Masonlar.org - Harici Forumu

Diger => Guncel Konular => Konuyu başlatan: Mozart - Haziran 17, 2009, 01:38:58 ÖÖ

Başlık: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Mozart - Haziran 17, 2009, 01:38:58 ÖÖ
Bir taraftan bir belge ortaya atılıyor.

Öbür tarafta en üst seviyeden “sorduk, ben yazmadım dedi. Bilgisayara baktık, teknik bir ize rastlamadık” deniyor. Ayrıca da “böyle kişiler bünyemizde barınamazlar, her türlü hukukî girişime açığız” diye ilâve ediliyor.

Bir diğer taraftan ise bangır bangır bağırılarak bu sahte olduğu, yâni TSK ile alâkası olmadığı alenîleşen varaka için “suç duyurusu” yapılacağını söylüyor.

Bütün bunlar psikolojik harbin birebir adımlarıdır.

İnsanlar tefekkür ve tefelsüf etmemeye, sunulan a b c d e sûretindeki hazır suâllere hangisinin doğru olduğu soran tarafından tâyin edilmiş cevapları vermeye mahkûm ediliyorlar.

Fethullahçılığı, AKP iktidarını beğenmemek, iktidarın değişmesini istemeyi istemek veya bunu düşünmeyi düşünmek dahi “suç” oluyor.

“Türk’üm”, “Türkçü’yüm”, “Atatürkçü’yüm” demek sabaha karşı içeri atılmak için yeterli sebep oluyor.

“Kürt’üm”, “Kürtçü’yüm”, “Apocu’yum” demek ise hapishâneden çıkarılıp Meclis’e taşınmak için kifayet ediyor.
Demokrasilerde bir siyasî, ideolojik, dinî veya iktisadî hareketi desteklememek, daha da ötesi, istememek hakkı de facto vardır. Bunun için yasalara uygun kalmak şartıyla her türlü neşriyatı ve eylemi yapmak hürriyeti vardır. İftira atmak, düzmece belge yaratıp kurumları yıpratmak ise suçtur.

Etrafınıza bakın; AKP hakkında aleyhte konuşmak, Ak Parti dememek (dersen şerefsizsin, terbiyesizsin), Fethullahçılığı istememek, iktidarın değişmesini isteyen sohbetler etmek âdeta suç hâline geldi. İnsanlar cep telefonları kapalıyken dahi dinlenecekleri korkusuyla üzerine yastık koyarak fısıldaşıyorlar.

Bu, Hükûmet tarafından bizzat yönetilen, sevk ve idare edilen, akıl vericilerinin kimler olduğu belli olan bir korkutma, sindirme ve hayâl etmeyi dahi sansürleme harekâtıdır.

Buna totaliter rejimlerde rastlanır.

Kardeşlerim,

  Uyanık ve dikkatli olunuz.

    Ayrıca da, cesur ve dirayetli olunuz.

      Türkiye çok daha kötü günlere gebe bir ortamdadır.

        Muhtaç olduğunuz kudretin nerede olduğunu size anlatanı hatırlayınız!


Not : Yazı çok saygı değer sevgili büyüğüm Prof. Kerem DOKSAT'a aittir.
            www.keremdoksat.com
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: dogudanesen - Haziran 18, 2009, 12:39:21 ÖÖ
Şu anda yüzleri gülüyorsa da bunu kalleşçe yaptıkları planlara borçlular !
Ama kimse unutmasın ki bu toprağın insanı "Sevr'i" yırtıp "Lozan'ı" getiren bir nesle sahip oldu. Elbette ki her "kötülük ve kötüler" olacak ama "iyi" hep olduğu gibi "kötü"yü yıkacak ! Hem de kalleşçe değil "mertçe" !
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 18, 2009, 11:26:18 ÖÖ
Sn.M.Akyol

Sizin gibi düşünenler zamanında bu ülkede bir başbakan astırdı,nasıl olurda Türkiyenin oteriter bir rejime gittiğini savunursunuz.

İkincisi ordunun da kendine çeki düzen vermesi gerekiyor Ergenekon denir altında ordu çıkar darbe günlükleri ee şimdi doğruluğu tartışılan belgeler bu ordu 4 darbe yaptı 4 darbe girişiminde bulundu buna yeter artık ama...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Haziran 18, 2009, 05:43:47 ÖS
Değerli Üyeler,

Kendisinin öğrencisi olma şansım olmadı ama Doksat Hoca'ya yönelik şükran duygularımı,saygı ,sevgi ve en iyi dileklerimi buraya kaydetmek isterim. Şükürler olsun ki , muhakeme kabiliyetini haiz , ülkesine candan bağlı , "sahici saygınlığa" sahip, aydınlık , düzgün insanlarımızın hala var olduğuna kendisinin şahsında tanıklık ediyoruz.  Doksat Hoca'nın uzun , çok çok uzun bir ömrü olsun ; bizim için hep orada  olsun , Doksat Hoca'ların sayısı katlanarak artsın.

Başbakan idamı konusunda "ihtiyacı olanlar için" bilgilendirme notu : Türkiye Cumhuriyeti , başbakan idam etmiş tek ülke değildir .  Tarih : 15 Ekim 1945 , Fransa Başbakanı Pierre Laval vatana ihanetten idam edildi . Suç detayı : Kişisel çıkarı için yabancı devletle(Almanya) işbirliği kurmak ve bu nedenle Fransız Halkı'nın ulusal utanç yaşamasına kasten sebebiyet vermek . İdamında geleneksel darağacı metodunun uygulanmasına , yakınları ile vedalaşmasına , bir din görevlisi ile son bir görüşme yapmasına dahi izin verilmedi. Fransa Başbakanı Pierre Laval vatanına ihanetten çırılçıplak ve kurşuna dizilerek idam edildi. 

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Haziran 19, 2009, 12:47:17 ÖÖ
Taraf, Vakit , Sızıntı , Zaman vs....Bozacının şahidi şıracı...Bunlar Hüseyin Üzmez ' e dahi destek veren

basını temsil ediyor...Arkadaşlar cennete gidecekler ; seni beni koymazlar asla ; ellerinde cennetten

ayrılmış arazilerin tapusu mevcut...

Öte yandan Osman Baydemir terorist için açılan taziye çadırını ziyaret ediyor , beyefendi hergün

televizyona çıkıp Türkiye haritası önünde sınırlarımızı belirliyor, bu gibi durumlarda ise Genelkurmay

Başkanı asla bişey söyleyemez....Niçinmiş efendim ?   Öyle bi de söyler ki bal gibi...Aha da söyledi...Ne

oldu demokrasi mi yok oldu ? Valla kimseler kusura bakması , bakacaksa da baksın ; bunların derdi nedir

biz biliyoruz...

Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 19, 2009, 12:16:59 ÖS
   Sn.Doksat hocanın yazısında daha baştan şovenizm kokuyor milliyetçilik yapılıyor ben kendisini tanımam ama Kürtçülük ve Türkçülük üzerine yazısını kurgulaması sanki sahicimiş gibi her Türküm.Türkçüyüm diyenin hapisahaneye atılmasından bahsediyor tabi bu kulliyen yalan.

    Sn.Ozak 1977 Taraf gezetesi alıp okudunuz mu hiç merak ediyorum acaba vakite benziyor mu?

    Sn.Nuvea bir insan asmak veya öldürmek yok yere ne kadar kötü ve zalimce siz de kalkmış tek asan biz değiliz gibi bir ithamla çıkmışsınız..

    Arkadaşlar size sorayım bugun iran rejimini beğenen var mı içimizde molla rejiminden bahsediyorum orda da sözde bir cumhuriyet var ama demokrasiden bahsedilemiyor bile işte Türkiyenin bence dışarıdan görünüşü de şöyle kurucu iktidarın vesayeti altında ordu kontrolunda bir demokrasi keşke bu işler de doğruda yapılsa o da yok işte ülkenin bence durumu bu...

     Sn.Ozak1977 Genelkurmaybaşkanın çıkıp ulu orta siyasi konulardan bahsetmesini normal buluyorsunuz acaba bu gerçekten normal mi hangi ileri demokrasilerde gözüken bir şey bugun Chp sosyal demokrat yapısını koruysaydı ve iyi bir sol muhalefet olsaydı Diyarbakır Belediye Başkanlığında Osman Baydemir yerine Chp'den veya bahsettiğim sol partiden birini görürdük bu da Kürt sorunun daha akli selim içerisinde çözülmesine neden olurdu.

     Saygılarımla..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Isis - Haziran 19, 2009, 01:03:57 ÖS
Yazilanlari okuyunca aklima gecenlerde bir ozel kanalda izledigim tartisma programi geldi.  Turkiye'de "Seckinler" in basortululere ve halka nasil baktigi ile ilgili bir anket uzerinde tartisiliyordu.Bir sosyolog bayan "Seckinlerin" kimler oldugunu soyle acikladi. Seckin bir egitim duzeyinin yanisira (ozel kolej mezunu, iyi universitelerde okumus vs.), ic ve dis sermayede soz sahibi, kentli, 21. yy degerlerine ayak uydurabilmis kisiler oldugunu soylerken, bunun yanisira koyden gelip te kent hayatina adapte olabilmis ve bu degerlere sahip zumrenin de "seckin sinifina" dahil oldugunu soyledi. Sonra soz alan bir AKP'li kurucu uye de "Turkiye'de bu kriterlere uyan basortulu seckinlerin de oldugu" nu soyleyince film koptu cunku sosyolog bayan ailede basortulu yakinlari olanlarin "seckin sinifi"na dahil olamayacagini savunmustu.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Haziran 19, 2009, 01:49:23 ÖS
Bu yayın organlarına bi de Nokta ' yı (kapatıldı diye biliyorum ) eklemeyi unutmuşum ,tabi kısmen

de Radikal 'i ve Sabah ' ı Sayın Amurdad ;

ortak yanları dincilikten ziyane bölücülük , ordu düşmanlığı...Ben bunu kasteddim ki bu da Sayın

Altanların oligarşik İslam Devleti özlemi çeken AKP 'yi öve öve bitirememesinin sebebi  olsa

gerek...Ortak nokta :kahrolsun ordu...Tu Kaka ordu...


Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 19, 2009, 05:46:03 ÖS
Sn.Ozak
İşte bende sonuna kadar diyebilirim Mehmet Altancıyım onun fikirlerine bayılıyorum daha öncede yazmıştım bu

adam vatandaşlık kitabı yazmalı bu ülkeye çocuklarımız okumalı..Maksadında orduyu kötülemek değil demokrat bir

ülkeden bahsetmek olduğunu anlarsınız umarım.Şuraya bakın bu ülkenin orta solu Radikal orduya tu kaka diyor

Muhafazakar Sabah diyor ki başka bir ülke de bir muhafazakar gazetenin orduya yüklendiğini göremessiniz Liberaller

aman ordu uzak dursun hayat daha iyi olur diyor Taraf özgürlükçü bir gazete yine aynı çizgide bu ülkenin solu sağı

Ergenekoncular hariç herkes ordu üzerinde hem fikir aman ordu uzak dursun ...Bize bunu mu anlatmaya çalıştınız acaba

 ;yoksa ben mi öyle anladım... ;D

Saygılarımla..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Haziran 19, 2009, 06:09:24 ÖS
Sayın Amurdad,

Tabi ki  Ordu Tu Ka Ka , cici Pe Ka Ka...değil mi !  Dinci liboşlarla eski komünistler elele orduya karşı ...

Halk bu fikirde değil ama  ...Ben Anadolu ' da da İstanbul ' da da görev yaptım ,az çok vatandaş nasıl

düşünüyor biliyorum...Türk halkı hangi partiye oy verirse versin ordusuna güveniyor ve her zaman

arkasında olacaktır...Sizce darbeler niçin tutunabilmiş ? Eğer halkın büyük çoğunluğu orduya destek

vermeseydi gerçekleşen darbelerin hiçbiri de başarılı  olmazdı...Bildiğiniz üzere her Türk vatandaşı

askerlik yapar...Türk ordusu gücünü vatandaşından alır ,ister beğenin , ister beğenmeyin...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Haziran 19, 2009, 06:50:21 ÖS
Sayın Amurdad,


Benzer durum İsrail de de mevcuttur. İsrail Genel Kurmay Başkanı gerektiğinde fikrini beyan etmektedir,

orada da terör başa beladır ve her vatandaş askerlik yapar...Türkiye ve İsrail gibi cici komşuları olan

batıya yakın ülkelerin Avrupa ülkeleri gibi zayıf orduya sahip olmaları beklenemez...Yalnız benim

anlatmak istediğim elbetteki darbe yandaşlarını savunmak değildir...Her kurumda olduğu gibi Türk

ordusunda da çürükler çıkacaktır ve onlar da denize atılan çöpler gibi karaya vurularak iade edilecektir...

Günümüzde ise ordu düşmanlığı , gereksiz yıpratma , haysiyetiyle oynanma durumuna gelmiştir...Türk

anası evladını kına yakarak davullarla , halaylarla askere gönderir...İşte Altanların anlayamadığı da

budur : ordu , Türküm diyen halkı temsil etmektedir...


Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Haziran 19, 2009, 07:12:11 ÖS
Herkes ve herşey gelir geçer,baki olan devlettir.Siyasetçiyi suçlar gibi,devletin kurumlarını suçlayanlar intihara meyilli olmalılar.Çünkü devlet,tüm millete aittir.Kurumlar günah işleyemez.Temel hukuk prensiplerine uygun teşekkül edilmişlerdir.Kurumların başındakilerin günahları,kendilerini bağlar.Siyasetin,siyasetçinin,gazetecinin,vatandaşın çizgisi değişebilir ama devletin kurumlarının,hele ki ordunun değişmez paradigmaları vardır.İçinde yaşadığımız toplumu,onca vurguna rağmen ayakta tutan bu paradigmalardır.

Devlete saldırmakla,vasisi olan,millete saldırmak arasında bir fark yoktur.Unutmayalım ki askerlik,bu milletin ilk mesleğidir.Atalarımız yoluyla genlerimize kadar işlemiştir.Toplumda art niyetle yapılabilecek hiçbir değişim,bu milleti askerlikten soğutamaz.Bu uğraşlar nafile olduğu kadar şer niyetler barındırmaktadır.Tarihte de memleketi içine düştüğü her buhrandan kurtaran Türk ordusu,bu odaklarla mücadele edebilecek ehliyete sahiptir:Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.Gizli servislerin beslemesi,aydın geçinen medya mensuplarını bu millet,daha öncede görmüş,hakettiği cezayı vermekte tereddüt etmemiştir.

Herkes aklını başına toplasın;bizim başka vatanımız,milletimiz,ordumuz yok.Milletce canımız yandığında kapısını çalabileceğimiz bir kurumumuz da yok.Bizi milliyetçilikle suçlayan ülkeler,halen kendileri millet olma gayretindeler.Kraldan çok kralcı olmak şuuru ile hareket edip,atalarımızın kemiklerini sızlatmanın zamanı ve yeri değildir.Avrupalı,çağdaş,demokrat olma adına,öz benliğimizden feragat etmemiz gerektiğini savunanlar,gün gelir kendilerine barınacak bir karış toprak bulamayabilirler.


