Masonlar.org - Harici Forumu

Mason ve Masonluk Nedir? => Mason Sözlüğü => Terimler ve Kavramlar => Konuyu başlatan: ADAM - Mayıs 09, 2011, 02:17:46 ÖS

Başlık: Bağnazlık
Gönderen: ADAM - Mayıs 09, 2011, 02:17:46 ÖS



Bana göre pek önemli bir kavram bu… İyi anlaşılması, doğru değerlendirilmesi gereken bir kavram.

Bu kavram Masonlukta da çok önemli çünkü Masonluğun hangi türünde ya da kanadında olursa olsun, bağnazlığa şiddetle karşı çıkılıyor. Bağnazlık, masonların amansızca savaşması gereken bir olgu biçiminde niteleniyor. Hatta belki şunu bile söyleyebilirim: Çeşitli nedenlerle birbirlerine karşı çıkan mason kuruluşlarının buluştuğu asgari müştereklerden biri bu: Bağnazlık ile savaşım…

Masonlukta böylesine karşı çıkılan bu kavramı bu forum alanında nasıl olur da incelemeden geçeriz?

Ben bu konuda birkaç tümce yazmak, sonra konunun geliştirilip derinleştirilmesini hatta belki tartışılmasını dileyen katılımcılara bırakmak istiyorum.

Önce biraz eş anlamlı sözcükler…

Bu terimin eski dildeki karşılığı “taassup”. Bağnaz olan bir kişinin karşılığı ise “mutaassıp” Bu noktada özen gösterilmesi gereken şu: Mutaassıp olmak ile muhafazakâr olmak aynı şey değil. Gerçi çoğu mutaassıplar muhafazakâr olanların arasından çıkar, dolayısıyla muhafazakârlık bir bakıma mutaassıplığın alt aşaması olarak da nitelenir ama hiç muhafazakâr (tutucu) olmadan da mutaassıp (bağnaz) olunabilir.

Şöyle dersek çok daha kolay anlaşılabilecek: Bağnaz sözcüğünün Batı dillerinden dönüştürülerek dilimize alınmış ve pek yaygın olarak kullanılmakta olan karşılığı “fanatik”. Banazlık ise fanatiklik ya da fanatizm. İkincisi sanki daha iyi gibi. Artık bu tutum, bireysel boyutta âdeta bir doktrin olma aşamasına varmış.

Terimin orasında burasında dolanıp duruyoruz ama daha hâlâ bir tanımını yapmadık, değil mi?

Şöyle desem acaba nasıl olur?... Bir şeyi körü körüne denilebilecek bir bağlılık ve inatla savunup, başka türlüsünün doğruluğunu asla kabul etmemek.

Peki bu “şey” ne olabilir?

Onun yerine her ne isterseniz koyun: Din, inanç, ideal, ülkü, ilke (prensip), gelenek, düşünce, bilgi, bulgu, açıklama, kuram (teori)… Uzatın uzatabildiğinizce.

Peki, Masonluk durup dururken niçin bağnazlığa karşı çıkıyor? Bağnazlığın kendi amaç ve ilkelerine aykırı düşmesinden ötürü mü? Öyleyse o da bağnazlık sayılmaz mı?

Ne biçim paradoks ama!... Forumda bundan çok hoşlananlar olacak sanırım.

Ben burada durayım; sonrasını getirecekleri bekleyeyim.


Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: enelsır - Mayıs 09, 2011, 03:29:07 ÖS
Sayın ADAM'ın bu kavramı kesinlikle tartışılması gereken bir kavram olarak görmesi ve incelemeye açmasını çok doğru ve yararlı buluyorum.

 Masonluğun bağnazlıkla bir savaşım içinde bulunması ve bunu bir ilke olarak benimsemesi bence bir paradoks değil. Masonluğun kendini tanımlarken sıraladığı özelliklere bakınca ,bunun , zaten doğal olarak, kendiliğinden oluşan bir tutum olduğu rahatlıkla görülebilir.

