Masonlar.org - Harici Forumu

Mason ve Masonluk Nedir? => Turkiye`de Masonluk => Atatürk ve Masonluk => Konuyu başlatan: ADAM - Eylül 26, 2012, 07:43:34 ÖÖ

Başlık: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 26, 2012, 07:43:34 ÖÖ



Sonra 22 Eylül’de Sayın Karahan  “Atatürk mason muydu?” başlığının altında şöyle bir iletiye yer vermiş:

“….  1.dünya savaşından sonra 4 imparatorluk yüzlerce yıllık yerle yeksan edildi ve yerlerine yeni devlet şekilleri kuruldu.Bunlardan en önemlilerinden biri olan rusyada bolşevik ihtilali ve sonrasında komünizmi iktidara taşıyan kadroların içinde yine kurucu masonlar vardı.Sn. Adam şu soruyuda anlatımına katarak cevap verirse sevinirim.
Türkiyede cumhuriyet kuruldu ve devrimler yapıldı,rusyada ise ihtilal yapıldı ve komünizm hakim kılındı eğer aynı mason kadrolar ise 2 ülkede 2 farklı sistemi nasıl kurdular.
Bu nokta kolay anlaşılır gibi değil,bir yerde komünizmi savunan masonlar bir yerde cumhuriyetçi masonlar gibi duruyor akla yatkın değil,fakat akla yatkın olmamakta bazı durumlarda olayın sorumluluğundan adamı kurtarır.”


İyi, güzel, bu soruya yanıt verelim çünkü yanıtlanabilesi bir soru. Ancak bu başlık yeri değil. Şunu “Masonluk Üzerine Sorular ve Cevaplar” bölümüne aktaralım ve orada yanıtlayalım.



Sayın Karahan “M. Kemal Atatürk mason mu? Atatürk Mason localarını kapattı mı?” sorusunu ileri süren bir diğer alıntı ile devam etmiş 22 Eylül tarihli paylaşımına…

Buna şöyle bir yanıt verirsem acaba görgüsüzlük mü etmiş olurum

Temcit pilavı.  Bu konuda kaç kez anlattık saptırmaları ve doğruları.

Alıntı devam ediyor:

“Bu yazıda M. Kemal Atatürk’ün Osmanlı’yı yıkmaya çalışan masonların teşkil ettiği hareketin bir parçası olduğunu ve M. Kemal’in masonluğunu okuyacaksınız.”

Tamaaam. İşte şecaat arzeden merd-i kıpti… Osmanlı hayranı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Cumhuriyet’e karşı. Bu memlekete halkın sahip olmasına, egemenliğin milletin olmasına karşı. Padişahlık yani monarşi hayranı. Hepimiz bir kişinin kulu olacağız, öyle mi? Sonra da onun soyundan gelenlerin... Bu arada o, ailesi ve onun gibi olanlar da öyle bir ortamda kendi çıkarlarını elde edecek!

Hadi oradan…

Devam ediyor:

“Nesta H. Webster eserinde[1], “Jön Türkler hareketi, İtalyan Büyük Doğu’sunun direktifi altında, Selanik Mason Locaları tarafından başlatılmıştır. Aynı makam, daha sonra M. Kemal’in başarıya ulaşmasında da yardımcı olmuştur.”[2] diyerek mason localarının Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişte ve Cumhuriyet döneminde oynadığı role özlü bir şekilde işaret etmektedir. Aynı şekilde, 1920 yılında Londra’da yayınlanan Morning Post gazetesi de; “Kesin olarak söyleyebiliriz ki, Türk İhtilali hemen hemen tümüyle bir Mason-Musevi komplosudur.”[3] ifadesiyle bu rolü teyid etmektedir.

Bundan da anlaşılmaktadır ki, M. Kemal Atatürk’ün içinde bulunduğu hareket; “Mason yapılanmasıydı.”


Açıkça antimasonik ve Atatürk karşıtı, Türkiye Cumhuriyeti karşıtı bir söylem dizisi, üstelik anlatılanların ve söylenenlerin sonucu olmayan yapayanlış bir yorum yaratımı… Buna ne denilebilir ki…

Sayın Karahan’ın aktarımı burada bitmedi. Devam ediyor. Ancak ben bu satırları okuyunca elimde olmadan sinirlendim. Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı erdemleri bu kadar kavrayamamışlık, bu kadar mürtecilik olur. O yüzden devamını sonraya bırakıyorum.

Bu arada, benimle aynı tutumu paylaşmayan hatta bana karşı olanlar itirazlarını yazabilir.

Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 26, 2012, 08:57:42 ÖS
sn.adam

Sayın Karahan’ın aktarımı burada bitmedi. Devam ediyor. Ancak ben bu satırları okuyunca elimde olmadan sinirlendim. Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı erdemleri bu kadar kavrayamamışlık, bu kadar mürtecilik olur. O yüzden devamını sonraya bırakıyorum.


bu satırlar bana ait değil o yüzden ne mürtecicim nede cumhuriyetin bana sağladığı erdemleri anlamayacak bir aymazım.

bunların benimle alakası yok her kes birşeler paylaşıp anlatıyor herkes ya bildiğini ya duyduğunu yazıyor.Beim yaptığım ise nette bir yazı gördüm tamda bu konu ile alakalı ve paylaştım bunu niyete burada bakılmaksızın hatta fikrimi bile bdaha beyan etmemişken bu ifadelere karşı savunma yapmak zorunda kalıtyorum.