Saygılarımla.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Waldow - Haziran 19, 2009, 07:53:45 ÖS
Bu ülkede basbakanlar v.s asıldıysa bunların sebepleri vardı.Kimse ben halkın su kadar desteğini aldım istedigimi yaparım , halk isterse laikligide kaldırırım diyemez. Neden mi ? Çünkü halkın buyuk çoğunluğu bilinçsiz, yoksul ve çaresiz.1 kilo pirince oy satıyorlar.Yani onlar laiklik neymis demokrasi neymiş onları düşünmüyorlar o insanlar karınlarını doyurmak için yaşıyorlar.Sonra kalkıp varoşlardon oyları toplayıp kendi fikirlerini halk istiyormuşcasına yansıtırsan orduda buna dur demek zorundadır.Çünkü bu ulkenin bekçisi kimdir ? Tabiki ordu , bu ülkede bir seyler ters giderse kim duzeltecek bunları tabiki ordu. Eger siz milletinizin ordusundan nefret ediyorsanız ; zaten bu ülkeyle problemlerınız vardır demektir.Ve bunlarıda çözemezsiniz emin olun çünkü biz asla ordumuzdan ve Atatürkün bize miras bıraktığı değerlerden vazgeçmeyeceğiz ! Ordu zamanında bir kac kere darbe yaptı simdi bunun üzerinden soylenti cıkarıp insanları hapse atıyorlar. Söylentiyle belgeyle vs ile hapse atılmayıda dunyanın hiç bir yerinde göremiyoruz. Burası TÜRKİYE öyleya başa geçen herkesin kendi derin devletini kurması ve kadrolasması gerekir. Önüne çıkan engelleride bir şekilde temizlemesi gerekir. Nasıl olursa olsun ÖNEMLİ DEĞİL !
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 20, 2009, 05:35:01 ÖS
 Benim en son yazdığımdan sonraki yazıları dikkatlice okuyun işte arkadaşlar bu kafayla demokrasi olmaz,ülke yönetilmez,bende diyorum biz niye böyleyiz meğer o kadar çokmuş sabit kafalar...

SAygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Haziran 20, 2009, 07:14:27 ÖS
Değerli Üyelerimiz,

Sayın ozak1977'ye katılmamak elde değil. Elbette ordunun durması gereken çerçeve vardır ve olmalıdır ancak , bölücü,ayrılıkçı,irticacı yapılanmaya karşı koruma sağlayan tüm yasalar Anayasa'dan çıkartıldığı için ve aşırı riskli komşulara sahip bir coğrafyada bulunmamız nedeniyle Türk Ordusu'nun AB üyesi ordular gibi küçük-yalın organizasyon yapısında,pasif memurlar haline dönüşmesi olanaklı ve yapılabilir değildir. Bu nedenle ordu İç Hizmet Kanunu'nda belirtilen görev tanımından sorumludur. Bu tanımın daraltılması ancak irticaya,bölücü-ayrılıkçı ,çözülmeyi çabuklaştırıcı suçlara karşı , sağ-liberal kafaların bu suçları suç olmaktan çıkartması nedeniyle çağdaş birey bölücüye ve mürteciye karşı yasal savunmasız kalmış ve bu nedenle ordumuzun görev tanımı diğer ülkelerinkinden zorunlu ve kaçınılmaz olarak nitel ve nicel yönden farklılaşmıştır. Anılan unsurlar suç olarak yeniden yasalara girip caydırıcı ve işleyen hükümlerle vatandaşlar olarak koruma altına gireceğimiz tarihe dek ordu bu boşluğa izin vermeyecektir. Gerekli yasalarla laik demokrat bireye koruyucu zırh sağlandıktan sonra ordu elbette doğal görev tanım sınırlarına dönmelidir .  Ancak her durumda eline haritayı alıp bakan herkes , bu coğrafyada (Rusya,İran,Irak,İsrail-Filistin,Yunanistan ,Balkanlar,Güneydoğu Sorunu ,1915 olayları,Ege kıta sahanlığı meselesi ,Boğzalar'ın denetimi ,enerji koridoru hadisesi  .......daha saymaya gerek yok sanırım) tüm ve sağlam durabilmemiz için güçlü , tüm,noksansız ve yekpare ve moralli orduya ihtiyaç duyacağımızı teslim edecektir.     

Eksiğine gediğine rağmen, bu cumhuriyet asker eliyle,ordusu sayesinde kurulabilmiştir. Gerekli caydırıcı yasal düzenlemeler çıkmaksızın,ordunun aşırı pasifize edilmesi ,saygınlığına dil ve el uzatılması ,sadece çağdaş bireyleri bölücü,ayrılıkçı , emperyaliste kul- köle , liboş hayranı ve içki-heykel karşıtı , kadın çağdaşlığına karşı duran Kürt SAİD'ci takımı ve bunların şürekası karşısında savunmasız bırakmaya yönelik nafile bir girişimdir.

Laik demokratik cumhuriyete kalben ruhen zihnen ve köküne dek ne pahasına olursa olsun bağlı tabakalar, demokrasiyi cahil-i mürekkep 'den öğrenecek değil. Demokrasi GELİŞMİŞ bireyler için büyük nimettir ancak hiçbir demokrasi kendisini aşındıracak veya ortadan kaldıracak yapıyı kabul etmez .Bunları geri püskürtecek refleksler de çok güçlüdür .  Altın kuralı anımsayınız:Cehalet arttıkça cüret artar ama bizim çocuklarımız bazı ezilesi , yok olası ,kökünden kazınası kafaların övgüler düzdüğü Kürt Said'in risalelerini ve Altan ailesinin kendi ülkesinin tümlüğüne ve kendi ordusuna kast eden yazı yığışımlarını okumayacak.

Türkiye'nin sahip olduğu yegane prestij unsuru olağanüstü kabiliyetteki ve dayanıklılıktaki ordusudur.Bunun dışında 1950'den itibaren Demokrat Parti icraatları ve onların takımından hükümetlerin denetimsiz liberalizasyon, demokrasi soslu irtica , sanat-bilim-akıl-birey karşıtlığı , kariyersiz boynu bükük başı ve aklı , geleceği bağlanmış , sakıncalı ve günahkar diye evlere tıkılmış ,kişiliği gücü parası kariyeri özvarlığı iğdiş edilmiş ,itaatkarlığa zorlanmış , ne köylü ne kentli garip bir  kadın tipi , "sağ-liberal takunyalı Özal ahlakı" nedeniyle de iktisadi hayatımızda kalıcı yapısal bozukluk bırakan hayali ihracatlar, "işini bilen" memur tipi , kendi toprağını satabilen soysuz bürokrat tiplemeleri , kendi ordusuna savaş açan literatürde bile nereye konacağı bilinemeyen anormal kafa yapıları , üstü başka altı başka , Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile alakası olmayan arızalı profiller nedeniyle ülkemiz cazibe noktalarını birer birer yitirmiş ve yabancı devletlerde saygı uyandıran yegane varlığı ordusu kalmıştır.

Birgün benim de bir oğlum olursa , bu kökü kazınası kafaların anormal,bölücü-mürteci yapılı , mantıktan ari muhayyilesi ile zehirlenmemesi için herşeyi,herşeyi,herşeyi yapıyor olacağım. Kaç oğlum varsa hepsi askerliğini gerektiği usul ve biçimde yapacak, kökünü, bu ülkeyi bu ülke yapan çağdaş değerleri bilecek , kültürlü,gelişmiş sanata bilime duyarlı , kadına zarafetle yaklaşmayı ve onu birey olarak tüm haklarıyla kabul eden , sadece öğrenim görmüş değil eğitilmiş , öğrenmiş bir fert olacak ; beyni alınmış ,tutarsız ,anormal yapılı , sanata ve kadına saygısız , risale denen gülünç yazı yığışımlarıyla zihni faaliyeti felce uğratılmış , "geleneklere saygı" kisvesi altında geri modellerin savunusunu yapma cüretini gösterenlerin ""kimler" olduğunu ,bunların kökünün hangi usullerle kazınacağını , bu kanserli hücrelerin nasıl temizleneceğini ayırt edebilecek. Askerlik yapma hariç , tüm bu unsurlar kız çocuklar için de elbette baki. Hatta bence biz kadınlar da askerlik yapmalıyız.   

Bizlere "demokrasi" dersi vermeye kalkanların yazılarını bir tarayınız. Bu kafanın nerelere sızmayı hayal ettiğini kavrayınız.Bu profili gördüğünüz yerde tanıyabiliniz. Bu ülke şu anda ordusu üzerinde durmakta ve yükselmektedir ve ne olursa , her ne olursa olsun , bu ülkenin askerin olağanüstü vizyonu ve hiçbir ulusta bulunmayan istisnai kabiliyeti ile varlığını , çağdaşlığını koruduğunu unutmayınız.Bir an bile. Çünkü bir tek anlık ihmal, basiret yokluğu bir ulusun topyekun mahvına sebep olabilir.

İyi okuyunuz bu kafayı. Cahilin ders vermeye kalkışmasına gülmeyiniz. Bu doğaldır.Çünkü o bilmez. Hoşgörün onu. Hoşgörüde ölçütümüz şu olmalıdır: İyi niyetli ama eğitime ulaşamamış insanlarımıza yardımcı olalım , ama cahilin art niyetlisini gördüğümüz yerde teşhis edebilelim. Böylelerini hoşgörmek sadece sayılarını ve yoğunluklarını arttırır. Kimi hoşgöreceğimizi iyi ayıralım.  Kime bulaştığını, nereye kör dövüşüyle saldırdığını, kime ve neye hizmet ettiğini algılamayan bu kafayı anında tanıyalım. . Ebeveynseniz , minimini , dünyadan habersiz , pırıl pırıl ve masum çocuklarınızı kendi ordusunun hırpalanmasını savunabilecek , bilim-sanat-çağdaş kadın düşmanı , risale-sever , ayrılıkçı-mürteci bu KAFA'dan tüm varlığınız pahasına , köküne ve sonuna dek koruyunuz .       

Saygılarımla 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Waldow - Haziran 20, 2009, 09:57:55 ÖS
Sn.Nueva gerçekleri tüm çıplaklığıyla bir kere daha gözler önüne sermişsiniz yazınız çok güzel olmuş teşekkürler.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 21, 2009, 11:15:24 ÖÖ


İyi okuyunuz bu kafayı. Cahilin ders vermeye kalkışmasına gülmeyiniz. Bu doğaldır.Çünkü o bilmez. Hoşgörün onu. Hoşgörüde ölçütümüz şu olmalıdır: İyi niyetli ama eğitime ulaşamamış insanlarımıza yardımcı olalım , ama cahilin art niyetlisini gördüğümüz yerde teşhis edebilelim. Böylelerini hoşgörmek sadece sayılarını ve yoğunluklarını arttırır. Kimi hoşgöreceğimizi iyi ayıralım.  Kime bulaştığını, nereye kör dövüşüyle saldırdığını, kime ve neye hizmet ettiğini algılamayan bu kafayı anında tanıyalım. . Ebeveynseniz , minimini , dünyadan habersiz , pırıl pırıl ve masum çocuklarınızı kendi ordusunun hırpalanmasını savunabilecek , bilim-sanat-çağdaş kadın düşmanı , risale-sever , ayrılıkçı-mürteci bu KAFA'dan tüm varlığınız pahasına , köküne ve sonuna dek koruyunuz .       

Saygılarımla 

 Şimdi Sn.Nuvea'nın yazısını okuyorumda sanki bu ülkede 12 Eylül darbesiyle irticayı palazlandıran ordu değilmiş gibi ordu ne zaman başa geçse sonraki yıllar ülke de mutlaka bir karkagaşa çıkıyor şimdi yaşadığımız gibi.

  Sn.Nuvea askere gitmekten bahsetmiş bakın ben gittim jandarmaydım yani piyade asker sayılırım orduda silah yok olan silahlar köhne ve sıradan zaten karşı çıktığım konulardan biri de ordu modernize olmalı bu yapılmıyor asıl böyle bir durumla orduya daha çok zarar veriliyor kimin vatan perver kimin satıcı gerici olduğu internetden belli olmaz.Bu coğrafya da hala büyük ve hantal bir ordunun bulunması suç asıl bizimkilerde avrupa gibi olmalı Sn.Nuvea kimin vatan haini olduğunu merak ediyorsanız 12 Eylül darbesiyle gelen memur tiplerine bakın çeteleşen polis ordu teşkilatına bakın ha benim vatanım derin devletden geçer diyorsanız orda da ben olmam.

   İçki içmiyorum diye ve said nursinin risalelerini seviyorum diye murteci oldum bu yaftayı da bana takan sadece bu forumda Sn:Nuvea yani neden değişik fikirleri kabullenemiyorsunuz size 10 defa sanat konusunda fikirlerimi de yazdım yolumu da sizde iflah olmaz bir iftiracı çıktınız yani..

   Bende sizin gibilere aldırmıyorum sadece üzülüyorum ben gelecekteki barışı hayal ediyorum savaşsız bir dünyayı ordusuz bir memleketi size ordunuzla mutluluklar...

   Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Haziran 21, 2009, 01:09:22 ÖS
Sayın Nuvea ,

İnsan sarrafı olmalısınız , yazılarınızı takip ediyorum ; gönlümüzde taht kurdunuz...Teşekkür ederiz...


Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Haziran 21, 2009, 05:49:39 ÖS
Sayın ozak1977 ve Sayın Waldow,

Ben de sizleri okuyor, yazılarınızı takip ediyor , eksik ya da yanlış bildiğim birçok şeyi öğrenebiliyorum sizlerden. Paylaşımların karşılıklı olabilmesi, anlaşılabilme duygusu ve sizlerin sadece iki kişi değil , sergilenen tezgahların ötesini net olarak görebilen  milyonlarca  duyarlı vatandaşımızın birer temsilcisi olmanız nedeniyle burada sizlerle birarada bulunmaktan son derece mutluyum. Ne yapılmak istenirse istensin , topraklarımıza,ordumuzun haysiyetine ,milletimizin tüm zorluklara ve kışkırtmalara rağmen çağdaşlık,saygınlık,bilim,akıl,özveri ,vatanseverlik ilke ve ülküsüne bağlılığının aşındırılamadığını sizlerin varlığıyla birkez daha görmekteyiz. Ben de sizlere çok teşekkür ediyorum.

Saygı, sevgi ve en iyi dileklerimle     
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Haziran 22, 2009, 11:06:29 ÖÖ

Sayın Nuvea,

İnşallah birgün bir oğlunuz olur ve siz o nu,ilkeleriniz doğrultusunda yetiştirme fırsatını elde edersiniz.Açıkçası o çocuğun büyümüş halini görüp,onunla tanışmaktan büyük keyif alırdım :)Ancak,dilerim kız çocuğunuz da olur,onuda yetiştirisiniz.Çünkü bu memleketin asıl ihtiyacının ,sizin gibi düşünen" ana"lar olduğuna inanıyorum.

Eski bir asker olarak vatan evlatlarının yetiştirilmesinde "analar"ımızın gösterdiği özveri,fedakarlık ve metanet emarelerine bizzat şahit olmaktan herzaman büyük onur duydum.Bu vesile ile nezdinizde,tüm Türk analarını birkez daha kutluyorum.


Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Haziran 22, 2009, 04:11:01 ÖS
Sayın Ceycet Merhaba ,

Yazınızda hakkımda yer verdiğiniz ifadeler hayatımda aldığım en iyi komplimanlardan . Size de çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki , bebeklerin dünyayla kurduğu ilk ve en yoğun ilişki babadan ziyade anneyle olduğu için , kişinin ilk gördüğü "anne modeli"  mantalite oluşma döneminde çok etkin. Bebek, annesi nasıl ise dünyayı da öyle görüyor ; bu nedenle de ileride iki nesil sonrasını yetiştirecek isek , donanımlı , gelişmiş,duyarlı ve çocuğa neyin ne olduğunu açıklayabilecek ruhsal ve entelektüel birikimde ve  durumda olmak için sürekli gayret etmeliyiz.

Ben de çocuk yetiştirirken , yetiştirdiğim bebeğin tüm gelişim aşamalarında sizler gibi kıymetli rol modellerle çevrili olmasını , dünyayı doğru gözlükle görmesini isterim.

Size saygı ,sevgi ve en iyi dileklerimi gönderiyorum.
 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Haziran 22, 2009, 04:18:48 ÖS
Sayın Ceycet Merhaba ,

Yazınızda hakkımda yer verdiğiniz ifadeler hayatımda aldığım en iyi komplimanlardan . Size de çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki , bebeklerin dünyayla kurduğu ilk ve en yoğun ilişki babadan ziyade anneyle olduğu için , kişinin ilk gördüğü "anne modeli"  mantalite oluşma döneminde çok etkin. Bebek, annesi nasıl ise dünyayı da öyle görüyor ; bu nedenle de ileride iki nesil sonrasını yetiştirecek isek , donanımlı , gelişmiş,duyarlı ve çocuğa neyin ne olduğunu açıklayabilecek ruhsal ve entelektüel birikimde ve  durumda olmak için sürekli gayret etmeliyiz.

