Masonlar.org - Harici Forumu

Mason ve Masonluk Nedir? => Turkiye`de Masonluk => Konuyu başlatan: peacewings - Haziran 30, 2012, 10:42:00 ÖÖ

Başlık: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: peacewings - Haziran 30, 2012, 10:42:00 ÖÖ
*
Daha önce yayımladığım bu yazı sebebiyle 1 haftalık ceza almıştım. Yazı içeriğindeki bazı kısımları çıkartarak tekrar yayımlıyorum. Tekrar belirtmek isterim ki bu yazı benim iddialarım değildir. Yazının içeriğine ne oranda katıldığıma gelince. Bilmiyorum, bilmediğim şeyleri yorumlayamam. Doğruları bize ancak bilenler aktarabilir.
*

I-GENEL OLARAK MASONLUK

Türkiye’de faaliyet gösteren mason dernekleri şunlardır:
I) Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası (HKMBL)
2) Özgür Masonlar Büyük Locası (ÖMBL)
3) Kadın Mason Büyük Locası (KMBL)

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası İngiliz Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle muhafazakâr bir niteliğe sahiptir. Özgür Masonlar Büyük Locası ise Fransız Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle liberal bir niteliğe sahiptir.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, Özgür Masonlar Büyük Locası’nı düzensiz olarak tanımlar ve işin doğrusu tanımaz. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’na göre Mason olmak için inançlı bir birey olmak şarttır ve kadınlar mason olamaz. Özgür Masonlar Büyük Locası ise inanç şartı aramaz ve Kadın Mason Büyük Locasını bizzat kendi bünyesinde kurmuştur (1991). Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nda ant kürsüsünde kutsal kitapların yanı sıra boş bir kitap bulunmamasının sebebi, dini anlamda inançsızlığın kabul edilmiyor oluşundandır. Lakin Özgür Masonlar Büyük Locası’nda ise ant kürsüsünde boş bir kitap bulunur ve herhangi bir dini inancı olmayanlar bu kitaba yemin ederler.

Saydığımız bu Türk locaları 33 dereceli Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’ni esas alır.

Masonlukta ilk 3 derece çırak, kalfa ve üstad dereceleridir. Bu dereceler Mavi yahut Remzi Dereceler olarak adlandırılır. Bu dereceler Büyük Loca tarafından yönetilir. 4 ve üstü dereceler ise (4-33) Yüksek Şura yahut diğer adıyla Suprem Konsey tarafından gerçekleştirilir. Fakat Büyük Loca’ya olan bağlılık sona ermez. Konkordato’ya göre 4-33 dereceleri arasındaki bir mason Büyük Loca’da düzenli olmalıdır. Büyük Loca’ya olan devam ve ödentilerini  aksattığı takdirde masonluğunu yitirir. Yani 4 ve üstü derecedeki bir mason hem Suprem Konsey’e hem de Büyük Loca’ya olan bağlılığını devam ettirmek zorundadır. İçlerinden herhangi birini aksatamaz.

Suprem Konsey ve Büyük Loca yasal olarak farklı iki dernektir. Atatürk zamanında Mason locaları kapatıldığında sadece Büyük Loca kapatılmış, Suprem Konsey çalışmalarına devam etmiştir (1935).

Büyük Loca tarafından yönetilen ilk üç derecenin ne olduğundan bahsetmiştik. Suprem Konsey’in derecelerini de üç başlık altında toplayabiliriz. 4-14 dereceler arası Atölye, 15-18 dereceler arası Şapitr ve 22-30 dereceler arası Areopaj.
Ya 30-33 arası? Masonluğun felsefesi 30’a kadardır. 31-32. Dereceler Yüksek Yargılama ve Disiplin kurullarıdır.

II- TÜRKİYE’DE MASONLUĞUN TARİHİ GELİŞİMİ

Osmanlı’da ilk Masonik faaliyetler 3. Ahmet zamanında başlamıştır.Yirmisekiz Mehmet Çelebi ve Sait Çelebi ilk Türk masonlardır. Masonluğun Osmanlıda yayılışı Kırım Harbi’nden sonra artar. Bu süreçte daha çok yabancı obediyanslara bağlı localar kurulmuştur.

24 Haziran 1861 tarihinde Prens Halim Paşa ilk Türk Suprem Konsey’ini kurdu. Fakat yeterince uzun olamadı ve uykuya yatmak zorunda kaldı.

23 Haziran 1863 tarihinde İngiltere Büyük Locası’na bağlı L’union d’Orient Locası kuruldu. Türkiyedeki masonları toplamayı hedefledi. Louis Amiable üstadı muhterem olunca Fransız ritüelleri Türkçe’ye çevirtti. Kısa sürede büyüyen loca, 4-18 arası derecelerin çalışmasının yapılabilmesi için şapitr kurdu.

İngiliz Masonluğuna bağlı localarda da Royal Arch şapitrleri kuruldu.( İngiliz Masonluğu, 4’ten sonraki dereceleri yadsımasına rağmen yine de bu dereceleri içeriğinde barındırır. )

20 Eylül 1865 tarihinde “Thistle Of The East Royal Arch Şapitr’i, 16 Haziran 1869’da Homer Royal Arch Şapitr’i kuruldu. Leinster Locası 25 Temmuz 1871’de Hasköy’e taşındı. Bu olay Levant Times adlı bir gazete tarafından Osmanlı’nın ilk mason mabedi İngilizler tarafından kuruldu olarak haber oldu.

5. Murad Prodos Locasında tekris oldu.

1908 yılında Meşrutiyet’in ilanıyla beraber bir Türk locası kurmanın yolu açıldı. Şuraî Alî-î Osmanî’yi yeniden canlandırmak için çalışmalar başladı. Suprem Konsey’in kurulması için dokuz adet 33 dereceli masona ihtiyaç vardı. Kadük (dokuz kişiden herhangi birinin vefat ermesi durumunda, derneğin düşme durumuna girmesi) olmaması için 3 Mart 1909’da on mason 33. Dereceye yükseltildi:

Mithat Şükrü, Talat Paşa, Osman Adil, Mehmet Arif, Rıza Teyfik, Nesim Mazelyah, Asım Bey, Mehmet Cavit, Michel Noradunkyan ve Fuat Hulusi.

29 Haziran 1909’da Büyük Loca Yönetim Kurulu oluşturuldu:

Büyük Hâkim Amir (Grand Komandör): Prens Aziz Hasan Paşa
Büyük Hâkim Amir Kaymakamı (Yardımcı): Mehmet Cavit
Umumi Büyük Müfettiş: Talat Paşa
Büyük Hatip: Mithat Şükrü
Büyük Sekreter: David Kohen

Suprem Konsey’in kurulmasından sonra 1-4 arası dereceler için Büyük Loca kurulması için faaliyetler başladı. Kısa bir zaman sonra Büyük Maşrık(Loca) da kuruldu. Büyük Loca’nın tanınması için yedi locaya ihtiyacı vardı. Yasaya uyuldu ve şu yedi loca gereksinimi karşıladı:

Vefa, Şafak, Resne, Muhibbanı Hürriyet, Uhuvveti Osmaniye, Terakki ve İttikah Hakiki Muhibleri, Vatan.