Yok be kardeşim kimin ne anladığını bilemiyorum ben böyle bir yazı okudum doğrumu değilmi bilemiyorum bilen varsa yorumlar sadec okadar.

ne erdemim ne mürteciliğim kaldı yada ben yazılanları yanlış okuyup üzerime alınıyorum bilemedim
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 27, 2012, 07:42:41 ÖÖ

Şaştım kaldım...

Kim edilmiş olan o sözlerin Sayın Karahan'a ait olduğunu söyledi ki!... Böyle bir alınganlığa ne gerek var? Ben Sayın Karahan'ın bir aktarımda bulunduğunu açıkça belirttim. Dolayısıyla benim ettiğim  sözler de Sayın Karahan'a değil, her kimin kitabından ya da yazısından aktarmış ise o kişiye yöneliktir. Daha önceki deneyimlerimiz, Sayın Karahan'ın internetteki sitelerden kopyalama yaptığını göstermişti. Şayet kaynağını belirtmiş olaydı, yorum ve değerlendirmelerimi o kaynağın ve oradaki yazarın adını vererek yapardım.

Sayın Karahan'ı burada Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı ile, padişahlık hayranlığı ile, mürtecilik ile suçlamam ama buraya, bu ilerici ve Atatürkçü mason sitesine, öyle fes kafalı bir siteden (isterseniz adını da vereyim) alıntı getirdiği için hoşgöremediğimi belirtirim. Bu alıntıyı alıp getirirken, o sitenin ne menem olduğuna bir bakması ve  "..... adlı sitede deniyor ki::.... " diye açıkça belirtmesi gerekirdi diye düşünürüm.

Sayın Karahan gocunacaksa, önceki yazdığımdan ötürü değil, işte şimdi gocunsun asıl...
                             
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: gnothi - Eylül 27, 2012, 01:24:31 ÖS

Degisik kaynaklardan alinti yapilirken "bu alinti suradan, su alinti bu kisiden" gibi eklemeler yapilmadikca her zaman bu turden yanlis anlasilmalarla karsilasiyoruz.

Zaman zaman alinti yapilan kaynaga emek sarfeden sahsin emegine saygi gostermemis, zaman zaman da tepki gosterilen alintidaki fikrin tarafimizca ifade edilmis oldugu yanilsamasina maglup olmus oluyoruz.

Sevgi ve saygiarimla.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 27, 2012, 07:41:06 ÖS
sn.adam

son cümlenizin akışı böyle anlamama sebep oldu neyse siz öyle kast etmemişsiniz şimdi ben şaşırdım kaldım nasıl yanlış anladım diye.Ama bu alıntı işi kabak tadı verdi artık adam gibi meramını anlatamıyorsun.

Lakin şuna katılmıyorum sitenin formasyonu ne olursa olsun oraya takılıp kalınca özü kaçırıyoruz yine,sitenin mayası bozukta olsa kişiye göre benim burda yayınlaığım yazıda yapılan alıntılarda gösterilen kaynaklara güvenerek burada yayınladım ayrıca,ama maalesef sn.adam da dahil o gösterilen kaynaklarında sanırım sırf bu sitede yayınlandığı için geçersiz kabul ediyor yada mayasının bozulduğunu düşünüyor.

Bu karşıt fikir dediğiniz sizlerin ne olaki bende bunu merak ettim karşıt fikirmi aynı fikirmi?

Sn.adam da bazen kızdığında  o güzel ifadelerinin dışına çıkabiliyor o son cümlesi ona has bir uslupmudur bilemem ama fes kafalı site sözündeki hafif alaycı tavırla bir belirtme yapıyor ama türkiyede kim fes takıyor artık bilmiyorum,sadece süs eşyası oldu artık hala kendin gibi düşünmeyenleri gerici,fes kafalı tanımlamaları ile ötelemek ve ötekileştirmek olmuyormu bu memleketin içindeki herşey bizim rengimiz değilmi bana bu bakış tuhaf geldi,sn.adam belki sinirlenince böyle konuşuyor ben böyle düşünüyorum.

saygılarımla
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 29, 2012, 05:15:35 ÖS

Salyın Karahan'ın bu deyişine bir yanıt vermiştim ama bağlantı sorunu nedeniyle geçemediği anlaşılıyor.

Burada sözünü ettiğim gerçek ya da sanal kişi tam fes kafalı. Şöyle ki;

Sayın Karahan'ın aktarma yapmış olduğu internet sitesinin sol üst köşesinde logo gibi bir resim var. Fes kafalı.

Bu fes kafalıların niteliklerini biliyoruz.

Ne yazık ki onlar o fesin kafayaü takıldığı tarihlerde yaşamış olsalardı, şimdi özgürce dile getirdikleri bu sözlerini edemezlerdi.

Cumhuriyetin erdemlerini kavrayamayanlara ne demeli bilmem ki?... Bunlar ruhlarını kime sattı ya da kiraya verdiler acaba? Bedeli iyi mi bari?

Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 29, 2012, 08:53:05 ÖS
sn.adam


Bilmemenize imkan yok yukarıdaki sözlerinize hem katılıyorum hemde eleştireceğim  ama biraz farklı şöyleki,

Sözünüz doğru fes kafada moderniteyi simgelediği dönemlerde bu sitedeki hiç kimse o sözleri söyleyemezdi burada hemfikiriz lakin o işin uzantısıda var cumhuriyetin ilk dönemleri farklımıydı sanki bunu gözardı edip bu cümleyi kurmanız doğrı kaçmaz, hatırlarsanız fikir suçu kavramı hala anayasa maddesi olarak yıllarca tartışıldı o suçmu bu suçmu diye fikren ne zaman özgür oluruz bilemem ama jer dönem byu ülkede çok zor yıollar geçirdiğimizi ayrım yapmadan söylemek ve kabul etmek daha doğru olur.

Cumhuriyet dönemi şartlarını kendi içerisinde tarihgi gelişimlere göre değerlendirdiğimizde ise bu özgürlükleride hemen öyle kolay verişlebilir şeyler olmadığınıda biliyorum.Sadece işi fes kafalılara havale edip gericiliğin tek adresi olarak göstermeyi dar bir bakış açısı olarak değerlendirdiğimi söyleyeyim.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 29, 2012, 09:20:14 ÖS
Doğrudur.

Konu ulu önderimiz Atatürk olunca, ona söz ettirmeyiz.

Konu demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetimiz olunca, taraflıyız.

Bugünlere varabilmemiz kolay olmamıştır. Gelmişsek de sonuna varmış değiliz. Cumhuriyet, özgürlük, sosyal adalet, gelişme, evrim... Bunlar bedava değildir. Dedelerimiz, babalarımız ödedi, yetmedi. Biz de ödüyoruz, yetmiyor. Çocuklarımız da başladı ödemeye.

Ne de çokmuş borcumuz, ne ağırmış bu işin bedeli meğer.

Ödeyeceğiz.

Atatürk bize en büyük armağanını Kastamonu'da vermişti.

Onu unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

Başımıza şapka, kasket, kep takarız; fese dönmeyiz.

Bu bağlamda dar bakışlıyız; doğrudur.

Sanmam ki masonlar bizden farklı düşünsün.

Yanılıyor muyum?


Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 29, 2012, 09:45:51 ÖS
Mustafa Kemal Paşanın Şapka inkılabı ve Şapka giymenin fikhî hükmü
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı M.K. Atatürk, Cumhuriyetin 1923 yılında ilanından sonra, bir takım reform hareketlerine girişti ve herkesçe bilinen inkılapları aşamalı olarak gerçekleştirmeye başladı. Bu cümleden olarak Osmanlı döneminin simgelerini ortadan kaldırmaya ve dinî kaynaklı giyim farklılıklarının yurttaşlar arasında ayırım yaratmasını önlemeye yönelik adımlar attı. Giyim konusundaki bu yeniliklerin başında şapka geliyordu. Çünkü Atatürk'e göre şapka batılı ve modern olmanın simgesiydi, uygar kıyafetin ayrılmaz bir parçasıydı. Bunun dışında kalan (fes, sarık, külah vb.) başlıklar, Türk ulusunun kıyafeti olamazdı. Nitekim 24 Ağustos 1925 tarihinde, Kastamonu'ya yaptığı bir gezide, elinde Panama şapkası biçiminde geniş kenarlı beyaz bir şapka olduğu halde halka şöyle seslendığını görüyoruz:
"Arkadaşlar, Turan kıyafetini araştırıp canlandırmağa yer yoktur. Uygar ve milletlerarası kıyafet, bizim için, çok cevherli milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz, ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantolon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve tabiatıyla bunları tamamlamak üzere başta siper-i şemsli serpuş. Bu serpuşun adına şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, smokin gibi, frak gibi, işte şapkamız!
Arkadaşlar, kesin olarak söylüyorum, korkmayınız! Bu gidiş zaruridir. Bu zaruret bizi yüksek ve önemli bir sonuca götürüyor. Isterseniz bildireyim ki, bu kadar yüksek ve önemli bir sonuca varmak için, gerekirse bazı kurbanlar da verelim. Bunun önemi yoktur..." (K. Z. Gençosman, Atatürk Ansiklopedisi, Istanbul 1981, X, 67).
M.K. Atatürk, bu konuşmasında, inkılâbından asla tavız vermeyeceğini ifade etmesine rağmen, şapka giyilmesi hususunda kesin bir emir vermemiştir. Ancak kadın-erkek herkesin giymesini içtenlikle arzu ettiğini bildirmiştir. Akşamleyin Ankara'ya döndüğünde, kendisini karşılamaya gelenlerin tamamının şapkalı olduğunu görmüştür (Yeni Türk Ansiklopedisi, X, 3818).
Bundan bir kaç gün sonra toplanan (2 Eylül 1341/1925) bakanlar kurulu, devlet memurlarına şapka giyme mecburiyeti getiren 2413 no'lu kararnameyi çıkarır. Ardından da 15 Kasım 1925 tarihinde Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları Meclise şapka giyilmesi ile ilgili kanun teklifini verirler. Bursa milletvekili Nureddin Paşa bu kanunun Teşkılatı Esasıye Kanununa (Anayasa) aykırı olduğunu ileri sürerek geri alınmasını ister. Ancak çoğunluğun lehte oy kullanması sonucu 671 sayılı "Şapka Iktisası Hakkında Kanun" 25 Kasım 1925 tarihinde kabul edilir ve 28.11.1925 günü 230 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer. Kanun şu üç maddeden oluşmaktadır:
1- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel ve yerel yönetim görevlileri, her türlü kuruluşta görevli memurlar ve müstahdemler Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da genel başlığı şapka olup, buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet meneder.
2- Iş bu kanun, yayınlandığı tarihten itibaren geçerlidir.
3- Iş bu kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Yürütme Kurulu üyeleri tarafından yürütülür (Bak. Bekir Sıtkı Yalçın - Ismet Gönülal, Atatürk Inkılabı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara 1984, 99 vd.).
Şapka Kanunu ülkede önemli bir direnişle karşılaştı. Yasa T.B.M .M .'nde kabul edildiği gün Erzurum'da protesto gösterileri oldu. Bunun üzerine bu ilde sıkıyönetim ilan edildi ve gösteriye katılanlar Sıkıyönetim Mahkemesine verildi. Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Trabzon ve Gümüşhane'de yasayı protestoya yönelik eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemlere katıldığı ileri sürülen birçok kişi Istiklal Mahkemelerinde yargılandı; bunların bazıları ölüm, bazıları da ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Ölüm cezasına çarptırılanlardan biri de Iskilipli Atıf Hoca'dır. Aslında Atıf Hoca, protesto eylemlerine bizzat katılmamış, fakat adı geçen kanunun yayınlanmasından yaklaşık bir buçuk yıl önce (1340/1924) yazıp neşrettiği "Frenk Mukallitligi ve Şapka" adlı risalesinden dolayı Ankara Istiklal Mahkemesince suçlu bulunarak idama mahkum edilmiş ve 4 Şubat 1926 tarihinde hüküm infaz edilmiştir (Iskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Islâm, IXX, Çile Yayınevi, Istanbul).
1939'da Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddeşiyle şapkadan başka başlık giymeyi alışkanlık haline getirmenin cezası üç aya kadar hapis olarak belirlendi. 1961 ve 1982 Anayasaları, öbür devrim yasaları gibi 671 sayılı yaşanın Anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini hükme bağlamıştır (Ana Britannica, XX, 237).
Şapka giymenin fikhî hükmü:
Hiç şüphe yok ki, şapka bizatihi haram değildir. Zaten hiç bir Islâm âlimi, onun bizatihi haram olduğunu iddia etmemiştir. Ancak küfür alameti olarak kabul edildiği ve hakikaten gayr-i müslimlerin dînî kıyafeti olduğu dönemlerde, hemen hemen tüm Islâm âlimleri tarafından giyilmesine karşı çıkılmış, onu giyenler, niyetlerine göre kâfir ya da günahkâr kabul edilmişlerdir.
Biliyoruz ki, Islâm dininde bir şeyin kesin olarak haram sayılabilmesi, dolayısıyla onu işlemenin günah ya da küfür kabul edilebilmesi için hakkında açık bir nas olması gerekir. Aksi halde -peygamberler dahil- hiç bir kimse keyfî olarak, Allah'ın helâl kıldığını haram, haram kıldığını da helâl sayamaz. Ancak, hakkında kesin ve açık bir nas olmayan hususlarda Islâm âlimlerinin ictihad yoluyla bir kanaate varmaları mümkündür.
Bu noktadan hareketle Kur'ân-ı Kerîm'i incelediğimizde, ne şapka ne de başka bir kıyafetle ilgili herhangi bir hüküm göremeyiz. Lâkin Cenab-ı Allah'ın, mü'minleri sürekli olarak inanç ve davranış bakımından kâfirlere benzemekten sakındırdiğini görebiliriz .
O halde Islâm âlimlerinin şapka hakkındaki olumsuz kanaatlerinin dayanağı nedir? Islâm din bilginlerini bu kanaata sevkeden sebep, Peygamber (s.a.s)'in, sürekli olarak müslümanları gayr-i müslimlere benzemekten sakındırması ve bu konuda hassasiyet göstermesidir. Nitekim Rasûlüllah (s.a.s): Bir kavme benzemeye çalışan, o kavimdendir" (Ahmed b. Hanbel 11, 50; Ebu Davud, Libas, 4) ve "Bizden başkasına benzemeye özenen bizden değildir" (Tirmizî, Isti'zân, 7) buyurmakla, şeklen dahi olsa, bir müslümanın kâfirlere benzemesine karşı olduğunu göstermiştir. Rasûlüllah (s.a.s)'in, şeklen dahi olsa, müslümanların gayr-i müslimlere benzemeye özenmelerine karşı oluşu haklı bir nedene dayanıyordu. O da, gayr-i müslimlere benzemeye özenen müslümanların, zamanla dejenere olarak Islâm'dan uzaklaşmaları ya da ondan tamamen kopmaları endişesiydi. Zira Allah Resûlü; "Kişi inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar" gerçeğini çok iyi biliyordu.
Şunu hemen belirtelim ki, hadisin metninde geçen "teşebbüh" kelimesi, yukarda görüldüğü gibi, tesâdüfi bir benzemeyi değil, benzemeye çalışmayı yani bir kimsenin benzemek istediği kişileri bilerek ve isteyerek taklıd etmeye çalışmasını ifade etmektedir. Yoksa bir gayr-i müslim, Islâma girmek gibi bir niyeti olmaksızın, müslümanlara mahsus bir alâmeti taşımakla, müslüman sayılamıyacağı gibi; "gayr-i müslimlere benzeme kasdı olmaksızın, soğuk vb. sebeplerle onlara mahsus alâmetleri giyen bir müslüman da kâfir sayılmaz" (Fetevâ-yı Hindiye, II, 276, Bulak 1310 h.). Hele hele kâfirlerin şiârı olmayan bir takım kıyafet ve davranışlarda gayr-i müslimlere benzeyen kimse asla tekfir edilemez (Ali el-Kârî, Şerhu'ş-Şifâ, II, 522, Istanbul 1309 h.).
Ancak "Mecûsilerin mümeyyiz vasfı olan şapkalarını ve zimmîlerin küfrün şiârından olan kalensövelerini, onlara benzemek kasdıyla giymek ya da hristiyan ve mecûsilere ait olan zünnarı kuşanmak küfür sayılmıştır" (Şeyhzâde, Hâşiyetü Şeyhzâde alâ Tefsîr el-Kâdî el-Beydâvî, I, 108, Matbaatü's-Sultâniyye, Dâr'ül-Hilâfe, 1282 h.; Ali el-Kârî, Şerhu'l-Fıkhı'l-Ekber, 167. Mısır, 1323 h.; M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi Fetvaları Işığında XVI. Asır Türk Hayatı, Istanbul 1983, 118).
Islâm dininde niyetler çok önemlidir. Hattâ amellerden de önce gelir ve ameller onlara göre değer kazanır. Bunun içindir ki Islâm âlimleri; "Küfre niyet eden kimse o andan itibaren kâfirdir" diyorlar. Böyle bir kimse, dış görünüşü itibariyle müslümanlara benzese de kâfirdir. Kaldı ki, Allah'a, O'nun Resûlüne ve sair dinî zaruretlere iman ve itikadı olmadığı için, seve seve kâfirlerin kendilerine mahsus alâmet ve şiârlarını giyinmiş ve kabul etmiş olursa, artık bu kimsenin küfründe şüphe etmek bile caiz değildir.
Büyük fakihlerin ekserisi "Kafirlere mahsus ve onların kıyafet alâmeti olan kalensöve yani şapkayı bir zaruret olmadan kendi arzusu ile giymek küfürdür. Zira bu alamet-i küfürdür. Onun için bunu, ancak mecûsilik, hıristiyanlık, yahudilik gibi küfrün çeşitlerinden birini seçenler ve kalpleri küfür rengi ile boyanmış olanlar giyebilirler. Esasen zâhir alâmetlerle bâtınî işlere istidlâl ve onun üzerine hükm etmek aklen ve şer'an makbul ve mu'teber bir yoldur" diyorlar.
Fukahâdan bazıları ise; "Mecûsi, hıristiyan ve sair kâfir milletlere mahsus ve onların kıyafet âdeti olan kalensöve yani şapkayı kendi arzusu ile giyen bir müslüman, onlara benzemiş ve onları taklıd etmiş olduğu için günahkâr olursa da kâfir olmaz" diyorlar (Iskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Islâm, Istanbul 1975, 21).