Ben de çocuk yetiştirirken , yetiştirdiğim bebeğin tüm gelişim aşamalarında sizler gibi kıymetli rol modellerle çevrili olmasını , dünyayı doğru gözlükle görmesini isterim.

Size saygı ,sevgi ve en iyi dileklerimi gönderiyorum.
 



Sayın Nuvea;

Ben de size çok teşekkür ederim.Onca yokluk,çaresizlik,cehalet içerisinde bile Anadolu kadınlarının yetiştirdiği vatan evlatlarından nice cevherler çıkmışken,sizin  gibi donanımlı ve yetkin anaların yetiştireceği çocuklara,gönül rahatlılığı ile emanet edebileceğimiz vatan topraklarına ilelebet zarar gelmeyeceğine yürekten inanıyorum.


Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 22, 2009, 04:26:21 ÖS
Benim en son yazdığımdan sonraki yazıları dikkatlice okuyun işte arkadaşlar bu kafayla demokrasi olmaz,ülke yönetilmez,bende diyorum biz niye böyleyiz meğer o kadar çokmuş sabit kafalar...

SAygılarımla

Sabit kafalar tümcemle haddimi aştıysam  kırılan herkezden özür dilerim sadece demokratik anlayışla ile bu kadar aşırı ordu sevgisinin aynı düşüncelerde yer bulmasına ülkemiz şartlarında anlayamıyorum..ülkemizde kim yaparsa yapsın hukuk dışı atılımların karşısındayım..

Saygılarımla...İyi günler

Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Haziran 22, 2009, 04:34:34 ÖS
Benim en son yazdığımdan sonraki yazıları dikkatlice okuyun işte arkadaşlar bu kafayla demokrasi olmaz,ülke yönetilmez,bende diyorum biz niye böyleyiz meğer o kadar çokmuş sabit kafalar...

SAygılarımla


Sayın Amurdad,

Bazen bazı konularda kafaların sabit olması mutlak hayır için gerekli olabilir diye düşünüyorum.Demokratik sistemin de dogmaları,dokunulmazlıkları olmalıdır ki,üniter yapı muhafaza edilebilsin.


Saygılarımla...

Sabit kafalar tümcemle haddimi aştıysam  kırılan herkezden özür dilerim sadece demokratik anlayışla ile bu kadar aşırı ordu sevgisinin aynı düşüncelerde yer bulmasına ülkemiz şartlarında anlayamıyorum..ülkemizde kim yaparsa yapsın hukuk dışı atılımların karşısındayım..

Saygılarımla...İyi günler


Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Genius Loci - Haziran 22, 2009, 05:51:57 ÖS
Taraf, Genelkurmay’a ait olduğu ileri sürülen “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın altındaki imzayla ilgili tartışmaları bitirecek Jandarma ve Emniyet’in resmî raporlarına ulaştı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların başvurusu üzerine belgedeki imzayı inceleyen İstanbul Bölge Polis Kriminal Laboratuvarı, imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunu tespit etti. Rapordaki imza için, “Çiçek’in elinin mahsulü olduğu kanaatine varılmıştır” dendi. Emniyet’le aynı kanıyı taşıyan Jandarma raporunda ise “Genel şekil yönünden benzerlik gösteriyor” ifadesine yer verildi.

İşte jandarma raporu
Taraf’ın ortaya çıkardığı “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı”ndan sonra Jandarma Kriminal Laboratuvarı, belgede bulunan Dursun Çiçek’in imzasıyla ilgili inceleme başlattı. İncelemenin sonunda 16 Haziran 2009’da hazırlanan raporda aynen şu ifadeler kullanıldı: “İnceleme konusu belgelerin 4’üncü sayfasında Dursun Çiçek Dr. Dz. P. Kur. Kd. Alb. ismi üzerinde bulunan imza ile Dursun Çiçek’in mukayese imzaları arasında genel şekil yönünden benzerlik görülmüştür.”

Bu da polis raporu
Jandarma raporunun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaşmasının ardından Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Polis Kriminal Laboratuvarı’nda da bir inceleme yapıldı.
Polis Kriminal Laboratuvarı; cep telefonu alımı, kredi kartı başvuru sözleşmeleri, pasaport ve ruhsat işlemleri ile Ankara 26. ve 36. noterlerle yapılan alım sözleşmelerindeki Dursun Çiçek’e ait 21 imza örneğini topladı.

Ve sonuç: İmzalar albayın
20 Haziran 2009’da konuyla ilgili raporunu tamamlayan Polis Kriminal’i şu sonuca vardı: “Bu şartlar altında tetkik konusu ‘GİZLİ İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI’ başlıklı (4) sayfalık belgenin 4. sayfasında ‘Dursun Çiçek Dr. Dz. P. Kur. Kd. Alb.’ ibareleri üzerinde mevcut imza ile Dursun Çiçek isimli şahsın mevcut mukayese imzaları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve aralarında:

- İmzaların genel formları,
- İmzaların başlangıç bölümlerinin tersim tarzı,
- İmzalar içerisindeki el hareketlerinin yapıları, istifleniş usulleri,
- İmzaların son bölümlerini oluşturan hatların inşa tarzı,
- İmzaları oluşturan hatların birbirlerine olan konumları, ritm dağılımları gibi kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluk ve benzerlikler bulunduğu müşahede edilmiştir.

İzah edilen inceleme şartları ve belirlenen bulgulara atfen tetkik konusu belgenin 4. sayfasında ‘Dursun Çiçek Dr. Dz. P. Kur. Kd. Alb’ ibareleri üzerinde mevcut imzanın Dursun Çiçek’in elinin mahsulü olduğu kanaatine varılmıştır.”

"TARAF"tan alıntıdır.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 22, 2009, 06:29:38 ÖS
 sN.cEYCET
 Demokrasilerde ki bence en büyük dogma kişi hak ve hürriyetlerine dokunmazlıktır,işte karşı çıktığım dillendirmek istediğim konu da bu zaten ülkenin sorunları yok demiyorum ama çözüm yeri bağımsız meclis,sivil toplum örgütleri,ve aydınlar,halktır.

  Yoksa koruyucu rolu dışında başka görevi olmayan veya olmaması gereken ordu değildir.Siz orduyu yegane koruyucu laikliğin teminatı diye gösterirseniz o zaman orduya başka rol biçmiş olursunuz ki bu da sakıncalıdır niye polisin laikliği korumak gibi bir görevi yok acaba.

  Yıl 1929 değil veya 1923 değil artık ordu görevini yapmış savaşı kazanmış ve önder M.K. Paşa komutasında cumhuriyet kurulmuş sene 2009 artık bazı şeylerin değişmesi lazım gücü halk almalı seçimleri almalı el altından yürütülen operasyonlar değil.

   Şemdinli davası acaba nasıl bir sonuca vardı.?Önüne gelen paşa yetkilerini aşıp ülke gündemi oluşturmamalı.Sizce demokrasinin teminatı ve laikliğin halk mı olmalı ordu mu?
  
     Saygılarımla..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Haziran 22, 2009, 06:52:04 ÖS
sN.cEYCET
 Demokrasilerde ki bence en büyük dogma kişi hak ve hürriyetlerine dokunmazlıktır,işte karşı çıktığım dillendirmek istediğim konu da bu zaten ülkenin sorunları yok demiyorum ama çözüm yeri bağımsız meclis,sivil toplum örgütleri,ve aydınlar,halktır.

  Yoksa koruyucu rolu dışında başka görevi olmayan veya olmaması gereken ordu değildir.Siz orduyu yegane koruyucu laikliğin teminatı diye gösterirseniz o zaman orduya başka rol biçmiş olursunuz ki bu da sakıncalıdır niye polisin laikliği korumak gibi bir görevi yok acaba.

  Yıl 1929 değil veya 1923 değil artık ordu görevini yapmış savaşı kazanmış ve önder M.K. Paşa komutasında cumhuriyet kurulmuş sene 2009 artık bazı şeylerin değişmesi lazım gücü halk almalı seçimleri almalı el altından yürütülen operasyonlar değil.

   Şemdinli davası acaba nasıl bir sonuca vardı.?Önüne gelen paşa yetkilerini aşıp ülke gündemi oluşturmamalı.Sizce demokrasinin teminatı ve laikliğin halk mı olmalı ordu mu?
   
     Saygılarımla..


Sayın Amurdad,

T.C devletinin bir kuruluş felsefesi vardır.Bu felsefe uyarınca,cumhuriyeti kuranlar,cumhuriyetin değişmez ilkelerini,T.C yi oluşturan bütün kurumlara emanet etmişlerdir.(Sadece Orduya değil)Demokratik toplumlarda hernekadar ülke yönetimini seçilmişler üstlenmiş olsalarda,Devletin değişmez ilkelerini korumak ve kollamak bütün devlet kurumları kadar,her vatandaşın da görevidir.

Halk meclisi oluşturdu,kendini yöneteceklere yetki verdi;diye,hiçbir erk in başına buyruk,devleti ve milleti tehlikeye atacak fiilleri rastgele işleme lüksü,hakkı ve yetkisi yoktur.Cumhuriyetin temel ilkelerini tehlikeye atacak her kim olursa olsun,devlet kurumları, bu keyfiyete "dur"demek zorundadır.

Kaldı ki malesef ülkemizde henüz demokrasiden söz etmek için çok erken.Mevcut siyasi partiler yasasıyla seçilen seçilmişlerin konumlarının ne kadar demokratik olduğu tartışma bile götürmez.Mevcut ortamda Ordu vb.kurumların cumhuriyet ile ilgili hassasiyetlerini korumaları aslında memleket için küçümsenemeyecek kadar önemlidir.1938 den bugüne,kim ne yaparsa yapsın mantığı hakim olsaydı,mazallah üzerinde gezeceğimiz vatan toprağı bulabilme şansımız olmayabilirdi.Kimin neye,nekadar müdahele ettiğini sorgulamadan önce,neden müdahale etme zorunluluğu hissettiğinide irdelememiz gerekir diye düşünüyorum.


Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 01:08:29 ÖÖ
Sizce darbeler niçin tutunabilmiş ? Eğer halkın büyük çoğunluğu orduya destek

vermeseydi gerçekleşen darbelerin hiçbiri de başarılı  olmazdı...Bildiğiniz üzere her Türk vatandaşı

askerlik yapar...Türk ordusu gücünü vatandaşından alır ,ister beğenin , ister beğenmeyin...
Darbe ile getirilen ana yasaya karşı çıkanları zorla sustururlarsa, asarlarsa, Sn. Evren her gittiği yerde anayasaya karşı çıkmanın 'vatan hainliği' olduğunu dile getiriyorsa ne bekliyordunuz?

Bir gerçek var evet halkımız bazen sadece kendini düşünüyor. Tıpkı o ödemlerde olduğu gibi. Menderes'in asılmasında olduğu gibi vs.
Türk Milleti'ne, bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi asla yaraşmaz!
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 01:15:01 ÖÖ
Herkes ve herşey gelir geçer,baki olan devlettir.Siyasetçiyi suçlar gibi,devletin kurumlarını suçlayanlar intihara meyilli olmalılar.Çünkü devlet,tüm millete aittir.Kurumlar günah işleyemez.Temel hukuk prensiplerine uygun teşekkül edilmişlerdir.Kurumların başındakilerin günahları,kendilerini bağlar.Siyasetin,siyasetçinin,gazetecinin,vatandaşın çizgisi değişebilir ama devletin kurumlarının,hele ki ordunun değişmez paradigmaları vardır.İçinde yaşadığımız toplumu,onca vurguna rağmen ayakta tutan bu paradigmalardır.

Devlete saldırmakla,vasisi olan,millete saldırmak arasında bir fark yoktur.Unutmayalım ki askerlik,bu milletin ilk mesleğidir.Atalarımız yoluyla genlerimize kadar işlemiştir.Toplumda art niyetle yapılabilecek hiçbir değişim,bu milleti askerlikten soğutamaz.Bu uğraşlar nafile olduğu kadar şer niyetler barındırmaktadır.Tarihte de memleketi içine düştüğü her buhrandan kurtaran Türk ordusu,bu odaklarla mücadele edebilecek ehliyete sahiptir:Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.Gizli servislerin beslemesi,aydın geçinen medya mensuplarını bu millet,daha öncede görmüş,hakettiği cezayı vermekte tereddüt etmemiştir.

Herkes aklını başına toplasın;bizim başka vatanımız,milletimiz,ordumuz yok.Milletce canımız yandığında kapısını çalabileceğimiz bir kurumumuz da yok.Bizi milliyetçilikle suçlayan ülkeler,halen kendileri millet olma gayretindeler.Kraldan çok kralcı olmak şuuru ile hareket edip,atalarımızın kemiklerini sızlatmanın zamanı ve yeri değildir.Avrupalı,çağdaş,demokrat olma adına,öz benliğimizden feragat etmemiz gerektiğini savunanlar,gün gelir kendilerine barınacak bir karış toprak bulamayabilirler.


Saygılarımla.
Bunlar bir zamanlar bize "Devlet Herzaman 18 Yaşındadır" sözüyle gayet güzel özetlenmişti.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 01:30:42 ÖÖ
Türk anası evladını kına yakarak davullarla , halaylarla askere gönderir...İşte Altanların anlayamadığı da

budur : ordu , Türküm diyen halkı temsil etmektedir...


Saygılarımla

95 yıl evvel Türk anaları oğullarının saçlarına kına yakarlardı bunun anlamı ise ben Allah yolunda oğlumu kurban ediyorumdur.
Ve ana nasihati vatanını, namusunu korumadan geri gelme oğul'dur. Bu yolda dedelerimiz şehit olmuştur.

Şimdikiler davulla, halayla gönderir çünkü hakiki askerlik yok. Garsonluk yapanda var. Yerleri silende var. Birileri yüzsün diye havuzda korumalık yapanda var.

Komando olanlara sözüm yok, onlara da üzülüyorum çünkü alçak kurşunlara şehit olabiliyorlar. Bunun arkasına baktığımızda ise arkada büyük bir oyun dönüyor. Bunu burada yazmam mümkün değildir. Eğer ki terörle mücadele edilecekse, profesyonel asker yetiştirilmelidir. 20 yaşındaki ömrü boyunca eline silah almamış genci, 2 ay acemi birliğinde süründürerek yıllardır bunu meslek haline getirmiş şerefsiz vatan hainleriyle çatıştırmanın da akla uygun bir yanı yoktur. Onca bordo bereli askerimiz var. Niye natonun istediği alanlarda görev yapıyorlar da, bizim kendi içimizdeki sorunu halletmek için sözünü ettiğim acemi askerler görev yapıyor.

Ordu, Türk'üm diyen halkı temsil eder fakat başı kapalı olan asker anasını ordu kapısından içeri sokmaz.

Askeri okula girersin, ansızın evine birileri gelir ve evi araştırır, evde başı kapalı hanıma niye kapalısınız diye sorar? Bu cüreti nerden buluyorlarsa!

Ekliyecek söz çok fakat sonuç ?

Ben özgürlükçü bir insanım.

Kendi çıkarları uğruna içinde bulunduğu vazifeye hainlik yapan herkese de düşmanım. Bu sözümün bu mesajım ile ilgisi yoktur.

Bu yukarıda yazdıklarımı eleştirmeye kalkanlar elbette çıkar, fakat içinde bulunduğumuz çağda birçok düşünce şekli vardır.
Bende hür iradeli bir insan olarak bunları yanlış olarak görüyorum.

