Masonlar.org - Harici Forumu

Mason ve Masonluk Nedir? => Evrensel Masonluk => Dunya Masonluk Tarihi => Konuyu başlatan: ANARCHOSA - Kasım 13, 2018, 12:20:39 ös

Başlık: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 13, 2018, 12:20:39 ös
1723 Tarihli Anderson Nizamnamesi tarihçe bölümünden alıntıdır.


“Adem, bizlerin ilk atası, Evrenin Büyük Mimarı Tanrı görüntüsünde ve liberal bilimlere sahip olarak ve özellikle Geometri yüreğine nakşedilmiş olarak yaratılmış olmalıydı ki, (Dünya yılı:1; M.Ö. 4003) onun ölümünden sonra nesebinden gelenlerin yüreklerinde de aynı prensipleri bulduk... Hiç kuşkusuz Adem, Geometriyi ve bazı sanat ve meslekleri oğullarına öğretti. Kabil için 'Kutsanmış' dediğini, en büyük oğlu Enoch'un, adını verdiği bir kent kurduğunu, ondan sonra gelen nesillerin, onun asil örneğini taklit ederek soylu bilimi ve yararlı sanatı geliştirdiklerini görüyoruz. İnsanlığın diğer yarısının prensi olan Seth de Astronominin ilk kurucusu olmuş ve nesebine Geometri ve Masonluğun öğretilmesinde aynı özeni göstermiştir... Diğer sanatlar da, örneğin madencilik Tubal Kain, müzik Jubal, çadırcılık Jabal tarafından geliştirilmiştir ki sonuncusu, iyi bir mimarlık örneğidir... Enoch'un, biri taştan, diğeri tuğladan iki büyük sütun diktiği, üzerlerine hür sanatların kazındığı söylenir... Nuh'a Tanrının, tahtadan büyük bir gemi yapılmasını emrettiğini, bunun Geometri ve Masonluk kaidelerine göre imal edildiğini güvenle söyleyebiliriz. Nuh ve üç oğlu, Japhet, Sham ve Ham'ın gerçek Mason oldukları, Tufandan sonra uyguladıkları sanatları ve gelişip yayılan nesillere aktardıklarından anlaşılmaktadır. Tufandan 101 yıl sonra Nuh soyundan gelen çok sayıda insanı, Shinar vadisinde bir kent ve yüksek bir kule yaparken buluruz... Daha sonra Asur'da, Nemrud Krallığında muhteşem şehirler inşa edilmiştir. Dicle ve Fırat ırmaklarının suladığı bu yörelerde daha sonra birçok bilgin rahipler ve matematikçiler ortaya çıkmışlar ve Kaldeli ve Magi diye adlandırılmışlardır... Bunlar, Kral Sanatının, kurulmuş bir locada görüşülmesini daha uygun bulmuşlardır. Böylece bilimi ve sanat, daha sonraki çağlara ve uzak diyarlara ulaşabilmiştir... Kral Sanatı Mısır'a, Ham'ın ikinci oğlu olan Mitraim tarafından götürülmüştür. Masonluk, soylu antik kentler ve devasa yapılar için, büyük bir önem kazanmıştır. Özel- likle piramitler, bu eski krallığın dehasının abideleridir. Bu piramitlerden biri, dünyanın yedi harikasının birincisi olarak kabul edilir... Kaldelilerin Ur diye adlandırdıkları Abram, geometriyi ve sanatı öğrenmiş ve uygulamıştı. Ayrıca bunları oğullarına, Ismael ile Isaac'a öğretmişti. Yahudiler, Abram'ın Mısır'lılara, Asur öğretilerini aktardığına inanırlar... Tanrı, seçkin aileyi, yabancılar arasında kaldıkları uzun sürede yeteneklerini geliştirerek, daha vaat edilmiş topraklara sahip olmadan, onları iyi Masonlar yaptı... Musa'nın ardından Canaan'a yürürlerken Tanrı, Tabernacle'ı dikmeleri için, kalp gözü ile ilham verdi. Bu daha sonra, Süleyman Mabedinin modelini oluşturmuştur. Tanrı Musa'ya dağda, çizgilerini göstermiştir ki, bundan sonra Musa, Genel Mason Üstadı olmuştur. İsrailoğulları
Canaan'a sahip olduktan sonra.... Kudüs'teki Ebedi Tanrı Mabedi için... İsrail kralı, barış ve mimarlığın prensi Süleyman tarafından, en az 3.600 Üstat Mason kullanarak, 80 bin kalfa, 70 bin işçi ve Adoniram'ın Sidon'dan zorla topladığı 30 bin kişi çalıştırıldı. Süleyman, Tyre kralı hiram veya Huram'a çok şey borçluydu, zira o da kendi Masonlarını Kudüs'e göndermişti. Ayrıca Lübnan'ın çam ve sedir ağaçlarını göndermişti. Böylece MAsonluğun, yeryüzünde ne önce ne sonra örneği bulunmaz, her türlü tasavvurun ötesinde en mükemmel Masonluk eseri, dünyanın başyapıtı, Kral Süleyman tarafından kutsal bir şekilde Tanrı'ya adanmış oldu. (Dünya yılı 3000; MÖ 1004)... Kral Süleyman Kudüs Büyük Locası Büyük Üstadı, Bilgin Kral Hiram, Tyre Locasının Büyük Üstadı, ilham sahibi Hiram Abif de işin Üstadı idi... Süleyman mabedinin yükselmesiyle birlikte komşu ülkelerdeki Masonluk da yükseldi...
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 13, 2018, 01:52:39 ös
1723 Tarihli Anderson Nizamnamesi tarihçe bölümünden alıntıdır.