Hakkonun anıları

alıntıdır
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 29, 2012, 09:47:19 ÖS
hakkonun anıları nereden çıktı orası yanlış oldu
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 29, 2012, 10:01:01 ÖS
sn.adam

Sizin ile alakalı en iyi anladığım ve bildiğim şey eleştiri  sistemidir,eleştiri konusunda bu kadar sınırsız ikken her konuda hiç anlayamadığım şey konu sadece atatürk olduğunda tıkanmanız inanın anlayamıyorum.Yukarıdaki korumacı ifadeleriniz sanırım atatürkü koruma kanunun çıkma sebebidirde aynı zamanda bu tavrınızada aynı zamanda hürmette ediyorum hemde gönülden lakin bu tavrı gördüğüm ilk ki,şi siz değilsiniz genelde bu var.Dindarlar peygamberlerini bu kadarda sevip sayıp hürmet göstermezler.

Bu tarz bir söylem ile bir çok şeyi anlatıyorsunuz en basiti benim olmazssa olmazlarım var diyorsunuz bu aslen hem iyi hemde doğrudur her insanın muhakkak olmazssa olmazı olmalıdır,
Yalnız bu iş bir müddet sonra yön değiştirmiyormu tapınalası bir model ortaya çıkarmış olmuyormuyuz ben genelde bu tavrın hep bu yönüne karşı çıkmışımdır.

Bu biraz fazla abartılı bir yüceltme olmuyormu bu kadar yüceltme bir ihtiyaçmıdır yada saygıdanmı ileri gelir hakikaten anlayamıyorum.
İşi basitleştirme gibi algılamayın ama Ben hep bu tip muhabbetlerden bu gereksiz abartmayı şişirmeyi ,yüceltmeyi ve sonra karşı fikre hiç bir şekilde bu kalıbın dışına çıkıldığında hemen kafa sallayıp dinlememeyi çok gördüm.

Bende atatürkümü seviyorum ama nedense sizler gibi değil bendemi sizlerdemi bir anormallik var,yada işin komiği benim ruhumda aynı atatürk gibide onumu kıskanıyorum işin içinden çıkamadım yani.

Ben bu tavrı ve tarzı inanın hiç anlamadım anlayamadım biri çıksada dostdoğru gevşetmeden basitleştirmeden bana anlatsa.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: peacewings - Eylül 30, 2012, 01:34:44 ÖÖ
Sayın karahan, bu konuya benim girmemi pek hoş karşılamayacak. Zira aramız zaten limoni değil miydi? Doğaldır, düşünceler uyuşmayınca, anlaşmak güçleşiyor.

