Masonlar.org - Harici Forumu

Mason ve Masonluk Nedir? => Evrensel Masonluk => Dunya Masonluk Tarihi => Konuyu başlatan: MEDUSA - Şubat 12, 2015, 02:40:02 ÖÖ

Başlık: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: MEDUSA - Şubat 12, 2015, 02:40:02 ÖÖ
Günümüz masonluğunun modern tarihi, Avrupa'daki inşaat birlikleriyle başlamıştır. Loca olarak adlandırılan bu mesleki birlikleri, Anadolu'nun lonca sistemi yahut Ahilik sistemine benzetmek mümkündür.

Mason tabiri Fransızca olup, duvarcı manasına gelmektedir. Bu ifade Normanlar tarafından İngiltere'ye taşınmış ve burada 'hür mason' manasına gelen 'free mason' haline dönüşmüştür. Masonlara hür sıfatının yakıştırılmasının, daha çok dini binalar inşa eden bu meslek erbabına memleketler arasında serbestçe dolaşabilme imtiyazının tanınmış olmasından kaynaklandığı söylenir.

Mason tabirine ilk defa, başında hür sıfatı olmaksızın, 1292 senesinde Westminster Sarayı'ndaki bir inşaatın belgelerinde rastlanır.

Hür mason tabirini ise ilk defa 1375 senesinde Londra inşaat birliklerinin bir toplantısına dair bir belgede görüyoruz. Aynı tabir 1396 senesinde Exeter katedralinin inşaatında çalışanlara ait bir listede karşımıza çıkıyor.

Demek ki şunu bilmeliyiz ki, Hür mason deyince aklımıza Avrupa'nın Ortaçağ'daki inşaat birlikleri gelmelidir.

Operatif masonluk olarak da adlandırdığımız bu masonluk Ortaçağ'da Avrupa'nın her köşesinde mevcut olmuş, Avrupa'nın mimari şaheserleri hür masonlarca inşa edilmiştir. Ne var ki geçen zaman içerisinde katedral inşaatçılığının parlak dönemlerinin sona ermesi, üstelik meslek sırlarının herkesçe ulaşılabilir hale gelmesiyle operatif mason locaları on beşinci asrın sonlarından itibaren kan kaybetmeye başlamış, on altıncı asrın ortalarına doğru da tamamen sönmüşlerdir. Bu sönüşe mani olma arzusu, locaları, aralarına meslekten olmayan aydınları da almaya ve bu şekilde teşkilatlarını yeniden canlandırmaya çalışmaya itmiştir. Mason localarının kilise ve devletin baskısından arınmış imtiyazlı hür ortamı, bu baskıdan yılmış olan aydınlar için de bir cazibe merkezi oluşturmuş ve bunlar on yedinci asrın başından itibaren mason localarına girmeye başlamışlardır. Meslekten olan hür masonlarla meslekten olmayan bu aydınlar arasındaki farkı vurgulamak için sonradan gelenlere 'kabul edilmiş masonlar' denilmiştir. Kısa bir zaman içerisinde kabul edilmiş masonların sayısının iyice artmasıyla masonluğun operatif faaliyeti arka plana atılmış; bir zamanların esas gayesi olan mabed inşaatı sembolik bir planda ele alınmıştır. Böylece hedef, manevi ve görünmeyen bir ülkü mabedi inşası haline dönüşmüştür.

Bugün spekülatif masonluk olarak adlandırdığımız bu yeni masonluğun doğum yeri İngiltere'dir. Londra'da çalışmakta olan ve üyelerinin çoğu kabul edilmiş masonlardan oluşan dört loca 24 Temmuz 1717 tarihinde biraraya gelmişler ve merkezi bir otorite altında örgütlenerek dünyada ilk defa bir büyük locayı kurmuşlardır. Kurulan örgüte Londra Büyük Locası adı verilmiş ve büyük üstadlığa Anthony Sayer seçilmiştir. Bu loca kısa bir süre sonra, İngiltere Büyük Locası ismini almıştır.

Operatif masonluk döneminde her loca bağımsız olarak çalışırdı ama tüm locaların ortaklaşa benimsedikleri birtakım geleneksel kurallar vardı. İngiltere Büyük Locası kurulduktan sonra, oturup yeni bir tüzük hazırlamaktansa, operatif masonluk dönemine ait belgelere ulaşıp eski gelenek ve kuralların tespitine ve bu sayede bu yeni oluşumun kaide ve tüzüklerinin kaleme alınmasına çalışılmıştır. Zaten masonik terminolojide İngiltere Büyük Locası'nın kurulması yeni bir oluşum olarak görülmez ve REVİVAL yani yeniden canlandırma olarak adlandırılır.

James Anderson, 1723 senesinde bugün masonluğun Anderson Anayasası olarak da bilinen 'Hür ve Kabul Edilmiş Masonların Eski ve Muhterem Kardeşlik Cemiyeti'nin Nizamları' başlıklı metni kaleme almıştır. Bu metin üç ana bölümden oluşur. İlk bölüm, masonluk tarihine ayrılmıştır. İkinci bölüm, iki kısımdan ibarettir. Bunlardan ilki, hür masonların yükümlülüklerini düzenler ; ikincisi ise bir localar genel tüzüğüdür. Üçüncü bölümde ise birtakım masonik şarkılar ve bunların notaları vardır.