“Adem, bizlerin ilk atası, Evrenin Büyük Mimarı Tanrı görüntüsünde ve liberal bilimlere sahip olarak ve özellikle Geometri yüreğine nakşedilmiş olarak yaratılmış olmalıydı ki, (Dünya yılı:1; M.Ö. 4003) onun ölümünden sonra nesebinden gelenlerin yüreklerinde de aynı prensipleri bulduk... Hiç kuşkusuz Adem, Geometriyi ve bazı sanat ve meslekleri oğullarına öğretti. Kabil için 'Kutsanmış' dediğini, en büyük oğlu Enoch'un, adını verdiği bir kent kurduğunu, ondan sonra gelen nesillerin, onun asil örneğini taklit ederek soylu bilimi ve yararlı sanatı geliştirdiklerini görüyoruz. İnsanlığın diğer yarısının prensi olan Seth de Astronominin ilk kurucusu olmuş ve nesebine Geometri ve Masonluğun öğretilmesinde aynı özeni göstermiştir... Diğer sanatlar da, örneğin madencilik Tubal Kain, müzik Jubal, çadırcılık Jabal tarafından geliştirilmiştir ki sonuncusu, iyi bir mimarlık örneğidir... Enoch'un, biri taştan, diğeri tuğladan iki büyük sütun diktiği, üzerlerine hür sanatların kazındığı söylenir... Nuh'a Tanrının, tahtadan büyük bir gemi yapılmasını emrettiğini, bunun Geometri ve Masonluk kaidelerine göre imal edildiğini güvenle söyleyebiliriz. Nuh ve üç oğlu, Japhet, Sham ve Ham'ın gerçek Mason oldukları, Tufandan sonra uyguladıkları sanatları ve gelişip yayılan nesillere aktardıklarından anlaşılmaktadır. Tufandan 101 yıl sonra Nuh soyundan gelen çok sayıda insanı, Shinar vadisinde bir kent ve yüksek bir kule yaparken buluruz... Daha sonra Asur'da, Nemrud Krallığında muhteşem şehirler inşa edilmiştir. Dicle ve Fırat ırmaklarının suladığı bu yörelerde daha sonra birçok bilgin rahipler ve matematikçiler ortaya çıkmışlar ve Kaldeli ve Magi diye adlandırılmışlardır... Bunlar, Kral Sanatının, kurulmuş bir locada görüşülmesini daha uygun bulmuşlardır. Böylece bilimi ve sanat, daha sonraki çağlara ve uzak diyarlara ulaşabilmiştir... Kral Sanatı Mısır'a, Ham'ın ikinci oğlu olan Mitraim tarafından götürülmüştür. Masonluk, soylu antik kentler ve devasa yapılar için, büyük bir önem kazanmıştır. Özel- likle piramitler, bu eski krallığın dehasının abideleridir. Bu piramitlerden biri, dünyanın yedi harikasının birincisi olarak kabul edilir... Kaldelilerin Ur diye adlandırdıkları Abram, geometriyi ve sanatı öğrenmiş ve uygulamıştı. Ayrıca bunları oğullarına, Ismael ile Isaac'a öğretmişti. Yahudiler, Abram'ın Mısır'lılara, Asur öğretilerini aktardığına inanırlar... Tanrı, seçkin aileyi, yabancılar arasında kaldıkları uzun sürede yeteneklerini geliştirerek, daha vaat edilmiş topraklara sahip olmadan, onları iyi Masonlar yaptı... Musa'nın ardından Canaan'a yürürlerken Tanrı, Tabernacle'ı dikmeleri için, kalp gözü ile ilham verdi. Bu daha sonra, Süleyman Mabedinin modelini oluşturmuştur. Tanrı Musa'ya dağda, çizgilerini göstermiştir ki, bundan sonra Musa, Genel Mason Üstadı olmuştur. İsrailoğulları
Canaan'a sahip olduktan sonra.... Kudüs'teki Ebedi Tanrı Mabedi için... İsrail kralı, barış ve mimarlığın prensi Süleyman tarafından, en az 3.600 Üstat Mason kullanarak, 80 bin kalfa, 70 bin işçi ve Adoniram'ın Sidon'dan zorla topladığı 30 bin kişi çalıştırıldı. Süleyman, Tyre kralı hiram veya Huram'a çok şey borçluydu, zira o da kendi Masonlarını Kudüs'e göndermişti. Ayrıca Lübnan'ın çam ve sedir ağaçlarını göndermişti. Böylece MAsonluğun, yeryüzünde ne önce ne sonra örneği bulunmaz, her türlü tasavvurun ötesinde en mükemmel Masonluk eseri, dünyanın başyapıtı, Kral Süleyman tarafından kutsal bir şekilde Tanrı'ya adanmış oldu. (Dünya yılı 3000; MÖ 1004)... Kral Süleyman Kudüs Büyük Locası Büyük Üstadı, Bilgin Kral Hiram, Tyre Locasının Büyük Üstadı, ilham sahibi Hiram Abif de işin Üstadı idi... Süleyman mabedinin yükselmesiyle birlikte komşu ülkelerdeki Masonluk da yükseldi...