Sayın karahan, bu forumda Atatürk eleştirisi yapamamaktan hatta bu forumda Atatürk'ün ilahlaştırıldığını iddia ediyor. Evet, tam da öyle: ilahlaştırıldığını. Belki o dillendirememiştir; ben duygularına tercüman olayım dedim.

Oysa biz Atatürk dediğimizde, bir kemik yahut bir et kütlesinden ziyade, belli bir düşünceler topluluğundan bahsediyoruz. Bu düşünceler bellidir. Bunlardan en ama en önemlisi de Laiklik hatta yer yer Sekülerizme varan duruştur. Genellikle "şeriat rejimi" tutkusunda olanlar, Atatürk'ü kişisel olarak eleştirmeye çalışırlar. Oysa mesele "FİKİRLER"dedir. Atatürk'ün fikirler topluluğu olduğu unutulur. Atatürk'ün inancı sorgulanır, özel yaşamı sorgulanır ve oradan çıkarılan payla "işte size Atatürk" denir. Bunlar basit, basit olduğu kadar etkisiz ve komik yöntemlerdir/çabalardır.

Sayın karahan'ın yine alıntıladığı bu yazı, İslami bir bakışla olayları irdeliyor. Oysa Masonluk "her açıdan ve eşit bir tutumla" olayların irdelenmesi istiyor olmalıdır. Yıllardır "bazı kişilerce" batılılaşmanın kötü bir şey olduğu, bize milli benliğimizi ve dini inançlarımızı kaybettirecek olan bir "illet" olduğu dillendirilmiştir. Bu bazı beyinleri öyle bir sokulmuştur ki, batılılaşmak demek dinsizleşmek demektir (onlar için).

Atatürk olmasaydı, Türkiye'nin bürüneceği çehre belliydi. Bir İran, bir Suudi Arabistan, Pakistan hatta daha kötüsü... Burada kötü olarak bahsettiğimiz İranlı insanlar değillerdir. Her insan, neye inanırsa inansın, güzeldir ve değerlidir. Fakat yanlış ve kısıtlayıcı -yersiz- düşünceler, kötüdür. Türkiye her zaman bir İran olma potansiyelini taşımıştır. Bunu bilen Mustafa Kemal ATATÜRK, bir önlem olarak Batılılaşmayı ve Sekülerizmi hedeflemiştir.

Ne yazık ki şu son zamanlarda, Atatürk'ün düşüncelerinden fazlaca uzaklaşılmıştır. Böylesi günlerde, zaten moral olarak çökük olan Atatürkçülere, Atatürk eleştirileriyle gelmek, karanlık yola giden süreci hızlandırmaya ve sağlamlaştırmaya çalışmak, tolerans sınırlarını aşmak demektir.

Biz mümkün olduğunca batılılaşmak, Seküler bir düzene kavuşmak ve çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmak istiyoruz. Bu benim fikrim olmakla beraber, gördüğüm üzeriyle Masonların da ortak noktalarından biridir. Sekülerizm ve Laiklik düşmanı olanlar, olayları sadece İslami bakışla irdeleyecek kadar dar bakış açısına sahip olan kişiler ve çağdaşlığı dinsizlik ve çıplaklık olarak gören/algılayan kişiler için "şeriatçı bacılar" ve "huzur İslam" siteleri mevcuttur. Orada fikirlerine uygun arkadaşlar bulabilirler.

Saygılarımla.



Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 30, 2012, 07:31:31 ÖÖ

Sayın Peacewings benden önce davranarak Sayın Karahan'a yanıt vermiş.

Ben konuya bir eklemede bulunmayacağım çünkü sapıyoruz.

Bu konu Atatürk'ün bireysel olarak 1938 yılı öncesinde Masonluk ile ilişkisidir.

Bu arada bir hatırlatma: Biz Atatürk'ü büyük harf ile başlayarak yazarız ve okurken de vurgularız o büyük harfi.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 30, 2012, 10:51:28 ÖÖ
2 düzeltme

Doğrudur aramız limoni 2 mizde sivriyiz tek ipte gitmemiz karşılaşmamız problem.Doğrudur ben soruyu sn.adama sordum ama yanıt sizden geldi sanırım sn.adamında dediği gibi size katıldığına göre fikir aynı  o zaman diyecek bir şey yok sadece şunu diyeceğim ben tatmin olmadım .,

2.ncisi sn.adama siz atatürk için büyük harf kullanabilirsiniz bu saygı ve özendir diyeceğim yok  lakin bende atatürkü düşürmek küçültmek ve aşağılamak için küçük harf tercihi yapmıyorum sadece aklımdakileri yazarkenki hızımdan klavye kullanmayla ilgili bir durumdu,yan, gereksiz bir vugu yapılmış.

Benim ve sizlerin hassasiyetleri ve ilahları biraz farklı ben bu sitede Hz.Muhammedin adı yazılırken bunu kendimide katarak söylüyorum  muhammed denilerek yazıldığını çok gördüm ve üzerinde sizin kadar vurgulu durmadım.Benim için peygamberim Atatürkten önde gelir o zaman aynı saygıyı ve duruşu onada göstermelisiniz bunu istemekte benim hakkım.