1 Kasım 1909’da Suprem Konsey ile Büyük Loca(Maşrık) arasında konkordato imzalanarak 1’den 33. Dereceyi kapsayan masonik sistem tamamlandı.

1925 yılına gelindiğinde CHP içerisindeki pek çok milletvekili mason olmuştu. Adliye Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un masonluk başvurusunun reddedilmesi üzerine Esat Bozkurt tekke ve zaviyelerle beraber Türkiye’deki Mason localarının da kapatılmasını gündeme getirdi. Böylece Masonluk meclis gündemine oturdu ve tartışmalar da haliyle büyüdü.

1930 ve 1935 yılları Türk Masonluğu için sıkıntılı bir süreç oldu. Masonların bu süreçte kendi içlerinde çeşitli sorunlar yaşadığı ve tartışmalar olduğu iddia edilir.

1932 Eylül’ünde İstanbul’da yapılan masonik genel toplantı (konvan) basına yansıdı. Basının bu toplantıya olan yaklaşımı olumluydu. Toplantıya (konvana) katılanlar tarafından Atatürk’e telgraf yollandı. Atatürk’ün bu telgrafa kısa bir cevap verdi (cevabın içeriği hakkında bilgim olmasa da Atatürk’ün bu toplantıya olumlu yaklaştığı iddia edilir).

1935 yılına gelindiğinde takke ve zaviyeler kapatıldı. Ama Türkiye’deki  Mason locaları yasal süreçten önce kapandı. Böylece Mason localarının tekrar kurulması ve menkullerine tekrar kavuşmalarının yolu açılmış oldu. Yani Mason locaları yasal süreçten önce bizzat yine masonlarca kapatıldı.

Şükrü Kaya masonluğa atfedilen çalışmaların artık Halk Evleri tarafından yapılacağını belirtti. Mason localarının kapanması 10 Ekim 1935 tarihinde Anadolu Ajansı tarafından haber edildi. Bu haberde masonların hiçbir baskı olmaksızın çalışmalarına son verdikleri ve menkullerini Halkevlerine bağışladıkları belirtildi.

Türkiye’de Mason localarının tekrar açılması için 19 Mart 1939’da Amerika Ana Suprem Konseyi Komandör’ü Crowless, İsmet İnönü’ye bir mektup yolladı. Mektupta Amerika Kongresindeki 435 kişiden 218’inin mason olduğu belirtiliyor, masonluğun bugüne değin bir damla kan dökmediği ve fanatik faaliyetler içerisine girmediği, barışçıl bir oluşum olduğu belirtiliyordu. Crowless Türk masonların kendisinden yardım istediklerini iddia ediyordu. Fakat aynı yıl İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, bu konuya yeterince ilgi gösterilememesine neden oldu.

Yazının başında da belirttiğim üzere aslında kapanan sadece Büyük Loca idi. Yüksek Şura (Suprem Konsey) çalışmalarına devam etti ve kapatılmadı. Zira Suprem Konsey (Yüksek Şura)  adında Mason ibaresi taşımadığı için ne tekke ne zaviye ne de Mason derneği olarak adlandırılabilmişti. 

Büyük Loca’nın kapatılması (daha doğrusu Mason derneklerinin yasal olarak kapatılmış olması) , milletvekillerinin Masonluklarını gizliden gizliye yürütmelerine sebebiyet verdi. Haliyle milletvekillerinin pek çoğu Yüksek Şuara’nın yönetim kurulunda yer almak istemedi. Çünkü milletvekilliklerinin tehlike altına girmesini istemiyorlardı. Yüksek Şuara dokuzun altına düşmemek için yeni isimleri 33. Dereceye yükseltti. Bunlar arasında İsmail Memduh Altar, Cevdet Hamdi Balın ve Ali Galip Taş vardı.

Suprem Konsey, Büyük Loca olmadığı için Büyük Loca’yı kendi içinde kurdu. Fakat bu durum bazı ayrışmaları da beraberinde getirmiştir.

Masonik çalışmalar hakkında bilgi sahibi olan İsmet İnönü’nün, az miktarlarda olsa da, Suprem Konsey’e bağışlarda bulunduğu iddia edilir.

Mim Kemal Öke’nin çalışmaları sayesinde, Türk Masonluğu 1948 yılında tekrar resmî olarak dernekleşti.  9 Mart 1951 tarihinde masonlar, Yargıtay kararı ile Halk Evlerine vermiş oldukları menkulleri geri aldılar.

Kısa süre içerisinde Türkiye’de Masonluk tekrar güçlenmeye başladı. Ancak bir sorun vardı. 1909 yılından beri İngiliz Masonluğu Türkiye’deki masonluğu tanımıyordu. Haliyle Türk masonlar buna tepki göstermeye başladılar. Ama İngiltere’yi haklı görenler de vardı.Bunlardan biri de Zühtü Velibeşe idi. Velibeşe Türkiye’de Fran Masonluk adlı eserinde Türk Masonluğunu eleştirdi.

İngiliz Masonluğu tarafından tanınma isteği giderek arttı. 1957’de Yüksek Şuara (Suprem Konsey)ile Büyük Loca arasında konkordato yenilendi. Türkiye Büyük Locası’nın adı Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası olarak değiştirildi.

1959 yılında İngiltere ile olan ilişkiler arttırıldı.

İngiltere olan yazışmalar devam etmekteydi. Lakin İngiltere hala Türk Masonluğunu “düzensiz” sayıyor ve kabul etmiyordu. Hatta kendilerine gönderilen mektuplarda “kardeşim” ifadesinden rahatsız olduklarını, kendilerini (Türk Masonluğunu) tanımadıklarını belirtiyorlardı.

Sonunda İngiltere Türk Masonluğunu tanıdı. Ama yapılan törene kendisi katılmadı. İskoçya Büyük Locası’nı görevlendirdi. Yapılan töreni Türk Masonluğu için ihanet olarak değerlendiren masonlar mevcuttu. Vedat Yeğinsu’nun o gün eldivenlerini sokağa attığı ve Masonluğu bırakmaya karar verdiği söylenir.

Bir süre sonra Vedat Yeğinsu yeni kurulan Büyük Loca’ya katıldı. Yönetim kurulunda Orhan Hançerlioğlu vardı.  Yeğinsu burada Büyük Üstat’lığa kadar yükseldi.

1965 Türk Masonluğu için hem karışık bir dönem hem de ayrılma dönemi oldu. Seçimin Mason geleneklerine aykırı olarak yapıldığı belirtildi ve yeniden yapılması istendi. Ancak bu durum reddedildi. Bu karışık süreç bazı Türk masonların tepkisini iyice arttırdı. İstifalar arttı. Ve istifa eden masonlar Türkiye Büyük Mason Mahfili’ni kurdular (bugünkü Özgür Masonlar Büyük Locası).