Yanlış hatırlamıyorsam, Sayın Ergun Candan’ın bir kitabında Atlantis’te  Bir’in ve Belial’in oğullarından bahsediliyordu. Ve yine yanlış hatırlamıyorsam; Bir, Nuh olarak görülüyordu, Nuh’un gemisi değil aslında ‘bir filo’ olduğundan bahsediliyordu. Hatta insanoğlu arasında ilk ciddi ‘ikilik’ , Bir ve Belial arasında ortaya çıkmıştı.

Kısaca, aslında Hz. Nuh, Atlantis’te yaşamış ve tufanın geleceğini tahmin etmiş, bu minvalde, gemiler inşa ettirmiş bir liderdi.

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?

Sevgiler.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 13, 2018, 02:31:05 ös

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğiniz kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 13, 2018, 02:50:12 ös

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Novayst - Kasım 13, 2018, 09:01:16 ös

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.

Mu kıtasının gerçek olduğuna dair bir kanıt olmamakla birlikte varlığının olabilirlik olasılığı Atlantis'ten daha düşüktür. Çünkü Mu kıtası söylenceleri ve keşfetme iddiaları 1800'lerde, Atlantis ise millattan önceki yıllarda Platon tarafından bahsedilmektedir. Atlantis için bile Platon'un Yunan halkını övmek için kurduğu kurgu bir kıta olduğu söylenirken ve mevcut coğrafi şekillerden, izlerden böyle bir kıtanın olmuş olması betimlenen yerce mümkün olmadığı halde yakın tarihte bahsedilen Mu denen yere dair ona kıyasla gerçeklik olasılığı haliyle daha düşüktür.

Bu yüzden fazla emin düşüncelere kapılmanızı söylemem yazılardan etkilenip. Mevlana vakfı başta olmak üzere günümüzde Türkiye'de bile frekanslar aracılığıyla uzaylılar ve çeşitli ilahi güce sahip varlıklarla iletişim kurduğunu söyleyen bir sürü topluluk var. Forumda gram kaynaksız şekilde kendinden emin halde "Mu halkı tanrıyla iletişim kurabiliyordu, teknolojileri çok gelişmişti" gibi çeşitli saftasayı gerçekmiş gibi anlatıp ortadan kaybolan kişileri saymıyorum bile  :D
Her denenin akla yatarlığı yada hoş gelişliği doğruluğu kanıtlamaz. Sorgulamanız ve sorgulamanız dileğiyle  :)
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 13, 2018, 09:20:18 ös

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.

Mu kıtasının gerçek olduğuna dair bir kanıt olmamakla birlikte varlığının olabilirlik olasılığı Atlantis'ten daha düşüktür. Çünkü Mu kıtası söylenceleri ve keşfetme iddiaları 1800'lerde, Atlantis ise millattan önceki yıllarda Platon tarafından bahsedilmektedir. Atlantis için bile Platon'un Yunan halkını övmek için kurduğu kurgu bir kıta olduğu söylenirken ve mevcut coğrafi şekillerden, izlerden böyle bir kıtanın olmuş olması betimlenen yerce mümkün olmadığı halde yakın tarihte bahsedilen Mu denen yere dair ona kıyasla gerçeklik olasılığı haliyle daha düşüktür.