Sevgiler, Saygılar.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 01:53:17 ÖÖ
bu cumhuriyet asker eliyle,ordusu sayesinde kurulabilmiştir. Gerekli caydırıcı yasal düzenlemeler çıkmaksızın,ordunun aşırı pasifize edilmesi ,saygınlığına dil ve el uzatılması ,sadece çağdaş bireyleri bölücü,ayrılıkçı , emperyaliste kul- köle , liboş hayranı ve içki-heykel karşıtı , kadın çağdaşlığına karşı duran Kürt SAİD'ci takımı ve bunların şürekası karşısında savunmasız bırakmaya yönelik nafile bir girişimdir.
Ordunun aşırı pasifize edilmesi?
Ordunun aşırı pasifize edilmesini kimse istemiyor. İstenilen şey bellidir o da şudur 2 nokta üstüste
Askeri mahkeme kaldırılsın. Ordu siyaset yapmasın. Profesyonel askerliğe geçilsin, ordu araç ve gereçleri bundan böyle yenilenmeli ve bunlar israil ve abd yerine Türk Mühendisleri tarafından karşılanmalıdır.

Savaş anında benim F16 savaş uçaklarım ters bir durumda gizli örgütlerce düşürülmesin! Parçasını bile elden alacağım malı ithal ettirmesin.

Anlatabiliyor muyum?

Herşey sizin dışarıdan baktığınız gibi değil ne yazık ki iş nutuk atmakta değil gerçekleri görmektedir.

Bunlarda benim nacizane düşüncelerimdir.

Bakın sizin fikirlerinize uymamakla birlikte, said nursinin hayatını bile okumadım, içkide düzenli olarak içer özellikle çırağanda, heykelde severim, ama mermer değil pişirilmiş toprak malzemeleriyle yapılanlar daha çok hoşuma gider, geçmişe dair herşeye sempatim ve anlatamadığım duygularım vardır.

Sevgilerle..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 02:09:31 ÖÖ
Kaldı ki malesef ülkemizde henüz demokrasiden söz etmek için çok erken.Mevcut siyasi partiler yasasıyla seçilen seçilmişlerin konumlarının ne kadar demokratik olduğu tartışma bile götürmez.Mevcut ortamda Ordu vb.kurumların cumhuriyet ile ilgili hassasiyetlerini korumaları aslında memleket için küçümsenemeyecek kadar önemlidir.1938 den bugüne,kim ne yaparsa yapsın mantığı hakim olsaydı,mazallah üzerinde gezeceğimiz vatan toprağı bulabilme şansımız olmayabilirdi.Kimin neye,nekadar müdahele ettiğini sorgulamadan önce,neden müdahale etme zorunluluğu hissettiğinide irdelememiz gerekir diye düşünüyorum.


Saygılarımla...
Darbe ile oluşturulmuş ana yasadan siz demokrasi mi bekliyorsunuz? İşte bu imkansız.
Ayrıca, ordunun neden müdahale etme zorunluluğu hissettiğini uzun zamandır irdelim. Menfaatler yok mu şu menfaatler...
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar, iğrenç komplolar kurarak insanları kandıranlar ve bunları yönetenler, şeytana kulluk edenler, cehennemi hiç mi düşünmezsiniz diye hepsine birden seslenmek isterdim. Birçoğu öldü, kurucuları öldü, ama yaptıkları kara yüz hala ortada ve adalet, özgürlük adı altında insanlıkları ellerinden alınmış insanlar.. Ne acı bir durum. İnsanlar ne yaparlarsa yapsınlar mevcut sistemi kuran ve yönetenlerin çizdiği yollardan gitmek zorunda kalıyor.
Artık bende Mehdi bekliyorum.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Waldow - Haziran 23, 2009, 04:58:31 ÖÖ
Öncelikle şunu söylemeliyim ordu hantal ve ilkel silahlarla mücadele etmiyor.Bazılarımız yaptıkları askerligin gerçek askerlik olduğunu sanıyor. Batı bölgelerde kapıda ve kulubede nöbet tutarken eline verilen G3 ve benzeri gelişmemiş silahlardan başka silah olmadığını düsünüyor sanırım. Ordumuzun ne hantaldır nede gelişmemiştir çağın gereklerine göre modernize olmuştur ve yine çağın gereklerine göre kendini yeniden yapılandırmaktadır. Elindeki her gücü erlerle veya sivillerle paylaşsaydı caydırıcılığı kaybolurdu zaten. Ayrıca Orduyu tutan taraf Ergenekoncu ve Gladyocu olarak sıfatlandırılırken mevcut iktidarı savunanlarda irticacı olarak nitelendirilmektedir. Hiçbir taraf sütten çıkmış ak kaşık değildir. Evet, acı bir gerçek ama Türkiyede bir Gladyo yapılanması vardır bunun askeri ve sivil kanatları vardır. Fakat Gladyoda durduk yere bu ülkede örgütlenmedi zamanın iktidarı ABD ile stratejik ortaklık kurmak için ABD nin her isteğine boyun eğdi simdide bir başkası yine ABD ye yaranmak için artık lüzümlu görülmeyen bir örgütü çökertmeye çalısıyor. Fakat bunu yaparken TSK yı yıpratmamalı. Her kurumda bazı zayıf karakterli insanlar vardır kurumların bunlardan kurtulması gerekir fakat bunu yaparkende bir birlerinin saygınlıgına zarar getirmemelidir.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 23, 2009, 10:49:26 ÖÖ
 Ordu AB sürecine karışır,güneydoğu sorununa karışır,İlker Başbuğ'un konuşmasını hatırlayın Türkiye'de milliyetçilik tanımı yapar,Yaşar Paşanın konuşmasını hatırlıyorum Antalya'daki ufak hristiyan cemaatlere bile karışmıştı ordu bu ülke de ne yapmaz acaba çeteleri belgeleri saymadım bile...

SAygılarımla..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 23, 2009, 10:54:18 ÖÖ
Büyükanıt ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmalı 
 
 
Türkiye günlerdir "AK Parti'yi ve Gülen Cemaati'ni bitirme"yi amaçlayan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nı tartışıyor. 
 
 
 
Aslında bu planlarla ilk defa karşılaşmıyoruz. 27 Mayıs darbesi ile başlayan süreçte Türkiye'de darbe teşebbüsleri, muhtıralar, darbeler her döneme damgasını vurdu. Anayasalarımız dahi darbelerin eseri.

Çok yakın geçmişte, 28 Şubat sürecini yaşadık. Andıçlar, eylem planları, brifingler herkesin gözü önündeydi. Sivil irade sadece seyretti, hatta post-modern darbenin bir ayağını oluşturdu, bazı siyasetçiler her zaman olduğu uzlaşmayı tercih etti. Bir hükümetin devrilmesinde adeta suç ortağı oldu.

Ardından Ayışığı, Sarıkız darbe girişimleri ortaya çıktı. 27 Nisan emuhtırası ile TBMM'nin cumhurbaşkanı seçme iradesine adeta ipotek konuldu. Şimdi, yine bir hükümeti devirme planını tartışıyoruz. Yıllardır tartıştığımız gibi yine sadece tartışacak mıyız yoksa herkesin tarafı bu defa demokrasi olabilecek mi? Askeri yargıyı, darbe ve darbeye teşebbüs suçunu emekli Albay Hakim Ümit Kardaş ile konuştuk...

Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş, BUGÜN'e çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Büyükanıt ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmalı

"27 Nisan e-muhtırası teşebbüs olarak tamamen tamamlanmış bir suçtur" diyen Ümit Kardaş'a göre eski Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanmalı. Kardaş, "Bu demokratik rejime doğrudan müdahaledir" dedi...

Röportaj: Seda ŞİMŞEK

Askeri mahkemelerde görev yapan hakimler sizce bağımsız mı?

Askeri mahkemelerin kuruluşunda bulunan askeri hakimler hakim statüsünde olmalarına rağmen subay üniforması içinde görev yapıyorlar. Askeri hakime verdiği kararlar nedeniyle Yargıtay'dan bir not verildiği gibi, yükselmesinde etkili olacak şekilde kendisinin bağlı olduğu komutan tarafından da kendisine bir sicil veriliyor. Askeri hakimlerin tayinlerinde, nakillerinde, yükselmelerinde askeri idare yetkili oluyor. Buradan hareketle tarafsız olduklarını söylememiz çok fazla mümkün değil.

Askeri vesayet var

Bir güdümlülük mü var?

Tabii, bir askeri vesayet var.

Mesela albay rütbeli bir hakim askeri mahkemede tuğgenerali yargılıyor, emir-komuta zincirinin çok önemli olduğu bir kurumda bu nasıl gerçekleşiyor?

Doktora tezimde askeri mahkemelerin kaldırılması gerektiği sonucuna vardığımda, benim gerekçelerimden birisi de buydu. Bir kere asker kişilerin kendi akranları tarafından yargılanmaları düşüncesi zaten Orta Çağ'da kalmış bir düşünce. Ordu hiyerarşisi içinde ast rütbedeki bir hakimin, örneğin bir üsteğmen hakimin bir albayı yargılaması psikolojik olarak büyük bir sıkıntı yaratıyor.

Darbe sivil suçtur

Askeri Ceza Kanunu'nda darbe suçu var mı?

Rejime, anayasal düzene yönelik ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülen suçlar askeri suç değil, sivil suç. Bu sivil suçu, subaylar karargâhta işledikleri zaman askeri yargı görevli oluyor. Askeri mahkemede yargılanmaları mümkün. Ama, diyelim ki Genelkurmay Başkanı ya da 2. Başkanı işin içindeyse haklarındaki işlemi kendilerinin başlatması lazım. "Beni yargıla" demeleri lazım.

Sivil yargı bir şey yapamıyor.

Görevdeyken işlemişlerse, askeri mahalde işliyorlar ve sivil mahkeme el atamıyor.

Mesela, Ayışığı ve Sarıkız'ı sivil yargı soruşturamaz mı?

Burada şöyle bir fark var: Hepsi emekli olmuş. Emekli olduklarında, bu suç da askeri bir suç olmadığı için sivil yargının görevi. Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi var. Herhangi bir nedenle Silahlı Kuvvetler'den ayrılanların, sivil statüye geçenlerin işledikleri suç askeri bir suç değilse, askeri yargıyla olan irtibatı kesilir, sivil yargıya intikal eder. Açık madde var. Görevdeyken yargılama yapılamadı, ama artık görevde değiller, emekli oldular ve Darbe Günlükleri ortaya çıktı. Şimdi yapmaları lazım. Şimdi de yapılmıyor.

Bundan dik alası olmaz

28 Şubat'ta ve 27 Nisan'da olanlar da yargıya intikal etmedi.

Bence 27 Nisan e-muhtırası teşebbüs olarak tamamen tamamlanmış bir suçtur. Parlamento bir cumhurbaşkanı seçecekken öyle tehditkâr bir metin yayınlıyorsunuz ki, parlamento o görevini yapamıyor ve seçime gitmek mecburiyetinde kalıyor. Bundan dik alası olmaz.

27 Nisan'da yayınlanan bildiriyle suç mu işlendi diyorsuz?

Demokratik rejime doğrudan bir müdahale var ve bunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis. Yaşar Büyükanıt, "Ben yazdım" dedi, kimse bir şey yapabildi mi? 12 Eylül de, 28 Şubat da, 27 Nisan da sorgulanmadı.

Demokrasi çıkarmak zor

Bu dediğinizin pek örneği görülmüyor.

Askeri Ceza Kanunu'nun 148. maddesine göre asker kişilerin, siyasi telkinde bulunmaları, siyasi demeç vermeleri suç. Bunu bir teğmen yapsa hemen yargılarsınız, en üst seviyede generaller yaptığı zaman seyrediyorsunuz. Bu o zaman tabiileşiyor, içselleştiriliyor. "Bize anayasayı, laikliği ne güzel anlatıyor. Weber de okumuş" diyoruz. Böyle bir içselleştirmeden, böyle bir kültürden demokrasi çıkarmak fevkalâde zor. Türkiye'deki rejimin niteliği belli. Askeri vesayet rejimi var.

Askeri mahkemenin varlık nedeni iç disiplin

Askeri mahkemelerin yetki alanı nedir?

Askeri mahkemeler, askerlerin askeri suçlarını yargılayacak, askerlik hizmeti göreviyle ilgili suçlarını yargılayacak, askeri mahalde işledikleri suçları ve askerler aleyhine işledikleri suçları yargılayacak. Bu dört ölçütle askeri yargının görev alanı alabildiğine ve tabi hakim ilkesine aykırı olarak genişletilmiştir.

15-20 suç sayarsınız...

Size göre askeri mahkemelerin görev alanı ne olmalı?

Askeri mahkemelerin varlık nedeni iç disiplini sağlamak. Firar, emre itaatsizlikte ısrar, nöbet talimatına aykırı hareket etmek gibi 15-20 suç sayarsanız. Anayasayı ve kanunları değiştirmek, askeri yargıyı sınırlı bir alana sokmak gerekiyor.

Askeri suç nedir?

Anayasa yazmış ama, "askeri suç nedir?" bir tanımı yok. Askeri Yargıtay içtihatlarına ve doktrine göre Askeri Ceza Kanunu kapsamına giren tüm suçlar, askeri suç. Askeri Ceza Kanunu, Türk Ceza Kanunu'nun aşağı yukarı üçte ikisini içine almış durumda.

Belgede yer alanlar darbeye teşebbüstür

Andıç hazırlamak suç mu?

Andıç bir karargâh faaliyeti de. Andıç görev gereği hazırlanıyor. Mesela, andıç veya başka bir adla siyasi bir faaliyette bulunuluyorsa, birtakım insanlar için operasyonlar düşünüp, planlamalar yapılıyorsa, bu andıç da faaliyet planı da olsa tabii ki suçtur.

Bir de suç uydurulmuş

İrtica ile Mücadele Planı'nı hazırlamak bir görev mi?

Bu bir eylem planı. Bu eylem planında Adalet ve Kalkınma Partisi'ne karşı nasıl bir strateji ve eylem izleneceği, cemaate karşı nasıl bir eylem yapılacağı yer alıyor. Bunlar suç. Bir de hükümeti devirme amacı var, yani hükümetin görevini yapmasını tamamen engellemek var, o da suç. Yani darbeye teşebbüs suçu oluşmuş. Karşılığı ağırlaştırılmış müebbet hapis. Bir de suç uyduruluyor. Suçla ilgisi olmayan birilerini suçlu duruma getirecek tuzaklar hazırlanıyor.

Henüz böyle bir belgenin varlığı resmi olarak doğrulanmadı ama genellikle "bu hazırlanmıştır" kanaati var.

Birçok ihtimal var. Ama bu tarihsel gelenek sanki böyle bir belgenin olabileceğine ağırlık veriyor. Çünkü, düne kadar zaten bunlar hazırlanıyordu. Eğer gerçekse bu durum, bundan ya Genelkurmay Başkanı'nın haberi vardır, onun talimatı ile hazırlanmıştır ya da 1960'dan beri olduğu gibi Genelkurmay Başkanı'nın haberi yoktur, içeride bir cunta vardır, onlar hazırlamışlardır. İkisi de birbirinden vahim...

İlker Başbuğ "Ben yokum" dedi.

Genelkurmay Başkanı'nın "Ben yokum" demesini kabul ettiğinizde, Genelkurmay Başkanı'na "Sizin yanı başınızda böyle eylem planları hazırlanırken sizin bundan haberiniz yok, bu vahim bir zafiyet" denilmesi gerekiyor.

Belgede imzası bulunanlar askeri yargıda yargılanacaklar.

Bu belge bir soruşturma çerçevesinde, bir şüphelinin ofisinde bulundu. O soruşturmayla bağlantılıysa ve o örgütün Silahlı Kuvvetler içindeki bir uzantısıysa bu, sivil savcılar bunu bağlılık nedeniyle soruştururlar. Çünkü, bu suç netice itibariyle sivil bir suç. Askerlerle siviller birlikte işlemişse, öyle bir bağlantı çıkarsa o zaman bu sivil yargı içinde görülebilir. Ama, böyle bir bağlantı yoksa, böyle bir bağlantıya ilişkin delil de yoksa, o zaman daha yeni ve başlı başına bir suç olur. Bu durumda bu suç askeri mahalde işlendiğinden ve bu kişiler de asker kişiler olarak görevde oldukları için askeri mahkemede yargılama yapılır.