*
Yazıda Türk Masonluğunun İngiltere Masonluğu tarafından tanınma çabalarından bahsettik. Fakat bu yanlış anlaşılmamalıdır. Masonlukta karşılıklı tanınma ilkesi vardır. Fakat Mason locaları içlerinde özgürdür, özerktir. Herhangi bir kuruma/kuruluşa ve hatta yurtdışı bir locaya bağlı değildir.
*
Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Haziran 30, 2012, 10:52:26 ÖÖ

Bu yazı ilk kez yayınlandığında ben buna bir karşı yazı yazmıştım yanlış hatırlamıyorsam ve o karşı yazı asıl yazı ile birlikte güme gitmişti ne yazık ki...

Ancak ben yazmadan önce de Sayın enelsır yazmıştı.

Şimdi ben belki yeni baştan ele alırım bu başlık altında anlatılanları ama önce Sayın enelsır'a pas vermek isterim, bakalım anımsayabilecek mi neler yazmış olduğunu ve yeniden yazmak ister mi?

Ben bu nedenden ötürü bekliyorum bu yazıyla bağlantılı paylaşımlarımı aktarmak için ama hiç kuşkusuz bu diğer katılımcılar için bağlyıcı değildir.

Sevgiler.
 
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: peacewings - Haziran 30, 2012, 11:05:21 ÖÖ
Burada daha önce galiba sayın ADAM tarafından düzeltilen bir kısmı ben şimdiden düzelteyim. Yazıda HKMBL'de boş bir kitap bulunmadığı ama ÖMBL'de bulunduğu yazıyor. Fakat bu, sanki ÖMBL'de kutsal kitapların yanında boş bir kitap varmış gibi bir anlam uyandırıyor.

ÖMBL'de sadece boş bir kitap bulunur. Yani ant kürsüsünde kutsal bir kitap yoktur. İster inançlı olsun ister inançsız olsun, yemin edeceği kitap, boş bir kitaptır. Yani sembolik olarak orada bulundurulduğunu söyleyebiliriz.

Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: BULGARIA - Haziran 30, 2012, 11:35:56 ÖÖ
Sayın peacewings,


Yani siz şimdi Ö.M.B.L' de sadece boş bir kitap olduğunumu söylüyorsunuz ? Yani kutsal kitapların yanında boş bir kitap değil.. Sadece boş bir kitapmı mevcuttur ?? Ve bu yazı olarak kaynak neresidir ??
Ben daha önceki yazılarımda bunlara tam olarak değil fakat Ö.M.B.L' nin kuruluşu hakkında ve kuruluşu gerçekleştiren masonlar hakkında buna benzer yazılar paylaşmıştım ama siteden bunların doğru olmadığına dair tepkiler almıştım.. Bunun içindir ki bana bir kaynak gösterebilirmisin acaba ?** Teşekkür ederim.

Saygılar.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Haziran 30, 2012, 12:19:07 ÖS

Efendim şimdi yazının diğer yönlerinin ayrıntısına belki sonra gireceğiz ama madem Sayın Peacewings bidr düzelmtme yaptı, düzeltmenin düzeltmesine değinelim:

ÖBMB'na bağlı locaların çalıştığı mabetlerde (bu KMBL için de geçerlidir) Ant Masası ya da Ant Kürsüsü olarak anılan yerde bir "boş kitap" değil, yaprakları yazısız bir simgesel kitap bulunur.

Bu iki kavram arasında fark var.

Bir diğer nokta: ÖMBL uygulamasında "yemin" yoktir. "Ant içme" yaü da "söz verme" vardır. Bu ikisi birbirinden bir ayrıntısal fark taşır.  Bu ant içme ya da söz verme de herhangi bir kitap üzerine el basarak falan değil, onur ve namus üzerine yapılır.

Ardından Sayın Bulgaria bunların kaynağını soruyor. Oysa tüm kaynak kendi eli altında değil mi? Sahafları gezerek kitap topladığını söylememiş miydi bir ara? Yanlış anımsamışsam özür dilerim. Hem zaten bunun böyle olduğu ÖMBL tarafından yapılan tüm deklarasyonlarda bildirilmiyor mu?

 

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: BULGARIA - Haziran 30, 2012, 12:51:29 ÖS



Ardından Sayın Bulgaria bunların kaynağını soruyor. Oysa tüm kaynak kendi eli altında değil mi? Sahafları gezerek kitap topladığını söylememiş miydi bir ara? Yanlış anımsamışsam özür dilerim. Hem zaten bunun böyle olduğu ÖMBL tarafından yapılan tüm deklarasyonlarda bildirilmiyor mu?

 



Sayın ADAM,

Sanırım yanlış anladınız yada ben yanlış ifade ettim. Bir önceki yorumumdada belirttiğim gibi aynı yazılanları bende önceki yazılarımda yazmıştım. Kaynak sormamın sebebi belki aynı kitaptan okuduğumuz şeyleri yazıyoruzdur. Evet elimdeki eski sahaflardan bulduğum kitaplarda bunların hepsi daha da ayrıntılı bir şekilde zaten yazıyor. Ki bunları kendi ağızların dan da zaten dinlemişimdir belki orası muamma.


Teşekkürler.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: enelsır - Haziran 30, 2012, 10:33:55 ÖS
"Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası İngiliz Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle muhafazakâr bir niteliğe sahiptir. Özgür Masonlar Büyük Locası ise Fransız Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle liberal bir niteliğe sahiptir.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, Özgür Masonlar Büyük Locası’nı düzensiz olarak tanımlar ve işin doğrusu tanımaz. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’na göre Mason olmak için inançlı bir birey olmak şarttır ve kadınlar mason olamaz. Özgür Masonlar Büyük Locası ise inanç şartı aramaz ve Kadın Mason Büyük Locasını bizzat kendi bünyesinde kurmuştur (1991). Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nda ant kürsüsünde kutsal kitapların yanı sıra boş bir kitap bulunmamasının sebebi, dini anlamda inançsızlığın kabul edilmiyor oluşundandır. Lakin Özgür Masonlar Büyük Locası’nda ise ant kürsüsünde boş bir kitap bulunur ve herhangi bir dini inancı olmayanlar bu kitaba yemin ederler."


Sayın peacewings'e bu paylaşımı tekrar gündeme getirdiği için teşekkür ederim.

Sayın ADAM da sağ olsun, bize pas vermiş... Daha önce yazdıklarımı tekrar yazabilirim.

Madde madde gitmeye çalışayım.

1- Türkiye'deki hiçbir Büyük Loca, ne İngiltere, ne Fransa ne de dünyanın başka bir ülkesindeki başka bir Büyük Locayı ve onun Masonluk tutumunu örnek almaz. Türkiye' deki Masonluk bağımsızdır. Gerçi Sayın peacewings yazısının sonunda bunun böyle olduğunu belirtmiş ama ben bu " Bağımsızlık" olgusunun sadece kurumsal boyutta değil " Düşünsel" boyutta da olduğunu vurgulamak isterim. Bu öylesine böyledir ki; ne ÖMBL Fransa Masonluğunu örnek aldığı için liberaldir, ne de HKMBL İngiliz Masonluğunu örnek aldığı için muhafazakârdır. Bu durum tamamen Türkiye'deki masonların kendi buyrultularıyla seçtikleri bir yoldur.

