Masonlar.org - Harici Forumu
Mason ve Masonluk Nedir? => Evrensel Masonluk => Masonlukta Töre => Konuyu başlatan: ADAM - Kasım 03, 2010, 09:08:28 öö
-
Konu: Doğruluk ve Dürüstlük
Bu iki kavram pek yakın anlamlı olduğu için birlikte aldım.
Düşünüleri ve tutumu gerçek ile uyum içinde olan kimseye “doğru”, söz ve davranışlarında aldatmacaya yönelmeyen yani söylemi ile eylemi uyuşana “dürüst” denir. Kişide bu iki bireysel nitelik ya da erdem, çoğu kez bir arada bulunur. Birisi için “O doğru bir insan ama dürüst değil.” diyebilir misiniz? Zor.
Doğru ve dürüst olan insan kendisine güvenir ve inanır. “Saygı” apayrı bir kavram olsa da, böyle bir insan başkalarına saygılıdır ve bu yüzden hiç kimsenin arkasından konuşmaz. “Diğerkâmlık” da ayrı bir kavram olmasına karşın doğru ve dürüst insan kendisi kadar başkalarına da yararlı olmaya çalışır. Çıkarcılık onun işi değildir; hele başkalarının kusur ve noksanlarını kendi yararına kullanmak ona hiç yakışmayacağı için böyle bir şey yapmaz. Düşkünlerin zayıflıklarından çıkar sağlamaya kalkışmaz.
Doğru ve dürüst insan haktan ve adaletten yanadır. Kendi haklarını savunmasını bir yana bırakalım, başkalarının haklarını da içtenlikle saygı duyarak ve kıskanmadan gözetir.
O her zaman bildiğini söyler. Bilmediklerini öğrenmek için okur ve dinler. Bilmediği bir şeyi bilirmiş gibi göstermez. Bilgili, olgun ve erdem sahibi kişilerin niteliklerinden örnek alarak, kendini daha da bilgilendirip olgunlaştırmaya çalışır.
Her zaman ve her yerde, koşullar her nasıl olursa olsun her ortamda doğruluğu ve dürüstlüğü benimseyerek öyle davranmak, yürekliliğin en güçlü örneklerinden biri sayılır. Belki bu kişinin geçici olarak zarara uğramasına hatta belki toplumu içinde bir süre için yadırganmasına neden olur. Fakat uzun süre içinde o kişinin varsa olumsuz tutku ve hırslarını giderip gerçek bir insanlık sevgisi edinmesini sağlar.
Demek ki doğruluğun ve dürüstlüğün insana getirdiği bir yarar da var ama bu yarar kesinlikle maddi değil.
Dürüstlük, yalancılığın, ikiyüzlülüğün, dalkavukluğun, kurnazlık ve açıkgözlük etmenin, yüze gülücülüğün, kaypaklığın, başkalarının haklarına göz dikmenin karşıtıdır.
İlginç bir durum var: Özellikle çağımızdaki toplumun acımasız koşulları ortamında, her bakımdan doğru ve dürüst olan bir kimseye “aptal” ya da “enayi” denebilir mi?
Bence evet.
Sizce aynı kişiye “kötü” denebilir mi?
-
Sayın ADAM günümüz toplumunun en kronik sorunlarından birisine vurgu yapmış.
Doğrudur;malesef doğru ve dürüst bir insana, günümüz toplumunda aday olacak en yakın yafta aptal veya enayi olduğudur.
Kötü denebilir mi?Elbette denemez;ama çok kolay kötülüğe maruz kalır.
Çevremizde parmakla sayılacak kadar azalmış olan bu insanları hem duygusal hemde maddi olarak rahatlıkla istismar ediyorlar.Doğru ve dürüst insanların,hayatlarını devam ettirmeleri için,ailelerine yaşam ortamı yaratabilmeleri için kendilerini genel ortamdan tecrit etmeleri gerekiyor.Diğer türlü ayakta kalabilmeleri malesef çok zor.
Toplumun kültür seviyesinin, yozlaşmayla doğru orantılı olarak artması nekadar üzücü.
Nedense bu durum batı toplumlarında ters orantılı...Bilmiyorum,belki de yanılıyorumdur.
Saygılar
-
Gürültü - patırtının ortasında sükunetle dolaş. Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma.
İçten ol; Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları, çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yanlız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki dayanağın odur.
Seveceğin bir iş seçersen , hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol..... Sevmedigin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.
Ve unutma ki insanların yüzyıllardır ögrendikleri, sonsuzluktaki tek bir kum tanesinden daha fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın. o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. o bahçeye layık bir bahçıvan olmak için , her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma....
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. ilkinin acısı bir an, ötekinin vijdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme, gençliğine yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü degiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki evreni yargılamak imkansızdır. onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Hatırlarmısın, doğduğunda sen ağlarken herkes gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, herşeye rağmen dünya, insan oğlunun biricik güzel mekanıdır.......( ALINTIDIR )
IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
-
Her zaman ve her yerde, koşullar her nasıl olursa olsun her ortamda doğruluğu ve dürüstlüğü benimseyerek öyle davranmak, yürekliliğin en güçlü örneklerinden biri sayılır.
Yaşasın enayiler diyerek başlamamı toleransla karşılarsınız umarım. Evet yaşasın enayiler, yaşasın yürekli olanlar.
Doğruluk ve dürüstlük birlikte neyin en önemli örneği? Sayın Adam'ın yukarıdaki cümlesi çok net ve bütün şartlarıyla açıklıyor. Yürekliliğin örneği bu iki erdem, ancak belirtilen koşullar içinde sergilendiklerinde.
Hemen hemen her inanç sitemi, toplum yararına çalışan kurumlar, siyaset vs vs. de bu iki erdem öne çıkarılır ama koşullar nedense ortaya konmaz, öyle havada askıda kalmış bir doğruluk ve dürüstlükten söz edilir hep.
Öte yandan, Sayın Adam'ın cümlesinin başında yer alan "her zaman, yerde ve koşulda" belirlemesi olmadan bu iki erdemi yüreklilikle ilişkilendirmek olanaklı da gözükmemektedir.
"Demek bazıları dürüstlük ve doğruluğun önemini o ya da bu şekilde belirtirken yüreklilikten bahsetmezler." belirlemesi açıktır diye düşünüyorum.
Neden acaba? Acaba yüreklilik Ansiklopedik Mason Sözlüğü'nde tanımlandığı üzere; düşüncede, sözde ve eylemde korkusuz olma ve girişimde bulunabilme yetisi olduğundan mı? "Böyle bir yüreklilik sergilenmesini kim, kimler istemez?" diye sorsak mı? Cevabını bulmaya çalışsak mı?
Durum doğuda biraz daha yoğun olsa da batıda- doğuda hep aynı sorunsalı işaretlemez mi?
Saygılarım ve sevgilerimle
-
Her zaman ve her yerde, koşullar her nasıl olursa olsun her ortamda doğruluğu ve dürüstlüğü benimseyerek öyle davranmak, yürekliliğin en güçlü örneklerinden biri sayılır
Evet sayin ADAM ON"lari en güzel anlatan cümlelerden biride sanirim sizinkisidir.
Saygilar