Albay'a 'gitme' denildi mi?

Soruşturma çerçevesinde belgede imzası olduğu iddia edilen Albay, ifade vermesi için çağrıldı fakat gelmedi.

Genelkurmay Başkanı ile Başbakan görüştü. O albay kendinden menkul bir cesaretle mi gitmiyor ifade vermeye? Yoksa bir zihniyet veya varılan bir mutabakat sonucu "gitme" mi deniyor? İstanbul Cumhuriyet Savcılığı yürütmekte olduğu soruşturmayla ilgili o albayın ifadesini gerekli görüyorsa, ister tanık, ister şüpheli olarak alabilmeli.

Şemdinli'de yaşananlar yaşanmasın

Bundan sonraki süreçte ne bekliyorsunuz?

Bu çok önemli bir kırılma noktası. İktidarın bunun üzerinde durması gerektiğini düşünüyorum. Şemdinli'de yaşananlar yaşanırsa kötü olur. Üzerine gidilmeli.

Askeri savcılıkta da bir soruşturma yürütülüyor.

Eğer Albay çıkıp "Ben bunu yazdım. Böyle düşündüm" derse, bu da suç, cezasını alacak. Ama mesele bu mudur? Bununla geçiştirecek miyiz? Askeri yargının statüler nedeniyle bunun ötesine gitme şansı pek fazla yok.

Siyasete müdahale

Bunları değiştirmek için tarihsel refleksler ve gelenekleri de değiştirmek gerekiyor.

Cumhuriyet ile birlikte tevasür edilen bir şeyler var. Bunlardan birisi de askerin sürekli siyasete müdahil olması meselesi. Bu özellikle 1908'den sonra, İttihat ve Terakki ile birlikte çok yoğun bir şekilde yaşanmış. O dönemde askerin siyasete müdahalesini yasaklayan kararnameler çıkarılmış. İmparatorluğun o döneminde bu suç haline getirilmiş.

Çünkü, mesela Balkan hezimeti ve Balkanlar'ın elden çıkması tamamen askerin siyaset üzerindeki etkisine bağlı bir hadise. Nitekim, imparatorluk o dönemde Sarıkamış Faciası'nı yaşıyor. Çok daha önemlisi, imparatorluk 1. Dünya Savaşı'na padişahın haberi olmadan giriyor. Buradan geliyoruz 2009 Türkiyesi'ne ve biz aynı şeyi yaşıyoruz sürekli olarak.

Askerin siyasete doğrudan müdahalesini ilk olarak 27 Mayıs'ta görüyoruz.

1960 askeri darbesi Türkiye'de yaşadıklarımızın ana sebebi olmuştur. Çok genç, taze olan demokrasiye de büyük bir darbe vurmuştur ve büyük bir travma yaratmıştır. Ordu içindeki hareketler durulmamıştır.

Bakanlığın işlevi yok

Daha sonraki dönemlerde de Türkiye darbe teşebbüsleri ile, muhtıralarla ve darbelerle karşı karşıya kalıyor.

Siyasetçiler cuntalaşmaları ve alttan gelen hareketleri önlemek için bir nevi generallerle dayanışmaya giriyorlar, Genelkurmay'ın güçlenmesini istiyorlar. Siyasetçiler de ordudaki generaller de 1960 ihtilalini alttaki subaylar yaptığı için, Talat Aydemir olayları da yaşandığı için, Genelkurmay'ı kuvvetlendirme düşüncesiyle Genelkurmay Başkanlığı'nın Görev ve Yetkileri, Teşkilatı hakkında bir kanun çıkarılıyor.

Orada Genelkurmay Başkanlığı'nın görevi ve yetkileri özerk bir şekilde düzenleniyor ve hâlâ geçerlidir o özerklik. Milli Savunma Bakanlığı'nın Teşkilatı hakkında kanun vardır, görevi hakkında kanun yoktur. Milli Savunma Bakanlığı teşkilat olarak vardır, fakat hiçbir işlevi yoktur, bütün görevler Genelkurmay'a verilmiştir ve Genelkurmay özerktir. Bugün de sadece Başbakan'a karşı bir sorumluluğu vardır.

TSK'nın özerk yapısı yol açtı

1961 Anayasası özgürlükçü anayasa olarak değerlendiriliyor.

1961 Anayasası her ne kadar özgürlükçü anayasa olmakla birlikte, bir taraftan da 1961 Anayasası askeri vesayet rejimini de getirip anayasaya yerleştirmiştir.

Siyasetçiler kendi elleriyle mi hazırlıyorlar aslında bu müdahaleleri?

Genelkurmay'ı güçlü ve özerk kılarak, aşağıdan gelebilecek cuntalaşmaların ve müdahalelerin önlemesi amaçlanmıştır. Ama, çok ironik bir şekilde 12 Eylül 1980 darbesi emir ve komuta zinciri içinde, Genelkurmay'ın o güçlü ve özerk yapılanması sonucu olmuştur. Genelkurmay özerk olmakla sivil, siyasi otoritenin emrine girmemiştir, aksine kendini özerk adlederek, aslında cuntaların yapmak istediklerini bu sefer Genelkurmay kendi özerk yapısı içinde sürdürmüştür.

ÜMİT KARDAŞ KİMDİR?

Dr. Ümit Kardaş, asker-sivil ilişkileri üzerine makaleleriyle tanınıyor. Kapalı kalmış ve "korku psikolojisi" nedeniyle kimsenin pek de fazla girmek istemediği askeri yargı ile ilgili konuşabilen, düşüncelerini ifade edebilen ve hatta eleştirebilen aslında tek kişi. Emekli albay ve askeri hakim.

Askeri hakim ve albay olup, "demokrat" duruşu ile dikkat çekiyor. 1983 yılında yazılmış "Askeri Hakimin Bağımsızlığı ve Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yetkileri" adlı tezi bulunan Kardaş'ın "Ötekiler için Sivil İtaatsizlik Rehberi" adlı kitabı bulunuyor. Kardaş'ın bir de "Aşka Dair Ne Varsa" adlı bir şiir kitabı var.
 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Barbaros - Haziran 23, 2009, 11:03:07 ÖÖ
Sayın Waldow,
Tabiki de ordumuz güçlü silahlarla donatılmıştır, zaten böyle de olması gerekir fakat bunun acı tarafı bu silahları biz üretmedik. Zamanında Şakir Zümre tarafından kurulan ve Atamız tarafından destek gören harp sanayi fabrikası, uçak bombaları bile yapıp yurt dışına pazarlıyordu. Peki niçin kapandı bunu kaç kişi biliyor? Şakir Zümre deyince şuanki milletin aklına soba geliyor.

2. dünya savaşında alman saldırısına karşı hava kuvvetlerini güçlendirmek isteyen birçok ülke bu fabrikadan mühimmat bile değil demirbaş almıştır.

ismet inönünün zamanında abd den aldığı silah yardımlarıyla savunma sanayimiz kapanmak zorunda kaldı ve kapandı.
harp sanayimizin kapatılması için bir tür oyun gibi. Ülkemiz harp yönünde ilk olarak ismet inönü tarafından dışa bağımlı olması sağlanmıştır.

Gladyo yapılanmasına gelince bakın avrupa parlmentosu ne diyor,
"Avrupa Topluluğu'na üye pek çok ülkede gizli, paralel istihbarat ve silahlı operasyon örgütlerinin 40 yıldır var olduğu Avrupa hükümetleri tarafından ortaya çıkarılmıştır. Kırk yıldır bu örgütlerin demokratik kontrolden kurtulduğu ve NATO ile işbirliği halinde ABD gizli servislerince yönetildiği anlaşılmıştır."

Aşağıdaki yazılar sizler de de fikir uyandırabilir. Felice Casson ismini muhakkak duymuştursunuz gladyoyu çözmek için cumhurbaşkanını bile sorgulamış ve cumburbaşkanı bile bu örgütün içinde olduğu tespit edilince yargılanması sağlanmıştır.


Gladyo`yu ortaya çıkaran İtalyan savcı Casson, `Sorunun kaynağına inin, Ergenekon`un amacına yoğunlaşın` diyor


`Soruşturmanın sonlarına doğru bir mektup geldi. `Kapıya kadar geldin. İçeri girmeye kalkarsan neler olacağını bilmiyoruz.` diyorlardı. Kapıyı araladım ve içeridekini gördüm. Bunları en üstte idare eden bir güç var.`


Bu sözler İtalya`daki kanun dışı silahlı yapılanma Gladyo`yu ortaya çıkaran ünlü savcı Felice Casson`a ait. Efsane savcı, on yılını verdiği Gladyo mücadelesini ve tecrübelerini anlattı. Casson, Gladyo ve Ergenekon tipi örgütlerle mücadelede sonuca ulaşabilmek için öncelikle güçlü bir siyasi iradenin gerekliliği üzerinde duruyor. Özel yetkilerle donatılmış bir meclis komisyonu kurulmasının önemini, `Savcılar bir yere kadar ulaşabilir. Ama bu komisyon, hükümet kararlı ise istediği yere gider.` sözleriyle özetliyor. Türkiye`ye, `Sorunun kaynağına inin. Ergenekon`un amacına yoğunlaşın.` tavsiyesinde bulunan Casson, `İtalya`da ne değişti?` sorusuna iki maddelik bir cevap veriyor: `Katliamların sorumlularını bulduk. Varlığı demokratik toplum için tehlikeli olan örgütü ortadan kaldırdık.`


Felice Casson, ülkesinde yürüttüğü `Gladyo` operasyonuyla efsane haline geldi. Aralarında siyasetçi, general ve işadamlarının da bulunduğu yüzlerce kişiyi hakim karşısına çıkardı. Casson`a göre, Gladyo ve Ergenekon gibi örgütler sadece bir araç, amaca ulaşmak için kullanılan birer taşeron yapı: `İtalya`da Gladyo`nun dışında çok sayıda kanun dışı yapılanma bulunuyordu. Bu örgütleri, en üstte idare eden, kimsenin bilmediği bir `güç` var. Zamanın değişen şartlarına göre, kullanılan örgütler tasfiye edilebiliyor fakat `en üstteki iktidar` yeni stratejilerle yoluna devam ediyor.` Savcı, soruşturması sonucunda generalleri bile hapse gönderirken Gladyo`nun kendisine dokunamadığını anlatıyor. Efsane savcı Felice Casson`un Gladyo ve Ergenekon`la ilgili görüşleri şöyle:


ÖZEL YETKİLİ MECLİS KOMİSYONU KURULMALI


Gladyo, Ergenekon gibi yasadışı örgütlerle mücadelede sonuca varabilmek için savcıların soruşturmaları dışında güçlü bir siyasi iradenin olması şart. Hükümetin kararlılığı çok önemli. Ben Gladyo`nun varlığıyla ilgili ilk belgelere ulaştığımda dönemin başbakanı Andreotti`ye gittim ve, `Ben bu belgeleri buldum. Diğer delillere ulaşma konusunda bana yardım edecek misiniz?` dedim. Başbakan o zaman `evet` dedi fakat Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga`hayır` dedi. Gladyo`nun Amerikalı dostlarıyla, Rusya`ya karşı kurulan bir örgüt olduğunu savunarak karşı çıktı. Açıkça ve inanılmaz bir şekilde her yönden bana saldırdı. Burada, hükümetin siyasi iradesi bana çok yardım etti. Siyasi sorun temel. Her şeyden önce, eylemlerin ve sorumlulukların anlaşılabilmesi için adli bir soruşturma yapmak lazım. Ama daha fazlası için İtalya`daki `Commissione Stragi` gibi bir meclis komisyonu olmalı. Savcıların sahip olduğu yetkilerle donatılmış bir araştırma komisyonu kurulabilir. Böyle bir komisyon, özellikle savcıların gerçeklere ulaşmakta zorlandığı, mafyanın, teröristlerin ve gizli servislerin karıştığı durumlarda gerekli. İtalya`da kurduğumuz geniş yetkili araştırma komisyonu P2 mason locası ve Bologna katliamı konusunda araştırmalar yaparak bize önemli bilgiler verdi. Birlikte, paralel çalıştık. Yasal olmayan örgütlerle mücadelede özel yetkili bir meclis komisyonunun kurulması çok önemli. Meclis komisyonu, siyasi irade varsa istediği yere kadar gidebilir. Fakat, hükümet ne yapacağını bilmiyorsa, siyasi irade yoksa bu çok zor. Komisyonu kurmaya karar verdikten sonra, onu işletmek, yetki vermek lazım.


CUMHURBAŞKANI OPERAOPERASYONA KARŞI ÇIKTI


Gladyo, İtalyan toplumunu bölen önemli bir sorundu. Aynı partiden, Hıristiyan Demokrat olan Başbakan Giulio Andreotti ile Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga arasında büyük bir zıtlık vardı. Başbakan, askerî gizli servis arşivlerine girmemi sağladı. Konu, hükümeti ve partileri bile bölmüştü. Hükümetteki bakanlardan bir kısmı destek verirken bazıları karşı çıkıyordu. Cumhurbaşkanının, bu örgütle 60`lı yıllarda başlayan bir ilişkisi vardı. Başbakan, Gladyo soruşturmasına destek verirken, Cossiga`Hayır bu soruşturma olmayacak` diyerek engellemeye çalıştı. Sonunda, İtalyan hakimler ve savcılar yüksek konseyi müdahil olarak engellemelere karşı çıktı. Komünistler ve sosyalistler ise soruşturmaya destek veriyordu. Aynı şekilde medya da bölünmüştü. Bu dönemi tamamen gazetecilerle birlikte geçirdik. Sağcı gazeteler genelde, Gladyo`nun İtalya`yı komünistlerden korumak için yapılmış geçmişte kalan bir örgüt olduğunu savunarak soruşturmaya karşı çıkıyordu. Fakat biz bunun, farklı şekilde düşünen siyasi, sendikal ve Hıristiyan muhalefeti kontrol etmek için kullanıldığını gösterdik. Soruşturma esnasında karşılaştığım en büyük zorluk, Gladyo`nun uluslararası bağlantılarına erişmek oldu. Bunlara ulaşmak bir savcı için çok zor. NATO üyeleri ve bunların dışındaki çok sayıda ülkelerin gizli servisleriyle bağlantılar bulunuyordu. Türkiye ile bile bağları vardı. Farklı ülkelerden Gladyo üyelerinin katıldığı ortak askerî antrenmanlar düzenleniyordu. Başka ülkelerle ilgili kısımları araştırmayı başaramadım. Talep ettim ama mümkün değildi. Kapılar tamamen kapalıydı. İtalyan hükümetinden ve istihbarat teşkilatından yardım istedim ama bunun mümkün olmadığını söylediler. Çünkü kozmik (gizli) belgelerdi. Fakat, İtalyan askerî gizli servislerinin arşivlerinde bulduğum belgeler, İtalya ile ilgili araştırmamız için gereğinde fazla yeterliydi. İtalya`nın dışına bakabilmek için yeterli değildi.

