Masonlar.org - Harici Forumu

Diger => Guncel Konular => Konuyu başlatan: Tij - Kasım 06, 2012, 04:19:59 ÖS

Başlık: Bilim Ve Politika
Gönderen: Tij - Kasım 06, 2012, 04:19:59 ÖS
Haber 1.




TÜBA üyesi akademisyen, TÜBA'yı hedef seçen zihniyeti yazdı





TÜBA üyesi Prof. Dr. Engin Akkaya, akademiden istifa dilekçesini verdiği gün, akademideki diğer üyelere hitaben bir mektup kaleme aldı. Akkaya, önemli tespitlerde bulunduğu mektubunu "Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, hiç bir dönem sonsuza kadar sürmeyecektir" diye bitiriyor.

Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Prof. Dr. Engin Umut Akkaya'nın mektubunu, kendisinin izniyle olduğu gibi yayınlıyoruz:
 
Sayın Başkan, Sayın Üyeler,
 
Bugün sabah saatlerinde istifa dilekçemi göndermiştim. On yıl önce asosiye üye olarak başlayıp, asli üye olarak devam eden TÜBA üyeliğimi sona erdirmek üzere yazdığım dilekçeydi bu. Toplantılarda sessiz bir üye olarak göründüğüme eminim. Ama, hiç olmazsa artık ayrılırken sizin değerli zamanlarınızdan bir beş dakika alacak şekilde istifa gerekçemi yazmak istedim. Umarım mazur görürsünüz.
 
Temel olarak gerekçe zaten belli. Siyasi erkin, bir fetih hırsıyla, ara sıra hoşlanmadığı işler yapan bir özerk kurumu "ele geçirme" girişimi.

Bunu öyle nazik bir şekilde de yapmayıp, TÜBA'dan bir görüş bile istemeden, bilim adamına değer vermediğini göstere göstere bir dayatma. Bu az buz bir şey değildir, emin olun. Yurtdışından bu tepkiler boşuna gelmiyor. Bakanlar kurulu Akademiye üye seçecekti. Buna bile cüret edildi. Kişisel görüşüm şudur ki, TÜBA iki nedenle hedef seçilmiştir.

Birincisi, malum adayın reddedilmesi, ikincisi de evrim konusundaki kararlı tutumu. Birincisi yeterince tartışıldı. Ben ikincisi üzerinde duracağım. Evrim bilimi, bir kimyacı olmama rağmen, benim özel ilgi alanımdır, ve 1985 yılında, ABD'de yüksek lisans öğrencisiyken ABD Ulusal Bilimler Akademisinin konu ile ilgili kitapçığını tercüme ettim, ve yayınlattım. Daha sonra TÜBA tarafından yayınlanan 2. baskısı için de katkıda bulundum. Evrim konusundaki tutum, benim için bilim adamlığının Turnusol kağıdıdır. Herhangi bir ikircikli tavrı kabul edemiyorum.

Hepinizin bildiği gibi evrim, en sağlam bilimsel kuramlardandır. Sayın Ahmet Oral'ın çeşitli gazete küpürlerinden aktardığı yazılardan, sanırım Yeni Akit'te, ağızdaki tüm baklalar çıkarılmıştı. KHK'ye tepki "TÜBA'da Ateist Kalkışma" başlığıyla duyurulmuş, bu sıfata gerekçe olarak da, ABD Bilimler Akademisi'nin ABD'deki kökten dincilerin, liselerde evrimle ilgili konuların öğretilmesine karşı yürüttükleri kampanyaya karşı, son derece soğukkanlı, ve sağ duyulu bir şekilde kaleme alınmış kitapçığın ikinci baskısının tercüme edilip TÜBA tarafından yayınlanması gösterilmişti. Aynı yazıda, bunca yıldan sonra hâlâ İlahiyatçı bir üyenin olmaması da eleştiri konusu olmuştu.
 