Bu duruma bir de şu açıdan bakın: Türkiye'de Masonluk kuruluşu esas alınırsa tektir. Fakat sonradan oluşan fikir ayrılıkları sebebiyle ayrılmıştır. Buna bir ağacın farklı dalları olarak bile bakılabilir. Kök aynıdır yani.

Bu özelliğiyle hiç kimseyi örnek almadan çalışmalarını yürüten Türkiye'deki Masonluğa olsa olsa " Türk Masonluğu" denilebilir.

2- Kadın Mason Büyük Locası ÖMBL bünyesinde kurulmamıştır. Evet ÖMBL'nın KMBL'nın kuruluşuna ön ayak olduğu ve bu aşamada yardım ettiği doğrudur. Fakat kendi bünyesinde değil. KMBL ayrı bir Masonluk kurumudur ve çalışmalarını hiç kimsenin bünyesinde değil, tamamen bağımsız olarak kendisi yürütmektedir. Öyleki ÖMBL kadınların mason olabileceğini savunmakla beraber kadınları kendi içine üye olarak kabul etmemektedir.

3- ÖMBL'nın uygulamasında ant kürsüsünde boş bir kitap bulunuyor olmasının sebebi herhangi bir inacı olmayanların bu kitaba el basması değildir. Çünkü bu boş kitap kürsüdeki tek kitaptır. Yani inancı olanlar için ayrıca kutsal kitap konuyor değildir. İnananı da inanmayanı da aynı kitaba el basar. Gerçi bu ant konusu ayrı bir başlık altında bile tartışılacak kadar geniş bir konudur.

Forumumuz sayesinde öğrendiklerim beni bunları yazmaya itti.

Bir harici olarak yeterince ahkâm kestim sanırım. Şimdilik susayım.

Sayın peacewings'in yazdıklarını ilk okuduğumda gözüme takılan detaylar bunlardı. Konu ilerledikçe bilgim dahilinde katılmaya çalışırım.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 01, 2012, 10:25:33 ÖÖ

Sayın peacewings bu daha önce kaldırılmış olan aktarımı geri getirdi; iyi etti.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Niçin kaldırılmıştı?”

Öncesine bakınca görebilirsiniz; Forum kurallarının 17. maddesine bir aykırı içeriği vardı. Onun için kaldırılmıştı. O aykırı içerik silindi. Sorun kalmadı.

Kalmayan sorun sadece forum kuralları bakımından, içerin bakımından değil.

Bu aktarımın içeriği bakımından Sayın Peacewings’i sorumlu da tutamayız. Çünkü o sadece bir yerden almış, aktarmış.

Ancak internet ortamında yayınlanmış olan bu yazının kapsamında öyle çok yanlış var ki…

İşte böyle sanki tüm ve doğru bilgi verdiğini sandığınız bir kaynağa takılıyorsunuz; yanlış bilgiler edinip çıkıyorsunuz. Edindiğiniz bu bilgilerin yanlış oluğunu da fark edemiyorsunuz eğer başka kaynaklardan aynı konuları araştırmaz, karşılaştırmaz, uyuştukları ve uyuşmadıkları noktaları ayırıp sıkıca, hem aklınızı kullanarak hem başka kaynaklardan destek alarak bir irdeleme yapmazsanız.

Bunları herkesin yapabilme olanağı yok. Dolayısıyla yanılgılardan kaçınma olanağı da yok gibi…

İşte bu yazı üzerine Sayın enelsır takıldığı bazı noktalarda düzeltmeler yapmış,

Her ikisine de çok çok teşekkürler.

Sayın peacewings’in aktardığı bu yazı öyle tek bir kerede eleştirilecek, yanlışları bir batında düzeltilebilecek gibi değil. Bu nedenle ben birkaç yazı yazacağım galiba bunun üzerine. Başkasını bilemem. Ancak Sayın enelsır’ın yazdıklarını tekrarlamanın da gereği yok.

Sadece Sayın enelsır’ın bana göre, benim bildiğime göre bir yanlışını düzelteyim: ÖMBL ya da KMBL uygulamasında beyaz kitap üzerine el basmak diye bir şey de yok. Belki ona benzer bir ritüelik uygulama var; ayrıntısına giremem çünkü bu kez benim yazdığım forum kurallarının 17. maddesine aykırı olur fakat buna “el basmak” denemez.

Sahi bir de şu “el basmak” konusu vardır pek genel olarak ama bu başlığın dışındadır. Bilir misiniz niçindir el basmak?... Belki onu başka bir bölümde başka bir başlık altında irdeleriz.

Şimdilik bu kadarla yetirin misiniz lütfen?... Bu konuya döneceğim.

Bu arada başka katılım ve paylaşımda bulunanlar olabilir elbette. Sayın enelbır'ın yaptığı gibi, benim diyeceğim doğruları benden önce derlerse memnun olurum; işim kolaylaşır.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: Genius Loci - Temmuz 01, 2012, 04:04:01 ÖS
 Bilgisizliğin üç şekli vardır;
 Lazım olanı bilmemek,
 Yanlış bilmek,
 Bilinmemesi gerekeni bilmek.
( La Rochefoucauld )

Bu yazı üzerine bu soz geldi aklima. Alıntılanan kisi kimdir bilemem. Ama bildigim onun bilgisiz olduğu. Bilgisiz çünkü bilmesi gerekeni bilmiyor, bilgisiz çünkü yanlış biliyor.

Halbuki bu tarihsel gelişimler ilgili kapsamlı bir araştırma forumda Türkiye'de Masonluk bölümünde var. Keske bir de oraya bakılmış olsa.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: karahan - Temmuz 01, 2012, 04:55:30 ÖS
sn.skullg

İlk 2 sine sözüm yok ,lakin 3.ncüsü bilinmemesi gerek  ki buda sanırım sırla ilgili olsa gerek.

Neden bilinmemesi gerek bilinmemesi gerek olanı sizce sadece kim bilmeli cımbızladım gibi oldu ama bu söz benim yapıma pek uymuyor hep nedenleri ararken bir çıkıp bana bunu bilmen gerekmiyor dese  olmaz.

saygılar
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: peacewings - Temmuz 01, 2012, 05:00:28 ÖS
Ben bu yazıyı doğrudur diye buraya aktarmadığımı hatırlatmak isterim. Madem yanlış, sayın skullG bizzat düzeltemez mi? Gerçeği ve doğruyu anlatamaz mı? Foruma üye olan masonların amacı da bu değil midir? Yoksa, o malum söz de, söz olmaktan öteye geçemez. Değil mi? 

Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 01, 2012, 06:40:02 ÖS
Kişinin bildiği bir şeyi bildiğini bilmesi gibi bilmediği bir şeyi bilmediğini de bilmesi gereğinin yanı sıra, elbette bilgi onu almaya ehil olana verilecek ve ehil olmayana verilmeyecektir çünkü ehil olana vermemek ehil olmayana vermek kadar yanlıştır.

Tamam ama bunların üzerinde durmak bizi bu başlık altında verilmiş yazıdan uzaklaştırır.

O nedenle asıl konuya dönelim.

Sayın SkullG doğru söylüyor ama bu yazıları lazanın hiçbir şey bilmediğini değil, birçok şeyi yanlış bildiğini ya da kasten yenlış aktardığını belirtmek daha doğru.

Ancak Sayın SkullG, buradaki yanlışların doğrusunu yazmak için de zorlanamaz. İsterse yazar. Belki istemez ve yazmaz. Onun yazmadıklarını biz yazarız. Bizim yazdıklarımızda yanlışlar olursa, iusterse onların yanlış olduğunu işaret eder.

Bakın şimdi... Yazının başında birtakım derneklerden söz ediliyor. Verilen bilgi doğru mu? Hiç eksiği ya da yanlışı yok mu?

Eğer dearneklerin adında eksiklik/fazlalık ya da yanlışlık varsa, kesinlikle nesnel ve doğru olması gereken bu bilgide bir belirgin yanlış çıkınca, bundan sonrasında doğru olup olmadığı bilinmeyen anlatımlara rne denli güvenilir? Elbette doğrular da olabilir ama yanlışlar bizi bunaltırsa, doğrular da bu yazı kapsamındaki değerini yitirir ve onları ayıklayıp bir başka yere yazmak gerekir.

Yoksa doğruları ve yanlışları göstermek üzere bir çizelge mi yapmalı?

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: NOSAM33 - Temmuz 01, 2012, 11:06:30 ÖS
Yurdumuzdaki Masonluğun durumunu açıklarken, Türk Masonluğu Sistemini'nin, biri Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası obediyansı, diğeri Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti (kısaca EKSR) Türkiye Yüksek Şürası jüridiksiyonu olmak üzere iki birimden oluştuğunu öncelikle belirtmek gerekir.

Türkiye Büyük Locası, sembolik dereceler denilen ilk üç derecenin çalışıldığı Localardan oluşan fedaratif bir merkezi otoritedir.;Türkiye Yüksek Şürası, felsefi dereceler denilen Skoç Riti dördüncü ila otuz üçüncü derecelerinin çalışıldığı otokratik merkezi otoritedir.

Aslında, masonik kurallara göre, bir Muntazam Büyük Loca'nın, muntazam kurulmuş Localar tarafından federatif örgütlenme ile kurulması ve kendisinin üstünde hiçbir masonik kuvvete bağlı olmaması gerekir. Ancak,Türkiye Büyük Locası'nın 1909 kuruluş işlemi, bu kurala uygun olarak değil de ,kendisinden hemen önce kurulan Türkiye Yüksek Şürası'nın himayesi altında (sous les auspices) oluştuğundan ve bundan böyle de '' ilk üç derece için kendisine müfavvaz selahiyeti idarenin Şürayı Ali' den sudur ettiğini tasdik ederek çalıştığından '' (1956' ya kadar) 1909-1935 sürecini inceleyen bu araştırmada , Türk Masonluğu'nu tek bir birim olarak global şekilde ele almak pratik açıdan mümkün olabilir.

Ancak, gerek geleneksel Mavi Localar/Kırmızı Localar ayırımının vurgulanması; gerek Skoç Riti birimlerinin her zaman Localardan ayrı masonik birimler olarak düşünülmesi; gerekse 1935-1948 kapanma/açılma sürecinde aradaki bu farklılığın pratik olarak ortaya çıktığının açıklanabilmesi yönünden, Türk Masonluğu'nu, biri Türkiye Büyük Locası ve diğeri Türkiye Yüksek Şürası olarak iki bölümde incelemekte ve anmakta yarar görülmüştür.


Saygılar
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ruzber - Temmuz 02, 2012, 01:54:57 ÖÖ
Peki bana lazım olanı nasıl öğrenebilirim? Etrafta şu anda cemaat olgusu var insanlar kabul etmese bile bana dokunmayan yılan bin yaşasın derdinde ve hatta bu oluşumların içine girmekte. Üniversiteli gençler içinde 4 sene öncesine kadar sınıfta 1 kapalı kız varken şimdi 7-8 tane. bir şey yapamamak yapsan da susturulmak zorunda kalman ne kadar acı değil m? Söyleyin o zaman kutsal kitabın içinin boş olup olmaması mı önemli, o loca diğerini tanıyor mu tanımıyor mu tartışması mı önemli? yoksa zihniyetteki bağnazlığı nasıl kaldırırız mı önemli?   
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 02, 2012, 10:24:54 ÖÖ

Sayın Peacewings’in getirmiş olduğu metin üzerinde yanlışları göstermeye hazırlandığımız sırada, Sayın  NOSAM 33 birtakım anlatımlarda bulundu. Doğrulardan çok yanlışlar içeren bir anlatım.

Bütün bu ve bunun gibi yanlış bilgilerin hangi yanlış bilgi veren kaynakların etkisi altında kalınarak edinilip aktarıldığı anlaşılır gibi değil.

Bu yüzden benim bu gibi yazılara tepkim biraz sert olabiliyor; lütfen bağışlayın. Kimseyi azarlamak gibi bir niyetim yok.

Şurası doğru: Türkiye’deki Masonlukta HKEMBL ve EKSR Yüksek Şurası var.

Fakat doğruluk bu kadar. Çünkü ÖMBL, KMBL, EKEİR Süprem Konseyi ve üstelik bir de bunların dışında karma localar var.

Bunların hepsinin birden var olduğunun göz ardı edilmesi, güneşi balçıkla örtmeye çalışmak gibi bir şey olur.

Sayın NOSAM33’ün yazısının ikinci paragrafını da doğrularım. Fakat buna yukarıda belirttiklerimin de eklenmesi gerektiğini belirtirim.

Şimdi bana burada muntazamlıktan gayri muntazamlıktan, geçerlilik ve geçersizliklerden söz etmeyin. Bunlar göreli yandaşça düşünüler ve sözlerdir. Öyle yaparsanız resmen kraldan fazla kral taraftarı olup bağnazlık ediyorsunuz demektir. Bir de bilgisizlik ekliyorsunuz demektir bu tutumunuza. Çünkü günümüzde ÖMBL ile HKEMBL, Süprem Konsey ile Yüksek Şûra arasında gayet yakın ve hayli sıcak ilişkiler var. Siz kraldan çok kral yandaşları, bu bağlamdaki bilgileriniz bakımından hangi tarihte kaldınız? Eskilere bakıyorsunuz da günceli niçin izlemiyorsunuz?