Bu yüzden fazla emin düşüncelere kapılmanızı söylemem yazılardan etkilenip. Mevlana vakfı başta olmak üzere günümüzde Türkiye'de bile frekanslar aracılığıyla uzaylılar ve çeşitli ilahi güce sahip varlıklarla iletişim kurduğunu söyleyen bir sürü topluluk var. Forumda gram kaynaksız şekilde kendinden emin halde "Mu halkı tanrıyla iletişim kurabiliyordu, teknolojileri çok gelişmişti" gibi çeşitli saftasayı gerçekmiş gibi anlatıp ortadan kaybolan kişileri saymıyorum bile  :D
Her denenin akla yatarlığı yada hoş gelişliği doğruluğu kanıtlamaz. Sorgulamanız ve sorgulamanız dileğiyle  :)

Bu tür şeylere inanmak hoşuma gidiyor sanırım ondan, sayın Novayst. Dediğiniz gibi genel bir mantıkla bakıldığında ispat edilmesi gereken bir kıta. Ve çok akla yatkın gelmemesi daha doğal. Ama 12. yüzyılda yaşayanları da şu anki dünyamıza getirsek, bu teknolojiler imkansız diyebilirler. Yani tarihte zaman farkı açıldıkça ‘eğer açık bir kanıtta yoksa’ bazı şeylere inanmak zorlaşıyor.

Zaten kesin doğrudur diyemem diye de belirttim. Belki de birgün bu teori çürütülür ve ya kanıtlanır bilemiyorum. Şu An’a bakarsak ise sizin söyleminiz daha doğru gözüküyor, inkâr edemem.

Sevgiler sayın Novayst.  :)
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Suat - Kasım 13, 2018, 11:01:49 ös
MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: vendor - Kasım 13, 2018, 11:12:37 ös
MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle


merhaba sayın suat ağrı dağında bulunduğuna dair çinli ve türk kaşifler ağrı dağı araştırmalarında kalıntılar bulduklarını ve hz.nuh'un gemisine ait olabileceklerini söyledier. “Yüzde 100 Nuh’un Gemisi değil ama yüzde 99.9 öyle”  diye bir sözleri dahi olmuştu. bununla ilgili aşağı da kaynak paylaşacağım okumanı tavsiye ederim sevgiler saygılar..

kaynak:  https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html (https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html)

Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Suat - Kasım 13, 2018, 11:36:47 ös
MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle


merhaba sayın suat ağrı dağında bulunduğuna dair çinli ve türk kaşifler ağrı dağı araştırmalarında kalıntılar bulduklarını ve hz.nuh'un gemisine ait olabileceklerini söyledier. “Yüzde 100 Nuh’un Gemisi değil ama yüzde 99.9 öyle”  diye bir sözleri dahi olmuştu. bununla ilgili aşağı da kaynak paylaşacağım okumanı tavsiye ederim sevgiler saygılar..

kaynak:  https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html (https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html)


verdiğiniz değerli bilgi için teşekür ediyorum sn @vendor  .saygılarımla ve sevgilerimle
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Alşah - Kasım 14, 2018, 12:35:52 öö
    (Telif hakları nedeniyle kitabın ismini ve yazarını veremiyeceğim, aklımda kaldığı kadarı ile nakletmeye çalışacağım. Bunun için özür dilerim).
     Bazı kitaplarda Masonluğun kurucusunun Kral Süleyman olduğu iddia edilir. Hatta Kral Süleyman'ın tapınağın yapılması sırasında parasının bittiği ve tapınağın mimarı Üstat Hiram Abif'in (Bu arada Masonik bazı belgelerde Tyre kralı Hiram'ın oğlunun mimarı olduğu, kendisine verilen Aynone isminin muhtemelen İbranice de ADONAİ olarak çevrildiğine inanılmaktadır), Saba diyarı melikesi Belkıs'ın ülkesindeki saraya yakın Mason arkadaşlarına haber göndererek melikeyi Süleyman'la tanıştırmak  ve Melike'den  maddi yardım istediğini, Melike'nin de bu teklifi kabul ederek develer yüklü hazinelerini Süleyman'a getirdiğini, bu hazineler sonrasında mabedin tamamlandığı anlatılır.
      Bu arada Kral Süleyman'ın Tapınağının dış sundurmasının önünde iki sütun dikilir. Sütunlarının uzunluğunun otuz beş , çevresinin on iki ve çapının da dört kübit olduğu, üstlerinde beşer kübitlik başlıklar bulunduğu, toplamda boylarının kır kübit olduğu (bir kübitin 50 cm. olduğu kabul edilmektedir.) söylenmektedir.
        Söz konusu olan sütunlardan soldakinin adının BOAZ (Ki, sağlamlığı temsil eder), sağdakinin ise JAKİN (JACHIN) (Bu da kuruluş anlamına gelir). İkisi bir arada sağlamlığı ve kuruluşu temsil ederler.
        Benim okuduğum kitaplarda, Nuh tufanının kutsal kitaplarda yazıldığı gibi Arabistan veya Ortadoğu'da olmadığı, kutsal kitaplarda yazılan tarihlerden binlerce yıl önce ve ülkemizin kuzeyinde olduğu anlatılır. Ki; bu anlatı oluşa, dünyanın geçirdiği evrelere, tarihe, coğrafyaya ve mantığıma daha uygun düşmektedir.
Ku'an da Nuh'un gemisinin Cudi dağında olduğundan bahsedilmekte ise de bilim adamları her nedense Ağrı dağın da aramaktadırlar geminin izlerini (1968 yılında Doğubayazıt'ta askerliğimi yaparken Ağustos ayı idi bir Japon dağcı grubu geldi biz kendilerine Sarısu köyünün yukarılarına kadar refakat etmiştik, ama bir kaç gün sonra tipiye yakalandıkları için zirveye tırmanamadan geri dönmüşlerdi).
       Öte yandan piyasada  gerek Atlantis ve gerekse Mu kıtaları ile ilgili çok ilginç kitaplar  bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının anlatılarına göre MÖ. 75.000 li yıllara kadar giden bir geçmiş vardır. Bu geçmişler de göz önüne alındığında, Nuh tufanının benim mantığıma daha uygun düştüğünü de düşünüyorum.
      Saygılar-sevgiler.
 