GLADYO, ZAMANAŞIMINA TAKILDI


İtalyan Gladyo`su, NATO ve bazı ülkelerin gizli servisleriyle birlikte kurulmuş bir örgüt. İtalya devleti, resmî olarak hiçbir şey bilmiyordu. Hiçbir şeyden haberi olmayan cumhurbaşkanları, başbakanlar ve savunma bakanları oldu. Sadece istihbarat şefleri istedikleri siyasileri seçerek bilgi veriyordu. Soruşturmaya kadar İtalya Meclisi de hiçbir şey bilmiyordu. Komünizmle mücadele için kuruldu fakat içeride, özellikle de farklı düşünenlere, muhaliflere karşı da kullanıldı. Gerçekleştirdiğim soruşturmada, Gladyo ile ilgili, en azından 1972 yılına kadar olan dönemle ilgili somut sorumluları belirledik. Bunlardan bazıları ölmüş, bazılar hayattaydı. 1972`deki Peteano katliamının bütün sorumlularını ortaya çıkarmıştım. Üç terörist ve bunlara yardım eden jandarma generali, bir albay ve bir mareşal, istihbarat ve polis şefleri ve adli yetkililer. Hepsi suçlu bulunarak cezalandırıldı. Fakat mahkeme Gladyo`nun bu tarihe kadar eylemlere karıştığını kabul etse de zamanaşımını gerekçe göstererek örgütle ilgili yargılama yapmadı. Sonuçta, sadece eylemlere karışanlar cezalandırıldı, örgüt değil. Ayrıca, sadece 622 Gladyatör`ü tespit edebildik. Halbuki çok dafa fazlaydı. Diğerlerini sakladılar.


ÖRGÜT TAMAMEN ORTADAN KALKMADI


Soruşturmaya kadar Gladyo aktifti. Sonra Başbakan Andreotti`nin yaptığı düzenlemelerle bittiği söylendi. Ama tamamen ortadan kalktığını zannetmiyorum. Belki, değişik bir yapı altında işliyordur. Gladyo, İtalya`daki tek yasadışı gizli örgüt değildi. Paralel olarak çalışan, Rüzgar Gülü, Avanguardia Nazionale ve P2 mason locası gibi çok sayıda farklı yapılanma vardı. Gladyo, bunların tepesinde her şeyi idare eden örgüt değil. Onlardan bir tanesi. Bunların üstünde, her şeyi idare eden bir şef var. Fakat alttaki örgütlerdeki kişiler bir şey bilmez. Diğer bağlantılardan haberdar değillerdir. Önemli olan, hedeflenen amacı iyi anlamak. Ergenekon ne istiyor? Amaç ne? Gladyo, sadece bir parçaydı. Güdülen gerginlik stratejisi ise daha büyük bir şey. Gladyo sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç. Strateji, farklı bir şey. En üstten, şeflerden çıkar. İtalya`daki hedef, gerginlik stratejisi ve iktidarı elde tutma idi. İtalyan ve uluslararası bir güç vardı ve bunu kaybetmemek gerekiyordu. Strateji zamanla değişti. Berlin Duvarı`nın yıkılmasıyla panorama tamamen değişti. Artık İtalya için bu gizli örgütleri koruma gereği ortadan kalktı. Düşmanlar değişti. Aynı şekilde stratejiyi de değiştirmek gerekiyordu. Değişti... Başka şeyler düşünüldü. Bu kısa zamanda görebileceğimiz bir şey değil. Gladyo`yu ortadan kaldırdılar. Ama illa ki başka yapılar vardı.


EKONOMİK ÇIKARLAR DAHA ÖNEMLİ


Soruşturma sonucunda ekonomik ve finansal çıkarların, siyasi iktidardan daha önemli olduğuna ikna oldum. Bu tür gizli yapılanmaları kontrol eden en yukarıyı bilmiyoruz. Ekonomik ve mali iktidara bakmak lazım. Bunu söylemek kolay değil. Belki de bir savcının sorunu değil. Somut bir suç olduğu zaman tamam, bu bir vaka. Bu durum, dünyadaki büyük ortaklıkların bir sorunu. Doğu-Batı gibi. Sınırları aşıyor. Bir savcı oraya varamaz. En üstte bir iktidar var, çıkarlar var. İtalya`da hâlâ bunlar konuşulur; ama bir sonuca varmak zor.


ZİRVEDEKİ GÜCÜ GÖRDÜM


Soruşturma sonucunda en üstte, her şeyi kontrol eden iktidarı gördüm. Soruşturmanın sonlarına doğru bir mektup geldi. Mektupta, `İktidarın kapısına kadar geldin. Eğer kapıdan içeri girmeye kalkarsan neler olacağını bilmiyoruz.` diyorlardı. Bazı şeyleri görebilsek bile, bu sadece bir kısmı oluyor. Bu güç daha büyük bir şey. Kapıyı açtım ve içeride ne olduğunu gördüm. Fakat, sonuna kadar gidecek zamanım olmadı. Kapının ardında, içeride bir güç vardı. Fakat bunu bireysel olarak temsil edenleri göremiyorsunuz. Bir savcının veya hakimin bu kapıdan içeriye girebileceğini zannetmiyorum. Çünkü, onlar için eylemlerin, suçların delilleri lazım. Suçlar bir araç olabilir. Kapıdan içeriye ulaşmak bir hakim için çok zor çünkü o sürekli somut olaylar üzerinden hareket etmek zorunda. Orada ise durum karmaşık. Bir parlamento komisyonu belki. Amacı ve fenomenleri anlamak için...


ERGENEKON`UN AMACINA YOĞUNLAŞIN, TEK KOMİSYON YETERLİ OLMAZ


Felice Casson, Ergenekon terör örgütü davasını uzaktan izlediğini anlatıyor. Ergenekon`un Gladyo`dan farklı bir yapıya benzediğini ifade eden savcı, `Türkiye için şu an zor olanın geçmişte olan herşeyi öğrenmek olduğunu düşünüyorum. Bunun için tek bir komisyon yeterli olmaz. Öncelikle şu önemli şeyi, güdülen hedefi iyi anlamak gerekiyor: Ergenekon ne istiyordu. Amaç neydi? Sorunun kaynağına gitmek lazım. İtalyan gizli servis arşivlerinde araştırma yaparken, Türkiye ile de bağlantılara rastladım. Türkiye, kendine özgü zorlukları olan bir ülke. Bizdeki siyasi, ekonomik ve kültürel yapı daha basit. Türkiye`de daha karmaşık sorunlar var. Milliyetçilik sorununa bakmak lazım. Sonra bir din konusu. Bizde de papa var ama bu tamamen farklı bir şey. Türkiye bir sınır ülkesi. Avrupa için de, Ortadoğu için de önemli. Sadece bugün için değil, geçmişte de böyleydi.` diyor.


GLADYO DAVASINDA İTALYA`DA NE DEĞİŞTİ?


Efsane Savcı, `Gladyo` operasyonuyla ülkedeki katliamların ve büyük suçların sorumlularını bulduklarını anlatıyor. Casson, `Varlığı demokratik bir toplum için tehlikeli olan kanun dışı bir örgütü ortadan kaldırdık. Geçtiğimiz sene, 30 yıl önce yapılmış bir kanuna göre işleyen istihbarat servisimizde bir reform yapabildik. Devlet sırrı ve kanun dışı ya da terör örgütleriyle çalışabilme imkanlarıyla ilgili düzenlemeleri tamamen değiştirdik. Devlet sırrı önceden neredeyse ebedi idi. Şimdi bir sınır getirdik. İstihbarat teşkilati için demokratik bir kontrol mekanizması oluşturuldu. Parlamento, sadece devlet sırrı ve istihbarat teşkilatının kontrolünden sorumlu bir komisyon aracılığıyla kontrol hakkını elde etti.` açıklamasında bulunuyor.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 23, 2009, 01:21:44 ÖS
 Aslında kilitlendiğimiz nokta şu ordu güncel hayatda etkinliğini kaybederse bu ülkemiz için kötü olur hayır ben böyle düşünmüyorum ve benim gibi düşünenler bir hayli fazla ordunun siyasetden çekilmesi demokrasinin daha da gelişmesi demek biz bunu veya ben bunu akp hükümeti için değil toplumun tüm kesimleri için istiyorum böylece Türkiyeliyiz kavramı altında sözcüğü altında insanlar özgürce ve hak hukuklarını daha fazla kullanarak kendilerini daha iyi ifade edebilirler daha hür olmak demek daha rahat bir yaşam demek bunu sadece dinci kesimin kullanıcağını düşünmeyin çevreciler,komunistler,aydınlar,aleviler,kürtler,çerkezler herkes için daha iyi bir yaşam ve ortak payda da bir olma daha fazla mutluluk sanırım bu da bizleri yıkmaz ...

  Önüne gelen devlet kurumlarını kendi çıkarları için kullanmasın bürokrasi tarafsız ve şeffaf olsun bunu sağlayabilirsek ülkemiz atılımlarını sağlam istikrarlı şekilde yapar.

  Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Waldow - Haziran 24, 2009, 08:43:17 ÖÖ
Kapının arkasındakiler aynı zamanda dünya ekonomisini yöneten kişiler. Sanırım bu yüzden onlara dokunulamaz.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: amurdad - Haziran 24, 2009, 11:06:37 ÖÖ
Baykal’dan 12 Eylül çıkışı
24/06/2009 07:30  Arkadaşına gönder  Yazdır
Kime:
 
E-posta adresiniz:
 
Mesajınız:
 
   
 Meclis grup toplantısında konuşan CHP lideri Deniz Baykal, hükümete “12 Eylül darbesini gerçekleştirenleri yargılarsan destek oluruz” dedi. AKP, ilk açıklamada “yan çizerken”, Savcı Sacit Kayasu, darbecilere karşı hazırladığı iddianamesinin hâlâ geçerli olduğunu savundu.

soL (HABER MERKEZİ) CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada hükümete çağrıda bulunarak Anayasa’nın geçici 15. maddesini değiştirmeye açık olduklarını söyledi.

Baykal, “Eğer, Türkiye’de 12 Eylül ile ilgili bir hesaplaşmayı, siyasi iktidar, gerekli, yararlı, doğru buluyorsa, elini tutan mı var? Onun gereğini yaparsın. Anayasa’nın 15. maddesi var. Değiştirme ihtiyacındaysan, getirirsin, değiştiririz. ‘Artık geçmişi kurcalamayalım’ diyorsan, onu da bilelim. ‘Bunu kaşımakta yarar yok, bitti’ diyorsan, bunun senin demokrasi ve darbelerle mücadele anlayışına getireceği kısıtlamayı, sınırları da o zaman içine sindir, kabul et. ‘12 Eylül’ü bıraktık, ondan sonrakilerle meşgulüz’ diyorsan, onları da getir, takip edelim. ‘Hazırlandı, uygulanmadı, anılar yayınlandı, kendi aralarında konuştular, yaptılar, suç’ diyorsan, onu da inceleyelim. Askeri darbeyle ilgili hukuki takibat, bir hesaplaşma, Türkiye'yi bir askeri darbe arayışına sürükleyen ortamı tasfiye etme arayışı içindeysen, getir, onun da gereğini yapalım. O konuda da bir sıkıntı yok” diye konuştu.

Alıntıdır..
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Mozart - Haziran 27, 2009, 02:25:10 ÖS
BİR DAHA GEL, GEL SAMSUN'DAN

SARI SAÇLIM MAVİ GÖZLÜM


Aşık Mahzuni Şerif



Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: baris - Haziran 27, 2009, 03:45:27 ÖS
Bazı insanların gülen cemaatinden veya akp den rahatsız olması normaldir.Ben de hükümetten memnun değilim.Ayrıca gülen cemaati başta olmak üzere bütün cemaatlere karşıyım.Canım ülkemin topraklarında yaşayıp Ulu önderimizi karalamalarına tahammül edemiyorum.Fettullah Gülen ve cemaatini hep merak etmişimdir.Dünyanın her ülkesinde okulları olan Ülkemizin hemen hemen herşehrinde yurtları,dershaneleri,evleri olan bir cemaat.Bir imamın nasıl oluyorda bu kadar güçlü bir malvarlığı olabiliyor anlayamıyorum.Müritlerinin efendisi,milletin efendisi olamaz.Kendisi yasaklıdır ve ülkemize gelememektedir.Yasaklanma gerekçesi irticadır.
Emekli Hakim Ü.Kardaş e-muhtıradan ötürü Büyükanıtın yargılanmasını istemiş.Ben katılmıyorum.
TSK Mustafa Kemal'in ordusudur.TSK dış güvenliğimizi sağlamakla birlikte iç huzurumuzu da sağlamakla yükümlüdür.TSK Laik Cumhuriyetin temel koruma unsurudur.Büyükanıt E muhtıra yayınlamamıştır bence.Her zaman tekrarlanan konulara değinmiştir.Hata yazıda değil zamandadır.Saat dilimindedir.Söz konusu Laiklik,Cumhuriyet ise diyor Tarafız diyor.Bunun neresi muhtıra? Bunları Harp Akademi açılışlarında,Devri teslim törenlerinde bir çok yerde söylüyorlar.Sadece Askerimiz değil,yargı temsilcileri de,rektörlerde söylüyor.Onlarda darbeci o zaman.
Şunuda belirtmek isterim ki asla ve asla darbe yanlısı değilim.Geçmişte yaşanan darbelerin sonuçları ortadadır.Askerin de siyasete girmesini asla doğru bulmam ama askerinde bir insan olduğunu bu ülkede yaşadığını bu havayı teneffüz ettiğini ve haliyle olmazsa olmazlara el uzatıldığında konuşma hakkını kendinde bulmasını normal karşılarım.
Bu belge veya kağıt parçası denilen evrak Askeri Mahkeme tarafından yoktur denildi.Sonuçlandırıldı.Konu sivil yargıya girdi.Gerekni araştırsınlar sonucu biz de görelim.Ordumuz ciddi anlamda birileri tarafından yıpratılıyor.Aynı gazeteler nedense sürekli ordu üzerinden oynuyor oyununu.Ben Böyle bir belgenin Ordumuz tarafından hazırlanacağına inanmıyorum.Ordumuz bitirmek isteseydi zaten şimdiye kadar bitirirdi.F.Gülenin nerede kaldığı belli.Finansörleri belli yani herşeyi belli.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: baris - Haziran 27, 2009, 04:12:01 ÖS
Şunu anlayamıyorum.Bugüne kadar bu ülkede bu kadar Laiklik ve cemaatler tartışılmamış ve isimleri birileri tarafından bu kadar açık savunulmamıştır.80 den bugüne asker hükümet tartışmaları yoktu ama ne hikmetse son 7 yıldır müthiş tartışılıyor.Sorunu askerde sivil toplum örgütlerinde arayanlar ne için kendilerinde aramıyorlar?
Ateşi yakanlar dumanında başkalarını boğmak istiyorlar anlayamıyorum.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Genius Loci - Ekim 24, 2009, 03:14:15 ÖS
Evet iş döndü dolatı Komplocu Gazetenin Sözde Belgesi "Kağıt Parçası"nın aslında sözde değil özde bir belge olduğu ve bir kağıt parçası değil gerçekten de imzalı mimzalı bir belge olduğunun ispatına geldi. Bugünkü Hürriyetin başlığı "ŞOK MEKTUP ISLAK İMZA" idi. Hani komplocu gazetenin dediklerine itimat etmiyoruz. Bakalım Hürriyetin haberine;

Islak imza Dursun Çiçek’in el ürünü

Murat KAZANCI / İSTANBUL

 Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in hazırladığı öne sürülen ve kamuoyunda “AK Parti ile Gülen’i bitirme planı” diye bilinen belgenin aslının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği ortaya çıktı.

Dün Albay Çiçek’in ıslak imzasının aslının savcılığa ulaştırıldığına ilişkin haberler tüm televizyonlarda yer aldı. Haber üzerine, Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ve Olcay Seçkin ile birlikte basın toplantısı düzenleyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, “Soruşturma gizli, bende böyle bir bilgi yok” diye açıklama yaptı.

Hürriyet ulaştı

Ancak Hürriyet’in ulaştığı kaynaklara göre bir subay, 10 gün önce 5 sayfalık bir mektupla “AK Parti ile Gülen’i bitirme planı”nın orijinal belgesini gönderdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ihbar mektubunu değerlendirerek, ‘İrtica ile Mücadele Planı’ diye bilinen belgedeki ıslak imzanın, Dursun Çiçek’in imzasıyla karşılaştırılması için Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Adli Tıp incelemenin ardından 3 gün önce 3 uzmanın imzasını bulunan bilirkişi raporunda, “Belgedeki ıslak imza Albay Dursun Çiçek’in el ürünüdür” denildi. Bu gelişmeden sonra Albay Dursun Çiçek’in İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nda yeniden ifadesine başvurulabileceği bildirildi.