Esasen Anderson Anayasası'nın hür masonun yükümlülüklerini düzenleyen ikinci bölümünün kaleme alınması çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Masonluğa kabul edileceklerde 'aptal bir tanrıtanımaz ve inkarcı bir dinsiz' olmamak şartını arayan bu metin, muhafazakar masonlarca deist ifadeler taşımakla eleştirilmiş, bunun sonucunda 1738 senesinde Anderson tarafından yapılan düzeltmelerle bu Anayasa'nın ikinci baskısı yapılmıştır. 1738 tarihli metnin, 1723 tarihli ilk baskıdan temel farkı, masonluğa kabul edileceklerde Noaşit olma yani Nuh Peygamber'e inanma şartını aramasıdır.

Bu durumlardan memnun olmayanlar yani 1751 senesinde Eski Masonların Büyük Locası ismiyle kendi büyük localarını kuranlar, 1756 tarihinde ise İbranice'de 'seçilmiş kardeşler yasası' manasına gelen, Ahiman Rezon adlı anayasayı kaleme almışlardır.

Kısacası Anderson Anayasası, spekülatif masonluğun en önemli belgesi olarak günümüze kadar gelmiştir. Masonluk tarihinden bahsederken, masonluğun efsanevi tarihi ile bugünkü akademik tarih anlayışı çerçevesindeki tarihini iyice ayırdetmek gerekir. Anderson Anayasası masonluğun efsanevi tarihine önemli bir yer ayırır. Buna göre masonluğun tarihi Adem'le başlar. Adem, sahip olduğu mimari bilgileri oğullarına öğretmiş ve böylece masonluk dünyaya yayılmıştır. Adem'den sonraki onuncu kuşak olan Nuh, gemisini masonluk kaidelerine göre inşa etmiştir. Nuh'un oğullarının üçü de masondur ve sanatı gelecek nesillere aktarmışlardır.

KAYNAK : MEHMET REMZİ SANVER - MASONLUK
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Risus - Şubat 12, 2015, 03:59:18 ÖÖ

Öncelikle paylaşımınız için teşekkür ederim sevgili Fay Frin. Elinize sağlık.


Meslekten olan hür masonlarla meslekten olmayan bu aydınlar arasındaki farkı vurgulamak için sonradan gelenlere 'kabul edilmiş masonlar' denilmiştir. Kısa bir zaman içerisinde kabul edilmiş masonların sayısının iyice artmasıyla masonluğun operatif faaliyeti arka plana atılmış; bir zamanların esas gayesi olan mabed inşaatı sembolik bir planda ele alınmıştır. Böylece hedef, manevi ve görünmeyen bir ülkü mabedi inşası haline dönüşmüştür.

Bu kısma bakarak; o halde bugünkü masonların, o dönem için 'kabul edilmiş' ancak, ülkü mabedi inşası için 'hür' unvanını kullanmak doğru olur sanırım.



Buna göre masonluğun tarihi Adem'le başlar. Adem, sahip olduğu mimari bilgileri oğullarına öğretmiş ve böylece masonluk dünyaya yayılmıştır. Adem'den sonraki onuncu kuşak olan Nuh, gemisini masonluk kaidelerine göre inşa etmiştir. Nuh'un oğullarının üçü de masondur ve sanatı gelecek nesillere aktarmışlardır.

Bu kısmın çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Ben de uzun zamandır masonluğun, resmi kurumlarından ve kuruluşundan öte, insanlığın başından bugüne, farklı isimlerde, farklı kişilerde, farklı çağlarda bulunduğunu düşünüyorum.


Saygılar...
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 12, 2015, 08:22:00 ÖÖ

Tamam, peki, Sayın Remzi Sanver'in kitabından alıntı.

Çok yanlış var.

Bu çok yanlışlık, bu anlatımın Masonluğun Resmi Tarihi"nden alıntıyla yazılmış olup, özellikle Spekülatif Masonluğun 18. yüzyılın ilk çeyreğindeki oluşumunu, bu işin gerekçesini açıklayamamasından ileri geliyor. Sonrasında da yanlı bir yorumun tek doğruymuş gibi ortaya konuşu söz konusu...

Üstelik masonlar, bu açıklamayı yapmaktan, bu işin doğrusunu, gerçekleri ortaya sermekten çekiniyor.

Hadi diyelim ki şöyle yaklaxşık elli yıl öncesine kadar bu işin temelindeki gerçeği onlar da bilmiyordu. Yarım burçak anlıyor ama tam değerlendiremiyorlardı. Peki ya şimdi?... Neden birileri çıkıp da tarihteki masonların yalan söylemiş olduğunu açıkça ortaya koymuyor. Buna cesaretleri mi yok?

Spekülatif Masonluğun doğuşunun böyle olduğu, kökeninde Operatif Masonluğun bulunduğu, ne yazık ki bir yutturmaca, bir yanıltmacadır.

O tarihlerde bu yutturmaca, bu yanıltmaca gerekliydi. Peki ya şimdi?

Bunun dışında, Sayın Remzi Sanver'in bu yazısının, -kendisine duyduğumuz derin saygıyı koruyarak, daha birçok yanlış içerdiğini söyleyebiliriz.

Bu Forumda kullanılan motto "Masonluk masonlardan öğrenilmelidir." Buna peki ama  Masonluğun Tarihi'ni masonlardan öğrenmeyelim çünkü bizi kandırmaya çalışıyorlar.




 
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Risus - Şubat 12, 2015, 01:38:28 ÖS
Sayın ADAM'in çarpıcı bir açıklamada bulunduğunu düşünüyorum. Yorumu için kendisine teşekkür ederim. Peki sayın ADAM, sizin bilginiz dahilinde bu işin aslı nedir? Operarif masonluk, hiç var olmamış ve hep sembolik özelliğini korumuş mudur?  Veya masonlar neden hala, sizin de dediginiz gibi, bunu dayatmaya devam eder? Teşekkür ederim.