 İnsanların bir şeye kendi hür iradeleriyle karar vermelerini , bir durum karşısında önce aklı ön plana çıkarmalarını savunan ve bunu yaparken de bilimi rehber almalarını salık veren bir düşünce, tabi ki bağnazlıkla savaşmalıdır. Bu bana göre bir paradoks değildir.

 Sayın ADAM'ın yaptığı bağnazlık tanımına ( ki doğrudur) bakmak bile bunu anlamak için yeterlidir bana göre.

 ''Bir şeyi körü körüne denebilecek bir bağlılık ve inatla savunup, başka türlüsünü doğruluğunu asla kabul etmemek''


 Belki kurumlar için böyle bir durum olabilir, belki bunun olmuş veya süren örnekleri vardır. Sayın ADAM kuşkusuz daha fazlasını biliyordur.
 Fakat bunu Masonluğun kendisi için düşünmek. Bana göre doğru değildir
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 09, 2011, 04:47:23 ÖS
Hayatımda olmasından en çok korktuğum şey.
İnandıklarım, değerlerim ne olursa olsun, yeri geldiğinde kaldırıp çöpe atabilmeliyim. Bu gün sahip olduğum bütün değerlerin gerekliyse tam tersini kabul etmeye hazır olmalıyım, diye düşünmüşümdür hep..
Hatta kabul ettiğim bu yeni değerleri de yine atmaya hazır olmalıyım. Yani bir düşünce, bir inanış veya başka bir tutum ne kadar hoşuma gitse de daha en başında bile bunu unutmamam gerekir.
Bağnazlıkla, muhafazakarlığı birbirinden ayıramıyorum. Hatta bunların sebebinin cehaletten kaynaklandığını düşünüyorum. Slokastik düşüncenin tanımında ve temelinde de cehalet görülür zaten.
Anlayışlı olmak, saygılı olmak ayrı bir şeydir, yanlışa gözünü kırpmadan yanlış demek ayrı bir şeydir. Hele konu bağnazlıksa, anlayışın faydalı olabileceğini kimse kolay kolay izah edemez bana. Bazılarının bu yaklaşımdan rahatsız olması o yüzden beni çok düşündürmüyor.
Masonluğun her kesiminin bu konuda anlaşması ise çok doğal, zaten başları hep bağnazlarla dertte değil mi? Geçenlerde bir arkadaşımızın ateist bir forumdan alınmış, masonlar.org'un da adı geçtiği bir yazı okumuştum. Ateistlerin bu yüzden bağnaz olduklarını pek sanmıyorum. Her ne kadar düşüncelerinde çok iddialı görünseler de farklı düşünceleri de incelerken katı bir mantık ararlar.

Bağnazlığın tutuculuktan, cehaletten kaynaklandığını ve düşünme yeteneğini dondurduğunu biliyoruz. Böyle biri nasıl değiştirilebilir?
Zeka geriliği olan insanlar iki kısma ayrılır; eğitilebilir ve öğretilebilir. Yani aynı bir hayvanı eğitirmişcesine  zeka geriliği olan birisini eğitmeniz gerekir. Bu ona kıyaslama yeteneğini veremeyeceğiniz anlamına gelir, sadece bir doğru öğretirsiniz ve ona şartlandırırsınız. Tıpkı skolastik düşünce yapısına sahip bir insanın ilk aldığı eğitim gibi. Onu silip yerine daha doğru olanı koyarsınız. Bağnaz birisini ikna ettiğinizi düşünebilirsiniz, ama bu seferde yeni verilen bilgiye saplanıp kalacaktır. Ancak şu var, öylesi birini de sizin düşüncenizde görmek çoğu zaman can sıkar. Bilmeden, düşünmeden saplantı halinde sizin inandığınız şeyleri savunması da hiç hoşunuza gitmeyecektir. Deneyin görün :)

Peki masonlar madem bu kadar bağnazlığa karşı bir tutum içerisindeler, bağnazlıkla mücadelede anlayış, tolerans ve/veya bir başka erdemin işe yaradığını görmüşler mi acaba?
Pek sanmıyorum.
Çünkü bağnazlığın hafifi, koyusu olabileceğini düşünmüyorum. Bağnazlık, değiştirilebilecek olsa zaten bağnazlık olmazdı.