Karargâhta panik

İstanbul Başsavcılığı’na gönderilen 5 sayfalık mektupta şu iddialara yer verdi:

“Genelkurmay içerisinde Dursun Çiçek’in çalışmış olduğu Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda olayın ortaya çıkmasının ardından büyük panik yaşandı. Birçok bilgi, belge, evrak ve bilgisayarlar kayıtları imha edildi. Bilgi Destek Daire’nde içinde orjinal belge arandı. Bulamayınca ‘Birisi imha etmiştir’ diye düşünüldü. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a da bu şekilde bilgi verildi. Belgenin bulunamaması üzerine dairede görev yapan subay ve astsubaylar cezalandırılarak başka yerlere tayin edildi”

Başbuğ bulun demişti

Albay Çiçek’in hazırladığı belgeyle ilgili ilk haber Taraf Gazetesi’nde 12 Haziran’da yayınlanmıştı. ‘AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlıklı belgenin fotokopi olması tartışmalara yolaçmış, ıslak imzalı orijinal belge ortaya konulamadığı için Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, “Kâğıt parçası” diye nitelendirmişti. Başbuğ yaptığı açıklamada, sahte olduğu söylenen belgeyi hazırlayanların da bulunmasını istemişti.

----

Bir de "komplocu gazete" cenahından bakalım olaya

Taraf’ın ortaya çıkardığı “İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı belgenin ıslak imzalı orijinal hali Genelkurmay Başkanlığı Karargahında görevli bir subay tarafından Ergenekon savcılarına ulaştırıldı. Belge bir ay önce, ekli bir ihbar mektubuyla birlikte savcılığa gönderildi.

Savcılığa gönderilen belge, Taraf’ın 12 Haziran 2009’da ortaya çıkardığı dört sayfalık “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın orijinal hali. Belgenin aslına ulaşmayı başaran ve imha edilmesini önleyen rütbeli subay, belgeye bir de ihbar mektubu ekledi. İhbar mektubunda, belgenin altında imzası bulunan Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek’in görev yaptığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü ve Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda tüm evraklar ve bilgisayar kayıtlarının imha edildiği de belirtildi. İhbar mektubunda ayrıca Albay Dursun Çiçek’in evininin de göstermelik olarak arandığı vurgulandı.

Karargâhta temizlik yapılmış
Planın hazırlığına 2008 yılının sonunda, emir komuta zinciri içerisinde başlandığına, son şeklinin ise nisan ayında verildiğine dikkat çekilen ihbar mektubunda, bu tarihten sonra belgede öngörülen planların uygulanmaya başlanacağı belirtildi.

İhbar mektubunda, belgenin Taraf gazetesinde yayımlanmasının hemen ardından bir ekip kurulduğu, bu ekibin de belgenin hazırlandığı daire ve şubelerdeki tüm bilgisayarları kontrol ettikleri ve bilgisayarların hard disklerinin temizlendiği de iddia edildi. İhbar mektubunu yazan subay, bilgisayar hafızalarının, “kildisk” adlı bir programla bilgilerin bir daha geri dönülmez şekilde silindiği notunu da düştü.

Jet hızıyla takipsizlik kararı
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca belge ile ilgili yürütülen soruşturma, “Böyle bir belgenin
olmaması ve fotokopideki imzanın Dursun Çiçek’e ilişkin delil bulunmaması” nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmıştı. Askeri Savcılık, konu hakkında adliye mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermişti.  Soruşturma dosyasının gönderildiği adliye makamlarına, Askeri Savcılık tarafından alınarak gönderilen Dursun Çiçek’in ifade belgesinin altına, Çiçek’in ilk defa farklı bir imza attığının ortaya çıkması ise şüpheleri artırmıştı.

Belgenin başkaları tarafından ofise bırakıldığı yönünde söylentiler üzerine de basına, belgenin ele geçirildiği avukatlık bürosunda yapılan aramaların hukuka uygun bir şekilde yapıldığını gösteren kamera kayıtları yansımıştı.

Serbest bırakıldı, taltif edildi
Belgeyle ilgili tutuklanan Albay Dursun Çiçek ise yapılan itiraz üzerine mahkemede yapılan hakim
değişikliğiyle, 24 saat cezaevinde kalmadan dışarı çıkartılmıştı.

Belgeyle ilgili bir ilk de Askeri Şurada yaşanmış, Albay Dursun Çiçek’in terfi edilmemesi üzerine, Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden ilk kez bir albayla ilgili açıklama yapmıştı. Yapılan açıklamada Çiçek’in terfi sırasının gelmediğine vurgu yapılmıştı.

Tüm bu tartışmalar yaşanırken, Taraf Albay Dursun Çiçek’in başında bulunduğu 3. Bilgi Destek Şubesi’nin lağvedildiğini, yerine de Genelkurmay Başkanlığı Özel Sekreterliği’ne bağlı olarak çalışacak bir birimin oluşturulduğunu duyurdu. Dursun Çiçek‘in içinde bulunduğu bu birim, karargahta çok güvenilir 10 isimden oluşuyordu.

Başsavcı ‘Soruşturma gizli’ dedi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin dün konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

Engin, “Soruşturma gizli. Ben de belgenin gelip gelmediği yönünde bilgi yok” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı da, adliye çıkışında gazetecilerin bu yöndeki sorularını yanıtladı. Konuyla ilgili düşüncesi sorulan Çolakkadı, “Bilmiyorum. Ben de televizyonlarda gördüm. Bir aydır izindeyim. Gelse de zaten bilgi veremem“ karşılığını verdi.

1- AKP İÇİNDEKİ AJANLAR HAREKETE GEÇİRİLECEK
Planın AKP’yle ilgili bölümü şu çarpıcı cümle ile bitiyordu: AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti hükümet içerisinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır.

2- ERGENEKON SANIĞI OLAN SUBAYLAR SAVUNULACAK
Ergenekon Davası’nda sanık konumundaki emekli ya da
muvazzaf askerlere sahip çıkılacağı belirtilen planda “Sözkonusu TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacak, gerekli hassasiyet sağlanacak” deniyor.

3- MİLLİYETÇİ PARTİLERİN TABANI GENİŞLETİLECEK
Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkilere de değinen planda, ili ülke ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberlere yazılı ve görsel medyada sürekli yer verilmesi hedefleniyor. Amaç şöyle anlatılıyor: Milliyetçi partilerin bu şekilde tabanı genişletilmeli. AKP kamuoyunda zora düşmeli...

4- KURTLAR VADİSİ’NİN İMAJI KİRLETİLECEK
Ordunun eylem planında Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri dizilerin kamuoyunu yanlış yönlendirdiği ifade ediliyor: “Bu diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak her üçünün de kamuoyundaki güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanmalıdır.”

‘Şu an elimizde olan bir kâğıt parçasıdır’
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 26 Haziran 2009’da düzenlediği basın toplantısında Taraf’ın ortaya çıkardığı, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” için “kâğıt parçası” ifadesini kullanmıştı.

Başbuğ şöyle konuşmuştu: “Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kâğıt parçasıdır. Bu durumda bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkartılması görevi ise devletin istihbarat birimleri ile yargı organlarına düştüğünü bildiriyor ve bunu istiyoruz.

‘TSK darbecileri barındırmaz’
Daha önce de söylediğim gibi TSK demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlı ve saygılıdır.

Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan ve davranışlar içinde bulunan personeli TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor, bunu Anayasamızın 117. maddesine göre TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum. Artık TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı’nın bu ifadesi en büyük teminattır. Daha bunun dışında başka şeyler aranmasının anlamını anlamıyorum.
Bütün bu söylemlere rağmen TSK ile artık hiçbir haklı neden ve haklı bir gerekçeye dayanmadan, çeşitli nedenlerle ve çeşitli şekillerde darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyetli olmadıklarını, halkımızın da artık bu söylemlerden usanmış olduğunu düşünüyorum.

Asimetrik savaşmış...
Onun için TSK’nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki; artık TSK üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son veriniz.”

---

Haydi hayırlı olsun... 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Ekim 24, 2009, 09:19:17 ÖS
Albayın  kabahatinin  Habur 'dan  alınan  katil  teröristlerden  daha  büyük  olduğunu  düşünmüyorum...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: dogudan - Ekim 25, 2009, 12:58:34 ÖÖ
Sayın ozak1977,

Birinin kabahatini başka birinin kabahati ile örtmeye çalışmanızı sizin gibi birine yakıştıramadığımı üzülerek belirtmek isterim. Yine üzülerek ve de özür dileyerek belirtmeliyim ki tepkiniz oldukça duygusal ve biraz da çocuksu buldum.

Hoşumuza gitsin veya gitmesin kabahati yapan kişi yakınımız olsa bile kabahatini örtme şansımız ne yazık ki yoktur.

Suç ortaya çıkınca, başkası da suç işledi bunda ne var (ne olacak) diğeri daha suçlu demek o suça iştirak etmeye benzer.  O suçu saklayan, öven veya birlikte planlayan herkes aynı suça ortak olmuş olur.

Lütfen, akıl ve bilimle icra ettiğiniz mesleğiniz  gibi olaylara bakınız ve  değerlendiriniz.

Yorumumu  sizi incitmek amacıyla  yazmadığımı belirtmek isterim. Aksini düşünmeniz durumun da bu yorumun silinmesini forum yönetiminden talep edebilirim.


Saygılarımla,


Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: semsin - Ekim 25, 2009, 07:10:59 ÖÖ
Sayın ozak1977

Albayın kabahatinden diyorsunuz acaba bu kabahat nedir

Ülkesini sevmek mi ?

İrticaya karşı durmak mı ?

Atatürk ilke ve İnkilaplarına bağlılık mı ?

Yada çamur atanların çamur topuna maruz kalması mı ?

Sadece diye bileceğim tek şey iddia makamı TARAF ' lı gazete okuyor.
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Ekim 25, 2009, 03:04:38 ÖS
Sayın semsin ,

Aşağıdaki iletinizde "Atatürk İlke ve İnkilapları" derken dönüşüm ve devrimlere atıf yaptığınız anlaşılmakla beraber , çok önemli bulduğum bir teknik hata söz konusu. Mesajınızda sözcüğü "İnkilap" şeklinde kaydetmişsiniz ancak -i ile yazıldığında inkilap sözcüğü (kelp -köpek) kökünden geldiği için köpekleşme , köpeksileşme ve bunu savunma anlamına gelmektedir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın kişiliği ve icraatıyla sorunu olan bazı kesimler , bu dil azizliğini kasten kullanmakta ve Gazi'nin Devrimleri'ni savunmanın köpekleşme anlamına geldiği düşüncesini kamuoyuna empoze etmekteler. Elbette sizin böyle bir kastınız ve imanız yok ancak sizden ricam , sonraki iletilerinizde devrimlere atıf yapmak istediğinizde sözcüğü "inkilap" şeklinde değil , bir halden diğerine geçiş, dönüşüm , devrim manalarına gelecek biçimde -ı harfi ile "İnkılap" olarak kaydetmenizdir. Ülkemizde çok sıklıkla yapılagelen bu yanlışlığı vurgulamak yönünden bu detayı forumda genele yazmak bana daha uygun gözüktü.

Saygılarımla

 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozak1977 - Ekim 25, 2009, 07:37:27 ÖS
Sayın doğudan ;

Buna duygusallık denmez adalet istemek denir: Madem  Albay tutuklandı  ; düzeni yıkmaya çalışan çoluk çocuk, kadın ,sivil  , asker demeden  herkesi  kurşuna dizen , köyleri  haraca bağlayan  teröristlere de  müebbet hapis cezası verilsin .. . Asıl o duygusallığı etnik kökeninin farklı olduğunu düşünüp  ülkeyi bölmeye  çalışanlar  göstermektedir...
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ceycet - Ekim 25, 2009, 10:51:02 ÖS

Değerli arkadaşlar,

malum albay Dursun ÇİÇEK'in sözde yapmak istedikleri ile meşgul edilen kamuoyu,yapılanları ıskalamaktadır.Yapılan da,konu başlığının çağrıştırdığı "psikolojik harp"in engüzide örneklerinden müteşekkil bir operasyondur.

Becerilenler sayesinde;malesef,bugüne kadar teröriste kızan kamuoyunda,etnik nefret sendromları başgöstermiştir.Bugüne kadar,terör örgütü sözde kürdistan topraklarının T.C tarafından sömürüldüğünü iddia ediyordu;bugün geldiğimiz nokta da,göç alan bölgelerin yerleşik halkları,kendi olanaklarının göçedenler tarafından sömürüldüğünü dillendirmeye başladılar.Dolayısıyla,haklılık ögeleri taşıyan bu algı,etnik düşmanlığın oluşması için yeterli iken,üstüne bu düşmanlığı körüklemek isteyen odakların faliyetleri,mevcut durumu içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir.

Şimdilik,örgütlenme aczi olan bu anlayış,mazallah uygun şartlar oluşursa çokçabuk gelişecek,30 yılda başarılamayanlar 30 gün içinde gerçekleşebilecek bir zemine taşınma olanağını bulacaktır.Akl-ı selim e düşen,dikkatleri buyöne çekmek olmalıdır.Aksi taktirde,kabusa dönen bölünme korkusu,bu korkuyu taşıyanlar tarafından eyleme dönüştürülmekte tereddüte mahal kalmadığı zannıyla kullanılabilecektir.Yani,geçmişte bölünmekten korkan kamuoyu,artık bölünmenin daha hayırlı olabileceği bir idrakin kontrolüne girecek ve buna gerçekten inanmaya başlayacaktır.

Böyle bir idrakin oluşarak,kamuoyunu konrol etmeye başlaması, ençok bu tahriklerde rol alan kesimin zararına olacaktır.Pirince gidenler,bulgurdan da sofradan da olacaklardır.Birileri davul zurna ile dağdan inerken,birileri davul zurnayla başka dağlara çıkmaya başlarsa,o dağların eteğindeki bağlar da yaşayanlar,tabiatıyla,oldukça rahatsız olacaklardır.


Saygılarımla
Başlık: Re: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Isis - Ekim 25, 2009, 11:22:02 ÖS
Aslinda AKP ve Gulen hareketinin durdurulmasi bir ihtiyac iken, bunu yanlis yerde, yanlis sekilde ve en onemlisi YANLIS ADAMLARIN yapmaya tesebbus etmesi mevzunun hassasiyetini zayiflatmis, Islamcilarin da elini guclendirmistir.  Bu sorunu demokratik yollarla, kanunlara bagli kalinarak sivil toplum orgutlerinin veya siyasi partilerin cozmesi gerekirken, askerin bu ise burnunu sokmasi isleri karistirmis, cok ince zeka ve analiz urunu olmasi gereken derin bir calismaya uzaktan veya yakindan askerin mudahil olmasiyla balta vurulmustur. Burada iki olasilik ortaya cikiyor. Ya askerin, bunu ortaya cikarsa Islamcilarin elini bilerek guclendirmek istemi gibi bir plan (sayet boyleyse ordu icinde de sekuler dusuncenin kirildigi , Islamcilara calisan bir zihniyetin hukumranligi doneminin basladigini dusunsek yanlis olmaz ihtimal- her ne kadar bunu dusunmek bile istemesem de)  veya (ki bu daha vahim) ortaya cikabilecegi hic kestirilememis ve tamamen "Inek Saban" safligiyla yapilmis oldugunu dusunuyorum. Ki ordu gibi savunma mekanizmasinin gobegi olan bir kurumda bunun saflik degil, sadece geri zekalilikla tanimlanabilecegi isabet olsa gerektir.