Saygılar...
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 12, 2015, 02:04:41 ÖS

Bunun elbette yanıtı var.

Fakat o yanıt, burada Masonluğun Kısa Tarihi çerçevesinde olduğu gibi kısaca bir şekilde zor verilir.

Operatif Masonluk elbette var olmuştur. Fakat Spekülatif Masonluğa dönüşmüş değildir. Spekülatif Masonluk, Operatif Masonluktan ayrı olarak kurulurken, aslında bir başka kalıp altında kurulacakken, dönüp yapay olarak bir Operatif Masonluk kalıbı oluşturulup onun altında kurulmuştur. Zaten "Masonluk" adını taşıyışı da bundan ileri gelir.

Bu bütünüyle bir seri politik entrikanın sonucudur. Bunun anlaşılabilmesi bakımından şu başlıkların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekir:

- Birleşik Krallık (United Kingdom) oluşumu ve Startlar
- Rozkruva (Gül Haç) Tarikatı
- Royal Society
- Merovenjler ve Kutsal Roma İmparatorluğu
- Benjaminler ve Kutsal Kan Bağı
- Prieure de Sion ve 20. yüzyıl öncesindeki Antisemitist nitelikli Siyonizm
- Tapınak Şövalyeleri Tarikatı ve İskoçyalı Tapınakçılar

Ayrıca en azından şu kişilerin kimliklerinin bilinmesi gerekir:

- Johann Valentin Andrea
- Robert Boyle
- Sir Isaac Newton (Forumda ayrıntılı olarak işlendi)
- Sir Robert Moray
- Sir Christopher Wren
- Henry VIII
- Elisabeth I
- Stuart Hanedanından James I, Charles I, Charles II ve James II ile kızları Mary ve Anne

Bu kadarla da bitmeyecektir.

Buna karşın şu sorunun yanıtına bakalım: Speakülatif Masonluk niçin kurulmuştur?

Kısa tarihçe anlatımı çerçevesinde buna tek bir tümceyle yanıt verilmesi istenirse, belki şöyle demek gerekir:

Birleşik Krallık tahtından al aşağı edilmiş olan Stuartların bu tahta yeniden sahip olabilmelerini sağlamak üzere, bir paravana halk örgütüne gereksinme duyulduğu için.

Masonlar neden hâlâ bu dayatmaya devam ediyor?

Bu bağlamda yalan söylenip, bir dalavere çevrilerek, bunun sonucunda ortaya tesadüfen bugün Masonluk denilen bu kurumun çıkmasının bu şekilde oluşunu bir türlü itiraf edemeyişlerinden hatta kendi içlerine sindiremeyişlerinden ötürü.










Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Spock - Şubat 12, 2015, 02:33:32 ÖS

Spekülatif Masonluk, Operatif Masonluktan ayrı olarak kurulurken, aslında bir başka kalıp altında kurulacakken, dönüp yapay olarak bir Operatif Masonluk kalıbı oluşturulup onun altında kurulmuştur. Zaten "Masonluk" adını taşıyışı da bundan ileri gelir.

Bu durumda şu soruları sormak gerekiyor? Spekülatif Masonluğun, şayet Operatif Masonluk değil de aslında bir başka kalıp altında kurulması söz konusu olmuşsa, o diğer kalıbın adı neydi? Eğer o kalıp altında kurulsaydı, "Masonluk" adı yerine ne kullanılırdı?
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 12, 2015, 03:35:30 ÖS

Belki birçok kalıp düşünülebilirdi.

Bunların başında Rozkrua (Rose-Croix) Tarikatı gelir.

Nitekim şayet bu kuruluş, gerek Avrupa'dan birçok Katolik karşıtının (özellikle Huguenotların) kaçıp kendilerine Londra'da bir sığınak bulmuş olmaları gerekse o tarihteki ivedi politik gereksinme (Stuartları tahta döndürmek) nedeniyle Londra'da değil de Kıta Avrupası'nda bir yerde (başta Strasbourg düşünülebilir) gerçekleşmiş olsaydı, herhalde doğrudan "Rosae Crucis" gibi bir ad alabilirdi. Kim bilir belki buna bir de "Veritas" eklenirdi.

Fakat iş Londra'ya geçince, bunun karşılığı orada Royal Society olmuştu.

Ancak sorun şurada ki, 1688 yılı sonrasında Royal Society, artık yeni egemenler (sonradan kraliçe olacak Prenses Mary ve Anne) tarafından desteklenmediği için zor günler yaşamaktaydı. Bunun için, bir diğer seçenek olarak, Isaac Newton'un Prieure de Sion'un büyük üstadı olduğu 1691 yılı sonrasında Sir Christopher Wren ile birlikte hazırlanan bir proje uyarınca mason örgütü denenmişti. Ancak 1702 yılında bu bağlamda yapılan girişim başarısızlıkla sonuçlanınca, bu kez Isaac Newton Royal Society'nin başına geçirilerek yeniden  önceki seçeneğin gerçekleştirilebilmesine çalışılmıştı.

İşte bu seçenek, 1703-1714 yılları arasında gerçekleştirilebilmiş olsaydı, şimdiki Spekülatif Masonluk tarihte hiç var olmayacaktı.

Bu nedenle Masonluk yerine acaba ne kullanılırdı? Acaba bu düşünülmüş müydü?

Bu konudaki belgeler öylesine yetersiz ki, bunun yanıtını vermiyor. Sadece spekülasyon yapılabilir. Ancak hiç kuşkusuz bu, Royal Society değil, doğa bilimleriyle bağlantılı bir başka isim olurdu.

