Masonlar.org - Harici Forumu

Sanat => Edebiyat => Konuyu başlatan: Munir - Aralık 18, 2012, 08:27:57 ÖÖ

Başlık: Juliet'i Yaratmak - Münir Önen
Gönderen: Munir - Aralık 18, 2012, 08:27:57 ÖÖ

"Şimşek miydi o ?"

Sesi düşünmeyi bırakalı birkaç yıl olmuştu. Eskiden, kimi zaman sesli düşündüğüm için kendimi çok garip hissediyordum. Çünkü sesli düşünen bir insanın deli olarak etiketlenmesi gerekirdi. Fakat herkes bana normal bir insanmışım gibi bakıyordu. Endişeleniyordum. Delirmekten değil, düşünmemekten korkuyordum.

Karar verdim ve sesli düşünmeyi bıraktım. Her şeyi içime gömmem gerektiğini ve üstünü kalın örtüler ile örtmem gerektiğini anladım. Kalın örtüler... Çok fazla üşümem ben, genelde bir şeyleri de örtmem zaten. Duramam çünkü... Hiçbir zaman. Juliet'i de bekleyemediğim gibi.

Sabaha karşı dört yada dört buçuk, doğduğum ülkenin herhangi bir şehrinde, bir başıma kahvemi yudumlarken, yıldızları bu gece göremediğim aklıma gelmişti ansızın. Karanlık olduğunda karşımızda beliren ve geceyi ürkütücü olmaktan kurtaran Tanrı ve Tanrıçaları görememek canımı sıkıyordu.

Kalemi elime aldım. Ufak bir kağıt parçası koparttım defterden. Bu sırada kahvemi yarılamıştım bile. Balkondaydım, karşımda bir güvercin vardı. Benden bir şey bekler gibi bakıyordu. Ufak, mavi tüyleri olan bir kuş... Bu sırada sokaktan kilisenin çanları duyuldu. Bu saatte alışılmadık bir şey olsa da, ara sıra böyle gariplikler yaşanabiliyordu bu şehirde.

Çanların sesi ile büyük bir kuş sürüsü havalandı gökyüzüne. Mavi kuş hala karşımda duruyordu. Gülümsedim. "Kaldığın için teşekkürler kanatlı arkadaşım" diyerek ona biraz kahve ikram ettim. Almadı, bakışlarıyla içemeyeceğini, yalnızca belirli besinler tüketebildiğini anlattı bana. Hemen ardından gagası ile elimde tuttuğum kağıdı işaret etti. Yine bakışları ile, "yıldızları göremeyen başka birisi daha var" dedi.

Yıldızlar. Ne kadar güzel ve ne kadar kutsal geliyorlardı. Kağıda ufak bir not yazdım. "Yıldızları göremiyorsanız, kendi yıldızlarınızı yaratmalısınız."
Yazdığım notu, mavi kuş birden bire kaptı elimden. Artık her şey çok kolaydı. Not yola çıkmıştı bile. Geri dönülmez bir başkalığa doğru. Sonu bilinmeyen bir karanlığa karşı, parlayan bir yıldız kadar güzel bir şeye dönüşüyordu.

Çok geçmeden, birkaç dakika sonra, not bir kıza varmıştı. Karadeniz'in sahillerinde yıldızları arayan birine gitmişti. Mavi kuş, sahilde yıldızları arayan o kızın karşısında belirmişti. Nasıl gidebiliyordu ? Nasıl bu kadar hızlıydı bilinmez. Fakat gereken mesaj gitmişti. "Yarat" sözcüğü bir kez çıkmıştı ağzımdan.

Sarışın kız ayağa kalktı. Gökyüzüne baktı, yıldızlarını aradı. Göremiyordu. Hava bulutluydu veya başka bir şey... Ama yıldızları göremiyordu.
Sarışın ve yeşil gözlü kız gökyüzüne bakmaya devam etti.
Ben ise başka bir şehirde, hatta çok uzak bir şehirde aynı gökyüzünü izliyordum.

"Yarat" demiştim.
Bir kez, bir şey söylediğinde yapman gereklidir.

Sarışın ve yeşil gözlü kızı bulmaya çıktım yollara. Ben de birkaç dakikada oradaydım. Mucize mi bilinmez, ama kanlı canlı oradaydım. Fakat bir fark vardı. O, parmaklıkların ardında, bir odanın içinden, tavana bakıyordu. Yıldızlara baktığını sanıyordu. Ama karanlık bir tavanı izliyordu.

Evreni değil, insanları izliyordu.
Yıldızları değil, iğrençlikleri izliyordu.

Hayır, öylece kalamazdım. Var gücümle vurdum parmaklıklara. Hazırdım. Sanki bir ömür boyu parmaklıkları yıkmak için hazırlanmıştım. Evet, başardım. Kız dışarıya ilk adımını attı. Ne var ki, gökyüzünde gerçekten yıldız yoktu.

Kızın tam karşısına geçtim. "Gözlerini kapat ve ellerimi tut" dedim. İtiraz etmedi, edemedi, şaşkındı ve beklemiyordu.

Bir anda tüm Samanyolu'nu bedenimde hissettim. Köklerimden ermişliğime kadar, her yerimde varlığı hissettim. Yükseliyordum. Yükseldikçe parlıyordum. Evrene yerleşmiştim. En azından bir yıldız yaratmıştım.

Bağırdım gökyüzünden yeryüzüne;

"Sen ! Sen sahilde yıldızları arayan yeşil gözlü kız ! Beni buraya çıkarana and olsun ki; senin saçlarına yıldızlardan taç yapacağım ! Ve yine and olsun ki; o kafese seni sokmaya çalışan herkesi birer birer yakacağım.
Sen ! Artık eskisi gibi değilsin ! Adının dört harfi silinsin ! Bundan sonra ''Juliet'' olacaksın !"

O artık Juliet olmuştu.
Ben ise bir aşık.

Juliet'i Yaratmak - Münir Önen