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 02:55:07 ös
    (Telif hakları nedeniyle kitabın ismini ve yazarını veremiyeceğim, aklımda kaldığı kadarı ile nakletmeye çalışacağım. Bunun için özür dilerim).
     Bazı kitaplarda Masonluğun kurucusunun Kral Süleyman olduğu iddia edilir. Hatta Kral Süleyman'ın tapınağın yapılması sırasında parasının bittiği ve tapınağın mimarı Üstat Hiram Abif'in (Bu arada Masonik bazı belgelerde Tyre kralı Hiram'ın oğlunun mimarı olduğu, kendisine verilen Aynone isminin muhtemelen İbranice de ADONAİ olarak çevrildiğine inanılmaktadır), Saba diyarı melikesi Belkıs'ın ülkesindeki saraya yakın Mason arkadaşlarına haber göndererek melikeyi Süleyman'la tanıştırmak  ve Melike'den  maddi yardım istediğini, Melike'nin de bu teklifi kabul ederek develer yüklü hazinelerini Süleyman'a getirdiğini, bu hazineler sonrasında mabedin tamamlandığı anlatılır.
      Bu arada Kral Süleyman'ın Tapınağının dış sundurmasının önünde iki sütun dikilir. Sütunlarının uzunluğunun otuz beş , çevresinin on iki ve çapının da dört kübit olduğu, üstlerinde beşer kübitlik başlıklar bulunduğu, toplamda boylarının kır kübit olduğu (bir kübitin 50 cm. olduğu kabul edilmektedir.) söylenmektedir.
        Söz konusu olan sütunlardan soldakinin adının BOAZ (Ki, sağlamlığı temsil eder), sağdakinin ise JAKİN (JACHIN) (Bu da kuruluş anlamına gelir). İkisi bir arada sağlamlığı ve kuruluşu temsil ederler.
        Benim okuduğum kitaplarda, Nuh tufanının kutsal kitaplarda yazıldığı gibi Arabistan veya Ortadoğu'da olmadığı, kutsal kitaplarda yazılan tarihlerden binlerce yıl önce ve ülkemizin kuzeyinde olduğu anlatılır. Ki; bu anlatı oluşa, dünyanın geçirdiği evrelere, tarihe, coğrafyaya ve mantığıma daha uygun düşmektedir.
Ku'an da Nuh'un gemisinin Cudi dağında olduğundan bahsedilmekte ise de bilim adamları her nedense Ağrı dağın da aramaktadırlar geminin izlerini (1968 yılında Doğubayazıt'ta askerliğimi yaparken Ağustos ayı idi bir Japon dağcı grubu geldi biz kendilerine Sarısu köyünün yukarılarına kadar refakat etmiştik, ama bir kaç gün sonra tipiye yakalandıkları için zirveye tırmanamadan geri dönmüşlerdi).
       Öte yandan piyasada  gerek Atlantis ve gerekse Mu kıtaları ile ilgili çok ilginç kitaplar  bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının anlatılarına göre MÖ. 75.000 li yıllara kadar giden bir geçmiş vardır. Bu geçmişler de göz önüne alındığında, Nuh tufanının benim mantığıma daha uygun düştüğünü de düşünüyorum.
      Saygılar-sevgiler.
 