Benim burada da yaptığım bir şey var, bir ihtimal işe yarayabilir diye bunu çoğu kez deniyorum. Şoka giren birisini nasıl uyandırırsınız? Farzedin ki bu bağnaz kişide tıpkı şoka girmiş bir insan gibi çevresindeki hiç bir sesi duymuyor, hiçbir şeyi de göremiyor, içinde bulunduğu durumu değerlendiremiyor. Sanırım bu saydıklarım şok içindeki insanın tanımını aşmıyordur. İşte ben, bu bağnazlara şoka girmiş bir insanmış gibi tokat atmaya çalışıyorum. Anlayış ve saygı göstermeden, direk tokat gibi konuşuyorum. Dine inanıyorsam inanmıyormuş gibi davranıyorum, milliyeçiysem komünistmiş gibi, komünistsem değilmişim gibi davranıyor, bir sürü bilgiyi tokat atarmış gibi yüzlerine çarpıyorum. Bunun ne faydası olabilir diyebilirsiniz, inançlarını ispatlarsa ben karlı çıkarım, ispatlayamazsa o karlı çıkar ve yine ben haklı olmuş olurum :)
Gerçi inanın, bunda bile başarı %20 nin üzerine çıkmıyor:) Çünkü genelde kaçıp gidiyorlar.


Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: ADAM - Mayıs 10, 2011, 09:20:49 ÖÖ

Bu konu üzerine Sayın Prometheus’un dediklerinin çoğuna ben de katılırım.

Neresine katılmam?

Bağnazlık ile muhafazakârlığı yani tutuculuğu birbirinden ayırmayışına katılmam.

Çok insan vardır ki tutucudur fakat bağnaz değildir. Başka türlüsünün de olabileceğini kabul eder, ona tolerans gösterir ama kendisi uymaz, o ayrı.

Çok insan vardır ki yenilikçidir, değişimcidir. Ancak bu bağlamda bağnazdır çünkü tutuculara hiç tolerans göstermez; onların da kendilerine göre bir anlayışı bulunduğunu kabullenmeye yanaşmaz.

Dolayısıyla bağnazlığın kaynağı tutuculuk değildir. Gerçi bağnazlık bilgisizliğin yanı sıra durağan olmayı, değişmezliği destekler. Gelişime, değişime, evrime karşıdır ama asıl kapalı olduğu yönü tartışma ve eleştiridir. Hele tolerans… Bağnaz kişinin sözlüğünde böyle bir sözcük yoktur.

Sayın Prometheus ile görüş bakımından örtüştüğümüz noktalar var. Belki bunları anlatış, aktarış tarzımız biraz farklı.

Ben bağnaz bir kişinin en temel, en öncelikli noksanlığının ne olduğunu düşünmek isterim. Ancak o kişiye sorarsanız kendisinin düşüncede hiçbir temel noksanlığı yoktur. İşte bunu söyleyince onun noksanlığının ne olduğunu keşfederim: Akıl yolu ile düşünememektedir; olay ve olguların bilgelik yani bilgi ve erdemin birleşimiyle değerlendirememektedir. Bunu yapamayışının nedeni kendi dünyasını birtakım “doğru ile yanlış” ya da “iyi ile kötü” gibi ön yargılar üzerine oturtmuş olmasıdır.

Peki, böyle oluşunun kökenine gidecek olsak, hani psikologların kişinin herhangi bir ruhsal bozukluğunun gerekçesini ararken çocukluğuna ulaşmaya çalışması gibi, acaba ne buluruz?

