2016, 05:14:16 öö
Gönderen: hyperbolic metamaterial
4 Yanıt
2752 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2014, 06:16:24 ös
Gönderen: davut
1 Yanıt
2279 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2015, 10:46:26 ös
Gönderen: FreedomFly