İşte hedefler budur, zihniyet budur, GEBİP'i kurtarabilir miyiz, ülkemize sorumluluğumuz yok mudur, bu sorular, bu kaygılar için çok geçtir artık. Arzu edilen "çoğunluk" kısa süre içinde tesis edilecek, ve birkaç olması düşünülebilir adayın yanında, yüzlerce yeni ve güçlü bağlantıları olan üye, belki yirmi yıldır, belki Cumhuriyetin kuruluşundan beri yürütülen reaksiyoner bir kampanyanın nihayetinde, "hakkettikleri" yerlerini alacaklardır genel kurulda.
 
Düzeltilmiş ve yüze göze bulaştırılmış yeni KHK'de bakanlar kurulu yerine TÜBİTAK Bilim kurulunun üye atayacak olması içinizi rahatlatıyor mu? Bilim kurulu üyeleri arasında, TÜBA üyelerini ve belki bir bilim adamını daha bir kenara koyarsak, aralarında bilim adamı niteliğiyle öne çıkan başka birisini tanıyor musunuz? Ben tanımıyorum. "Bilim" kurulunda, 12 kişi arasında bir Matematikçi, bir Kimyacı var. Temel Bilimin, yani Bilimin temsili bu kadar. Bu kişiler seçecek 100 kişiyi. Duyduğuma göre, TÜBİTAK'ın bir birimi harıl harıl, tüm akademik camia mensuplarının atıf sayısını ve H-faktörünü listeler halinde hazırlıyormuş. Biz bunu düşünememişiz.
 
Yöneticilerimiz, bilimi lüks olarak görüp, teknolojiyi baş tacı etmeye bir süredir karar verdiler. Umarım istedikleri sonuçları alırlar, ama bunun böyle olmayacağı hep yazıldı, konuşuldu. Bilim de, bilim adamı da takdir edilmediği yerden göçer. Bunu maalesef göreceğiz.
 
Atanacak ilk grup, emin olun en az tepki toplayacak olanlardan özenle seçileceklerdir. Apparatçikler ise yavaş yavaş yerleştirilecektir. Hep alıştıra alıştıra.
 
Ben de bugüne böyle bir not düşmek istedim işte, -TÜBA "düşerken" ne yaptın Engin Hocam?- diye bir genç akademisyen sorarsa 20 yıl sonra, söyleyecek bir iki sözüm olsun diye.
 
Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, hiç bir dönem sonsuza kadar sürmeyecektir. Belki Üçüncü akademide tekrar bir araya geliriz, kimbilir?
 
Saygılarımla,
 
Engin Umut Akkaya
 
(soL - Haber Merkezi)


Haber 2.

TÜBA'dan Hükümet'e sert bildiri





AKP'nin bilim kuruluşlarına müdahelesi bilim camiasında büyük tepkiye sebep oluyor. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) hükümetin Kanun Hükmünde Kararname ile akademiye üye atama yetkisi almasına sert tepki göstererek bu girişimi "TÜBA'nın sona erdirilmesi" olarak niteledi.

Bir bildiri yayımlayan ve kaygılarını kamuoyuyla paylaşan TÜBA, hükümetin girişimini “TÜBA’nın bir akademi olarak sona erdirilmesi” olarak niteledi.
 
İstanbul ve Ankara'da toplanan TÜBA üyeleri, kurumun özerk yapısını ortadan kaldıracak bu değişikliği durdurmak için Cumhurbaşkanı nezdinde girişimde bulunacaklarını belirtiyorlar. Bildiride, sürecin engellenememesi halinde toplu istifa edileceği ve bağımsız bir örgütlenmeye gidileceği ifade ediliyor. TÜBA'nın bildirisi şöyle:
 