Sürükleyici ve bilgilendirici bir paylaşım olmuş. Ben de hem Nuh tufanıyla ilgili Kuzey Anadolu teorisini hem de kullandığım rumuzun etimolojisini öğrenmiş oldum.

Teşekkürler sayın Alşah.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 14, 2018, 03:02:02 ös
Kullanılan etimoloji dediğiniz için düzeltme ihtiyacı duydum... Aynon karşılığı olan kelime Adoniram olması daha muhtemel...Adonai daha çok yaratıcı için kullanılır ve rab, efendimiz gibi bir anlama gelir bildiğim kadarıyla... Bu sözcüğü yahudiler inançları gereği söyleyemedikleri Yehovah yerine kullanırlar.

Adoniram (bazı yerlerde Adonhiram) ise tarihi bir kişiliktir. Adonai ile karıştırmamalı...
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 03:05:39 ös
Kullanılan etimoloji dediğiniz için düzeltme ihtiyacı duydum... Aynon karşılığı olan kelime Adoniram olması daha muhtemel...Adonai daha çok yaratıcı için kullanılır ve rab, efendimiz gibi bir anlama gelir bildiğim kadarıyla... Bu sözcüğü yahudiler inançları gereği söyleyemedikleri Yehovah yerine kullanırlar.

Adoniram (bazı yerlerde Adonhiram) ise tarihi bir kişiliktir. Adonai ile karıştırmamalı...

Teşekkürler bilgilendirme için.

‘Adonai etimolojik olarak Antik Mısırdaki Tanrı ATON’a ve ya AMON’a kadar uzanıyor mu’ diye de merak etmiyor değilim sayın ANARCHOSA.

Sevgiler.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 14, 2018, 03:20:35 ös

‘Adonai etimolojik olarak Antik Mısırdaki Tanrı ATON’a ve ya AMON’a kadar uzanıyor mu’ diye de merak etmiyor değilim sayın ANARCHOSA.


Onu bilemem ama ATON ve AMON'un birbirinden çok farklı hatta zıt olduğunu söyleyebilirim. AMON (RA) ve onunla isim almış firavunlar Tutankamon, amenhotep (amon razı) gibi isimlerden sonra, eski çok tanrılı sistemi yıkarak tek tanrılı yolun kurucusu olan Amenhotep IV. adını Akhenaton (Aton'un hizmetkârı) olarak değiştirmiştir. ATON kültünü oluşturmuştur. Bu sistem eski sistemin rahiplerince düşmanca karşılaşmış, Akhenaton genç yaşta öldürülmüş, Soy kütüğünden bile ismi çıkarılmıştır... Yani anlayacağınız bu ikisi bambaşka şeylerdir.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 14, 2018, 03:24:46 ös
Bu da Akhenaton'un şiiri olarak bilinir...

"Tanrı uludur, birdir, tektir
Ondan başkası yoktur
Bir tanedir
O'dur her varlığı yaratan...."


"Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Tanrı,
Tek varlıktı o.
Hiç bir şey yokken o vardı.
Her şeyi o yarattı
Ezelden beri süregelen varlığı,

Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman."


Magazinsel de olsa genel bilgiler şu linkten bulunabilir.

https://onedio.com/haber/23-adimda-tek-tanri-olarak-gunes-e-tapan-firavun-akhenaton-iv-amenhotep-ve-siiri-485816
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 03:32:55 ös

‘Adonai etimolojik olarak Antik Mısırdaki Tanrı ATON’a ve ya AMON’a kadar uzanıyor mu’ diye de merak etmiyor değilim sayın ANARCHOSA.


Onu bilemem ama ATON ve AMON'un birbirinden çok farklı hatta zıt olduğunu söyleyebilirim. AMON (RA) ve onunla isim almış firavunlar Tutankamon, amenhotep (amon razı) gibi isimlerden sonra, eski çok tanrılı sistemi yıkarak tek tanrılı yolun kurucusu olan Amenhotep IV. adını Akhenaton (Aton'un hizmetkârı) olarak değiştirmiştir. ATON kültünü oluşturmuştur. Bu sistem eski sistemin rahiplerince düşmanca karşılaşmış, Akhenaton genç yaşta öldürülmüş, Soy kütüğünden bile ismi çıkarılmıştır... Yani anlayacağınız bu ikisi bambaşka şeylerdir.