Gelelim şu 1909 olayına… Maşrık-ı Azam-ı Osmanî’yi Şurayı Aliyi Osmanî’nin yani Türkiye’deki ilk ulusal (Osmanlı) nitelikli mason obediyansını Yüksek Şûra’nın kurmuş olduğuna ilişkin safsataya nasıl da kapılıveriyor insanlar… Birinin ötekinden birkaç ay önce kurulmuş olması, her iki kuruluşta da çoğunlukla aynı kişilerin yer alması bu iddiayı kanıtlar mı?... Yoksa böyle bir iddiayı belgeler mi kanıtlar?... Böyle bir belge var mı, hani bir tutanak, bir bildirge, bir nizamname, bunu açıkça ortaya koyan bir ritüel falan… Varsa hangi kitapta? “Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti Türkiye Süprem Konseyi’nin Yüzellinci Yılı” adlı kitapta niçin bundan öyle söz edilmiyor da başka türlü olan olayın belgeleri veriliyor?

Yoksa sizin elinizde bu sözünü ettiğim kaynak mı yok? O zaman sorayım: Sizin kaynakçanız nedir?

Türkiye’deki simgesel derecelerin bir Yüsek Şûra’nın yönetimi altında çalışmış olduğu bir dönem vardır. İşin orası doğru. Kemalettin Apak'ın kitabında da çok güzel anlatılır. (Yoksa onu da mı okumadan ileri sürüyorsunuz bu iddiayı?) O dönem, 1951-1956 yılları arasındaki dönemdir. Belgeleri vardır. İşte o dönemde Sayın NOSAM33 tarafından ileri sürülen 1909 kuruluşunun öyle olduğuna ilişkin bir ileri sürüşte bulunulmuştur çünkü o sıradaki konjünktür onu gerektirmekteydi. Bunu anlayışla karşılamak gerekir. Ünite Granlojları sisteminin gerekçesini çok iyi değerlendirmek gerekir. Nitekim Sayın NOSAM33’ün alıntı yapmış olduğu kaynak da o tarihteki bir ifadeyi dile getirmektedir.

Eğer tarihçeden konuşacaksak, ben de bu bağlamda yan tutucu bir tavır takınacak olursam, şunu söylemek olanağı vardır: Türk Masonluğu’nun 1909 yılından 1957 yılına kadar olan dönemi HKEMBL’nın geçmişi değildir çünkü bu büyük loca 1957 yılında kurulmuştur. Hatta 1957 yılında sadece adı öyle konmuş, niteliği öyle belirlenmemiş, HKEMBL bu günkü niteliğini 1970 yılında edinmiştir. (İki satırlık bir mektupla.)

Ya EKSR Yüksek Şûrası?... Bakın onun kuruluş tarihinde hiçbir kuşku ya da şaşırtmaca yok. Onun kuruluşu 1968 yılındadır. 1861 yılında kurulmuş olan, hani o ünlü ağaçta gösterilen, bugünkü Süprem Konsey’dir. Fakat bunu böylece ortaya koyuşumuz, sadece gerçeğin böyle oluşundan ötürüdür; ardında başka hiçbir niyet yoktur. Az önce belirtmiş olduğum üzere, günümüzde Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin yurdumuzdaki bu her iki otoriter örgütü arasında gayet olumlu ilişkiler vardır. (Kanıtıyla... )

Sayın Peacewings’in aktarımına daha sonra döneceğim. Şimdilik belki benim bu dediklerim üzerine bir diyeceği olan çıkar.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: NOSAM33 - Temmuz 02, 2012, 02:06:29 ÖS
Sayın ADAM;

Bir önceki belirttiğim yazımın kaynağı ; nokta ve virgüllerine kadar Sayın Tamer AYAN beyefendiye ait , ATATÜRK ve MASONLUK kitabının  217 ve 218 . sayfalarından alınmıştır .

Saygılarımı sunarım,Efendim ...
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 02, 2012, 04:10:55 ÖS

Sayın Tamer Ayan'ın önünde şapkamı çıkarır, saygıyla eğilirim.

Ancak bu, yazmış olduklarının hiç hatasız, baştan sona doğru olduğu anlamına gelmez. Bu konu üzerindeki deyişimde, izin verilirse, biraz diretme hakkımı kullanmak isterim. Tamer Ayan tek masonik kaynak değildir. Özellikle Türkiye'deki Masonluğun tarihi konusunda, kusura bakmasın ama ondan daha iyi bilenler vardır. Örneğin acaba Celil Layıktez bu konuda üç ciltlik kitabında ne demiş? Örneğin acaba Murat Özgen Ayfer ne demiş? Hepsinin kaynağı durumunda olan Kemalettin Apak ne demiş? Fikret Çeltikçi ne demiş? (Bu adını verdiğim kişilerin hepsinin Türkiye'deki Masonluğun tarihi üzerine kitapları var.)

Eğer hepsi Türkiye'de 1909 yılındaki ilk obediyansı doığrudan yüksek şuranın kurmuş olduğunu belirtiyorsa, ben sözümü geri alır, yanılgımı kabul eder, sonra bu konuda birtakım başka bilenlere de danışırım.

 
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 03, 2012, 07:18:32 ÖÖ

Sayın Peacewings’in aktarımına döndüğümüzde, izin verirseniz ben önce en baştaki şu “dernek” konusunu ele almak isterim.

Bunlardan ilk iki kuruluşun masonik adı dernek adının içindedir ama ötekilerin değil.

1-   Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası (Derneği)
2-   Kadın Mason Büyük Locası (Derneği)
3-   Özgür Masonlar Büyük Locası (Büyük Mason Mahfili Derneği)
4-   Türkiye Süprem Konseyi (Mason Derneği)
5-   Türkiye Yüksek Şûrası (Fikir ve Kültür Derneği)

Adım adım gitmek isterim. Buraya kadar tamam mı? Yoksa benim yazdığım yanlış mı?

Bunların eksik kaldığını belirterek, belki altıncısını da eklemek isteyen çıkar. Ondan da söz edelim mi?

Ancak ben görüyorum ki yazının başına verilen, hiçbir yorum taşıyamayacak nitelikli, TC yasalarına göre tescilli mason derneklerinin adları bile yanlış yazılmış.

Şimdi belki bundan sonrasına gerek olmadığını, hepsinin yanlış olduğunu söyleyeceksiniz. Yok, o kadar değil. Fakat çok yanlış var. Her birini ayrı ayrı işaret etmek gerekli.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 06, 2012, 12:09:24 ÖS


Sayın Peacewings, bir başka iletisinde bana bu başlık altındaki yazının eleştirisini anımsattı. Haklı. Unutmuştum. Biraz daha devam edelim bakalım.

Yazara göre; Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası İngiliz Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle muhafazakâr bir niteliğe sahiptir. Özgür Masonlar Büyük Locası ise Fransız Masonluğu’nu örnek alır ve haliyle liberal bir niteliğe sahiptir.