Şimdi "Madem öyle, niye Royal Society değil?" diye soracak olursanız, onun da yanıtı var.
 


               
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: asimov - Şubat 12, 2015, 03:40:04 ÖS
Daha önce de bu konularda tartışmalar olmuştu. Ama yine konu ilginç bir yere geldi.

Ben de şu  soruları sormak istiyorum.

1- Asıl amacına ulaşamayan ve Spekülatif masonluk adı altında  masonluğu kuranlar sonrasında başka adlarla yoluna devam etmiş olabilirler mi?

2- Masonluk tümüyle farklı bir oluşuma hizmet ediyor olabilir mi? ( Belirli bir süre tapınakçıların arka planında sion çrgütünün olması gibi)

3- Sayın ADAM'ın savunduğu görüş doğru ise, nden yaygın olarak özellikle geleneksel masonlukta kabul görmüyor? Bunda siyasi olarak UGLE'nin otoritesini kaybetme korkusu mu vardır?
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 12, 2015, 04:08:30 ÖS

Elbette bu konu üzerine birçok soru sorulur.

Burada elimizden geldiğince yanıtlamaya çalışalım.

Üstelik bu yanıtlarda araya zaman koymayalım ki, sanki yanıtı düşünülmüş de oluşturulmuş gibi olmasın.

Sayın asimov'un sorularına yanıt:

1- Hayır. İngiltere'de daha Londra Büyük Locası'nın ilk yıllarında asıl amaçtan uzaklaşıldı. Bu yeni kurumun İngilizleştirilme eğilimi doğdu. Bir aüteşli Stuartist olan 28 yaşındaki Altınca Büyük Üstat Wharton Dükü Philip buna dehşetli bir şekilde karşı çıktı ama girişimleri "antimasonik" bir nitelik kazandı. Stuartistler ise girişimlerini Fransa'da sürdürdü. Bunun sonrasındaki ürün, 1738 yılında ilk İskoç ritinin doğuşu oldu. (Bunun sonrasını da anlatalım mı?)

2- Bu soruyu yanıtlamak için hangi tarih diliminden söz etmekte olduğumuzu bilmeliyiz. Çünkü 1745 yılı sonrasında bir yandan Stuartist emeller ve İskoçyalı Tapınakçılar ile olan bağlantılar artık zayıflayıp sona erme yolunu tutarken, Kıta Avrupası'ndaki Masonluk, İngiltere'de olduğundan çok farklı bir tarzda Aydınlanma akımından etkilenecek ve hümanist bir nitelik edinerek bambaşka yollara girecektir.

3- Bu konudaki bilgilerin belgesel temeli 1950'li yıllarda ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar tüm mason araştırıcı ve yazarlar öteki türlüsünü yazmıştır. Şimdi iki sorun var: Birincisi, 1714 yılında tahta çıkarılmış olan Kral 1. George'un kardırılmış olduğunun İngilizler tarafından benimsenmesidir. Kral kandırılmış olabilir mi? Öyle bir şey kabul edilebilir mi? İkincisi de bunca masonik yazar hiç yanlış yapmış olabilir mi? Böyle bir yanlış yapmışlarsa, diğer yazılarının da güvenilirliği yitirilmez mi? Zor durum!


           
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Spock - Şubat 12, 2015, 04:24:34 ÖS
1- Asıl amacına ulaşamayan ve Spekülatif masonluk adı altında  masonluğu kuranlar sonrasında başka adlarla yoluna devam etmiş olabilirler mi?


1- Hayır. İngiltere'de daha Londra Büyük Locası'nın ilk yıllarında asıl amaçtan uzaklaşıldı. Bu yeni kurumun İngilizleştirilme eğilimi doğdu. Bir aüteşli Stuartist olan 28 yaşındaki Altınca Büyük Üstat Wharton Dükü Philip buna dehşetli bir şekilde karşı çıktı ama girişimleri "antimasonik" bir nitelik kazandı. Stuartistler ise girişimlerini Fransa'da sürdürdü. Bunun sonrasındaki ürün, 1738 yılında ilk İskoç ritinin doğuşu oldu. (Bunun sonrasını da anlatalım mı?)


Sn. ADAM'ın bu soruya yanıtını okudum ama tatmin olmadım... Sn. Asimov'un sorusunun yanıtı niçin "çağdaş Rose-Croix" veya "AMORC" olarak verilemiyor? Yoksa orijinal Bavyera Illuminati ile çağdaş Illuminati arasındaki bağlantı eksikliği/yetersizliği, orijinal Rose-Croix ile çağdaş Rose-Croix arasında da mı var? Aşağıda çağdaş Rosecrucian grupların resmi web sitelerini veriyorum.

https://www.rosicrucian.org/ (https://www.rosicrucian.org/) ------- http://www.amorc.org/ (http://www.amorc.org/)

http://www.rose-croix.org/ (http://www.rose-croix.org/)

Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 12, 2015, 05:06:12 ÖS
Özellikle 20. yüzyıl ve az öncesinde, ortalıkta büyük çoğunlukla Amerikan ürünü olan çağdaş paramasonik, ezoterik ya da yarı ezoterik birçok örgüt görülüyor.

Buradaki konuyla bağlantılı olarak Tapınak Şövalyeleri  ve Rose-Croix gündeme getirildiğinde, elbette günümüzdeki örgütler bağlamında AMORC ve SMOTJ kısa adlarıyla bilinen örgütler ve benzerleri hemen akla gelenlerdir. Bunlara bir yandan illuministler, diğer yandan öteki mistikler eklenebilir.