Konu başlığından sapmaması için (snadam bu konuda hassastır)çok devam etmeyeceğim son söz olarak Atatürkü eleştirmekten çekindiğim bir yer ve mekan yok buna masonlar.org da dahil,lakin ben hep şöyle yaparım eleştirsemde hep sonuca empati yaparak gitmeye çalışırım Atatürkün yerinde olsam ben ne yapardım evet sorunun cevabı bugün onu kim hangi konuda eleştiriyorsa eleştirsin %95 aynını yapardım ozamanda benim yaptığımın eleştirisel bir yanı kalmıyor.

Atatürkü için bir şey söylemek tabu yıkmak değildir tam tersi bir insanı hatalarıyla sevaplarıyla kabül etmek ve o erdemi ona teslim etmek Atatürkçü geçinenlerden onu çekinmeden ilahlaştırarak üstelik ilahlık kavramına aykırı olarak yapmak benim için Atatürke yapılabilecek en büyük saygısızlıktır.İlahlaştırmak dinsel bir kavramdır sizler din kavramından bu kadar uzak durmaya çalışırken bile seçtiğiniz kelimelerde dini farketmeden kullanarak konuşurken bile dine bu karşı bu kadar öfke saçabiliyorsunuz.

Sizlerde haklısınız ama atatürk ile alakalı yada laiklik ile alakalı her söz kurulan her cümle sizde tuhaf bir etki yaratıyıor,eleştiri ,hoşgörü ve tolerans üzerine yüzlerce yazı yazıp konuşmalar yapıp sadece ve sadece konu sizin isteğinizin dışına çıkıp din olduğunda  ne toleransınız kalıyor nede hoşgörünüz işte aslında benim isyanımda sabırsızlığımda öfkemde tamda burada başlıyor madem hakikaten hoşgörülü ve tolerans lısınız bunu ispat noktasında hep geride kalıyorsunuz ve farkında bile değilsiniz.

Bakınız Atatürk bir insan bizim diğer türk liderleri gibi önderimiz liderimizi devlet kurucumuz ve kıymetlimiz o kusursuz değildir o da hatalar yapmıştır onu tüm bu insani vasıfları ile sevemezmiyiz,Atatürkü koruma kanunu  atatürkün şahsına yapılmış en kötü hakarettir bana göre aslında birde atatürkü yüceltme kanunu yapılsa imiş tam olurmuş.Ben bu tip şeylerde bir tek şunu görüyorum kimse üstüne alınmasın bu yazdıklarımdan  atatürk tapılası adam konumuna getiriliyor,ilahlaştırılıyor nerede ise kulluk yapmak isteyenler bile var işte bunlar olmamalı atatürkün sanırım bunlardan hiç haberide olmadı böyle bir isteğide olmadı olsa olsa sadece biz insanlardaki tapınma isteğinin tezahürü olarak atatürk seçildi buda ona yapılmış en büyük hakarettir işte benimde karşı çıktığım bir noktadır bu sizlerden böyle düşünenlerden ayrıldığım yer.

İstediğiniz kadar vurgu yapın o benimde atamdır hatasıyla sevabıyla bir insan olarak ben onu kabul eder ve severim.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Eylül 30, 2012, 11:19:19 ÖÖ

Sayın Karahan'ın şu son yazısının burada böylece kalması için tolerans gösteriyoruz.

Ancak toleransın da bir sınırı vardır.

Konu bizim Atatürk'e bakışımız ve onu değerlendirme tarzımız, bu konudaki tutumumuzun niteliği değildir. Bunları bir başka forumda ya da bu forumda yeri varsa bir başka başlık altında tartışırız.

Lütfen yazılarımızla konu başlığı ve kapsamıyla uyumlu tutalım.

 
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Eylül 30, 2012, 08:49:59 ÖS
Okadar toleransdlısınızki siz hiç böyle hayal etmedim her yazdığımı bu sayfada siliyorsun sen sil bende yazayım,ama sakın asla tolerans hakkında hoşgörü hakkında yazmayın bence yetkiyi aldığınız anda onu sil bunu sil hiç hoş olmadı bakın bu yaptığını onaylamıyorum ve eleştiriyorum neden çok iddialı olduğun toleransı göstermiyorsun devamlı beni siliyorsun siz eleştirilemzmisiniz her yaptığınzı doğrumudur bakınız topu topu şurada yıllardır kalabilen 3 -5 kişiyiz halamı tanıyıp anlayamadınız karşınızdakinide kendi koyduğunuz ve inandığın kurallara bana dikte ediyorsun hiç yakışık alıyormu benimle bu şekilde didişmek size,ben silinesi bir yazı yazmadım banada kural dikte etmen hoşuma gitmiyor sizinki yetki gaspıdır yetkiyi kötüye kullanmadır benim özgürlüğüme müdahale edemezsiniz beğenmiyorsan şikayet ette diyemezsiniz size hala hürmetim kalmışken kesin artık şu inadı silme bir daha yazılarımı.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: karahan - Ekim 01, 2012, 02:57:57 ÖS
Şu anki mason büyük üstadı  Sn.remzi Sanverin fatih altaylı ile yaptığı programda sorulan atatürk masonmuydu sorusuna verdiği cevap

ATATÜRK MASONLUĞA KARŞI MI?