Bir kere Türkiye’deki mason örgütlerinin hiçbiri hiçbir Batı ülkesindeki Masonluğu örnek almaz. Birinden ya da ötekinden daha çok etkilenmiş, biri ya da ötekiyle daha çok uyum içinde olabilir. İnsan sözüne dikkat etmeli. Örnek almak, taklit etmek ya da onun izinden gitmek anlamına gelir ki, öyle bir şey yoktur. Bundan 12-13 yıl kadar önce öyle bir şeyin oluşturulabilmesi için bir girişimde bulunulmuş, fakat Türk masonlar buna şiddetle tepki göstererek kendi ulusal kimliklerini korumuştur.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın niteliğini “muhafazakâr” olarak belirtmek de yanlıştır. Bunun yerine “gelenekçi” terimi kullanılsa daha doğru olur. Bazı ilkeleri bakımından birtakım dogmaları koruyan bir mason kuruluşu, sırf bu nedenden ötürü hemen muhafazakâr (tutucu) ya da dogmatik olmaz. Böyle bir nitelendirme haksızlıktır; gelenekçiliğe karşı takınılan bir bağnazlıktır. Dedim ya, kişinin sözüne dikkat etmesi gerekir. Ancak kişi ettiği sözü zaten kendisi önemsemiyorsa, öylesine, laf etmiş olmak için yazıyorsa, o zaman ona denilebilecek bir şey kalmaz.

Özgür Masonlar Büyük Locası’nın ise liberal bir niteliğe sahip olduğu doğrudur ama bu onun da Fransız Masonluğu’nu örnek aldığını göstermez.

Üstelik İngiliz Masonluğu denilince belki bunu İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın genel tutumu ile özdeşleştirme olanağı vardır ama Fransız masonluğu denilince işler karışır çünkü Fransa’daki belli başlı mason örgütlerinin her biri ayrı bir telden çalar. Dolayısıyla böyle bir laf ya bilgisizlikle edilmiş olur ya da bilgisizleri yanlış bilgiyle donatmayı hedefler.

Üç satırlık iki tümce üzerine ne kadar da çok eleştiri yazdım, değil mi?

Öyle ama gerekiyor. Çünkü bu açıklamalar yapılmayınca, aslında olan biteni pek iyi bilmeyen ama öğrenmek isteyenler yanlış bilgi edinmiş olabiliyor. Bunun önüne geçilmesi gerek.

Şimdi burada duralım. Sonra devam ederiz.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 08, 2012, 11:03:30 ÖÖ

Sayın Peacewings’in aktarmış olduğu yazının bir sonraki aşamasında, bir ara, Kadın mason Büyük Locası’nı, Özgür Masonlar Büyük Locası’nın kendi bünyesinde kurmuş olduğu belirtiliyor.

Bu yanlışlık ilk olmadığı gibi korkarım son da olmayacak. Nitekim forumda da birkaç kez değinildi.

Hayır efendim, Kadın Mason Büyük Locası’nı Özgür masonlar Büyük locası kurmamıştır. Kendi bünyesine de almamıştır. Bu kuruluşa yardımcı olmuştur; doğru. Sonra bu büyük locayı düzenli olarak tanımış ve dostluk ilişkisi kurmuştur; o da doğru. Dolayısıyla kadın masonlar, Özgür Masonlar Büyük Locası'na bağlı locaların toplantılarına katılır; o da doğru. Onun karşılığı da doğru. Fakat hepsi bu kadar.

Bunun üzerine şöyle sorulur: “Peki, o zaman, Kadın Mason Büyük Locası nasıl kuruldu?”

Elbette bu sorunun yanıtı var ve geçmişte bu forumda da anlatıldı. Burada konu dışı kalır. Ancak istenilirse yeni baştan anlatılabilir de…

Burada bu yazının yanlışları üzerinde durmaya devam edebilirdim ama şu kadın masonlarla bağlantılı konu kendi başına bir başlık olduğu için, sonrasını sonraya bırakıyorum.


Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 10, 2012, 12:50:46 ÖS


Sayın Peacewings’in bu aktarımı kapsamındaki kesinlikle kendisinin herhangi bir yanlışı olmaksızın, yazıyı yazmış olanın  yanlışlıklarını işaret etmeye devam ediyorum…

Şöyle bir söz: “Özgür Masonlar Büyük Locası’nda ise ant kürsüsünde boş bir kitap bulunur ve herhangi bir dini inancı olmayanlar bu kitaba yemin ederler.”

Efendim, bir kere “boş kitap” değil, “yaprakları boş olan bir beyaz simgesel kitap”. İkisi arasında çok fark var. İkincisi ise Özgür Masonlar Büyük Locası’nda kitaba yemin etmek diye bir uygulama yoktur. Bu büyük locada dini inancı olmayanlar bulunabilir; tıpkı Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nda da dini inancı olmayanların bulunduğu gibi. Fakat dini inancı olanlar da vardır her iki büyük locada da… Masonlukta ant içmek ya da yemin etmek bakımından, bunun bir kitap ile bağlantısı kurulsa bile, dinsel inancı olan ile olmayan arasında, dahası dinsel inançlar arasında herhangi bir ayarım yapılmaz.

Yazı devam ediyor ve diyor ki: “Türk locaları 33 dereceli Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’ni esas alır.”

Bu deyiş ve benzerleri çok kullanılır ve çok yanlış anlamalara neden olur. İlke olarak bir büyük loca yönetiminde yapılan simgesel derecelerde “rit” söz konusu olmaz. Üç  dereceli bir çalışma yapılır ve bu üç derece Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin bu kültürde benimsenmiş bir uygulaması olabilir. Fakat bu uygulama ritten bağımsızdır çünkü bunun düzenlenmesi ritin egemen otoritesi (Yüksek Şura ya da Süprem Konsey) tarafından değil, büyük locanın kendi yetkili kurulu tarafından yapılır.

Şimdi «Şu küçücük laftan bu kadar büyük sorun çıkar mı?» diye yakınabilirsiniz.

Çıkar!... Bundan çok daha büyüğü de çıkar. O önemsiz gibi görünün küçücük laf, Türkiye’deki Masonluğun temel niteliklerinden biri bakımından çok önemli bir laf. Biri böyle yanlış bir laf edince, bu düzeltilmez ise doğru sanılabiliyor.

Bu bakımdan aslında bu düzeltmelerin o yanlış lafların kaynağında yapılması gerek.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 11, 2012, 09:15:15 ÖÖ

Sayın Peacewings’in bu aktarımının eleştirisine devam ediyorum…

Bu arada Sayın Peacewings, bu aktarımın hangi kaynaktan alıntı olduğunu ortaya koysa çok iyi olacak çünkü o zaman bu eleştiriler daha da bir somutlaşacak.

Şimdi bu yazar bir büyük locanın yönetiminde çalışan üç dereceden söz ederken diyor ki “Bu dereceler Mavi yahut Remzi Dereceler olarak adlandırılır.”