“27 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve yayımıyla ve aynı gün yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile yeni bir Türkiye Bilimler Akademisi kurulmuştur. Bu yeni kuruluş, dünyadaki özerk Bilim Akademileri geleneğine uymadığı gibi, gelişmeden haberdar olan uluslar arası kurum ve kuruluşlarca kaygı veren bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bu gelişmeyi öğrenen ve izleyen üyelerimizle Bayram günlerinde Ankara’da ve İstanbul’da yapılan iki toplantıda, Türkiye Bilimler Akademisinin durumu incelenmiş ve genel eğilim olarak TÜBA’nın bir Akademi olarak sona erdirildiği kanaatine varılmıştır. Konuyu öğrenen Akademiye görüş bildiren üyelerimiz arasında Akademi Üyelerinin hemen istifa etmesi ve yeni ve özerk bir Akademi kurulması önerisi dile getirilmiş, ancak bundan önce Cumhurbaşkanımızla bir görüşme talebinde bulunulması ve yeni kurulan Akademinin yol açacağı olumsuz gelişmeler üzerinde bilgi sunulması önerilmiştir. Durumdan haberdar olan uluslararası akademiler, bu hükümet kararını kaygıyla karşıladıklarını ve dünyadaki Bilim Akademilerinin kendilerini yöneten özerk (Self-Governing/ Autonom ) kurumlar olduğu gerçeğini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine sunacaklarını bildirmişlerdir. Türkiye Bilimler Akademisinin üyeleri bu görüş ve girişimlerden umulan sonuç alınamaması halinde istifa etmeyi ve yeni bir yapıda örgütlenmeyi düşündüklerini dile getirmişlerdir.”
 
1993'te yine bir kanun hükmünde kararname ile kurulan TÜBA'nın şu anda 140 üyesi bulunuyor. Üyeler, TC uyruklu sağlık, fen ve sosyal bilimler alanında öne çıkan araştırmacılar arasından, yine Akademi tarafından seçiliyor. En büyük ağırlıkla temsil edilen alanlar tıp, kimya ve fizik. Kurumun başlıca faaliyetleri, araştırma desteği ve burs sunmak ile, Türkiye'de bilimsel üretimin önünü açıcı çalıştay ve toplantılar düzenlemek olarak tanımlanıyor.

Eskiden Başbakanlığa bağlı kurumlar olan TÜBİTAK ve TÜBA, kısa süre önce, seçimlerden sonra oluşturulan Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı'na bağlanmıştı.
 
(soL -Haber Merkezi)

Haber 3.

Avrupa Bilimler Akademisi’nden Abdullah Gül’e mektup: 'TÜBA artık bir bilim kurulu sayılamaz'





Avrupa Ulusal Bilim Akademileri Federasyonu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yazdığı mektupla, yapılan değişikliklerle bağımsızlığını ve özerkliğini kaybeden TÜBA’nın bilim akademisi vasfını yitirdiğini belirtti. ALLEA, yasa geri alınmadığı takdirde Türkiye'nin bilim camiasında itibarının kalmayacağını vurguladı.

Avrupa Ulusal Bilim Akademileri Federasyonu (ALLEA), Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yazdığı bir mektupla Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) yapılan son düzenlemelerle kurumun bilim akademisi vasfını yitirdiğini belirtti. Bir kopyası Başbakan Erdoğan’a da gönderilen mektupta, TÜBA’yla ilgili yapılan düzenlemelerin Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim camiasındaki saygınlığının tehdit ettiği ifade edildi.
 
 
"Uyarılarımızı dikkate almadınız"
 ALLEA Yönetim Kurulu, 12 Eylül 2011’de ALLEA’nın önceki yönetimi tarafından yapılan uyarıların dikkate alınmaması üzerine Cumhurbaşkanı Gül’e yeni bir mektup yazma ihtiyacı duyduğunu ifade etti. Mektupta “Tüm Avrupa Akademileri’nin (ALLEA) önceki başkanlığının çok sayıda akademi, akademi federasyonu ve uluslararası bilim camiasının ileri gelen isimleriyle birlikte ifade ettiği hoşnutsuzluk ve şaşkınlık ifade eden mektubunun TÜBA ile ilgili mevzuatın geri alınmasıyla sonuçlanmamasından derin bir üzüntü duyuyoruz” denildi.
 