Ben bu işin uzmanı değilim ama bana sanki o kişinin bilinçaltında korku ve endişe var gibi geliyor. Belki de bir beceriksizlik, yeteneksizlik, özellikle el becerilerinde noksanlık (bu doğrudan beyine bağlıdır), matematik kafasının dört işlem ile sınırlı kalmışlığı, önce kendine sonra başkalarına karşı güvensizlik… Sonra elbette kendini koruma içgüdüsü eyleme geçecek. Bunun sonucu ise bencillik ve kendini üstün görme ya da gösterme, gurur…

Bağnaz bir insan bilgiye karşı mıdır? Bilgisizliği mi savunur?

Bunun benim kafamda oluşan bir yanıtı var ama acaba bu satırlardı izleyenler ne düşünüyor bu bağlamda?

Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 10, 2011, 10:57:24 ÖÖ
Sayın ADAM tutucu olmanın sebepleri nedir sizce?

El becerisi ile zeka gelişimini kısmen doğru bulduğumu söylemeliyim. Sanatçılar arasından bağnaz çok az çıkar çünkü, aslında hiç çıkmaz da, gelin görün ki olmadık kişileri de sanatçı göstermekte maharetimiz çok büyük. Ayrıca, hiç bir sanatsal yeteneği birikimi ve zekası olmayan kişilerinde kalkıp sanat eserlerine ucube demek gibi bir aymazlığı var ülkemizde.
Sadece sanat ile tutucuları değerlendirirsek bile, bağnazlıklarını ortaya çıkarabiliriz diye düşünüyorum. Acaba bu günkü tutucular, Salvador Dali, Van Gogh zamanında yönetici olsalardı, hangisi bu sanatçıların eserlerine ucube demezdi? Hiç biri.
Sanata, bilime karşı gelen insan sadece bağnaz değil aynı zamanda ucubenin de dik alasıdır. Bütün bilimsel buluşların izlerini çok daha önceden sanatın içinde bulabilirsiniz. İnsanlığın gelişimi sanatla olur.
Tutucu ile bağnazı çok aşırı uçlarda karşılaştırırsak, sıfır numara salaklar ile, şöyle böyleci oportinistleri birbirinden ayırabilir ve farklı diyebiliriz. Ancak tutucu seviyesini inceler ve bütün bağnazları burada bulabilirsek, aslında ikisinin de aynı olduğunu görebiliriz. Bağnaz tutucu düşünceye sahip insanın biraz daha bilgisizidir sadece, düşünce şeklinde birbirlerinden farkı yoktur.
Dilerseniz bu konuda iki kolonlu bir şema çizip karşılaştırabiliriz, böylece bağnaz ile tutucu arasında ihmal edilebilecek kadar fark olduğunu görebiliriz.
Tutuculuk(değişime karşı olmak) ile bağnazlığın farkı olmadığını ispat etmek çok kolay geliyor bana.
Ayrıca sayın ADAM'ın dediği, "Başka türlüsünün de olabileceğini kabul eden insan" zaten tutucu değildir ve değişebilir.

Sayın ADAM'ın şu sözüne tamamen katıldığımı söyleyebilirim; tutucu ve bağnaz insanın bilinçaltında kesinlikle bir korku vardır.
Bu korkunun dinle, toplum tarafından uydurulmuş kurallarla kişinin beynine işlendiğini biliyoruz. Bu yüzden din ağırlıklı toplumların embesil üretim fabrikası gibi çalışması da ispat değil mi zaten?


Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: enelsır - Mayıs 10, 2011, 11:15:51 ÖÖ
 Bağnaz bir insanın bilgiye karşı olduğunu düşünmüyorum. Ya da kendisine sorsanız karşı olmadığını söyleyecektir. Fakat bu pratikte böyle midir? Sanmam. Bağnaz insan sahip olduğu düşünceye öyle körü körüne bağlıdır ki bunun tersini, belki de ıspatlatacak her hangi bir bilgiyi , bırakın kabul etmeyi, göremeyecektir bile. Sorduğunuzda '' hayır'' cevabını alacağınız bu konu , kişinin yaşamına baktığınız da '' evet'' olarak karşınıza çıkacaktır.