O zaman bir önceki söyleşimizden de ekleme yaparsak, Kral Süleyman (Belki de 4. Amenhotep, Akhenaton) tek tanrılı sistemin kurucusu ‘olabilir’. Kesin diyemeyiz tabiki.

Size masonluk dışında kendi fikrinizi soracağım, sizce AMON’lu çok tanrılı sistem mi daha doğru? yoksa ATON’lu tek tanrılı sistem mi? Ve yahut ÖMBL üyesi olduğunuz ve ÖMBL’de şart koşulmadığı için, Tanrı kavramı için agnostik misiniz? Ve ya yoktur mu diyorsunuz?

Sevgiler.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 03:35:52 ös
Bu da Akhenaton'un şiiri olarak bilinir...

"Tanrı uludur, birdir, tektir
Ondan başkası yoktur
Bir tanedir
O'dur her varlığı yaratan...."


"Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Tanrı,
Tek varlıktı o.
Hiç bir şey yokken o vardı.
Her şeyi o yarattı
Ezelden beri süregelen varlığı,

Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman."


Magazinsel de olsa genel bilgiler şu linkten bulunabilir.

https://onedio.com/haber/23-adimda-tek-tanri-olarak-gunes-e-tapan-firavun-akhenaton-iv-amenhotep-ve-siiri-485816

Bu şiir nedense Ezân’ın türkçe anlamına yakın. Sanki tüm peygamberler aynı ezoterik öğretiyi almış gibi diyip, susayım. :)

Sevgiler
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: ANARCHOSA - Kasım 14, 2018, 03:37:09 ös
Size masonluk dışında kendi fikrinizi soracağım, sizce AMON’lu çok tanrılı sistem mi daha doğru? yoksa ATON’lu tek tanrılı sistem mi? Ve yahut ÖMBL üyesi olduğunuz ve ÖMBL’de şart koşulmadığı için, Tanrı kavramı için agnostik misiniz? Ve ya yoktur mu diyorsunuz?


Benim inanışım beni ilgilendirir. Forumu bu kadar kişisel boyuta düşürmemek önemlidir kanımca... Herkesin kendi aklı var, neye inanıp inanmayacağını seçer. ÖMBL'nin bakış açısı da bu minvaldedir.

Şu başlıktan okuyabilirsiniz görüşlerini...

http://www.mason-mahfili.org.tr/masonluk-nedir/masonluk-ve-din/ (http://www.mason-mahfili.org.tr/masonluk-nedir/masonluk-ve-din/)

Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 03:38:45 ös
Size masonluk dışında kendi fikrinizi soracağım, sizce AMON’lu çok tanrılı sistem mi daha doğru? yoksa ATON’lu tek tanrılı sistem mi? Ve yahut ÖMBL üyesi olduğunuz ve ÖMBL’de şart koşulmadığı için, Tanrı kavramı için agnostik misiniz? Ve ya yoktur mu diyorsunuz?


Benim inanışım beni ilgilendirir. Forumu bu kadar kişisel boyuta düşürmemek önemlidir kanımca... Herkesin kendi aklı var, neye inanıp inanmayacağını seçer. ÖMBL'nin bakış açısı da bu minvaldedir.

Şu başlıktan okuyabilirsiniz görüşlerini...

[url]http://www.mason-mahfili.org.tr/masonluk-nedir/masonluk-ve-din/[/url] ([url]http://www.mason-mahfili.org.tr/masonluk-nedir/masonluk-ve-din/[/url])


Link için teşekkürler, okuyalım, öğrenelim. :)

Linkteki yazıyı okudum, bende şöyle bir algı oluştu, aslında ÖMBL’de bu konuya HKEMBL gibi bakıyor ama adaylık için sadece ‘bir kısıtlama’ yı ortadan kaldırmışlar.

