Masonlar.org - Harici Forumu

Sanat => Edebiyat => Konuyu başlatan: MEDUSA - Ağustos 19, 2015, 02:12:12 ÖÖ

Başlık: Geceler ebedi olsun.
Gönderen: MEDUSA - Ağustos 19, 2015, 02:12:12 ÖÖ
Ben böyle değildim eskiden. Ya da her zaman böyleydim belki de. Kendini öyle eskimiş hissediyor ki bazen bu beden, benliğimi söküp atmak geliyor yüreğimin derinliklerinden. Ürküyorum ayak seslerinden. Korkuyorum sevmekten. Yaşamı yaşamakla yaşamdan kopmuş hissetmenin arasında kalmanın verdiği acıdır aslında gerçek yalnızlık. İşte benim hissettiğim de aynen bu sözlerin hissettirdiği kadar karmaşık. Ufak tefek, küçücük mutluluklarım da vardır benim. Mesela yapayalnız hissederken, aniden yalnızlığımı bölen bir kızarmış ekmek kokusunun hissettirdiği sıcaklığı değişmem yüreksiz insanların sahte sevgilerine. Ben küçükken, evimizdeki sobanın üzerinde ekmek kızartırdı anneannem. Bazı akşamlar yemekten sonra, boyumdan büyük minderlerden birini sürükleye sürükleye sobanın önüne getirirdim ve ben ateşin sıcaklığını hissetmeye çalışırken, annem sobanın üzerinde kestane pişirirdi. O zamanlar yaşadığım en büyük heyecanlardan biriydi kestanelerin ne zaman pişeceğini merak etmek. Dışarıda diz boyu kar yağarken soba başında ateşin sıcaklığına sarılmak güven verirdi bana. Yalnız değilim ben. Çünkü aslında ben, çok yalnızım. Vicdanımı, şefkatimi, insanlığımı kaybetmemek için uzaklaştım insanlardan. Zarar görmemek için, zarar vermemek için, şüphe duymamak için kaçtım durdum hep. Koşarak kaçtım fakat bazen yoruldum ve nefes almaya ihtiyacım olduğunu düşündüm. Sonra bir an aslında hiç nefes almadığımı, aslında hiç yaşamadığımı fark ettim. Öyle uzaklaşmışım ki bu dünyadan, bedenim uyuşmuş, artık hissetmiyorum. Bildiğim ve gördüğüm tek gerçeklik ruhum olmuş. Aklım uçup gitmiş, yüreğim kendini kaybetmiş. Bedenim yoksa eğer, bir akla ve bir kalbe neden ihtiyacım olsun. İsterse gündüzler yok olsun, geceler ebedi olsun.


FAY FRIN