Fakat surasi bir gercektir ki bu mesele; ordu icinde belkide genc subaylar icinde dahi hala 1980 zihniyetli olanlarin varligi, AB ve ABD'nin Turkiye'nin her hareketine mudahil oldugunu ve ordunun  siyasi otoritesini post modernizmde artik kaybettigini/kaybetmesi gerektigini hala daha kabullenememesi  ile de yakindan alakali olsa gerektir.


Başlık: Re: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Isis - Ekim 25, 2009, 11:54:29 ÖS
Mesajınızda sözcüğü "İnkilap" şeklinde kaydetmişsiniz ancak -i ile yazıldığında inkilap sözcüğü (kelp -köpek) kökünden geldiği için köpekleşme , köpeksileşme ve bunu savunma anlamına gelmektedir

Her ne kadar bu mesele boyle bilinse de aslinda kelimenin Arapca oldugunu dusunursek, iNGILAP (Gaf harfi) -esasen kelime INQILAP olarak yazilsa sezadir ancak dilimizde Q olmadigi icin bu sekilde yazilir- olarak gecer.  Kopeklesme ise iNKiLEP' tir. Buna gore zannedildigi gibi aradaki fark i-ı degil, K ve G harflerinin yer degistirmesiyle ortaya cikar. Cunku Arapca'da ı - i ayirimi yoktur. Ama Ibranice'de de oldugu gibi, Arapca'da da Kef ve Gaf harflerinin ayirimi soz konusudur. Aslinda Turkcemizde K ve G harfleri olsa da INKILAP deyince sanki daha kibar bir telaffuz olacagi dusunulmus olacak ki aradaki fark K ve G harfleriyle ayirmak yerine I -İ harfleriyle teferruk edilmistir.


Arapca'dan dilimize gecen bu kelimenin kullanim bicimine kilif bulmak yerine, oz Turkce'deki halini kullanmak daha yerinde olacaktir dusuncesindeyim. Fakat Mustafa Kemal'in devrimlerinin adini o sekilde koydugu icin degismesi ve degistirilmesinin Turkiye gibi bir ulkede bazi cevreleri rahatsiz edeceginden (her ne kadar Araplasmaya karsi cikan bu grup olsa da) inkilap veya inkılap seklınde kullaniminin kelimenin asil manasini degistirmeyecegini dusunenlerdenim.






 
Başlık: Ynt: Re: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: ozkann - Ekim 25, 2009, 11:55:28 ÖS
Bravo!

Haklı nihai amaçların, hukukun ezilebilmesine ve  sözde meşru zemin oluşturmasının yanlışlığına; dolayısı ile karşı tarafın elinin güçlendirilmesine bu kadar güzel örnek verilemezdi.
Saygılarımla

Aslinda AKP ve Gulen hareketinin durdurulmasi bir ihtiyac iken, bunu yanlis yerde, yanlis sekilde ve en onemlisi YANLIS ADAMLARIN yapmaya tesebbus etmesi mevzunun hassasiyetini zayiflatmis, Islamcilarin da elini guclendirmistir.  Bu sorunu demokratik yollarla, kanunlara bagli kalinarak sivil toplum orgutlerinin veya siyasi partilerin cozmesi gerekirken, askerin bu ise burnunu sokmasi isleri karistirmis
Başlık: Re: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Isis - Ekim 26, 2009, 12:11:01 ÖÖ
Sapkali a olacakti.


Yani soyle: İnkılâp


Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Nueva - Ekim 26, 2009, 01:23:38 ÖÖ
Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: cardiffmonster - Ekim 26, 2009, 01:59:03 ÖÖ
Sn Arkadaslar

Su anki durumda, basliga donmek gerekirse; daha genis perspektiften bakilmasi gerektigini dusunuyorum. Cemaat yahut parti her ne organizasyon olursa olsun, haberler takip edildiginde zaten asiri derece bilgi kirliligi mevcut. Bunun yaninda, devam eden mahkeme de hukuki bir surec ve bu surecin sulandirilmasi var.

Uzun lafin kisasi, AKP gokten zembille inmis bir parti degil hafizalarimizi tazelersek; Gul ve Erdogan Erbakana karsi muhalefet/demokrasi adina konusma haklari oldugunu ifade ettikten sonra , ekonominin topyekun sallandigi bir surecten sonra kurdular bu partiyi. Kurulum surecindede her kesimden  insanlar katildi. O donemi hatirlayanlar bilir, sifirdan kurulan bu partiye DYP, ANAP, MHP, hatta CHP ve DSP den bile -taban- ve -kadro- katilimi oldu.

Su anki sistem ve surecler dahilinde muhalefet partilerinin elestiri ekseni ayni olsa da, AKP aldigi oylarin rehaveti ile dahasi cok acemice kanunsal ve yonetimsel abesle istigal fiilleri olsa da; en cok benim elestirdigim nokta zamaninda kendilerinin iktidari elestirdigi uslubu terbiy esinirlarini asarak kendilerine yandas (bu terimi sevmesemde affedin) kesimle hunharca kibire kapilmasi.

Simdi bugunku durumu da, bunlara ek olarak irdelemek gerekirse; devam eden dava sulandirilmis olsa da bir donem islenen kanli cinayetlerin ve uyusturucudan rusvete bir cok sucun cezasiz kalmamasi acisindan onemli diye dusunuyorum. Sulandiranlar ise destekleyenler bile karsit dusunceye durumu savunmadaki futursuzlugu cok aci bir tablo cikarmaktadir ortaya. Dava da elestirilmesi gereken nokta; Turkiye Cumhuriyeti hukuk ve ceza sisteminin bir revizyona ihtiyaci oldugudur. Isterse milyonlarca sayfa iddianame olsun, -suclu bile olsa- sanik ve ya tanik sandalyesinde oturan insanlarin suclarinin olup olmadiginin ivedilikle neticelenmesi gerekli..... Konu sapmadan bir ornek vericem, magazin sanmayin ama, gecenlerde Deniz Seki uyusturucu kullandigi/temin ettigi icin tutuklanmisti. Illaki haberlerde gozunuze ilismistir. Deniz Seki ilk cikarildigi mahkemede serbest birakildi. Peki tutuklandiktan sonra ne zaman serbest birakildi? 260 kusur gun sonra.... Ozellikle agir ceza mahkemelerinde, Turkiyede hangi mahkemeye karisirsa karissin basit bir suctan bile bir vatandasin aklanmasi yahut ceza almasi aylar seneleri bulabiliyor.

Bu tabloda, AKP nin cinliklerini, yada kimi basiretsiz tecrubesiz yaklasimlarini elestirmek bana mantikli gelmiyor. CUnku asil elestirilmesi gereken AKP nin yahut diger partilerin sistemi duzenlemedeki basiretsizlikleri, sistemdeki catlaklarin onarilmasina dair killarini bile kipirdatmamalari... Bir ornek de yakin zamanda emekli ve calisan sigortalilarin saglik hizmetlerinden alinan katki paylarindan vereyim, bu duzenleme daha oncede yapilmisti ve anayasamahkemesi (ya da ilgili idari mahkeme, tam karar aklimda degil mazur gorun) ne dava acilarak iptal edilmisti. Simdi yeniden ve daha yuksek miktarda bir katki payi uygulanmaya baslandi. Iptal edilecek bir duzenleme daha dogrusu hukuksuz oldugu asikar olan bir duzenleme neden ve kim tarafindan yapilir? Bunu yapan burokratlarin ve siyasi karar mekanizmasinin bilgisi yokmudur?  dedigim gibi bunlar temelde basit ama asil -temel- elestirilmesi gereken konular

seklinde acizane dusunuyorum...

Saygilarimla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: dogudan - Ekim 26, 2009, 12:53:12 ÖS
Sayın Nueva,

Değindiğiniz konu, tartışma konusunu başka yöne çekiyor.  Bahsetmiş olduğunuz konuyu, ayrı bir başlık altına taşımanızı talep edeceğim.  Bu sayede bahsetmiş olduğunuz konuyla ilgili bilgilerinizden faydalanabiliriz.

Saygılarımla,



Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: cardiffmonster - Ekim 26, 2009, 01:47:01 ÖS
Sayın Nueva,

Değindiğiniz konu, tartışma konusunu başka yöne çekiyor.  Bahsetmiş olduğunuz konuyu, ayrı bir başlık altına taşımanızı talep edeceğim.  Bu sayede bahsetmiş olduğunuz konuyla ilgili bilgilerinizden faydalanabiliriz.

Saygılarımla,



Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla


Haddim olmayarak katildigimi bel;rtmek durumundayim, zira Tuk Dil Kurumunun ictihatlarina ve pratikteki Turkce"nin uygulamalarina girildiginde konu basligindan cok daha derin kuyulara girilecegini zannediyorum

saygilar
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: Genius Loci - Ekim 26, 2009, 02:29:52 ÖS
Bu işin ayyuka çıktığı dönemde foruma da aktardığım Sn. Mithat Sancar'ın "bir dönüm noktasından daha geçerken" yazısından bir bölümü tekrar bu başlık altında aktarma gereği hissediyorum. Diyor(du) ki Sancar; "“İrtica ile Mücadele Eylem Planı” etrafında kopan fırtınaya bu açıdan baktığımızda; söz konusu belgenin sahih mi sahte mi olduğu, hiyerarşik düzen içinde mi hazırlandığı yoksa cunta işi mi olduğu tartışmasının çok da önem taşımadığını söyleyebiliriz. Zira bu ihtimallerden hangisi gerçek olursa olsun, bütün bunların temelinde ordunun sistem içindeki konumu yatıyor. Bu durum değişmedikçe, benzer olayları yaşamaya devam ederiz."

Elimizde bır fırsat var. Bu normalleşebilme fırsatıdır. Ya bunu gerçekten değerlendirir ve "dönüm noktası"nı yararımıza kullanırız ya da daha fazla anormalleşmek için elimizden geleni ardımıza komayız. Seçim bizim.

Ordunun türk siyasal hayatında merkezde siyaseti düzenleyen ve denetleyen bir güç olarak yer alması sorunun temel sebebidir. Bunu aşabilmeliyiz. Orduyu tartışmak, orduyu yıpratmak değildir. Polisin uygulamalarını tartışmak polisi yıpratmak değildir. Hikmet-i Hükümetten Devlet Aklından kurtulalım artık. Ordunun siyasal sistemdeki yerini tartışmaya koymak, polisin hukuk devletinin gereklerine aykırı olarak yaptığı faaliyetlere karşı ses çıkarmak devleti yıpratmaz, devleti gücsüz konuma sokmaz. Aksine hukuk devletinde bu yanlışlar, bu aykırılıklar, bu konumlar tartışılmalıdır ki hukuk devleti olarak gelişebilsin. Hukuk devlete egemen olabilsin. Hukuk devlete egemen olsaydı, bunun olması için el birliği ile çalışılsaydı bugün önümüzde duran sorunların pek çoğu olmayacaktı. Ne birileri karargahta darbe planları hazırlayabilecekti, ne de hazırlanan bu darbe planı ortaya çıktığında ordu tabi yapacak denebilirdi, ne de birileri dağdan kahraman edasıyla inip tur atabilirdi. Ama biz her olumsuzlukta, her yanlışta devlettir ne yapsa yeridir dediğimiz için, bunları sorgulamak yerine sessizce kabul ettiğimiz için sorunlar büyüdü, dallandı budaklandı.

Kabul edelim şunu artık, eğer seküler isek, devlete kutsallık izafe edilemez. kutsal devlet olamaz. devletin kurumları hata yapabilir, bunlar sorgulanabilir, tartışlabilir ve hatalar düzeltilmelidir. Hukuksuzluklara iyi gözle bakılamaz, bunlar olagan / normal kabul edilemez. Hukuksuzluğa yönelen, hukuka aykırı işlem tesis eden ve/veya eylem işleyen her kim olursa olsun affedilemez, hoşgörülemez, göz ardı edilemez. Orduda görev yapanlar da birer devlet memurudur ve onlarda hukuksuzluğa meyledebilirler. Onlara yönelik bir farklı bakış sergilemez. Yargılanabilirler. Sorgulanabilirler. Cezalandırılabilirler. Cuntaya tevessül etmek bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Darbe girişimleri ve darbeye meyledenler mutlaka yargılanmalıdır. Darbe yapmış olanlar da yargılanmalıdır, yaşları isterse 190 olsun.

Buradan bir çıkış olmalı, normalleşmeye doğru bir yol... bulamazsak ve/veya eski tas eski hamam, böyle gelmiş böyle gider dersek, ne hamam ne tas kalacak ortada ne de gidecek bir şey... 
Başlık: Ynt: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp
Gönderen: cardiffmonster - Ekim 26, 2009, 04:24:10 ÖS
Sayin SkullG

Irdelediginiz noktalara aynen katiliyorum, ek olarak da ozellikle ulkemize has mevcut duruma bakildiginda kurumsal ve idari tarihe de deginmek gerekir diye dusunuyorum. Misalen, -Osmanli-ya hic dokunmadan cumhuriyet kurulurken ve sonraki donemde ozellikle kanun koyucular -ilk anayasayi ve sonraki donemdeki temel hukuk sistemini dolayisi ile de idari sistemi olusturan dinamikler- asker kokenli idi. O donemin sartlarinda dusunuldugunde baska bir alternatif dusunulemezdi. Emperyalist Milletler Cemiyetinin uygulamalarina bakildiginda zaten yanlisti yahut dogruydu diye bri kisir donguye hic girmeye gerek olmadigini dusunuyorum.

Tarihsel perspektife odaklandigimizda, dikkat ceken asker agirlik elit kesimin bugun sayisi 180 i bulan universitelerden yetisen ve devlet burokrasisiini idari mekanizmasini -gercek anlamda- aristokratik elitist teknokratlarin doldurmaya basladigi asikar sekilde gozlemlenebilir. Ve konuya ideolojik yaklasimlarin tamamen disinda bakildiginda, ornegin su anki bakanlarin bir kismi, ve hatta ticaret odalarinin onemli bir kismindaki bireysel/kurumsal basari abidelerinin sayisi surekli artmaktadir.

Ancak, ben de dahil temel egitimini Turkiyede almis bir cok insandaki ve ozellikle de ust kademedeki asker erkani ve burokrasi erkanindan bireylerin tamami ile kendilerine ogretilen basmakalip gerceklikleri bertaraf edilememesinden kaynaklanan uygulama hatalarina baglanabilir diye dusunuyorum; bugun yasanan bir cok tersligin. Askerin siyasete karismasini elestirirken, siyasi dinamiklerin de uslupsuz ve futursuz yaklasimlari karsisinda nasil bir remedy -pardon cikar yol olacagini su an icin sahsim adina gozlemlemekten, bekleyip gormekten baska bir fiil dusunemiyorum. Her goruse fikire saygi  duymak idealist yaklasimi hepimizin kulagina hos gelirken, ideal liberal dusunce sahiplerinin bile kendi damarina fikrine ters bir durumda verebilecegi tepkileri herkes bilir. Ulkemizde, Cem Uzan bile neredeyse meclise girebilecek oy potansiyelini yakalamisti. Oy verenleri kinamak ya da elestirmek haddim degil. Ancak irdelenmesi gereken nokta toplumun sosyal yapisi ve bireylerin bu sosyal yapiya ne kadar realist yaklastigidir diye dusunuyorum. Acik ve daha net belirtmek gerekirse, insanlar cevresine saygili oldugunu iddia ederken fikirsel mucadele adi altinda neden mucadele geregi duyar ve neden bir sekilde oldugu gibi kabul etmek yerine farazi varsayimlarla fikirsel mucadeleyi varlik yokluk mucadlesine donusturur?

neyse basinizi agritti isem kusuruma bakmayin, uzun sozun kisasi, ozellikle, Turkiyenin ic ve dis dinamiklerine gene l baktigimda , bir skeilde kamuoyunun mesgul edilmeye calisildigi asikar , ancak hayir midir ser midir orasini zamanla hepimiz gorucez kanaatindeyim....

SAygilar