Tamam, doğru, yanlış bir şey yok. Sorun var. Dil sorunu. Siz, masonlar ve Masonluk ile şu ya da bu şekilde ilgilenenler… Eğer çok fazla literatür karıştırmadıysanız hiç “remzi dereceler” diye bir şey duydunuz mu? Bu terim eskiden kullanılırmış. Simge ya da sembol sözcüğünün eski dildeki karşılığı “rümuz”. Bunu duymuş muydunuz? Remzi, rümuzun sıfatı; simgesel ya da sembolik demek… Bu yazar hangi çağda yaşıyor? Bence öyle çok eski ya da yaşlı falan değil aslında ama bir yerden bir aktarma yapmış o da…

Ardından bir de “Konkordato’ya göre… “ diye başlayan bir tümce var. Burada bilinmesi gereken bir nokta Süprem Konsey ile Özgür Masonlar Büyük Locası arasında Masonlukta konkordato denilen ir yazılı anlaşma bulunduğu fakat bunun bir benzerinin Yüksek Şura ile Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası arasında bulunmadığıdır. Bir eksiklik olduğundan değil; istenmediğinden ya da gerek görülmediğinden ya da sakıncalı bulunduğundan.  Burada yazar konuya sadece biri açısından bakmış.

Sonra da bir mason için diyor ki “Büyük Loca’ya olan devam ve ödentilerini aksattığı takdirde masonluğunu yitirir.”

Hayır efendim. Öyle bir şey olmaz. Bir mason, kendi istemediği sürece masonluğunu yitirmez. Burada locadan ve büyük locadan çıkarılır yani üyeliğine son verilir demek istiyor. Öyle demek istediğini anlayan olduğu gibi anlamayan da vardır. Üstelik anlayanlar anlamayanlardan pek azdır. Böyle yanlış sözler, yanlış bilgiler edinilmesine yol açıyor. Üstelik toplantılara devam etmeyen bir üye locadan öyle kolay kolay çıkarılamaz… Ödenti yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa, doğru, üyeliğine son verilebilirin ötesinde verilmesi yasal olarak zorunludur.

Burada o yazar şöyle deseydi başka bir şey demesine gerek kalmayacaktı:

Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin yüksek derecelerinde bir masonun düzenli olabilmesi için büyük loca yönetimindeki simgesel derecelerde düzenli bir mason olması gerekir.

Sanırım zaten bunu demek istiyordu da yanlışlıkla yanlış sözler etmiş.


Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 13, 2012, 02:10:29 ÖS


Sayın Peacewings’in bu aktarımını bu forumu izleyen herkes okudu mu acaba? Forum üyeleri arasından okumuş olanlar, hayret, niçin yanlışlara parmak basmıyor?

Yazar demiş ki “Suprem Konsey ve Büyük Loca yasal olarak farklı iki dernektir. Atatürk zamanında Mason locaları kapatıldığında sadece Büyük Loca kapatılmış, Suprem Konsey çalışmalarına devam etmiştir (1935).”

Her şeyden önce yazarın “Süprem Konsey” terimini seçişi ve Yüksek Şûra terimini kullanmamakta oluşu, kendi yararlanmış olduğu kaynağın Süprem Konsey bağlantılı olduğunu gösteriyor. Çünkü burada sözünü ettiği 1935 yılında Türk Masonluğu’nda henüz bu terimin kullanımı yoktu.

Bir de bu deyişini öyle bir demiş ki!... Burada ne gerek var Atatürk’ten söz etmenin? Hemen ardından mason localarının 1935 yılında uykuyla girişi geliyor ve bu tarz bir anlatım tam da antimasonik yazarların ekmeğine bal. Hani güya Türkiye’deki Masonluk 1935 yılında Atatürk’ün emriyle kapatılmış ya!... Sanki onu hatırlatmak ister gibi.

Ancak bir de yazar Süprem Konsey’in çalışmalarına devam etmiş olduğunu söylüyor. Bu da yazarın aslında Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’ndeki temel örgütlenme kurallarını ya pek iyi bilmediğini ya da iyi yansıtamadığını gösteriyor. Bu deyişle, sanki Yüksek Şûra ve yönetimindeki atölyeler çalışmalarına devam etmiş gibi bir izlenim çıkarılabilir. Oysa bu işin doğrusu ve belki de zaten söylenmek istenen şey, ritin temel örgütlenme ilkesi uyarınca Yüksek Şûra’nın varlığını sürdürmüş olduğu. Yoksa, o tarihlerde olup bitenleri yaşayarak aktarmış olan Kemalettin Apak’ın kitabında bile 1935 yılının hemen sonrasında böyle çalışmalar yapılmış olduğundan söz edilmiyor.

Yazar’a göre Masonluktaki “4-14 dereceler arası Atölye, 15-18 dereceler arası Şapitr ve 22-30 dereceler arası Areopaj” olarak anılır.

Ne kadar da düzeltme gereği duyan bir yazı … Masonlukta “atölye”, yüksek derecelerde kullanılan loca benzeri bir genel terimdir. Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nde 4-14 dereceler arası ile sınırlı değildir; 30. dereceye kadar geçerlidir. Bu ritin 4-14 derecelerine çalışan bir masonik birim Olgunlaşma Locası ya da Yetkinleşme Atölyesi olarak anılır.

Bir küçük düzeltme daha: Areopaj, 19-30. derecelerde çalışan bir atölyedir.

Ne yazık ki  “31-32. Dereceler Yüksek Yargılama ve Disiplin kurullarıdır.” lafı da yanlış. O dediği sadece 31. Derece; Yüksek Haysiyet Divanı da denir. 32. Derece ise Konsistuvar ya da Yüksek Danışma Kurulu’dur.


Bundan sonra tarihçe anlatımına geçiliyor.

Biz de geçeriz.

Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ARCHITECT - Temmuz 15, 2012, 01:35:30 ÖÖ
Düzeltmeleri ile birlikte oldukça aydınlatıcı bir konu olmuş.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: ADAM - Temmuz 15, 2012, 07:12:10 ÖS

Sayın ARCHITECT'e teşekkür etmenin yanı sıra, daha önce bu başlık altında ettiğim bir sözü geri aldığımı bildirmek istiyorum.

O söz bu başlık altında anlatılmışolan tarihçenin de eleştirisini yapacağıma ilişkin idi.

Baktım da... Öylesine derme çatma bir terihçe yazılmış ki zaten, bunun bazı yerlerinde yanlışlar varmış ya da yokmuş, pek fark etmiyor. Eleştirmeye, düzeltmeye, uğraşmaya  değmez buldum.

Ancak ola ki forum üyelerinden birinin bu yazı üzerine soracağı çıkar. Yanıtlayabileceğim bir soru olursa yanıtlarım.

Böylece bana göre; BİTTİ.
Başlık: Ynt: Genel Olarak Masonluk ve Türkiye'de Masonluk
Gönderen: peacewings - Temmuz 20, 2012, 09:52:24 ÖÖ
Sayın ADAM tarafından düzeltilmiş, bu yanlışlıklar abidesi için, teşekkürlerimi sunarım.

Saygılarımla.