Sevgiler.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Alşah - Kasım 14, 2018, 08:45:31 ös
      Sayın ANARCHOSA, "Adonai" ile ilgili yazımda bir düzeltme yapma gereği duymuş ve şöyle demiş;   
      "Kullanılan etimoloji dediğiniz için düzeltme ihtiyacı duydum... Anon karşılığı olan kelime Adoniram olması daha muhtemel... Adonia daha çok yaratıcı için kullanılır ve rab, efendimiz gibi anlama gelir bildiğim kadarıyle... Bu sözcüğü Yahudiler inançları gereği söyleyemedikleri Yehovah yerine kullanırlar.
         Adoniram (bazı yerlerde Adonhiram) ise tarihi bir kişiliktir " diyerek düzeltmede bulunmuş.
         Gerçekten de Larousse'de yer alan bilgide de Adonai'nın sayın ANARCHOSA'nın belirttiği manalara geldiği açıkça belirtilmiştir.
         Mıchael Baıgent ve Rıchard Leıgh'tın kaleme alıp Hacer Öz'ün çevirisini yaptığı "Tapınak Şövalyeleri- MABET ve LOCA " isimli kitapta ise ;
         "Grand Lodge Manuscript no.1, Sadler'in, Masonic Facts &Fictions s.199-208'de, El yazmasında, mimarın Tyre kralı Hiram'ın oğlu olduğu söylenmektedir. Kendisine verilen Aynone isminin, muhtemelen İbranice Adonai'nin yanlış çevirisinden kaynaklandığına inanılmaktadır ve Hiram Abiff'in genellikle karıştırıldığı Adoniram ismine atıfta bulunulduğuna işaret eder."
          Açıklaması vardır.
          Burada Larousse ile kitap arasında ufak bir çelişki görülür gibi ise de ben de Larousse'deki bilginin daha sağlıklı olabileceğini düşünüyorum.
          Saygılar-sevgiler.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Alşah - Kasım 14, 2018, 09:13:07 ös
      Sayın ANARCHOSA, Akheneton'un şiirini aktarmış. Pek te güzel yapmış. Yalnız formumuzda ALLAH'IN KESİN İSPATI başlığı altında açılan konuda, ben 02.Kasım.2018 tarihli yazımda, okuduğum bir kitaptaki bilgileri paylaşırken bu konuya değinmiş ve Akheneton'un ilkelerini de yazarak bu ilkelerle Tevrat ve Kur'anda ki yazılanların karşılaştırılmasını,  sonunda da korkmadan, aklı-selim olarak yargılamalar yapıp yapamayacağınızı sormuştum.
      Ne yazı ki, Akheneton'un Tanrı ilkeleri (Akheneton'un şiiri de deniliyor) ile, Tevrat ve Kur'anda ki ilkelerin karşılaştırmaları konusun da hiç bir yanıt gelmemişti.
      O konu  (Yani ALLAHIN KESİN İSPATI) başlığı altında olmadı, belki de bu konu başlığı altında korkmadan karşılaştırmalar yapılabilir ve düşünceler paylaşılabilir diye düşünüyorum.
       Saygılar-sevgiler.
       
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Mandıra Filozofu - Kasım 14, 2018, 09:31:45 ös
Sayın Alşah’a konuyla ilgili bilgileri kaynaklarıyla anlatmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Hem sayın Alşah hem de sayın ANARCHOSA, sizden öğrenmem gereken çok şey olduğunu farkettim. Samimi cevaplarınız için çok saolun.

Seviliyorsunuz.

Saygılar.
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: Tık-Tik-Tak - Kasım 14, 2018, 10:04:56 ös
"Adonai melekh namen"

...Tanrı ve "Balıkçı Kral"...

Sevgiler  :)
Başlık: Ynt: Nuh'un Soyu?
Gönderen: karahan - Kasım 21, 2018, 09:06:40 ös
Konu ve anlatı oldukça hoş olsada sadece önkabul den öte geçemez.Masonluğun tarihine ışık tutamaz,masonluk ile alakalı veri olarak kabul edilemez.
Masonluğun tarihi bu forumun en çok tartışılması gereken 1.nci konusudur,yeni mason olanlarında masonluğu anlaması için en gerekli konudur.

Daha önce çok yazdım Anderson'a göre konu böyle yani kısaca Allah bir masondur.

İlk tekris edilen kişi Adem tekrisi yapanda Ancak Allah olabilir bu önermeye göre,çünkü ilk tekris edilen kişiyi tekris eden önemlidir.

Benim Masonlukta tatmin olamadığım en ızdıraplı konuların başında bu gelmektedir.Aklı ön planda tutan Masonların böyle sorunlu anlatı hakkında ne düşünür merak ediyorum.Sn.Anorchasa yı tenzih ederek bu açılan konu doğrudur ve sorunludur.

İçerisinde bulunan bilgilerin bilgi değeri sadece Masonların bakış açısı ve kabulü ile sınırlıdır ve ispata muhtaçtır.

(“Adem, bizlerin ilk atası, Evrenin Büyük Mimarı Tanrı görüntüsünde ve liberal bilimlere sahip olarak ve özellikle Geometri yüreğine nakşedilmiş olarak yaratılmış olmalıydı ki)

Adem hakkında söylenen bu cümle başlangıcı bile sorunlu başlamaktadır.
Biz şu an 5000 yıl önceki tarih ile ilgili bilgimiz sınırlı iken bu hikayeyi doğru kabul etmek mümkün değil.

Adem'in hangi bilgiye sahip olduğunu kabul etmekmi yoksa bilgiye insanların sadece yaşamdan ve zamanı geldiğinde aldığımı doğrudur.