Bu örgütlerden çoğu (belki hepsi) kendisine bir tarihsel kök arar. Bu nedenle kimisi kendini Orta Çağ Tapınaçılarına (İskoçlar bu bağlamda devre dışı), kimisi 17. yüzyıl Rozkruacılarına, bunların dışındakiler Hermetizm'e kadar uzanan eski köklere âdeta sahip bile çıkar. Bunların arasında Hıristiyan tarikatçıları da vardır.

İşin ilginç yanı, dikkat edilirse, hepsinde bir kopukluk söz konusudur. O kopukluk, tarisel dönem bakımından öncelikle 18. yüzyılda, kısmen 17. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başını kapsayan zaman dilimlerindedir.

Bu bağlamda Masonluk farklıdır. Sadece Kıta Avrupasında geçerli olmak üzere 18. yüzyıl sonunda kısa bir kopukluk süresi vardır, ki o da Büyük Fransız Devrimi'nin kaçınılmaz etkisi nedeniyledir.

Bundan ötürü, Spekülatif olarak da nitelenen  günümüzdeki Masonluğun 18. yüzyıl öncesi Rozkrua Tarikatı ile bir bağlantısı kurulabilirse de, sonrasında bu bağlantı yitirilir. Rozkrua, Masonlukta sadece bazı ritlerin bazı yüksek derecesi olarak kalır.   
 
   
       
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Katharsis - Şubat 12, 2015, 11:51:19 ÖS
1638 tarihinde Rozikrusyenizm ve Masonluk düşüncelerinin bağlantılı olduğuna dair bir ipucu vardır, The Muses (Esin Perileri) adlı şiirde:

"Kehanetlerimiz kesinlikten yoksun değildir,
Bizler ki Rosie Cross kardeşleriz;
Mason Sözü'ne sahibiz, geleceği okuruz,
Olacakları önceden hatasız biliriz..."


Otuz Yıl Savaşları'nda (1618-1648) Rozikrusyenizm yeraltına inmeye başlar. Çeşitli akımlar arasına karışırken İngiltere de eridikleri bir akım da Masonluk oldu. Daha sonraları çok farklı Rozikrusyen akımları doğdu. Rozikrusyen manifestoların özgürce yeşerip hayat bulacağı ortamlar, farklı dönemlerde, farklı ülkelerde ve farklı Mason yapılarında da kendini gösterdi.

Rozikrusyenizm etkisi ilk olarak Fransız Masonluğu'nda ortaya çıktı. Fransız Riti'nin 7. derecesi, Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti'nin 18. derecesi oldu.


Rozikrusyenizm Masonluk türü örgütler kurulmasını önermiş miydi?


Fama'nın yazarlarının anlatılarına göre bilgili insanların bir arada özgürce çalışabileceği bir yapı kurulmuş ve adı sonradan Royal Society olarak değiştirilmişti.

Masonluk'a geç giren Hiram söylencesi'nin Christian Rosenkreuz ve onun mezarının bulunması öyküsüne benzerliği bir Rozikrusyen etki olabilir. Masonluk, töresel öğretileri ve ahlaki değerlerle iyilik severliği ön planda tutarken, din olgusunu ezoterik yapısına uygun olarak özgürlükleri kısıtlamadan inceler. Bu yapıyla beraber simya ve büyü gibi konuları çalışmalarında kullanmayarak bir takım Rozikrusyen örgüt yapılanmalarından ayrılır. Masonluk Rozikrusyenizm'den belirli kolların çalışmalarını almadığı için, bu diğer kollar simya ve büyü çalışmaları, bilimin ezoterik yapısının incelendiği Royal Society gibi kollarda çalışılmıştır.



Acaba Rozikrusyen Manifestoların'da uluslar arası ezoterik örgüt tasarısı ya da başka bir deyişle; Masonluk önerisi var mıydı?
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: ADAM - Şubat 13, 2015, 08:46:40 ÖÖ

Sayın Katharsis'in bu katkısı, -kusura bakmasın- olmamış.

Bu katkıda bölük pörçük alıntılar var. Onların hepsinin bir araya getirilmesi gerekir ki bir anlam sağlasın.

Bu konuları iyi bilenlerce anlaşılabilir ama bilmeyenlerce anlaşılamaz, açıklanma gereken öğler var. Örneğin "Fama" denilince, bu sadece bu konuları iyi bilenler için bir çağışım. Bilmeyenler ise "Fama"nın ne olduğunu soracaktır.

Öyle 1638 tarihli ip ucuna falan gerek yok. Rozkruacılık (Rozikrusiyenizm) - Royal Society - Masonluk bağlantıları açık seçik bir şekilde bilinmektedir. Bu etkinin ilk olarak Fransız Masonluğu'nda ortaya çıktığı ise yanlıştır çünkü Fransız Masonluğu'nun başlangıç tarihi yaklaşık yüz yıl kadar sonradır. Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti ise ondan en az 50 yıl kadar daha sonra.

Rozkrua sistemi elbette Masonluk türü örgütlenmelere doğru yönelir. Fakat onu anlayabilmek için başından beri izlemek gerekir. Bu yapılınca, daha önce benim demiş olduğum üzere, günümüzdeki Masonluğun, sonradan operatif olarak adlandırılmış önceki Masonluğun bir devamı olmadığı, bunun bir İngiliz yutturmacası olduğu anlaşılır.