 Bağnaz bilgiye karşıdır. Fakat ironik bir şekil de bunu kabul etmez, dahası bunu göremez bile. Bu konu da da bağnazlık devam eder.
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 10, 2011, 11:28:08 ÖÖ
Sayın enelsır, hem bilgiye karşı olmayıp hemde nasıl bağnaz olacak ki? Bilgi yenilik demektir, her öğrendiğiniz bilgi sizi gelişime, değişime zorlar. Siz farkında olmasanız bile...
Bakın bir örnek vereyim, nazlı ılıcak'ın oğlu büyük bir işadamıdır(ne kötü bir ünvan) ve sağolsun medyamız bizi böyle yüce insanların fikirlerinden alıkoymuyor. Zat'ın açıkladığına göre hayatında bir tane bile kitap okumamış, sadece tayyip imzalı bir kuran(Kuranı imzalamakta ayrı bir meziyet) okuduğunu beyan etmiş. Ayan beyan görülüyor ki bağnazlar bilgiye karşı.

Ve;
Bağnaz bir insanın bilgiye karşı olduğunu düşünmüyorum.
......................
.........
.............
........

 Bağnaz bilgiye karşıdır.

Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: enelsır - Mayıs 10, 2011, 12:17:24 ÖS

 Sayın Prometheus,

 Ben de iletim de tam dediğinizi anlatmaya çalışmıştım. Biraz karışık olmuş. Kabul ediyorum :). Fakat dediğim o ki ; bağnaz bilgiye karşı olduğunu bile bilmeyebilir. Körü körüne sarıldığı düşünce öylesine gözünü bağlamıştır ki. Bunun dışın da kalan başka bir düşünce ve bilgiyi göremez bile. Ona düşüncesinin karşısında yer alan her hangi bir bilgi verdiğiniz de , bunu akıl süzgecinden geçirip analiz etmek yerine, hemen karşı çıkacaktır. Bu karşı çıkış muhtemelen bir saldırı şeklin de olabilir. Bilgi karşıtlığını bu şekil de düşünüyorum.

 Aslın da aynı şeyleri söylediğimizi düşünüyorum.

 Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: ADAM - Mayıs 10, 2011, 01:07:11 ÖS

Diyalog biçiminde olsa da, Sayın Prometheus ile Sayın Enelsır arasındaki şu tartışmaya bayıldım: Konu kapsamına bağlı ve düzeyli…

Birkaç lâf daha etsem bu konuda işi bozar mıyım?

Ben derim ki: Bağnaz kişi, hiç de bilgisiz olmayabilir. Hatta çok bilgili bile olabilir. Hatta bilgin bile olabilir. Hatta ordinaryüs prof bile olabilir. Fakat edinmiş olduğu tüm bilgileri dondurmuştur. Bunlara kesinlikle bağlanmıştır. Bundan başka türlüsünün geçerli olabileceğini kabul etmez. Bu durumu koruyabilmek ve böyle sürdürebilmek için, kendi doğru bildiklerinin üzerine kuşku konduran her türlü düşünüye düşmandır. Özellikle de özgür düşünceye olasıya karşıdır. Bir türlü sıyrılamadığı bir olumsuz tutkuya kapılmıştır. Düşünülerinin ve tutumunun yanlışlığının farkına varsa bile, kendisini bunlardan kurtaramaz; kurtarmak da istemez.

Özgür düşünceye karşıtlık ya da düşmanlık korku duygusuyla karışırsa, bağnaz kişi saldırgan olmaya başlar.

Bağnazlığın saldırganlığa dönüşmesi demek, kendi doğrularını başkalarına zorla kabul ettirmek demektir. Kendisininkilere uymayanları ezmek için gerekirse kaba güç kullanmak demektir.

Nedir bunun sonucu?

İnsanlar arasında ayrılık ve çatışma.

Bunun böyle olduğunu bağnazlar da biliyor. İnsanlar arasında ayrılıkların ve çatışmaların doğmasını onlar da istemiyor ama bir koşulla: Her şey kendi istedikleri gibi olacak. Bu yüzden o koşulu saklı tutarak onlar da bağnazlığa karşı çıkıyor.