Atatürk niye masonluğu yasaklıyor? Zararlı diye mi, gizli diye mi, Cumhuriyet'e zarar vereceğini düşündüğü için mi?

Efendim aslında konu Atatürk'ün masonluğu yasaklamış olması değildir. O dönemin Türkiyesi'nin şartlarına baktığımızda 1935'te artan bir faşizm var dünyada, ikinci dünya savaşının eşiğindeyiz. Örgütlü yapıların Türkiye'de varlık şansını daha az bulduğunu görüyoruz. Türk Ocakları da dahil olmak üzere birçok dernek ya kendini kapatıyor ya da kapatılıyor. Şükrü Kaya o dönemin içişleri bakanı da masondur. Bize Türkiye'de artık bu faaliyetleri sürdürmenin mümkün olmadığını söylüyor. Bu bilgi üzerine dernek kendi kendini kapatıyor. Bunu Atatürk'ün masonluğa karşıtlığı olarak görmek mümkün değildir. İstanbul'da yapıldığında Atatürk'e saygılarını sunuyor başarı dileklerini gönderiyor. Atatürk'ün mason karşıtı olması durumunda zaten 35'e kadar sürmesi de mümkün değildi. Masonluğun gizli bir yapı olması zaten mümkün değil.

ATATÜRK MASON MUYDU?

Atatürk mason muydu?
Atatürk'ün mason olup olmadığını bilmiyoruz.

Gerçekten bilmiyor musunuz?
Gerçekten bilmiyoruz... Birisinin mason olduğunu söyleyebilmek için ya bir locanın kayıt defterinde ismi olması lazım ya da localar toplantıların sonunda bir özet yazılır. Bizim elimizdeki belgelerde Atatürk'e dair böyle bir belge yok. Ama Avrupa'daki bazı mason tarihçileri mason listeleri yaparken Mustafa Kemal Atatürk'ü de bu masonlara dahil ederler. Ama böyle bir belge yok, olmadıkça da ?Bilmiyoruz' demek zorundayız.


Bu cevaba görede bu forumda çokta gerekli olmayan ama herzamanda merak edilesi bi konuyu boşu boşuna tartışmışız.Heleki Masonluğun kapatılma gerekçesine verdiği cevap daha ilginç ve tatmin edici dünyadaki artan faşist eğilimler sonucu diyor ki masonluğun bu baş düşmanı karşısında aslında ne den uykuya yattığı daha net anlaşılır bir durum.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: asimov - Ekim 01, 2012, 03:18:52 ÖS
Merhaba...

Atatürk mason olsaydı bile acaba masonlar bunu açıklarlar mıydı? Çükü Türkiye'de masonluk çok yanlış tanınıyor. Böyle özgür düşünceli bir kuruma üye olmak kişi için prestij olması gerekirken, yahudilikle bağlantılı karalama amaçlı kullanılıyor. Atatürk tabi diğer ittihatçilerle bir tutulamaz. Anadolu insanına Atatürk'ün masonluğunu anlatmak zor olurdu.

O programda zaten Büyük Üstad Remzi Sanver açık yanıt vermişti. Atatürk mason olsaydı bu hem masonluk hem de Atatürk için büyük bir kazanç olur muydu? Herhalde olurdu.

Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Atatürk’ün Masonluk ile İlişkisi Üzerine Yazılar … 3
Gönderen: ADAM - Ekim 01, 2012, 04:00:11 ÖS

Bu konunun o boyutuna sanırım daha önce Sayın Karahan'ın bir başka siteden aktarmış olduklarının kapsamında geleceğiz.

Bununla birlikte elbette TV üzerindeki bir söyleşide HKEMBL En Muhterem Büyük Üstadı Remzi Sanver ancak bu kadarını söyleyebilirdi. Elimizdeki yazılı kaynaklarda bunlardan çok daha fazlası, ayrıntılarına girilerek belirtilmiştir.

Sayın Remzi Sanver, -ben o söyleşiyi dinledim ama öyle miydi hatırlamıyorum- tek bir noktada yanılıyor ya da şöyle diyelim, tek bir noktada dediğinde bir yanlışlık var. Yanlış söz ise şu:  dernek kendi kendini kapatıyor   

Hayır efendim... Derneğin kendi kendini kapatması için genel kurulunu toplaması ve kapatma kararı alması gerekir. Böyle bir şey yok, yapılmamış. Derneğin (sadece Türk Yükseltme Cemiyeti'nin) o günkü genel başkanı yani Üstad-ı Azam Muhittin Osman Omay diğer kimi mason ileri gelenlerin de desteği (ama kimisinin itirazı ile) kendi kendine kapatma kararı vermiş. Oysa böyle bir yetkisi yok.

Bugün bir büyük üstat, bir derrnek başkanı, böyle bir şey yapmaya kalksa, kızılca kıyamet kopar. Fakat o tarihte masonlar, biraz da politika sahnesindeki kardeşlerinin etkisi ile yutkunup susuyor. Durumu idare ediyorlar. Bu işin böyle yıollarca süreceğini akıllarına bile getirmiyorlar. Belki birkaç ay, belki en çok bir yıl... (Bunun bir benzeri de 1980'de 12 Eylül sonrasında yaşanmış.)   

Sonuç pek farklı değildir. Sayın Remzi Sanver'in dedikleri doğru sayılır. Benim dediğim, işin içeriğine akademik irdeleme boyutu getirmektir.