Prieuré de Sion, tüm bunların üzerine tüy diker.
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: Katharsis - Şubat 15, 2015, 11:02:15 ÖS
Sayın ADAM'ın son katkısında bana yaptığı eleştiri yerindedir ve kendisi eleştirisinde haklıdır. Konuları biraz daha bağlantılı ve anlatarak aktarmaya çalışabilirdim. Yer yer aktarımlarımda hatalar da olmuş olabilir. Hata olduğu varsayılan kısımlara dönüp bakma şansım olmadı henüz.

Bugün bir başka konuyu araştırırken, Sayın ADAM'ın son katılımında yer alan kısım aklıma takıldı. Farklı başlıklar altında gördüğüm konulardan oluşturmaya çalıştığım bazı aktarımlar ile konuyu mevcut ve farklı kaynaklardan da araştırmak isteyenlerin sayısını arttırabilirsem güzel olur diye düşündüm.



"Masonluk İle İlgili Sorular ve Cevaplar" konu başlığının "Kabul Edilmiş Masonlar" bölümünde, Spekülatif Masonluğun kuruluşuyla ilgili politik nedenli kişilerin farklı örgütlerde yer alması hakkında bir görüşten bahsediliyor:

"Spekülâtif Masonluğun kurulmasını bunlardan asıl hangisi sağlamıştır?

Bunların hepsinin de Spekülâtif Masonluğun gerek kuruluşu gerekse sonraki gelişimi üzerinde bir etkisi vardır ama Spekülâtif Masonluğun kurulması, tek başına bunlardan hiçbirine mal edilemez.

17. yüzyıl sonları ve 18. yüzyıl başlarında Avrupa, sosyal özellikleri bakımından zaten “Spekülâtif Masonluk” ya da yalnızca “Masonluk” olarak andığımız bir kurumun doğmasına gebedir. Fakat o tarihlerde bunu örgütlemek zor hatta olanaksızdır. Krallıklar böyle bir olguya göz açtırmaz. Özgürlükler sınırlıdır.
 
Genel benimseyişe göre; o sıralarda Operatif Masonluk zayıflamaya yüz tutmuştur. İngiltere’de bu zayıflama bir çöküntü boyutuna varmıştır. Bu durumdan yararlanan kabul edilmiş masonlar, "Royal Society" olarak anılan ünlü bilim araştırma kurumuyla da iş birliği ederek, öteden beri saygınlığı, hatta ayrıcalıkları olan bu hazır kurumu ele geçirmiş, adına bile sahip çıkmışlardır.

Yaptığım ayrıntılı araştırmaların bir sonucu olarak benim bireysel ileri sürüşüme göre ise Spekülatif Masonluğu asıl oluşturanlar, gerek Royal Society gerek Rozkruacıların arkasına saklanmış olan politik eğilimli kişilerdir. Operatif Masonluğu bir kalıp olarak kullanıp ona sahip çıkmışlardır. Ancak gelin görün ki Türkiye’deki bir kişinin bu bağlamdaki savını dünya çapında büyük bir mason topluluğuna kabul ettirebilmek neredeyse olanaksızdır. Bu nedenle ben de masonların çoğunluğuna uyarak aslında gönlüm pek elvermese de Operatif Masonluktan söz etmeyi sürdürmekteyim."




Aynı konu başlığının "Masonluğun Yahudilik İle İlişkisi Nedir?" Bölümünde ise Prieuré de Sion gizli örgütünün Masonluk ile ilişkilendiği durum hakkında şöyle bahsediliyor:

"Gerçek Siyonizm, kökeni 12. yüzyıla kadar uzanan Prieuré de Sion adlı bir gizli örgütün ülküsüdür. Bu ülkü, Kudüs'ün M.Ö. 5. yüzyılda Yahudi kabilelerinden kovulmuş olan Benjamin soyunun kalıtımını taşıyan birtakım Avrupalı kişilerin malları olduğu varsayımı üzerine kuruludur.

Bu örgüt, yüzyıllar boyunca Avrupa'da birçok entrikaya karışmış, amaçlarına ulaşabilmek için çeşitli kurumları kullanmış, Masonluktan da yararlanmaya çalışmıştır. Eğer tarihte Masonluğun Siyonizm ile bir ilişkisi olmuşsa, bu ancak yer yer ve zaman zaman bu gizli örgütün âleti durumuna düşürülmesinden ileri gelir. [Nitekim bu konuya ayrıntılı olarak gerek Masonluğun Tarihinde Anlatılmayanlar gerekse Masonluktaki Ritler başlıkları altındaki yazılarımda uzun uzun değinmiştim.]"




Şimdi burada bir duralım.

Söz konusu bölümde, Masonluğun hatalı olarak Siyonizm ile bağlantısının kurulduğundan, aslında konunun Prieuré de Sion gizli örgütünün bir işi olduğu vurgulanmış. Bu konuyu biraz aralamak istersek, "Dünya Masonluk Tarihi" konu başlığının, "Siyon Protokollerinin Kapsamı (EKEİR-41)"de:


" ...Yahudilerin “yeni bir dünya düzeni kurmak” gibi bir düşünceleri yoktur; hiçbir zaman da böyle bir emelleri olmamıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Yahudiler, yalnızca “Vaadedilmiş topraklar” olarak niteledikleri yerde kendi bağımsız devletlerini yine kurmak peşindeydi. Bu amaç doğrultusunda, ekonomik, politik ve sosyal kurumları ele geçirmeye çalışmış oldukları doğrudur ama tarihin hiçbir döneminde “politik rejimleri yıkmak” tarzında bir eylem ya da eğilimleri görülmemiştir.

Prieuré de Sion ise, 20. yüzyıl öncesinde de, sonra da tüm bunları yapmıştır.