Kimi masonlar da öyle mi yapıyor acaba?

Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 10, 2011, 01:26:14 ÖS

Sayın  ADAM bakmayın siz sn.enelsır ile olan yazışmalarımıza. Aslında olayın aslı benim hinliğim; bal gibi biliyorum ki aynı şeyleri konuşuyoruz ve olay ufak bir dil sürçmesi. Sayın enelsır'ın anlayışını bildiğimden biraz takılmak istemiştim :D Hepsi o.
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: sphinx - Mayıs 10, 2011, 04:22:18 ÖS
Sayın ADAM, son kısımdaki yazdıklarınız konuyu özetliyor. Bağnazlık birazda bilgisizlikten güç alıyor diyebilir miyiz?. Boylece cahilleri peşinden sürükleyebiliyorlar. Benim düşündüğüm bağnazlığın bir çözümünün olamayacağı, cehaletin ise bir çözümü elbette var.
Bağnazlıkla tutuculuğu birbirlerinden ayıran nokta ise, bağnazların sahip olduğu düşünceyi diğerlerine empoze etme durumudur.
Sayın ADAM, ben Masonluğun bağnazlığa, daha ziyade bir inanç kavramı üzerinden karşı durduğunu düşünüyorum. O halde sizde yeniden sorabilisiniz. Muntazam Masonluk neden Tanrı Inancını ve Ruhun Ölmezliğini şart koşuyor. Buda bir bağnazlık olamaz mı? Siz sormadan ben sorayım dedim :)

Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Alşah - Mayıs 10, 2011, 11:32:54 ÖS
    Gerek sayın Prometheus, gerek sayın enelsır ve gerekse sayın  ADAM 'ın    diyalaoğuna  hayran olmamak mümkün değil. Aslında her üçü de hemen hemen aynı şeyleri söylüyorlar. Bağnazlık işte ! Değişimi mümkün olsa idi adı bağnazlık olurmu idi ?
     Saygılar-sevgiler.
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 11, 2011, 03:44:47 ÖÖ
Şimdi burada sayın ADAM'a sorulacak bir kaç soru çıktı;
Bilgi nedir?
Bilgi tek midir?
Her şeye bilgi denilebilir mi?

Bir çoğunuz benden daha iyi biliyor ki, ipe sapa gelmez şeylerinde bilgi yerine konmasını çok defa görmüşsünüzdür. Belki kötü bir örnek olacak ama, Hayatınız boyunca sadece said-i kürdinin kitaplarını okusanız hayat hakkında ne öğrenebilirsiniz? Adamın birisinin Ay'ı parmaklarının arasına aldığını öğrenirseniz ne kazanırsınız? Ve aldığınız bilgilerin ne kadarı doğru ve kullanılabilir olduğunu nereden bilebilirsiniz? Üstelik size düşünmeyi, kıyaslamayı ve uygulanabilir olduğunu öğretmemişler ise, aldığınız bilgi ne işe yarar? Ezberleyerek, üniversitede ki bir bölümün bütün kitaplarını okusanız ve yüksek notlar alsanız ne kadar bilgili sayılırsınız?
Bu sebeplerden dolayı "Bağnaz kişi, hiç de bilgisiz olmayabilir. hatta çok bilgili de olabilir." demek bana biraz zor geliyor. Evet çok şeyi ezberlemiştir. Tek bir konunun dışına hiç çıkmadan bir şeyleri teyp kasedi gibi geri sarıp sayan olabilir. Ama benim gözümde böyle birisine bilgi sahibi demek çok zor geliyor. Ne dersiniz sayın ADAM? yoksa filin tek bacağını tutanı da bilgili mi saymamız gerekiyor yoksa?
Yada sizin dediklerinizden yola çıkarsak, başkaca bir şeyler öğrenmeyen bir insanı, tek bir şeyi ezberlediği için bilgili saymak size, veya burada ki bir çok kişiye haksızlık olmaz mı?