 
27 Ağustos 2011’de yapılan mevzuat değişikliğiyle TÜBA üyeliğine seçilme ve TÜBA Başkanı’nın atanma koşulları değiştirildi. Düzenleme, kurumun özerkliği ve bağımsızlığını ortadan kaldıracağı gerekçesiyle ulusal ve uluslararası bilim camiası tarafından yoğun tepkiyle karşılandı.

ALLEA tarafından Gül’e yollanan ikinci mektupta, bağımsızlık ve bilim alanında üstün başarının bütün dünyada bilim akademilerine seçilmenin ana kriteri olduğu vurgulanarak, “Yalnızca bu kriterlere uyulduğu sürece bir Akademi’nin toplumda bilimsel vicdanın temsilcisi olarak işlev görmesi mümkündür” denildi. İtibar görmek ve uluslararası bilim camiasıyla bütünleşmek isteyen her bilim akademisinin bu iki ölçüte uymak zorunda olduğunun altını çizen ALLEA yönetimi, bir bilim akademisinin ideolojik, siyasi ve ekonomik bağımsızlığa sahip bir kurum olarak, faaliyetlerini bilimsel mükemmeliyet ve özerklik temelinde yürütmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.
 

1994 yılında kurulan ALLEA, Avrupa Konseyi üyesi 40'tan fazla ülkeye bağlı 52 bilim akademisi tarafından oluşturulan bir federasyon.


“Korkularımız gerçek oldu”
 Mektup şu şekilde devam etti:


“Bilim ve siyaset arasında bu denli yakın bir ilişkinin olası faydalarının Türk Akademisi’nin özerkliğini ve bağımsızlığını yitirmesinin gölgesi altında kalacağı yönündeki korkularımızın gerçek olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu korkular ne yazık ki kısa süre önce gündeme gelen yeni TÜBA üyelerinin aday gösterilmesi ve atanması ve TÜBA Başkanı’nın atanması sürecinde kendini göstermiştir. Bir Akademide başkanın ve yeni üyelerin bilimsel liyakat temelinde ve hükümet organları ya da üçüncü tarafların müdahalesi olmaksızın bilim camiası tarafından aday gösterilmesi ve seçilmesi büyük önem taşır.”
 
“Türkiye Cumhuriyeti bilim camiasında itibarını kaybediyor”
 ALLEA yönetimi mektubuna, TÜBA’nın geçmişte uluslararası bilim camiasında büyük saygınlığa sahip bir kurum olduğu vurguladıktan sonra şöyle devam etti:
 

“Ekselansları, lütfen bu köklü değişikliklerin, Akademi’nin yalnızca bilim ve teknolojinin geleceği konusunda ulusal ölçekteki tartışmalarda bir güvenilirliğinin kalmaması sonucunu doğurmayacağını, küresel ölçekteki bilimsel alışverişlerde de güvenilirliğini yitireceğini belirtmemize müsaade edin. Türkiye Cumhuriyeti bilim camiasındaki itibarını kaybetme tehlikesi altındadır.”
 

“Bu çerçevede sizi bir kez daha söz konusu mevzuat değişikliğini geri çevirerek, Akademi’ye özerkliğini yeniden kazandırmaya ve bağımsızlık ve bilimsel mükemmeliyet gibi temel kriterleri korumaya davet ediyoruz.”
 
(soL-Bilim)
Başlık: Ynt: Bilim Ve Politika
Gönderen: asimov - Kasım 06, 2012, 06:06:06 ÖS
Sayın Tij'e bu güzel paylaşımı için teşekkür ederim. Şu an TUBA'da hiç bilimsel makalesi bulunmayan üyelerin bulunması, atanması zaten durumun ülkenin nerelere gittiğinin açık bir göstergesi. Sonsuza kadar sürmeyeceği açık. Ancak etkilerinin uzun yıllar Türkiye'de süreceği de bir gerçek. Ne yapılabilir ki?