“Bazı politik rejimleri yıkmak” sözü özellikle Fransa’yı hedef almaktadır. Çünkü Prieuré de Sion’un ülküsü ancak “monarşi” ve “otokrasi” ile bağdaşır. İsrail’de bir demokratik devlet kurulması da Prieuré de Sion’un ülküsüne yani asıl Siyonizme aykırıdır.

Siyon Protokolleri’nden anlaşıldığına göre, Prieuré de Sion’un tutumu 19. yüzyıl ortalarında yine değişmiştir. Bu kurum, yüz yıl kadar önce terk etmiş olduğu Masonluğu bir kez daha kullanmaya başlamıştır. Bunun gerekçesi de açıktır: 18. yüzyıl ortalarında gerek Kıta Avrupası’nda, gerekse Britanya’da büyük bir karmaşa ve kendi içinde çekişme dönemine giren Masonlukta, 19. yüzyıl ortalarında “tutarlılık” görülmektedir...

... Bu belgelere niçin “protokol” denilmiş?

İşte bu yüzden... Bu belgeler bir “bildirge” değildir. En az iki ayrı kurumun temsilcilerince kabul edilerek imzalanmış bir anlaşmadır.

Siyonun 33. derece temsilcileri...

... Acaba 1875 tarihli Lozan Konvanı’nda yapılan anayasa değişikliğiyle, Yüksek Konsey üyelerinin ritin 1786 tarihli olduğu benimsenen özgün anayasasında belirtilmiş olan yetkilerinden bazılarının kaldırılması, kimi 33. derecedeki masonların bu yetkileri böylesine yanlış ve sakıncalı bir biçimde kullanmış olmalarından mı kaynaklanmıştır?

... Başta Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti olmak üzere, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Masonluk, Prieuré de Sion adlı gizli kurumun emellerine âlet edilmiştir.

Kimileri bu olguyu “Yahudilere âlet olmak” diye nitelendirmişse de, aslında böyle bir şey yoktur."





Bu bölüm bana göre oldukça önemli bir bölüm, ancak yapılan aktarım olması gerekenden çok daha fazla kesintilerle aktarıldığı için, bölüm kendi başlığı altında tamamıyla okunarak bir sonraki başlığa geçilmelidir. Bir sonraki başlık ise bu bölüm ile birlikte değerlendirildikten sonra aşağıdaki alıntıya devam etmek daha sağlıklı olabilir. Bu yazı dizisinin devamına bakarsak,  "Siyon Protokollerinin Kapsamı (EKEİR-42)"de :


"Siyon Protokolleri’nin kaynağı üzerinde bilimsel yöntemler uygulanarak incelemeler yapılmıştır.

Ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır:

"Bu protokoller bir özgün yazılım değildir. Birtakım başka yazılımlardan yararlanılarak düzenlenmiştir. Bu kaynaklar da Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin kimi yüksek derecelerinin ritüelleridir."

Peki bu nasıl oluyor?

Nasıl olduğunu, sonradan ortaya çıktığına göre bu protokolleri ortaklaşa düzenleyip imzalamış olanların adlarını da belirtince anlarız.

Bir yanda Prieuré de Sion’un o tarihlerdeki büyük Üstadı Victor Hugo… O zaten sürpriz değil.

Diğer yanda da 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Fransa’nın çok ünlü çehrelerinden, 1860’lı yıllarda Alliance Israélite Universelle (Evrensel İsrail Birliği) adlı kuruluşun bir süre için başkanlığını yapmış, sıkı bir Karl Marx yandaşı olduğu bilinen, sonra da Fransa Yüksek Konseyi’nin Büyük Komandörü olan Adolphe Cremieux.

Nitekim her ikisinin kişiliklerine, dünya görüşlerine de çok uygun bu protokollerde anlatılanlar.

...Bu yazımın sonuna ise şunu eklemeliyim:

Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin tarihçesini okuyup inceleyenlerin aklına şöyle bir soru takılabilir: «Bu ritin 1875 tarihli Lozan Konvanı (yüksek konseyler uluslar arası toplantısı) niçin düzenlendi?»

...bu konvanda, ritin o 1786 tarihli olduğu söylenen ama aslında sonradan düzenlenmiş olduğu apaçık belli olan anayasası üzerinde birtakım değişiklikler yapıldı. Bu konvanın başlarında yapılan bazı konuşmalarda, Fransa Yüksek Konseyi Büyük Komandörü Adolphe Cremieux’den övgülerle söz edilmişti; elbette onun da koltukları kabarmış, çok gururlanmıştı.

Fakat iş değiştirilmesi gereken anayasa maddelerine gelip de bunlardan özellikle 33. dereceli yüksek konsey üyelerinin hak ve yetkilerinin kısıtlanmasına yapılmasına, hele bir de bu kısıtlamanın gerekçesinin açıklanmasına gelince, Adolphe Cremieux allak bullak olmuştu.

Çünkü bu kısıtlama ve değişiklikler, doğrudan onun yapmış oldukları, Victor Hugo ile imzalamış olduğu o protokollerden, dolayısıyla Fransa Yüksek Konseyi’ni resmen bir uluslar arası politikaya sokarak entrika paylaşımına yöneltmiş bulunmasından ileri geliyordu. 1786 tarihli olduğu söylenen önceki anayasaya göre bunu başka 33. derecedeki masonlar hatta örgütlü olarak başka yüksek konseyler de yapabilirdi ve bu özelde gerek rite gerekse genelde evrensel Masonluğa çok büyük zararlar verebilirdi. Bunun önlenmesi gerekliydi. Önlendi de… Daha doğrusu işte o ilk keresinde önlenemedi ama bundan sonra yinelenebilme olanağı giderilmiş oldu.