Hayır ben ona bilgili diyemiyorum.

Bağnazla tutucunun arasında bir farkın olmadığını söylemiştim ama, elbette çok basite indirgeyerek söylemem ne ikna edici ne tatmin edici(aramızda cumhurbaşkanı olabilir) nede bilgi verici bir yönü olmadığını düşünerek biraz açıklama yapmak istiyorum.
Cahil insanın ümmetçi, köle, kul olduğunu biliyoruz. Bilgi sahibi özgür bir insana bunları zor yaptırırsınız. Ama bir çelişki çıkıyor buradan, biz cahil insanın saldırganlığa daha yatkın olduğunu da söylüyoruz. Hem köle, hem saldırgan. Çok mantıklı değil dimi? Burada atlanılan şey zaman ve şartların değişimidir. Zamanla ve/veya sahiplerinin verdiği güçle bazı şeyler elde eden bağnaz vahşileşir ve sahiplerinden veya siyasi, maddi güç kazandığından dolayı inanılmaz hoşgörüsüz ve saldırgan olur.
Yıllar önce dinler hakkında bir yazı okumuştum, aklımda çok az bir kısmı kaldı.
Dinler güç kazandıkça saldırganlaşır, vahşileşir diyordu. Biraz düşündüm ve çok haklı geldi. Dinlerin tarihini hepimiz biliriz. İsa hoşgörü ile geldi, kiliseler engizisyon mahkemelerini kurdu. Muhammed ilk müritlerini kölelerden seçti, şimdi müslüman ülkeler şeriatle yönetiliyor. Musa Firavunun baskısı altında inleyen İsraillilere seslendi, Filistinleri acımasızca yok ediyorlar.  Evet yazı çok haklıydı.
Bağnaz insan ile tutucu insanın arasında ki farkta buydu, tutucu insanları aklınıza getirin lütfen, konumları ne, işleri gelirleri ne, kaybedecekleri ne? Şimdi de saldırgan bağnazları düşünelim, az gelirli veya devlet başkanı(ucube tespit makinesi de denebilir).bağnaz gazete okuyup kapatandır, bağnaz internete girebilen ve yasaklayandır,(internete girebilen bilgi sahibidir demeyin lütfen, ayakkabı bağlamayı da bilgi içerisine sokmak zorunda kalabiliriz), kitap okuyup yasaklayan, yazarını hapislerde çürütendir. Bağnaz Menemen de Kubilay'ı şehit eden dir. Bağnaz Deniz Gezmişi imralı'da asandır.
Bir bakın bunları yapanların hepsine önceden tutucu deniyordu.
Yani tutucu ile bağnazın arasında istisna olsa bile bir farkı kabul edebilirim.(veya sehven:))


Saygılarımla...

Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: ADAM - Mayıs 11, 2011, 08:08:42 ÖÖ

Bağnazlık konusunu bir terim ya da kavram çerçevesinde ortaya koyduktan sonr, üzerinde bunca tartışma yapılması beni çok mutlu etti. 

Sayın Prometheus sbu bağlamda biraz uçlarda gezindi ama olsun! Onun yöntemi öyle.  Uyuşamadığımız noktalar olsa bile pek olumlu katkılarda bulunduğunu teslim etmeliyim.

Son katkısında ortaya attığı "bilgi" kavramını ise aslında bir başka başlık altında incelemek gerekir. Sanırım bu bağlamda forumda daha önce bir şeyler yazmıştım. Ancak orada bilginin niteliklerinden söz etmiştim gibime geliyor. Doğrusu arayıp bakmadım. İlgilenenler bir arama yapabilir.

Bu bölümde bir sonraki mbaşlığımız "bilgi" olsıun Sayın Prometheus'un dileği üzerine. Bağnazlık üzerindeki tartışmalarımız bana göre yeterli. Şimdi bilgiye geçelim.  Ancak isteyen bu konuya devam edebilir elbette.

 
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: ceycet - Mayıs 11, 2011, 12:54:05 ÖS

Ne kadar acı...

İleride değişmeyeceğine kesinlikle inandığınız bir savı kendinize ve çevrenize dayatmak.Bu konum,bırakın Masonluğu insanın doğasına aykırı.

"İnsan"sıfatından kasdım,elbetteki birey olabilmek.

Sayın ADAM herzamanki gibi göz önündeki bir paradoksa işaret etmiş.Konuya yanıt yazması gerekenlerin suskunluğu ise hiç şaşırtıcı değil.


Saygılarımla
Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: Prometheus - Mayıs 11, 2011, 01:47:58 ÖS
Sayın ceycet çok güzel değinmiş, birilerinin suskunluğu hiç şaşırtıcı değil. :)

Sayın ADAM, ben çöp bilgiye inanırım, bir akrabam araba plakaları ezberlerdi, bir diğeri sanatçıların hayatlarını. Evet bunlarda bir bilgi.

Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: popperist - Mayıs 11, 2011, 08:16:02 ÖS
Bağnazlık, özgürlük kavramını içselleştirememekten doğar.

Özgürlükle sorunu olan herkes, çok büyük ihtimalle bağnazdır. Veya her bağnazın en şaşmaz özelliği, başka insanların özgürlüğüne, meşru olmayan nedenlerle müdahale etme hakkını kendinde görmesidir.

Mesela köktendinci biri, dinde sorun olduğunu iddia edenlerin öldürülmesini ister. Kendi onayladığı tarzda giyinmeyenin cezalandırılmasını ister. Kendi gibi düşünmeyenin, davranmayanın hakir olduğunu düşünür. O şahsın ve toplumun alehine düşünür. Tüm bu davranışlarının tümünde şaşmaz olarak görülen şey "yıkıcılık" mefhumudur.

Aynı şekilde, sadece köktendinciler değil, en bilgili kişiler dahi, eğer herhangi bir sebeple, meşru dayanak olmadan, başkalarının özgürlüğünü kısıtlamak istiyorsa, o kişi de bağnazdır diyebiliriz. Fransız ihtilalinin terör dönemi liderlerini düşünün. Hepsi de çağının aydını kişilerdi, fakat kendileri gibi düşünmeyenleri giyotine yollamakta tereddüt etmemişlerdir.

Bilgisiz bağnaz ile bilgili bağnaz...

Bilgisiz bağnaz hemen şıp diye farkediliveriyor da, bilgili olanı hemen farkedilmiyor değil mi?

Farkedilmez. Çünkü bilgili bağnaz, başka insanların tornadan çıkmış gibi, kendi ideali doğrultusunda hayatlarını şekillendirmesi için onları ZORLARKEN, buna neden olarak tek bir sihirli söz söyler ; "Ben sizin iyiliğiniz için bunu yapıyorum" veya "ben toplumun / devletin / dünyanın iyiliği için bunu yapıyorum"

Fakat, bir düşünürün de söylediği gibi, tüm kötülükler, bir insanın, başka bir insanın iyiliği adına onun hayatına karışma hakkını kendisinde bulmasıyla başlamaktadır.

Bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.

Veya Popper'ın deyimiyle, en iyi niyetleri taşısa bile, yeryüzünü cennet yapma düşüncesi, onu sadece bir cehenneme dönüştürür.

Her türlü ütopyacılık, bu yüzden bağnazlıkla dirsek temasındadır.

Saygılar.





Başlık: Ynt: Bağnazlık
Gönderen: TANMAN - Mayıs 12, 2011, 12:53:09 ÖS
Bağnazlıkla ilgili merak ettiğim bir husus var. Ama sorumu sormadan önce belirtmemde fayda var ki; ben de bağnazlığa karşı olan ve onunla

savaşmaktan mutluluk duyan biriyim.

Sorum Şu; İnsanın kendi hayatında bağnaz davranması gereken olmazsa olmazları varmıdır? Bunlar nelerdir? Ve bu "olmazsa olmazları" sonuna

kadar savunması bağnazlık mıdır?

Sevgi ve Saygılarımla.