Böylece Prieuré de Sion, dolayısıyla ögün anlmdaki Siyonizm, Masonluktan elini çekti ve o tarihten sonra bir daha da ne Masonluğa burnunu soktu ne de Masonluğu kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya kalkıştı. Gerçi 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında kimi Yahudi masonlar bu kez Masonluğu olarak 1897 yılında resmen ortaya çıkmış olan Yeni Siyonizm doğrultusunda kullanmaya kalkıştılar, yazılar yazdılar, demeçler verdiler ama bunun Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti ile bir ilgisi, bağlantısı yok."





Son aktarımda, Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin 1875 tarihli Konvanında (yüksek konseyler uluslar arası toplantısı) yapılan bazı değişikliklerin yapıldığından bahsediliyor. Siyon Protokolleri benzeri başka bildirgelerle gerek rite, gerekse evrensel Masonluğa verilebilecek büyük zararların önlemi olarak bu değişliklerin yapıldığına değiniliyor. O tarihten sonra da  Prieuré de Sion'un Masonluk'tan elini çekmesi vurgulanıyor.


Yapılan aktarımlardaki konular arası bağlantı aksaklıkları ve aktarımlardaki eksikliklerin hoş görülmesini dilerim.



Bu son aktarımlar üzerinde katkıda bulunmak isteyenler olabilir, bekleyelim.


Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: İNSAN - Şubat 16, 2015, 12:17:37 ÖÖ
Her bir ileti ve görüşü son yarım saatte, yedi kez okumama rağmen birbirine bağlayamadım.
Kafam çok karıştı.
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: MEDUSA - Mart 19, 2017, 09:45:16 ÖS
Sayın İNSAN, biliyorum daha önce de mutlaka okumuşsunuzdur ama belki 'zincirin diğer halkaları' konu başlığında, Sayın ADAM'ın Rozkrua Tarikatı ile ilgili yazı dizisine tekrar bakmanız faydalı olabilir. Ben özellikle bu güzel iletilerden sonra hemen o yazıları okumuştum, hem konu içeriğini zenginleştirdiğini düşünüyorum.
Başlık: Ynt: KISA MASONLUK TARİHİ
Gönderen: karahan - Mart 19, 2017, 10:16:31 ÖS

Tamam, peki, Sayın Remzi Sanver'in kitabından alıntı.

Çok yanlış var.

Bu çok yanlışlık, bu anlatımın Masonluğun Resmi Tarihi"nden alıntıyla yazılmış olup, özellikle Spekülatif Masonluğun 18. yüzyılın ilk çeyreğindeki oluşumunu, bu işin gerekçesini açıklayamamasından ileri geliyor. Sonrasında da yanlı bir yorumun tek doğruymuş gibi ortaya konuşu söz konusu...

Üstelik masonlar, bu açıklamayı yapmaktan, bu işin doğrusunu, gerçekleri ortaya sermekten çekiniyor.

Hadi diyelim ki şöyle yaklaxşık elli yıl öncesine kadar bu işin temelindeki gerçeği onlar da bilmiyordu. Yarım burçak anlıyor ama tam değerlendiremiyorlardı. Peki ya şimdi?... Neden birileri çıkıp da tarihteki masonların yalan söylemiş olduğunu açıkça ortaya koymuyor. Buna cesaretleri mi yok?

Spekülatif Masonluğun doğuşunun böyle olduğu, kökeninde Operatif Masonluğun bulunduğu, ne yazık ki bir yutturmaca, bir yanıltmacadır.

O tarihlerde bu yutturmaca, bu yanıltmaca gerekliydi. Peki ya şimdi?

Bunun dışında, Sayın Remzi Sanver'in bu yazısının, -kendisine duyduğumuz derin saygıyı koruyarak, daha birçok yanlış içerdiğini söyleyebiliriz.

Bu Forumda kullanılan motto "Masonluk masonlardan öğrenilmelidir." Buna peki ama  Masonluğun Tarihi'ni masonlardan öğrenmeyelim çünkü bizi kandırmaya çalışıyorlar.

Ne diyeyim şimdi ben buna,kaldiki doğru olduğunada inanıyorken.
Sn.Fayfrin in bu konusu ilerlerde birşeyler öğreniriz.
Okuduğum bir çok kaynaktan öğrendiğim şey ADAM ı doğruluyor Masonluğun elle tutulur bir tarihi yok.
Nizamnameyi yazan Anderson protestan bir papaz sanki ruhban lığı öğrenirkenki kandırmacaların etkisinden çıkamamış.Allah'ın Mason olduğunu iddia eden masonların olduğu bir ortamda masonlukta bağnazlığın olmadığını söyleyemeyiz.

At bir yalan bir inananı muhakkak olur.
Forumda mottoya güvenip yanıtını bulamadığım bir çok yazım ve yazılanlar var.
Bir fikirin muhakkaki bir çıkış kaynağı sahibi olmalı ki bir hikaye oluşturulabilsin.
Anderson Allahın mason olduğunu iddia ederken ses çıkarıp iddiasını irdelemezsen eğer,biride çıkar lüciferın mason üstadı ve ilk mason olduğunu iddia ederse ses çıkarmayacaksın dahi iddiada ediliyor anti masonik çevrelerde.

Bu forumun bunca yıldan sonra gelmiş olduğu noktadaki en ciddi konusunun bu olması gerektiğini ve diğer konuların ancak tartışılması gerektiğini düşünmekteyim.
Bu konuya devam edelim ciddi olarak ve masonlar bizi aydınlatsın ki mottoya göre ilerleyelim.

karahan